Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Altı araç üç aileye ayrılıyor: seviye ve yayılım yeri, eşitleyici ve sıkıştırma sesin kendisini, yankı ve gecikme çevreyi kuruyor.
Sıra bir gelenek değil bir mantık. Her araç ancak kendinden öncekilerin çözemediği sorun için açılıyor ve en az iz bırakan araç en başta duruyor.
Denge hiçbir eklenti açılmadan kuruluyor ve parça o hâliyle dinlenebilir olmalı. Bir bölümde önde duracak şeyin sayısı bir, en fazla iki.
Duyulmayan kaynağı açmak yerine onunla yarışanı kısmak; kararları kısık sesde vermek.
Yayılım en ucuz ayırma aracı. Alt bölge ve ana ses ortada kalıyor, geri kalanı serbest ve sonuç tek kanalda ayrıca denetleniyor.
Eşitleyicinin asıl işi yer açmak. Kaynağı büyütmek yerine ona yer açmak neredeyse her durumda kazanıyor, çünkü mikste yer sabit bir büyüklük.
Sıkıştırma farkı azaltıyor, sesi yükseltmiyor. Kaydedilmiş performanslarda gerekiyor, programlanmış katmanlarda çoğu zaman gerekmiyor ve bedeli performansın vurgularının silinmesi.
Uzaklık bir oran meselesi. Ortak tek bir alan kuruluyor ve kaynaklar oraya farklı miktarlarda gönderiliyor; derinlik miktardan değil farktan geliyor.
Kapatıldığında parçayı bozmayan kanalın miks sorunu yoktur. Bu altı araçla çözülmeyen sorunların çoğu düzenlemede çözülüyor.
Açılış sahnesi
Aranjman bitti. Çal tuşuna basılıyor ve vokal duyulmuyor.
İlk hamle vokali açmak oluyor. Şimdi bağırıyor ama hâlâ anlaşılmıyor.
Sonra vokale bir eşitleyici açılıyor. Sonra bir sıkıştırıcı. Sonra bir yankı, çünkü artık kuru duruyor. Bir saat sonra ekranda on yedi işlemci var ve parça, aranjman bittiği andakinden daha kötü.
Ardından biri gelip hepsini kapatıyor.
Sonra yalnız sürgüleri hareket ettiriyor. Gitar biraz aşağı, klavye biraz aşağı, vokal olduğu yerde.
Ve vokal duyuluyor.
Burada olan şey bir hüner gösterisi değil. Sıraya uyulmasıydı. Bu dersin tamamı o sıra üstüne kurulu.
Bu derste ne olacak
Elinde altı araç var ve bu ders onların hepsini derinlemesine anlatmıyor. Her birinin ayrı bir dersi, hatta ayrı bir kursu var.
Bu dersin işi başka: hangi aracın hangi soruyu çözdüğü ve hangisinin önce açıldığı.
Önce sırayı kuracağız. Altı araç üç aileye ayrılıyor ve her aile kendinden öncekinin çözemediği şey için açılıyor.
Sonra seviyeye geleceğiz. Miks bir yükseklik kararı değil, bir sıralama kararı.
Üçüncü mesele yayılım. Aynı anda çalan iki şeyi ayırmanın en ucuz yolu ve en az kullanılanı.
Ardından eşitleyici geliyor. Buradaki asıl iş güzelleştirmek değil, yer açmak.
Beşinci araç sıkıştırma. Ne yaptığı bilinmeden kullanıldığında en çok zarar veren araç bu.
Altıncısı yankı ve gecikme. Onuncu dersin sonunda sorulan mesafe sorusunun cevabı burada.
Son bölümde de mikste çözülmeyen şeyleri konuşacağız, çünkü onların çoğu miks sorunu değil.
Sıfır noktası
Miks, hoparlörden çıkan tek bir sesin nasıl kurulduğuyla ilgili.
Elinde onlarca katman var ama dinleyicinin kulağına tek bir dalga gidiyor. Miks o dalganın içinde neyin öne, neyin arkaya düşeceğine karar verme işi.
Altı aracın üçe ayrıldığını görmek dersin omurgası. Seviye ve yayılım bir sesin nereye konduğuna karar veriyor. Eşitleyici ve sıkıştırma sesin kendisini değiştiriyor. Yankı ve gecikme ise sesin çevresini kuruyor.
Bir uyarı baştan gerekiyor. Bu ders bir miks kursu değil; bir prodüksiyon dersinin miks bölümü. Amaç parçanı dinlenebilir hâle getirmek, ustalaşmak değil.
Sondaki hazırlık aşaması da bu dersin kapsamı dışında. Orası ayrı bir iş, ayrı bir kulak ve genellikle ayrı bir kişi.
Mekanizma
Sıra: her araç bir öncekinin bıraktığı iş için
Altı aracın bir sırası var ve bu sıra bir gelenek değil, bir mantık.
Sürgü en başta çünkü en az iz bırakan araç o. Bir sesi kısmak onun tınısını değiştirmiyor, hareketini almıyor, geri alması bedava.
Yayılım ikinci sırada, aynı sebeple. Bir kaynağı ortadan biraz kenara almak da ona hiçbir şey yapmıyor; yalnız yerini değiştiriyor.
Eşitleyici üçüncü sırada çünkü artık sesin kendisine dokunuluyor. Bir bölgeyi kısmak o kaynağı kalıcı olarak değiştiriyor.
Sıkıştırma dördüncü çünkü o daha da ileri gidiyor: sesin zaman içindeki hareketini değiştiriyor.
Yankı ve gecikme sonda çünkü ikisi de ortama malzeme ekliyor. Var olmayan bir ses üretip mikse koyuyorlar.
Buradan tek bir kural çıkıyor. Bir araç, ancak kendinden öncekilerin çözemediği bir sorun için açılıyor.
Bu kuralın pratik karşılığı şaşırtıcı derecede sert. Sürgüyle çözülen bir sorunun üstüne eklenti açmak, sorunu çözmüyor; çözülmüş bir sorunu karmaşıklaştırıyor.
Seviye: kim önde duruyor
Miksin ilk kararı bir yükseklik kararı değil.
Soru şu: bu bölümde dinleyicinin dikkati nerede olsun. Cevap genellikle tek bir şey, en fazla iki. Üç şeyin aynı anda önde olduğu bir miks, hiçbir şeyin önde olmadığı bir miks demek.
Dengeyi kurarken iki alışkanlık işi kolaylaştırıyor.
Birincisi kısık dinlemek. Yüksek sesde her şey iyi ve dolu duyuluyor; hangi katmanın gereksiz olduğu ancak ses kısıldığında ortaya çıkıyor. Kısıkta hâlâ duyabildiğin şeyler miksin taşıyıcıları, kaybolanlar ise ikinci sırada olması gerekenler.
İkincisi yukarı değil aşağı gitmek. Bir şey duyulmuyorsa onu açmak yerine, onunla yarışanı kısmak. Yukarı gidildiğinde her kanal sırayla yükseliyor ve iş, hiçbir şey değişmeden gürültüde bitiyor.
Bir de sürgülerin ne zaman kurulduğu var. Denge, aranjman biter bitmez ve hiçbir eklenti açılmadan kuruluyor. Bu hâliyle bile parça dinlenebilir olmalı. Olmuyorsa sorun eklenti eksikliği değil.
Yayılım: aynı anda çalanı ayırmak
İki kaynak aynı anda ve aynı yerde çalıyorsa birbirini örtüyor. Bunu çözmenin en ucuz yolu birini yandan almak.
Bu araç neredeyse bedava, geri alınabilir ve hiçbir şeyi bozmuyor. Buna rağmen en az kullanılan araç, çünkü ekranda bir işlem gibi görünmüyor.
Ortada kalması gerekenler belli. Alt bölgeyi taşıyan kaynaklar ve parçanın ana sesi ortada duruyor. Alt bölge ortada kalıyor çünkü yandan verilen düşük frekanslar kararsız duyuluyor; ana ses ortada kalıyor çünkü dinleyici onu merkezden bekliyor.
Geri kalan her şey serbest. Birbirine benzeyen iki katman iki yana açıldığında ikisi de duyulur hâle geliyor ve tek bir seviye değişmiyor.
Bir kontrol gerekiyor. Miksi ara sıra tek kanala indirip dinle. Yandan kurulan bazı ayrımlar tek kanalda kayboluyor ve kaybolduğunda geriye ne kaldığını bilmen gerekiyor.
Eşitleyici: yer açmak
Eşitleyicinin iki işi var ve önemli olan hangisinin önce yapıldığı.
Birinci iş çıkarmak. Bir kaynağın miksin geri kalanıyla çakışan bölgesini kısmak, oradaki yeri başka bir kaynağa bırakıyor.
İkinci iş eklemek. Bir kaynağa karakter vermek, onu parlatmak ya da kalınlaştırmak.
Sıra şu: önce çıkar, sonra gerekiyorsa ekle. Çünkü ekleyerek çalışan kişi her kaynağı büyütüyor ve büyüyen kaynakların toplamı yer sorununu ağırlaştırıyor.
Bunun altında yatan fikir daha da basit. Bir kaynağı duyulur yapmanın iki yolu var: onu büyütmek ya da ona yer açmak. İkincisi neredeyse her durumda kazanıyor, çünkü mikste yer sabit bir büyüklük, kaynak sayısı ise değil.
Son olarak kararın nerede verildiği. Tek başına dinlenen bir kanalda alınan eşitleyici kararlarının çoğu mikste yanlış çıkıyor. Tek başına güzel olan ses, mikste yer kaplayan ses oluyor. Kanal tek başına açılıyorsa yalnız bir şeyi bulmak için açılıyor; karar her zaman her şey çalarken veriliyor.
Sıkıştırma: farkı azaltmak
Sıkıştırıcının ne yaptığı çoğu zaman yanlış biliniyor ve yanlış bilindiği için yanlış kullanılıyor.
Yaptığı iş şu: belli bir eşiğin üstüne çıkan kısımları kısıyor. Sonra kanalın tamamı yükseltiliyor. Sonuçta yüksek yerler ile alçak yerler arasındaki fark azalıyor.
Yani bu araç sesi yükselten bir araç değil, farkı azaltan bir araç. Yükselme, farkı azalttıktan sonra yapılan ikinci hareket.
Buradan nereye gerektiği çıkıyor. En çok gereken yer kaydedilmiş performanslar, özellikle insan sesi; çünkü orada kelimeler arasındaki fark büyük ve bir kısmı kayboluyor. En az gereken yer ise programlanmış katmanlar; onlar zaten sabit çıkıyor ve sıkıştırıcı orada azaltacak bir fark bulamıyor.
Bedeli de söylenmeli. Farkı azaltmak, hareketi azaltmak demek. Bir vokal fazla sıkıştırıldığında her kelime duyuluyor ama hiçbir kelime öne çıkmıyor; performansın kendi vurguları siliniyor.
Ölçü basit. Sıkıştırıcıyı açıp kapattığında fark duyuluyorsa fazla; hiçbir şey duyulmuyorsa gereksiz. Aradaki dar aralık doğru ayar.
Yankı ve gecikme: mesafe kurmak
Onuncu dersin sonunda bir soru bırakılmıştı: bir ses hoparlörün içindeyken uzakta durduğunu nasıl duyuyoruz.
Cevap şu: uzaklık bir ses özelliği değil, bir karşılaştırma. Kulak bir sesi, o sesin doğrudan gelen kısmıyla çevreden yansıyan kısmının oranına bakarak konumlandırıyor. Yansıma çoksa uzak, azsa yakın.
İki araç bu oranı iki farklı biçimde kuruyor.
Gecikme sesi tekrar ettiriyor. Tekrarlar ayrı ayrı duyuluyor ve aralarında boşluk kalıyor, bu yüzden miksi doldurmadan derinlik veriyor.
Yankı ise sesi dağıtıyor. Sayısız kısa yansıma birbirine karışıyor ve tek bir kuyruk hâline geliyor. Derinlik veriyor ama yer de kaplıyor.
Kullanımda tek bir ilke var. Parçadaki her şeyi aynı yere koy. Ortak bir alan seçiliyor, kaynaklar o alana farklı miktarlarda gönderiliyor; yakın duracak olan az, uzak duracak olan çok. Her kanala kendi ayrı alanı verildiğinde parça bir mekânda geçmiyor, birbirinden habersiz yerlerde geçiyor.
Bir de yaygın bir yanılgı var. Derinlik miktardan gelmiyor, farktan geliyor. Her şeye yankı verilen bir mikste hiçbir şey uzak duymuyor; yalnız her şey bulanıklaşıyor.
Mikste çözülmeyen şeyler
Bazı sorunlar bu altı araçla çözülmüyor ve ısrar edildikçe büyüyor.
Bunun bir sınaması var. Sorunlu kanalı tamamen kapat ve parçayı dinle. Parça bozulmuyorsa o kanalın miks sorunu yoktu; kendisi fazlaydı.
İkinci sınama da şu: sorun bütün bölümlerde mi, yoksa yalnız bir bölümde mi. Yalnız bir bölümde çıkan bir sorun bir denge sorunu değil, o bölümün düzenleme sorunu.
Onuncu derste kurulan kollar burada tekrar iş görüyor. İki kaynak aynı bölgede yarışıyorsa birini bir oktav taşımak, hiçbir eşitleyicinin yapamayacağını yapıyor: çakışmayı kaldırıyor, ikisini de olduğu gibi bırakıyor.
Düzenlemeye geri dönmek bir geri adım değil. Miks masasında saatlerce uğraşılan sorunların çoğu, aranjmanda birkaç saniyede çözülüyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bir miksin ne kadar sürdüğünü belirleyen şey, kaç işlem yapıldığı değil, kaç kararın ertelendiği.
En yaygın erteleme şu biçimde oluyor. Bir kanal duyulmuyor, sebebi araştırılmıyor ve üstüne bir işlem konuyor. İşlem sorunu kısmen örtüyor, sorun ortadan kalkmıyor ve bir sonraki kanalda yeniden çıkıyor. Beş kanal sonra ortada, her biri yarım çözülmüş beş sorun ve on beş işlemci var. O noktadan geri dönmek, baştan başlamaktan zor.
İkincisi kulağın güvenilirliğiyle ilgili. Aynı miks üstünde aralıksız çalışıldığında kulak yirmi dakika içinde ayrım gücünü kaybediyor ve bunu fark ettirmiyor. Fark ettirmediği için de kişi kendini iyi çalışıyor sanıyor. Kısa aralarla çalışmak bir konfor değil, ölçüm aletini sıfırlamak.
Üçüncüsü şu: bir miks kararının doğru olup olmadığını en hızlı gösteren şey, o kararı geri almak. İşlemi kapat ve dinle. Kapalıyken daha iyiyse karar yanlıştı; ikisi arasında fark yoksa o işlem gereksiz. Bu iki durum, yapılan işlemlerin çoğunu kapsıyor.
Son olarak sıralamanın gizli bir faydası var. Bu sırayla çalışan kişi, bir sorunun kaynağını her zaman biliyor; çünkü sorun hangi adımda ortaya çıktıysa o adımda çözülmüş oluyor. Sırasız çalışan kişi ise bir sorunla karşılaştığında elindeki bütün araçları aynı anda şüpheli hâle getiriyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Miks seslerin güzelleştirilmesidir." Miks bir sıralama işi. Hangi kaynağın önde, hangisinin arkada duracağına karar veriliyor; tek tek güzelleştirilmiş kaynakların toplamı iyi bir miks vermiyor.
Yaygın yanlış: "Bir şey duyulmuyorsa sesi açılır." Açmak bütün kanalları sırayla yükseltmeye götürüyor. Duyulmayan kaynağın sorunu genellikle kendi seviyesi değil, aynı yeri paylaştığı başka bir kaynak.
Yaygın yanlış: "Her kanala bir eşitleyici gerekir." Hiçbir işlem gerektirmeyen kanal, iyi kaydedilmiş kanaldır. İşlem sayısı bir kalite göstergesi değil; çoğu zaman düzenlemede çözülmemiş bir sorunun izi.
Yaygın yanlış: "Sıkıştırıcı sesi yükseltir." Yaptığı iş yüksek ile alçak arasındaki farkı daraltmak. Yükselme ondan sonra yapılan ayrı bir hareket ve farkın bedeli performansın kendi vurgularının silinmesi.
Yaygın yanlış: "Yankı derinlik katar." Derinlik miktardan değil farktan geliyor. Her şeye yankı verilen bir mikste hiçbir şey uzak duyulmuyor, yalnız bütün kaynaklar bulanıklaşıyor.
Yaygın yanlış: "Miks başladıktan sonra düzenlemeye dönülmez." Masada saatlerce uğraşılan sorunların çoğu aranjmanda birkaç saniyede çözülüyor. Geri dönmek yöntemin bir parçası, başarısızlık işareti değil.
Uygulama
Bütün eklentileri kapat ve yalnız sürgülerle başla. Sesi normalde çalıştığından belirgin biçimde kısarak dinle ve bu bölümde dikkatin nerede olması gerektiğine karar ver. Sonra dengeyi o karara göre kur; bir şey duyulmuyorsa onu açma, onunla yarışanı kıs.
İkinci turda yayılımı kullan. Alt bölgeyi ve ana sesi ortada bırak, birbirine benzeyen katmanları iki yana aç. Bu turda hiçbir eklenti açma. Turun sonunda miksi tek kanala indirip dinle ve kaybolan bir katman var mı diye kontrol et.
Üçüncü turda yalnız eşitleyici kullan ve yalnız çıkarma yönünde çalış. Duyulmayan her kaynak için önce onunla çakışan kaynağı bul ve yeri ondan al. Bu turda hiçbir kanala bir şey ekleme. Karar verirken kanalı tek başına açma; bulmak için açıyorsan aç, karar verirken kapat.
Dördüncü turda sıkıştırmaya geç ve yalnız kaydedilmiş performanslara dokun. Her ayardan sonra işlemi açıp kapat; fark açıkça duyuluyorsa geri çek. Programlanmış katmanları bu turda atla.
Beşinci turda ortak bir alan kur ve kaynakları oraya farklı miktarlarda gönder. Yakın duracaklara az, uzak duracaklara çok. Hiçbir kanala kendi ayrı alanını verme.
Son olarak bir liste yap. Bu beş turda çözemediğin her şeyi yaz ve o listeyle aranjmana geri dön. Listedeki maddelerin çoğu orada, birkaç dakikada kapanacak.
Kilit özet
Altı araç üç aileye ayrılıyor: seviye ve yayılım yeri, eşitleyici ve sıkıştırma sesin kendisini, yankı ve gecikme çevreyi kuruyor.
Sıra bir gelenek değil bir mantık. Her araç ancak kendinden öncekilerin çözemediği sorun için açılıyor ve en az iz bırakan araç en başta duruyor.
Denge hiçbir eklenti açılmadan kuruluyor ve parça o hâliyle dinlenebilir olmalı. Bir bölümde önde duracak şeyin sayısı bir, en fazla iki.
Duyulmayan kaynağı açmak yerine onunla yarışanı kısmak; kararları kısık sesde vermek.
Yayılım en ucuz ayırma aracı. Alt bölge ve ana ses ortada kalıyor, geri kalanı serbest ve sonuç tek kanalda ayrıca denetleniyor.
Eşitleyicinin asıl işi yer açmak. Kaynağı büyütmek yerine ona yer açmak neredeyse her durumda kazanıyor, çünkü mikste yer sabit bir büyüklük.
Sıkıştırma farkı azaltıyor, sesi yükseltmiyor. Kaydedilmiş performanslarda gerekiyor, programlanmış katmanlarda çoğu zaman gerekmiyor ve bedeli performansın vurgularının silinmesi.
Uzaklık bir oran meselesi. Ortak tek bir alan kuruluyor ve kaynaklar oraya farklı miktarlarda gönderiliyor; derinlik miktardan değil farktan geliyor.
Kapatıldığında parçayı bozmayan kanalın miks sorunu yoktur. Bu altı araçla çözülmeyen sorunların çoğu düzenlemede çözülüyor.
Sonraki derse köprü
Parça artık dinlenebilir durumda. Yazıldı, kaydedildi, düzenlendi ve dengelendi.
Geriye tek bir şey kaldı ve o şey teknik olmaktan çok bir karar.
Bir parçanın bittiğine kim, neye bakarak karar veriyor? Her açtığında değiştirecek bir şey buluyorsan bu bitmediği anlamına mı geliyor, yoksa bitmiş bir işe bakmayı sürdürdüğün anlamına mı?
Bir de dosya tarafı var. Elindeki proje senin bilgisayarında çalışıyor, ama teslim edilen şey proje değil. Neyin çıkarılacağı, hangi biçimde çıkarılacağı ve altı ay sonra o projeyi açacak kişinin ne bulacağı ayrı sorular.
O kişi çoğu zaman sen oluyorsun ve hiçbir şey hatırlamıyorsun.
On ikinci ders parçayı teslim etmekle ve arkasında ne bırakıldığıyla ilgili.