İçeriğe geç

RHY-101 · Modül 1 · L1 Başlangıç

Nabız ve alt bölümlere ayırma

2.199 kelime · 18 örnek · yaklaşık 10 dakika okuma · seslendirme 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Nabız, müziğin altında dönen eşit aralıklı darbedir ve bir ses değil, dinleyicinin kurduğu bir beklentidir; bu yüzden çalınmadığı anda bile hissedilir.

Tempo nabzın hızıdır ve dakikadaki vuruş sayısıyla ölçülür; bedenin rahat ettiği hızlar müziğin en yoğun toplandığı bölgelerdir.

Alt bölünme iki vuruş arasındaki boşluğun kaça ayrıldığıdır ve bir türü diğerinden ayıran şeyin büyük kısmı tempo değil, bu bölünmedir.

Aksan hangi vuruşun öne çıktığıdır; aksanların düzenli tekrarı vuruşları gruplara ayırır ve ölçü kavramı bu gruplamanın yazıya geçmiş hâlidir.

Groove, ızgaranın kendisi değil ona nasıl yerleşildiğidir; iyi icracıların tutarlı ve kasıtlı sapmalarından doğar.

Açılış sahnesi

Bir konser salonundasın. Işıklar sönük, sahne boş, kalabalık bekliyor.

Sonra biri alkışlamaya başlıyor. Sonra bir kişi daha. On saniye içinde iki bin kişi aynı anda el çırpıyor.

Kimse kimseye "saniyede iki kere" demedi. Bir şef yok, bir sayaç yok. İki bin insan birbirini duyarak ortak bir hıza yerleşti ve o hızı dakikalarca koruyabiliyor.

Şimdi asıl tuhaf olan şeyi fark et. O alkışın arasında bir sessizlik olsa, mesela herkes iki saniye dursa ve sonra devam etse, aynı hızda devam ederdi. Yani ortada duyulmayan ama herkesin kafasında dönmeye devam eden bir şey var.

O şeyin adı nabız. Ve müziğin en görünmez, en güçlü öğesi odur.

Bu derste onu kuracağız. Sonra da onu bölmeyi öğreneceğiz, çünkü müzik nabzın kendisinde değil, nabzın arasında olan şeylerde yaşıyor.

Bu derste ne olacak

Önce nabzın ne olduğunu, neden duyulmadan var olabildiğini konuşacağız. Sonra tempoya geçeceğiz; nabzın hızını nasıl ölçtüğümüze. Ardından dersin asıl konusuna gireceğiz: alt bölünmeye. Yani iki vuruş arasındaki boşluğu eşit parçalara ayırmaya. Sonra aksanlara, yani hangi vuruşun daha güçlü duyulduğuna bakacağız ve dünyanın farklı müziklerinin bu tek karar üzerinden nasıl ayrıştığını göreceğiz. Ders bittiğinde bir parçayı dinleyip nabzını bulabiliyor, alt bölünmesini sayabiliyor ve aksanının nerede olduğunu söyleyebiliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Yürü.

Gerçekten, ayağa kalk ve odada birkaç adım at. Sol, sağ, sol, sağ.

Adımların arasındaki mesafe eşit. Kimse sana saymanı söylemedi, hatta düşünmedin bile. Bedenin düzenli bir tekrarı kendiliğinden üretiyor.

İşte nabız budur: müziğin altında dönen, eşit aralıklı, sürekli darbe. Yürürken ayağının vurduğu şey.

Şimdi yürümeye devam ederken şunu dene. Her adımda "bir" de. Sonra her adımda "bir ve" de; "ve" hecesi tam olarak iki adımın ortasına gelsin.

Adımların değişmedi. Ama arada kalan boşluğa bir şey koydun. Buna alt bölünme diyoruz.

Bir kez daha dene ve bu sefer "bir ve iki ve" yerine "bir e ve e" gibi dört hece koy. Yine adımlar aynı. Boşluğu daha ince böldün.

Bu kadar. Ritmin tamamı bu iki fikrin üstüne kuruludur: eşit aralıklı bir nabız ve o nabzın arasının kaça bölündüğü.

Bir müzik türünü diğerinden ayıran şeyin çok büyük bir kısmı, ikinci sorunun cevabıdır. Aynı hızda çalan bir rock parçasıyla bir funk parçası arasındaki fark çoğu zaman nabızda değil, o nabzın kaça bölündüğündedir.

Mekanizma

Nabız duyulmak zorunda değildir

Buradaki en önemli cümle şu: nabız bir ses değildir, bir beklentidir.

Bir parçayı dinlerken ayağın vuruyorsa, vurduğun yerde her zaman bir ses olmayabilir. Sen o darbeyi kendi kafanda üretiyorsun. Müzik sana ilk birkaç saniyede yeterince ipucu verdi, sen bir ızgara kurdun ve şimdi o ızgarayı müzik susunca bile sürdürüyorsun.

Bu, ritmin en güçlü tarafıdır. Çünkü bir müzisyen o ızgarada bir yeri boş bırakabilir ve dinleyici boşluğu hisseder. Duyulmayan bir vuruş, duyulan bir vuruş kadar etkilidir; hatta çoğu zaman daha etkilidir.

Tempo: nabzın hızı

Nabzın ne kadar hızlı döndüğünü ölçmek için dakikada kaç vuruş olduğunu sayarız. Buna tempo diyoruz.

İnsan bedeni belirli bir aralıkta rahat eder. Dinlenme halindeki kalp atışı kabaca dakikada altmış ile seksen arasındadır ve rahat bir yürüyüş de buna yakındır. Dans müziğinin büyük kısmı dakikada yüz yirmi civarında toplanır; bu, rahat yürüyüşün tam iki katıdır ve tesadüf değildir.

Çok yavaş tempolarda ilginç bir şey olur: kulak nabzı takip etmekte zorlanır ve kendiliğinden alt bölünmeye tutunur. Çok hızlı tempolarda ise tersi olur, kulak vuruşları teker teker saymayı bırakıp ikişerli ya da dörderli gruplar hâlinde duymaya başlar. Yani tempo yalnızca hızı değil, neyi nabız olarak duyduğunu da değiştirir.

Vuruş ve alt bölünme

Nabzın her bir darbesine vuruş diyoruz.

İki vuruş arasındaki boşluğu eşit parçalara ayırmaya alt bölünme diyoruz ve üç yaygın biçimi vardır.

İkiye bölersen sayarken "bir ve iki ve" dersin. Bu en yaygın olanıdır ve batı popüler müziğinin büyük kısmı buradadır.

Dörde bölersen "bir e ve e, iki e ve e" olur. Funk ve modern pop bu ince ızgarada yaşar.

Üçe bölersen "bir da da, iki da da" olur. Caz swing'i, blues ve pek çok halk müziği bu üçlü hissi taşır.

Aynı tempoda çalan iki parça, sadece alt bölünmesi farklı olduğu için bambaşka duyulur. Bu, dersin en pratik bilgisidir: bir parçayı taklit etmeye çalışırken tempo tutmuyorsa sorun genellikle tempoda değil, alt bölünmededir.

Aksan: hangi vuruş daha güçlü

Bütün vuruşlar eşit olsaydı müzik bir saatin tik takı gibi duyulurdu. Oysa duymuyoruz; bazı vuruşlar daha ağır geliyor.

Bir vuruşun diğerlerinden öne çıkmasına aksan diyoruz. Aksanların düzenli tekrarı, vuruşları gruplara ayırır. İki vuruşta bir aksan duyuyorsan ikili, üç vuruşta bir duyuyorsan üçlü gruplar hâlinde sayıyorsun demektir.

Bu gruplama işi, bir sonraki modüllerde ölçü kavramına dönüşecek. Şimdilik şunu bil: ölçü, aksanın kurduğu tekrarın kâğıda yazılmış hâlidir. Önce kulak duyar, sonra yazı onu kaydeder; tersi değil.

Off-beat: aradaki yer

Alt bölünmenin ilk parçası vuruşun üstüne düşer. İkinci parçası ise tam aradadır ve buna off-beat ya da dış vuruş diyoruz.

Aksanı vuruştan alıp aradaki bu yere taşımak, ritmi anında bambaşka bir yere götürür. Reggae'yi, ska'yı ve funk'ın büyük kısmını tanıdık kılan şey tam olarak budur.

Ve bir müzisyenin kimliği çoğu zaman burada görünür. Aynı notaları çalan iki kişiden biri vuruşun mikroskobik olarak önüne, diğeri arkasına düşer. Ortaya çıkan hisse groove diyoruz; ızgaranın kendisi değil, o ızgaraya nasıl yerleşildiğidir.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Buraya kadar olan kısım ritmin ızgarasını kurdu. Şimdi profesyonelin bildiği tarafa geçelim; orada ızgara biraz esniyor.

Birincisi: mükemmel zamanlama en iyi zamanlama değildir. Bir davul kalıbını bilgisayarda ızgaraya birebir oturttuğunda ortaya cansız bir şey çıkar. İyi icracılar sistematik olarak biraz önde ya da biraz arkada çalar ve bu sapma tesadüfi değil, tutarlıdır. Aynı kişi aynı parçada hep aynı yönde kayar. Groove dediğimiz şey işte o tutarlı sapmadır; hatanın kendisi değil, hatanın karakter hâline gelmiş biçimi.

İkincisi: insanlar zor yerde yavaşlar, kolay yerde hızlanır. Yeni başlayan müzisyen tempo kaymasının rastgele olduğunu sanır. Değildir; neredeyse her zaman aynı yönde çalışır. Teknik olarak zorlanılan pasajda tempo düşer, rahat pasajda yükselir. Bunu bilmek çalışma yöntemini değiştirir: metronomu bütün parçaya değil, kaymanın olduğu iki ölçüye kurarsın.

Üçüncüsü: alt bölünme duyulmadığında da orada durmalıdır. Uzun bir notayı tutarken ya da bir susta beklerken, kafandaki sayacın çalışmaya devam etmesi gerekir. Yeni başlayanlar uzun notalarda sayacı bırakır ve sonraki giriş kayar. Profesyonel bir icracı bir tam ölçü boyunca hiçbir şey çalmasa bile içeriden saymayı sürdürür.

Dördüncüsü: aynı ritim farklı tempolarda farklı ritimdir. Bir kalıbı iki kat hızlandırdığında kulak onu aynı kalıp olarak duymaz; çoğu zaman gruplamayı yeniden yorumlar ve alt bölünme saydığın şey nabız hâline gelir. Bu yüzden bir parçayı yavaş çalışıp sonra hızlandırmak her zaman işe yaramaz; belirli bir eşikten sonra farklı bir şey çalıyor olursun.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: Ritim davulcunun işidir. Değildir. Bir piyanistin sol eli, bir vokalistin nefes alma yeri, bir gitaristin akoru bıraktığı an, hepsi ritmik kararlardır. Grupların dağılmasının en yaygın sebebi ahenk değil zamanlama uyuşmazlığıdır ve bu, davulcu dışındaki herkesin de sorumluluğudur.

Yaygın yanlış: Metronomla çalışmak icrayı mekanikleştirir. Tam tersi. Metronom senin zamanlamanı değiştirmez, sadece görünür kılar. Serbest çalmak isteyen bir müzisyenin önce nereden serbestleştiğini bilmesi gerekir; referansı olmayan esneklik esneklik değil, kontrolsüzlüktür. Metronomdan sonra bırakılan tempo, hiç metronom görmemiş tempodan çok daha sağlamdır.

Yaygın yanlış: Ritim duygusu ya vardır ya yoktur. Ritim duygusu bir zamanlama becerisidir ve bütün zamanlama becerileri gibi ölçülebilir biçimde gelişir. Ritmi "olmayan" öğrencilerin büyük kısmı aslında alt bölünmeyi hiç saymayan öğrencilerdir; sayma alışkanlığı kurulduğunda haftalar içinde belirgin fark görülür. Ölçmediğin bir beceriyi doğuştan gelen bir eksiklik sanmak, bu alandaki en pahalı yanlıştır.

Yaygın yanlış: Nabız duyulan en belirgin sestir. Çoğu zaman hiç çalınmaz. Reggae'de gitar tam olarak nabzın olmadığı yere basar, pek çok elektronik türde ise bas davul kasten bazı vuruşlarda susar. Nabzı en kuvvetli hissettiğin an, çoğu zaman onun duyulmadığı andır.

Uygulama

Metronomu dakikada seksen vuruşa kur ve çalıştır.

Önce her vuruşta bir kez el çırp ve on beş saniye böyle devam et. Sonra hiç durmadan her vuruşa iki el çırpması sığdır; ikincisi tam ortaya gelsin. Sonra dörde çık.

Şimdi asıl alıştırma. Metronomu kapat ve aynı hızda devam etmeye çalış. Otuz saniye sonra tekrar aç. Hâlâ birlikte misiniz?

Çoğu kişi ilk denemede kayar ve neredeyse herkes aynı yönde kayar. Hangi yöne kaydığını not et; bu, kendi zamanlama eğilimini öğrenmenin ilk adımıdır ve bu bilgi kariyerin boyunca işine yarayacak.

Kilit özet

Nabız, müziğin altında dönen eşit aralıklı darbedir ve bir ses değil, dinleyicinin kurduğu bir beklentidir; bu yüzden çalınmadığı anda bile hissedilir.

Tempo nabzın hızıdır ve dakikadaki vuruş sayısıyla ölçülür; bedenin rahat ettiği hızlar müziğin en yoğun toplandığı bölgelerdir.

Alt bölünme iki vuruş arasındaki boşluğun kaça ayrıldığıdır ve bir türü diğerinden ayıran şeyin büyük kısmı tempo değil, bu bölünmedir.

Aksan hangi vuruşun öne çıktığıdır; aksanların düzenli tekrarı vuruşları gruplara ayırır ve ölçü kavramı bu gruplamanın yazıya geçmiş hâlidir.

Groove, ızgaranın kendisi değil ona nasıl yerleşildiğidir; iyi icracıların tutarlı ve kasıtlı sapmalarından doğar.

Sonraki derse köprü

Artık nabzı buluyor ve arasını bölebiliyorsun. Ama şu ana kadar hep saydık; hiçbir şey yazmadık.

Bir sonraki modülde bu bölünmeleri kâğıda geçireceğiz. Dörtlük, sekizlik ve onaltılık notaların ne anlama geldiğini ve neden bu isimleri taşıdığını göreceksin. Yani şu ana kadar ayağınla vurduğun şeyi okunabilir hâle getireceğiz.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde alkış kalabalığı yukarıdan gösterilmeli; dağınık başlayan noktaların birkaç saniye içinde tek bir titreşime kilitlenmesi görünür olmalı. Sessizlik denemesinde ızgara çizgisi ekranda solmadan devam etmeli.

Yürüme benzetmesinde ayak izleri zaman çizgisine dönüşmeli; "ve" hecesi eklendiğinde iki iz arasına ikinci bir işaret düşmeli. Alt bölünme bölümünde aynı iki vuruş arası sırasıyla ikiye, üçe ve dörde bölünmüş olarak üst üste gösterilmeli.

Off-beat anlatılırken vurgu işaretinin vuruştan aradaki konuma kayması tek bir hareketle çizilmeli; bu geçiş dersin görsel çekirdeğidir.

Groove bölümünde ızgara çizgisi ile gerçek vuruşlar arasındaki küçük sapma abartılmadan, ölçekli biçimde gösterilmeli. Örnek kutularında telifli kayıt kullanılmaz; ritim kalıpları stüdyoda yeniden üretilir.

Bu ders hangi kursun parçası

RHY-101 — Ritim Temelleri kursunun 10 modülünden 1. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.