Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Sesli sayım üç iş yapar: hatayı görünür kılar, bedende bir zamanlama çapası kurar ve iki kanalın birbirini denetlemesini sağlar; bu yüzden bir başlangıç seviyesi alışkanlığı değildir.
Üç sayım düzeyi vardır ve heceleri asla değişmez: dörtlükte sayılar, sekizlikte araya "ve", onaltılıkta dört heceli gruplar; heceler bir ezber değil adres sistemidir.
Sayım düzeyi en kısa notaya göre seçilir ama tempo bunu sınırlar; çok hızlıda bir düzey yukarı çıkılır, çok yavaşta bir düzey aşağı inilir ve kaybolunduğunda yapılacak ilk şey aşağı inmektir.
Bedende iş bölümü şudur: ayak nabzı tutar, ses alt bölünmeyi sayar, el ritmi çalar; üçü katman katman eklenir, birden başlatılırsa hiçbiri kurulmaz.
Sayım hiçbir zaman durmaz; uzun notalarda ve suslarda elin durur ama sayacın dönmeye devam eder ve amatör icralardaki kaçan girişlerin büyük çoğunluğu bu kuralın ihlalinden çıkar.
Açılış sahnesi
Bir davul dersinde öğretmen öğrenciye basit bir kalıp veriyor. Öğrenci çalıyor ve tutmuyor.
Öğretmen duruyor. "Say," diyor.
Öğrenci sayıyor: bir, iki, üç, dört.
"Yüksek sesle say ve aynı anda çal."
Öğrenci deniyor ve dağılıyor. Sayarken eli duruyor, çalarken sesi kesiliyor.
"Tamam," diyor öğretmen. "Şimdi asıl sorunu bulduk. Sen ritmi bilmiyor değilsin. İkisini aynı anda yapmayı bilmiyorsun."
Ve bu, bir ritim dersinin en çok zaman harcanan yeridir.
Saymak ile çalmak iki ayrı iş değil, tek bir işin iki katmanıdır. Ama başta öyle hissetmez ve pek çok öğrenci bu aşamada saymayı bırakır. Bırakan öğrenci bir daha karmaşık bir ritmi çözemez.
Bu ders o iki katmanı birbirine bağlıyor.
Bu derste ne olacak
Önce sesli saymanın neden zorunlu olduğunu konuşacağız. Sonra üç sayım düzeyini kuracağız: dörtlük, sekizlik ve onaltılık. Ardından bedende alt bölünme tutmayı çalışacağız; ses, el ve ayak arasında iş bölümünü. Sonra tempo değiştiğinde hangi düzeyde sayılacağına bakacağız. En sonda sayma disiplinini nasıl kalıcı hâle getireceğini konuşacağız. Ders bittiğinde üç düzeyde de sesli sayarak çalabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir önceki modülde nabzı ve alt bölünmeyi kurmuştuk. Şimdi onları ses ve bedene bağlıyoruz.
Neden sesli sayıyoruz? Üç sebep var ve üçü de pratik.
Birincisi: sayım dışarı çıkarılabilir bir kanıttır. İçinden sayan öğrencinin doğru sayıp saymadığı bilinmez; kendisi bile emin olamaz. Sesli sayım hatayı görünür kılar.
İkincisi: ses bir çapa kurar. Sesli sayarken bedenin bir kısmı sürekli meşguldür ve zamanlama o kanaldan taşınır; el tökezlese bile sayaç dönmeye devam eder.
Üçüncüsü: iki kanal birbirini denetler. Elin bir yere düştüğünde ağzın başka bir yerdeyse, hatayı anında fark edersin. Tek kanalla çalışan öğrenci hatayı ancak kayıttan duyar, o da genellikle hiç dinlemez.
Bu yüzden sayma bir başlangıç seviyesi alışkanlığı değildir. Profesyoneller sesli saymayı bırakır ama iç sayımları çalışmaya devam eder ve zor bir pasajda hemen sesli sayıma dönerler.
Mekanizma
Üç sayım düzeyi
Şimdi heceleri kuralım ve bunlar ders boyunca değişmeyecek.
Dörtlük düzey: bir, iki, üç, dört. Her sayı bir vuruş.
Sekizlik düzey: bir ve iki ve üç ve dört ve. "Ve" heceleri tam olarak iki vuruşun ortasına düşer.
Onaltılık düzey: bir e ve e, iki e ve e, üç e ve e, dört e ve e. Her vuruş dört heceye bölünür.
Bu heceleri bir kez seçtikten sonra asla değiştirme. Sebebi şu: heceler bir adres sistemidir ve adresler sabit olmazsa hiçbir işe yaramaz.
Bir notanın "iki e" hecesinde başladığını söyleyebiliyorsan onu tam oraya koyabilirsin. Hece olmadan "ikinci vuruşun biraz sonrası" diye tahmin edersin ve her seferinde başka bir yere düşer.
Hangi düzeyde sayacaksın
Öğrencilerin ikinci en büyük sorusu bu.
Kural basit: müzikteki en kısa notaya göre say.
Parçada onaltılıklar varsa onaltılık düzeyde saymalısın; yoksa o notaların nereye düşeceğini tahmin edersin.
Ama bir de tempo var ve o tersine çalışır.
Çok hızlı bir tempoda onaltılık saymak fiziksel olarak imkânsız hâle gelir; ağzın yetişmez. Orada sekizlik düzeye çıkarsın ve onaltılıkları kalıp olarak duyarsın.
Çok yavaş bir tempoda ise tersi olur; dörtlük saymak yetmez, vuruşlar arası çok uzar ve kaybolursun. Orada bir düzey aşağı inersin.
Yani sayım düzeyi sabit bir tercih değil, tempo ve nota yoğunluğuna göre verilen bir karardır. Bunu bilinçli olarak seçen öğrenci, kaybolduğunda ne yapacağını da bilir: bir düzey aşağı in.
Bedende iş bölümü
Şimdi asıl beceriye geliyoruz.
Ses, el ve ayak üç ayrı kanaldır ve ritim çalışmasında üçüne ayrı işler verilir.
En yaygın ve en verimli düzen şu: ayak nabzı tutar, ses alt bölünmeyi sayar, el ritmi çalar.
Ayak dörtlük vuruşlara basar ve hiç durmaz. Ses sekizlik ya da onaltılık heceleri söyler. El, yazılı ritmi çalar.
Üç kanal aynı anda çalıştığında ritim bedene yerleşir ve bir daha kolay kolay kaybolmaz.
Başta bu imkânsız görünür ve bu normaldir. Çözüm katman katman eklemektir: önce yalnız ayak, sonra ayak ve ses, en son el. Üçünü birden başlatmaya çalışan öğrenci hiçbirini kuramaz.
Uzun notalarda ve suslarda sayım
Şimdi en çok hatanın çıktığı yere gelelim.
Uzun bir nota çalarken ya da bir sus beklerken elin duruyor. Ve pek çok öğrencinin sayacı da duruyor.
Sonuç: bir sonraki giriş kayıyor.
Kural şu: sayım hiç durmaz. Nota uzun olduğunda o notanın kapladığı bütün heceleri saymaya devam edersin.
Bu, sayma disiplininin en zor ve en getirili tarafıdır. Amatör icralarda kaçan girişlerin büyük çoğunluğu uzun notaların ya da uzun susların hemen ardındadır.
Bunu çalışmanın yolu, uzun notaları kasten bol olan alıştırmalar seçmektir. Öğrenciler ritmi karmaşık alıştırmalar arar; oysa uzun notalarla dolu sade bir alıştırma sayma disiplinini çok daha hızlı kurar.
Sayarak çalmak nasıl kurulur
Son olarak yönteme gelelim, çünkü açılıştaki öğrencinin sorunu buydu.
Bir: yalnız say. Çalmadan, sesli. Satırı iki kez temiz sayamıyorsan çalmaya geçme.
İki: yalnız çal. Sayma, yalnız el. Bu, elin hareketini kurar.
Üç: yavaşlat ve ikisini birleştir. Ayrı ayrı yapabildiğin tempodan belirgin biçimde yavaş başla. Birleştirme her zaman tempo düşürür ve bu geçicidir.
Dört: tempo ekle. Ancak ikisi birlikte temizken hızlandır.
Bu sıra atlandığında öğrenci saatlerce çalışır ve ilerlemez. Sırayla yapıldığında aynı satır çoğu zaman on dakikada oturur.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Buraya kadarki kısım sayma sistemini kurdu. Şimdi ince tarafa geçelim.
Birincisi: sayım düzeyi bir teşhis aracıdır. Bir pasajda sürekli kayıyorsan, bir düzey aşağı inip daha ince saymak sorunun tam olarak nerede olduğunu gösterir. Çoğu zaman kayma, tahmin ettiğin yerde değil bir önceki uzun notada başlar ve ancak ince sayımla görünür hâle gelir.
İkincisi: ayak ile ses arasındaki bağımsızlık öğrenilebilir bir beceridir ve sırası vardır. Önce ayak otomatikleşmeli, sonra ses eklenmelidir. Ayak henüz otomatik değilken ses eklenirse ikisi birbirine kilitlenir ve öğrenci ikisini de aynı anda kaybeder. Bu, koordinasyon çalışmalarının genel kuralıdır.
Üçüncüsü: sesli sayım tempoyu hafifçe etkiler ve bunu bilmek gerekir. Ağız yorulduğunda ya da hece sıkıştığında beden farkında olmadan yavaşlar. Bu yüzden sayarak çalışırken metronom kullanmak, saymadan çalışırkenkinden daha gereklidir; sayım kendi başına bir referans değildir.
Dördüncüsü: sayımın asıl amacı bir gün ondan kurtulmaktır. Sayım bir iskeledir; bina kurulduktan sonra iskele kalkar. Ama iskeleyi hiç kurmayan öğrenci binayı da kuramaz. Ve iskele, yeni bir kat çıkılacağı zaman her seferinde yeniden kurulur; bu yüzden profesyoneller ona geri dönmekten çekinmez.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Sayarken çalmak imkânsızdır, ikisi aynı anda yapılamaz. Yapılabilir ve öğrenilebilir; ama sırayla kurulur. Önce ayrı ayrı, sonra çok yavaş birlikte, en son tempo ekleyerek. Üçünü birden denemekten vazgeçen öğrenci, aslında yöntemden vazgeçmiş olur, beceriden değil.
Yaygın yanlış: Sayım yeni başlayanlar içindir, ileri düzeyde bırakılır. Bırakılmaz, içselleşir. Profesyoneller sesli saymaz ama iç sayımları sürekli çalışır ve zor bir pasajda hemen sesli sayıma döner. Saymayı bırakan öğrenci, karmaşık ritimlerde geri dönecek bir yöntem bırakmamış olur.
Yaygın yanlış: Uzun notalarda sayacı dinlendirebilirsin. Dinlendiremezsin; kaçan girişlerin büyük çoğunluğu tam olarak buradan çıkar. Çalmadığın süre, çaldığın süre kadar dikkat ister ve genellikle daha fazlasını. Bu, ritim çalışmasında en çok göz ardı edilen tek kuraldır.
Yaygın yanlış: Ne kadar ince sayarsan o kadar iyidir. Değildir; sayım düzeyi tempoya ve nota yoğunluğuna göre seçilir. Çok hızlı bir tempoda onaltılık saymaya çalışmak ağzı yorar ve tempoyu bozar. Doğru düzey, en kısa notayı adresleyebilen ve aynı zamanda söylenebilen düzeydir.
Uygulama
Metronomu dakikada altmış vuruşa kur ve üç aşamalı bir alıştırma yap.
Birinci aşama: yalnız ayakla vuruşlara bas ve otuz saniye böyle devam et. Başka hiçbir şey yapma.
İkinci aşama: ayak devam ederken sesli olarak sekizlik say. Bir ve iki ve üç ve dört ve. Otuz saniye.
Üçüncü aşama: ayak ve ses devam ederken ellerinle şu kalıbı çal — birinci vuruşta bir kez, ikinci vuruşun "ve" hecesinde bir kez, üçüncü vuruşta bir kez, dördüncü vuruşta hiç.
Son aşamada dördüncü vuruşta elin durur ama ayağın ve sesin durmaz. İşte dersin bütün meselesi o boşlukta.
Tutturamazsan tempoyu kırka düşür. Kırkta da tutmuyorsa üçüncü aşamayı bırak ve ilk ikisini bir hafta çalış; sorun kalıpta değil, taban katmandadır.
Kilit özet
Sesli sayım üç iş yapar: hatayı görünür kılar, bedende bir zamanlama çapası kurar ve iki kanalın birbirini denetlemesini sağlar; bu yüzden bir başlangıç seviyesi alışkanlığı değildir.
Üç sayım düzeyi vardır ve heceleri asla değişmez: dörtlükte sayılar, sekizlikte araya "ve", onaltılıkta dört heceli gruplar; heceler bir ezber değil adres sistemidir.
Sayım düzeyi en kısa notaya göre seçilir ama tempo bunu sınırlar; çok hızlıda bir düzey yukarı çıkılır, çok yavaşta bir düzey aşağı inilir ve kaybolunduğunda yapılacak ilk şey aşağı inmektir.
Bedende iş bölümü şudur: ayak nabzı tutar, ses alt bölünmeyi sayar, el ritmi çalar; üçü katman katman eklenir, birden başlatılırsa hiçbiri kurulmaz.
Sayım hiçbir zaman durmaz; uzun notalarda ve suslarda elin durur ama sayacın dönmeye devam eder ve amatör icralardaki kaçan girişlerin büyük çoğunluğu bu kuralın ihlalinden çıkar.
Sonraki derse köprü
Artık üç düzeyde sayabiliyor ve sayarken çalabiliyorsun.
Bir sonraki modülde suslara, noktaya ve bağa geçiyoruz. Yani sayacın döndüğü ama elinin durduğu yerlere. Bu derste kurduğun "sayım hiç durmaz" kuralı orada asıl sınavını verecek, çünkü o modülün konusu tam olarak çalmadığın anlar.