Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Hicaz, dügâhta karar veren ve güçlüsü çoğu zaman neva olan bir makam. Onu dügâh kararlı öteki makamlardan ayıran asıl şey, dügâh ile neva arasındaki dört sesin dizilişi.
Bu bölgede segâhın yerini daha pes bir alt perde, çargâhın yerini daha tiz bir üst perde alıyor. İkisi arasında açılan geniş adım, iki küçük adımın arasına sıkışıyor ve hicazın tanıdık rengini yaratıyor. Perdelerin adları ve yazımı kaynaklar arasında farklılaşıyor.
Geniş adımın tek bir doğru genişliği yok ama kabul edilen bir alanı var. Fazla dar çalındığında renk soluyor, fazla geniş çalındığında ses gerginleşiyor. Udda üst perdeyi açık neva ile, alt perdeyi açık dügâh ile karşılaştırmak, bu alanı bulmanın pratik yolu.
Kursun bitirme projesi, üç ses alanından birer kısa parçanın kaydı ve bu kaydın dürüst bir değerlendirmesi.
Açılış sahnesi
Akşam kursunda öğrenciler udlarını kılıflarından çıkarırken öğretmen dügâh telinde üç ses çalıp açık nevaya geçiyor. Açık dügâhtan başlıyor, küçük bir adımla bir üst perdeye çıkıyor, sonra parmağını belirgin biçimde uzağa kaydırıyor ve oradan yine küçük bir adımla açık nevaya varıyor.
Odadaki herkes başını kaldırıyor. Daha önce hiç makam dersi almamış bir öğrenci bile "Bu tanıdık," diyor. "Bir ezan, bir türkü, bir düğün havası gibi." Başka biri, sesin kulağa "doğulu" geldiğini söylüyor.
Öğretmen aynı dört sesi bir kez daha, bu kez ortadaki geniş adımı bilerek biraz daraltarak çalıyor. Renk bir anda soluyor; ezgi ne tam hicaz ne de başka tanıdık bir şey gibi geliyor. Sonra adımı fazla açıyor; bu kez ses gergin ve yanlış duyuluyor.
"Bu makamın bütün kimliği şu aralıkta," diyor öğretmen, parmağıyla sapta iki nokta arasındaki boşluğu gösteriyor. "Doğru genişlikte açarsanız hicaz kendini tanıtıyor. Biraz kısarsanız ya da biraz fazla açarsanız kaybolup gidiyor."
Bu derste ne olacak
Önce hicazın rengini veren dört sesi, yani dügâhtan nevaya uzanan bölgeyi ele alacağız: hangi perdeler rast, uşşak ve hüseynideki segâh ile çargâhın yerini alıyor ve aralarında nasıl bir boşluk açılıyor. Ardından hicaz makamının karar ve güçlü perdelerine, üst bölgesine ve seyrine bakacağız. Sonra bu geniş aralığı udun perdesiz sapında bulmanın ve doğru genişlikte tutmanın yollarını çalışacağız. Dersin son bölümü, kursun bitirme projesine ayrılıyor: öğrendiğin ses alanlarından üç kısa parçayı kaydedip kendi çalışını değerlendireceksin.
Sıfır noktası
Hicaz da, uşşak ve hüseyni gibi, dügâh perdesinde karar veriyor. Açık dügâh teli bu makamda da evin kapısı. Ama bu üç makamı yan yana çaldığında hicazın farkı, bir önceki dersteki ince ayrımlara hiç benzemiyor: onları ayırt etmek için ezginin nerede oyalandığına kulak vermek gerekiyordu, hicazı ise çoğu dinleyici ilk birkaç seste tanıyor.
Bu farkın kaynağı, dügâh ile neva arasındaki dört sesin dizilişi. Uşşakta bu bölgedeki adımların hiçbiri ötekilerden belirgin biçimde büyük değildi. Hicazda ise bir küçük adım, bir geniş adım ve yine bir küçük adım yan yana geliyor. Batı müziğinde artırılmış ikili (augmented second) adı verilen aralığa yakın duyulan bu geniş adım, hicazın o tanıdık rengini veriyor.
Önceki derslerde olduğu gibi, makam kuramının ayrıntılarına ve dörtlü ile beşlilerin adlarına bu kursta girilmiyor. Hedef, bu ses alanını udda bulmak, geniş aralığı doğru tutmak ve kulakta tanımak.
Sorulacak soru şu: hicazın alt bölgesindeki dört sesi udda doğru genişlikte çalabiliyor, bu bölgenin rengini uşşakınkinden ayırt edebiliyor ve karara geniş adımı geçerek inen kısa bir hicaz ezgisi kurabiliyor musun?
Mekanizma
Dügâhtan nevaya: yer değiştiren iki perde
Uşşak ve hüseynide dügâh ile neva arasında segâh ve çargâh bulunuyordu. Hicazda bu iki perdenin yerini başka iki perde alıyor.
Segâhın yerine, ondan biraz daha pes bir perde geliyor. Bu perde dügâhın hemen üstünde, küçük bir adım yukarıda duruyor ve portede si notası üzerinde bir bemol işaretiyle yazılıyor. Çargâhın yerine ise ondan biraz daha tiz bir perde geçiyor; bu perde nevanın hemen altında, ona küçük bir adımla bağlanıyor ve portede do notası üzerinde bir diyez işaretiyle yazılıyor.
Böylece alttaki perde aşağı, üstteki perde yukarı kayıyor ve ikisinin arası açılıyor. Hicazın geniş adımı tam bu iki perde arasında oluşuyor.
Bu iki perdenin adları ve yazımı, kaynaklarda tek biçimde verilmiyor. Alttaki perde için kürdi ya da dik kürdi, üstteki için hicaz ya da nim hicaz adlarına rastlanıyor; hangisinin kullanıldığı, eserin makamına, yazım geleneğine ve ezginin yönüne göre değişebiliyor. Bu kursta ikisine kısaca alt perde ve üst perde demek yetiyor. Hangi işaretin ne kadar pesleştirdiğini ya da tizleştirdiğini, bir öğretmen eşliğinde ve eser notalarını okuyarak öğrenmek daha güvenli.
Geniş adımın karakteri
Hicazın rengi, bu geniş aralığın iki küçük adımın arasına sıkışmasından doğuyor. Kulak, küçük bir adımdan sonra yine küçük bir adım beklerken beklenmedik bir boşlukla karşılaşıyor. Bu sıçramaya benzeyen adım, ezgiye gerilimli ve belirgin bir karakter katıyor.
Geniş aralık, batıdaki artırılmış ikiliye yakın duyulsa da makam müziğinde çoğu zaman onun tam karşılığı gibi çalınmıyor. İki ucundaki perdeler, özellikle üstteki perde, ezginin yönüne ve çalıcının tavrına göre kıl payı farklı yerlerde basılabiliyor. Bu yüzden bu aralığın tek bir doğru genişliği yok; ama kulağı eğitilmiş bir dinleyicinin kabul ettiği belli bir alanı var.
Açılış sahnesinde öğretmenin gösterdiği gibi, bu alanın dışına çıkmak rengi hemen değiştiriyor. Aralık fazla dar çalındığında hicaz, uşşaka ya da tanımsız bir sese kayıyor. Fazla geniş çalındığında üstteki perde nevaya yapışıyor ve ezgi kulağa gergin, yanlış bir ses gibi geliyor.
Karar, güçlü ve üst bölge
Hicaz makamında karar perdesi dügâh, güçlü perde ise çoğu zaman neva olarak veriliyor. Neva, geniş adımın hemen ardından gelen perde olduğu için, ezgi alt bölgeden yukarı çıktığında bir tür dinlenme noktasına ulaşıyor.
Üst bölge, nevanın üstünde hüseyni perdesiyle devam ediyor ve muhayyere kadar uzanıyor. Bu bölgede fa notasının nasıl çalındığı, ezginin yönüne göre değişebiliyor: kaynaklarda çıkarken eviç, inerken acem kullanıldığına dair tarifler yaygın. Bu kursta üst bölge yalnızca tanınacak kadar ele alınıyor; ayrıntısı bir üst kursun konusu.
Hicazın seyri
Hicaz makamının seyri çoğu zaman inici-çıkıcı olarak veriliyor. Ezgi sık sık güçlü perde nevanın çevresinden başlıyor, üst bölgeye kısa gezintiler yapıyor, sonra geniş adımı aşağı doğru geçerek dügâhta karar kılıyor.
Karara iniş, hicazın en tanıdık anlarından biri. Ezgi nevadan üst perdeye, oradan geniş adımla alt perdeye ve alt perdeden dügâha adım adım indiğinde, dinleyici makamı çoğu zaman tereddütsüz tanıyor.
Bu seyir, hicazı dügâh kararlı öteki makamlardan ayıran en belirgin davranış değil; asıl ayırt edici olan hâlâ alt bölgedeki geniş adım. Seyir, bu adımın ezgide nasıl sergilendiğini gösteriyor.
Udda geniş aralığı bulmak
Udda hicazın alt bölgesi, bütünüyle dügâh çiftinin üzerinde yer alıyor. Açık dügâhın hemen yukarısında alt perde, onun epey yukarısında üst perde, ve o bölgenin sonunda nevaya varılıyor. Neva açık tel olduğu için, üst perdeden sonraki küçük adım udda bir tel değişimi demek.
Bu yapı, geniş aralığı sınamak için hazır bir referans sağlıyor. Üst perdeyi dügâh telinde bastıktan sonra açık nevayı çalıp aradaki küçük adımı dinlemek, üst perdenin fazla aşağıda ya da fazla yukarıda olup olmadığını gösteriyor. Aynı biçimde alt perde, açık dügâhla art arda çalınarak sınanabiliyor.
Perdesiz sapta bu iki perdeyi doğru yerde bulmak, kursun beşinci dersinden beri çalışılan kulakla düzeltme alışkanlığına dayanıyor. Parmak önce yaklaşık bir yere konuyor, kulak sesi dinliyor, parmak gerekirse kaydırılıyor. Hicazda bu düzeltme, özellikle üst perde için sık gerekiyor; çünkü bu perde, çargâhın bildik yerinden yukarı itilmiş durumda ve parmak eski alışkanlıkla onu geride bırakmaya meyilli.
Geniş aralığı çalarken parmaklar arasındaki mesafe de değişiyor. Uşşakta birbirine yakın düşen parmaklar, hicazda iki kayan perdenin arasında belirgin biçimde açılıyor. Bu açıklık ilk başta eli zorlayabilir; elin gergin kalmadan bu mesafeye alışması zaman alıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Hicaz ailesi. Alt bölgesinde aynı geniş adımı taşıyan, ama üst bölgesi, karar perdesi ya da seyri farklı olan birkaç makam daha var; bunlar çoğu zaman hicaz ailesi diye birlikte anılıyor. Bu kursta yalnız hicaz ses alanı tanıtıldı; aile içindeki ayrımlar, rast ile uşşak arasındaki ayrımlar kadar ince ve bir üst basamağın işi.
Geniş adımın başka yerlerde belirmesi. Hicaz rengini veren bu aralık, başka makamların içinde de geçici olarak ortaya çıkabiliyor. Bir uşşak ya da rast eserinin ortasında birden beliren geniş adım, ezginin kısa bir süre hicaz rengine uğradığını haber veriyor. Kulak hicazın alt bölgesini tanıdıkça bu geçici renkleri de fark etmeye başlıyor.
Tavır ve süsleme. Deneyimli çalıcılar, geniş adımı çoğu zaman düz bir geçişle değil, üst perdeye küçük bir kaydırma ya da süslemeyle yaklaşarak çalıyor. Bu süslemeler, aralığın gerilimini ezginin içinde daha belirgin kılıyor. Bu kursta amaç önce aralığı temiz ve düz çalabilmek; süsleme bir üst basamakta çalışılıyor.
Halk müziğinde benzer renkler. Bu tanıdık rengin benzerleri halk müziğinde de sık duyuluyor. Açılıştaki öğrencinin sesi bir türküye benzetmesi bu yüzden şaşırtıcı değil. Halk müziğinde perdelerin adlandırılması ve kullanımı sanat müziğinden farklılaşabiliyor; iki geleneğin karşılaştırması bu kursun dışında kalıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Hicaz, batıdaki bir diziyle tamamen aynıdır. Piyanodaki gibi sabit perdelere göre düşünmek, hicazın esneyen iki ucunu gözden kaçırıyor. Batı dizisinin perdelerini basarak hicaz çalmaya çalışmak, rengi kabalaştırabiliyor.
Yaygın yanlış: Geniş adım ne kadar genişse o kadar hicaz olur. Aralığı abartmak, üst perdeyi nevaya yapıştırıyor ve sesi gergin, yanlış bir hâle sokuyor. Aralığın hem bir alt sınırı hem bir üst sınırı var.
Yaygın yanlış: Hicazın perdeleri her eserde aynı yerde çalınır. Alt ve üst perdenin adları ve yerleri kaynaklara, eserlere ve ezginin yönüne göre değişebiliyor. Bir öğretmenin ve eser notalarının rehberliği bu yüzden önemli.
Yaygın yanlış: Hicazı tanımak için bütün diziyi duymak gerekir. Çoğu dinleyici hicazı yalnızca alt bölgedeki dört sesle, hatta geniş adımın tek bir geçişiyle tanıyor. Ayırt edici olan, dizinin bütünü değil o aralık.
Yaygın yanlış: Bitirme kaydı kusursuz olmalıdır. Kursun sonundaki kayıt bir sınav değil, bir fotoğraf. Amaç, bugün nerede olduğunu dürüstçe görmek ve bir sonraki çalışmanın yönünü bulmak.
Uygulama
Udunu akort et ve dügâh çiftinin açık sesini birkaç kez dinle. Sonra açık dügâhtan başlayarak alt perdeyi, üst perdeyi ve açık nevayı sırayla çal. Önce çok yavaş çal; her perdeye bastıktan sonra sesi bir süre çınlamaya bırak.
Geniş aralığı sına. Üst perdeyi basıp hemen ardından açık nevayı çal ve aradaki küçük adımı dinle. Adım fazla büyük geliyorsa parmağı biraz yukarı, neredeyse hiç duyulmuyorsa biraz aşağı kaydır. Aynı işlemi alt perde ile açık dügâh arasında da yap. Sonra uşşakın alt bölgesini ve hicazın alt bölgesini art arda çal; iki rengin farkını bir satırla not et.
Ardından kısa bir hicaz ezgisi kur: nevanın çevresinde başla, bir iki kez hüseyniye çıkıp geri dön, sonra geniş aralığı yukarıdan aşağı geçip dügâha in. İnişi birkaç kez tekrarla ve karar anında açık dügâh telini çınlamaya bırak.
Şimdi bitirme projesine geç. Kursta çalıştığın ses alanlarından üç kısa parça seç: biri rast, biri uşşak ya da hüseyni, biri hicaz ses alanında olsun. Bunlar bir öğretmenin verdiği kısa alıştırmalar, bildiğin basit ezgiler ya da kendi kurduğun kısa cümleler olabilir. Her parçayı önce metronomla yavaş, sonra rahat bir hızda çal ve beğendiğin bir çekimi kaydet.
Kaydı bir gün bekletip sonra dinle. Her parça için şu soruları yaz: akort yerinde miydi, perdeler doğru yerde miydi, mızrap sesi düzenli miydi, usul akıyor muydu, ezgi kararını buluyor muydu. Her parça için iyi giden bir şeyi ve düzeltilmesi gereken bir şeyi not et. En son, önümüzdeki haftalarda en çok üzerinde durman gereken tek bir başlığı seç ve kaydın yanına yaz.
Kilit özet
Hicaz, dügâhta karar veren ve güçlüsü çoğu zaman neva olan bir makam. Onu dügâh kararlı öteki makamlardan ayıran asıl şey, dügâh ile neva arasındaki dört sesin dizilişi.
Bu bölgede segâhın yerini daha pes bir alt perde, çargâhın yerini daha tiz bir üst perde alıyor. İkisi arasında açılan geniş adım, iki küçük adımın arasına sıkışıyor ve hicazın tanıdık rengini yaratıyor. Perdelerin adları ve yazımı kaynaklar arasında farklılaşıyor.
Geniş adımın tek bir doğru genişliği yok ama kabul edilen bir alanı var. Fazla dar çalındığında renk soluyor, fazla geniş çalındığında ses gerginleşiyor. Udda üst perdeyi açık neva ile, alt perdeyi açık dügâh ile karşılaştırmak, bu alanı bulmanın pratik yolu.
Kursun bitirme projesi, üç ses alanından birer kısa parçanın kaydı ve bu kaydın dürüst bir değerlendirmesi.
Sonraki derse köprü
Sıfırdan Ud burada kapanıyor.
Yolculuk, bir çalgının teknesini, göğsünü ve burgularını tanımakla başladı; tellerin çift çift gerildiği, perdesiz bir sapı olan bir nesneyle tanışıldı. Sonra o nesne akort edildi, kucağa yerleştirildi ve mızrabın ilk inip kalkışları açık tellerde sınandı. Perdesiz sapta sol el, sesin yerini kulakla aramayı öğrendi; porte ve usul, çalınan sese bir yazı ve bir zaman kazandırdı. Son üç ders, bu hazırlığın müziğe dönüştüğü yerdi: rast, uşşak ile hüseyni ve hicaz, dört ayrı rengin kapısını araladı.
Kapının arkası bilinçli olarak açılmadı. Taksim, peşrev ve saz semaisi gibi formlar, nihavent ve kürdi gibi öteki makamlar, aksak ve düyek gibi usuller, süsleme ve vibrato bu kursun kapsamı dışında kaldı.
Doğrudan devam eden kurs Ud Tekniği, Makam ve Repertuvar. Mızrap çeşitleri, tel ve pozisyon geçişleri, süsleme ve vibrato orada çalışılıyor; burada tanınan dört makamın seyirleri derinleşirken nihavent ve kürdi de ekleniyor. Düyek, aksak ve semai usulleri, peşrev ve saz semaisi, eşlik ve taksim de o kursun konuları. Oraya geçmek için bu kursu bitirmiş olmak ya da bir seviye testinden geçmek gerekiyor. Çalgının arkasındaki geleneği tanımak isteyen için Anadolu, Osmanlı ve Türkiye'de Müzik, sözlü aktarımdan meşke, saray ve tekke müziğinden nota sistemlerine uzanan bir tarih sunuyor ve ön koşul istemiyor.
Bu on dersin ardından elde kalan, bir repertuvar değil bir kulak: bir perdenin yerinde olup olmadığını duyan, bir makamın rengini ilk seslerinden sezen ve kendi kaydını dürüstçe dinleyebilen bir kulak.