İçeriğe geç

PNO-000 · Modül 5 · L0 Keşif

Klavye düzeni

2.907 kelime · 20 örnek · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Klavye kendini tekrar eden bir yüzey ve tekrar eden bir yüzey, içine bir asimetri konmadıkça adreslenemez. Siyah tuşların ikili ve üçlü öbekler hâlinde dizilmesi o asimetri; düzensiz görünen şey, düzenin tek taşıyıcısı.

Bundan çıkan sonuç dersin adını da değiştiriyor. Klavye düzeni bir isimlendirme sistemi değil, bir yön bulma sistemi. Bu derste tek bir tuşa ad verilmedi ve yine de yüzeyin tamamı okunur hâle geldi; adlar nota okumanın kendi işi.

Yüzeyin önden görünmeyen bir ikinci boyutu var. Siyah tuşlar yüksekte ve geride durur, beyaz tuşların arka kısmı öne göre belirgin biçimde dardır, ve elin klavyeye ne kadar ileri girdiği bir zevk değil bir sonuç. Bir de yön var ve gözle hiç görünmüyor: sola doğru pes, sağa doğru tiz.

Tekrar eden bölümün genişliği insan eline göre ölçülmüş. İçinde yedi beyaz tuş ve beş siyah tuş bulunuyor, ve baş parmakla serçe arasındaki açıklık kabaca o genişliğe denk düşüyor.

Dersin taşınabilir kısmı sonda. Bir yeri kenara göre öğrenirsen enstrüman değiştiğinde kaybedersin, desene göre öğrenirsen hiçbir enstrümanda kaybetmezsin. Tam boy bir piyanoda seksen sekiz tuş, kısa bir dijital klavyede altmış bir tuş bulunabilir; ikisinde de ikili öbeğin bittiği yer aynı biçimde hissediliyor.

Açılış sahnesi

Akşam olmuş, odaya yalnız sokak lambasının ışığı vuruyor. Klavyenin üstü karanlıkta; sağ ucunun nerede bittiği görünmüyor, sol ucu da duvarın gölgesinde kalmış.

Elini yüzeye koyup sağa doğru kaydırıyorsun. Parmaklarının altından önce kesintisiz bir düzlük geçiyor. Sonra parmak ucun daha dar ve daha yüksek duran bir şeye çarpıyor, hemen ardından bir tane daha, sonra yine düzlük. Biraz ilerliyorsun ve bu kez dar olan şey arka arkaya üç tane.

Elini orada durduruyorsun. Işığı açmadın, hiçbir yere bakmadın, kaç tuş geçtiğini saymadın. Yine de yüzeyin neresinde olduğunu biliyorsun.

Bunun olmaması gerekirdi. Klavye baştan sona kendini tekrar eden bir yüzey; sol ucundan sağ ucuna aynı şey art arda diziliyor ve hiçbir yerinde numara, yazı ya da ayırt edici bir çentik bulunmuyor. Bütün karoları birbirinin tıpatıp aynısı olan bir koridorda, gözü kapalı yürüyen kimse kaçıncı karoda olduğunu söyleyemez.

Senin elin söyledi. Nasıl söylediğini bu ders açıyor.

Bu derste ne olacak

Klavye düzeni anlatıldığında ortaya genellikle bir şema çıkarılır: tuşların adları, kaç tane oldukları, hangisinin nerede durduğu. O şema yanlış değil, ama ezberlenen bir tablo klavyenin başına oturduğunda kafanın içinde durur, elinin altında durmaz. Elinin altında duran başka bir şey var.

Bu yüzden burada hiçbir tuşa ad vermeyeceğiz. Adlar sesleri konuşabilmek için gerekli ve nota okumayı öğrendiğin yerde, gerçekten işe yaradıkları anda geliyorlar. Bugünkü iş daha önce: yüzeyin nasıl bölündüğünü tanımak.

Üç soruyu cevaplıyoruz. Kendini tekrar eden bir yüzeyin adreslenebilmesi için ne gerekiyor? Klavyenin önden bakınca görünmeyen ikinci boyutu ele ne yapıyor? Ve şu: bir yeri neye göre öğrenirsen o bilgi bütün klavyelerde geçerli kalır, neye göre öğrenirsen oturduğun ilk yabancı enstrümanda çöker?

Bu son soru kursun şimdiye kadarki derslerinden farklı bir yere bakıyor. Tabureni ayarladın, elinin kendi biçimini tanıdın, tuşenin ve pedalın sana ne yaptığını gördün. Hepsi senin tarafındaydı; kurulumunu sen yapıyordun. Klavye düzeni bu kursta karşına çıkan ilk değiştirilemez şey — ve sana zemin verebilmesinin sebebi tam olarak bu.

Sıfır noktası

Hiç piyano çalmamış birinin klavyeye ilk baktığında gördüğü şey kalabalıktır. Uzun bir beyaz tuş sırası, aralarına serpiştirilmiş siyah tuşlar, üstlerinde hiçbir yazı yok. Bu kalabalık karşısında akla gelen ilk iş hepsini bir biçimde tanımak gerektiğidir.

Gerekmiyor. Şu anda bilmen gereken şey tuş sayısı değil, yüzeyin nasıl bölündüğü.

İkinci bir şey de baştan söylenmeli, çünkü bu kursun ilk dersinde bilerek ertelenmişti. Bir enstrümanın kaç tuşu olduğu modelden modele değişir. Tam boy bir akustik piyanoda seksen sekiz tuş bulunur; bunların elli ikisi beyaz, otuz altısı siyahtır. Dijital klavyelerde sayı çoğu zaman daha küçüktür ve altmış bir ile yetmiş altı tuşlu gövdeler yaygındır. Bu fark önemli görünüyor ama bugünkü konunun dışında kalıyor, çünkü değişen şey yalnızca yüzeyin uzunluğu. Yüzeyin nasıl bölündüğü hiç değişmiyor.

Bir de elinin şu anki durumu var. Geçen derste elin kendi biçimini bulmasını izledin ve o biçimi dağıtan sebepleri tanıdın. O el şimdi bir yüzeyin üstüne konacak. Bu dersin sonunda o elin nerede durduğunu bilmesini istiyoruz; henüz bir şey çalmasını değil.

Mekanizma

Tekrarın kendisi bir sorundur

Klavyeye soldan sağa bak. Bir yerde gördüğün şeyin aynısını biraz ilerde tekrar görürsün, sonra tekrar, sonra tekrar. Bu tekrarın sebebi sesin kendi davranışında ve orası kulak ile nota derslerinin alanı. Burada sebeple değil, sonuçla ilgileniyoruz.

Sonuç şu: kendini tekrar eden bir yüzey, üstündeki hiçbir noktayı kendiliğinden ayırt edilebilir kılmaz. Birbirinin tıpatıp aynısı on bir kapının olduğu bir koridora bırakılsan, kaçıncı kapının önünde durduğunu söyleyemezsin. Söyleyebilmen için ya kapıların numaralanması ya da içlerinden birinin ötekilere benzememesi gerekir. Üçüncü bir yol yok.

Tekrarı bozan şey

Siyah tuşlara tek tek değil, öbek hâlinde bak. Yan yana iki siyah tuş görürsün, sonra bir boşluk, sonra yan yana üç siyah tuş, sonra yine boşluk, sonra yine ikili öbek. Bu sıralama klavyenin hiçbir yerinde şaşmaz.

Şimdi bunun neyi çözdüğüne dikkat et. Siyah tuşlar eşit aralıklarla dağıtılsaydı, yani her beyaz tuşun arasına birer tane konsaydı, yüzey kusursuz biçimde simetrik olurdu ve hiçbir yeri hiçbir yerinden ayrılmazdı. Düzensiz görünen o ikili-üçlü dizilişi, bu yüzeyin adreslenebilmesinin sebebi. Klavyeye bakıp "burası neden böyle dağınık" diye düşünen biri, aslında düzenin taşıyıcısına bakıyor.

Yüzeyin görünmeyen ikinci boyutu

Klavyeye önden bakınca düz bir sıra görürsün. Düz değil. Siyah tuşlar beyaz tuşlardan hem daha yüksekte durur hem de daha geride başlar. Yani klavyenin sağa sola uzanan bir boyutu var, bir de öne arkaya giden ikinci bir boyutu.

Bu ikinci boyut yeni başlayanda neredeyse hiç fark edilmez ve ilk günlerin görünmeyen sorunlarından biri buradan çıkar. Elin klavyeye ne kadar ileri gireceği bir zevk meselesi değil, bir sonuç: parmaklar fazla geride kalırsa siyah tuşlara her uzanış ayrı bir hamleye dönüşür, fazla ileri girerse beyaz tuşların dar bölgesinde sıkışır.

Soldan sağa giden şey

Yüzeyin bir de yönü var ve bu yön her klavyede aynı. Sola doğru gittikçe sesler pesleşir, sağa doğru gittikçe tizleşir. Sol uçtaki tuşlara bastığında duyduğun şey kalın ve ağır, sağ uçtakiler ince ve parlak.

Bu, düzenin en kolay unutulan parçası çünkü görünmüyor. Klavyenin sol yarısı ile sağ yarısı gözle birbirinin aynısı; aradaki fark ancak basıldığında ortaya çıkıyor. Yön bilgisi elinde olmadığında, hedeflediğin yerin sağına düştüğünde neyi düzelteceğini de bilemezsin.

Tekrarın ölçüsü elinde

Tekrar eden bölüm klavyenin temel birimi. Bir bölümün içinde yedi beyaz tuş ve aralarına yerleşmiş beş siyah tuş bulunur; ikili öbek ile üçlü öbek birlikte o beşi verir. Bu bölümün sesle ilgili adı ve anlamı kuram derslerinin konusu, burada işimize yarayan yanı ölçü olması.

Ölçü keyfi değil ve nedeni senin elinde duruyor. Yetişkin bir elde baş parmak ile serçe parmak gerilmeden açıldığında ulaşılan mesafe, tekrar eden bölümün genişliğiyle kabaca örtüşür. Klavye bir masa başında soyut olarak bölünmemiş; insan elinin açıklığı bölmenin içine girmiş.

Kenara göre mi, desene göre mi

Burası dersin ayrımı ve bu kurstan çıkarıp yanında götüreceğin şey.

Klavyede bir yeri iki farklı şeye göre kurabilirsin. Birinci yol kenarı başlangıç saymaktır: soldan şu kadar tuş, ya da gövdenin ortasından şu kadar. İkinci yol en yakın siyah tuş öbeğini başlangıç saymaktır.

Birinci yol oturduğun enstrümanda çalışır ve başka bir enstrümanda çöker. Kenar enstrümandan enstrümana değişiyor; gövdenin fiziksel ortası da değişiyor. Seksen sekiz tuşlu bir piyanoda desen yedi kez eksiksiz tekrar eder ve her iki uçta yarım kalır, yani kenardan başlayan bir sayma daha ilk adımda tamamlanmamış bir bölümün üstüne kurulur. Kısa bir dijital klavyede uçların nerede kesildiği bambaşkadır ve aynı sayma bambaşka bir tuşa götürür.

İkinci yol her klavyede aynı çalışır, çünkü öbeklerin sırası hiçbir enstrümanda bozulmuyor.

Örneklerden okuma

Aynı ayrımın gündelik hâllerine bakalım, çünkü bu konu soyut kaldığında hiçbir şeye dönüşmüyor.

Bir kişi klavyenin başına oturuyor ve elini koyacağı yeri bulmak için başını eğip tuşlara bakıyor. Gözü yeri buluyor, eli oraya gidiyor. Sonra elini kaldırıp tekrar koyması gerektiğinde aynı işi baştan yapıyor. O sırada gözü başka hiçbir şeye bakamıyor ve kaybedilen şey zaman değil, aynı anda yapılabilecek ikinci iş.

İkinci bir kişi aynı klavyede oturuyor ve eli iner inmez doğru bölgede. Serçe parmağı inerken üçlü öbeğin kenarına değdi ve el bu değmeyle hizalandı. O kişi klavyeyi ezberlemedi; yüzeyin kendisini okudu.

Üçüncü durum ilk haftada sık görülüyor. Kişi her gün klavyenin başına oturuyor ve her gün elini biraz başka bir yere koyuyor. Fark ettiği şey elinin yeri değil, çalışmanın her gün biraz daha zor gelmesi. Zorlaşan şey parçalar değil; her gün sıfırdan kurulan bir konumdan başlıyor.

Usta katmanı

Uzun süredir çalan birinin yaptığı şey konumunu bulmak değil, konumunu kaybetmemek. Aradaki fark ince görünür ama çalışma biçimini baştan aşağı değiştirir. Dört nokta.

Birincisi: hedef tuş değil, hedef kenardır. Deneyimli bir el klavyede uzun bir atlama yaptığında indiği yere baktığı için değil, indiği yerin dokusunu önceden bildiği için isabet eder. Atlamanın varışı çoğu zaman bir siyah tuş öbeğinin kenarına yaslanır ve el o kenarı hedefler.

İkincisi: yabancı enstrümanda ilk iş kenarlara bakmak değildir. Tanımadığı bir klavyenin başına oturan biri elini yüzeye koyup birkaç santim kaydırır. Aradığı şey enstrümanın ne kadar uzun olduğu değil, deseni nerede yakaladığı.

Üçüncüsü: öbeklerin arasındaki boşluklar da bilgidir. Siyah tuşun bulunmadığı yerler klavyenin en geniş düz alanları ve el oralarda başka türlü yerleşir. O boşlukların neden oluştuğu bu dersin sınırının dışında kalıyor; ellerinin onları zaten ayırt ettiğini bilmen şimdilik yeterli.

Dördüncüsü: yön düzeltmesi sesten gelir. Yanlış yere düşen bir el, çıkan sesin beklenenden pes mi tiz mi olduğuna göre hangi tarafa kayacağını bilir. Bakmadan çalmayı mümkün kılan şeyin bir parçası da bu ve o beceri kendi dersinde, nota okurken kuruluyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: Klavyeyi öğrenmek, tuşların adlarını ezberlemek demektir. Ezberlenen bir ad listesi klavyenin başına oturduğunda elinin altında durmuyor. Adların görevi de bu değil; adlar sesleri konuşabilmek için var ve nota okuma dersinde, gerçekten gerekli olduklarında yerli yerine oturuyorlar. Bugün senden istenen şey ad bilmek değil, yüzeyin bölünmesini elinle tanımak.

Yaygın yanlış: Siyah tuşlar ileri seviye tuşlardır, başlangıçta uzak durulur. Bu inanç siyah tuşların daha az yer kaplamasından ve başlangıç parçalarının çoğunun beyaz tuşlarda durmasından besleniyor. Bu derste siyah tuşlara ses olarak hiç girilmedi, buna rağmen düzenin tamamı onların üstüne kuruldu. Tek bir tuşa basmadan bile klavyenin en işlevsel parçası onlar.

Yaygın yanlış: Klavyenin düzensiz görünmesi eski bir tasarımın kalıntısıdır. Düzensizlik bir kalıntı değil, çalışan çözümün ta kendisi. Siyah tuşlar eşit dağıtılsaydı görüntü daha derli toplu olur ve yüzey okunamaz hâle gelirdi. Görüntüdeki dağınıklık ile işlevdeki düzen burada ters yönde ilerliyor.

Yaygın yanlış: Küçük bir klavyede öğrenilen şey tam boy piyanoda yeniden öğrenilir. Değişen tek şey desenin kaç kez tekrar ettiği. Öbeklerin sırası, siyah tuşların yüksekliği ve geride durması hiç değişmiyor; standart boyutlu gövdelerde tuş genişliği de aynı kalıyor. Bu yanlış inanç öğrenmeyi enstrüman büyüyene kadar erteleten en yaygın gerekçe ve arkasında bir dayanak yok.

Yaygın yanlış: Doğru başlangıç noktası klavyenin tam ortasıdır. Gövdenin fiziksel ortası enstrümanın uzunluğuna bağlı ve kısa bir klavyede bambaşka bir yere düşüyor. Desene bağlanan bir başlangıç ise her enstrümanda aynı kalıyor. Ortayı arayan kişi enstrüman değiştiğinde aradığı şeyi de değiştirmek zorunda kalır.

Uygulama

Bu çalışmanın neredeyse tamamı elle yapılıyor ve yalnız son adımında iki tuşa basacaksın. Enstrümanının başına otur ve tabureni geçen derslerde kurduğun gibi ayarla, çünkü yanlış yükseklikten gelen bir kol yüzeyi doğru okuyamaz.

Önce yüzeyi tara. Sağ elini klavyenin herhangi bir yerine koy ve parmak uçlarını siyah tuşların üstünde hafifçe sağa doğru kaydır. Öbeklerin bittiği yerlerdeki boşlukları hissetmeye çalış ve her öbeği geçtiğinde onun ikili mi üçlü mü olduğunu sesli söyle. Klavyenin bir ucundan öbür ucuna böyle git. Bu tarama sırasında gözün odanın başka bir yerinde olsun.

Sonra deseni sına. Elini rastgele bir yere koy, en yakın üçlü öbeği bul ve parmağını onun kenarına yasla. Şimdi elini sağa doğru, bir sonraki üçlü öbeğe kadar taşı. Aradan geçen yüzeyin az önce geçtiğinle aynı sırayı tekrar edip etmediğine dikkat et. Aynıysa desen doğrulanmış demektir ve bunu klavyenin başka yerlerinde de görebilirsin.

Üçüncü aşamada kendi enstrümanını tanı. En soldaki tuştan başlayarak desenin kaç kez eksiksiz tekrar ettiğini say ve iki uçta yarım kalan parçaları da gör. Bu sayı senin enstrümanına ait; başkasınınkinde farklı çıkacak ve zaten görmen gereken şey de bu. Ardından iki tuşa bas, biri sol uca yakın biri sağ uca yakın, ve hangisinin kalın hangisinin ince duyulduğunu kendi kulağınla doğrula.

Elinde henüz bir enstrüman yoksa bu çalışmanın büyük kısmını yine de yapabilirsin. Bir klavye fotoğrafı bul, öbekleri işaretle, desenin kaç kez tekrar ettiğini ve uçlarda nerede kesildiğini çıkar. Yalnız son adım, yani pes ile tizin kulakla doğrulanması, enstrümanın geldiği güne kalır.

Yarın sabah enstrümanının başına oturduğunda hiçbir hazırlık yapmadan elini bir üçlü öbeğin kenarına koymayı dene. Tutmazsa taramayı bir kez tekrarla. Bu çalışmanın ölçüsü ilk denemede isabet etmen değil; elinin birkaç gün içinde aynı yere belirgin biçimde daha erken gitmesi.

Kilit özet

Klavye kendini tekrar eden bir yüzey ve tekrar eden bir yüzey, içine bir asimetri konmadıkça adreslenemez. Siyah tuşların ikili ve üçlü öbekler hâlinde dizilmesi o asimetri; düzensiz görünen şey, düzenin tek taşıyıcısı.

Bundan çıkan sonuç dersin adını da değiştiriyor. Klavye düzeni bir isimlendirme sistemi değil, bir yön bulma sistemi. Bu derste tek bir tuşa ad verilmedi ve yine de yüzeyin tamamı okunur hâle geldi; adlar nota okumanın kendi işi.

Yüzeyin önden görünmeyen bir ikinci boyutu var. Siyah tuşlar yüksekte ve geride durur, beyaz tuşların arka kısmı öne göre belirgin biçimde dardır, ve elin klavyeye ne kadar ileri girdiği bir zevk değil bir sonuç. Bir de yön var ve gözle hiç görünmüyor: sola doğru pes, sağa doğru tiz.

Tekrar eden bölümün genişliği insan eline göre ölçülmüş. İçinde yedi beyaz tuş ve beş siyah tuş bulunuyor, ve baş parmakla serçe arasındaki açıklık kabaca o genişliğe denk düşüyor.

Dersin taşınabilir kısmı sonda. Bir yeri kenara göre öğrenirsen enstrüman değiştiğinde kaybedersin, desene göre öğrenirsen hiçbir enstrümanda kaybetmezsin. Tam boy bir piyanoda seksen sekiz tuş, kısa bir dijital klavyede altmış bir tuş bulunabilir; ikisinde de ikili öbeğin bittiği yer aynı biçimde hissediliyor.

Sonraki derse köprü

Elin artık yüzeyde nerede durduğunu biliyor, ama henüz hiçbir yere yerleşmedi. Bundan sonraki modül o yerleşimi kuruyor: beş parmağın bitişik beş tuşa oturması ve bu oturuşun her gün aynı yerden bulunması. Orada iki şey birden sorulacak; parmakların hangi beş tuşu tutacağı, ve ilk haftanın günlerine dağıtılmış bir başlangıç programının o tutuşla ne yapacağı.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılış sahnesi karanlıkta çekilmeli ve kadrajda yalnız el ile tuşların üst yüzeyi bulunmalı; izleyicinin de klavyenin uçlarını göremediği bir çerçeve seçilirse sahnenin sorusu sözle açıklanmadan kurulur. Siyah tuş öbekleri anlatılırken beyaz tuşlar geçici olarak soluklaştırılıp yalnız öbekler bırakılmalı ve ikili-üçlü dizilişinin klavye boyunca kesintisiz sürdüğü tek bir yatay kaydırmayla gösterilmeli; aynı bölümde siyah tuşların eşit dağıtıldığı kurgusal klavye de kısa bir an için çizilip yüzeyin nasıl okunamaz hâle geldiği görülmeli. İkinci boyut bölümünde kamera mutlaka yandan ve tuş hizasından bakmalı, çünkü siyah tuşun yüksekliği ile geride duruşu önden bakıldığında kayboluyor; aynı planda parmağın beyaz tuşun geniş ve dar bölgelerine inişi ayrı ayrı işaretlenmeli. Pes ve tiz anlatılırken görüntü değil ses taşımalı, çünkü o farkın görüntüde karşılığı yok. Kenar ile desen karşılaştırması iki farklı uzunlukta klavye üstünde aynı anda kurulmalı ve her ikisinde de aynı öbek işaretlenmeli; kullanılan görüntülerde marka, model adı ya da üretici logosu bulunmamalı, tuş sayısını gösteren bir sayaç ya da ölçüm göstergesi de kadraja girmemeli.

Bu ders hangi kursun parçası

PNO-000 — Piyano Seçimi ve İlk 7 Gün kursunun 6 modülünden 5. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.