Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Entonasyon sorunları iki ayrı kaynaktan gelir — algı ve üretim — ve aynı belirtiyi verir. Ayıran soru tek: söylerken yanlış olduğunu duyuyor musun? Yeni başlayanların büyük çoğunluğu duyuyor, yani sorun kulakta değil.
Teknik kaymanın dört düzenli örüntüsü vardır: uzun notalarda ve inen cümlelerde pesleşme, yukarı sıçramalarda hedefin altına düşme, zorlanan tizlerde tizleşme. Pesleşme genellikle destek eksikliğinden, tizleşme gerginlikten gelir.
Perde söylenmeden önce zihinde kurulur; sesi çıkarıp sonra düzeltmeye çalışmak her zaman geç kalır. Nota başlarındaki küçük kaymalar, hedefin önceden kurulmadığının işaretidir.
Dem sesi entonasyon çalışmasının en etkili aracıdır: mutlak değerlendirmeyi karşılaştırmaya çevirir ve iki ses tam örtüşmediğinde duyulan dalgalanma, hiçbir alet gerektirmeyen hassas bir ölçüm sağlar.
On iki eşit bölmeli sistem her sistem değildir. Türk müziğinin bazı geleneklerinde bulunan aralıkları doğru söyleyen bir şarkıcı akortsuz değildir ve ayarlama aleti bunu yanlış gösterebilir; ölçüt bağlamla uyuşmaktır.
Açılış sahnesi
Bir öğrenciye söylenen şey şu: "Pes söylüyorsun."
Öğrenci bunu ciddiye alıyor ve kulak eğitimine başlıyor. Aylarca aralık çalışıyor, dikte yapıyor, perde eşleme egzersizleri yapıyor.
Ve kulağı gerçekten gelişiyor. Artık küçük farkları duyabiliyor.
Sonra şarkıyı söylüyor.
Hâlâ pes.
Şimdi asıl soruya gelelim, çünkü bu soru bu modülün tamamını belirliyor.
O öğrenciye şarkıyı söylerken sorsan, pes olduğunu duyuyor muydu?
Cevap neredeyse her zaman evet.
Duyuyordu. Duyduğu hâlde düzeltemiyordu.
Yani sorun hiçbir zaman kulakta değildi.
Ve bu, entonasyon konusunda en yaygın yanlış teşhis. Öğrenci aylarca doğru yöntemle yanlış sorunu çalışıyor.
Bu ders önce iki sorunu birbirinden ayırıyor. Sonra teknik olanın nasıl çözüleceğini kuruyor.
Bu derste ne olacak
Önce entonasyon sorununun iki ayrı kaynağını ayıracağız ve hangisinde olduğunu anlamanın basit bir sınamasını vereceğiz. Sonra teknik kaymanın dört düzenli örüntüsünü göreceğiz — hepsi önceki modüllere bağlanıyor. Ardından perdenin nerede kurulduğunu konuşacağız. Sonra dem sesini tanıtacağız; bu, entonasyon çalışmasının en etkili aracı. En sonda Türkçe müzikte akort meselesine bakacağız, çünkü burada dikkatli olmak gerekiyor.
Sıfır noktası
Entonasyon sorunları iki ayrı kaynaktan gelir ve ikisi aynı belirtiyi verir.
Birinci kaynak: algı. Perdeyi doğru duymuyorsun. Hedefi bilmiyorsun, dolayısıyla vuramıyorsun.
İkinci kaynak: üretim. Perdeyi doğru duyuyorsun ama bedenin oraya götürmüyor.
Dışarıdan bakan biri ikisini ayırt edemiyor. İkisinde de sonuç aynı: yanlış perde.
Ama çözümleri tamamen farklı. Ve yanlış olanı çalışmak aylar kaybettiriyor.
Ayırmanın çok basit bir yolu var ve tek bir sorudan ibaret.
Söylerken yanlış olduğunu duyuyor musun?
Duyuyorsan algı sorunun yok. Hedefi biliyorsun; sorun ulaşmakta.
Duymuyorsan — yani ancak biri söylediğinde ya da kayıtta fark ediyorsan — orada bir algı çalışması gerekiyor ve o, Temel Kulak Eğitimi kursunun konusu.
Yeni başlayanların büyük çoğunluğu birinci gruptan. Yani duyuyorlar.
Ve bu iyi haber, çünkü ikinci grubun sorunu bu kursun içinde çözülüyor.
Mekanizma
Teknik kaymanın dört düzenli örüntüsü
Teknik kaynaklı entonasyon kayması rastgele değil. Düzenli örüntüleri var ve her birinin sebebi önceki modüllerden birinde duruyor.
Bunları tanıdığında, kaydını dinlerken "nerede kaydım" sorusundan "neden kaydım" sorusuna geçiyorsun.
Birinci örüntü: uzun notaların sonuna doğru pesleşme.
Sebep nefes. Nota uzadıkça hava azalıyor, basınç düşüyor ve perde onunla birlikte düşüyor.
Bu, birinci modüldeki destek konusunun doğrudan karşılığı. Frenlemeyi yönetemeyen bir şarkıcı, uzun notalarda pesleşiyor.
İkinci örüntü: inen cümlelerde pesleşme.
Melodi aşağı indikçe öğrenci gevşiyor — çünkü aşağısı "kolay" hissediyor. Ama gevşeme desteği de bırakıyor ve perde hedefin altına düşüyor.
Kural şu: aşağı inen bir cümlede destek azalmaz, aynı kalır.
Üçüncü örüntü: yukarı sıçramalarda hedefin altına düşme.
Bir aralığı yukarı atlarken öğrenci hedefe yeterince gitmiyor ve biraz altına konuyor.
Sebebi hazırlık eksikliği: sıçramadan önce boşluk ve destek yeni perdeye göre kurulmuyor, sıçrama sırasında kurulmaya çalışılıyor ve geç kalıyor.
Dördüncü örüntü: zorlanan tiz seslerde tizleşme.
Bu diğerlerinin tersi ve sebebi gerginlik. Öğrenci tiz sese ulaşmak için sıkıyor, basınç yükseliyor ve perde hedefin üstüne çıkıyor.
Yani pesleşme genellikle destek eksikliğinden, tizleşme genellikle gerginlikten geliyor.
Bu ayrım tek başına teşhisin yarısı: kaydında hangi yöne kaydığına bakıp hangi katmana döneceğini biliyorsun.
Ve bir örüntü daha var, en sık görülenlerden: bir cümlenin son notası. Nefes bitmiş, dikkat bir sonraki cümleye kaymış ve destek çekilmiş oluyor. Cümle sonları, kaymaların en yoğunlaştığı yer.
Perde önce zihinde kurulur
Şimdi çok belirleyici bir ilke.
Bir perdeyi söylemeden önce onu içinden duyuyorsun.
Bu, deneyimli şarkıcılarla yeni başlayanları ayıran en görünmez farklardan biri. Deneyimli olan, sesi çıkarmadan önce hedefi zihninde kurmuş oluyor. Yeni başlayan ise sesi çıkarıp sonra düzeltmeye çalışıyor.
İkinci yöntem her zaman geç kalıyor. Çünkü düzeltme, ses zaten duyulduktan sonra başlıyor.
Pratik karşılığı şu: bir cümleye başlamadan önce ilk notayı içinden duy. Bir sıçramadan önce varacağın notayı içinden duy.
Bu bir kulak becerisi ve Temel Kulak Eğitimi kursunda ayrıca çalışılıyor. Ama burada şunu bilmek yeterli: hedefi önce kurup sonra söylemek, söyleyip sonra düzeltmekten farklı bir iş ve çok daha güvenilir.
Bunun bir işareti var. Kendi kaydını dinlediğinde notaların başında küçük bir kayma duyuyorsan — nota bir yerden başlayıp doğru yere yerleşiyorsa — hedefi önceden kurmuyorsun demektir.
Kaydırarak varmak
Şimdi o kaymayı ayrıca ele alalım, çünkü iki farklı şey olabiliyor.
Bir notaya alttan kayarak varmak, pek çok müzik türünde bilinçli bir ifade aracı. Duygusal bir renk veriyor ve doğru kullanıldığında etkili.
Ama bir de alışkanlık hâli var: her notaya kayarak varmak.
Aradaki fark seçimde.
Bir şarkıcı istediğinde kayarak, istediğinde doğrudan varabiliyorsa, kayma bir araç. Yalnız kayarak varabiliyorsa, o bir belirsizlik örtüsü.
Ve genellikle şunu gizliyor: hedefin önceden kurulmamış olması. Kayma, arama süresinin duyulur hâli.
Sınama basit: bir notaya doğrudan, hiç kaymadan varabiliyor musun?
Varamıyorsan önce onu kur. Sonra kayma bir seçenek hâline gelir.
Bu, bu kursta tekrar eden bir yaklaşım: önce yapabilmek, sonra seçmek. Rezonans renginde de aynısını söylemiştik.
Dem sesi: en etkili araç
Şimdi bu modülün ana çalışma aracı. Ve entonasyon çalışmasında bundan daha etkilisi yok.
Sabit bir referans perdesi çal ve onun üstüne söyle.
Bir çalgıdan, bir uygulamadan ya da bir kayıttan sürekli çalan tek bir ses. Buna dem deniyor.
Neden bu kadar etkili?
Çünkü tek başına söylerken perdenin doğru olup olmadığını mutlak olarak değerlendirmen gerekiyor ve bu zor. Bir referansın varken karşılaştırma yapıyorsun ve karşılaştırma çok daha kolay.
Ve daha önemlisi: küçük sapmalar duyulur hâle geliyor.
İki ses birbirine çok yakın ama tam aynı değilse, aralarında bir dalgalanma oluşuyor. Sesin içinde yavaş bir titreşim duyuyorsun.
O dalgalanma kaybolduğunda tam yerindesin demektir.
Bu, kulakla ölçüm yapmanın en hassas yollarından biri ve hiçbir alet gerektirmiyor.
Çalışma yöntemi şu: bir dem sesi aç. Aynı perdeyi söyle ve dalgalanmanın kaybolduğu noktayı bul. Sonra o perdeden çıkıp geri dön.
Sonra komşu perdelere geç ve her seferinde deme göre kontrol et.
Beş dakikalık bu çalışma, aylarca soyut kulak egzersizi yapmaktan daha hızlı sonuç veriyor — çünkü doğrudan üretimle bağlantılı.
Türkçe müzikte akort meselesi
Şimdi dikkatli olmamız gereken bir konu. Ve bu kursun Türkçe olmasının bir gereği.
Yaygın olarak kullanılan akort sistemi, oktavı on iki eşit parçaya bölüyor. Piyanolar buna göre akort ediliyor, çoğu ayarlama aleti buna göre ölçüyor.
Ama Türk müziğinin bazı geleneklerinde bu sistemde bulunmayan aralıklar var.
Bir makamın gerektirdiği bir perde, on iki eşit bölmeli sistemde tam bir yere denk gelmiyor olabiliyor. Aradaki fark küçük ama duyulur ve o makamın kimliğini taşıyor.
Şimdi buradan çıkan sonuç önemli.
O perdeyi doğru söyleyen bir şarkıcı akortsuz değildir. Farklı bir sistemin içinde doğru söylüyordur.
Ve bir ayarlama aleti bunu yanlış gösterir, çünkü alet yalnız bir sistemi biliyor.
Bunun pratik sonucu şu: alete körü körüne güvenme. Alet, on iki eşit bölmeli bir bağlamda çalışırken faydalı bir araç. Başka bir sistemde söylerken yanıltıcı olabiliyor.
Ölçüt her zaman şu: söylediğin şey içinde bulunduğu müzikal bağlamla uyuşuyor mu? Eşlik eden çalgılarla, o türün beklentisiyle, o parçanın kendi mantığıyla.
Bu kursta çalıştığımız repertuvar ağırlıklı olarak on iki eşit bölmeli sistemde. Ama şunu bilerek ilerle: entonasyon "aletin yeşil yanması" değil, bağlamla uyuşmak demek.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Dört nokta.
Birincisi: entonasyon bir aralık değil bir süreç. Bir notaya doğru varmak yetmiyor; orada kalmak da gerekiyor. Uzun notalarda perdenin sabit durması, varış kadar önemli ve genellikle daha zor. Dem çalışmasının bir kısmını uzun notalara ayırmak bu yüzden değerli.
İkincisi: başkalarıyla söylerken entonasyon bir uyum işi. Tek başına doğru söyleyen iki kişi birlikte söylediğinde uyuşmayabiliyor, çünkü ikisi de kendi referansını kullanıyor. Toplulukta söylemenin ayrı bir becerisi var: kendi sesini duyarken diğerlerini de dinlemek ve gerektiğinde uyum sağlamak.
Üçüncüsü: yorgunluk entonasyonu düşürüyor ve bu ölçülebilir. Uzun bir çalışmanın ya da provanın sonunda pesleşme artıyor. Bunu bilmek bir planlama aracı: bir kaydı ya da bir performansı yorgunluğun biriktiği saatlere koymamak, teknikten bağımsız bir kazanç.
Dördüncüsü: ayarlama aleti bir öğretmen değil bir termometre. Ne yapman gerektiğini söylemiyor, yalnız nerede olduğunu gösteriyor. Ve yalnız bir sistemde geçerli. Onu kullan ama ona teslim olma; kulağın ve bağlam her zaman önce geliyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Pes söylüyorsam kulağım kötüdür. Çoğu durumda değildir. Ayırt edici soru tek: söylerken yanlış olduğunu duyuyor musun? Duyuyorsan sorun algıda değil üretimde ve çözümü nefes, destek ve gerginlikte.
Yaygın yanlış: Kayma rastgeledir. Düzenli örüntüleri var: uzun notalarda ve inen cümlelerde pesleşme, yukarı sıçramalarda hedefin altına düşme, zorlanan tizlerde tizleşme. Yön, hangi katmana dönmen gerektiğini söylüyor.
Yaygın yanlış: Perde söylerken bulunur. Perde söylenmeden önce zihinde kurulur. Sesi çıkarıp sonra düzeltmeye çalışmak her zaman geç kalır ve nota başlarındaki küçük kaymalar bunun işaretidir.
Yaygın yanlış: Ayarlama aleti yeşil yanıyorsa doğrudur. Alet yalnız on iki eşit bölmeli sistemi ölçer. Türk müziğinin bazı geleneklerinde doğru olan bir perdeyi yanlış gösterebilir. Ölçüt bağlamla uyuşmaktır.
Yaygın yanlış: Kayarak varmak hatadır. Pek çok türde bilinçli bir ifade aracıdır. Sorun kaymanın kendisi değil, yalnız kayarak varılabilmesi — o zaman bir seçim değil, bir belirsizlik örtüsü olur.
Uygulama
Dört parçalı çalışma, toplam on beş dakika.
Birinci parça: ayırma sınaması. Çalıştığın bir cümleyi söyle ve söylerken kendine tek soruyu sor: bu perde doğru mu?
Sonra kaydı dinle. Söylerken duyduğun şeyle kayıtta duyduğun şey aynıysa algın çalışıyor ve sorun üretimde.
İkinci parça: dem. Sabit bir referans perdesi aç. Aynı perdeyi söyle ve dalgalanmanın kaybolduğu noktayı bul.
Sonra o perdeyi on saniye tut. Dalgalanma geri geliyorsa, ne zaman geldiğine dikkat et — genellikle nefesin azaldığı yerde.
Üçüncü parça: örüntü avı. Bir cümleyi kaydet ve dinle. Kaydığın yerleri işaretle ve her birinin yanına yönü yaz: pes mi tiz mi.
Sonra dört örüntüyle eşleştir. Hangisi seninki?
Dördüncü parça: sıçrama hazırlığı. Cümlendeki en büyük yukarı sıçramayı bul. Sıçramadan önce varacağın notayı içinden duy, sonra söyle.
Beş tekrar. Sonra hazırlamadan beş tekrar daha yap ve iki kaydı karşılaştır.
Kilit özet
Entonasyon sorunları iki ayrı kaynaktan gelir — algı ve üretim — ve aynı belirtiyi verir. Ayıran soru tek: söylerken yanlış olduğunu duyuyor musun? Yeni başlayanların büyük çoğunluğu duyuyor, yani sorun kulakta değil.
Teknik kaymanın dört düzenli örüntüsü vardır: uzun notalarda ve inen cümlelerde pesleşme, yukarı sıçramalarda hedefin altına düşme, zorlanan tizlerde tizleşme. Pesleşme genellikle destek eksikliğinden, tizleşme gerginlikten gelir.
Perde söylenmeden önce zihinde kurulur; sesi çıkarıp sonra düzeltmeye çalışmak her zaman geç kalır. Nota başlarındaki küçük kaymalar, hedefin önceden kurulmadığının işaretidir.
Dem sesi entonasyon çalışmasının en etkili aracıdır: mutlak değerlendirmeyi karşılaştırmaya çevirir ve iki ses tam örtüşmediğinde duyulan dalgalanma, hiçbir alet gerektirmeyen hassas bir ölçüm sağlar.
On iki eşit bölmeli sistem her sistem değildir. Türk müziğinin bazı geleneklerinde bulunan aralıkları doğru söyleyen bir şarkıcı akortsuz değildir ve ayarlama aleti bunu yanlış gösterebilir; ölçüt bağlamla uyuşmaktır.
Sonraki derse köprü
Perdeyi kurduk. Sırada sesin kendi bölgeleri var.
Bir sonraki modülde register kavramını çalışacağız. Sesin farklı bölgelerinde farklı çalıştığını fark etmişsindir: alt bölge kalın ve rahat, üst bölge ince ve zorlayıcı, aralarında da bir yer var ki orada ses kırılıyor ya da renk değiştiriyor.
O kırılma bir kusur değil, bedenin nasıl çalıştığının sonucu. Ve yönetilebiliyor.
Bugünkü modülden bir şey doğrudan oraya taşınıyor: zorlanan tizlerde tizleşme örüntüsü. Register geçişini yönetemeyen bir şarkıcı, geçiş bölgesinde ya sıkıyor ya bırakıyor ve entonasyon ikisinde de bozuluyor.
Bir uyarı: ikinci uygulama parçasını her gün yap. Dem çalışması beş dakika sürüyor ve entonasyon çalışmasının en verimli kısmı orası.