Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir groove'u üç soru tanımlar: vuruş kaça bölünüyor, vurgu nereye düşüyor ve katmanlar nasıl yerleşiyor; bu üçü kursun üç ana konusuydu ve burada tek çerçevede birleşir.
Pop ve rock sekizlik ızgarada çalışır ve trampet ikinci ile dördüncü vuruşa düşer; öngörülebilirlik bir kusur değil tasarımdır, çünkü amaç dikkati melodi ve sözde tutmaktır.
Funk onaltılık ızgarada çalışır ve yoğunluk tempodan değil bölünmenin inceliğinden gelir; imzası çalınan notalarda değil, üst üste binen boşluklardadır.
Swing'in uzun kısa çifti katı bir üçleme değildir ve tempoya göre değişir; ayrıca katman düzeni sabit değil anlıktır, bu yüzden swing çalmak dinlemeyi ve tepki vermeyi gerektirir.
Bir türü öğrenmek kalıplarını ezberlemek değil, üç soruya verdiği cevabı öğrenmektir; ve büyük ölçüde neyi çalmayacağını öğrenmektir.
Açılış sahnesi
Bir radyo açıyorsun ve çalan parçanın ilk iki saniyesinde türünü biliyorsun.
Henüz melodi başlamadı. Söz yok. Enstrümanları bile tam ayırt etmedin.
Ama biliyorsun.
Peki neyden anladın?
Melodi değil. Armoni değil. Tını da tek başına değil.
Ritimden anladın. Daha doğrusu üç şeyin belirli bir birleşiminden: vuruşun kaça bölündüğünden, vurgunun nereye düştüğünden ve katmanların birbirine nasıl yerleştiğinden.
Bu üçü bir türün ritmik imzasıdır ve kulak onu ilk iki saniyede okur.
Bu ders o imzaları açıyor. Ve kursun bütün araçlarını tek bir yerde birleştiriyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir groove'u tanımlayan üç değişkeni kuracağız. Sonra dört ana türü sırayla açacağız: pop ve rock, funk, swing ve reggae. Her birinde alt bölünmeyi, aksan yerleşimini ve koordinasyon kalıbını ayrı ayrı göreceğiz. Ardından türler arası geçişte nelerin değiştiğine bakacağız. En sonda bir kaydı dinleyip groove'unu çözümlemenin yöntemini vereceğiz. Ders bittiğinde duyduğun bir parçanın ritmik imzasını üç değişkenle tarif edebiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir groove'u üç soru tanımlar. Bütün ders bu üç sorunun etrafında dönüyor.
Birinci soru: vuruş kaça bölünüyor?
İkiye mi, üçe mi, dörde mi? Bu, dördüncü ve beşinci modüllerde kurduğumuz ayrım ve bir türün en temel imzası.
İkinci soru: vurgu nereye düşüyor?
Güçlü vuruşlara mı, zayıf vuruşlara mı, aralara mı? Bu, altıncı modüldeki senkop konusu.
Üçüncü soru: katmanlar nasıl yerleşiyor?
Hangi çalgı ızgarayı tutuyor, hangisi aksanı taşıyor, hangisi boşlukları dolduruyor? Bu, sekizinci modüldeki koordinasyon.
Şimdi dikkat et. Bu üç soru, bu kursun üç ana konusuydu ve şimdi tek bir çerçevede birleşiyorlar.
Bir türü öğrenmek, o türün bu üç soruya verdiği cevabı öğrenmektir. Kalıpları ezberlemek değil.
Çünkü kalıp ezberleyen müzisyen yeni bir parçada tıkanır; cevapları bilen müzisyen kendi kalıbını üretir.
Mekanizma
Pop ve rock: sekizlik ızgara, ikinci ve dördüncü vuruş
En yaygın olanla başlayalım.
Alt bölünme: sekizlik. Vuruş ikiye bölünür ve hi-hat ya da ritim gitarı bu bölünmeyi kesintisiz duyulur tutar.
Aksan: ikinci ve dördüncü vuruş. Trampet oraya düşer.
Bu, ölçünün doğal vurgu hiyerarşisine aykırıdır; normalde birinci ve üçüncü güçlüdür. Backbeat dediğimiz şey bu kaydırmadır ve popüler müziğin en yaygın tek hamlesidir.
Katmanlar: kick birinci ve üçüncü civarına, trampet ikinci ve dördüncüye, hi-hat sürekli sekizlik. Üç katman, üç ayrı işlev.
Bu düzenin en önemli özelliği öngörülebilirliğidir. Dinleyici iki saniyede ızgarayı kurar ve geri kalanı rahatça takip eder.
Bu bir kusur değil, tasarımdır: pop müziğin işi dikkati ritimde değil melodide ve sözde tutmaktır.
Funk: onaltılık ızgara, boşluk ve hayalet vuruşlar
Şimdi bir kademe inceleşiyoruz.
Alt bölünme: onaltılık. Vuruş dörde bölünür ve gitar ile davul bu ince ızgarada çalışır.
Sonuç şu: tempo aslında orta hızdadır ama parça yoğun ve hızlı duyulur. Yoğunluk tempodan değil bölünmenin inceliğinden gelir.
Aksan: birinci vuruş güçlü biçimde işaretlenir, ama aradaki her şey kaydırılır. Boşluklar en az sesler kadar önemlidir.
Funk'ın imzası çalınan notalarda değil, çalınmayan yerlerdedir. Üçüncü modülde konuştuğumuz sessiz hareket ve hayalet vuruşlar burada tür kimliğinin merkezindedir.
Katmanlar: her çalgı ince ızgarada kendi seçili noktalarına basar ve hiçbiri ızgaranın tamamını doldurmaz. Doku, üst üste binen boşluklardan doğar.
Bu yüzden funk çalmak teknik olarak zor değil, disiplin olarak zordur: sürekli hareket edip seçerek temas etmeyi gerektirir.
Swing: üçlemeli his, ride ve serbestlik
Şimdi bölünme değişiyor.
Alt bölünme: üçlemeye yakın ama tam üçleme değil. Uzun kısa çifti eşit değildir ve oran tempoya göre değişir; hızlandıkça düzleşir.
Bu, notaya tam olarak geçmez ve ancak dinleyerek öğrenilir. Beşinci modülde bunu açıkça söylemiştik: üçleme bir başlangıç noktası verir, gerisini kulak yapar.
Aksan: ikinci ve dördüncü vuruş yine öne çıkar ama pop'takinden farklı biçimde; genellikle hi-hat ayakla oraya kapatılır ve vurgu keskin değil dokusaldır.
Katmanlar: ride zili sürekli bir üçlemeli kalıp taşır ve ızgarayı verir. Diğer katmanlar sabit değildir; davulcu ve piyanist boşlukları duruma göre doldurur.
İşte swing'i öbür üçünden ayıran asıl şey bu: katman düzeni sabit değil, anlıktır.
Pop'ta kalıp tekrarlanır; swing'de kalıp bir zemindir ve üstü doğaçlanır. Bu yüzden swing çalmak dinlemeyi ve tepki vermeyi gerektirir.
Reggae: nabzı çalmamak
Dördüncü tür, en uç örnek olduğu için öğretici.
Alt bölünme: sekizlik, ama vurgu tamamen tersine çevrilmiş.
Aksan: gitar yalnız vuruş aralarına basar. Nabzın kendisi neredeyse hiç duyulmaz.
Ve pek çok reggae kalıbında kick ile trampet birinci vuruşa değil üçüncü vuruşa düşer; yani ölçünün en güçlü noktası bilinçli olarak boş bırakılır.
Katmanlar: bas hattı melodik ve öne çıkar, gitar aralara basar, davul ölçünün ortasına yerleşir.
Sonuç: dinleyici nabzı hiç duymadan hisseder. Izgarayı tamamen kendi kafasında taşır.
Bu, altıncı modüldeki off-beat konusunun bir türün kimliğine dönüşmüş hâlidir ve icracı için en yüksek iç disiplini gerektiren düzenlerden biridir.
Bir groove'u çözümlemek
Şimdi yöntemi verelim. Duyduğun bir parçanın ritmik imzasını çıkarmak için üç adım yeterli.
Bir: ayağınla vuruş tut ve alt bölünmeyi bul. Araya iki hece mi üç hece mi dört hece mi oturuyor? Bu, dördüncü modüldeki testin aynısı.
İki: trampeti ya da en keskin vurguyu bul ve nereye düştüğünü say. İkinci ve dördüncüde mi, üçüncüde mi, aralarda mı?
Üç: hangi çalgının ızgarayı sürekli tuttuğunu bul. Hi-hat mı, ride mi, gitar mı, hiçbiri mi?
Üç cevabı yan yana koyduğunda türün imzasını çıkarmış olursun ve çoğu zaman adını da söyleyebilirsin.
Bu alıştırma dinleme biçimini kalıcı olarak değiştirir. Bir kez yapmaya başladığında müziği bir daha eskisi gibi duymazsın.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Buraya kadarki kısım dört imzayı açtı. Şimdi ince tarafa geçelim.
Birincisi: tür sınırları kalıplarda değil, mikro zamanlamadadır. Aynı notaları aynı yerlere koyup iki ayrı tür üretebilirsin; farkı yaratan şey, vuruşlara ne kadar önde ya da arkada yerleşildiğidir. Bu yüzden bir türü yazıya bakarak öğrenmek mümkün değildir ve kayıt dinlemek zorunludur. Notasyon türü değil iskeleti taşır.
İkincisi: bir türü öğrenmek, o türün NEYİ ÇALMADIĞINI öğrenmektir. Yeni başlayanlar bir türü çalarken doğru notaları koyar ama fazlasını da koyar; boşlukları doldurur ve doku bulanır. Funk'ta bu en görünür hâline gelir. Kısıtlamayı öğrenmek, eklemeyi öğrenmekten uzun sürer.
Üçüncüsü: türler kapalı kutular değil ve melez düzenler kural dışı sayılmaz. Bir aksak gruplama sekizlik bir ızgarayla yan yana yaşayabilir ve pek çok yerel kayıtta yaşar. Üç değişkenli çözümleme yöntemi bu melezlerde de çalışır; çünkü yöntem tür adlarına değil, ölçülebilir özelliklere dayanır. Etiket yoksa da tarif vardır.
Dördüncüsü: bir groove'u doğru çalmak, onu doğru duymayı gerektirir ve bu sıra tersine çevrilemez. Kalıbı kâğıttan öğrenip kaydı hiç dinlemeyen müzisyen teknik olarak doğru ama türe yabancı bir sonuç üretir. Bu yüzden bu ders bir kalıp listesi vermiyor; dinleyip çözümleme yöntemi veriyor. Malzeme kaydın kendisidir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Bir türü öğrenmek, o türün kalıplarını ezberlemektir. Değildir; o türün üç soruya verdiği cevabı öğrenmektir. Kalıp ezberleyen müzisyen yeni bir parçada tıkanır çünkü elindeki listede o durum yoktur. Cevapları bilen müzisyen kendi kalıbını üretir.
Yaygın yanlış: Funk hızlı bir türdür. Tempo genellikle orta hızdadır; yoğunluk hissi bölünmenin inceliğinden gelir. Funk'ı hızlı çalmaya çalışan müzisyen onaltılık ızgarayı taşıyamaz ve doku dağılır. Yoğunluk ile hız iki ayrı değişkendir.
Yaygın yanlış: Swing hissi üçleme yazarak elde edilir. Elde edilmez; swing'deki oran katı bir üçleme değildir ve tempoya göre değişir. Notaya tam geçmediği için ancak dinleyerek öğrenilir. Yalnız kâğıttan çalışan müzisyen mekanik ve türe yabancı bir his üretir.
Yaygın yanlış: Bir türü çalmak için daha çok nota gerekir. Genellikle daha az gerekir. Yeni başlayanlar doğru notaları koyar ama fazlasını da koyar; boşluklar dolar ve doku bulanır. Bir türü öğrenmek, büyük ölçüde neyi çalmayacağını öğrenmektir.
Uygulama
Dört farklı türden birer parça seç. Kendi dinlediklerinden olsun; verilen bir liste değil.
Her biri için üç adımlı çözümlemeyi yap ve cevapları bir kâğıda yaz.
Birinci soru: ayağınla vuruş tut ve araya kaç hece oturduğunu bul. İki, üç ya da dört.
İkinci soru: en keskin vurgu nereye düşüyor? Say ve yaz.
İkinci soruda takılırsan parçanın sesini kıs; keskin vurgu genellikle en son duyulmaz olan şeydir.
Üçüncü soru: hangi çalgı ızgarayı sürekli tutuyor? Hi-hat, ride, gitar, bas ya da hiçbiri.
Dört parçanın cevaplarını yan yana koy.
Şimdi asıl alıştırma: cevapların birbirinden ne kadar farklı olduğuna bak. Aynı çıkan bir sütun varsa, o değişken tür ayırt etmiyor demektir ve hangisinin gerçekten ayırt ettiğini bulmuş olursun.
Kilit özet
Bir groove'u üç soru tanımlar: vuruş kaça bölünüyor, vurgu nereye düşüyor ve katmanlar nasıl yerleşiyor; bu üçü kursun üç ana konusuydu ve burada tek çerçevede birleşir.
Pop ve rock sekizlik ızgarada çalışır ve trampet ikinci ile dördüncü vuruşa düşer; öngörülebilirlik bir kusur değil tasarımdır, çünkü amaç dikkati melodi ve sözde tutmaktır.
Funk onaltılık ızgarada çalışır ve yoğunluk tempodan değil bölünmenin inceliğinden gelir; imzası çalınan notalarda değil, üst üste binen boşluklardadır.
Swing'in uzun kısa çifti katı bir üçleme değildir ve tempoya göre değişir; ayrıca katman düzeni sabit değil anlıktır, bu yüzden swing çalmak dinlemeyi ve tepki vermeyi gerektirir.
Bir türü öğrenmek kalıplarını ezberlemek değil, üç soruya verdiği cevabı öğrenmektir; ve büyük ölçüde neyi çalmayacağını öğrenmektir.
Sonraki derse köprü
Kursun bütün araçları elinde ve dört ayrı türde nasıl birleştiklerini gördün.
Son modülde bunları bir araya getireceksin. Ritim deşifresi ve final kaydı: verilen bir ritim satırını okuyup çalacak, sonra kendi seçtiğin bir groove'u kaydedip çözümleyeceksin. Bu, kursun bitirme çalışması ve şu ana kadar kurduğun her katman orada aynı anda ölçülecek.