İçeriğe geç

PRD-101 · Modül 10 · L1 Başlangıç

Loop'u tam aranjmana dönüştürme

2.535 kelime · 18 örnek · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 17 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Aranjman malzeme çoğaltma işi değil, malzemenin ne zaman gelmeyeceğine karar verme işi.

Döngü parçanın en dolu hâli; bölümler o hâlden eksiltilerek kuruluyor. Eksilterek çalışmak bölümler arası farkı tek hareketle duyulur kılıyor.

Enerji göreli. Bir bölümün büyük duyulması öncesindeki bölümün boşluğundan geliyor ve en düşük nokta kurulmadan en yüksek nokta da yok.

En boş yer hiçbir şeyin olmadığı yer değil, tek bir katmanın kaldığı yer.

Bölümü ayıran altı kol var: katman sayısı, oktav, ritmik yoğunluk, armonik ritim, tını ve boşluk. Her sınırda en az ikisi birlikte hareket etmeli.

Sınırdaki en güvenilir araç susma. Her geçişte aynı figür kullanıldığında sınırlar ayırt edilemiyor ve geçiş haber verdiğinden büyük olmamalı.

Bir bölümün ikinci gelişinde eksiltme, eklemeden daha çok işe yarıyor. Dinleyici devamını biliyorsa o tekrar bilgi taşımıyor.

Harita ekrana bakmadan yazılıyor, çünkü göz eksiltmeyi önermiyor. Aranjman ise ancak baştan sona tek seferde dinlenerek değerlendirilebiliyor.

Açılış sahnesi

Sekiz ölçü. Döngü altı saattir çalıyor ve hâlâ iyi geliyor.

Sonra o sekiz ölçü kopyalanıp üç dakikaya uzatılıyor.

Ortaya yirmi beşinci saniyede biten bir şey çıkıyor. Sesler aynı, kayıt aynı, hiçbir şey bozulmadı. Ama parça erken ölüyor ve kalan iki buçuk dakika onu taşımaya çalışıyor.

Burada olan şey bir kalite meselesi değil. Döngü kötü değildi.

Döngü, onu kuran kişi için iyiydi. Çünkü o kişi her tekrarda bir şeye dokunuyordu: bir katmanı kapatıyor, bir sesi değiştiriyor, bir şey deniyordu. Değişim durduğu anda tekrar, tekrar olmaktan çıkıp bekleme oluyor.

Bir aranjman malzeme çoğaltma işi değil. Malzemenin ne zaman geleceğine ve ne zaman gelmeyeceğine karar verme işi.

Bu derste ne olacak

Dokuz ders boyunca malzeme topladık. Bu ders o malzemeyi zamana yaymakla ilgili.

Önce yönle başlayacağız. Aranjmanın ekleyerek değil eksilterek kurulduğu, dersin geri kalanının dayandığı fikir.

Sonra kontrastın nasıl çalıştığına bakacağız. Bir bölümün büyük duyulması kendi büyüklüğüyle değil, öncesindeki bölümün küçüklüğüyle ilgili.

Üçüncü mesele bölümleri birbirinden ayıran araçlar. Katman sayısı bunlardan yalnız biri ve tek başına en zayıfı.

Ardından geçişlere geleceğiz. Bölüm sınırında ne olduğu, bölümlerin kendisi kadar belirleyici.

Beşinci bölüm tekrar. Bir bölümün ikinci gelişinde neyin değişmesi gerektiği ve bir tekrarın ne zaman bilgi taşımayı bıraktığı.

Son bölüm yöntem. Aranjman kararlarının ekrana bakmadan verilmesi, bakarak verilmesinden başka sonuç üretiyor.

Sıfır noktası

Aranjman kelimesi iki ayrı şey için kullanılıyor.

Birincisi enstrümantasyon: neyi kimin çaldığı. İkincisi yapı: neyin ne zaman çaldığı. Bu ders ağırlıklı olarak ikincisini ele alıyor, ama ikisi tam olarak ayrılamıyor; bir katmanı susturmak da bir enstrümantasyon kararı.

Bölüm dediğimiz şeyin tanımı basit. Kendi içinde tutarlı kalan ve komşusundan duyulur biçimde ayrılan bir süre. Adının kıta, nakarat ya da köprü olması sonradan gelen bir etiket.

Elindeki döngü bu derse bir avantajla giriyor. Ritim, alt taraf, armoni, çizgi ve kaydedilmiş performans bir arada duruyor; yani parçanın en kalabalık hâli zaten kurulmuş durumda.

Kapsam dışında kalan bir konuya da değinmek gerekiyor. Şarkı biçimlerinin adları ve yaygın sıralamaları bir gözlem, doldurulacak bir form değil. Bu ders kalıp öğretmiyor; kalıbı üreten mekanizmayı öğretiyor.

Mekanizma

Yön: eksilterek kurmak

Aranjmana başlamanın iki yolu var ve seçilen yol sonucu belirliyor.

Yaygın olan yol boş bir zaman çizgisiyle başlamak. Her bölüm sıfırdan kuruluyor, katmanlar tek tek ekleniyor. Bu yol her bölümü ayrı bir karar hâline getiriyor ve bölümler arasındaki ilişki gözden kaçıyor.

İşe yarayan yol tersi. Döngüyü parçanın tahmini uzunluğu boyunca yayıyorsun. Şimdi elinde baştan sona en dolu hâlde çalan bir şey var ve hiçbir yerinde fark yok.

Sonra bölüm sınırlarını işaretliyorsun ve her bölümde bir şeyler kapatıyorsun.

Bu tersine çevirmenin sebebi kolaylık değil. Eksilterek çalışırken bölümler arasındaki farkı tek bir hareketle duyuyorsun, çünkü karşılaştıracağın şey zaten orada duruyor. Eklerken ise her bölümü hafızandaki ötekiyle karşılaştırmak zorunda kalıyorsun ve hafıza bu işte kötü.

Bir yan etkisi de var. Eksilterek çalışan kişi az katmanla biten bir parça üretiyor; ekleyerek çalışan kişi her bölümü elindeki her şeyle dolduruyor.

Kontrast: enerji göreli bir şey

Dinleyici yoğunluğu mutlak olarak duymuyor. Değişimi duyuyor.

Bunun pratik karşılığı şu: bir nakarat, kendisine eklenen şeylerle değil, öncesindeki kıtadan eksiltilenlerle büyüyor.

Baştan sona dolu çalan bir parça, hiç dolmayan bir parçayla aynı yere varıyor. Kulak birkaç saniyede o yoğunluğa alışıyor ve yoğunluk yeni normal oluyor. Normalden yükseğe çıkmanın tek yolu ise normali aşağı çekmek.

Buradan bir bütçe fikri çıkıyor. Bir parçanın en yüksek noktası, ondan önceki en düşük noktayla ölçülüyor. En düşük noktayı hiç kurmadıysan yüksek noktan da yok, ne kadar katman eklersen ekle.

Bu yüzden aranjmanda ilk yazılan iki şey doruk değil, çukur oluyor. Parçanın en boş yeri neresi, hemen ardından ne geliyor.

Bir uyarı da gerekiyor. Çukur, hiçbir şeyin çalmadığı yer demek değil. Tek bir katmanın kaldığı, dinleyicinin dikkatinin tek bir şeye düştüğü yer demek. Tamamen boş bir yer dikkat toplamıyor, dikkati dağıtıyor.

Bölümü ayıran altı kol

Bir bölümü ötekinden ayırmanın kaç yolu olduğu, çoğu kişinin sandığından fazla.

Birincisi katman sayısı. En bilinen ve en çok kullanılan kol; tek başına kullanıldığında ise en zayıfı. İki bölüm yalnız katman sayısıyla ayrıldığında ikisi de aynı şeyin iki ses seviyesi gibi duyuluyor.

İkincisi oktav. Aynı katmanı bir oktav yukarı ya da aşağı almak hiçbir şey eklemeden bölümün boyunu değiştiriyor. Yedinci derste melodi için söylenen şey burada bütün katmanlar için geçerli.

Üçüncüsü ritmik yoğunluk. Aynı enstrümanın daha sık çalması, eleman eklemeden ilerleme duygusu üretiyor. Yoğunluk eleman sayısıyla değil, olay sıklığıyla ölçülüyor.

Dördüncüsü armonik ritim. Akorların ne sıklıkta değiştiği altıncı derste kurulmuştu; aynı araç aranjman ölçeğinde de çalışıyor.

Beşincisi tını. Aynı bölüm daha kapalı bir tınıyla çalındığında geri çekiliyor, açıldığında öne geliyor. Bu değişim bir seviye değişimi gibi duyulmuyor, bir mesafe değişimi gibi duyuluyor.

Altıncısı boşluk. Bir katmanın bir bölümde hiç bulunmaması, o katmanın geri döndüğü anı bir olay hâline getiriyor.

Kullanım ölçüsü şu: bir bölüm sınırında en az iki kol aynı anda hareket etmeli. Tek kol değişim üretiyor, iki kol bölüm üretiyor.

Geçiş: sınırda ne oluyor

Bölüm sınırı dinleyicinin en dikkatli olduğu an. Orada olan şey iki bölümün de nasıl duyulacağını belirliyor.

Geçişler üç aileye ayrılıyor.

Birincisi eksiltme. Bir vuruş ya da bir ölçü boyunca her şeyin kesilmesi. En ucuz, en güvenilir ve en az kullanılan araç; sonraki bölümü hiçbir şey eklemeden büyütüyor.

İkincisi ekleme. Sınırda çalınan kısa bir figür, genellikle davulda. Sınırı işaretliyor ama her sınırda aynısı kullanıldığında sınırlar birbirinden ayırt edilemez hâle geliyor.

Üçüncüsü sürekli değişim. Uzayan ve yükselen bir ses, ya da yavaşça açılan bir tını. Geçişi önceden haber veriyor; bu yüzden de sürprizi ortadan kaldırıyor. Her geçişte kullanılması yapıyı düzleştiriyor.

Hangisi seçilirse seçilsin tek bir ölçü geçerli. Geçiş, haber verdiği şeyden büyük olmamalı. Sınırdaki efekt sonraki bölümden güçlü duyulduğunda, beklenen şey geldiğinde küçük kalıyor.

Bir de sınırın tam olarak nerede olduğu meselesi var. Bir katmanın sınırdan bir vuruş önce girmesi bölümü öne çekiyor ve acele duygusu veriyor. Bir vuruş geç girmesi ise bekletiyor ve ağırlık veriyor. Aynı bölüm, aynı malzeme; yalnız giriş anı değişiyor.

Tekrarın bütçesi

Bir bölüm ikinci kez geldiğinde artık yeni değil. Bu, birinci gelişinde olmayan bir şeye ihtiyacı olduğu anlamına geliyor.

Buradaki refleks yeni malzeme eklemek ve çoğu zaman gerekmiyor. İlk gelişinden bir şeyin eksiltilmesi ya da bir katmanın oktav değiştirmesi genellikle daha iyi çalışıyor, çünkü dinleyici bölümü tanımaya devam ediyor ama aynı şeyi dinlemiyor.

Kopyalayıp yapıştırmak yasak değil. Sorun kopyalamakta değil, kopyanın hiç değişmemesinde.

Bir bölümün kaç kez tekrarlanabileceğinin de bir ölçüsü var. Dinleyici o bölümün nasıl devam edeceğini biliyorsa, o tekrar artık bilgi taşımıyor. Bilgi taşımayan süre, parçanın durduğu süre.

Az bilinen kısmı ise bu kuralın ters yönde de işlemesi. Bir bölüm kısa kesildiğinde dinleyici onu tamamlamak istiyor ve bu istek, sonraki bölüme dikkat olarak geçiyor. Erken bitirmek bir kayıp değil, bir aktarım.

Haritayı sesten önce çizmek

Aranjman kararları ekrana bakarak verildiğinde bir yöne sapıyor.

Sebebi basit. Ekranda boş görünen her yer eksik gibi duruyor, dolu görünen hiçbir yer fazla gibi durmuyor. Göz eksiltmeyi önermiyor.

İşe yarayan sıra şu: haritayı önce kâğıda yaz. Kaç bölüm var, hangi sırayla geliyorlar, en boş yer nerede, en dolu yer nerede. Bu birkaç dakikalık bir iş ve yazılım açılmadan yapılıyor.

Sonra oturduğunda karar vermiyorsun, uyguluyorsun. Aradaki fark, bitmiş bir aranjmanla üç gün süren bir aranjman arasındaki fark.

Bir de dinleme biçimi var. Döngü modunda çalışan kulak yapıyı duyamıyor, çünkü yapı tam olarak döngünün dışında kalan şey. Aranjman ancak baştan sona, durmadan, tek seferde dinlenerek değerlendirilebiliyor.

Bu dinlemede not tutulmuyor da. Nerede sıkıldığın not tutulmadan da hatırlanıyor; sıkılmadıysan zaten bakılacak bir şey yok.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Bir aranjman sorununun çoğu zaman aranjmanda olmaması, en geç fark edilen şey.

Bölümler birbirinden ayrılmıyorsa ilk bakılacak yer bölüm sınırları değil, döngünün içi. Dördüncü ders her elemanın tek bir görevi olması gerektiğini söylüyordu: kimi hızı taşır, kimi rengi verir, kimi vurguyu koyar. Görevi çakışan iki eleman barındıran bir döngüde ise birini kapatmak hiçbir fark üretmiyor. Kapatacak bir şey yok gibi görünüyor; oysa asıl sorun kapatılanın duyulmaması.

İkincisi doruk meselesi. Bir parçanın en yüksek noktası sonda olmak zorunda değil, ama bir tane olmak zorunda. Birbirine eşit iki doruk birbirini iptal ediyor ve dinleyici ikisini de düz duyuyor. İki bölümün hangisinin daha yüksek olduğuna karar verememek, ikisini de kaybetmek anlamına geliyor.

Üçüncüsü karışan iki masa. "Nakarat büyümüyor" cümlesi kurulduğunda el neredeyse otomatik olarak seviyeye gidiyor. Oysa seviyenin çözemediği şeylerin çoğu düzenlemede duruyor. Bunun basit bir sınaması var: nakaratı yükseltmek yerine kıtayı kısmayı dene. Sorun çözülüyorsa mesele bir denge sorunu değil, bir kontrast sorunuydu.

Son olarak süre. Bir bölümün uzunluğunu belirleyen şey ölçü sayısı değil, o bölümde kaç şeyin olduğu. İçinde üç olay bulunan bir bölüm uzun duyuluyorsa kısaltılmıyor; olayların arası açılıyor. İçinde hiç olay olmayan bir bölüm ise ne kadar kısaltılırsa kısaltılsın uzun duyulmaya devam ediyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: "Aranjman katman eklemektir." Aranjmanın büyük kısmı çıkarma. Döngü zaten en dolu hâl; bölümler o hâlden eksiltilerek kuruluyor ve ekleyerek çalışmak her bölümü ayrı bir karar hâline getiriyor.

Yaygın yanlış: "Nakarat daha yüksek sesli olmalıdır." Yükseklik göreli. Bir bölümün büyük duyulması kendi seviyesinden değil, öncesindeki bölümün ne kadar boş olduğundan geliyor. Seviyeyle çözülmeye çalışılan çoğu sorun bir kontrast sorunu.

Yaygın yanlış: "Her bölüm sınırına bir efekt konur." Aynı geçiş her sınırda kullanıldığında sınırlar birbirinden ayrılmıyor ve yapı düzleşiyor. Üstelik en güvenilir geçiş bir efekt değil, bir susma.

Yaygın yanlış: "Kopyala yapıştır kötüdür." Kopyalamak sorun değil; kopyanın hiç değişmemesi sorun. Aynı bölümün ikinci gelişinde bir şeyin eksiltilmesi ya da bir katmanın oktav değiştirmesi, tanınırlığı bozmadan tekrarı ortadan kaldırıyor.

Yaygın yanlış: "Sıkıcı bölümün üstüne bir şey eklenir." Sıkılma genellikle eksiklikten değil, olay yokluğundan geliyor. Ekleme yapmadan önce o bölümün kısaltılıp kısaltılamayacağına bakmak, çoğu zaman aynı sorunu daha az malzemeyle çözüyor.

Yaygın yanlış: "Önce bilinen bir yapı seçilir, sonra doldurulur." Yaygın sıralamalar bir gözlem, doldurulacak bir form değil. Kalıptan başlayan aranjman, elindeki malzemenin ne istediğini hiç sormadan bir şablona uyduruluyor.

Uygulama

Yazılımı açmadan önce bir kâğıda haritayı yaz. Kaç bölüm olacak, hangi sırayla gelecekler, en boş yer nerede ve hemen ardından ne geliyor. Doruğu tek bir yere koy; iki yere koymak istediğini fark edersen birini seç.

Sonra döngünü tahmin ettiğin uzunluk boyunca yay. Şimdi baştan sona en dolu hâlde çalan ve hiçbir yerinde fark olmayan bir şey var. Bölüm sınırlarını haritaya göre işaretle ve bu turda başka hiçbir şey yapma.

İkinci turda yalnız eksilt. Her bölümde ne kapatacağına karar ver ve hiçbir yere yeni bir şey ekleme. En boş bölümü kurarken tek bir katman bırak; tamamen boşaltma. Bu tur bittiğinde parçayı baştan sona bir kez dinle ve bölümlerin birbirinden ayrılıp ayrılmadığına bak.

Ayrılmayan bölümleri işaretle ve üçüncü turda onlara ikinci bir kol ekle. Oktav, ritmik yoğunluk, armonik ritim ya da tını; hangisi olduğu malzemene bağlı ama katman sayısını tekrar kullanma. Amaç her sınırda en az iki şeyin birlikte değişmesi.

Dördüncü turda geçişlere gel. Önce bütün sınırlara susma koy ve dinle. Sonra yalnız gerçekten zayıf kalan sınırlara bir figür ya da bir yükseliş ekle. Aynı geçişi iki kez kullanma ve hiçbir geçişin arkasından geleni gölgelemediğinden emin ol.

Son olarak dosyayı baştan sona, durmadan, hiçbir şeye dokunmadan dinle. Nerede dikkatinin dağıldığını hatırlayacaksın; not tutmana gerek yok. Dikkatin dağıldığı yer düzeltilecek yer ve orada yapılacak ilk deneme ekleme değil, kısaltma.

Kilit özet

Aranjman malzeme çoğaltma işi değil, malzemenin ne zaman gelmeyeceğine karar verme işi.

Döngü parçanın en dolu hâli; bölümler o hâlden eksiltilerek kuruluyor. Eksilterek çalışmak bölümler arası farkı tek hareketle duyulur kılıyor.

Enerji göreli. Bir bölümün büyük duyulması öncesindeki bölümün boşluğundan geliyor ve en düşük nokta kurulmadan en yüksek nokta da yok.

En boş yer hiçbir şeyin olmadığı yer değil, tek bir katmanın kaldığı yer.

Bölümü ayıran altı kol var: katman sayısı, oktav, ritmik yoğunluk, armonik ritim, tını ve boşluk. Her sınırda en az ikisi birlikte hareket etmeli.

Sınırdaki en güvenilir araç susma. Her geçişte aynı figür kullanıldığında sınırlar ayırt edilemiyor ve geçiş haber verdiğinden büyük olmamalı.

Bir bölümün ikinci gelişinde eksiltme, eklemeden daha çok işe yarıyor. Dinleyici devamını biliyorsa o tekrar bilgi taşımıyor.

Harita ekrana bakmadan yazılıyor, çünkü göz eksiltmeyi önermiyor. Aranjman ise ancak baştan sona tek seferde dinlenerek değerlendirilebiliyor.

Sonraki derse köprü

Artık bir döngü değil, bir parça var. Yapısı kuruldu; nereye varacağı ve nasıl kapanacağı belli.

Ama bir sorun kaldı ve bu ders onu çözmedi.

Aranjman zamanla ilgiliydi: neyin ne zaman çalacağı. Aynı anda çalması gerekenler ise hâlâ üst üste yığılı duruyor. Beş altı katman tek bir odaya sığmaya çalışıyor ve bir kısmı bu yığının altında kayboluyor.

Burada yeni bir soru çıkıyor. İki şey aynı anda çalmak zorundaysa hangisi geri çekilir ve bu geri çekilme nasıl yapılır? Sesini kısarak mı, başka bir yere koyarak mı, tınısından bir şey alarak mı?

Bir de şu var: bir sesin uzakta durduğunu duyuyoruz ama o ses aslında hoparlörün içinde. Mesafe duygusu nereden geliyor ve nasıl kuruluyor?

On birinci ders parçayı zamanda değil, alanda düzenlemekle ilgili.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde döngü gerçekten çalsın ve üç dakikaya kopyalanmış hâli hiç kesilmeden bir süre dinletilsin. İzleyicinin sıkılması hedeflenen etki; anlatı ancak o sıkılma kurulduktan sonra başlasın ve hiçbir yazı bunu önceden açıklamasın.

Eksiltme bölümünde ekranda iki zaman çizgisi yan yana kurulsun. Solda boş bir çizgi katman katman doldurulsun, sağda dolu bir çizgiden katmanlar kapatılsın. İkisinin de aynı yapıya vardığı ama sağdakinin çok daha az adımda vardığı görülsün.

Kontrast bölümünde aynı nakarat iki kez çalınsın. Birincisinde öncesindeki kıta tam yoğunlukta, ikincisinde boşaltılmış olsun. Nakaratın kendisine hiç dokunulmadığı ekranda açıkça gösterilsin.

Altı kol bölümünde her kol tek başına denenip duyulsun, sonra ikisi birlikte denensin. Amaç tek kolun neden yetmediğinin sözle değil sesle anlaşılması.

Geçiş bölümünde aynı sınır dört kez geçilsin: susmayla, dolguyla, yükselişle ve hiçbir şey yapmadan. Dördü arka arkaya, aralarında yorum olmadan çalınsın.

Seslendirmede eksiltme anlatılırken ton bir kısıtlama anlatır gibi olmasın. Anlatılan şey bir yoksunluk değil, bir yöntem. Usta katmanı ise teşhis diliyle okunsun; orada söylenen şey bir yasak değil, sorunun hangi katta aranacağı.

Bu ders hangi kursun parçası

PRD-101 — Sıfırdan Müzik Prodüksiyonu kursunun 12 modülünden 10. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.