Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bridge, şarkıda yalnız bir kez duyulan bölüm. İki kez gelen bir bölüm bridge değil, çünkü tanınan her bölüm şarkının düzenine katılıyor.
Bir kez duyulmak bir izin veriyor: nakaratın dışarıda bıraktığı bilgi, ayrıntı, açıklama ve sürpriz burada geçerli hâle geliyor, çünkü eskiyecek ikinci bir gelişleri yok.
Aynı yerden bir yasak da çıkıyor. Bölümün bütçesi tek bir fikir; ilk dinleyişte kapalı kalan her cümle şarkıdan düşüyor.
Malzeme şarkının dışından gelmiyor. Üç kaynağı var: kıtadan geri alınan durum, nakaratın reddettiği gerekçe ve hiç söylenmemiş ana duygu cümlesi.
Karşıtlık armonide, ezgi bölgesinde, ritimde ve konuşan seste kuruluyor. Hepsi birden değişmiyor; dördü birden ters çevrildiğinde bölüm şarkının parçası olmaktan çıkıyor.
Yükseklik bu listenin dışında. Doruk nakarata ait ve bölüm onu aştığında son nakarat inişten başlıyor; karşıtlığın yönü aşağı da olabiliyor.
Bölümün ölçüsü kendinden sonraki nakarat. Nakarat yine değişmiyor, ona giren dinleyici değişiyor; işleyen bölümler nakaratın tek bir satırını hedefliyor.
Teslim iki türlü oluyor: sessizlikten sonra çıplak giriş büyük duyuluyor, hazırlık bölümünden dönüş yerleşik duyuluyor ve sürpriz payından ödün veriyor.
Bölüm kısa kalıyor. Uzadığında dinleyici tekrar bekliyor ve son nakarat geciktikçe ağırlığını kaybediyor.
Dört durumda hiç yazılmıyor: nakarat üç kez gelmiyorsa, son nakarat hâlâ yeni duyuluyorsa, bölüm ancak nakaratı yeniden yazarak yazılabiliyorsa ve nakarat henüz iki kez duyulmadan araya giriyorsa.
Açılış sahnesi
Kendi şarkını kulaklıkla dinliyorsun.
Telefona kaydettin, sokağa çıktın, baştan çalıştırdın. Bu sefer karşında kimse yok; ne bir prova odası ne bir dinleyici, yalnız sen ve kaydın.
İlk nakarat geliyor ve iyi geliyor. Kıta değişiyor, ikinci nakarat birincisinden ağır duyuluyor; aradaki kıtanın işini yaptığını buradan anlıyorsun.
Sonra son nakaratın sırası geliyor.
Daha gelmeden ne diyeceğini biliyorsun. Kelimelerini bildiğin için değil, kelimeler zaten aynı ve aynı olması gerekiyor.
Bildiğin şey başka: şarkının bundan sonra hiçbir yere gitmeyeceği.
Elin cebine gidiyor ve kaydı bitmeden durduruyorsun. Kendi kaydını.
Aynı yürüyüşte bir başka şarkı çalıyor ve onun ikinci nakaratından sonra her şey birden çekiliyor.
Çalgıların çoğu susuyor, ses aşağı iniyor ve daha önce hiç duymadığın birkaç satır geliyor.
O satırları ezberlemeye çalışmıyorsun. Tekrarlanacaklarını hissetmiyorsun bile.
Sonra o kısa bölüm bitiyor ve nakarat geri geliyor. Tek bir kelimesi değişmemiş.
Ama aynı nakarat değil.
İlk iki bölüm tekrarlandığı için çalışıyordu. Üçüncüsü hiç tekrarlanmadığı için çalışıyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir kez duyulmanın neyi serbest bıraktığını göreceğiz: nakaratın kapısından çevirdiği malzemenin çoğu burada geçerli hâle geliyor, çünkü eskiyecek ikinci bir gelişi yok. Aynı yerden bir yasak da çıkıyor ve ikinci mesele o: tek dinleyişte anlaşılmayan her cümle şarkıdan düşüyor, yani bölümün bütçesi tek bir fikir. Üçüncüsü malzemenin nereden geldiği; bu bölüm şarkının dışından beslenmiyor, şarkının kenara koyduğu üç yerden birinden besleniyor. Dördüncüsü karşıtlık: hangi yerlerde ters çevriliyor, kaç tanesi aynı anda değişiyor ve neden yükseklik bu listenin dışında kalıyor. Beşincisi bölümün asıl ölçüsü: son nakaratta ne değişiyor, değişen şey neden metinde değil anlamda oluyor ve nakarata hangi iki yoldan teslim ediliyor. Altıncısı uzunluk, yani bölümün neden kısa kaldığı ve uzadığında neyin bozulduğu. En sonda hiç yazılmaması gereken dört durumu ve bunu ayırt eden tek işareti konuşacağız.
Sıfır noktası
Bridge (köprü bölümü), şarkıda yalnız bir kez duyulan bölüm.
Bu derste İngilizce adıyla anılacak, çünkü Türkçedeki köprü kelimesi iki bölüm arasındaki her geçişi de karşılıyor ve karışıyor.
Tanımın tamamı tekrar sayısında duruyor. Kıtayı kıta yapan şey her dönüşünde değişmesiydi, nakaratı nakarat yapan şey hiç değişmemesi; bridge'i bridge yapan şey ikinci kez hiç gelmemesi.
Buradan hemen bir uyarı çıkıyor. İki kez gelen bir bölüm bridge değil. Adına ne dersen de, ikinci gelişinde dinleyici onu tanıyor ve tanınan her bölüm şarkının düzenine katılmış oluyor.
Bu bölüm çoğu taslakta bir soruya değil, bir boşluğa cevap olarak yazılıyor: son nakarattan önce bir şey gerekiyormuş gibi duruyor ve oraya dört satır konuyor. Boşluk için yazılan bölüm ise şarkıya bir şey yapmıyor, yalnız süresini uzatıyor.
Dört dersten dört şey elinde kaldı. Şarkıda ağzından hiç çıkmayan, yalnız kâğıtta duran bir ana duygu cümlesi. Dinleyicinin tutunduğu kısa bir birim. Her dönüşünde dinleyicinin bilgisini ilerleten bir kıta. Ve tek başına okunduğunda kendi ayakları üstünde duran, üç gelişinde de aynı çıkan bir nakarat. Bu ders beşinci bir parça eklemiyor; o dördünün dışında kalan malzemeyi topluyor.
Mekanizma
Tekrarlanmayan bölümün kazandığı
Nakaratın kapısından dört tür malzeme çevriliyordu: eskiyen bilgi, çerçeveyi daraltan tekil ayrıntı, sebep açıklayan cümle ve şarkının dönüş noktası.
Dördü de aynı gerekçeyle dışarıda kalıyordu. Bir bölüm şarkı boyunca üç kez tekrarlanıyorsa, o üç tekrarı kaldıran malzeme başka türlü oluyor.
Bir kez duyulan bölümde o sebep ortadan kalkıyor. Bilgi eskimiyor, çünkü ikinci gelişi yok. Ayrıntı şarkıyı daraltmıyor, çünkü şarkının tamamına yayılmıyor. Açıklama savunmaya benzemiyor, sürpriz de tekrara dönüşmüyor.
Kazanç bu: bridge, şarkının kendini bir kez açıklamasına izin verilen yer.
Kayıp da tam aynı yerden geliyor. Bir kez duyulan bölüm bir kez anlaşılmak zorunda; nakaratta ikinci gelişte açılan bir satır işe yarıyor, burada yaramıyor. İlk dinleyişte kapalı kalan her cümle şarkıdan düşüyor.
Bu yüzden bölümün bütçesi tek bir fikir. İkincisini yanına koyduğunda ikisi de yarım anlaşılıyor ve sonrakiler öncekini siliyor.
Malzeme şarkının dışından gelmiyor
Bu bölümün neyi anlatacağı en çok sorulan soru ve en çok verilen cevap yanlış: yeni bir şey.
Şarkının dışından alınan malzeme bölümü teknik olarak dolduruyor, dramatik olarak boşaltıyor. Dinleyici bunu itiraz ederek bildirmiyor; tam o noktada ilgisini kaybederek bildiriyor.
Doğru kaynak üç yerden birinde duruyor ve üçü de bu şarkının kendisine ait.
Birincisi kıtadan geri alınan durum. Üçüncü derste birinci kıtayı seyreltirken çıkardığın malzeme vardı; bir kısmı ikinci kıtaya taşındı, kalanı hâlâ kâğıtta duruyor ve çoğu zaman aranan tek fikri hazır hâlde taşıyor.
İkincisi nakaratın reddettiği cümle. Nakarat gerekçe sunmuyordu, hükmü söylüyordu; sunulmayan gerekçe kaybolmadı, yalnız yerini bulamadı.
Üçüncüsü ilk derste kâğıtta bırakılan ana duygu cümlesi. Şarkının o cümleye en çok yaklaştığı yer burası, ama cümle olduğu gibi yazılmıyor; bir yanından söyleniyor ve söylenmeyen tarafı şarkıda kalıyor.
Karşıtlık: neyi ters çeviriyor, neyi çeviremiyor
Bridge işini karşıtlıkla yapıyor ve karşıtlık ölçülebilir birkaç yerde kuruluyor.
Birincisi armoni. Bölüm şarkının bütün gün etrafında döndüğü akordan başka bir yere basıyor ve kulak bir an için merkezini kaybediyor; kaybedilen merkezi aramak, dinleyiciyi uyandıran şey oluyor.
İkincisi ezgi bölgesi. Kıtanın durduğu bölge de nakaratınki de belli; bu bölüm ikisinin de dışına çıkıyor. Yukarı değil, dışarı — aradaki fark birazdan gelecek.
Üçüncüsü ritim ve hece. Nakaratın heceleri seyrekti, çünkü katılım gerekiyordu; buraya kimse katılmıyor. Heceler sıklaşabiliyor, cümleler uzayabiliyor ve şarkının en yoğun konuşan yeri burası olabiliyor.
Dördüncüsü ses. Konuşan kişi, konuştuğu kişi ya da bakış açısı değişebiliyor. Elindeki en güçlü araç bu ve bedeli usta katmanında.
Bir kuralı var: hepsi birden değişmiyor. Dört yerde birden ters çevrilen bir bölüm şarkının parçası olmaktan çıkıyor ve araya sıkışmış başka bir parça gibi duyuluyor. Çoğu şarkı için ikisi yetiyor.
Bir de sınırı var, o da yükseklik. Doruk nakarata ait ve bir şarkıda tek doruk var. Bu bölüm nakaratın en yüksek notasını aştığında son nakarat inişten başlıyor ve varış noktası bir bölüm önceden harcanmış oluyor.
Karşıtlığın aşağı doğru da bir yönü olduğu buradan çıkıyor. Alçalan, seyrelen, sesin neredeyse tek başına kaldığı bir bölüm de şarkının düzeninden çıkıyor ve son nakarata yer açıyor.
Kendinden sonraki nakaratı nasıl değiştirdiği
Bu bölümün ölçüsü kendi güzelliği değil, ardından çalan nakarat.
Nakarat yine değişmiyor; üçüncü gelişinde de birebir aynı çıkıyor. Değişen, o nakarata giren dinleyici.
Kıta da bunu yapıyordu ve aradaki fark ince. Kıta durumu ilerletiyor, bridge çerçeveyi kaydırıyor. Kıtadan sonra nakarat daha ileri bir noktada duyuluyor, bridge'den sonra aynı noktada ama başka bir açıdan.
İşleyen bölümler nakaratın tamamını değil, tek bir satırını hedefliyor.
Bir örnek: nakaratın satırı "Işığı açık bırakıyorum" olsun ve şarkı boyunca bir alışkanlık gibi dursun. Bridge, o ışığın kimin için açık bırakıldığını bir kez söylüyor. Nakarat geri geldiğinde aynı satır artık alışkanlık değil, bekleme; tek bir harfi değişmeden.
Bir de teslim meselesi var, çünkü bölüm bittiğinde nakarata iki biçimde bağlanıyor.
Birincisi boşlukla. Bridge duruyor, bir an sessizlik kalıyor, nakarat çıplak giriyor; ani ve büyük duyuluyor. Gücü, dinleyicinin o boşlukta ne geleceğini bir saniyeliğine bilememesinden geliyor.
İkincisi hazırlık bölümünden geçerek. Kıtayla nakarat arasındaki kısa bölüm bir kez daha çalıyor ve nakarat tanıdık bir yoldan dönüyor; emin ve yerleşik duyuluyor. Bedeli, o yol daha önce iki kez kullanıldığı için sürpriz payının azalması.
İkisi de doğru. Karar, son nakaratın büyük mü yoksa kaçınılmaz mı duyulmasını istediğine bağlı.
Tek dinleyiş bütçesi ve uzunluk
Bridge kısa ve kısalığın sebebi zevk değil, bütçe: bir kez duyulan bölümün her satırı ilk seferde tutmak zorunda.
Uzadığında iki şey birden bozuluyor. Birincisi dinleyici o bölümü bir tür kıta sanmaya başlıyor ve ikinci gelişini bekliyor; beklenen tekrar gelmediğinde şarkı yanlış değil, eksik duyuluyor. İkincisi son nakarat geciktikçe kazandığı ağırlığı kaybediyor, çünkü bekleme bir yerden sonra merak olmaktan çıkıp süreye dönüşüyor.
Sözün hiç bulunmadığı bir bölüm de aynı işi görebiliyor. Tekrarlanmayan, karşıtlık kuran ve son nakaratı değiştiren bir yer sözsüz de kurulabiliyor; söz yazarını ilgilendiren kısım, o bölümün sözle yapılabilecek işi yapıp yapmadığına karar vermek.
Hiç yazılmaması gereken durumlar
Bu bölüm her şarkının parçası değil. Bir soruna karşılık yazılıyor ve o sorun bazı şarkılarda hiç doğmuyor.
Birincisi sorunun hiç doğmadığı durum. Nakarat üç kez gelmiyorsa yorulacak bir üçüncü geliş de yok.
İkincisi ikinci kıtanın işini fazlasıyla yaptığı durum. Son nakarat hâlâ yeni bir şey söylüyorsa aradaki bölüm hazırlık değil, dinleyiciyle nakarat arasına giren bir süre oluyor.
Üçüncüsü söylenecek bir şeyin kalmadığı durum ve bunun tek bir işareti var. Bölümü ancak nakaratı başka kelimelerle yeniden yazarak yazabiliyorsan yazma.
Dördüncüsü yerin yanlış olduğu durum. Dinleyici nakaratı iki kez duymadan gelen bir bölüm, henüz kurulmamış bir yorgunluğu gidermeye çalışıyor ve şarkının düzeni daha oturmadan bozuluyor.
Dördünün de sınaması dinlemeden önce kâğıtta yapılıyor. Bölümün ne söyleyeceğini tek bir cümleyle yaz. Cümle çıkmıyorsa bölüm de çıkmıyor; cümle çıkıyor ama nakaratın söylediğini söylüyorsa o bölüm şarkıda zaten var.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: konuşan kişinin değişmesi en güçlü araç ve bedeli nakaratta ödeniyor. Bu bölüm şarkının sesinin en sık değiştiği yer: konuşan susup muhatabı cevap veriyor, ya da konuşan ilk kez kendinden söz ediyor. Hamle güçlü, çünkü hiçbir armoni değişikliği bir cümlenin ağzını değiştirmek kadar keskin bir dönüş yaratmıyor. Bedeli ise nakaratta ortaya çıkıyor: son nakarat artık yer değiştirmiş bir ağızdan duyuluyor ve nakaratın sözü bu okumayı taşıyamıyorsa kırılan bölüm değil nakarat oluyor. Sınaması kısa; nakaratı iki kez oku, birincisinde ilk ağızdan, ikincisinde bridge'in getirdiği ağızdan. Aynı kelimeler ikisini de kaldırıyorsa hamle yerinde; kaldırmıyorsa ya değişimi bırak ya da nakaratın fazla dar yazıldığını kabul et. Bir de anlaşılırlık şartı var: tek dinleyişte fark edilmeyen bir ses değişimi ses değişimi sayılmıyor, yalnız bir tutarsızlık olarak duyuluyor.
İkincisi: nakaratın çevirdiği dört şeyden yalnız biri alınıyor. En doğal içgüdü bu bölümü bir depo gibi kullanmak: nakarata sığmayan bilgi, ayrıntı, açıklama ve sürpriz hep birden buraya taşınıyor. Tek dinleyiş bunun ancak birini taşıyor. Hangisinin alınacağı bir karar ve kararın bir ölçütü var: dördünü de tek birer cümle hâlinde kâğıda yaz, sonra her birinin ardından son nakaratı oku. Nakaratı başka okutan hangisiyse bölümün konusu odur. İki tanesi birden nakaratı değiştiriyorsa elinde muhtemelen iki şarkı var ve ikincisini taşıyacak yer bu bölüm değil, kıta. Alınmayan üçünü atmak da gerekmiyor; bir sonraki şarkının kâğıdında bekliyorlar.
Üçüncüsü: aşağı yönlü karşıtlık demoda yanlış ölçülüyor. Alçalan ve seyrelen bir bölüm en az kullanılan seçenek ve sebebi teknik değil, ölçüm hatası: tek ses ve tek çalgıyla kaydedilmiş bir demoda o bölüm şarkının enerjisinin bittiği yer gibi duyuluyor, yazar da onu siliyor. Oysa aşağı inen bir bölümün değeri kendinde değil, kendinden sonra geri gelen şeyde; çıplak bir demoda geri gelen bir şey olmadığı için ölçülecek bir şey de yok. Doğru sınama, bölümü tek başına değil dönüşle birlikte dinlemek: bölümü olduğu gibi söyle, hemen ardından son nakaratı tam gücünle söyle ve kararı o iki ölçüde ver. Tuzağın ters yönü de var; yükselen bir bölüm en çıplak kayıtta bile ikna edici duyuluyor, yani hak etmediği sınamalardan da geçiyor.
Dördüncüsü: bu bölüm şarkının açık konuşabildiği tek yer ve açıklık bir defalık bir izin. Kıta gösteriyor, anlatmıyordu; nakarat hüküm veriyor, gerekçe sunmuyordu. Geriye şarkının bir şeyi doğrudan söyleyebileceği tek yer kalıyor ve bir kez duyulduğu için o açıklık yıpranmıyor. Ama açık bir cümle dinleyicinin payını kalıcı olarak alıyor: şarkı bir kez söyledikten sonra son nakarat artık başka bir şey anlatamıyor. Bu yüzden açık söylenecek miktar bir cümle, bütün şarkı değil. Ve o cümle ilk derste kâğıtta bırakılan ana duygu cümlesi olmuyor; o kâğıtta kalıyor, çünkü şarkı kendi varlık sebebini söylediği anda dinleyicinin yapacağı iş bitiyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Bridge şarkıya çeşitlilik katmak için yazılır." Çeşitlilik bir sebep değil bir sonuç. Yazılma gerekçesi tek: ikinci nakarattan sonra dinleyicinin öğreneceği bir şey kalmıyor ve son nakarat merak edilmeden geliyor. Bu durum ortada yoksa bölüm de gerekmiyor.
Yaygın yanlış: "Bridge şarkının en yüksek yeridir." Doruk nakarata ait ve bir şarkıda tek doruk var. Nakaratın en yüksek notasını aşan bir bölüm son nakaratı inişten başlatıyor; karşıtlık yükseklikle değil şarkının düzeninden çıkmakla kuruluyor ve o çıkış aşağı doğru da olabiliyor.
Yaygın yanlış: "Yeni bir bölüm yeni malzeme ister." Dışarıdan gelen malzeme bölümü şarkıya değil şarkının yanına koyuyor. Kaynak üç yerde: kıtadan geri alınan durum, nakaratın reddettiği gerekçe ve hiç söylenmemiş ana duygu cümlesi.
Yaygın yanlış: "Bridge, nakaratı biraz değiştirmek için iyi bir fırsattır." Nakarat üçüncü gelişinde de birebir aynı çıkıyor. Bu bölümün değiştirdiği şey nakarat değil, nakarata giren dinleyici; değişiklik metinde değil anlamda oluyor.
Yaygın yanlış: "Bridge'i olmayan şarkı yarım kalmıştır." Nakaratı iki kez gelen ya da son nakaratı hâlâ yeni duyulan bir şarkının araya girecek bir bölüme ihtiyacı yok. Eklenen bölüm orada hazırlık değil, son nakaratla dinleyici arasına giren bir bekleme süresi oluyor.
Yaygın yanlış: "Bu bölüm kıtayla aynı uzunlukta olur." Kıta tekrarlanıyor, bu bölüm tekrarlanmıyor ve uzunluk buradan çıkıyor. Kıta boyuna uzayan bir bölüm ikinci gelişin beklentisini kuruyor; gelmeyen tekrar şarkıyı eksik duyuruyor.
Uygulama
Üç nakaratı olan bir şarkını al ve baştan çal. Son nakaratın ne söyleyeceğini bildiğin anı yakala ve şarkıyı tam orada durdur. O anın şarkının neresine düştüğünü yaz; ikinci nakaratın hemen ardındaysa aradaki bölümün yeri de bulunmuş demektir.
Şimdi malzemeyi ara. Kâğıda üç cümle yaz: birinci kıtadan çıkarıp hiçbir yere koymadığın durum, nakaratın söylemeyi reddettiği gerekçe, ve ilk derste bırakılan ana duygu cümlesi. Üçünü tek tek oku, her birinin ardından son nakaratı söyle. Nakaratı başka duyuran hangisiyse bölümün konusu odur; ikisi birden değiştiriyorsa birini seç ve ötekini kâğıtta bırak.
Seçtiğin fikri en çok dört satırda yaz ve tek fikirde kal. Sonra bütçeyi sına: satırları birine bir kez oku, şarkı söyleme, sonra ne anladığını sor. İkinci okuma istiyorsa satırlar fazla yüklü demektir ve kısaltacağın yer kelime değil, fikrin ikinci yarısı.
Yüksekliği ayrıca ölç. Bölümün en yüksek notasını söyle, hemen ardından nakaratın doruğunu söyle. Bölüm doruğu aşıyorsa iki yolun var: ya bir bölge aşağı al ya da bölümü bütünüyle aşağı yönlü kur ve çalgıları seyrelt.
Son adımda gerçek sınamayı yap. Bölümü söyle, hemen ardından son nakaratı söyle ve hedeflediğin satırın başka bir şey söyleyip söylemediğine bak. Söylemiyorsa atılacak olan bölümdür, nakarat değil. Söylüyorsa iki teslimi de dene: bir kez sessizlikten sonra doğrudan nakarata gir, bir kez hazırlık bölümünden geçerek dön ve hangisinin şarkıya uyduğuna karar ver.
Kilit özet
Bridge, şarkıda yalnız bir kez duyulan bölüm. İki kez gelen bir bölüm bridge değil, çünkü tanınan her bölüm şarkının düzenine katılıyor.
Bir kez duyulmak bir izin veriyor: nakaratın dışarıda bıraktığı bilgi, ayrıntı, açıklama ve sürpriz burada geçerli hâle geliyor, çünkü eskiyecek ikinci bir gelişleri yok.
Aynı yerden bir yasak da çıkıyor. Bölümün bütçesi tek bir fikir; ilk dinleyişte kapalı kalan her cümle şarkıdan düşüyor.
Malzeme şarkının dışından gelmiyor. Üç kaynağı var: kıtadan geri alınan durum, nakaratın reddettiği gerekçe ve hiç söylenmemiş ana duygu cümlesi.
Karşıtlık armonide, ezgi bölgesinde, ritimde ve konuşan seste kuruluyor. Hepsi birden değişmiyor; dördü birden ters çevrildiğinde bölüm şarkının parçası olmaktan çıkıyor.
Yükseklik bu listenin dışında. Doruk nakarata ait ve bölüm onu aştığında son nakarat inişten başlıyor; karşıtlığın yönü aşağı da olabiliyor.
Bölümün ölçüsü kendinden sonraki nakarat. Nakarat yine değişmiyor, ona giren dinleyici değişiyor; işleyen bölümler nakaratın tek bir satırını hedefliyor.
Teslim iki türlü oluyor: sessizlikten sonra çıplak giriş büyük duyuluyor, hazırlık bölümünden dönüş yerleşik duyuluyor ve sürpriz payından ödün veriyor.
Bölüm kısa kalıyor. Uzadığında dinleyici tekrar bekliyor ve son nakarat geciktikçe ağırlığını kaybediyor.
Dört durumda hiç yazılmıyor: nakarat üç kez gelmiyorsa, son nakarat hâlâ yeni duyuluyorsa, bölüm ancak nakaratı yeniden yazarak yazılabiliyorsa ve nakarat henüz iki kez duyulmadan araya giriyorsa.
Sonraki derse köprü
Bu dersle birlikte şarkının bütün parçaları masada duruyor.
Her dönüşünde değişen bir yer, hiç değişmeyen bir yer, dengeyi bozup çıkışı hazırlayan kısa bir yer ve yalnız bir kez duyulan bir yer.
Dördü de tek tek çalışıyor. Yine de henüz bir şarkı yok.
Çünkü verilmemiş iki karar var: hangisi hangisinden sonra geliyor ve her biri ne kadar sürüyor.
Aynı dört bölüm iki ayrı sırayla dizildiğinde iki ayrı şarkı çıkıyor. Şarkının hangi bölümle açıldığı, ilk nakaratın ne kadar bekletildiği, bir bölümün kaç kez tekrarlandığı ve toplam sürenin nereye harcandığı ayrı ayrı kararlar ve hepsinin bir bedeli var.
Sonraki derste şarkının planını konuşacağız: bölümlerin sırası ve süresi, sık kullanılan dizilişler, hangi dizilişin neyi öne çıkardığı ve bir bölümün süresini uzatmanın öbür bölümlerden ne götürdüğü.