Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İnsan rastgele çalmıyor, tutarlı biçimde düzensiz çalıyor. Rastgelelik kusursuzluğu bozuyor ama insanlık üretmiyor.
Bir notanın dört özelliği var. Perde ve başlangıç neyin çalındığını, süre ve velocity nasıl çalındığını söylüyor.
Velocity bir tını ayarı. Bütün notaları aynı bırakmak aynı kaydın tekrar etmesi demek ve makine hissinin en büyük kaynağı bu.
İnsan vurgusunun bir deseni var: nabız ve iki elin sırası. Rastgele değerler yerine tekrarlanan bir şekil kuruluyor.
Süre en çok atlanan özellik ve bas ile akorlarda hissin kendisini belirliyor.
Quantize'ın gücü kısmi olabiliyor. Hata dağınık, üslup tutarlı; quantize hatayı düzeltmek için var, üslubu silmek için değil.
Açılış sahnesi
Biri bir davul deseni programlıyor.
Ekranda her şey düzgün. Vuruşlar kılavuz çizgilerine tam oturmuş, aralar eşit, hiçbir nota kaymamış.
Çalıyor ve makine gibi duyuyor.
Bunu bekliyordu, çünkü duymuştu: insanlaştırmak gerekiyor.
Yazılımda bir insanlaştırma işlevi buluyor ve açıyor. İşlev notaları biraz öne, biraz arkaya kaydırıyor; şiddetlerini rastgele değiştiriyor.
Yeniden çalıyor.
Şimdi bozuk bir makine gibi duyuyor.
İnsan gibi değil. Notalar hâlâ makinece yerleşmiş, üstlerine yalnız bir gürültü binmiş.
Buradaki yanılgı çok yaygın ve tek cümlede özetlenebiliyor.
İnsan rastgele çalmıyor.
Bir davulcunun sapmaları düzensiz değil; tutarlı biçimde düzensiz. Aynı yerde her seferinde aynı yöne kayıyor, aynı vuruşları her seferinde aynı biçimde vurguluyor. Çünkü ortada fiziksel bir hareket var ve o hareket tekrarlanıyor.
Rastgelelik bu tutarlılığı üretmiyor. Yalnız kusursuzluğu bozuyor.
Bu ders, o tutarlılığın neyden oluştuğu ve elle nasıl kurulacağıyla ilgili.
Bu derste ne olacak
Önce piano roll'da bir notanın kaç özelliği olduğunu ve hangilerinin ihmal edildiğini kuracağız. Sonra velocity'nin neden ses yüksekliği olmadığını göreceğiz. Ardından insan vurgusunun taşıdığı deseni ele alacağız. Nota süresinin neden en çok atlanan özellik olduğunu konuşacağız. Kusursuz hizalamanın ne zaman sorun ne zaman tercih olduğunu ayıracağız. En sonda quantize'ı ve ayarlarını çalışacağız.
Sıfır noktası
Piano roll, notaların bir ızgara üzerinde gösterildiği ekran. Yatay eksen zaman, dikey eksen perde.
Bu ekranda her nota dört bilgi taşıyor.
Perde: hangi nota.
Başlangıç: ne zaman başlıyor.
Süre: ne kadar sürüyor.
Velocity: ne kadar sert çalınmış.
Şimdi bu dersin ilk gözlemi.
Yeni başlayanlar ilk ikisini dikkatle ayarlıyor ve son ikisini varsayılan hâlinde bırakıyor.
Doğru notaları seçiyorlar, doğru yerlere koyuyorlar, sonra sonucun cansız duymasına şaşırıyorlar.
Oysa bir programlanmış parçayı canlı kılan şeylerin neredeyse tamamı son iki özellikte yaşıyor.
Perde ve başlangıç neyin çalındığını söylüyor. Süre ve velocity nasıl çalındığını söylüyor.
Ve müzikte fark, çoğu zaman ikincisinden geliyor.
Mekanizma
Velocity ses yüksekliği değil
Velocity, bir notanın ne kadar sert çalındığı bilgisi.
Yaygın varsayım şu: yüksek velocity daha yüksek ses demek.
Bu, hikâyenin küçük bir kısmı ve asıl kısmı atlıyor.
Gerçek bir enstrümanda sert çalmak yalnız sesi yükseltmiyor; sesin kendisini değiştiriyor.
Sert vurulmuş bir trampet, yumuşak vurulmuş trampetin yüksek hâli değil. Daha parlak, atağı daha keskin, sönümü farklı. Deri farklı davranıyor, teller farklı tepki veriyor.
Örneklenmiş enstrümanlar bunu taklit ediyor. Yani velocity değiştiğinde çoğu zaman aynı kayıt yükselmiyor; bambaşka bir kayıt çalıyor.
Buradan iki sonuç çıkıyor ve ikincisi çok işine yarayacak.
Birincisi: velocity bir seviye ayarı değil, bir tını ayarı.
İkincisi: bütün notaları aynı velocity'de bırakmak, yalnız dinamik eksikliği yaratmıyor. Aynı kaydın üst üste tekrar etmesine yol açıyor.
Kulak tekrarlanan özdeş sesi hemen tanıyor. Bir davul deseninin makine gibi duymasının en büyük sebebi bu; ritmin kusursuzluğu değil, sesin hiç değişmemesi.
Bu yüzden velocity, programlanmış müzikte tek bir ayarla en çok fark yaratan yer.
Vurgu deseni
Velocity değiştirmek gerektiğini anlayan kişinin ilk yaptığı şey rastgele değerler vermek oluyor.
Açılış sahnesinde gördüğümüz sonuç bu.
Çünkü insanın velocity dağılımı rastgele değil; bir deseni var.
Deseni iki şey belirliyor.
Birincisi nabız. Bir ölçüde bazı noktalar doğal olarak vurgulu, bazıları değil. Vuruşun kendisi vurguluysa aralar hafif kalıyor.
İkincisi beden. Bir davulcu iki eliyle sırayla vuruyor ve iki el aynı güçte değil. Bu yüzden hızlı hi-hat desenlerinde doğal olarak güçlü-zayıf-güçlü-zayıf bir dalgalanma oluşuyor.
Yani insan vurgusu bir dalga; gürültü değil.
Pratikte yapılacak iş şu: desenin velocity'lerine tekrarlanan bir şekil ver.
Sekiz nota varsa hepsine ayrı değer aramak yerine, iki ya da dört notalık bir şekil kur ve onu tekrarla. Sonra o tekrarın içinde bir iki notayı bilerek farklılaştır.
Kontrol yöntemi de kolay: deseni mırıldanabiliyor musun? Vurguları sesli olarak taklit edebiliyorsan desenin bir şekli var demektir. Edemiyorsan ya düz ya rastgele.
Süre: en çok atlanan özellik
Nota süresi, sesin ne kadar devam ettiği.
Çizerek nota giren kişilerde bu özellik neredeyse hiç değişmiyor, çünkü çizilen notalar varsayılan olarak ızgaranın tam bir birimi kadar oluyor.
Sonuç: bütün notalar birbirine değiyor ve hiçbiri arasında boşluk kalmıyor.
Bu, makine izlerinden bir diğeri.
Süre en çok bas çizgilerinde belirleyici.
Aynı notaları aynı yerlerde çalan iki bas hattı düşün. Birinde notalar uzun ve birbirine bağlanıyor; ortaya bir duvar çıkıyor. Diğerinde notalar kısa ve aralarında sessizlik var; ortaya bir groove çıkıyor.
Perdeler aynı, yerleşim aynı, his bambaşka.
Akorlarda da aynı ayrım var. Uzun tutulan akorlar bir zemin kuruyor; kısa kesilmiş akorlar ritmin parçası oluyor.
Yazarken kendine sorulacak soru şu: bu notanın bitmesi gerekiyor mu, yoksa bir sonrakine bağlanması mı?
Cevap her ikisi de olabilir; sorulmadığında ise cevap her zaman "ızgara ne diyorsa o" oluyor ve bu bir tercih değil, bir varsayılan.
Kusursuz hizalama ne zaman sorun
Şimdi açılış sahnesindeki asıl soruya geliyoruz.
Bir insan çaldığında notalar ızgaraya tam oturmuyor. Sapmalar küçük; birkaç milisaniyeden birkaç on milisaniyeye kadar.
Ama bu sapmaların iki özelliği var ve ikisi de önemli.
Birincisi küçüklük. Kulak bu sapmaları tek tek fark etmiyor; yalnız hissi değişiyor.
İkincisi tutarlılık. Bir icracı belirli yerlerde sürekli aynı yöne kayıyor. Kimi davulcu hi-hat'i biraz önde, trampeti biraz arkada çalıyor ve bunu her ölçüde yapıyor.
İşte bir icracının hissi dediğimiz şey bu tutarlı kayma.
Kusursuz hizalama bu iki özelliği birden yok ediyor: hem sapma kalmıyor hem de tutarlılık taşıyacak bir şey kalmıyor.
Şimdi dürüst olmak gerekiyor, çünkü buradan yanlış bir kural çıkarmak kolay.
Kusursuz hizalama bir kusur değil.
Makinelerle kurulmuş müziğin büyük kısmı bilerek ızgaraya oturuyor ve o yerleşim türün kendisi. Orada insan hissi aranmıyor; makine hissi isteniyor ve elde ediliyor.
Yani sorun kusursuzluk değil.
Sorun, insan hissi isterken makine hissi elde etmek. İkisi farklı hedefler ve hangisini istediğini bilmeden ayar yapıldığında sonuç ikisi de olmuyor.
Karar önce veriliyor: bu parça hangi tarafta duracak?
Quantize
Quantize, notaları en yakın ızgara noktasına taşıyan işlem.
En bilinen kullanımı hatalı çalınmış bir performansı düzeltmek. Ama ayarları bilinmediğinde düzeltmekle birlikte başka şeyleri de siliyor.
Üç ayarı bulunuyor ve üçü de sonucu değiştiriyor.
Birincisi güç. Yüzde yüz uygulandığında nota ızgaraya tam oturuyor. Daha düşük bir değerde ise nota ızgaraya doğru yalnız bir miktar yaklaşıyor.
Bu ikinci durum çok işe yarıyor. Sapmanın yönü korunuyor, büyüklüğü küçülüyor. Yani icracının hissi duruyor, hatası azalıyor.
Köprüde sorduğumuz sorunun cevabı burada: düzeltmek için bozmak gerekmiyor. Kısmi güç, tam da bunun için var.
İkincisi çözünürlük. Hangi ızgaraya hizalanacağı. Çok ince bir ızgaraya quantize etmek neredeyse hiçbir şey yapmıyor, çünkü her nota zaten bir noktaya yakın. Çok kaba bir ızgaraya quantize etmek ise deseni yok ediyor; notalar ait olmadıkları yerlere sıçrıyor.
Üçüncüsü pencere. Yalnız belirli bir mesafeden fazla sapmış notalara dokunmak. Böylece gerçekten kaçmış olanlar toplanıyor, yerinde duranlar bırakılıyor.
Ve şimdi asıl ayrım.
Quantize hatayı düzeltmek için kullanılıyor, üslubu düzeltmek için değil.
İkisini nasıl ayıracağını da söyleyelim, çünkü ekrana bakarak ayırt edilmiyor.
Hata tutarsız. Bir yerde erken, bir yerde geç, öngörülemez.
Üslup tutarlı. Aynı türden vuruşlarda hep aynı yöne kayıyor.
Elindeki kaydın sapmalarına bak. Dağınıksa quantize et. Bir yöne eğilim gösteriyorsa, o eğilim silinmemesi gereken şey.
Swing
Bir de ızgaranın kendisini değiştiren bir düzen var.
Swing, eşit aralıklı ızgarayı eşitsiz hâle getiriyor. İkişerli grupların ikincisi geciktiriliyor.
Bu bir insanlaştırma değil. Sapma da değil. Farklı bir ızgara.
Önemli olan şu: swing bir açma kapama düğmesi değil, sürekli bir ayar. Az miktarda swing hissedilmiyor ama akışı değiştiriyor; çok miktarda swing belirgin bir sekme üretiyor.
Ve bir uyarı: swing bir parçadaki bütün öğelere aynı oranda uygulanmak zorunda değil. Davul swing'liyken bas düz kalabiliyor ve aradaki gerilim bilerek kullanılabiliyor.
Bu kursun dördüncü dersinde ritim üretimini ele alırken buraya geri döneceğiz.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: velocity ile süre birlikte çalıştığında etki tek başlarına yaptıklarının toplamından büyük. Gerçek bir çalışta sert vurulan notalar genellikle daha uzun sürüyor, hafif vurulanlar daha kısa kalıyor; çünkü aynı fiziksel hareket ikisini birden belirliyor. Programlarken yalnız velocity'ye şekil verip bütün süreleri sabit bıraktığında, kulak bir tutarsızlık seziyor ama adını koyamıyor. İki özelliğe aynı yönde şekil vermek, ayrı ayrı uğraşmaktan hem hızlı hem inandırıcı.
İkincisi: bir deseni insanlaştırmanın en güvenilir yolu, onu bir kez gerçekten çalmak. Klavye çalmayı bilmene gerek yok; tek parmakla, tempo yavaşlatılmış hâlde, yalnız ritmi çalmak bile yeterli. Ortaya çıkan kayıt bütün tutarlı sapmaları ve vurgu desenini kendiliğinden taşıyor. Sonra kısmi quantize ile hataları toplarsın ve elinde hem düzgün hem canlı bir desen kalır. Bu yöntem, elle velocity yazmaktan çoğu zaman daha kısa sürüyor.
Üçüncüsü: quantize edilmiş bir kaydın bozulduğunu anlamanın yolu, önce ve sonrayı arka arkaya dinlemek değil; sonra dinleyip bir şeyin eksildiğini fark edebilmek. İki hâli hemen art arda dinlediğinde kulak farkı bir düzelme olarak okuyor, çünkü ikinci hâl daha düzgün. Oysa asıl soru düzgünlük değil. Quantize edilmiş hâli birkaç dakika dinleyip sonra ilkine döndüğünde, kaybedilen şey varsa orada belli oluyor. Bu, mikste öğrenilen soğuma fikrinin programlamadaki karşılığı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "İnsanlaştırmak için rastgelelik eklenir." İnsan sapmaları rastgele değil, tutarlı. Rastgelelik kusursuzluğu bozuyor ama tutarlılık üretmiyor; sonuç insan değil, bozulmuş makine oluyor.
Yaygın yanlış: "Velocity ses yüksekliğidir." Örneklenmiş enstrümanlarda velocity çoğu zaman farklı bir kaydı seçiyor. Yani tını değişiyor; bütün notaları aynı bırakmak aynı sesin tekrar etmesi anlamına geliyor.
Yaygın yanlış: "Nota süresi önemsizdir, nasılsa bir sonraki nota geliyor." Süre, özellikle bas ve akorlarda hissin kendisini belirliyor. Aynı notalar aynı yerlerde, farklı sürelerle bambaşka bir parça veriyor.
Yaygın yanlış: "Izgaraya tam oturmak her zaman kötüdür." Birçok türde bilerek yapılan bir tercih. Sorun kusursuzluk değil, insan hissi isterken makine hissi elde etmek.
Yaygın yanlış: "Quantize her zaman yüzde yüz uygulanır." Kısmi güç, sapmanın yönünü koruyup büyüklüğünü küçültüyor. Hata düzeltiliyor, üslup kalıyor.
Uygulama
Sekiz notalık düz bir hi-hat deseni çiz ve bütün velocity değerlerini eşit bırak. Çal ve dinle. Sonra iki notalık bir şekil kur; birinci nota güçlü, ikinci nota hafif olsun ve bu şekli dört kez tekrarla. Yeniden çal. Aradaki fark, bu dersin tek cümlelik özeti.
İkinci turda süreyi çalış. Bir bas çizgisi yaz ve bütün notaları ızgaranın tam bir birimi kadar bırak; çal ve dinle. Sonra hiçbir notanın perdesine ve yerine dokunmadan, sürelerin hepsini yarıya indir. Yeniden çal. Aynı notaların iki farklı parça gibi duyduğunu duyacaksın.
Üçüncü turda quantize'ın gücüyle oyna. Bir deseni tempo yavaşken elinle çal ve kaydet; kusurlu olması iyi. Sonra aynı kaydın üç kopyasını al ve birine hiç dokunma, birine kısmi güçle quantize uygula, birine tam güçle uygula. Üçünü arka arkaya dinle ve hangisinin hem düzgün hem canlı olduğuna karar ver.
Son olarak hata ile üslubu ayırmayı dene. Kaydettiğin performansta sapmalara bak ve iki soruyu cevapla: aynı türden vuruşlar hep aynı yöne mi kayıyor, yoksa dağınık mı? Aynı yöne kayıyorsa o kaymayı silme; yalnız dağınık olanları topla. Bu ayrımı bir kez yaptığında, quantize düğmesine bir daha düşünmeden basmayacaksın.
Kilit özet
İnsan rastgele çalmıyor, tutarlı biçimde düzensiz çalıyor. Rastgelelik kusursuzluğu bozuyor ama insanlık üretmiyor.
Bir notanın dört özelliği var. Perde ve başlangıç neyin çalındığını, süre ve velocity nasıl çalındığını söylüyor.
Velocity bir tını ayarı. Bütün notaları aynı bırakmak aynı kaydın tekrar etmesi demek ve makine hissinin en büyük kaynağı bu.
İnsan vurgusunun bir deseni var: nabız ve iki elin sırası. Rastgele değerler yerine tekrarlanan bir şekil kuruluyor.
Süre en çok atlanan özellik ve bas ile akorlarda hissin kendisini belirliyor.
Quantize'ın gücü kısmi olabiliyor. Hata dağınık, üslup tutarlı; quantize hatayı düzeltmek için var, üslubu silmek için değil.
Sonraki derse köprü
Artık bir notayı canlı kılan şeyleri biliyorsun: vurgu şekli, süre ve sapmanın tutarlılığı.
Ama bu, tek bir desenin nasıl duyduğuyla ilgiliydi.
Şimdi bir soru daha var ve daha zor.
İyi bir ritim ile kötü bir ritim arasındaki fark yalnız bu ayrıntılarda mı?
Kusursuz programlanmış ama sıkıcı bir desenle, teknik olarak sade ama insanı hareket ettiren bir desen arasındaki fark nereden geliyor?
Ve bir ritmin içinde neyin bulunması, neyin bulunmaması gerekiyor; boşluk bir eksiklik mi yoksa ritmin parçası mı?
Dördüncü ders bu sorularla ilgili.