Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir sekizliyi aşan aralıklara bileşik aralık denir ve sade karşılıkları sayıdan yedi çıkarılarak bulunur; nitelik değişmez.
Aynı iki nota, aralarındaki mesafeye göre bambaşka duyulur; dar aralıklarda doğuşkanlar karışır ve özellikle pes bölgede ses bulanıklaşır, bu yüzden aşağıda geniş yukarıda dar yerleşim kuralı vardır.
Bileşik adlar kuramsal bir süs değil konum talimatıdır; bir akorda dokuzlu denildiğinde o sesin akorun üstüne yerleşeceği bildirilmiş olur.
Artık aralıklar genişleyerek, eksik aralıklar daralarak çözülür; artık dörtlü ile eksik beşli piyanoda aynı sesi verir ama ters yönlere gider ve bu, yazımın bir yön bildirimi olduğunun en somut kanıtıdır.
Aralık tanımanın üç kısayolu vardır: sekizliyi çıkarmak, çevrimden gitmek ve şekli tanımak; üçü birlikte tanımayı hesaplamaktan çıkarıp görmeye çevirir.
Açılış sahnesi
Bir piyanistin iki elini izliyorsun.
Sol eli aşağıda bir do basıyor. Sağ eli yukarıda bir re.
İki ses. Aralarında bir sekizliden fazla mesafe var ve birlikte çalındıklarında açık, ferah, hatta tatlı duyuluyorlar.
Şimdi piyanist sağ elini bir sekizli aşağı indiriyor ve iki tuş yan yana geliyor. Do ve re.
Aynı iki nota. Aynı harfler. Ama şimdi keskin, sürtünen, rahatsız bir ses çıkıyor.
Hiçbir şey değişmedi; yalnız aralarındaki mesafe değişti.
Bu ders, aralıkların sekizliyi aştığında ne olduğunu ve neden aynı iki notanın bambaşka duyulabileceğini anlatıyor. Bir önceki kursta aralıkları saymayı öğrenmiştin; burada onları kullanmayı öğreneceksin.
Bu derste ne olacak
Önce basit ve bileşik aralık ayrımını kuracağız. Sonra bileşik aralıkları adlandırmayı ve sadeleştirmeyi göreceğiz. Ardından mesafenin neden yalnız bir sayı olmadığına, yerleşimin kulakta ne yaptığına bakacağız. Sonra artık ve eksik aralıkların çözülme davranışlarına geleceğiz; bu, bir önceki modüldeki yazım mantığının doğrudan devamı. En sonda aralık tanımanın pratik kısayollarını vereceğiz. Ders bittiğinde bir sekizliyi aşan aralıkları adlandırabiliyor ve bir aralığın nereye çözüleceğini tahmin edebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir önceki kursta aralıkları tekliden sekizliye kadar saydık. Sekizliye geldiğimizde durduk.
Ama müzik orada durmuyor.
Bir sekizliden geniş aralıklara bileşik aralık diyoruz. Sekizli ve daha dar olanlara ise basit aralık.
Adlandırmak kolay: saymaya devam edersin. Sekizliden bir adım yukarısı dokuzlu, iki adım yukarısı onlu, sonra on birli, on ikili, on üçlü.
Şimdi pratik kısayolu verelim. Bir bileşik aralığın basit karşılığını bulmak için sayıdan yedi çıkar.
Dokuzludan yedi çıkarırsan ikili kalır. On birliden yedi çıkarırsan dörtlü. On üçlüden yedi çıkarırsan altılı.
Nitelik de aynı kalır: majör dokuzlunun sade karşılığı majör ikilidir, tam on birlininki tam dörtlü.
Peki madem sadeleştirilebiliyor, neden ayrı adları var?
Çünkü mesafe, kulakta bir sayı olmaktan fazlasını yapıyor. Ve dersin asıl konusu bu.
Mekanizma
Yerleşim sesi değiştirir
Açılış sahnesindeki deneyi hatırla. Do ve re yan yana basıldığında keskin, bir sekizli aralıkla basıldığında ferah duyuluyordu.
Sebep akustik.
İki ses birbirine çok yakın olduğunda doğuşkanları birbirine karışır ve kulak onları ayırmakta zorlanır; ortaya sürtünme çıkar. Aralarını açtığında bu karışma azalır ve iki ses ayrı ayrı, rahatça duyulur.
Bu etki özellikle PES bölgede güçlüdür. Kalın seslerde doğuşkanlar daha sıkışıktır ve dar aralıklar çamura döner. Aynı aralık tiz bölgede gayet berrak duyulabilir.
Buradan çok pratik bir kural çıkıyor ve aranjman yaparken hayat kurtarır: aşağıda geniş, yukarıda dar yerleş.
Bir akorun alt seslerini birbirine yapıştırmak, en sık yapılan ve en kolay düzeltilen aranjman hatasıdır.
Bileşik aralıkların kendi adları neden var
Şimdi ikinci sebebe gelelim.
Bir akora sekizliyi aşan sesler eklendiğinde bunlara bileşik adlarıyla anılır: dokuzlu, on birli, on üçlü.
Neden ikili, dörtlü, altılı denmiyor?
Çünkü ad, o sesin nereye yerleştirileceğini de söylüyor. Bir akorda dokuzlu dendiğinde, o ses akorun köküne yakın değil, üstüne yerleşir. İkili denseydi kökle sürtüşürdü.
Yani bileşik ad bir konum talimatıdır. Kuramsal olarak gereksiz görünen ayrım, uygulamada doğrudan işe yarar.
Artık ve eksik aralıklar nereye gider
Şimdi bir önceki modülün mantığını buraya taşıyoruz.
Değiştirici işaretlerde şunu öğrenmiştik: yazım, sesin nereye gideceğini söyler.
Aynı şey aralıklar için de geçerli ve daha da güçlü çalışır.
Artık aralıklar genişlemek ister. İki ses birbirinden uzaklaşarak çözülür. Artık dörtlü, dışa doğru açılıp altılıya varır.
Eksik aralıklar daralmak ister. İki ses birbirine yaklaşarak çözülür. Eksik beşli, içe doğru kapanıp üçlüye varır.
Şimdi ilginç olan şu: artık dörtlü ile eksik beşli piyanoda aynı sesi verir. Altı yarım ses.
Ama biri açılır, diğeri kapanır.
Yani hangi adla yazıldığı, nereye gideceğini belirler. Aynı ses, iki farklı gelecek.
Bu, bir önceki modüldeki "yazım bir yön bildirimidir" cümlesinin en somut kanıtıdır ve enharmonik yazımın neden keyfi olmadığını tek başına açıklar.
Melodik ve armonik aralık ayrı çalışılır
Şimdi kulak eğitimine bağlanan bir noktaya gelelim, çünkü burada öğrenciler beklenmedik biçimde tıkanır.
Bir aralık iki türlü sunulabilir. Arka arkaya çalınırsa melodik, aynı anda çalınırsa armoniktir.
Aynı aralık, aynı iki nota. Ama tanıma zorluğu aynı değil.
Melodik aralıkta kulak iki sesi ayrı ayrı duyar ve aralarındaki mesafeyi bir sıçrama olarak ölçer. Bu, çıpa şarkı yöntemiyle çalışılabilen bir iştir.
Armonik aralıkta ise iki sesin doğuşkanları birbirine karışır ve kulak tek bir renk duyar. Artık ölçtüğün şey bir mesafe değil, bir doku.
Bu yüzden melodik aralıkları rahatça tanıyan bir öğrenci, aynı aralıkları armonik olarak duyduğunda zorlanabilir ve bunu bir gerileme sanır. Gerileme değildir; ikinci ve ayrı bir beceridir.
Pratik sonuç şu: kulak eğitiminde iki yönü ayrı ayrı çalışmak gerekir ve armonik tanımanın yöntemi de farklıdır. Orada tek tek sesleri ayırmaya çalışmak yerine, ortaya çıkan rengi bir bütün olarak tanımak daha hızlı sonuç verir.
Aralık tanımanın kısayolları
Sayarak aralık bulmak doğru sonucu verir ama yavaştır. Deneyimli okuyucular üç kısayol kullanır.
Birinci kısayol: sekizliyi çıkar. Bileşik bir aralık gördüğünde önce yediyi çıkarıp sade karşılığını bul; bütün nitelik hesabını orada yap.
İkinci kısayol: çevrimden git. Yedili saymak yorucudur; onun çevrimi ikilidir ve ikiliyi bir bakışta görürsün. Sayıların toplamı dokuz eder ve nitelik terse döner.
Üçüncü kısayol: şekli tanı. Bir önceki modülde nota okumada kullandığımız kalıp tanıma burada da çalışır. Çizgiden çizgiye giden iki nota her zaman tek sayılı aralıktır; boşluk sayısını saymak yerine şekli tanırsın.
Üç kısayol birlikte, aralık tanımayı hesaplamaktan çıkarıp görmeye çevirir.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Buraya kadarki kısım bileşik aralıkları kurdu. Şimdi ince tarafa geçelim.
Birincisi: aralık bilgisi asıl işini aranjmanda görür. Bir akorun hangi seslerden oluştuğunu bilmek başlangıçtır; o sesleri hangi mesafelerle yerleştireceğini bilmek ise işin kendisidir. Aynı akor, yerleşimine göre kalın ve bulanık ya da açık ve parlak duyulabilir ve bu fark, akor seçiminden daha büyüktür.
İkincisi: çözülme eğilimleri kural değil gözlemdir, ama çok güçlü gözlemdir. Artık aralıkların açılıp eksiklerin kapanması yüzyıllar boyunca yazılmış müzikten çıkarılmış bir örüntüdür; fizik yasası değildir ve bilerek ihlal edilebilir. Ama ihlalin etkili olması, kuralın dinleyicide kurulmuş olmasına bağlıdır.
Üçüncüsü: aynı aralık melodik ve armonik olarak farklı zorluktadır. Arka arkaya çalınan bir aralığı tanımak ile aynı anda çalınanı tanımak iki ayrı beceridir; ikincisinde doğuşkanlar karışır ve kulak tek bir renk duyar. Kulak eğitiminde ikisini ayrı ayrı çalışmayan öğrenci, akor tanımada beklenmedik biçimde tıkanır.
Dördüncüsü: bileşik aralıkları sadeleştirmek her zaman doğru değildir. Kuramsal hesaplarda yediyi çıkarmak işe yarar ama bir akorun sesini tarif ederken bileşik ad korunmalıdır; çünkü o ad bir konum bildirir. Sadeleştirmeyi bir hesap aracı olarak kullanmak doğru, bir adlandırma kuralı olarak kullanmak yanlıştır.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Dokuzlu ile ikili aynı şeydir. Aynı harf çiftini taşırlar ama aynı değildirler. Dokuzlu, sesin akorun üstüne yerleşeceğini bildirir; ikili ise kökle sürtüşen bir mesafedir. Kuramsal hesap için sadeleştirme yapılır, ama adlandırmada bileşik ad korunur çünkü konum bilgisi taşır.
Yaygın yanlış: Artık dörtlü ile eksik beşli aynı aralıktır. Piyanoda aynı sesi verirler ama davranışları terstir: biri açılarak, diğeri kapanarak çözülür. Hangi adla yazıldığı nereye gideceğini belirler. Bunu görmeyen öğrenci, kendi yazdığı armonide ses yürüyüşünü sürekli yanlış kurar.
Yaygın yanlış: Aralık tanımak yarım ses saymaktır. Yarım ses saymak büyüklüğü verir, adı vermez ve ad olmadan çözülme yönü bilinmez. Üstelik saymak yavaştır; deneyimli okuyucular şekil tanır ve çevrimden gider. Yalnız sayarak çalışan öğrenci doğru sonuca varır ama okuma hızına asla ulaşamaz.
Yaygın yanlış: Yerleşim bir estetik ayrıntıdır. Değildir; akustik bir zorunluluktur. Pes bölgede dar aralıklar doğuşkan karışması yüzünden bulanıklaşır ve akor tanınmaz hâle gelir. Bu, kulak zevkiyle değil sesin fiziğiyle ilgilidir ve aranjmanda en sık düzeltilen hatadır.
Uygulama
Bir klavye aç ve pes bölgede do ile re tuşlarına birlikte bas. Dinle.
Şimdi aynı iki notayı orta bölgede çal. Sonra tiz bölgede.
Aynı aralık, üç farklı bölge. Hangisinde en bulanık, hangisinde en berrak?
İkinci deney: sol elinle pes bir do, sağ elinle bir sekizli ve bir tam ses yukarıdaki re'ye bas. Yani majör dokuzlu.
İlk denemedeki keskinliğin nereye gittiğine dikkat et.
Son adım: bir do majör akoru önce bütün sesleri bitişik olacak şekilde, sonra sesleri iki elin arasına yayarak çal. İkisini arka arkaya birkaç kez tekrarla. Duyduğun fark, bu dersin bütün pratik değeridir.
Kilit özet
Bir sekizliyi aşan aralıklara bileşik aralık denir ve sade karşılıkları sayıdan yedi çıkarılarak bulunur; nitelik değişmez.
Aynı iki nota, aralarındaki mesafeye göre bambaşka duyulur; dar aralıklarda doğuşkanlar karışır ve özellikle pes bölgede ses bulanıklaşır, bu yüzden aşağıda geniş yukarıda dar yerleşim kuralı vardır.
Bileşik adlar kuramsal bir süs değil konum talimatıdır; bir akorda dokuzlu denildiğinde o sesin akorun üstüne yerleşeceği bildirilmiş olur.
Artık aralıklar genişleyerek, eksik aralıklar daralarak çözülür; artık dörtlü ile eksik beşli piyanoda aynı sesi verir ama ters yönlere gider ve bu, yazımın bir yön bildirimi olduğunun en somut kanıtıdır.
Aralık tanımanın üç kısayolu vardır: sekizliyi çıkarmak, çevrimden gitmek ve şekli tanımak; üçü birlikte tanımayı hesaplamaktan çıkarıp görmeye çevirir.
Sonraki derse köprü
Aralıklar tamamlandı ve artık hem sade hem bileşik mesafeleri adlandırabiliyorsun.
Bir sonraki modülde majör gamlara ve donanımlara dönüyoruz, ama bu kez okuma tarafından: bir donanıma bakıp tonu saniyeler içinde bulmayı ve o tonun parmak kalıplarını çıkarmayı çalışacağız. Bu derste öğrendiğin aralık kısayolları orada doğrudan işe yarayacak.