İçeriğe geç

PRD-101 · Modül 6 · L1 Başlangıç

Akor ve armonik katmanlar

2.636 kelime · 20 örnek · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Bir akorun hangi notalardan kurulduğu teorinin sorusu; o notaların nereye dağıtıldığı prodüksiyonun sorusu. Dinleyicinin duyduğu şey ikincisi.

Akorların en üstteki notaları arka arkaya bir melodi kuruyor. Kimse yazmasa bile bu çizgi duyuluyor ve dizinin oturmuş mu huzursuz mu olduğunu belirliyor.

Aşağıda notaların arası açık, yukarıda dar olmalı. Alçak bölgede yan yana duran perdeleri kulak ayrıştıramıyor ve akorun altı uğultuya dönüşüyor.

Armoni katmanları davul katmanları gibi kendiliğinden ayrışmıyor; hepsi aynı orta bölgede yaşıyor. Bu yüzden katman sayısı değil, katmanların ayrışması belirleyici.

Her katmanın bir işi olmalı: söyleyen, dokuyan ya da boyayan. Aynı işi yapan iki katman kalınlığın en yaygın sebebi ve çaresi eşitleyici değil, silmek.

Akorların ne sıklıkta değiştiği başlı başına bir enerji ayarı. Nakaratta armonik ritmi hızlandırmak, hiçbir yeni malzeme eklemeden yükseliş üretiyor.

Bas kökü söylüyorsa akor katmanının onu tekrar etmesi gerekmiyor. Kökü bırakmak alt orta bölgeyi boşaltıyor ve akoru eksiltmiyor.

Bir akorun bütün notalarını aynı ana hizalamak onu bloka çeviriyor. Birkaç milisaniyelik kayma, akoru çalınmış gibi duyuruyor.

Açılış sahnesi

İki dosya yan yana duruyor. İkisinde de aynı dört akor var; aynı tempoda, aynı sürelerle, aynı enstrüman sesiyle.

Birincisi çalınca oda dolmuyor. Ses geliyor ama bir yerde tıkanıyor. Akorlar birbirine yapışmış, altta bir uğultu duruyor, üstte hiçbir şey olmuyor.

İkincisi çalınca parça açılıyor. Aynı armoni, ama bu kez nefes alan bir şey.

Sonra iki dosyanın nota listesi karşılaştırılıyor ve tuhaf olan çıkıyor ortaya. Akorlar gerçekten aynı: aynı isimler, aynı sıra, aynı yerler. Hiçbir nota eklenmemiş, hiçbiri çıkarılmamış.

Değişen tek şey, o notaların oktav içinde nereye dağıtıldığı.

Teori bir akorun hangi notalardan kurulduğunu söylüyor. Prodüksiyon ise onu nasıl çalacağına karar veriyor ve dinleyicinin duyduğu şey ikincisi oluyor.

Bu derste ne olacak

Bu ders akorun kendisiyle değil, akorun çalınma biçimiyle ilgili.

Önce aynı akorun neden onlarca farklı sesi olduğunu kuracağız: notaların oktav içindeki dağılımı, en üstteki notanın kimsenin yazmadığı melodisi ve en alttaki notanın taşıdığı ağırlık.

Sonra akorun alt sınırına ineceğiz. Beşinci derste tek bir çizginin hangi oktavda durduğunu konuşmuştuk; burada mesele iki notanın arasındaki mesafe ve bu mesafenin aşağıda neden daralmaması gerektiği.

Ardından katman sorusuna geleceğiz. Davul katmanlarını üst üste yığabiliyorken armoni katmanlarının neden aynı kolaylıkla yığılamadığını göreceğiz, sonra da katmanlara sayı yerine iş vereceğiz.

Dördüncü mesele armonik ritim: akorların hangileri olduğu değil, ne sıklıkta değiştiği. Bu tek başına bir bölümün enerjisini yükseltmeye yetiyor.

Son olarak kökü kimin söylediğine karar vereceğiz. Bas zaten kökü çalıyorsa akor katmanının onu en altta tekrar etmesi, miksin en dar bölgesini iki kez doldurmak anlamına geliyor.

Sıfır noktası

Bir akor, birlikte çalınan üç ya da dört nota adından ibaret. Do minör dendiğinde söylenen şey üç isim: do, mi bemol, sol.

Bu üç isim hangi oktavda çalınacağını söylemiyor. Hangisinin en altta, hangisinin en üstte duracağını da söylemiyor. Birinin iki kez çalınıp çalınmayacağını da söylemiyor.

Bütün bu kararların toplamına akorun yayılımı deniyor. Sektörde bunun için voicing sözcüğü kullanılıyor.

Aynı üç isim, farklı yayılımlarla, birbirine hiç benzemeyen sesler veriyor. Biri sıkışık ve ağır duyulabiliyor, öteki açık ve hafif. İkisi de doğru akor; üstelik ikisi de aynı akor.

Bu yüzden "hangi akoru çalayım" sorusu prodüksiyonun yarısı. Öteki yarısı "onu nasıl çalayım".

Bir de katman meselesi var. Armoniyi tek bir enstrüman çalabiliyor, birden fazlası da çalabiliyor. Buna karar verilirken sorulan soru genellikle yanlış soru oluyor: kaç katman olmalı. Doğru soru şu: her katmanın ayrı bir işi var mı.

Mekanizma

Aynı notalar, farklı yayılım

Bir yayılımı belirleyen iki temel karar bulunuyor. Notaların birbirine ne kadar yakın durduğu ve en üstte hangisinin olduğu.

Notalar tek bir oktav içine sıkıştırılırsa akor toplu ve kalın duyuluyor. Aynı notalar geniş bir alana dağıtılırsa akor açılıyor ve içinden başka şeyler geçebiliyor. Bu ikisi arasındaki fark, aynı akoru bir duvara ya da bir çerçeveye dönüştürüyor.

İkinci karar daha az konuşuluyor ama sonucu daha büyük. Kulak bir akorun en üstteki notasını tek başına takip ediyor; oradaki ses kalabalığın içinden sıyrılıyor. Dört akor arka arkaya çalındığında o dört üst nota, kimse yazmasa bile bir melodi kuruyor.

Bunun pratik karşılığı basit bir kontrol. Akor dizisini çal ve yalnız en üstteki notaları mırıldan. O çizgi ortalıkta zıplıyorsa parça huzursuz duyuluyor. Komşu notalara adım adım gidiyorsa ya da yerinde duruyorsa dizi oturmuş geliyor.

Bu çizgiyi düzeltmenin yolu akorları değiştirmek değil, akorların pozisyonunu değiştirmek. İki akorda ortak bir nota varsa onu yerinden hiç oynatmamak, geçişi tek hamlede yumuşatıyor.

En alttaki nota ise akorun ağırlığını belirliyor. Kök en alttaysa akor yere basıyor ve bir varış gibi duyuluyor. En alta akorun başka bir notası geçtiğinde akor tanınmaya devam ediyor ama durmak yerine yürüyor. Aynı dizi, hiçbir şey eklenmeden ilerlemeye başlıyor.

Akorun alt sınırı

Beşinci derste bir çizginin çok aşağıda yazıldığında bulanıklaştığını konuşmuştuk. Orada mesele tek bir notanın oktavıydı. Burada mesele iki notanın arasındaki mesafe.

Aşağıda yan yana duran iki notayı kulak ayrıştıramıyor; ikisi tek bir uğultu olarak geliyor. Orta bölgede tertemiz duyulan aynı mesafe, bir buçuk oktav aşağıda çamur üretiyor.

Bu yüzden akorların altı, yukarısıyla aynı mantıkla yazılamıyor. Kapalı bir akoru olduğu gibi iki oktav aşağı taşımak, akoru düzeltilebilir bir hâlde bırakmıyor; orada duyulan şey artık bir akor değil, bir gürültü.

Çözüm sayısal bir eşikten çok bir düzenleme alışkanlığı. Aşağıda notaları birbirinden uzak tut, yukarı çıktıkça yaklaştır. Bu keyfi bir kural değil; tek bir sesin içindeki doğal bileşenler de altta seyrek, üstte sık duruyor. Kulak bu düzene zaten alışkın, o yüzden onu taklit eden yayılımlar doğal geliyor.

Kontrol yine kulakla yapılıyor. Akoru çal ve alttaki iki notayı ayrı ayrı duyabiliyor musun diye sor. Duyamıyorsan ya aralarını aç ya da akorun tamamını yukarı taşı. Eşitleyiciye gitmeden önce yapılacak iş bu.

Armoni katmanları aynı bölgede yaşıyor

Dördüncü derste davul katmanlarını üst üste koymuştuk ve bu çoğunlukla işe yaramıştı. Sebebi şuydu: davulun parçaları frekans olarak kendiliğinden ayrışıyor. Kick aşağıda, trampet ortada, ziller yukarıda duruyor. Üç katman koyduğunda üç ayrı şey duyuluyor.

Armoni katmanlarında böyle bir kolaylık yok. Piyano, gitar, yaylı, org, akor çalan sentezleyici — hepsi kabaca aynı orta bölgede yaşıyor. Üst üste konduklarında birbirlerinin üstünü örtüyorlar.

Bunun sonucu şu: katman sayısı bir kalite ölçüsü değil. Belirleyici olan katmanların birbirinden nasıl ayrıldığı.

Ayrışmanın üç yolu bulunuyor. En güçlüsü yükseklik; katmanlar farklı bölgelerde durursa çakışmıyorlar ve hiçbir mikser ayarı gerekmiyor. İkincisi ritim; biri uzun sesler tutarken öteki kısa vuruşlar yaparsa kulak ikisini ayrı ayrı izleyebiliyor, çünkü ayrımı zamandan da yapıyor. Üçüncüsü tını, ama tek başına en zayıf olanı: iki farklı enstrüman aynı bölgede aynı ritimle çalıyorsa tınıları farklı olsa bile tek bir kalın ses duyuluyor.

Bir de sonradan gelecek olan var. İnsan sesi de tam olarak bu orta bölgede duruyor. Vokal girdiğinde armoni katmanlarının seyrelmesi bir üslup tercihi değil, yer paylaşımının doğrudan sonucu.

Katmanların işi: söyleyen, dokuyan, boyayan

Katmanlara sayı yerine iş verildiğinde soru kendiliğinden çözülüyor.

Bir katman armoniyi söylüyor. Akorun bilgisini taşıyan, referans olan katman bu. Genellikle uzun sesler tutuyor ya da net bloklar çalıyor. Öteki her şey sustuğunda armoninin kaybolmamasını sağlayan da o.

Bir katman dokuyor. Onun işi bilgi vermek değil, hareket vermek. Bütün akoru çalması bile gerekmiyor; iki nota yetiyor. Dokuyan katman aslında ritim bölümüne katılmış bir armoni enstrümanı.

Bir katman boyuyor. Yukarıda, seyrek, ara ara giren bir şey. Yeni bilgi eklemeden bir bölüme kimlik veriyor ve çoğu zaman parçada yalnız birkaç yerde duyuluyor.

Kontrol tek hareketle yapılıyor: katmanı sustur. Hiçbir şey eksilmiyorsa o katmanın bir işi yok demektir. Armoni kayboluyorsa söyleyen katman odur. Parça yerinde sayıyorsa dokuyan katmandır. Bölüm renksizleşiyorsa boyayan.

Buradan çıkan kural şu: aynı işi yapan iki katman, kalınlığın en yaygın sebebi. Çaresi eşitleyici değil; katmanlardan birini kaldırmak ya da ona başka bir iş vermek.

Kaç katman sorusunun cevabı da böylece geliyor. Söyleyen bir katman yetiyor. Dolu duyulan düzenlemelerin çoğunda bir söyleyen, bir dokuyan ve zaman zaman giren bir boyayan bulunuyor.

Armonik ritim

Akorların hangileri olduğu kadar, ne sıklıkta değiştiği de bir karar. Buna armonik ritim deniyor ve düzenlemenin en az kullanılan kollarından biri.

Aynı dört akor, her ölçüde bir değişirse acele eden bir şey duyuluyor. İki ölçüde bir değişirse geniş ve sakin duyuluyor, üstelik melodiye çok daha fazla yer kalıyor.

Bunun prodüksiyondaki kullanımı şu: bölümler arasında akorları hiç değiştirmeden armonik ritmi değiştirmek. Kıtada iki ölçüde bir değişen dizi, nakaratta ölçüde bir değişmeye başladığında yeni hiçbir malzeme eklenmeden enerji yükseliyor. Dinleyici bir şeyin arttığını duyuyor ama neyin arttığını söyleyemiyor.

Ters yön de aynı ölçüde işliyor. Değişimi yavaşlatmak, bir bölümü genişletiyor ve üstüne söylenecek şeye alan açıyor.

Bir de zamanlama ayrıntısı bulunuyor. Akor değişimi ölçünün başına tam oturmak zorunda değil; biraz erken girdiğinde bölüme ileri doğru bir itki geliyor. Bu bir kural değil, bir seçenek. Kimi türlerde akor değişimleri bilerek tam yerinde duruyor ve o düzlük türün dilinin parçası.

Kökü kim söylüyor

Beşinci derste basın çoğunlukla kökü çaldığını kurmuştuk. Akor katmanı da en altına kökü koyarsa, aynı nota alt bölgede iki kez söylenmiş oluyor.

Bunun bedeli doğrudan. Miksin en dar bölgesi gereksiz yere doluyor ve akor katmanı bası itmeye başlıyor. İki taraf da doğru çalıyor, buna rağmen ikisi birden duyulmuyor.

Çözüm başlangıçta tuhaf gelen ama bir kez duyulduktan sonra geri dönülmeyen bir hamle: akor katmanı kökü hiç çalmıyor. Kökü bas verdiği için kulak akoru eksiksiz duymaya devam ediyor. Akor eksik değil; kökü başka bir enstrüman söylüyor.

Burada dikkat edilecek bir çakışma var. Bas bir nota çalarken akor katmanının en alttaki notası ona çok yakın bir perdedeyse alt bölgede sert bir sürtünme çıkıyor. İkisinin aynı akoru işaret etmesi yetmiyor; aralarında mesafe de gerekiyor.

Bas kökün dışına çıktığında ise akorun tamamının ağırlığı değişiyor. Aynı akor, altında başka bir nota varken varış gibi değil geçiş gibi duyuluyor. Dizi hiç değişmediği hâlde ilerlemeye devam ediyor.

Kontrol kolay: yalnız bası ve akor katmanını çal. İkisi baş başayken tam ve net duyuluyorsa, üstüne her şey bindiğinde de ayakta kalıyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Bir akorun bütün notalarını tam olarak aynı ana yerleştirmek, prodüksiyonun en sessiz hatalarından biri.

Hiçbir çalgıcı bunu yapmıyor. Piyanoda beş parmak asla aynı milisaniyede inmiyor. Gitarda pena tellere sırayla değiyor. Yaylılarda yaylar aynı anda hareket etmiyor. Bu aradaki minik gecikmeler tek tek duyulmuyor ama bir araya geldiklerinde akorun bir enstrümandan çıktığı hissini veriyorlar.

Bütün notalar tek bir noktaya hizalandığında ise akor bir çalgı gibi değil, tek bir blok gibi duyuluyor. Sert, yapay ve tuhaf biçimde küçük.

Çaresi karmaşık değil. Akorun notalarını birkaç milisaniye kaydır. Aşağıdan yukarı doğru sıralamak çoğu durumda doğal geliyor; ters yön daha keskin bir vurgu üretiyor.

Aynı şey seslerin şiddeti için de geçerli. Üst notayı çalan parmak genellikle daha kuvvetli iniyor, ortadakiler daha yumuşak. Bu, üçüncü derste konuşulan velocity'nin armonideki karşılığı. Üst çizginin öne çıkması bir mikser hamlesi değil, çalış biçiminin kendi sonucu.

Buradan çıkan daha büyük fikir de var. Yazılımlardaki insanlaştırma özellikleri bu yüzden bulunuyor. Taklit ettikleri şey rastgelelik değil, çalgı çalmanın fiziği.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: "Akor nerede çalınırsa çalınsın aynı akordur." Notaların adı aynı kalıyor ama duyulan şey değişiyor. Sol el bölgesinde kapalı çalınan bir akor neredeyse her zaman uğultu üretiyor; akor doğru, yeri yanlış.

Yaygın yanlış: "Ses dolu duyulsun diye katman eklenir." Aynı işi yapan ikinci bir armoni katmanı sesi doldurmuyor, kalınlaştırıyor. Fark yüksek sesle dinlerken kolay seçilmiyor; parça küçük bir hoparlöre gittiğinde ortaya çıkıyor.

Yaygın yanlış: "Akorlar kök pozisyonunda çalınır, çevrim ileri seviye işidir." Bütün akorlar aynı biçimde dizildiğinde üst çizgi zıplıyor ve dizi huzursuz duyuluyor. Pozisyon değiştirmek, tek bir notaya bile dokunmadan bu sorunu bitiriyor.

Yaygın yanlış: "Akorun en altında kök durmalı." Bas zaten kökü çalıyorsa alt bölge iki kez doldurulmuş oluyor ve iki taraf birbirini itiyor. Akor katmanının kökü bırakması hiçbir şey kaybettirmeden yer açıyor.

Yaygın yanlış: "Vokal duyulmuyorsa vokalin seviyesi yükseltilir." Armoni katmanı vokalle aynı yükseklikte duruyorsa yükseltilen her iki taraf da bulanıklaşıyor. Çözüm seviyede değil; armoni katmanının o bölgeden çekilmesinde.

Yaygın yanlış: "Akora nota eklendikçe akor zenginleşir." Eklenen nota akoru geliştirmiyor, yalnızca değiştiriyor. Yanlış bölgede eklenen bir nota akorun üç sesli hâlinden çok daha kötü duyuluyor. Sade bir akor eksik bir akor değil.

Uygulama

Beşinci dersteki parçanı aç ve dört akorluk bir dizi yaz. En sade hâliyle başla: hepsi kök pozisyonunda, hepsi kapalı, hepsi orta bölgede.

Sonra aynı diziyi ikinci bir kanala kopyala ve üç değişiklik yap. Akor katmanından kökleri sil; onları bas zaten söylüyor. Alttaki iki notanın arasını aç. Üçüncü olarak akorların pozisyonunu, en üstteki notalar komşu adımlarla yürüyecek biçimde değiştir.

İki kanalı sırayla çal. Notalar aynı; aradaki bütün fark yayılımdan geliyor. Bu farkı duymak bu dersin asıl kazanımı.

İkinci turda katman testi yap. Söyleyen katmanın üstüne ikinci bir armoni katmanı ekle, ama ona ayrı bir iş ver: yalnız iki nota çalsın ve ritmik olsun. Sonra susturma testini uygula. İkinci katmanı kapattığında bir şey eksiliyorsa katman iş yapıyor; hiçbir şey değişmiyorsa sil.

Üçüncü turda armonik ritmi oynat. Diziyi bir kez iki ölçüde bir akor değişecek şekilde, bir kez de her ölçüde bir değişecek şekilde çal. Hangisinin kıta, hangisinin nakarat olduğuna karar ver. Bu karar bütün düzenlemenin gidişatını belirliyor.

Son olarak hizalamayı boz. Akorların notalarını birkaç milisaniye kaydır ve üst notaları biraz daha kuvvetli çal. Öncesiyle sonrasını karşılaştır. Bu ayarın adı küçük, etkisi beklenenden büyük.

Kilit özet

Bir akorun hangi notalardan kurulduğu teorinin sorusu; o notaların nereye dağıtıldığı prodüksiyonun sorusu. Dinleyicinin duyduğu şey ikincisi.

Akorların en üstteki notaları arka arkaya bir melodi kuruyor. Kimse yazmasa bile bu çizgi duyuluyor ve dizinin oturmuş mu huzursuz mu olduğunu belirliyor.

Aşağıda notaların arası açık, yukarıda dar olmalı. Alçak bölgede yan yana duran perdeleri kulak ayrıştıramıyor ve akorun altı uğultuya dönüşüyor.

Armoni katmanları davul katmanları gibi kendiliğinden ayrışmıyor; hepsi aynı orta bölgede yaşıyor. Bu yüzden katman sayısı değil, katmanların ayrışması belirleyici.

Her katmanın bir işi olmalı: söyleyen, dokuyan ya da boyayan. Aynı işi yapan iki katman kalınlığın en yaygın sebebi ve çaresi eşitleyici değil, silmek.

Akorların ne sıklıkta değiştiği başlı başına bir enerji ayarı. Nakaratta armonik ritmi hızlandırmak, hiçbir yeni malzeme eklemeden yükseliş üretiyor.

Bas kökü söylüyorsa akor katmanının onu tekrar etmesi gerekmiyor. Kökü bırakmak alt orta bölgeyi boşaltıyor ve akoru eksiltmiyor.

Bir akorun bütün notalarını aynı ana hizalamak onu bloka çeviriyor. Birkaç milisaniyelik kayma, akoru çalınmış gibi duyuruyor.

Sonraki derse köprü

Alt taraf kuruldu, orta taraf düzenlendi. Parçanın zemini artık ayakta duruyor.

Ama bu zeminin üstünde henüz kimse konuşmuyor.

Şimdiye kadar yapılan her şey eşlik. Davul, bas ve akorlar bir arka plan kuruyor; oysa dinleyicinin sokakta mırıldandığı şey bu değil.

Peki bir melodiyi akılda kalıcı yapan şey nedir? Notaların kendisi mi, yoksa o notaların ritmi mi?

Bir parçanın kaç yerinde akılda kalan bir şey durmalı? Baştan sona melodiyle dolu olması iyi bir şey mi, yoksa melodinin susması da onun bir parçası mı?

Yedinci ders bu soruların üstüne gidiyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesi iki dosyayı gerçekten arka arkaya çalsın. İkisinde de ekranda aynı dört akor adı yazsın ve o yazı hiç değişmesin; değişen tek şey piano roll'daki notaların dikey konumu olsun. İzleyici akor adlarının sabit kaldığını görürken sesin tamamen değiştiğini duysun.

Üst ses çizgisi anlatılırken akorların yalnız en tiz notaları renklendirilsin ve bunlar birleşerek bir çizgiye dönüşsün. Önce armoniyle birlikte, sonra tek başına çalınsın; melodinin kendiliğinden ortaya çıktığı an duyulsun.

Alt sınır bölümünde aynı akor üç yükseklikte çalınsın: orta bölgede, bir oktav aşağıda, iki oktav aşağıda. Ekranda spektrum değil yalnız notalar dursun; bulanıklığın bir mikser sorunu değil bir yerleşim sorunu olduğu görsel olarak da anlaşılsın.

Katman bölümünde üç armoni katmanı üç ayrı yatay şeritte gösterilsin ve şeritlerin dikey aralıkları gerçek yüksekliklerini yansıtsın. Üçü de aynı hizadayken karışan ses, biri yukarı taşındığında açılsın.

Susturma testi ekranda gerçek zamanlı yapılsın. Her katman sırayla kapatılsın ve kapatıldığında neyin eksildiği yazıyla değil yalnız sesle gösterilsin.

Seslendirmede köksüz akor anlatılırken ton bir hile açıklar gibi olmasın; burada bir numara değil, iki enstrüman arasındaki iş bölümü anlatılıyor. Zengin akor yanılgısında ise dil yargılayıcı olmasın: sade akor bir eksiklik değil, çoğu zaman bir tercih.

Bu ders hangi kursun parçası

PRD-101 — Sıfırdan Müzik Prodüksiyonu kursunun 12 modülünden 6. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.