Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Ezgideki her hareket ya bir adım ya da bir sıçrama. Majör tonda adımların çoğu tam, ama "mi-fa" ve "ti-do" yarım adım; hareketli do bu yarım adımları her tonda aynı hecelere koyuyor. Yarım adımı dar ve kararlı söylemek, ezgiyi doğru yerde tutuyor.
Uzun adım dizilerinde küçük sapmalar birikiyor ve perde, özellikle aşağı inen cümlelerde, kayabiliyor. Toniğe göre konum almak ve dizinin sonunda toniği karşılaştırmak, bu kaymayı önlüyor.
Sıçrama bir uzaklık değil, bir hedef derece. Toniği içinde tutan kişi, hedefin tondaki yerini zaten biliyor. Sıçramaları bulmanın iki yolu var: tonik akorunun iskeleti ve aradaki sesleri içinden geçmek.
Aynı sayıda dereceyi kapsayan sıçramalar tonun farklı yerlerinde farklı nitelikte. Hareketli do heceleri, bir sıçramanın büyük mü küçük mü olduğunu her tonda gösteriyor ve hece çiftleri zamanla tanıdık hareketlere dönüşüyor.
Açılış sahnesi
Bir öğrenci solfej kitabından iki kısa ezgi seçiyor. İlki yalnızca yan yana derecelerden oluşuyor: "do, re, mi, fa, mi, re, mi, fa, sol". Öğrenci onu rahatça, hiç duraksamadan okuyor.
İkinci ezgi aynı tonda, aynı uzunlukta ama başka türlü: "do, sol, mi, do, la, fa, re, sol". Her ses bir öncekinden birkaç derece uzakta. Öğrenci ilk sesi söylüyor, sonra "sol"a atlamaya çalışıyor ve tereddüt ediyor. Ağzından çıkan ses bir yerlerde, "sol"un biraz altında bir yerde duruyor. Bir sonraki "mi"ye inerken yeniden kararsızlaşıyor.
Öğretmeni ona bir şey öneriyor: "Do'dan sol'a atlamadan önce aradaki sesleri içinden söyle: re, mi, fa. Sonra sol'u sesli söyle." Öğrenci deniyor. Aradaki üç sesi dudaklarını kıpırdatmadan içinden geçiriyor ve "sol"a vardığında ses bu kez tam yerinde.
Sonra öğretmen ikinci bir yol gösteriyor: "Ya da do'yu, mi'yi, sol'u bir akor gibi düşün. Sol, do'nun uzağındaki bir yabancı değil; onun akorunun tepesi." Öğrenci aynı sıçramayı bu düşünceyle yeniden söylüyor. Bu kez içinden hiçbir şey geçirmeden de "sol"u buluyor.
Bu derste ne olacak
Önce adımları, yani yan yana dereceler arasındaki hareketleri ele alacağız: tam ve yarım adımları ve hareketli do'nun yarım adımları nasıl sabit yerlere koyduğunu göreceğiz. Sonra uzun adım dizilerinde perdenin nasıl kaydığına bakacağız. Ardından sıçramalara geçeceğiz: sıçramayı bir uzaklık olarak değil, bir hedef derece olarak düşünmeyi konuşacağız. Sıçramaları bulmanın iki yolunu, tonik akorunun iskeletini ve aradaki sesleri içinden geçirmeyi ele alacağız. En sonda aynı büyüklükteki sıçramaların farklı derecelerde neden farklı duyulduğunu göreceğiz.
Sıfır noktası
Bu dersteki bütün alıştırmalar hareketli do ile söyleniyor. Hece, tondaki dereceyi gösteriyor ve yedinci derece "ti" olarak söyleniyor.
Bir ezgide ardışık iki ses arasındaki hareket ya bir adım ya da bir sıçrama. Adım, tonun içinde yan yana duran iki derece arasındaki hareket: "do"dan "re"ye, "fa"dan "mi"ye. Sıçrama ise en az bir dereceyi atlayan hareket: "do"dan "mi"ye, "re"den "la"ya.
Müziğin Temelleri kursunda aralıklar, iki ses arasındaki uzaklığın adı ve niteliği olarak tanımlanmıştı; Temel Kulak Eğitimi kursunda da aralıklar kulakla tanınmaya çalışılmıştı. Bu derste aynı uzaklıklara solfejin gözüyle bakıyoruz: sayfada görülen bir hareketi, bir önceki derste kurulan derece hissiyle doğru perdede söylemek.
Bu dersin sınavı şu: yalnızca adımlardan ve adımlarla sıçramaların karıştığı iki kısa ezgiyi hareketli do ile söyleyebiliyor, sıçramaların hedefini derece olarak bulabiliyor ve yarım adımları doğru yerde dar tutabiliyor musun?
Mekanizma
Tam adım, yarım adım
Majör bir tonun yedi derecesi arasındaki adımlar eşit değil. Çoğu tam adım, ama ikisi yarım adım: "mi"den "fa"ya ve "ti"den "do"ya.
Hareketli do'nun büyük bir kolaylığı burada ortaya çıkıyor. Ton hangisi olursa olsun, yarım adımlar hep aynı hecelerin arasında duruyor. Sabit adlarla okuyan biri, her tonda yarım adımların nerede olduğunu yeniden hesaplamak zorunda; hareketli do ile okuyan biri ise "mi-fa" ve "ti-do" hecelerini görünce yarım adımı zaten biliyor.
Yarım adım, söylerken dar tutulması gereken bir hareket. "Mi"den "fa"ya çıkarken ya da "do"dan "ti"ye inerken, ses yalnızca küçük bir kıpırtıyla yer değiştiriyor. Bu hareketi tam adım kadar geniş söylemek, ezgiyi yanlış bir yere taşıyor.
Bir önceki derste gördüğümüz çekimler de bu yarım adımlarda yoğunlaşıyor. Yedinci derecenin toniğe, dördüncünün üçüncüye yaslanması, bu seslerin birbirine bu kadar yakın durmasıyla ilgili. Yarım adımı dar ve kararlı söylemek, çekimin kulakta açıkça duyulmasını sağlıyor.
Adım dizilerinde kayma
Yalnızca adımlardan oluşan bir ezgi kolay görünüyor. Açılıştaki öğrencinin ilk ezgisi gibi, duraksamadan okunabiliyor. Ama uzun adım dizilerinin gizli bir tuzağı var: perdenin yavaşça kayması.
Her adım biraz dar ya da biraz geniş söylendiğinde, küçük sapmalar birikiyor. Özellikle uzun ve aşağı inen adım dizilerinde, perdenin yavaş yavaş düşmesi sık görülen bir sorun. Birçok koro şefinin en sık yaptığı uyarılardan biri, aşağı inen bir cümlede perdenin düşmemesi.
Bu kaymanın ilacı yine derece hissi. Adım adım ilerlerken yalnızca bir önceki sese değil, toniğe göre konum almak, sapmaların birikmesini önlüyor. Ezgi "do"ya ya da "sol"a vardığında, o dayanak noktası başlangıçtaki tonla karşılaştırılabiliyor.
Pratik bir sınama, dizinin sonunda söylenen toniği sürekli çalan bir sesin yanına koymak. Varılan "do" başlangıçtaki "do"yla aynı perdedeyse, adımlar doğru söylenmiş. Değilse, dizinin hangi noktasında kaymanın başladığı aranabiliyor.
Sıçramanın hedefi
Açılıştaki öğrencinin ikinci ezgide zorlanmasının nedeni, sıçramaları bir uzaklık olarak düşünmesiydi. "Do"dan "sol"a atlarken ne kadar yukarı çıkacağını tahmin etmeye çalışıyor ve bu tahmin çoğu zaman eksik kalıyordu.
Derece hissiyle söylemenin sağladığı değişiklik, sıçramayı bir uzaklık olarak değil bir hedef olarak düşünmek. "Sol"a atlarken soru "ne kadar yukarı?" değil, "sol nerede?" oluyor. Söyleyen kişi, toniği içinde tutuyorsa, "sol"un tonun içindeki yerini zaten biliyor. Sıçrama, o bilinen yere varmak.
Bu yaklaşım, büyük sıçramaları özellikle kolaylaştırıyor. Aradaki uzaklığı ölçmek zorlaştıkça, hedef dereceyi bilmek o kadar işe yarıyor. "Re"den "la"ya atlamak, uzaklık olarak düşünüldüğünde zor bir iş; "la"nın tondaki yerini bilen biri için ise bir varış.
Yukarı doğru sıçramalarda sık görülen bir hata, hedefin biraz altında kalmak. Açılıştaki öğrencinin "sol"u da biraz alçak kalmıştı. Hedefi derece olarak düşünmek, bu eksik kalmayı büyük ölçüde azaltıyor, çünkü söyleyen kişi bir uzaklığı değil, bilinen bir perdeyi hedefliyor.
Tonik akorunun iskeleti
Sıçramaları bulmanın bir yolu, tonik akorunun iskeletini kullanmak. "Do", "mi" ve "sol", tonun merkezindeki akorun sesleri ve bir önceki derste gördüğümüz gibi derece hissinin en sağlam dayanakları.
Bu üç ses ve üst "do" arasındaki sıçramalar, en kolay bulunan sıçramalar. "Do"dan "mi"ye, "mi"den "sol"a, "sol"dan üst "do"ya: bu hareketler, tonun iskeletinin içinde gidip gelmek. Açılıştaki öğretmenin ikinci önerisi buydu: "sol"u "do"nun uzağında bir yabancı olarak değil, onun akorunun tepesi olarak düşünmek.
İskelet, öteki sıçramalar için de bir basamak oluyor. "La"ya atlamak isteyen biri, önce "sol"u bulup oradan bir adım çıkabiliyor. "Fa"ya atlamak isteyen biri, "mi"yi bulup oradan bir adım çıkabiliyor. İskeletin sesleri, tonun içindeki her dereceye yakın bir dayanak sunuyor.
Bu yolun bir uzantısı, tonun öteki akorlarını da iskelet olarak kullanmak. "Sol, ti, re", beşinci derecenin akoru; "fa, la, do", dördüncü derecenin akoru. Bu akorların sesleri arasındaki sıçramalar da zamanla tanıdık hâle geliyor.
Aradakileri içinden geçmek
Öteki yol, açılıştaki öğretmenin ilk önerisi: aradaki sesleri içinden geçirmek. "Do"dan "sol"a atlamadan önce "re, mi, fa"yı sessizce, içeriden söylemek, sonra "sol"u yüksek sesle söylemek.
Bu yol, sıçramayı bir adım dizisine çeviriyor. Adımlar sıçramalardan daha kolay bulunduğu için, içeriden geçilen adımlar hedefi güvenle gösteriyor. Bir önceki dersteki sessiz işaret alıştırması burada doğrudan işe yarıyor: aradaki sesleri içeriden duymak, iç işitmenin bir uygulaması.
Bu yol, başlangıç için güçlü bir destek. Ama zamanla hızlanması gerekiyor. Aradaki sesleri tek tek içinden geçirmek zaman alıyor ve hızlı ezgilerde buna vakit kalmıyor. Çalıştıkça aradaki sesler giderek kısalıyor ve sonunda söyleyen kişi hedefe doğrudan varabiliyor.
İki yol birbirinin alternatifi değil. İskelet, sıçramanın hedefini tonun yapısına bağlıyor; içeriden geçmek ise hedefe giden yolu adım adım gösteriyor. Zor bir sıçramada ikisi birlikte kullanılabiliyor.
Aynı büyüklük, farklı derece
Aynı büyüklükteki iki sıçrama, tonun farklı yerlerinde farklı duyulabiliyor. "Do"dan "mi"ye ve "re"den "fa"ya, ikisi de iki dereceyi kapsayan birer sıçrama. Ama ilki büyük bir üçlü, ikincisi küçük bir üçlü: aralarında bir yarım adım fark var.
Hareketli do'nun bir başka kolaylığı burada ortaya çıkıyor. Heceler, sıçramanın niteliğini de taşıyor. "Do-mi", "fa-la" ve "sol-ti" her tonda büyük üçlü; "re-fa", "mi-sol", "la-do" ve "ti-re" her tonda küçük üçlü. Söyleyen kişi heceleri görünce, sıçramanın büyük mü küçük mü olduğunu hesaplamadan biliyor.
Bu bilgi, sıçramayı doğru söylemeyi kolaylaştırıyor. "Mi"den "sol"a atlarken, söyleyen kişi bu sıçramanın "do"dan "mi"ye atlamaktan biraz dar olduğunu hecelerden biliyor. Aynı büyüklükteki iki sıçramayı aynı genişlikte söylemek, tonun içindeki bu farkı siliyor.
Zamanla hece çiftleri, kendi seslerini kulağa yerleştiriyor. "Do-sol" her tonda aynı genişlikte ve aynı sağlamlıkta; "fa-ti" ise tonun içindeki tek artık dörtlü ve kendine özgü, gergin bir sesle duyuluyor. Hece çiftlerini tanımak, sıçramaları tek tek ölçmek yerine tanıdık hareketler olarak söylemeyi sağlıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Sıçramadan sonra ters yönde adım. Birçok ezgide büyük bir sıçramanın ardından ezgi ters yönde adımlarla ilerliyor. Söyleyen için bu bir kolaylık: sıçramanın hedefi bulunduktan sonra, ardından gelen adımlar yeni bir dayanak oluşturmadan ilerleyebiliyor. Bir ezgiyi okumadan önce bu tür dönüşleri fark etmek, zor sıçramaları hazırlamayı kolaylaştırıyor.
Oktav sıçraması. "Do"dan üst "do"ya, "sol"dan üst "sol"a atlamak, aynı hecenin daha yüksek bir perdede söylenmesi. Bu sıçrama büyük görünse de hece aynı olduğu için derece hissi açısından kolay; zorluk çoğu zaman sesin yüksek bölgesine rahatça ulaşmakta.
Sıçramalı ezgide nefes. Büyük sıçramalar, sesin farklı bölgeleri arasında geçişi gerektiriyor. Sıçramadan önce yeterli nefes ve rahat bir boğaz, hedefe zorlanmadan varmayı kolaylaştırıyor. Sıçramayı sertçe "vurmak" yerine sesi hedefe taşımak, perdenin de daha doğru olmasını sağlıyor.
Hece çiftlerini kartla çalışmak. Bazı öğretmenler, iki hecenin yazılı olduğu küçük kartlarla sıçrama çalıştırıyor. Öğrenci kartı görünce, bir dron üzerinde iki heceyi art arda söylüyor. Bu alıştırma, hece çiftlerinin kulakta tanıdık bir harekete dönüşmesini hızlandırıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Yalnızca adımlardan oluşan ezgiler hatasız söylenir. Uzun adım dizilerinde küçük sapmalar birikiyor ve perde, özellikle aşağı inen cümlelerde, kayabiliyor. Toniğe göre konum almak bu kaymayı önlüyor.
Yaygın yanlış: Sıçrama, iki ses arasındaki uzaklığı tahmin ederek bulunur. Uzaklık tahmini çoğu zaman eksik kalıyor. Hedef dereceyi bilmek ve toniği içinde tutmak, sıçramayı bir varışa çeviriyor.
Yaygın yanlış: Bütün adımlar aynı büyüklüktedir. Majör bir tonda iki yarım adım var: "mi-fa" ve "ti-do". Bunları tam adım kadar geniş söylemek ezgiyi yanlış bir yere taşıyor.
Yaygın yanlış: Aynı sayıda dereceyi kapsayan sıçramalar aynıdır. "Do-mi" büyük, "re-fa" küçük bir üçlü. Hareketli do heceleri bu farkı her tonda gösteriyor.
Yaygın yanlış: Aradaki sesleri içinden geçmek, yavaş okuyanların yöntemidir. Bu yol, sıçramaları öğrenirken güçlü bir destek ve zamanla hızlanıyor. Zor bir sıçramada deneyimli okuyucular da ona başvurabiliyor.
Uygulama
Bir dron hazırla ve rahat bir majör tonun toniğini seç. Bu alıştırmanın tamamı hareketli do ile söyleniyor.
Önce yarım adımları çalış. Dronun üzerinde "mi-fa-mi" ve "ti-do-ti" hareketlerini yavaşça söyle. Her yarım adımın ne kadar dar olduğunu hisset ve bunu bir tam adımla, örneğin "re-mi-re" ile karşılaştır.
Ardından uzun bir adım dizisi söyle: üst "do"dan başlayıp yedi basamağı tek tek in, sonra aynı yoldan yeniden çık. Dizinin bitişindeki "do"yu dronla karşılaştır. Perde düştüyse, diziyi yavaşlatıp her adımda toniği içinde tutarak yeniden dene.
Sonra tonik akorunun iskeletini çalış. "Do, mi, sol, do" seslerini yukarı ve aşağı, farklı sıralarla söyle. Sonra iskeleti dayanak olarak kullanarak "la"ya ve "fa"ya komşu iskelet seslerinden adım atarak ulaş.
Bir sonraki çalışmada aradakileri içinden geçme yolunu dene. "Do"dan "sol"a, "re"den "la"ya, "mi"den üst "do"ya atla; her sıçramadan önce aradaki sesleri içinden söyle, sonra hedefi yüksek sesle söyle ve dronla karşılaştır. Aynı sıçramaları, içinden geçmeden, doğrudan da dene.
Son olarak açılıştaki gibi iki kısa ezgi yaz: biri yalnızca adımlardan, öteki adımlarla sıçramaların karışımından. İkisini hareketli do ile söyle ve sıçramalarda hangi yolu kullandığını, nerede tereddüt ettiğini not et.
Kilit özet
Ezgideki her hareket ya bir adım ya da bir sıçrama. Majör tonda adımların çoğu tam, ama "mi-fa" ve "ti-do" yarım adım; hareketli do bu yarım adımları her tonda aynı hecelere koyuyor. Yarım adımı dar ve kararlı söylemek, ezgiyi doğru yerde tutuyor.
Uzun adım dizilerinde küçük sapmalar birikiyor ve perde, özellikle aşağı inen cümlelerde, kayabiliyor. Toniğe göre konum almak ve dizinin sonunda toniği karşılaştırmak, bu kaymayı önlüyor.
Sıçrama bir uzaklık değil, bir hedef derece. Toniği içinde tutan kişi, hedefin tondaki yerini zaten biliyor. Sıçramaları bulmanın iki yolu var: tonik akorunun iskeleti ve aradaki sesleri içinden geçmek.
Aynı sayıda dereceyi kapsayan sıçramalar tonun farklı yerlerinde farklı nitelikte. Hareketli do heceleri, bir sıçramanın büyük mü küçük mü olduğunu her tonda gösteriyor ve hece çiftleri zamanla tanıdık hareketlere dönüşüyor.
Sonraki derse köprü
Bu dersin bütün alıştırmaları majör bir tonda söylendi. Yarım adımlar "mi-fa" ve "ti-do" arasında duruyordu ve "do-mi" büyük bir üçlüydü.
Minör bir tona geçildiğinde bu düzen nasıl değişir? Minör tonun toniği hangi heceyle söylenmeli, yarım adımlar nereye kayar, ve minörün farklı biçimlerinde değişen derecelerle hareketli do nasıl başa çıkar?