İçeriğe geç

PNO-101 · Modül 1 · L1 Başlangıç

Duruş, el formu ve tuşa ağırlık aktarma

2.681 kelime · 18 örnek · yaklaşık 12 dakika okuma · seslendirme 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Piyano bir klavye kılığında gezen vurmalı çalgıdır; parmakla tel arasında bir mekanik vardır ve çekiç, tele vurmadan hemen önce mekanikten kopar. Bu kopuştan sonra parmağın yaptığı hiçbir şey tele ulaşmaz.

Tek bir ses için kontrol ettiğin değişken bir tanedir: çekicin hızı. Buradan iki sonuç çıkar — dibe vurmuş tuşa bastırmanın sesi yoktur ve yüksek ses kuvvetten değil hızdan gelir.

Oturma bir santimetre listesi değil, üç sınamadır: önkol yere yaklaşık paralel, gövde hareket etmeden uçlara uzanabiliyor, tabure ön yarısında ve ayaklar yerde.

El formu öğrenilecek bir şekil değildir; kolunu yana sarkıtıp bıraktığında elinin aldığı biçimdir ve tek yapman gereken onu bozmadan klavyeye taşımaktır. Boğumlar açık, parmak ucu eklemi geri bükülmemiş olmalı.

Parmağın işi tuşu itmek değil, kolun ağırlığının tuşa ulaşmasına izin veren sağlam bir köprü olmaktır; ses çıkar çıkmaz fazla ağırlık bırakılır çünkü tuşu aşağıda tutmak, onu aşağı götürmekten çok daha az kuvvet ister.

Açılış sahnesi

İlk ders. Öğrenci tabureye oturuyor.

Öğretmen tek bir şey istiyor: "Herhangi bir tuşa bas."

Öğrenci parmağını uzatıyor ve basıyor. Bir ses çıkıyor.

Öğretmen aynı tuşu gösteriyor: "Şimdi tekrar. Ama bu sefer kolunu bırak."

Öğrenci bırakıyor. Aynı tuş. Yaklaşık aynı yükseklikte bir ses.

Ve öğrenci şunu söylüyor: "Bu farklı çıktı."

Haklı. Gerçekten farklı çıktı.

Ama şimdi sorunun zor kısmı geliyor. O tuşun gidebileceği tek bir yer var: aşağı. Tuş ne kadar aşağı inebiliyorsa o kadar iniyor, sonra duruyor. Parmağın tuşla ilişkisi bir milimetrelik bir yolculuk.

Peki bu kadar dar bir yolda nasıl "farklı" bir ses çıkıyor?

Bu dersin tamamı o sorunun cevabında. Ve cevabı bildiğinde piyanoda neyi kontrol edebileceğini, neyi kontrol edemeyeceğini bileceksin. Bu ayrım, ilerideki yıllarında kaybedeceğin ya da kazanacağın binlerce saati belirliyor.

Bu derste ne olacak

Önce tuşun altında ne olduğuna bakacağız; piyanoda kontrol edebildiğin şeyin tam olarak ne olduğu oradan çıkıyor. Sonra oturmayı kuracağız — yükseklik, uzaklık, hizalama. Ardından el formunu bulacağız ve bunu kimseden öğrenmene gerek olmadığını göreceksin. Sonra bu kursun teknik omurgası olan ağırlık aktarmaya geçeceğiz. En sonda gerginliğin nerede biriktiğini ve nasıl fark edileceğini konuşacağız. Ders bittiğinde piyano başına doğru oturuyor, elini doğru taşıyor ve tek bir sesi kolunun ağırlığıyla üretebiliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Piyano bir klavye kılığında gezen bir vurmalı çalgıdır.

Bu cümle şaka gibi duruyor ama teknik olarak doğru ve her şeyin başlangıcı burası.

Kemanda parmağın telin üstünde. Nefesli bir çalgıda hava sütununu doğrudan besliyorsun. Sesle uğraşıyorsan zaten ses telin kendisi sende. Bu çalgılarda ses üretilirken sen oradasın; sesin süresi boyunca müdahale edebiliyorsun.

Piyanoda değilsin.

Parmağınla tel arasında bir mekanik var. Tuşa bastığında bir kaldıraç dizisi hareket ediyor, bu dizi bir çekici (hammer) hızlandırıyor ve çekiç tele vuruyor.

Ve şu var: çekiç tele vurmadan hemen önce mekanikten kopuyor. Buna kaçırma (escapement) deniyor. Yani çekiç son parçayı serbest uçuşla gidiyor.

Bunun sonucu çok sert: çekiç koptuktan sonra parmağının yaptığı hiçbir şey tele ulaşmaz.

Tek bir sesi düşün. O sese dair telin gördüğü tek bilgi, çekicin ona çarptığı andaki hızıdır. Başka hiçbir şey geçmez.

Bu, piyanoda öğrenilecek en önemli tek gerçektir ve neredeyse hiç kimse ilk yılında duymaz.

Mekanizma

Kontrol ettiğin tek sayı

Tek bir ses için elindeki değişken bir tane: çekicin hızı.

Bunu kabul ettiğinde iki sonuç doğuyor ve ikisi de doğrudan işine yarıyor.

Birinci sonuç: tuş dibe vurduktan sonra bastırmanın hiçbir sesi yoktur. Tuş yatağına (keybed) oturmuş bir tuşa daha çok kuvvet uygulamak sesi değiştirmez, çünkü çekiç çoktan gitmiştir. O kuvvetin gittiği tek yer senin önkolun ve omzundur. Bu, başlangıç seviyesinde harcanan gerginliğin en büyük kaynağıdır ve tamamen boşa harcanır.

İkinci sonuç: yüksek ses kuvvetten değil hızdan gelir. Bunlar günlük dilde aynı şey gibi konuşulur ama piyanoda ayrılırlar. Bir tuşu ağır ve güçlü biçimde aşağı sürebilirsin ve ses küçük çıkar. Aynı tuşa hafif ama hızlı bir hareketle dokunabilirsin ve ses büyük çıkar. Kaslarını sıkmak sesi büyütmez; tuşu hızlandırmak büyütür.

Şimdi açılış sahnesindeki soruya dönelim. Öğrenci "farklı çıktı" dediğinde ne oldu?

Dürüst cevap şu: tek bir sesin tele ilettiği şey hızdır, ama duyduğun şey yalnız tel değildir. Parmağın tuş yüzeyine çarpması, tuşun yatağa oturması, mekaniğin kendi sesi — bunların hepsi kulağına gelir. Bunlar ses değil gürültü bileşenleridir ve bir sesin karakterini gerçekten değiştirirler.

Ve asıl büyük fark tek seste değil, seslerin arasındadır: bir sesi diğerinden ne kadar yüksek çaldığın, birinden diğerine ne zaman geçtiğin, birini bırakırken diğerini ne zaman tuttuğun. Piyanoda "tuşe" diye anlatılan şeyin ölçülebilir kısmı burasıdır.

Yani kontrolün var. Sadece sandığın yerde değil.

Oturma: sayı değil, sınama

Piyano başına oturmanın tek bir doğru santimetresi yoktur çünkü bedenler farklıdır. Onun yerine sınamalar var.

Yükseklik. Ellerini tuşların üstüne koy. Önkolun yere yaklaşık paralel olmalı; bileğin tuş yüzeyi hizasında ya da bir parça üstünde. Dirseğin tuşlardan aşağıda kalıyorsa tabure alçaktır ve her ses için kolunu yukarı taşımak zorunda kalırsın. Omzun yukarı kalkıyorsa tabure yüksektir.

Uzaklık. Gövden hareket etmeden, kullanacağın en pes ve en tiz uçlara uzanabilmelisin. Uzanmak için öne devriliyorsan çok uzaktasın; dirseklerin gövdene çarpıyorsa çok yakınsın.

Tabure üstündeki yer. Taburenin ön yarısına otur, arkaya yaslanma. Ayaklar yerde ve düz. Ağırlığının bir kısmı ayaklarından geçsin.

Bu sonuncusu ilk bakışta ayrıntı gibi durur ama değil. Taburenin arkasına gömülmüş bir gövde hareket edemez. Piyanoda gövde sabit bir kaide değildir; kolun uzandığı yere hafifçe eşlik eder. Ön yarıda oturmak bunu mümkün kılar.

Hizalama. Klavyenin ortasına göre otur; sağa ve sola uzanma mesafen simetrik olsun. Uzun süre yalnız bir bölgede çalışıyorsan gövdenin oraya kayması normaldir, ama başlangıç noktası merkezdir.

El formu zaten elinde

El formu için ayna karşısında şekil çalışmana gerek yok. Doğru form sende hazır duruyor.

Kolunu yanına sarkıt ve bırak. Elin kendiliğinden bir biçim alır: parmaklar hafif kıvrık, başparmak yandan bakar, avuç içi boş bir kubbe.

O biçim, piyano el formudur.

Tek yapman gereken onu bozmadan klavyeye taşımak. Elini kaldırırken parmakları germe, düzleştirme, aşırı kıvırma. Sarkarken neyse tuşun üstünde de o olsun.

Bu formda üç şeye dikkat edeceğiz.

Parmak uçları. Tuşa değen yer parmak ucudur, parmağın yatağı değil. Başparmak istisnadır; o yandan, kendi kenarıyla temas eder.

Boğumlar. Elinin sırtındaki boğumlar (parmak eklemleri) yukarıda ve açık kalmalı. Yeni başlayanlarda en sık görülen çöküş burada olur: ağırlık gelince boğum içeri göçer ve el düzleşir.

Parmak ucu eklemi. Parmağın uçtaki küçük eklemi ağırlık altında geri bükülmemeli. Bükülüyorsa o parmak bir köprü değil, bir menteşe gibi davranıyor demektir ve ağırlık tuşa ulaşmadan orada kaybolur.

Bu üçünün ortak amacı tek: parmağın kolun ağırlığını tuşa iletebilen sağlam bir yapı olması.

Ağırlık aktarma

Şimdi bu kursun teknik omurgasına geldik.

Piyanoda parmağın işi tuşu itmek değildir. Parmağın işi, kolun ağırlığının tuşa ulaşmasına izin veren sağlam bir köprü olmaktır.

Bu ayrım kulağa felsefi geliyor. Değil; ölçebilirsin.

Sınama. Kolunu havada tut ve yalnız parmağınla bir tuşa yirmi kez bas. Önkolunun nasıl hissettiğine bak. Sonra aynı tuşu, kolunun ağırlığını parmağa bırakarak yirmi kez çal. Yine önkoluna bak.

İkinci yöntemde ses en az ilki kadar büyük çıkar ve önkolun belirgin biçimde daha az yorulur.

Sebebi basit: ilkinde kolunu havada tutmak için bir kas grubu sürekli çalışıyor, tuşu basmak için başka bir grup ayrıca çalışıyor. İkincisinde yerçekimi işin bir bölümünü üstleniyor.

Serbest düşüş çalışması. Elini doğal formda tuşun birkaç santim üstüne getir. Sonra tutmayı bırak. El kendi ağırlığıyla düşsün ve parmak ucu tuşu götürsün.

İlk denemelerde ses beklediğinden büyük çıkar. Bu iyi bir işaret; kolunun ne kadar ağır olduğunu ilk kez ölçüyorsun.

Sesten sonra bırak. Bu, bu dersteki en değerli tek alışkanlık.

Ses çıktıktan sonra tuşu aşağıda tutmak için gereken kuvvet, onu aşağı götürmek için gereken kuvvetten çok daha azdır. Tuş orada kendi kendine durur; senin ona yaslanman gerekmez.

Yani ses çıkar çıkmaz fazlalığı bırakırsın. Tuş aşağıda kalır, kolun dinlenir.

Buna dayanma ağırlığı deriz: sesi üretmek için gereken hız bitmiştir, geriye yalnız tuşu tutan az bir ağırlık kalır.

Bu alışkanlık kurulmadığında öğrenci her sesi çalar ve her sesi ayrıca sıkar. Kırk beş dakika sonra omzu ağrır ve bunu "daha çok çalışmam lazım" diye yorumlar. Oysa sorun süre değil, bırakmayı bilmemek.

Gerginlik nerede birikir

Gerginlik sinsi olduğu için tehlikeli. Biriktiğini genellikle ağrıyla fark edersin ve o noktada geç kalınmıştır.

Dört yer var ve dördü de sırayla kontrol edilebilir.

Omuz. Yukarı kalkmışsa gerginlik oradadır. En sık görülen ve en kolay fark edilen.

Önkol. Sertleşmişse ya kolunu havada tutuyorsun ya da tuş dibe vurduktan sonra bastırmaya devam ediyorsun.

Başparmak dibi. Avuç içindeki başparmak kası kasılıyorsa el genel olarak sıkıdır.

Çene ve boyun. Piyanoyla hiç ilgisi yok gibi durur ama zorlandığında ilk kilitlenen yerlerden biridir.

Kontrol alışkanlığı şu: birkaç dakikada bir kollarını yanına sarkıt ve iki saniye bekle. Bırakılmış bir kolun neye benzediğini hatırlaman, gergin bir kolu fark etmeni sağlar.

Ve bir sınır: ağrı çalışmanın parçası değildir. Kas yorgunluğu ile eklem, bilek ya da parmak ağrısı farklı şeylerdir. İkincisi ortaya çıkıyorsa dur. Piyanoda "acıya alışmak" diye bir aşama yoktur; ağrı, tekniğin bir yerinde hata olduğunun bilgisidir.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Dört şey söyleyelim; bunlar bu modülde kurduğun şeyin nereye açıldığını gösteriyor.

Birincisi: ağırlık aktarma yalnızca konfor meselesi değil, ifadenin fiziksel temelidir. Bir akorda bir sesi diğerlerinden öne çıkarmak — ileride dengeleme diye çalışacaksın — kolun ağırlığını parmaklar arasında eşitsiz dağıtmak demektir. Bunu yapabilmek için önce ağırlığın nereden geldiğini hissediyor olman gerekir. Bugün kurduğun şey, ileride başka bir adla geri gelecek.

İkincisi: tabure yüksekliği ömürlük bir ayar değildir. Repertuvara, çalgıya ve o günkü bedenine göre değişir. Deneyimli icracıların oturmadan önce tabureyi kontrol etmesi bir ritüel değil, ölçüm. Sen de bu alışkanlığı şimdiden kur.

Üçüncüsü: kendini yandan çek. Piyanoda tekniğini kendi kendine denetleyebileceğin en ucuz araç, telefonu yandan koyup çalmaktır. Öndeki açı el formunu gösterir ama omuz, dirsek ve bilek hizasını göstermez. Yandan bakınca kalkmış omuz ilk saniyede görünür.

Dördüncüsü: bu modülün alışkanlıkları şimdi ucuz, sonra pahalıdır. Yanlış oturmayı üç haftada düzeltirsin, üç yılda düzeltmen aylar sürer — çünkü artık düzeltmen gereken şey duruş değil, o duruşun üstüne kurulmuş bütün repertuvarındır. Bu, kursun ilerleyen modüllerinde de tekrar edeceğimiz bir ilke: temel katman ne kadar geç düzeltilirse o kadar çok şeyi birlikte götürür.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: Güçlü basmak yüksek ses verir. Hızlı basmak yüksek ses verir. Tuşa uygulanan kuvvet ile çekicin hızı aynı şey değildir; ağır ve güçlü bir sürüş küçük bir ses üretebilir. Bu yanlış, öğrenciyi hem yorar hem de dinamik aralığını daraltır.

Yaygın yanlış: Parmaklar zayıftır, egzersizle güçlendirilmeli. Parmakları bükün kasların gövdesi parmakta değil, önkoldadır; parmak büyük ölçüde tendonlarla çekilen bir yapıdır. Başlangıçta yaşanan zorluk kuvvet eksikliğinden değil, koordinasyon ve ağırlık yönetimi eksikliğinden gelir. "Güçlendirme" adına yapılan zorlamalı çalışmalar en sık sakatlanma sebeplerindendir.

Yaygın yanlış: Doğru el formu tek bir şekildir. El büyüklüğü, parmak uzunlukları ve çalınan pasaj formu değiştirir. Değişmeyen şey şekil değil, ilkedir: parmak, kolun ağırlığını tuşa iletebilen sağlam bir yapı olmalı. Aynı ilkenin farklı ellerdeki görüntüsü farklıdır.

Yaygın yanlış: Bilek sabit durmalı. Bilek hareket eder; kolun ağırlığını yönlendiren eklemlerden biridir. Kilitlenmiş bir bilek ağırlığı geçirmez ve gerginliği doğrudan önkola aktarır. Sabit tutulması gereken şey bilek değil, boğumlardaki açıklıktır.

Yaygın yanlış: Ağrı çalışmanın parçasıdır. Değildir. Kas yorgunluğu ile eklem, bilek ya da parmak ağrısı farklı şeylerdir; ikincisi tekniğin bir yerinde hata olduğunun bilgisidir. Piyanoda acıya alışma diye bir aşama yoktur.

Uygulama

Dört parçalı bir çalışma. Toplam süresi on beş dakikayı geçmemeli; bu modülde miktar değil, doğruluk ölçülüyor.

Birinci parça: kurulum listesi. Piyanonun başına otur ve üç sınamayı sırayla yap. Önkol yere yaklaşık paralel mi. Gövden hareket etmeden uçlara uzanabiliyor musun. Taburenin ön yarısında, ayakların yerde mi. Üçü de tamamsa oturmuş sayılırsın.

İkinci parça: sarkan kol. Kollarını yanına sarkıt ve elinin aldığı biçme bak. Sonra o biçimi bozmadan ellerini klavyeye taşı. Beş kez tekrarla. Amacı elin doğal formunu kas hafızasına yazmak.

Üçüncü parça: serbest düşüş. Her parmak için, elin doğal formda tuşun birkaç santim üstündeyken bırakılması. Her parmakta beş tekrar, iki elde. Her düşüşten sonra ses çıkar çıkmaz fazla ağırlığı bırak ve tuşun kendiliğinden aşağıda durduğunu hisset.

Bu üçüncü parçada boğumların çöküp çökmediğine ve parmak ucu ekleminin geri bükülüp bükülmediğine bak. Çöküyorsa ağırlığı azalt; sağlamlık kuvvetten önce gelir.

Dördüncü parça: yandan kayıt. Telefonu yandan koy ve üçüncü parçayı bir kez daha, kayıtta yap. Sonra izle ve tek bir soruya cevap ver: omzun düşüşler sırasında yukarı kalkıyor mu.

Bu kaydı sakla. Kursun sonunda aynı kaydı bir daha alacaksın ve ikisini yan yana koyacağız.

Kilit özet

Piyano bir klavye kılığında gezen vurmalı çalgıdır; parmakla tel arasında bir mekanik vardır ve çekiç, tele vurmadan hemen önce mekanikten kopar. Bu kopuştan sonra parmağın yaptığı hiçbir şey tele ulaşmaz.

Tek bir ses için kontrol ettiğin değişken bir tanedir: çekicin hızı. Buradan iki sonuç çıkar — dibe vurmuş tuşa bastırmanın sesi yoktur ve yüksek ses kuvvetten değil hızdan gelir.

Oturma bir santimetre listesi değil, üç sınamadır: önkol yere yaklaşık paralel, gövde hareket etmeden uçlara uzanabiliyor, tabure ön yarısında ve ayaklar yerde.

El formu öğrenilecek bir şekil değildir; kolunu yana sarkıtıp bıraktığında elinin aldığı biçimdir ve tek yapman gereken onu bozmadan klavyeye taşımaktır. Boğumlar açık, parmak ucu eklemi geri bükülmemiş olmalı.

Parmağın işi tuşu itmek değil, kolun ağırlığının tuşa ulaşmasına izin veren sağlam bir köprü olmaktır; ses çıkar çıkmaz fazla ağırlık bırakılır çünkü tuşu aşağıda tutmak, onu aşağı götürmekten çok daha az kuvvet ister.

Sonraki derse köprü

Bu modülde bedeni kurduk. Sırada zaman var.

Bir sonraki modülde temel ritmi ve metronomu çalışacağız. Piyanoda ritim, tek elli bir çalgıda olduğundan farklı bir sorun üretir — çünkü iki elin var ve ikisi aynı anda ama farklı işlerle meşgul olabilir.

Ritim kavramlarının kendisini derinlemesine çalışmak istiyorsan Ritim Temelleri kursu bağımsız olarak duruyor ve buradaki modül onun yerini tutmaz; burada ritmi doğrudan piyano tuşlarında ele alacağız.

Bir uyarı: bir sonraki modüle geçmeden önce bu modülün üçüncü ve dördüncü parçalarını en az üç ayrı günde tekrarla. Duruş ve ağırlık aktarma tek oturuşta öğrenilen şeyler değil; bedene yerleşmeleri tekrarlı gün ister.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesinde aynı tuşun iki farklı yolla çalınışı yandan çekimle gösterilmeli; ilkinde yalnız parmak hareket etmeli, ikincisinde kolun tamamı inmeli. Ses aynı yükseklikte olmalı ki fark tekniğe atfedilmesin.

Kaçırma anlatılırken mekaniğin kesit görünümü yavaşlatılmış olarak verilmeli ve çekicin mekanikten koptuğu an ayrı bir işaretle durdurulmalı. O andan sonra tuşa uygulanan ek kuvvet ekranda gösterilip tele hiçbir şeyin gitmediği görülmeli.

Kuvvet ile hız ayrımı iki paralel çekimle anlatılmalı: ağır ve güçlü bir sürüş küçük bir ses, hafif ve hızlı bir dokunuş büyük bir ses üretmeli. Ses dalgası ekranda yan yana durmalı.

El formu bölümünde kol sarkıtma ve klavyeye taşıma tek bir kesintisiz çekimde gösterilmeli; kesme yapılırsa biçimin korunduğu iddiası kanıtlanmamış olur. Çöken boğum ve geri bükülen parmak ucu eklemi yakın plan verilmeli ve doğru olanla yan yana konmalı.

Dayanma ağırlığı bölümünde tuşun aşağıda kaldığı ama kolun gevşediği an sabit kadrajda uzun tutulmalı; öğrencinin izlemesi gereken şey bir hareket değil, bir bırakma. Örnek kutularında marka adı ya da telifli kayıt kullanılmaz.

Bu ders hangi kursun parçası

PNO-101 — Sıfırdan Piyano I kursunun 12 modülünden 1. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.