Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Üst hat, zeminin sonucu değil onun üstüne alınan ayrı bir karar. Bir döngü kendi üstündeki ezgiyi seçmiyor; aynı akorlar bambaşka iki hattı da taşıyabiliyor.
Karar iki parçalı: hangi ses ve o sesin ne kadar süreceği. İkincisi çoğu zaman seçilmiyor, kaydın kendisine bırakılıyor.
İniş sesi, akor değiştiği anda hâlâ duyulmakta olan ses. Zeminle hesaplaşma yalnız o anlarda oluyor; aradan hızla geçilen sesler bu hesaba girmiyor.
Üç iniş türü var. Akorun kendi seslerinden biri oturuyor, hemen komşusu yaslanıyor ve devam etmek istiyor, akorun dışındaki bir ses gerilim taşıyor ve bir yere bağlanmayı bekliyor.
Aynı nota geçilerek de tutularak da kullanılabiliyor ve ikisi iki ayrı iş. Bir hattı düzeltmenin en ucuz yolu genelde yeni nota aramak değil, elindeki bir sesin süresini değiştirmek.
Akor değiştiğinde hattın üç davranışı var: birlikte kımıldamak, yerinde durmak, ters yöne gitmek. Yerinde durmak hiçbir şey yapmadan bir değişim duyuruyor; ters yön bölümü genişletiyor.
Aynı zeminin üstünden iki ayrı hat çıkaran dört ayar şunlar: bölge, hat yönü, iniş seçimi ve ezgi cümlelerinin döngüyle hizalanması.
Bölüm ayrımını yükseklik değil bölge kuruyor. Nakaratın kıtadan yüksek olması gerekmiyor, kıtanın alanının dışında olması gerekiyor; aşağı inmek de ayrımı kuruyor.
Her cümle döngüyle çakıştığında bölüm kutulanıyor. Cümlelerden birini döngü sınırının üstüne uzatmak, zemine dokunmadan bölümü akıtıyor.
Bu dersin bıraktığı ölçüm zeminsiz söyleme sınaması. Hattı çalgısız kaydet, bir gece geçir, kaydı dinlemeden yeniden söyle ve iki söyleyişi karşılaştır; geri gelen kısım ezgidir, gelmeyen kısmı zemin taşıyordu.
Sınama hüküm vermiyor, yer gösteriyor. Söz de düz, hat da düzse orada kimse çalışmıyor demektir; söz yoğunken düz duran bir hat ise çoğu zaman doğru tercih.
Açılış sahnesi
Zemin dönüyor ve sen üstüne mırıldanıyorsun.
Çalgı tek, tempo sabit, döngü her dönüşte aynı yerden geçiyor. İlk deneme tutuyor: ağzından çıkan hat akorlarla birlikte yükseliyor, her dönüşün sonunda rahat bir yere iniyor. Kaydı alıyorsun, üç kez dinliyorsun ve üçünde de aynı şeyi düşünüyorsun. Bu iyi.
Ertesi sabah durakta beklerken aynı ezgiyi hatırlamaya çalışıyorsun.
Gelen şey ezgi değil. Aklına düşen, altta olup biten hareket: nereden başladığı, ortada nasıl açıldığı, sonunda nereye indiği. Üstündeki hattı arıyorsun ve elinde bir duygu var, bir çizgi yok. İki hece geliyor, gerisi gelmiyor.
Eve dönüp kaydı açıyorsun. Ezgi orada, hiç değişmemiş, dün duyduğun kadar iyi.
Bir şey daha deniyorsun. Kaydı hiç açmadan, çalgıya dokunmadan, altında hiçbir şey olmadan aynı ezgiyi telefona söylüyorsun. Sonra iki söyleyişi arka arkaya dinliyorsun.
İki kayıtta iki ayrı hat var.
Dünkü sürümle bugünkü sürüm aynı yerden başlıyor, üçüncü ölçüden sonra ayrılıyor ve bir daha birleşmiyor. Dünkü hat akor değiştiği anda kımıldıyor, bugünkü hat aynı anda düz gidiyor. İkisi de zeminin üstünde duruyor, ikisi de kulağa doğru geliyor, ikisi de senin ağzından çıktı.
Dün akşam bir ezgi bulduğunu sanıyordun. Bulduğun şey zeminin izin verdiği yollardan biriymiş, ve hangisi olduğuna karar veren sen değilmişsin.
Bu derste ne olacak
Önce üst hattın ne olduğunu yerine oturtacağız: zeminin üstünde duran, kendi yüksekliği ve kendi süresi olan tek bir çizgi. Sonra bu dersin taşıyıcı kavramına geleceğiz, iniş sesine: akor değiştiği anda ağzında hangi sesin durduğuna. Üçüncü durak süre olacak, çünkü aynı nota geçilerek de tutularak da kullanılabiliyor ve ikisi iki ayrı karar. Dördüncüsü akor değiştiğinde hattın üç davranışı: birlikte kımıldamak, yerinde durmak, ters yöne gitmek. Beşincisi aynı zeminin üstünden birbirine benzemeyen iki hattın nasıl çıktığı ve bunu yapan dört ayar. Altıncısı zeminsiz söyleme sınaması, yani bu dersin sana bırakacağı ölçüm. Sonunda elinde çalgı gerektirmeyen, tek başına yapabileceğin bir kontrol kalacak.
Sıfır noktası
Ezgi, art arda gelen tek tek seslerin kurduğu hat. Zeminde aynı anda duyulan topluluklar vardı; üstte tek sıra var, her an bir ses.
Top-line, o hattın sektördeki adı. Kelimenin karşılığı üst hat ve mesleki kullanımda hem ezgiyi hem üstüne yerleşen heceleri birlikte anıyor. Bu derste yalnız ezgi tarafındayız; hecelerin nereye düştüğü ayrı bir iş ve sırası geldiğinde ayrıca duracağız.
Bir akorun kendi sesleri var. Ezgi her an bunlardan birinin üstünde durabiliyor, hemen komşularından birine geçebiliyor ya da akorun hiç içermediği bir sese uğrayabiliyor. Üçü de meşru; aralarındaki fark, sesin ne kadar tutulduğunda ortaya çıkıyor.
İki kelimeyi de baştan koyalım. Bölge, hattın hangi yükseklikte yaşadığı; aynı ezgi topluca yukarı ya da aşağı taşındığında notaların birbirine mesafesi değişmiyor ama bölge değişiyor. Hat yönü ise çizginin gidişi: yükselen, alçalan, dalgalanan ya da tek bir sesin çevresinde duran.
Son olarak iniş sesi. Akor değiştiği anda hâlâ duyulmakta olan sese iniş diyeceğiz. Bu derste en çok bu sese bakacağız, çünkü hattın zeminle ilişkisi orada kuruluyor.
Mekanizma
Üst hat ile zemin iki ayrı karardır
Geçen derste zemin vardı: dönen bir hareket, evi olan, bir hızı olan. Üst hat o hareketin sonucu değil, üstüne alınan ayrı bir karar.
Bunu görmenin yolu şu: aynı döngüyü çal ve üstüne bilerek iki ayrı hat söyle. Biri dar bir alanda kalsın, öteki geniş adımlarla gezinsin. Zemin tek bir nota bile değişmedi, şarkı iki ayrı şarkı oldu.
Karar iki parçadan kuruluyor ve ikisi ayrı ayrı seçiliyor. Birincisi hangi ses. İkincisi o sesin ne kadar süreceği. Yazarların çoğu birinciyi seçiyor, ikinciyi kaydın kendisine bırakıyor; oysa dersin geri kalanı büyük ölçüde ikincinin üstünde duruyor.
İniş sesi: değişim anında ağzında ne var
Ezgi bir dönüş boyunca birçok sesten geçiyor, ama zeminle hesaplaşması yalnız birkaç anda oluyor: akorun değiştiği anlarda.
O anda duyulan ses üç yerden biri olabiliyor. Akorun kendi seslerinden biriyse hat oturuyor; kulak bir uyum duyuyor ve bir sonraki şeyi beklemiyor. Akorun hemen komşusu olan bir sesse hat yaslanıyor; oturmuş gibi durmuyor, devam etmek istiyor ve bu isteği duyuluyor. Akorun hiç içermediği bir sesse hat gerilim taşıyor; kulak bir çözüm bekliyor ve beklediğini almazsa o sesi bir tercih değil bir kaza olarak alıyor.
Aradan geçilen sesler bu hesaba girmiyor. Hızla uğranan bir ses, değişim anında ağızda durmadığı sürece zeminle karşılaşmıyor.
Bir hattın karakteri de bu inişlerin dağılımından çıkıyor. Her değişimde akorun içine oturan bir hat pürüzsüz ve unutulur duyuluyor. Hiçbir değişimde oturmayan bir hat sürekli bir şey isteyip hiçbir şeye varmıyor. Aradaki oran bir tercih ve bu tercih sana ait.
Süre kararı: geçilen ses ile inilen ses
Aynı nota, aynı yükseklikte, aynı zeminin üstünde iki bambaşka iş yapabiliyor.
Bir dönüşte o sese hızla uğrayıp geçiyorsun; kulak onu neredeyse fark etmiyor. Öbür dönüşte aynı sesi tutuyorsun ve akor onun altında değişiyor; şimdi o ses bir karar. Nota değişmedi, süre değişti, ve dinleyicinin duyduğu şey tümden başka.
Bu yüzden tıkanan bir hat genellikle yeni bir notayla değil, elde duran bir sesin süresiyle açılıyor. Hangi seslerin uzun, hangilerinin kısa olduğuna bak; tek bir sesi bir ölçü uzatmak bölümün duruşunu değiştirebiliyor.
Tersi de geçerli. Bir yer fazla ağır duyuluyorsa oradaki uzun sesi kısalt ve hattı yürüt; kaldırılan şey nota değil, o notanın işgal ettiği zaman.
Akor değişince hat ne yapıyor
Üç davranış var ve üçü de kullanılabilir.
Birincisi birlikte kımıldamak. Akor değişirken hat da yeni akorun bir sesine geçiyor. En kolay yol ve genelde ilk mırıldanmada bu çıkıyor; bedeli, hattın zeminin gölgesi gibi duyulması.
İkincisi yerinde durmak. Ses kımıldamıyor, altındaki topluluk kımıldıyor. Kımıldamayan sesin anlamı yine de değişiyor: altına gelen topluluk onu başka bir yere yerleştiriyor ve dinleyici hiçbir hareket görmeden bir hareket işitiyor. Bu hamlenin gücü tam olarak yapılmayan şeyden geliyor.
Üçüncüsü ters yöne gitmek. Zemin aşağı inerken hat yukarı çıkıyor ya da tersi. İki hareket birbirinden ayrıldığı için kulak ikisini ayrı ayrı duyuyor ve bölüm birden genişliyor.
Bir hattı çoğu zaman tek bir davranış taşımıyor. Kıta boyunca birlikte kımıldayan bir hat, bölümün son değişiminde yerinde durduğunda o tek an bütün bölümün çıkışını değiştiriyor.
Aynı zemin, birbirine benzemeyen iki hat
Yedinci derste bir döngünün iki bölüme iki ayrı zemin kurabildiğini görmüştük ve ayrımı yapan şey akor listesi değildi. Üst tarafta da benzer bir durum var, ama araçlar başka; dört tanesi işi görüyor.
Birincisi bölge. Kıta dar ve alçak bir alanda yaşarken nakaratın oradan çıkması, bölüm değişimini tek başına duyurabiliyor. Yön yukarı olmak zorunda değil; aşağı inip genişleyen bir nakarat da ayrımı kuruyor. Kurmayan tek şey, kıtayla aynı alanda kalmak.
İkincisi hat yönü. Sürekli yükselen bir çizgiyle tek sesin çevresinde duran bir çizgi aynı akorların üstünde iki ayrı iş yapıyor; biri götürüyor, öteki tutuyor.
Üçüncüsü iniş seçimi. Aynı yerde biri akorun içine oturuyor, öteki komşusuna yaslanıp bırakıyor; birincisi bölümü kapatıyor, ikincisi açık bırakıyor.
Dördüncüsü hizalanma ve en çok gözden kaçan ayar bu. Ezgi cümlelerinin döngüyle aynı yerde başlayıp aynı yerde bitmesi gerekmiyor. Her cümle döngüyle çakıştığında bölüm kutulanıyor; cümlelerden biri döngü sınırını aştığında dikiş kayboluyor ve bölüm akıyor.
Zeminsiz söyleme sınaması
Şimdi bu dersin bırakacağı ölçüm geliyor ve tek bir şey soruyor: hat, altındaki zemin olmadan da var mı.
İşleyişi şöyle. Hattı tek başına, hiçbir çalgı olmadan söyle ve kaydet. Kaydı kapat, üstünden bir gece geçsin. Ertesi gün kaydı dinlemeden aynı hattı bir kez daha söyle ve ikinci kaydı al. Sonra ikisini yan yana koy.
Geri gelen kısım ezgidir. Gelmeyen kısım, zeminin taşıdığı kısımdı.
Bu ölçüm bir not vermiyor, yer gösteriyor. İki söyleyiş nerede ayrılıyorsa hattın ince yeri orası; genellikle bir bölümün ortasında, cümlelerin birbirine bağlandığı yerde çıkıyor.
Sınamanın bir de aynı gün yapılan kısa sürümü var. Hattı önce zeminle söyle, kaydı hemen durdur ve altında hiçbir şey yokken aynı hattı tekrar söyle. Nerede duraksadığını not et; duraksadığın yerde ezgiyi hatırlamıyorsun, akoru hatırlıyorsun.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: ilk mırıldanma bir karar değil, bir refleks. Zemin dönerken ağzından çıkan ilk hat neredeyse her zaman en az dirençli yoldan gidiyor; akor değiştiğinde birlikte kımıldıyor, akorun kendi seslerine iniyor ve cümleleri döngüyle hizalıyor. Bu hat kötü değil, yalnız seçilmemiş. Önlem onu atmak değil: kaydet, kenara koy ve aynı zeminin üstüne bilerek ikinci bir hat yaz. İkincisi daha iyi olmak zorunda değil; işi karşılaştırma imkânı vermek. İki hat yan yana durduğunda birincinin hangi kararları verdiği ilk kez görünür oluyor, çünkü tek bir hat elde varken o hattın nerede tercih yaptığı okunamıyor.
İkincisi: hattı düzeltmek çoğu zaman notaya değil süreye dokunmak. Bir bölüm düz duyulduğunda ilk içgüdü yeni bir ezgi aramak oluyor, oysa elindeki hattın ses dağılımı genelde yerinde. Bak: hangi sesler uzun, hangileri kısa, akor değiştiği anda ağzında hangisi duruyor. Tek bir sesi bir ölçü uzatmak, bir tek uzun sesi ikiye bölmek ya da bir cümleyi yarım ölçü erken başlatmak bölümün duruşunu değiştiriyor. Bunlar aynı zamanda geri alınabilir hamleler; yeni bir ezgi ise geri alınamıyor, çünkü onu bir kez duyduktan sonra eskisini tarafsız dinleyemiyorsun.
Üçüncüsü: bölüm ayrımını bölge kuruyor, yükseklik değil. Hook'un dinleyiciye ne zaman ulaştığını ikinci derste konuşmuştuk ve mesele orada zamanlamaydı. Üst hat tarafında buna eklenen şu: nakaratın kıtadan yüksek olması gerekmiyor, kıtanın yaşadığı alanın dışında olması gerekiyor. Aşağı inen bir nakarat da ayrımı kuruyor, uzun sesler üstünde duran bir nakarat da. Ayrımı kurmayan tek şey aynı alanda kalmak; o durumda dinleyici bölüm değişimini yalnız sözden ve zeminden çıkarmak zorunda kalıyor ve ikisi de bu işi tek başına yapmakta zorlanıyor.
Dördüncüsü: zeminsiz sınama her düz hattı suçlamıyor. Geri gelmeyen bir bölüm iki ayrı şeyin işareti olabiliyor. Ya hat orada gerçekten karar vermemiştir ve düzeltilecektir, ya da o bölüm bilerek düz yazılmıştır çünkü söz yoğundur ve ezginin öne çıkmaması istenmektedir. Ayırt etmenin yolu bölümü tek başına değil, sözle birlikte dinlemek: söz de düzse ve ezgi de düzse orada kimse çalışmıyor demektir. Söz yoğunken düz duran bir hat ise bir tercih, hatta çoğu zaman doğru tercih. Sınama bir hüküm değil, bakılacak yeri gösteren bir işaret.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Ezgi akorun notalarından kurulur; akorun dışına çıkan ses hatadır." Akorun dışındaki ses bir hata değil, ödenmemiş bir borç. Kısa tutulup komşusuna bağlandığında kulak onu fark bile etmiyor, uzun tutulup bir yere varmadığında ise kaza gibi duyuluyor. Ölçüt sesin akorda olup olmaması değil, ne kadar tutulduğu ve ardından nereye gittiği. Yalnız akor seslerinden kurulmuş bir hat da güvenlidir ve çoğu zaman sıkıcıdır.
Yaygın yanlış: "Şu ezgi hareketi en çok kullanılan hamledir." Bir hareketin ne sıklıkta kullanıldığı ancak sayılarak söylenebilir; böyle bir sayım bu derste yok ve kulakta oluşan izlenim sayımın yerine geçmiyor. Bu yüzden hiçbir hamle burada yaygınlığıyla önerilmiyor. Elindeki tek dayanak kendi kayıtların: iki sürümü yan yana koyup hangisinin ne yaptığını duymak, kaç şarkının o hamleyi kullandığını tahmin etmekten daha çok bilgi veriyor.
Yaygın yanlış: "Yüksek nota güçlü ezgi demek." Bir sesin yüksek olması kendi başına hiçbir iş görmüyor. Aynı yüksek ses, kıta da orada yaşıyorsa hiç fark edilmiyor; bölümün geri kalanı aşağıdaysa ve o ses tutuluyorsa doruk oluyor. Gücü kuran şey bölge farkı ve süre. Bir bölümün tavanını yükseltmeden de doruk kurulabiliyor, tek yapılması gereken en yüksek sesin çevresini alçaltmak.
Yaygın yanlış: "Akor değişince ezginin de değişmesi gerekir." Yerinde durmak üç davranıştan biri ve çoğu zaman en güçlüsü. Ses kımıldamadığında değişimi altındaki topluluk yapıyor ve aynı yükseklik yeni bir yer olarak duyuluyor. Her değişimde kımıldayan bir hat kendi kararlarını vermeyi bırakıyor; dinleyici de üst hattı ayrı bir şey olarak değil, alt katın devamı olarak alıyor.
Yaygın yanlış: "Doğru ezgi ilk seferde gelir, aranan ezgi zorlama olur." İlk gelen hat en hızlı gelendir, en iyisi olduğu iddiası ise sınanmamıştır. İkinci hattın işi birinciyi geçmek değil, birinciyi görünür kılmak. Karşılaştırılacak bir şey olmadan bir ezginin hangi kararları verdiği okunamıyor ve okunamayan bir karar düzeltilemiyor. Yazarların çoğu ikinci sürümü yazmadığı için değil, yazdıktan sonra ikisini yan yana dinlemediği için ilkinde kalıyor.
Yaygın yanlış: "Ezgi yazmak için çalgı çalmayı bilmek gerekir." Üst hat ağızla yazılıyor ve çalgı bazen bu işin önünde duruyor. Tuş üstünde kolayca çıkan geniş adımlar söylenmeye kalkıldığında dağılıyor, oysa kayıtta çalgı hattı desteklediği için sorun görünmüyor. Ezgiyi önce sesle bulup çalgıya sonra taşımak bu tuzağı kapatıyor; bu dersteki bütün sınamalar da bu yüzden çalgısız yapılabiliyor.
Uygulama
Elindeki şarkının bir bölümünü seç ve zemini hazırla. Döngü sözsüz dönsün, tempo sabit kalsın ve altı dönüş sürsün. Üstüne hattını söyle, kaydet, sonra kaydı kapat ve bir şey daha yap: aynı hattı hiçbir zemin olmadan, yalnız sesinle bir kez daha söyleyip ikinci bir kayıt al. İki kaydı bugün karşılaştırma, ikisini de bırak.
Ertesi gün hiçbirini dinlemeden başla. Zeminsiz olarak aynı hattı bir kez daha söyle ve üçüncü kaydı al. Şimdi dünkü zeminsiz kayıtla bugünkü zeminsiz kaydı arka arkaya dinle. Hangi ölçüde ayrıldıklarını işaretle. Ayrılma noktası hattın en az karar verilmiş yeri ve bu turda çalışacağın yer orası.
Sonra iniş sayımı yap. Zemini çal, akorun değiştiği anları teker teker durdur ve o anda ağzında hangi sesin durduğunu söyle. Her değişim için üç cevaptan birini yaz: akorun içinde, komşusunda, dışında. Hepsi içinde çıkıyorsa hattın hiçbir yerde sürtünmüyor demektir; en az bir değişimde komşuya yaslanmayı dene ve farkı dinle.
Ardından tek bir süreyi değiştir. Hattın herhangi bir uzun sesini bir ölçü daha uzat, başka hiçbir şeye dokunma ve eski kayıtla yenisini peş peşe koy. Sonra aynı denemeyi ters yönde yap: aynı sesi kısalt ve hattı yürüt. Hangi sürümün bölümü ilerlettiğini yaz. İki sürüm arasındaki ayrım bir zevk meselesi değil; kulağın nerede beklemeye alıştığını gösteriyor.
Son adımda ikinci bir hat yaz. Aynı zeminin üstüne, birincisini bilerek kullanmadan, başka bir bölgede duran ve cümleleri döngüyle hizalanmayan bir hat söyle. Amaç daha iyisini bulmak değil; iki hattı yan yana dinlediğinde birincinin hangi kararları verdiğini ilk kez duyacaksın.
Kilit özet
Üst hat, zeminin sonucu değil onun üstüne alınan ayrı bir karar. Bir döngü kendi üstündeki ezgiyi seçmiyor; aynı akorlar bambaşka iki hattı da taşıyabiliyor.
Karar iki parçalı: hangi ses ve o sesin ne kadar süreceği. İkincisi çoğu zaman seçilmiyor, kaydın kendisine bırakılıyor.
İniş sesi, akor değiştiği anda hâlâ duyulmakta olan ses. Zeminle hesaplaşma yalnız o anlarda oluyor; aradan hızla geçilen sesler bu hesaba girmiyor.
Üç iniş türü var. Akorun kendi seslerinden biri oturuyor, hemen komşusu yaslanıyor ve devam etmek istiyor, akorun dışındaki bir ses gerilim taşıyor ve bir yere bağlanmayı bekliyor.
Aynı nota geçilerek de tutularak da kullanılabiliyor ve ikisi iki ayrı iş. Bir hattı düzeltmenin en ucuz yolu genelde yeni nota aramak değil, elindeki bir sesin süresini değiştirmek.
Akor değiştiğinde hattın üç davranışı var: birlikte kımıldamak, yerinde durmak, ters yöne gitmek. Yerinde durmak hiçbir şey yapmadan bir değişim duyuruyor; ters yön bölümü genişletiyor.
Aynı zeminin üstünden iki ayrı hat çıkaran dört ayar şunlar: bölge, hat yönü, iniş seçimi ve ezgi cümlelerinin döngüyle hizalanması.
Bölüm ayrımını yükseklik değil bölge kuruyor. Nakaratın kıtadan yüksek olması gerekmiyor, kıtanın alanının dışında olması gerekiyor; aşağı inmek de ayrımı kuruyor.
Her cümle döngüyle çakıştığında bölüm kutulanıyor. Cümlelerden birini döngü sınırının üstüne uzatmak, zemine dokunmadan bölümü akıtıyor.
Bu dersin bıraktığı ölçüm zeminsiz söyleme sınaması. Hattı çalgısız kaydet, bir gece geçir, kaydı dinlemeden yeniden söyle ve iki söyleyişi karşılaştır; geri gelen kısım ezgidir, gelmeyen kısmı zemin taşıyordu.
Sınama hüküm vermiyor, yer gösteriyor. Söz de düz, hat da düzse orada kimse çalışmıyor demektir; söz yoğunken düz duran bir hat ise çoğu zaman doğru tercih.
Sonraki derse köprü
Bu dersten sonra elinde bir çizgi var: hangi yükseklikte yaşıyor, akor değişimlerinde nereye iniyor, hangi sesleri tutuyor.
Üstünde henüz kelime yok. Şimdiye kadar hattı mırıldanarak sınadık ve mırıldanma bir kolaylık sağlıyordu: hecelerin uzunluğu, ağırlığı ve doğal vurgusu işin içinde değildi.
Kelimeler geldiğinde hat aynı kalmıyor. Her kelimenin konuşulurken kendi vurgusu var ve o vurgu ezginin vurguladığı yere denk gelmeyebiliyor. Aynı cümle, notalar hiç değişmeden, hecelerin yerleşme biçimine göre ya kendiliğinden söyleniyor ya da bükülmüş duyuluyor.
Bir soru daha var. Bir söz satırı ezgiye mi uydurulur, yoksa ezgi satırın konuşma ritmine mi uydurulur? İkisi de yapılıyor ve ikisinin bedeli ayrı.
Sonraki derste konuşma ritmi ve prozodi üstünde duracağız. Hangi hecenin hangi notaya düştüğünü, kelimenin kendi vurgusuyla ezginin vurgusunun çakışıp çakışmadığını ve çakışmadığında dinleyicinin ne duyduğunu konuşacağız.