Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İlk görüşte okumanın amacı kusursuz bir okuma değil, ezgiyi baştan sona, doğru tempoda ve tonun içinde kalarak, küçük hataları büyütmeden söylemek.
Okumadan önceki birkaç saniyelik bakış, tonun merkezini, ölçüyü, tempoyu, ses aralığını, zor yerleri ve cümle sonlarını gösteriyor. Şarkıcı için ilk sesi bulmak ayrı bir iş: verilen referansı merkez olarak tutup ilk sesin derecesine içeriden bir yol çizmek gerekiyor.
Kalıpları, tekrarları ve cümle sonlarını görmek, gözü sayfanın önünde tutuyor. Perde kaybolduğunda ritmi sürdürmek ve bir sonraki dayanak seste içerideki merkezle karşılaştırarak yeniden tutunmak, ezgiyi kurtarıyor.
Deşifre becerisi, çok sayıda kolay ve kısa ezgiyi birer kez okuyarak ve her okumadan sonra kısa bir kontrol yaparak gelişiyor.
Açılış sahnesi
Bir konservatuvar giriş sınavında aday, jürinin önüne geçiyor. Ona daha önce hiç görmediği kısa bir ezgi veriliyor. Jüri üyelerinden biri piyanoda tonun toniğini bir kez çalıyor ve "Hazır olduğunuzda başlayın," diyor. Adayın elinde başka hiçbir yardım yok.
Aday sayfaya bakıyor ve hemen söylemeye başlıyor. İlk ses toniğin kendisi değil, bir üçlü yukarısı. Aday bunu ancak söylerken fark ediyor ve ilk sesini düzeltmeye çalışırken birkaç ölçü kaybediyor. Ortalarda geniş bir sıçramada perde kayıyor; aday nerede olduğunu bilemeden bir süre devam ediyor ve ezgiyi tonun dışında bir yerde bitiriyor.
Bir sonraki aday aynı ezgiyi alıyor. Hemen başlamıyor. Sayfaya birkaç saniye bakıyor: donanıma, ölçü işaretine, son sese, sayfanın en yüksek ve en alçak notasına. Tonik çalındığında onu içinde tutuyor, sessizce "do, mi" diye ilk sese çıkıyor ve söylemeye başlıyor.
O da ortalarda aynı sıçramada perdeyi biraz kaçırıyor. Ama duraksamıyor. Ritmi sürdürüyor ve bir ölçü sonra ezginin bir "sol"a yerleştiği yerde perdeyi yeniden buluyor. Ezgiyi tonikte, doğru perdede bitiriyor.
Bu derste ne olacak
Önce ön hazırlıksız deşifrenin, yani bir ezgiyi ilk görüşte söylemenin, bu kursun önceki derslerindeki hazırlıklı okumadan nasıl ayrıldığına bakacağız. Sonra ilk sesi söylemeden hemen önce sayfada nelerin taranacağını göreceğiz. Ardından şarkıcının deşifresine özgü bir soruna, tek bir referans sesten ilk sesi bulmaya geçeceğiz. Ezgiyi tek tek notalar yerine cümleler ve kalıplar olarak okumayı konuşacağız. Perde kaybolduğunda ritmi koruyup bir dayanak seste yeniden tutunmayı ele alacağız. En sonda da deşifre becerisini günden güne geliştiren alışkanlığa bakacağız.
Sıfır noktası
Buraya kadar ezgilere hep zaman tanındı: önce parçalarına ayrıldılar, sonra yeniden birleştirildiler. Bu hazırlık, bir ezgiyi doğru ve güvenle okumanın en sağlam yolu.
Ön hazırlıksız deşifre ise bu hazırlığın olmadığı durum: ezgi ilk kez görülüyor ve hemen söyleniyor. Sınavlarda, korolarda, stüdyo kayıtlarında ve birlikte müzik yapılan birçok ortamda müzisyenden istenen şey bu.
Deşifrenin amacı, kusursuz bir okuma değil. İlk görüşte her notayı doğru söylemek çoğu zaman mümkün olmuyor. Amaç, ezgiyi baştan sona, doğru tempoda ve tonun içinde kalarak, küçük hataları büyütmeden söylemek.
Piyano kursunun günlük deşifre dersinde, çalgıyla ilk görüşte çalmanın temel kuralları çalışılmıştı. Temel Müzik Teorisi ve Nota Okuma kursunda da notaları hızlı tanımanın yolları anlatılmıştı. Bu ders, bu bilgileri sesin kendine özgü sorunlarıyla birleştiriyor: bir tuşun ya da perdenin yardımı olmadan, yalnızca kulakla ve derece hissiyle doğru perdeyi bulmak.
Bu dersin sınavı şu: daha önce görmediğin kısa bir ezgiye birkaç saniye bakıp, yalnızca toniği bir kez duyarak ilk sesi bulabiliyor, ezgiyi baştan sona durmadan söyleyebiliyor ve perdeyi kaybettiğin bir yerde bir dayanak seste yeniden tutunabiliyor musun?
Mekanizma
Birkaç saniyelik bakış
Açılıştaki iki aday arasındaki ilk fark, okumaya başlamadan önceki birkaç saniyeydi. İkinci aday hemen söylemek yerine sayfaya baktı ve bu kısa bakış, deşifrenin geri kalanını belirledi.
Bu bakışta tonun merkezi aranıyor. Dördüncü derste merkezi bulmak için sayılan işaretler burada saniyeler içinde toplanıyor. Merkezin "do" mu "la" mı olduğuna, okumaya başlamadan karar veriliyor.
Aynı bakışta ölçü işareti ve tempo belirleniyor. Beşinci dersteki gibi, ölçünün basit mi bileşik mi olduğu ve kaç vuruş taşıdığı saptanıyor. Seçilen hız, sayfanın en çetin ölçüsüne göre ayarlanıyor.
Bakışın bir de sese özgü yanı var: ezginin tavanını ve tabanını bulmak. Şarkıcı için bu, ezginin kendi ses aralığına rahatça sığıp sığmadığını ve zorlanacağı bir bölge olup olmadığını gösteriyor. Ayrıca ezginin en geniş sıçramaları ve en belirgin ritim zorlukları, bu bakışta göze çarpan yerler olarak not ediliyor.
Bu birkaç saniyelik bakış, bir liste gibi tek tek işaretlenmiyor; deneyimle hızlanan bir tarama. Başlangıçta bilinçli olarak yapılan bu tarama, zamanla neredeyse kendiliğinden gerçekleşiyor.
İlk sesi bulmak
Şarkıcının deşifresinde bir çalgıcınınkinde olmayan bir sorun var: ilk sesi bulmak. Bir piyanist ilk notanın tuşuna basıyor; bir şarkıcının ise o sesi yalnızca kulağıyla ve derece hissiyle kurması gerekiyor.
Çoğu deşifre ortamında şarkıcıya bir referans ses veriliyor: çoğu zaman tonun toniği ya da tonik akoru. Açılıştaki birinci adayın hatası, bu referansı doğrudan ilk sesle eşleştirmekti. Tonik çalındı ve aday toniği söyledi; oysa ezgi başka bir dereceden başlıyordu.
İlk sesi bulmanın yolu, verilen referansı merkez olarak içinde tutup ilk sesin derecesini belirlemek ve oraya bir yol çizmek. Açılıştaki ikinci aday bunu yaptı: toniği duydu, ilk sesin "mi" olduğunu gördü ve içinden "do, mi" diye o sese çıktı. İkinci dersteki eve dönüş yolunun tersi: merkezden ilk sese giden yol.
İlk ses tonik akorunun bir sesi değilse, üçüncü dersteki iskelet yöntemi yine işe yarıyor. Örneğin ilk ses "la" ise, akorun tepesindeki "sol"a basıp oradan komşu basamağa geçmek. İlk sesi bulmak için harcanan birkaç saniye, ezginin geri kalanının doğru tonda kalmasını sağlıyor.
Notalar değil, cümleler
Deşifrenin bir başka ayağı, gözün tek notalara değil, birkaç notalık bütünlere bakması. Her notayı ayrı ayrı çözmeye çalışan bir okuyucu, ezginin temposuna yetişemiyor. Büyük birimler olarak okuyan bir okuyucu ise gözünü sayfanın önünde tutabiliyor.
Ezgiler çoğu zaman tanıdık kalıplardan oluşuyor: dizi parçaları, tonik akorunun sesleri, adım adım inen ya da çıkan hareketler. Bu kalıpları tanımak, birkaç notayı tek bir hareket olarak söylemeyi sağlıyor. "Do, re, mi, fa, sol" beş ayrı nota değil, bir yükseliş.
Ezgilerin bir başka özelliği, kendini tekrar etmesi. Bir motif aynen tekrarlanıyor ya da başka bir dereceden aynı biçimde yineleniyor. Bu yinelemelere sekvens (sequence) denen yapılar da dâhil: bir figürün adım adım yukarı ya da aşağı kaydırılarak tekrar edilmesi. Tekrarı fark eden okuyucu, ikinci kez gelen figürü ilk seferinden hatırlayarak okuyabiliyor.
Cümleleri bulmanın bir yolu da cümle sonlarına bakmak. Ezgiler çoğu zaman belirli aralıklarla bir durağa varıyor; bu duraklar çoğu zaman "do" ya da "sol" gibi sağlam dereceler. Birkaç saniyelik bakışta bu durakları görmek, ezginin nefes alma yerlerini ve cümle yapısını ortaya çıkarıyor.
Perde kaybolduğunda
Açılıştaki iki adayın ikisi de aynı sıçramada perdeyi kaçırdı. Aralarındaki fark, ardından ne yaptıklarıydı.
Birinci aday, perdeyi kaybettiğinde nerede olduğunu bilemeden devam etti ve tonun dışına sürüklendi. İkinci aday ise ritmi korudu ve ezginin ilk sağlam durağında, bir "sol"da, perdeyi yeniden buldu. Bu, deşifrenin en önemli becerilerinden biri: kaybolunca bir dayanak seste yeniden tutunmak.
Perde kaybolduğunda ritmi bırakmamak, bu becerinin temeli. Ritim sürdükçe, okuyucu sayfada nerede olduğunu biliyor ve bir sonraki dayanağa zamanında varabiliyor. Perdeyi düzeltmek için durup geri dönmek ise hem ritmi hem de sayfadaki yeri kaybettiriyor.
Dayanak sesler, tonun en sağlam dereceleri: "do", "sol" ve minörde "la" ile "mi". Ezgi bu seslerden birine vardığında, okuyucu içinde tuttuğu merkezle o sesi karşılaştırıyor ve gerekiyorsa perdeyi düzeltiyor. Cümle sonları bu düzeltme için en iyi yerler, çünkü ezgi orada çoğu zaman bir dayanakta duruyor.
Bu yüzden deşifrede toniği içinde tutmak, yalnızca ilk sesi bulmak için değil, ezginin tamamı boyunca önemli. İkinci derste kurulan bu beceri, deşifrede bir güvenlik ağı gibi iş görüyor: perde kaydığında, içerideki merkez onu geri çağırıyor.
Her ezgi bir kez ilk görüş
Deşifre becerisini geliştirmenin bir özelliği var: bir ezgi, yalnızca bir kez ilk görüşle okunabiliyor. İkinci okumada ezgi artık tanıdık; okuyucu onu kısmen hatırlıyor. Bu yüzden deşifre, bitmeyen bir taze sayfa akışıyla beslenmek zorunda.
Bu, deşifre çalışmasının çok sayıda kısa ezgiyle yapılması gerektiği anlamına geliyor. Az sayıda ezgiyi tekrar tekrar okumak, onları ezberlemeye dönüşüyor; çok sayıda farklı ezgiyi birer kez okumak ise ilk görüş becerisini geliştiriyor.
Malzemenin zorluğu da önemli. Deşifre çalışmasında kullanılan ezgiler, okuyucunun hazırlıklı olarak rahatça okuyabileceği ezgilerden daha kolay olmalı. Çok zor bir ezgiyle yapılan deşifre, sürekli kaybolmaya ve güvensizliğe yol açıyor; kolay ezgilerle yapılan düzenli deşifre ise güveni ve akışı kuruyor.
Her deşifrenin ardından kısa bir kontrol, öğrenmeyi derinleştiriyor. Söylenen ezgiyi piyanoda çalınan hâliyle yan yana koymak, hangi yerde perdenin kaydığını ve hangi yerde ritmin bozulduğunu gösteriyor. Bu kontrol, bir sonraki deşifrede aynı tür yerlere daha dikkatli bakmayı sağlıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Referans sesin türü. Bazı deşifre ortamlarında şarkıcıya tonik yerine yalnızca ezginin ilk sesi ya da hiç ton kurmayan tek bir ses veriliyor. Böyle bir durumda şarkıcının, verilen sesin derecesini sayfadan belirleyip oradan içeride bir tonik kurması gerekiyor. Bu, ilk sesi bulmanın tersi yönde işleyen bir beceri ve derece hissi güçlendikçe kolaylaşıyor.
Gözün önde olması. Deneyimli okuyucular, söyledikleri notanın biraz ilerisine bakıyor. Göz birkaç nota ya da bir ölçü önden gittiğinde, yaklaşan sıçramalar ve ritim zorlukları söylenmeden önce görülüyor. Bu beceri, cümleler hâlinde okumakla birlikte gelişiyor.
Deşifrede kelimeler. Koro müziğinde deşifre çoğu zaman hecelerle değil, eserin sözleriyle yapılıyor. Bu, perde ve ritmin yanına bir de söz katmanı ekliyor. Başlangıçta ezgiyi hecelerle deşifre etmek ve ardından sözleri eklemek, bu katmanları ayrı tutmanın bir yolu.
Birlikte deşifre. Bir koroda deşifre yapılırken, öteki seslerin varlığı hem bir yardım hem bir tuzak. Komşu partiler bir dayanak sunabiliyor, ama aynı zamanda okuyucuyu kendi ezgisinden uzaklaştırabiliyor. Kendi partisini derece hissiyle okumak, bu ortamda kendi yerini korumanın yolu. Kursun kapanış dersi tam olarak bu durumu konu alıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Deşifre, hemen okumaya başlamaktır. Okumaya başlamadan önceki birkaç saniyelik bakış, tonun merkezini, ölçüyü, ses aralığını ve zor yerleri gösteriyor. Bu bakış, deşifrenin geri kalanını belirliyor.
Yaygın yanlış: Verilen referans ses, ezginin ilk sesidir. Referans çoğu zaman tonun toniği. İlk ses başka bir dereceden başlıyorsa, merkezden o dereceye içeride bir yol çizmek gerekiyor.
Yaygın yanlış: Perde kaybolduğunda durup düzeltmek gerekir. Durup geri dönmek hem ritmi hem sayfadaki yeri kaybettiriyor. Ritmi sürdürüp bir sonraki dayanak seste yeniden tutunmak, ezgiyi kurtarıyor.
Yaygın yanlış: Deşifre, zor ezgilerle çalışılarak gelişir. Çok zor malzeme sürekli kaybolmaya yol açıyor. Rahatça okunabilecek kolay ezgilerle yapılan düzenli deşifre, becerinin asıl kaynağı.
Yaygın yanlış: Aynı ezgiyi tekrar tekrar okumak deşifreyi geliştirir. Bir ezgi yalnızca bir kez ilk görüşle okunabiliyor. Deşifre çalışması, çok sayıda farklı kısa ezgi gerektiriyor.
Uygulama
Kendine bir deşifre kaynağı bul: bir solfej kitabı, bir ezgi derlemesi ya da bir deşifre uygulaması. Önemli olan, daha önce görmediğin ve hazırlıklı olarak rahatça okuyabileceğin düzeyde çok sayıda kısa ezgiye erişebilmek.
Her gün birkaç ezgiyi, her birini yalnızca bir kez, ilk görüşte oku. Her ezgiden önce kendine kısa bir süre tanı ve bu sürede tonun merkezini, ölçüyü ve tempoyu, en yüksek ve en alçak notayı, en zor sıçramayı ve cümle sonlarını bul.
Ardından toniği bir çalgıdan ya da bir uygulamadan bir kez duy. İlk sesin derecesini belirle ve içinden merkezden o sese giden yolu söyle. Sonra ezgiyi hareketli do ile, şef işaretiyle birlikte, baştan sona durmadan söyle. Perdeyi kaybedersen ritmi bırakma ve bir sonraki dayanak seste yeniden tutun.
Her ezgiden sonra doğru hâlini bir çalgıdan dinleyip kendi okumanla karşılaştır. Perdenin nerede kaydığını, ritmin nerede bozulduğunu ve dayanak seste yeniden tutunup tutunamadığını bir satırla not et.
Birkaç gün sonra notlarına bak. Hataların hangi tür yerlerde, geniş sıçramalarda mı, yükseltilmiş seslerde mi, noktalı ritimlerde mi, yoğunlaştığını gör. Bir sonraki deşifrelerde ön bakışta bu tür yerlere özellikle dikkat et.
Kilit özet
İlk görüşte okumanın amacı kusursuz bir okuma değil, ezgiyi baştan sona, doğru tempoda ve tonun içinde kalarak, küçük hataları büyütmeden söylemek.
Okumadan önceki birkaç saniyelik bakış, tonun merkezini, ölçüyü, tempoyu, ses aralığını, zor yerleri ve cümle sonlarını gösteriyor. Şarkıcı için ilk sesi bulmak ayrı bir iş: verilen referansı merkez olarak tutup ilk sesin derecesine içeriden bir yol çizmek gerekiyor.
Kalıpları, tekrarları ve cümle sonlarını görmek, gözü sayfanın önünde tutuyor. Perde kaybolduğunda ritmi sürdürmek ve bir sonraki dayanak seste içerideki merkezle karşılaştırarak yeniden tutunmak, ezgiyi kurtarıyor.
Deşifre becerisi, çok sayıda kolay ve kısa ezgiyi birer kez okuyarak ve her okumadan sonra kısa bir kontrol yaparak gelişiyor.
Sonraki derse köprü
Bu kursun bütün ezgileri tek bir sesten oluşuyordu. Okuyucu yalnızca kendi ezgisini ve içinde tuttuğu merkezi izliyordu.
İki sesli solfej, iki ezginin aynı anda söylenmesi. Kendi partini okurken yanındaki öteki sesi nasıl duyarsın, iki ses birbirine yaklaştığında ya da uzaklaştığında kendi yerini nasıl korursun, ve iki ezginin birlikte kurduğu aralıklar solfejde nasıl bir dayanağa dönüşür?