Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yavaş okumanın sebebi düşünme hızı değil işlem sayısıdır; her nota için beş ayrı karar veren okuyucu asla hızlanamaz.
Her anahtarda üç çıpa nota ezberlemek yeter; geri kalan her konum en yakın çıpadan bir iki adım sayılarak bulunur ve sol ile fa anahtarlarının simgeleri kendi çıpalarını zaten göstermektedir.
Aralıksal okuma, notaların adını hiç söylemeden aralarındaki mesafeyi şekilden okumaktır; çizgiden çizgiye geçiş her zaman tek sayılı, çizgiden boşluğa geçiş her zaman çift sayılı aralık verir.
Sayfadaki notaların büyük kısmı gam ve arpej kalıplarıdır; gam merdiven, arpej atlama görüntüsü verir ve bu iki şekli tanımak dört beş notayı tek karara indirir.
Göz her zaman elin ilerisinde olmalıdır; önden okuma alışkanlığı, tekniğe hiç dokunmadan deşifre hızını en çok artıran tek değişikliktir.
Açılış sahnesi
Şu cümleyi oku: "Bugün hava çok güzel."
Ne kadar sürdü? Yarım saniye belki.
Şimdi dur ve şunu fark et. O cümleyi okurken tek tek harflere bakmadın. "B-u-g-ü-n" diye hecelemedin. Kelimenin şekline baktın ve anlamı doğrudan geldi.
Oysa altı yaşındayken tam olarak heceliyordun. Bir sayfayı bitirmek yarım saat sürüyordu ve sonunda ne okuduğunu hatırlamıyordun.
Arada geçen şey zeka değildi. Tekrardı.
Şimdi bir nota sayfasına bakan yeni öğrenciyi düşün. Bir notaya bakıyor, portede kaçıncı çizgide olduğunu sayıyor, aklındaki bir tekerlemeyi hatırlıyor, adını buluyor, sonra çalgıda o sesin yerini arıyor. Beş işlem. Ve sonraki nota için beşini baştan yapıyor.
Bu kişi nota okumuyor. Nota deşifre ediyor, tek tek, harf harf.
Bu ders o beş işlemi bire indirmekle ilgili.
Bu derste ne olacak
Önce yavaş okumanın neden yavaş olduğunu göreceğiz; sorunun hız değil işlem sayısı olduğunu. Sonra çıpa notaları kuracağız; portede ezberlenecek şeyi yediden üçe indiren yöntemi. Ardından asıl beceriye geçeceğiz: notaları tek tek değil, aralarındaki mesafeyle okumaya. Sonra kalıp tanımaya ve önden okumaya bakacağız. Ders bittiğinde her iki anahtarda üç çıpa noktasını ezberlemiş, gam ve arpej kesitlerini şekilden tanıyabiliyor ve gözünü çaldığın yerin ilerisinde tutmayı biliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir şehirde yol tarif ediyorsun.
Birine "buradan yüz otuz yedi adım kuzeye git, sonra kırk iki adım doğuya" demezsin. "Şu camiye kadar yürü, oradan sağa dön" dersin.
Neden? Çünkü insan mutlak konumları değil, tanıdık noktaları ve o noktalara göre yönleri hatırlar.
Nota okumada da aynısı geçerli ve yeni başlayanların yaptığı hata tam olarak adım saymaktır. Portenin en altındaki çizgiden başlayıp yukarı doğru "mi, fa, sol, la, si" diye sayarlar. Her nota için baştan.
Oysa deneyimli bir okuyucu birkaç tanıdık nokta kullanır ve geri kalan her şeyi onlara göre bulur. Bu tanıdık noktalara çıpa nota diyeceğiz.
Ve ikinci fark daha da önemli. Deneyimli okuyucu çoğu zaman notanın adını hiç düşünmez. Bir önceki notadan ne kadar uzakta olduğuna bakar ve elini o kadar hareket ettirir. Adı bilmesine gerek kalmaz.
Bu iki fikir, yani çıpalar ve mesafeler, hızlı okumanın tamamıdır.
Mekanizma
Sorun hız değil, işlem sayısı
Yavaş okuyan biri hızlı okuyandan daha yavaş düşünmüyor. Daha çok iş yapıyor.
Bunun en iyi bilinen benzeri satranç araştırmalarından gelir. Usta oyuncular bir tahtaya birkaç saniye bakıp bütün pozisyonu hatırlayabilir; ama taşlar rastgele dizildiğinde bu üstünlük kaybolur ve yeni başlayanla aynı seviyeye düşerler. Yani ustanın hafızası daha büyük değil; anlamlı kalıpları tek parça olarak görüyor.
Nota okumada da hedef budur. Yirmi ayrı nota yerine üç kalıp görmek.
Çıpa notalar: yediyi üçe indirmek
Portede dokuz konum var ve her anahtarda ayrı adlar taşıyorlar. Hepsini ezberlemeye çalışmak, bir şehrin bütün sokak adlarını ezberlemeye benzer.
Bunun yerine her anahtarda üç nokta ezberle.
Sol anahtarında birinci çıpa, anahtarın sardığı çizgidir ve sol sesidir. Anahtarın kıvrımı zaten onu gösteriyor; ezberlemene bile gerek yok, işaret sana söylüyor. İkinci çıpa portenin bir altındaki ek çizgide duran orta do'dur. Üçüncü çıpa portenin en üst çizgisidir ve fa sesidir.
Fa anahtarında birinci çıpa, iki noktanın kıskaç gibi tuttuğu çizgidir ve fa sesidir. İkinci çıpa portenin bir üstündeki ek çizgide duran orta do'dur. Üçüncü çıpa en alt çizgidir ve sol sesidir.
Toplam altı nokta. Bunları gerçekten ezberlediğinde, herhangi bir notayı en yakın çıpadan bir ya da iki adım sayarak bulursun. Beş işlem ikiye indi.
Aralıksal okuma: adı hiç söylememek
Şimdi asıl sıçramaya geldik.
Portede iki nota yan yana duruyor. Birincisi bir çizgide, ikincisi hemen üstündeki boşlukta. Bu, bir adım yukarı demektir.
Birincisi bir çizgide, ikincisi bir sonraki çizgide. Bu, iki adım yukarı demektir; yani bir üçlü aralık.
Birinci çizgi, sonra bir üstteki çizgiyi atlayıp ondan sonraki çizgi. Bu bir beşli.
Fark ettin mi? Hiçbir notanın adını söylemedik. Sadece şekle baktık.
Aralıksal okuma budur ve deneyimli okuyucuların büyük çoğunluğunun zamanının çoğunda yaptığı şeydir. Adı ancak bir yere sıçrarken ya da bir yerden yeniden başlarken gerekir.
Buradaki temel görsel kural şudur: çizgiden çizgiye ya da boşluktan boşluğa geçiş her zaman tek sayılı aralıktır. Çizgiden boşluğa ya da boşluktan çizgiye geçiş her zaman çift sayılıdır. Bu tek kural, sayfadaki mesafelerin yarısını bakar bakmaz çözer.
Kalıp tanıma: gam ve arpej şekilleri
Müzikte notalar rastgele dizilmez. Aynı birkaç kalıp durmadan tekrar eder.
Bir gam kesiti sayfada merdiven gibi görünür: çizgi, boşluk, çizgi, boşluk, kesintisiz yukarı ya da aşağı.
Bir arpej, yani akorun seslerinin tek tek çalınması, atlamalı görünür: hep çizgilerde ya da hep boşluklarda ilerler.
Bu iki şekli tanıdığında dört, beş, altı notayı tek bakışta okursun. Sayfadaki notaların çok büyük bir kısmı bu iki kalıbın ya kendisi ya da hafif bozulmuş hâlidir.
Önden okuma: göz elin önündedir
Deneyimli okuyucular çaldıkları notaya bakmaz. Gözleri her zaman elin çaldığı yerin ilerisindedir; çoğu zaman birkaç nota, iyi okuyucularda bir ölçüye yakın.
Buna önden okuma diyoruz ve öğretilebilir bir alışkanlıktır.
Sebebi şu: müzik durmaz. Bir notayı gördüğün anda çalman gerekiyorsa, o notayı işlemek için hiç zamanın olmaz. Gözün önde olursa beynin sıradaki hareketi çalarken hazırlar.
Bu, deşifrede yavaş öğrenciyi hızlı öğrenciden ayıran tek en büyük alışkanlıktır ve tekniğe hiç dokunmadan öğrenilebilir.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Buraya kadarki kısım okuma hızının mekaniğini kurdu. Şimdi profesyonellerin bildiği yere geçelim.
Birincisi: tekerlemeler geçici iskeledir, ev değil. Portedeki notaları hatırlamak için öğretilen tekerlemeler başlangıçta işe yarar ama her nota için içeriden bir cümle okumayı gerektirir ve bu, hızın önündeki en büyük engeldir. Belirli bir noktadan sonra onları bilinçli olarak bırakman gerekir. Bırakmayan öğrenci belirli bir hızın üstüne asla çıkamaz ve bunun sebebini yıllarca anlayamaz.
İkincisi: iyi okuyucular yanlış çalmayı göze alır. Deşifre yaparken durup düzeltmek, akışı bozduğu için okunan miktarı ciddi biçimde düşürür. Profesyoneller bir notayı kaçırdığında devam eder; çünkü ölçülen şey doğruluk değil, sürekliliktir. Duran okuyucu her seferinde sıfırdan hızlanmak zorunda kalır.
Üçüncüsü: okuma bir tahmin işidir. Deneyimli bir okuyucu sıradaki notayı görmeden önce büyük olasılıkla ne olacağını tahmin ediyordur; çünkü armoniyi, kalıbı ve türü biliyor. Bu yüzden teori bilgisi okuma hızını doğrudan artırır. Nota okumayı teoriden ayrı bir beceri sanmak, en yaygın planlama hatasıdır.
Dördüncüsü: hacim, yoğunluktan üstündür. Okuma becerisini geliştiren şey bir parçayı kırk kez çalışmak değil, kırk farklı kolay parçayı bir kez okumaktır. Kolay malzemeyi çok görmek, zor malzemeyi az görmekten belirgin biçimde hızlı sonuç verir. Bu, öğrencilerin en çok direndiği ve en çok işe yarayan tavsiyedir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Hızlı okumak, hızlı düşünmektir. Değildir. Hızlı okuyan kişi daha az karar veriyordur. Yirmi notayı yirmi kararla okuyan biriyle üç kalıpla okuyan biri arasındaki fark düşünme hızında değil, işlem sayısındadır. Bu yüzden hızlanmaya çalışmak yerine kalıp dağarcığını büyütmek gerekir.
Yaygın yanlış: Her notanın adını bilmek zorundayım. Zorunda değilsin ve deneyimli okuyucular çoğu zaman bilmiyor. Bir önceki notadan ne kadar uzakta olduğunu bilmek, elini doğru yere götürmek için yeterlidir. Adlar bir yere sıçrarken, birine bir şey anlatırken ve analiz yaparken gerekir; akış hâlinde okurken değil.
Yaygın yanlış: Deşifre yeteneği doğuştandır. Deşifre, gördüğün sayfa sayısının doğrudan fonksiyonudur. Mesleği eşlik olan müzisyenler bu beceriyi olağanüstü seviyeye çıkarır ve bunu binlerce sayfayla yapar. "Bende yok" demek, ölçülmemiş bir maruz kalma miktarını doğuştan gelen bir eksiklik sanmaktır.
Yaygın yanlış: Fa anahtarı sol anahtarından zordur. Zor değildir; sadece daha az görülmüştür. Sol anahtarında yıllarca okumuş biri fa anahtarına geçtiğinde kendini yeni başlayan gibi hisseder ve bunu anahtarın zorluğuna bağlar. Aynı çıpa yöntemiyle çalışıldığında iki anahtar arasında öğrenme süresi bakımından anlamlı bir fark yoktur.
Uygulama
Kolay bir nota kitabı bul ve şu kuralı koy: durmak yok.
Bir sayfa seç ve metronomu çok yavaş bir tempoya kur; öyle yavaş olsun ki en zor ölçüyü bile yetiştirebilesin. Sonra baştan sona çal ve ne olursa olsun durma. Yanlış çalarsan devam et.
Bir kez bitirdiğinde aynı sayfaya bir daha dönme. Yeni bir sayfa aç.
Bunu on gün boyunca günde on dakika yap. Amaç bir parçayı öğrenmek değil, çok sayıda sayfa görmek. Onuncu günün sonunda ilk gün açtığın sayfaya geri dön ve tekrar oku; aradaki farkı kendin ölçeceksin.
Kilit özet
Yavaş okumanın sebebi düşünme hızı değil işlem sayısıdır; her nota için beş ayrı karar veren okuyucu asla hızlanamaz.
Her anahtarda üç çıpa nota ezberlemek yeter; geri kalan her konum en yakın çıpadan bir iki adım sayılarak bulunur ve sol ile fa anahtarlarının simgeleri kendi çıpalarını zaten göstermektedir.
Aralıksal okuma, notaların adını hiç söylemeden aralarındaki mesafeyi şekilden okumaktır; çizgiden çizgiye geçiş her zaman tek sayılı, çizgiden boşluğa geçiş her zaman çift sayılı aralık verir.
Sayfadaki notaların büyük kısmı gam ve arpej kalıplarıdır; gam merdiven, arpej atlama görüntüsü verir ve bu iki şekli tanımak dört beş notayı tek karara indirir.
Göz her zaman elin ilerisinde olmalıdır; önden okuma alışkanlığı, tekniğe hiç dokunmadan deşifre hızını en çok artıran tek değişikliktir.
Sonraki derse köprü
Artık perdeleri şekilden okuyabiliyorsun. Ama bir sayfada perdeler bilginin sadece yarısı.
Bir sonraki modülde ritim diline geçiyoruz: üçleme ve senkopun sayfada nasıl göründüğüne ve nasıl sayıldığına. Yani şu ana kadar yukarı aşağı okuduğun şeyi, soldan sağa okumayı öğreneceğiz.