İçeriğe geç

A03-K04-D01·Portföy, Senaryo ve Kurumsal Pazarlama Stratejisi

Kurumsal Strateji ile Pazarlama Arasındaki Bağ

sıfırdan ileri2.930 kelime16 işletme vakası≈ 20 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kurumsal kat ile pazarlama katı aynı şeyi ölçmez. Kurum hangi işlerde olunacağına ve sermayenin nereye konacağına karar verir; pazarlama girilmiş işlerde kime, hangi vaatle ve hangi kanalla kazanılacağına karar verir. İkisi karıştığında iki ayrı hata çıkar: pazarlama kurumun girmediği bir işte fırsat görüp oraya bütçe akıtır, kurum ise pazarlamanın ölçtüğü kaydı hiç görmeden bir işi kapatır ya da açar.

İki hatanın iki ayrı panzehiri var ve ikisi de yazmakla ilgili. Portföy sınırı adıyla, gerekçesiyle ve yeniden açılma koşuluyla yazılı olmalı; yazılı olmadığında herkes kendi kafasındaki sınırı gerçek sanır ve kaçak yatırım hiç fark edilmeden yıllarca sürer. Bir işten çıkarken pazarlamanın kaydını istemek kararı geri aldırmak için değildir; kayıt çoğu zaman kararı değil, kararın sınırını değiştirir.

Bir kararın hangi katta alınacağı maliyetinden okunmaz. İki soru sorulur: bu karardan dönmek kararı vermekten daha mı pahalı ve bu karar yalnız bu dönemin kaynağını mı yoksa işletmenin hangi işte olduğunu mu bağlıyor. İkinci soru olmadan birincisi yanılır; geri alınamayan ama hiçbir şeyi bağlamayan bir karar boş yere yukarı gider ve pilot denildiği için aşağıda kalan bir söz işletmeyi yıllarca bağlar.

Açılış sahnesi

Teleferik hatlarının bakımını üstlenen bir firmada pazarlama sorumlusu, iki yıl boyunca elinden gelenin en iyisini yaptı ve iki yılın sonunda eline hiçbir şey geçmedi.

Yaptığı hiçbir şey yanlış değildi. Müşteri kayıtlarını açtı, bakım talebinin kış turizminden değil şehir içi taşıma hatlarından geldiğini gördü, o hatları işleten belediyelere göre ayrı bir anlatı kurdu ve yıllık planını bu anlatının üstüne oturttu. İkinci yılın ortasında elinde bekleyen talep listesi firmanın o güne kadar gördüğü en uzun listeydi.

Sonra genel müdür, bir yönetim toplantısında belediye ihalelerine hiç girilmeyeceğini söyledi. Bu yeni bir karar değildi; firma sahibi bunu üç yıl önce, pazarlama sorumlusu daha işe girmeden vermişti ve gerekçesi de sağlamdı: belediye işi uzun tahsilat, ağır teminat ve yıllarca sürecek bir yükümlülük demekti ve firma o yükü taşıyacak sermayeye sahip değildi.

Karar hiçbir yere yazılmamıştı. Yazılmadığı için pazarlama sorumlusu iki yıl boyunca firmanın içinde olmadığı bir işte kazanmaya çalıştı ve gerçekten de kazandı; topladığı talebin tamamı kullanılamadan söndü.

Burada kimsenin beceriksizliği yok. Bir kat hangi işlerde olunacağına karar vermişti, öbür kat o işlerde nasıl kazanılacağına; iki kat birbirine tek bir cümleyle bağlanmadığı için iki yıllık emek boşa gitti.

Bu derste ne olacak

Aşağıda adı geçen işletmelerin hiçbiri bir ticaret siciline kayıtlı değil; her biri buradaki tek bir ayrımı görünür kılmak için kuruldu.

Bu ders üç soruyu sırayla açıyor. Birincisi şu: kurumsal kat ile pazarlama katı gerçekte neyi ölçüyor ve bu iki ölçüm neden birbirinin yerine geçemiyor. Cevabı bulduğumuzda iki farklı hata tipi görünür hâle gelecek ve ikisi de tek bir karışıklıktan doğuyor.

İkinci soru bu hataların nasıl göründüğü. Pazarlamanın, kurumun hiç girmediği bir işte fırsat görüp oraya bütçe akıtması bir tarafta duruyor; kurumun, pazarlamanın ölçtüğü kanıtı hiç görmeden bir işi kapatması ya da açması öbür tarafta.

Üçüncü soru en zoru: elimizdeki bir kararın hangi katta alınması gerektiğini nasıl anlarız. Burada iki ayaklı bir ölçüt kuracağız ve ölçütün gerçekten ayırdığını, aynı büyüklükteki iki kalemi farklı katlara yollayarak göstereceğiz. Son bölümde aynı ölçütün nerede yanıldığını da yazacağız, çünkü yanıldığı yeri bilmeyen biri onu her karara uygular ve bu sefer başka bir maliyet üretir.

Sıfır noktası

Bu kursa kadar anlattığımız her şey sessiz bir varsayımın üstünde duruyordu. Segmenti seçerken, rekabet çerçevesini çizerken, büyüme seçeneklerini kıyaslarken ve yıllık planı kurarken işletmenin hangi işte olduğu hep verilmişti; soru o işte nasıl kazanılacağıydı. Bugün o verilmiş sayılan şeyin kendisi soru hâline geliyor.

Kurumsal kat şuna karar verir: hangi işlerde olacağız, hangilerinden çıkacağız ve sermayeyi hangi işe koyacağız. Pazarlama katı şuna karar verir: girdiğimiz işlerde kime, hangi vaatle ve hangi kanalla kazanacağız. İki kat birbirini besler ama aynı şeyi ölçmez; birinin cevabı öbürünün sorusunu kapatmaz.

İki örnek aynı karışıklığı iki yönden gösteriyor. Pazarlamanın ölçtüğü sayı bir talebi anlatır; kurumsal katın sorduğu soru bir yükümlülüğü anlatır ve talep tek başına yükümlülüğü karşılayacağını söylemez.

Bu kursun başında geri alınabilirlik diye bir kavram tanımlamıştık; bir karardan dönüldükten sonra geriye kalıcı bir iz kalıp kalmadığını soruyor ve strateji ile taktiği ayırmaya yarıyordu. Bugün aynı kavram ikinci bir işe koşulacak, ama tek başına yetmeyecek; yanına neyin taahhüt edildiği sorusu eklenmeden yanlış cevap veriyor.

Mekanizma — sınırın dışına akan bütçe

Birinci hata tipi pazarlama tarafında doğar ve genelde iyi niyetin ürünüdür. Pazarlama gerçek bir talep görür, talebin büyüklüğünü doğru ölçer ve oraya bütçe ayırır; tek sorun, o talebin işletmenin portföy sınırının dışında durmasıdır.

Son örnek sınırın ne işe yaradığını gösteriyor. Sınır bir talebi görmezden gelmek için değil, o talebe işletmenin kendi işini bozmayacak bir cevap üretmek için var.

Mekanizma — kanıt görmeden kapanan iş

İkinci hata tipi kurumsal tarafta doğar ve genelde temkinli olmanın ürünüdür. Kurum bir işten çıkar ya da bir işe girer; kararın dayandığı sayılar doğrudur, ama pazarlamanın ölçtüğü bir kayıt hiç masaya gelmemiştir.

Son örnek önemli bir yanlış anlamayı kapatıyor. Pazarlamanın kanıtı masaya geldiğinde kurumsal kararın geri alınması gerekmez; kanıt çoğu zaman kararı değiştirmez, kararın sınırını değiştirir.

Mekanizma — karar hangi katta alınır

Şimdi asıl soruya geliyoruz. Elinde bir karar var ve bunun kurumsal katta mı yoksa pazarlama katında mı alınacağını bilmen gerekiyor. Burada en sık başvurulan ölçüt büyüklüktür: pahalıysa yukarı, ucuzsa aşağı. Bu ölçüt hiçbir şeyi elemez, çünkü iki kata da her boyutta karar düşer.

Doğru ölçüt iki ayak üstünde durur. Birinci ayak geri alma bedelini sorar: bu karardan dönmek, kararı vermekten daha mı pahalı. İkinci ayak taahhüt yüzeyini sorar: bu karar neyi bağlıyor, yalnız bu dönemin kaynağını mı yoksa işletmenin hangi işte olduğunu mu.

Üç örnek aynı şeyi söylüyor. Bir kararın katı, maliyetinden değil, geri dönüşünün maliyetinden ve neyi kalıcı biçimde bağladığından okunur.

Usta katmanı — ölçütün yanıldığı yer

İki ayaklı ölçüt kullanışlıdır ama bir ayağı tek başına kullanıldığında yanılır. En sık yapılan şey birinci ayağı alıp ikinciyi unutmaktır: geri alınamayan her kararı yukarı göndermek.

Tersi de olur ve daha sinsidir. Bir karara pilot dendiği anda herkes onu geri alınabilir sayar, oysa pilotun kendisi geri alınamayan bir söz üretebilir.

İki örnek birlikte okunmalı. Geri alınamazlık tek başına bir kararı yukarı taşımaz ve geri alınabilir görünmek tek başına aşağıda tutmaz; belirleyici olan, geri alınamayan şeyin işletmenin hangi işte olduğunu değiştirip değiştirmediğidir.

Geriye bir soru kalıyor: sınır yazıldıktan sonra ne zaman yeniden açılır. Her talepte açılırsa sınır değildir, hiç açılmazsa işletme değişen bir pazarda eski bir kararla yaşar.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKurumsal strateji, pazarlamanın üstünde duran ve ona yön veren bir üst başlık gibi okunur.
Doğrusu

İki kat aynı şeyi ölçmez; biri hangi işlerde olunacağını, öbürü o işlerde nasıl kazanılacağını karara bağlar ve birinin cevabı öbürünün sorusunu kapatmaz.

Yaygın yanlışPortföy sınırı sözlü olarak bilinir ama hiçbir yere yazılmaz.
Doğrusu

Yazılmadığı sürece pazarlama gördüğü her gerçek talebi meşru sayar ve sınırın dışına akan bütçeyi kimse durduramaz, çünkü durduracak kişinin elinde gösterecek bir satır yoktur.

Yaygın yanlışBir işten çıkma kararı yalnız o işin kendi sayılarına bakılarak alınır.
Doğrusu

Kapatılan işin hangi müşteriyi hangi başka işe taşıdığı ölçülmediğinde kayıp, kapatılan yerde değil bambaşka bir yerde görünür ve orada başka nedenlere bağlanır.

Yaygın yanlışKararın hangi katta alınacağı bütçe büyüklüğüne bakılarak belirlenir ve pahalı olan yukarı, ucuz olan aşağı gönderilir.
Doğrusu

Büyüklük ayırt edici bir ölçüt değildir; iki kata da her boyutta karar düşer ve masrafsız bir imza, masraflı bir standdan çok daha uzun süre bağlayabilir.

Yaygın yanlışGeri alınamazlık tek başına yeterli sayılır ve geri alınamayan her karar kurumsal kata gönderilir.
Doğrusu

Yukarıda biriken bu kararlar aylarca bekler, oysa çoğu işletmenin hangi işte olduğunu hiç değiştirmiyordur; belirleyici olan geri alınamazlık değil, geri alınamayan şeyin ne olduğudur.

Aklında kalsın

Kurumsal kat ile pazarlama katı aynı şeyi ölçmez. Kurum hangi işlerde olunacağına ve sermayenin nereye konacağına karar verir; pazarlama girilmiş işlerde kime, hangi vaatle ve hangi kanalla kazanılacağına karar verir. İkisi karıştığında iki ayrı hata çıkar: pazarlama kurumun girmediği bir işte fırsat görüp oraya bütçe akıtır, kurum ise pazarlamanın ölçtüğü kaydı hiç görmeden bir işi kapatır ya da açar.

İki hatanın iki ayrı panzehiri var ve ikisi de yazmakla ilgili. Portföy sınırı adıyla, gerekçesiyle ve yeniden açılma koşuluyla yazılı olmalı; yazılı olmadığında herkes kendi kafasındaki sınırı gerçek sanır ve kaçak yatırım hiç fark edilmeden yıllarca sürer. Bir işten çıkarken pazarlamanın kaydını istemek kararı geri aldırmak için değildir; kayıt çoğu zaman kararı değil, kararın sınırını değiştirir.

Bir kararın hangi katta alınacağı maliyetinden okunmaz. İki soru sorulur: bu karardan dönmek kararı vermekten daha mı pahalı ve bu karar yalnız bu dönemin kaynağını mı yoksa işletmenin hangi işte olduğunu mu bağlıyor. İkinci soru olmadan birincisi yanılır; geri alınamayan ama hiçbir şeyi bağlamayan bir karar boş yere yukarı gider ve pilot denildiği için aşağıda kalan bir söz işletmeyi yıllarca bağlar.

Sonraki derse köprü

Bugün sınırın nereden geçtiğini ve bir kararın hangi tarafa düştüğünü konuştuk. Elde artık şu var: hangi işlerde olduğunu bilen, bunu yazan ve bir kararı doğru masaya koyabilen bir işletme.

Ama sınırın içi tek bir iş değil. Orada birden çok pazar, birden çok marka ve birden çok ürün yan yana duruyor ve hepsi aynı kasadan besleniyor. Sınır çizilmiş olması, bu işlerden hangisine ne kadar kaynak gideceğini söylemiyor.

Sıradaki ders bu işleri ortak ölçütlerle yan yana koymayı deniyor ve hemen bir zorlukla karşılaşıyor: aynı sayı iki ayrı işte aynı şeyi anlatmıyor. Bir markanın büyüme oranı ile bir ürün hattının büyüme oranı aynı tabloya yazıldığında karşılaştırılabilir görünür, oysa biri yeni bir pazarın erken yılını, öbürü olgun bir pazarın son yılını ölçüyor olabilir. Ortak ölçütün nasıl kurulacağı, o tablonun işe yarayıp yaramayacağını belirliyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Görsel dil bir terzi tezgâhı üzerine kurulsun. Ekranın ortasında geniş bir çalışma masası dursun; masanın üstünde katlanmış bir kumaş, yanında tebeşir, teyel ipliği ve bir kesim makası bulunsun. Ders boyunca bu dört nesne dışında hiçbir şey eklenmesin.

Açılışta kumaşın üstünde tebeşirle çizilmiş soluk bir sınır görünsün, ama çizgi kumaşın kenarından taşıp masanın tahtasına kadar uzanmış olsun. Bir el tahtanın üstündeki bölüme teyel atmaya başlasın ve dikişler düzgün ilerlesin; kamera yakınlaştığında altında kumaş olmadığı, ipliğin boşlukta durduğu görülsün.

Teyel ile kesim farkı anlatılırken iki hareket art arda gösterilsin. Teyel iplik tek bir çekişle sökülsün ve kumaşta hiçbir iz kalmasın. Makas kapandığında ise kesik yerinde kalsın; kumaş yeniden birleştirilmeye çalışılsa bile kesiğin çizgisi görünmeye devam etsin.

Kaçak yatırım bölümünde teyel dikişleri hep masanın tahta yüzeyinde ilerlesin ve dikiş sıklaştıkça görüntü daha düzenli, daha başarılı görünsün. Ancak kumaş kaldırıldığında tahtada yalnız iplik yumağı kalsın, dikilmiş hiçbir parça olmasın.

Kanıt görmeden kapanan iş bölümünde makas kumaşın bir parçasını kessin ve kesilen parça alınıp kenara konsun. Bu sırada kumaşın başka bir yerindeki dikiş sessizce gevşesin ve sökülmeye başlasın; kamera kesilen parçayı değil, uzaktaki gevşeyen dikişi göstersin.

Taahhüt yüzeyi anlatılırken tebeşir çizgisinin kalınlığı değişsin. Dar yüzeyli karar ince ve silinebilir bir çizgi olsun; geniş yüzeyli karar kalın bir çizgi olsun ve makas o kalın çizgiyi izlediğinde kumaşın bütün deseni yeniden hizalansın.

Ölçütün yanıldığı yer anlatılırken makas kumaşın boş kenarından ufak bir parça kessin. Kesik geri alınamasın ama desende hiçbir şey değişmesin; masadaki herkesin ona uzun uzun bakması, sonra kumaşa hiçbir şey olmadığının görülmesi yeterli olsun. Hemen ardından teyel gibi görünen bir dikiş atılsın ve çekildiğinde sökülmesin, çünkü ipliği kumaşın iki katını birden geçmiş olsun.

Sınır tazeleme bölümünde tebeşir çizgisi ders boyunca ilk kez silinsin ve biraz daha dışarıdan yeniden çizilsin; silme işi bir elin kendiliğinden yaptığı bir hareket değil, masaya konan küçük bir takvim yaprağının ardından gelsin. Kapanışta kumaş masanın üstünde düz dursun, tebeşir çizgisi net görünsün ve teyel iplikleri yalnız çizginin içinde kalsın.