İçeriğe geç

A02-K04-D04·İleri İçgörü, Pazar Büyüklüğü ve Tahmin

Talep Tahmini ve Senaryolar

sıfırdan ileri3.489 kelime16 işletme vakası≈ 23 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Talep tahmini geleceği bilmek değil, bugünkü kabulleri sayıya çevirmek. Çıkan rakamın değeri isabetinden değil hangi kabulden geldiğinin okunabilmesinden geliyor; okunamayan bir tahmin yanıldığında bile ders vermiyor.

Ayrılmamış bir sayı savunulamaz. Talep kaç alıcı, ne sıklıkla ve ne kadar diye parçalandığında her parça tartışılabilir oluyor; ama aynı sebeple hareket eden iki parça ayrı tutulursa çarpım tek bir hareketi iki kez sayıyor.

Zaman girer girmez tekrar eden ritim, uzun yönelim ve arkası olmayan sıçrama birbirine karışıyor. Bunları ayırmadan çizilen her eğri bir defalık olayı kalıcı bir dalga sanma riski taşıyor; satılan ile tüketilen arasındaki fark da aynı yerde saklanıyor.

Belirsizlik bir dipnot değil hesabın parçası. Her varsayıma aynı genişlikte iki uç verildiğinde ortaya bir aralık ve bir sıralama çıkıyor ve sıralamanın ilk iki satırı sonucun neredeyse tamamını taşıyor.

Senaryo bir tahmin değil bir sınama aracı. Aynı modelin üç kademesi senaryo değildir; gerçek senaryolar bir sürücünün başka türlü davrandığı ayrı anlatılardır ve birbirlerinden büyüklükle değil davranışla ayrılırlar.

Hiçbir senaryoya ihtimal payı yazılmıyor, çünkü bir kez yaşanacak bir yılın arkasında tekrarlı gözlem yığını yok. İhtimalin yerine iki doğrulanabilir şey geçiyor: kararı ters çeviren eşik ve her senaryonun ayakta durduğu taşıyıcı kabul.

Tahminin sınavı yılın sonunda değil geçmişte veriliyor; model eski bir tarihe kurulup o günün bilgisiyle çalıştırıldığında hangi yöne kaydığı görülüyor. Tutan bir tahmine de dönüp bakmak gerekiyor, çünkü birbirini götüren iki yanlış da isabet üretebiliyor.

Açılış sahnesi

Sevkiyatta kullanılan streç filmi üreten Serim Streç Film'de ikinci bir üretim hattının alınıp alınmayacağı iki aydır konuşuluyordu.

Dosyanın ilk sayfasında gelecek yıl ne kadar film satılacağını söyleyen tek bir satır vardı ve gerekçesi şuydu: geçen yılın satışına son üç yılın ortalama artışı eklenmişti.

Sonra biri şunu sordu: bu sayının hangi parçası büyürse ikinci hat gerekli olur, hangi parçası küçülürse hat boş kalır.

Soru cevapsız kaldı, çünkü dosyadaki sayının parçası yoktu; bölünemeyen tek bir bütündü ve içine bakmanın yolu görünmüyordu.

Ertesi hafta aynı sayı üç parçaya ayrıldı: kaç müşteri var, her müşteri yılda kaç kez sipariş veriyor ve her siparişte ne kadar alıyor.

Üç parçadan yalnız müşteri sayısı kayıtlarda sayılıydı; kalan ikisi eski sipariş kayıtlarından çıkarılmış ama ileriye uzatılırken elle seçilmişti.

Parçalar tek tek oynatıldığında müşteri sayısının iki katına çıkması sonucu az değiştirdi, sipariş sıklığının oynaması ise altüst etti.

Aynı toplantıda üç ayrı gelecek yazıldı ve üçü de geçmişin ortalamasından değil, sipariş sıklığını oynatan sebeplerden kuruldu.

Birinde büyük müşteriler depolarını küçültüp daha sık ve daha az sipariş veriyor, ikincisinde sipariş seyrekleşip büyüyor, üçüncüsünde ise en büyük iki müşteriden biri kendi filmini üretmeye başlıyordu.

Üç geleceğin hiçbirinin yanına bir ihtimal payı yazılmadı, çünkü bunlar defalarca tekrarlanmış bir deneyin sonuçları değildi; yazılan tek şey hangi gelecekte ikinci hattın ilk yılın sonunda dolduğuydu.

Üçünden ikisinde hat dolmuyordu ve karar, hattı satın almaktan bir yıl boyunca dışarıdan hat kiralamaya döndü.

Kararı değiştiren şey daha iyi bir tahmin değil, tahmini parçalarına ayırıp her parçanın nereden geldiğini görebilmekti.

Bu derste ne olacak

Bu ders talebi bir kehanet olarak değil, açıkça yazılmış bir varsayım listesinin çıktısı olarak ele alıyor.

İlk durakta talebi tek bir sayı olmaktan çıkarıp sürücülerine ayıracağız, çünkü ayrılmamış bir tahminin nerede yanıldığı bulunamıyor.

İkinci durakta hesaba zamanı sokacağız; zaman girer girmez tekrar eden ritim, uzun yönelim ve arkası olmayan sıçrama birbirine karışıyor.

Üçüncü durakta belirsizliği modelin içine alacağız, yani her varsayıma iki uç verip hangisinin sonucu taşıdığına bakacağız.

Dördüncü durak birbirinden ayrı gelecekler; bir gelecek bir tahmin değil, sonuna kadar götürülmüş tutarlı bir varsayım demeti ve değeri tahmin ettiğinden değil sınadığından geliyor.

Beşinci durakta geçmiş bir tarihe dönüp modeli o günün bilgisiyle çalıştıracağız, çünkü modelin hangi yöne kaydığını gösteren tek yol bu.

Usta katmanında tahmini taahhütten ayırmak, ufku kararın hazırlık süresine bağlamak ve varsayımların kırıldığını erken haber verecek işaretleri baştan yazmak var.

Bir uyarı da dersin en başında dursun. Aşağıda geçen bütün sayılar, oranlar, işletmeler ve olaylar yalnızca bu dersi anlatmak için kurgulandı; hiçbiri bir ölçümden gelmiyor, bir ülkeyi ya da sektörü tarif etmiyor ve başka bir yerde kaynak olarak gösterilemez.

Sayıların hepsi kelimeyle yazıldı ve bu bilinçli bir tercih; rakam biçiminde yazılmış uydurma bir sayı, uydurma olduğu söylense bile ölçülmüş gibi hatırlanıyor.

Sıfır noktası

Veri özetini açıklayıcı mekanizmadan ayırmayı, tersine çevirme sınavını, ikinci izi, kaynak bağımsızlığını, sahte yakınsamayı ve ayrışma noktasını bu kursta kurmuştuk; geçen ders de üç halkayı, yukarıdan aşağı ile aşağıdan yukarı tahmini, daraltma varsayımını ve yanıltıcı kesinliği bıraktı.

O hesapların hepsi tek bir dönemi ölçüyordu; bu ders onları ileriye uzatıyor ve uzatınca kabuller yerinde durmuyor.

Geçmişten alınan bir oran geleceğe taşınırken sessiz bir kabul yapılıyor: o oranı üreten koşulun da aynen taşındığı kabul ediliyor. Talep tahmininin bütün zorluğu burada toplanıyor ve dersin geri kalanı bu kabulü görünür kılmanın yollarını anlatıyor.

Mekanizma — talebi kendi sürücülerine ayırmak

Bir talep tahmini yazmanın ilk işi tahmin edilecek şeyi çarpanlarına ayırmak ve ölçüt şu: iki büyüklük ayrı sebeplerle değişiyorsa ayrı satırda durur, aynı sebeple birlikte hareket ediyorsa tek satırda kalır.

En çok işe yarayan ayrım üç parçalı; kaç alıcı var, her alıcı dönem içinde kaç kez alıyor ve her alışında ne kadar alıyor.

Ayırma bittikten sonra her parçanın yanına nereden geldiği yazılıyor: sayıldı mı, kayıttan çıkarıldı mı, ödünç mü alındı, yoksa yalnızca makul mü bulundu. Bu etiket bir süs değil; işaretsiz kalan satır sayısı tahminin kalitesini kaynağın adından daha iyi anlatıyor.

Taban çizgisi ayrıca yazılıyor, çünkü yapılacak işlerin etkisi ancak hiçbir şey yapılmasa ne olacağı bilindiğinde ölçülebiliyor.

Ayırmanın sessiz çalışan bir tuzağı da var; aynı sebeple hareket eden iki parça ayrı ayrı büyütülüp çarpılırsa aynı hareket iki kez sayılır.

Mekanizma — hesaba zamanı sokmak

Geçen dersin zincirleri bir fotoğraf çekiyordu; talep tahmini ise kaydı ileri sarmak zorunda ve zaman girer girmez üç ayrı şey birbirine karışıyor.

Birincisi ritim, yani talebin tekrarlayan iniş çıkışı; haftanın günleri, ayın haftaları ya da yılın ayları arasında dönüp duruyor.

İkincisi eğilim, yani ritmi düzledikten sonra geriye kalan uzun yönelim; gerçekten varsa birkaç dönem boyunca aynı yöne bakıyor.

Üçüncüsü tek seferlik sıçrama, yani bir defalık bir sebeple gelen ve arkası olmayan hareket; ne ritim ne eğilim, yalnızca bir olay.

Bu üçü ayrılmadığında en sık yapılan hata sıçramanın eğilim sayılması oluyor; ritmi ortalamaya düzletmek de ayrı bir hata, çünkü yıllık ortalamayla kurulan kapasite yoğun haftada yetmiyor, seyrek haftada boş duruyor.

Zaman girince ikinci bir ayrım zorunlu hâle geliyor; satılan ile tüketilen aynı şey değil ve yeni bir kanal açıldığında ilk sevkiyat raflardaki boşluğu doldurmaya gidiyor, yani ilk dönemin sayısı talebi değil o boşluğu ölçüyor.

Üçüncü zaman kararı ufkun uzunluğu ve ufku konu değil karar belirliyor; bir makine, alınacağı tarih kadar değil işe yarayacağı dönem kadar ileriye bakmayı gerektiriyor. Ufuk uzadıkça hangi sürücünün sabit kalacağı iddiası zayıflıyor, o yüzden uzun ufuklu bir tahmin daha ince değil daha kaba yazılıyor.

Mekanizma — belirsizliği aralığa çevirmek

Bir tahmindeki belirsizlik iki ayrı yerden geliyor. Birincisi ölçümün kendi gürültüsü; doğru sayılmış bir şey bile dönemden döneme kendiliğinden oynuyor.

İkincisi varsayımın belirsizliği; ileriye taşınan oranın ne olacağını kimse bilmiyor ve bu, daha çok ölçmekle kapanmıyor.

Aralık kurmanın en basit hâli her varsayıma bir alt ve bir üst uç yazıp modeli iki kez çalıştırmak, ama uçların genişliği bütün varsayımlarda aynı tutuluyor; birine cömert ötekine cimri davranıldığında sıralama varsayımların ağırlığını değil yazarın cömertliğini ölçüyor.

Duyarlılık analizinin çıktısı bir sayı değil bir sıralama; çoğu tahminde ilk iki varsayım sonucun neredeyse tamamını taşıdığı için saha çalışması oraya harcanıyor, alt satırları iyileştirmek ise vakit kaybı oluyor.

Aralığın genişliği tek başına iyi ya da kötü değil; geniş bir aralık kararı değiştirmiyorsa iş biter, dar bir aralık kararı iki yana savuruyorsa iş bitmemiştir.

Tek sayıya emniyet payı eklemek yaygın bir kısa yol ama payın kendisi de yazılmamış bir varsayım ve ortaya yine tek bir sayı çıkıyor.

Mekanizma — birbirinden ayrı gelecekler kurmak

Senaryo kurmanın en yaygın biçimi aynı zamanda en işe yaramaz olanı ve adı çoğu yerde kötümser, gerçekçi, iyimser diye geçiyor; bu üçlü çoğu zaman tek bir çarpanın üç değerinden ibaret kalıyor ve ortaya farklı gelecekler değil, hesaplanmış aralığın üç noktası çıkıyor.

Gerçek bir senaryo bir kademe değil bir anlatı; bir sürücünün neden başka türlü davranacağını söylüyor ve o davranışta ötekiler de tutarlı biçimde hareket ediyor, çünkü gerçek dünyada tek bir şey tek başına değişmiyor.

Bu yüzden senaryolar sayılarla değil cümlelerle başlıyor ve iki senaryonun ayrılması için aralarında büyüklük farkı değil davranış farkı olması gerekiyor.

Şimdi bu dersin en çok atlanan kuralına geliyoruz ve kural kısa: hiçbir senaryonun yanına ihtimal payı yazılmıyor.

Bir ihtimal sayısının anlam taşıması için arkasında çok kez tekrarlanmış bir gözlem yığını gerekiyor; önümüzdeki yıl ise bir kez yaşanacak ve böyle bir yığının içinde durmuyor.

Yanına yazılan ihtimal zararsız da değil; verildiği anda ağırlıklı ortalama alma isteği doğuyor, tek sayıya geri dönülüyor ve geriye kalan sayıyı hiçbir senaryo savunmuyor.

İhtimalin yerine iki doğrulanabilir şey konuyor. Birincisi karar eşiği; her senaryonun eşiğin hangi tarafına düştüğü yazılıyor.

İkincisi her senaryonun ayakta durduğu taşıyıcı kabul; tek cümleyle yazılıyor, kırıldığını haber verecek bir işaret seçiliyor ve senaryolar böylece bir kehanet yarışı olmaktan çıkıp izleme listesine dönüşüyor.

Mekanizma — tahmini sınamak

Bir tahminin iyi olup olmadığı sonradan anlaşılıyor, ama bunun için bir yılın geçmesini beklemek gerekmiyor; model geçmiş bir tarihe kuruluyor, o günden sonra öğrenilen hiçbir şey içine konmuyor ve çıkan tahmin gerçekleşenle karşılaştırılıyor.

Bu karşılaştırmada aranan şey isabet değil yön; bir model her seferinde aynı yöne kayıyorsa bu bir gürültü değil bir eğrilik ve düzeltilebiliyor.

Rastgele iki yana savrulan sapma ise düzeltilemiyor, yalnız aralığın gerçekten ne kadar geniş olması gerektiğini söylüyor.

Tahmin tutmadığında düzeltilecek şey sayı değil varsayım; sayıyı düzeltmek bir sonraki tahmini de aynı biçimde yanıltıyor, çünkü yanılan mekanizma yerinde duruyor.

En zor iş, tutan bir tahmine de geri dönüp bakmak; ters yönde yanılan iki varsayımın birbirini götürdüğü bir tahmin de tutar ve yanlış bir güven bırakır.

Usta katmanı

Tahmini yazmadan önce hangi kararın onu beklediğini ve ne kadar erken verilmesi gerektiğini yaz; ufkun uzunluğu konudan değil kararın hazırlık süresinden çıkar.

Tahmin ile taahhüdü iki ayrı belge yap ve sahiplerini ayrı tut; aynı kâğıtta durduklarında tahmin sessizce hedefe doğru düzeltilir ve ölçü olmaktan çıkar.

Her sürücünün yanına kaynağını yaz, sayılan ile kabul edileni ayrı işaretle; tahminin zayıflığı işaretsiz kalan satırlarda duruyor.

Uçları verirken bütün varsayımlarda aynı genişliği kullan, yoksa sıralama varsayımların ağırlığını değil senin cömertliğini ölçer; sonra ölçüm emeğini yalnız ilk iki satıra harca.

Senaryoları aynı modelin üç kademesi olarak değil, farklı davranan bir dünyanın ayrı anlatıları olarak kur; kademe kurmak aralığı ikinci kez yazmak demek.

Hiçbir senaryoya ihtimal payı yazma, yerine karar eşiğini koy ve her senaryonun eşiğin hangi tarafına düştüğünü yaz; kararı değiştiren şey sayının yeri değil eşiğin geçilmesi.

Her senaryonun taşıyıcı kabulünü tek cümleyle yaz, kırıldığını erken haber verecek bir işaret seç ve o işareti düzenli olarak gözle.

Tahmini tarihle ve yazıldığı günün bilgisiyle sakla; tuttuğunda da geri dön ve bak, çünkü birbirini götüren iki yanlış da isabet üretir ve bu, en pahalı güvenin kaynağıdır.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışSenaryolara ihtimal payı yazılır.
Doğrusu

Sayı doğrulanabilir bir gözlemden değil yazanın rahatlığından gelir; bir kez yaşanacak bir gelecek için ihtimal, arkasında tekrarlı gözlem olmayan bir süstür ve okuyanda ölçülmüşlük duygusu bırakır.

Yaygın yanlışÜç senaryo aynı modelin üç kademesi olur.
Doğrusu

Kötümser, gerçekçi ve iyimser diye adlandırılan üçlü çoğu zaman tek bir çarpanın üç değeridir; ortaya farklı gelecekler değil, hesaplanmış aralığın üç noktası çıkar.

Yaygın yanlışSenaryolar ağırlıklandırılıp tek sayıya indirilir.
Doğrusu

Geriye kalan sayıyı hiçbir senaryo savunmaz ve senaryo kurmanın bütün kazancı olan ayrım bir toplama işleminde kaybolur.

Yaygın yanlışTahmin hedefe doğru düzeltilir.
Doğrusu

Aynı sayfada duran tahmin ile taahhüt birbirini bozar; düzeltilmiş tahmin bir ölçü değil bir vaattir ve yanıldığında hangisinin yanıldığı ayrılamaz.

Yaygın yanlışKanal dolumu talep sanılır.
Doğrusu

Yeni açılan noktalara giden ilk sevkiyat rafı ve depoyu doldurur; tüketim ayrıca ölçülmediğinde bu sıçrama eğilim sayılır ve ikinci dönem boş çıkar.

Yaygın yanlışTek seferlik sıçrama eğilime çevrilir.
Doğrusu

Arkasındaki sebep sorulmadan gelecek yıllara uzatılan bir dalga, kalıcı olmayan bir talebe göre kapasite kurdurur ve dalga çekilince o kapasite yerinde durur.

Yaygın yanlışAralığın yerine emniyet payı konur.
Doğrusu

Tek sayıya pay eklemek onu aralığa çevirmez; payın nereden geldiği yazılmadığı için sonraki yıl üstüne bir pay daha eklenir.

Yaygın yanlışTahminin ufku kararın hazırlık süresinden bağımsız seçilir.
Doğrusu

Altı ay sonra sipariş edilecek bir makine için üç yıllık tahmin yazmak kararın sorduğu soruya cevap vermez, yalnız belirsizliği büyütür.

Yaygın yanlışDers, sunum ya da yazı içindeki örnek sayı kaynak diye alınır.
Doğrusu

Bu dersteki bütün sayılar anlatım için uyduruldu; böyle bir sayı bir yerde ölçüldüğü için değil, cümleyi anlaşılır kıldığı için oradadır.

Aklında kalsın

Talep tahmini geleceği bilmek değil, bugünkü kabulleri sayıya çevirmek. Çıkan rakamın değeri isabetinden değil hangi kabulden geldiğinin okunabilmesinden geliyor; okunamayan bir tahmin yanıldığında bile ders vermiyor.

Ayrılmamış bir sayı savunulamaz. Talep kaç alıcı, ne sıklıkla ve ne kadar diye parçalandığında her parça tartışılabilir oluyor; ama aynı sebeple hareket eden iki parça ayrı tutulursa çarpım tek bir hareketi iki kez sayıyor.

Zaman girer girmez tekrar eden ritim, uzun yönelim ve arkası olmayan sıçrama birbirine karışıyor. Bunları ayırmadan çizilen her eğri bir defalık olayı kalıcı bir dalga sanma riski taşıyor; satılan ile tüketilen arasındaki fark da aynı yerde saklanıyor.

Belirsizlik bir dipnot değil hesabın parçası. Her varsayıma aynı genişlikte iki uç verildiğinde ortaya bir aralık ve bir sıralama çıkıyor ve sıralamanın ilk iki satırı sonucun neredeyse tamamını taşıyor.

Senaryo bir tahmin değil bir sınama aracı. Aynı modelin üç kademesi senaryo değildir; gerçek senaryolar bir sürücünün başka türlü davrandığı ayrı anlatılardır ve birbirlerinden büyüklükle değil davranışla ayrılırlar.

Hiçbir senaryoya ihtimal payı yazılmıyor, çünkü bir kez yaşanacak bir yılın arkasında tekrarlı gözlem yığını yok. İhtimalin yerine iki doğrulanabilir şey geçiyor: kararı ters çeviren eşik ve her senaryonun ayakta durduğu taşıyıcı kabul.

Tahminin sınavı yılın sonunda değil geçmişte veriliyor; model eski bir tarihe kurulup o günün bilgisiyle çalıştırıldığında hangi yöne kaydığı görülüyor. Tutan bir tahmine de dönüp bakmak gerekiyor, çünkü birbirini götüren iki yanlış da isabet üretebiliyor.

Sonraki derse köprü

Bu derste tek bir talebin önüne baktık ve bütün emek o talebin ne kadar bilinebildiğini görünür kılmaya gitti.

Bir sonraki derste soru biçim değiştiriyor; elimizde bir değil birkaç talep var ve hepsi aynı anda büyütülemiyor, çünkü ekip, bütçe ve dikkat tek.

Orada işletme fırsatları yan yana koyup birini seçmek zorunda kalıyor ve seçim yalnız hangisinin büyük olduğuna bakarak yapılamıyor: büyük ama işletmenin yapabildiği işe uzak duran bir fırsat ile küçük ama elinin altındaki bir fırsat aynı tabloda karşılaşıyor, üstüne o müşterilere gerçekten ulaşılıp ulaşılamayacağı soruluyor.

Bu derste kurduğumuz aralıklar ve eşikler orada tek bir sütun hâline geliyor; bir fırsatın büyüklüğü onu seçtirmeye tek başına yetmiyor.

Yanına alacağın ölçü şu olsun: bir fırsatın değeri yalnız ne kadar olduğuyla değil, kimin tarafından ve hangi mesafeden alınabildiğiyle ölçülüyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Buradaki kurgu bugüne kadar kullanılan hiçbir düzene benzemesin. Ne oda olsun ne kamera hareketi, kare hiç bölünmesin ve ekran ders boyunca bir kez bile silinmesin. Sol kenarın ortasında tek bir başlangıç noktası dursun, zaman soldan sağa aksın ve beliren her şey orada kalsın. Ekranda hiçbir rakam görünmesin; büyüklüğü yalnız çizginin yüksekliği ve kalınlığı taşısın.

Açılışta o noktadan sağa tek bir ince çizgi uzasın ve arkasında sönük bir iz bıraksın; açılış sahnesinin sorusu sorulduğunda çizgi durup üç ince tele ayrılsın ve teller henüz açılmadan yan yana gitsin.

Sürücüler anlatılırken üç tel dikey olarak ayrılsın ve her tel kendi kalınlığını kazansın; kaynağı sayılmış tel dolu, kabulle yazılanlar kesik kesik çizilsin. İki telin aynı sebeple hareket ettiği yerde teller bir an birbirine yapışsın, sonra ayrı ayrı kalınlaştırıldığında ikisi birden kareyi rahatsız edecek kadar şişsin.

Zaman bölümünde tellerin üstüne küçük ve düzenli bir dalga binsin, sonra tek bir yerde ani ve yüksek bir tepe çıksın ve bir daha tekrarlanmasın. Tek seferlik sıçramadan söz edilirken bu tepe kısa bir an sağa kopyalanıp çoğalsın, sonra kopyalar sönüp yalnız özgün tepe kalsın.

Belirsizlik bölümünde tellerin ucundan yukarı ve aşağı birer kısa çizgi çıksın ve hepsi aynı boyda olsun; uçlar tek tek oynatıldıkça ana çizginin ucu kayıp yerine dönsün, en çok kaydıran iki tel kalıcı olarak parlasın ve uçlardan biri uzun çizildiğinde sıralama gözle görülür biçimde bozulup sonra düzeltilsin.

Senaryo bölümünde çizgi bulunduğu yerden çatallansın ve üç kol açılsın; kollar yükseklikle değil dokuyla da ayrılsın, birinin dalgası sık, birinin seyrek, birininki hiç olmasın. Kollar birbirine bir daha değmesin, hiçbirinin ucunda bir ağırlık işareti belirmesin ve onları tek çizgide ortalamaya çalışan hareket ortaya varmadan sönsün.

Kareyi baştan sona kesen yatay bir çizgi karar eşiği olsun; kolların eşikle kesiştiği noktalar yansın, altta kalanlar sönük, üstte kalanlar parlak dursun. Her kolun çatal noktasında beliren küçük bir düğüm o kolun taşıyıcı kabulü olsun ve ders boyunca yavaşça yanıp sönsün.

Sınama bölümünde çizim ilk kez geriye doğru işlesin; iz solmadan üzerinde ikinci bir çizgi geçmişe sarılsın ve eski bir noktadan yeniden ileri çizilsin, iki çizginin farkı hep aynı yönde kalsın. Kapanışta hiçbir şey silinmesin, yalnız eşik çizgisi ile düğümler parlaklaşsın ve son karede ders boyunca çizilmiş her şey aynı anda görünsün.