Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kök konumdaki bir üçlü akor sayfada düzgün istiflenmiş üç nota olarak görünür: üçü de çizgide ya da üçü de boşlukta, hiç atlamadan.
Çevrimler bu istifi bozar ve açıklık açar; açıklık üstteyse birinci, alttaysa ikinci çevrimdesin ve üç görüntüyü ayırt etmek tek tek nota okumaktan çok daha hızlıdır.
Akorun adı kökten gelir, bas sesten değil; çevrimlerde kök en altta değildir ve birinci çevrimde en üstte, ikinci çevrimde ortadadır.
Çevrim adlandırması rakamlı bas geleneğinden gelir; birinci çevrime altılı, ikinci çevrime altı dörtlü denmesinin sebebi bas sesin üstündeki aralıklardır.
Şekil tanıma kökü verir ama niteliği vermez ve açık yerleşimde hiç çalışmaz; yöntemin sınırını bilmek, yöntemi bilmek kadar önemlidir.
Açılış sahnesi
Bir piyanist yeni bir sayfa açıyor. Sol elde üç nota üst üste duruyor.
Gözü bir saniye orada kalıyor ve eli tuşlara iniyor. Doğru akor.
Şimdi bir öğrenci aynı sayfaya bakıyor. Alt notayı okuyor, ortadakini okuyor, üsttekini okuyor. Sonra üçünü zihninde birleştirmeye çalışıyor. Beş saniye.
İkisi de aynı bilgiyi aldı. Biri üç işlem yaptı, diğeri bir.
Fark bilgi değil, birim.
Piyanist üç ayrı nota görmedi; bir ŞEKİL gördü. Ve o şekil ona hem hangi akor olduğunu hem de hangi çevrimde olduğunu tek bakışta söyledi.
Bu ders o şekilleri kuruyor. Bir önceki kursta akorların nasıl yapıldığını öğrendin; burada onları sayfada tanımayı öğreneceksin.
Bu derste ne olacak
Önce kök konumdaki akorun sayfadaki görüntüsünü kuracağız. Sonra çevrimlerin bu görüntüyü nasıl bozduğuna ve yeni şekillerin nasıl tanınacağına bakacağız. Ardından bas sesinden okuma refleksini kuracağız. Sonra rakamlı bas sistemine kısaca gireceğiz, çünkü çevrim adlandırmasının kaynağı orası. En sonda akor sembolleriyle notasyonun hangi bilgileri farklı taşıdığını göreceğiz. Ders bittiğinde bir akoru sayfada tek bakışta tanıyabiliyor ve çevrimini bas sesinden okuyabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir önceki kursta akorun nasıl kurulduğunu öğrendin: gamda bir atlaya bir seçmek, yani üst üste üçlüler yığmak.
Şimdi bunun sayfadaki karşılığına bakalım.
Üçlü aralık, portede ya çizgiden çizgiye ya boşluktan boşluğa gider. Bunu dördüncü modülde görmüştük.
O hâlde üst üste iki üçlü yığdığında ne olur?
Üç notanın üçü de çizgide olur. Ya da üçü de boşlukta.
İşte kök konumdaki bir üçlü akorun sayfadaki imzası budur: üç nota, hepsi aynı türde konumda, hiç boşluk atlamadan üst üste.
Bu görüntü o kadar karakteristiktir ki göz onu okumadan tanır. Bir kardan adam gibi; üç yuvarlak, düzgün istiflenmiş.
Ve şimdi asıl fikir. Bu şekli tanıdığında akorun KÖKÜNÜ de bulmuş olursun, çünkü kök en alttaki notadır.
Tek bakış, iki bilgi.
Mekanizma
Çevrimler şekli bozar
Şimdi işin zor tarafına geçelim.
Bir akorun en alt sesini bir sekizli yukarı taşıdığında akor değişmez ama sayfadaki görüntüsü tamamen değişir.
Kök konumda üç nota düzgün istiflenmişti. Birinci çevrimde artık öyle değil: alttaki iki nota arasında bir üçlü, üstteki ikisi arasında bir dörtlük var.
Yani düzgün istifin içinde bir yerde bir boşluk açılıyor.
İkinci çevrimde boşluk yer değiştiriyor: altta dörtlü, üstte üçlü.
Okuma refleksi şu ve bu, dersin en pratik bilgisi.
Üç nota düzgün istiflenmişse kök konumdasın. İstifin ALTINDA bir açıklık varsa ikinci çevrimdesin. Açıklık ÜSTTEyse birinci çevrimdesin.
Bu üç görüntüyü ayırt etmek, tek tek nota okumaktan çok daha hızlıdır ve birkaç haftalık bilinçli dikkatle otomatikleşir.
Bas ses akoru adlandırmaz
Şimdi çok yaygın bir hatayı önleyelim.
Bir çevrimde en alttaki ses akorun kökü değildir. Ama akorun adı yine kökten gelir.
Yani mi, sol, do dizilimi bir mi akoru değildir; do akorunun birinci çevrimidir.
Peki kökü nasıl bulursun? Şekle bakarsın. Açıklığın nerede olduğunu görürsün ve hangi notanın kök olduğunu ondan çıkarırsın.
Birinci çevrimde kök en ÜSTteki nottur. İkinci çevrimde kök ORTAdaki nottur.
Bu iki cümleyi ezberlemek zorunda değilsin; bir kez klavyede yaparsan zaten göreceksin. Ama okurken bunun refleks olması gerekir, çünkü akorun işlevini kök belirler.
Rakamlı bas: çevrim adlandırmasının kaynağı
Çevrimlere neden birinci ve ikinci deniyor, bunun tarihsel bir kaynağı var ve bilmek adlandırmayı anlamlı kılıyor.
Yüzyıllar önce klavyeciler tam yazılmış partiler yerine yalnız bas hattını ve altına rakamlar alırlardı. Rakamlar, bas sesin üstüne hangi aralıkların konacağını söylerdi.
Kök konumdaki bir akorda bas sesin üstünde üçlü ve beşli vardır. Bu o kadar yaygındı ki hiç yazılmazdı; rakam yoksa kök konum demekti.
Birinci çevrimde bas sesin üstünde üçlü ve altılı bulunur ve altı rakamı yazılırdı.
İkinci çevrimde dörtlü ve altılı vardır; altı ve dört yazılırdı.
Bugün klasik armoni derslerinde çevrimler hâlâ bu rakamlarla anılır. Yani "altılı akor" dendiğinde kastedilen şey altı sesli bir akor değil, birinci çevrimdir.
Bu sistemi tam öğrenmek bu kursun kapsamı dışında. Ama adlandırmanın nereden geldiğini bilmek, ileride karşılaştığında yabancılık çekmeni önler.
Çevrim neden kullanılır
Okuma tarafını kurduk; şimdi kısaca amacına dönelim.
Çevrimin asıl işi bas hattını yürütmektir.
Kök konumda arka arkaya çalınan akorlarda bas sürekli sıçrar ve alt çizgi tökezler. Çevrim kullanıldığında bas komşu adımlarla ilerler ve doku birden akıcı hâle gelir.
Bu yüzden bir partisyonda çok sayıda çevrim görüyorsan, orada bestecinin bas hattını bilinçli olarak tasarladığını anlarsın.
Okurken bu bilgi doğrudan işe yarar: bas hattını takip edersen sıradaki akorun ne olacağını tahmin edebilirsin ve tahmin, okuma hızının en büyük kaynağıdır.
Akor sembolü ile notasyon aynı şeyi söylemez
Son bir ayrım.
Notasyon her sesin tam olarak nerede duracağını yazar; yerleşim bestecinin kararıdır.
Akor sembolü ise yalnız hangi akor olduğunu söyler ve yerleşimi icracıya bırakır. Eğik çizgiyle bas ses belirtilebilir ama gerisi serbesttir.
İkisi rakip değil; farklı işler için tasarlanmış iki araçtır. Orkestra partisinde yerleşim tesadüfe bırakılamaz; bir grup provasında ise icracıya alan bırakmak zaman kazandırır.
Bir müzisyenin ikisini de okuyabilmesi gerekir ve ikisi ayrı becerilerdir; sembol okumak notasyon okumayı otomatik olarak getirmez.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Buraya kadarki kısım şekil tanımayı kurdu. Şimdi ince tarafa geçelim.
Birincisi: şekil tanıma kökü verir, niteliği vermez. Majör, minör ve eksik akorların üçü de kök konumda aynı düzgün istif görüntüsünü verir; ayrımı yapan şey aralıkların niteliğidir ve o, donanımla birlikte okunur. Bu yüzden şekil tanıma tek başına yetmez; hızlı bir ilk tarama sağlar ve nitelik kararı hemen ardından gelir.
İkincisi: çevrimler kök konumdan belirgin biçimde daha yavaş tanınır ve bu normaldir. Gözün en çok gördüğü görüntü düzgün istiftir; diğer ikisi daha az karşılaşılır ve daha uzun sürede otomatikleşir. Öğrenciler bu farkı bir eksiklik sanır. Değildir; yalnız daha az tekrarın sonucudur ve çözümü de tekrardır.
Üçüncüsü: açık yerleşimde şekil tanıma çalışmaz ve başka bir yöntem gerekir. Sesler geniş aralıklara yayıldığında ya da dört ayrı porteye dağıldığında istif görüntüsü kaybolur. Orada okuyucu bas sesten başlayıp yukarı doğru aralık sayar ya da doğrudan armonik bağlamdan tahmin eder. Yöntemin sınırını bilmek, yöntemi bilmek kadar önemlidir.
Dördüncüsü: akor okumak, akoru duymakla birlikte geliştiğinde çok daha hızlı yerleşir. Sayfadaki şekli görüp aynı anda sesini içinden duyabilen okuyucu, iki kanaldan doğrulama yapar ve hata payı düşer. Bu yüzden akor okuma çalışması ile kulak eğitimi ayrı saatlerde yapıldığında ikisi de yavaşlar; birlikte yapıldığında birbirini besler.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Bir akoru okumak için üç notayı tek tek çözmek gerekir. Gerekmez ve deneyimli okuyucular bunu yapmaz. Kök konumdaki akor tek bir görüntüdür ve göz onu okumadan tanır. Üç işlem yapan okuyucu, üç akorlu bir ölçüde dokuz işlem yapar ve belirli bir tempodan sonra yetişemez.
Yaygın yanlış: En alttaki ses akorun adını verir. Vermez; ad kökten gelir ve çevrimlerde kök en altta değildir. Mi, sol, do dizilimini mi akoru sanan öğrenci, o akorun tondaki işlevini de yanlış okur ve armonik analizi baştan bozar.
Yaygın yanlış: Rakamlı bas eski ve gereksiz bir sistemdir. Bugün canlı bir uygulama olarak az kullanılır ama çevrim adlandırmasının tamamı ondan gelir; "altılı akor" terimi ancak o sistemle anlaşılır. Terimleri kaynağını bilmeden kullanan öğrenci, klasik armoni metinlerini okurken sürekli takılır.
Yaygın yanlış: Akor sembolü ile notasyon aynı bilgiyi verir. Vermez. Notasyon yerleşimi de yazar, sembol yalnız akoru söyler ve yerleşimi icracıya bırakır. İkisi farklı işler için tasarlanmıştır ve birini okuyabilmek diğerini otomatik olarak getirmez; ikisi ayrı ayrı çalışılır.
Uygulama
Bir kâğıda üç akor çiz: do majörün kök konumu, birinci çevrimi ve ikinci çevrimi.
Üçünü yan yana koy ve bir dakika boyunca yalnız şekillerine bak. Açıklığın nerede olduğunu her birinde işaretle.
Şimdi klavyeye geç ve üçünü arka arkaya çal. Kâğıda bak, çal, tekrar bak.
Bunu üç farklı akorda tekrarla; bir majör, bir minör, bir eksik seç.
Son adım: elindeki herhangi bir nota kitabından bir sayfa aç ve çalmadan yalnız akorları tara. Her akorun üstüne kök konum mu, birinci mi, ikinci çevrim mi olduğunu yaz.
Bir sayfa tarama iki dakikanı almalı. Ondan uzun sürüyorsa henüz şekil tanımıyorsun, hâlâ hesaplıyorsun demektir ve bu bilgi bile başlı başına yararlıdır.
Kilit özet
Kök konumdaki bir üçlü akor sayfada düzgün istiflenmiş üç nota olarak görünür: üçü de çizgide ya da üçü de boşlukta, hiç atlamadan.
Çevrimler bu istifi bozar ve açıklık açar; açıklık üstteyse birinci, alttaysa ikinci çevrimdesin ve üç görüntüyü ayırt etmek tek tek nota okumaktan çok daha hızlıdır.
Akorun adı kökten gelir, bas sesten değil; çevrimlerde kök en altta değildir ve birinci çevrimde en üstte, ikinci çevrimde ortadadır.
Çevrim adlandırması rakamlı bas geleneğinden gelir; birinci çevrime altılı, ikinci çevrime altı dörtlü denmesinin sebebi bas sesin üstündeki aralıklardır.
Şekil tanıma kökü verir ama niteliği vermez ve açık yerleşimde hiç çalışmaz; yöntemin sınırını bilmek, yöntemi bilmek kadar önemlidir.
Sonraki derse köprü
Üç sesli akorları sayfada tanıyabiliyorsun.
Bir sonraki modülde dördüncü sesi ekliyoruz ve yedili akorlara giriyoruz. Sayfadaki istif bir kat daha büyüyecek ve çevrim sayısı üçten dörde çıkacak. Ama tanıma mantığı aynı kalacak: şekli gör, açıklığı bul, kökü çıkar.