Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yarım ses batı müziğindeki en küçük mesafedir ve piyanoda birbirine komşu iki tuş arasındaki adımdır; tam ses iki yarım ses eder.
Beyaz tuşlar arasındaki mesafeler eşit değildir ve sırası tam, tam, yarım, tam, tam, tam, yarımdır; mi ile fa ve si ile do arasında siyah tuş bulunmamasının sebebi budur.
Bir sekizli on iki yarım sese bölünmüştür ama elimizde yedi ad vardır; kalan beş ses komşularından ödünç adla, diyez ve bemol işaretleriyle çağrılır.
Bir notanın önüne konan değiştirici işaret yalnız o ölçü boyunca geçerlidir; parça boyunca geçerli olan tek şey anahtarın yanındaki donanımdır.
Sekizlinin on iki eşit parçaya bölünmesi bir doğa yasası değil bir mühendislik uzlaşmasıdır; her tondan çalabilmeyi mümkün kılmış, karşılığında bütün aralıkları biraz bozmuştur.
Açılış sahnesi
Bir piyanonun önünde duruyorsun.
Beyaz tuşlara bakıyorsun ve saymaya başlıyorsun. Do, re, mi, fa, sol, la, si. Yedi tane. Sonra tekrar do.
Şimdi siyah tuşlara bak.
Onların adı yok. Kimse sana onları öğretmedi. İkişer üçer gruplanmışlar ve aralarında düzensiz boşluklar var.
Ama daha da tuhaf bir şey var. Say bakalım: her beyaz tuşun arasında siyah tuş var mı?
Yok. Mi ile fa arasında hiç siyah tuş yok. Si ile do arasında da yok.
Bu bir üretim hatası değil. Klavyenin en çok merak edilen tuhaflığı, aslında bütün batı müziğinin üzerine kurulduğu tek karardır.
Bu derste o karara bakacağız. Ve bittiğinde siyah tuşlar sana özel, zor ya da yabancı görünmeyecek.
Bu derste ne olacak
Önce sesler arasındaki en küçük mesafeyi tanımlayacağız. Sonra yedi adla on iki sesin nasıl anlatıldığını göreceğiz; yani diyez, bemol ve natürel işaretlerini. Ardından klavyedeki o düzensizliğin nereden geldiğine bakacağız. Sonra aynı sesin iki farklı adı olabilmesi meselesine, yani enharmoniye geleceğiz. En sonda da bu on iki sesli sistemin evrensel olmadığını, bir tercih olduğunu göreceğiz. Ders bittiğinde herhangi bir sesten yukarı ya da aşağı yarım ses sayabiliyor ve bir partisyondaki değiştirici işaretlerin ne kadar süre geçerli olduğunu bilecek durumda olacaksın.
Sıfır noktası
Bir cetvel düşün.
Üzerinde santimetre işaretleri var ve aralarındaki mesafe hep eşit. Bir yerden başlayıp saymaya başlarsan nerede olduğunu her zaman bilirsin.
Şimdi tuhaf bir cetvel düşün. Üzerindeki işaretlerin bazıları bir santimetre arayla, bazıları yarım santimetre arayla konmuş. Ve sen bunu bilmiyorsun.
Piyanonun beyaz tuşları tam olarak böyle bir cetvel.
Do'dan re'ye giderken aradan bir siyah tuş atlarsın. Re'den mi'ye de öyle. Ama mi'den fa'ya giderken hiçbir şey atlamazsın; hemen yanındadır.
Yani beyaz tuşlar arasındaki mesafeler eşit değil. İki farklı mesafe var.
Küçük olana yarım ses diyoruz. Batı müziğinde iki ses arasındaki en küçük mesafedir ve piyanoda birbirine komşu iki tuş arasındaki adımdır; rengine bakılmaz.
Büyük olana tam ses diyoruz ve iki yarım ses eder.
Şimdi yedi beyaz tuşun arasındaki mesafeleri sırayla söyleyeyim. Do'dan re'ye tam. Re'den mi'ye tam. Mi'den fa'ya yarım. Fa'dan sol'e tam. Sol'den la'ya tam. La'dan si'ye tam. Si'den do'ya yarım.
Tam, tam, yarım, tam, tam, tam, yarım.
Bu diziyi ezberle. Bütün batı müziği kuramının üzerine kurulduğu tek satır budur ve bir sonraki modüllerde tekrar tekrar karşına çıkacak.
Mekanizma
On iki ses, yedi ad
Bir sekizlinin içinde kaç yarım ses var?
Az önceki diziyi toplayalım. Beş tam ses ve iki yarım ses. Tam sesler ikişer sayılır: on artı iki, on iki.
Yani bir sekizli on iki yarım sese bölünmüştür. Piyanoda bir do'dan bir üstteki do'ya kadar sayarsan, siyah beyaz demeden tam on iki tuş atlarsın.
Ama elimizde sadece yedi ad var.
İşte bütün mesele burada. Beş sesin kendi adı yok ve onları adlandırmak için komşularından ödünç alıyoruz.
Diyez, bemol ve natürel
Bir notanın adının önüne konan küçük bir işaret, o notayı yarım ses kaydırır.
Diyez işareti notayı yarım ses yukarı taşır. Fa diyez, fa'nın hemen sağındaki sestir.
Bemol işareti notayı yarım ses aşağı taşır. Si bemol, si'nin hemen solundaki sestir.
Natürel işareti ise önceki bir değiştirmeyi iptal eder ve notayı asıl hâline döndürür.
Şimdi klavyeye dön. Do ile re arasındaki siyah tuşun iki adı var: do'dan bakarsan do diyez, re'den bakarsan re bemol. Aynı tuş, aynı ses, iki ad.
Bu, sistemin bir kusuru değil. Bir sonraki modüllerde göreceksin ki bir sesin hangi adla çağrıldığı, o sesin müzik içinde ne iş yaptığını söyler.
Neden mi ile fa arasında siyah tuş yok
Şimdi açılıştaki soruya dönelim.
Yedi beyaz tuşun arasında beş siyah tuş var. Yedi tuş arasında altı boşluk vardır; ama beş siyah tuşumuz olduğuna göre bir boşluk eksik kalıyor. Aslında iki boşluk eksik: mi ile fa, si ile do.
Sebep şu: o iki yer zaten yarım ses. Aralarına koyacak bir şey yok.
Yani siyah tuşların düzensiz görünen dağılımı rastgele değil; doğrudan az önce ezberlediğin tam tam yarım tam tam tam yarım dizisinin görsel karşılığı. Klavyeye bakarken aslında o diziyi görüyorsun.
Ve bu düzensizlik bir kolaylıktır. Bütün tuşlar tek tip olsaydı elin klavyede nerede olduğunu göremezdi; siyah tuş grupları körlemesine yön bulmayı sağlar. Piyanistlerin gözlerini kapatarak çalabilmesinin sebebi budur.
Değiştirici işaret ne kadar sürer
Burada çok yaygın bir yanlış var, şimdiden söyleyelim.
Bir notanın önüne konan diyez ya da bemol, yalnız o notayı değil, aynı ölçü içindeki aynı yükseklikteki bütün aynı adlı notaları etkiler. Ölçü çizgisi geldiğinde etkisi biter.
Yani bir ölçüde fa'nın önüne diyez konmuşsa, o ölçüdeki diğer fa'lar da diyezlidir ve tekrar yazılmaz. Sonraki ölçüde ise fa yeniden natürel hâline döner.
Bunun tek istisnası bağdır: bir nota bağla sonraki ölçüye taşıyorsa değiştirme onunla birlikte gider.
Donanım: baştan söylenen değiştirmeler
Bir parçada aynı değiştirme sürekli tekrarlanacaksa, her seferinde yazmak yerine anahtarın hemen sağına toplu olarak konur. Buna donanım diyoruz.
Donanımdaki bir diyez, parçanın tamamında o adı taşıyan bütün notaları etkiler ve her ölçüde geçerlidir.
Bu, gerçekte bir kısaltmadır ama işlevi daha büyüktür: donanım aynı zamanda parçanın hangi tonda olduğunu söyler. O konuya iki modül sonra geleceğiz.
On iki eşit adım bir tercihtir
Son bir şey ve bu, dersin en önemli cümlesi olabilir.
Bugün kullandığımız piyanoda sekizli tam olarak on iki eşit parçaya bölünmüştür. Her yarım ses bir diğeriyle aynı büyüklüktedir.
Bu bir doğa yasası değil, bir mühendislik uzlaşmasıdır. Amacı her tondan çalabilmekti ve bedeli, hiçbir aralığın matematiksel olarak tam olmamasıydı. Kulak bu küçük sapmalara alıştı.
Dünyanın pek çok müzik geleneği bu bölmeyi kullanmaz. Türk müziği sekizliyi çok daha ince aralıklara böler ve bizim yarım ses dediğimiz mesafenin içinde birden fazla kullanılabilir perde tanır. Bu yüzden Türk müziği notasyonu batı portesine ek değiştirici işaretler ekler.
Yani "on iki ses" cümlesi, "batı müziğinde on iki ses" demektir.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Buraya kadarki kısım sistemi doğru kurdu. Şimdi işin ince tarafına geçelim.
Birincisi: enharmonik iki ad piyanoda aynı, her yerde aynı değildir. Fa diyez ile sol bemol piyanoda tek bir tuştur çünkü piyano eşit bölünmüştür. Ama perdesiz bir çalgıda ya da bir korist için ikisi biraz farklı yerde durabilir; icracı bağlama göre birini diğerinden azıcık tiz ya da pes alır. Bu fark ölçülebilir ama küçüktür ve iyi topluluklar onu bilerek kullanır.
İkincisi: adın seçimi bir dilbilgisi kuralıdır. Bir sesi fa diyez mi sol bemol mü yazacağın, o sesin cümledeki işlevine bağlıdır: yukarı mı çözülüyor aşağı mı, hangi tonun içindeyiz. Yanlış ad, notaları doğru çaldırsa bile okuyucuyu yanlış yöne bakmaya iter. Bu yüzden profesyonel yazımda enharmonik seçim keyfi değildir.
Üçüncüsü: değiştirici işaret bir renk aracıdır, bir düzeltme değil. Yeni başlayan öğrenci diyezi "biraz daha tiz çal" diye okur. Deneyimli okuyucu ise onu bir gerilim işareti olarak görür: donanımın dışına çıkan bir ses, çoğu zaman bir yere doğru çekiliyordur. Nereye çektiğini duymak, armoni öğrenmenin ilk adımıdır.
Dördüncüsü: eşit bölme kazanç kadar kayıptır. Her tondan çalabilmeyi mümkün kıldı ama bunun bedeli, saf oranların bozulmasıydı. Eski akort sistemlerinde bazı tonlar çok temiz, bazıları çalınamayacak kadar bozuktu. Bugün hepsi eşit derecede birazcık bozuk. Bu değiş tokuşu bilmek, "akort" kelimesinin neden hâlâ tartışmalı olduğunu açıklar.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Siyah tuşlar zor ya da ileri seviye notalardır. Değildir. Siyah tuşlar diğerleriyle tamamen aynı türde seslerdir; sadece yedi harfli adlandırma sistemine doğrudan sığmadıkları için ödünç adla çağrılırlar. Pek çok parça ağırlıklı olarak siyah tuşlarda çalınır ve bazıları beyaz tuşlu parçalardan kolaydır.
Yaygın yanlış: Her iki beyaz tuş arasında bir siyah tuş vardır. Yoktur. Mi ile fa ve si ile do arasında hiç yoktur, çünkü o iki komşuluk zaten yarım sestir. Bunu bilmeden aralık saymaya çalışan öğrenci her hesabında bir yanılır ve hatayı bulamaz.
Yaygın yanlış: Diyez işareti parça boyunca geçerlidir. Bir notanın önüne konan değiştirici işaret yalnız o ölçü boyunca geçerlidir; ölçü çizgisiyle biter. Parça boyunca geçerli olan tek şey donanımdaki işaretlerdir. İkisini karıştırmak deşifredeki en yaygın perde hatasıdır.
Yaygın yanlış: On iki ses müziğin doğal bölünmesidir. Değildir, bir uzlaşmadır. Türk müziği, Hint müziği ve pek çok başka gelenek sekizliyi başka türlü böler ve bunlar eksik ya da ilkel sistemler değildir. Bu akademide on iki sesli sistemi öğretiyoruz çünkü kapı açar, ama onu evrensel bir gerçek olarak sunmuyoruz.
Uygulama
Bir piyano ya da telefonundaki bir klavye uygulaması aç.
Bir do tuşuna bas ve oradan yukarı doğru bütün tuşlara sırayla bas; siyah beyaz ayırmadan. Bir sonraki do'ya vardığında kaç tuşa bastığını say. On iki çıkmalı.
Şimdi aynı şeyi yalnız beyaz tuşlarla yap. Yedi çıkacak.
Son adım: mi tuşuna bas, sonra sağındaki tuşa. Arada siyah tuş var mı? Aynı şeyi si için yap. Sonra do için yap ve farkı gör.
Bu üç deneyi yapan biri, tam ses ve yarım ses ayrımını bir daha unutmaz. Anlatarak öğretilmesi zor, parmakla öğrenilmesi kolay bir konudur.
Kilit özet
Yarım ses batı müziğindeki en küçük mesafedir ve piyanoda birbirine komşu iki tuş arasındaki adımdır; tam ses iki yarım ses eder.
Beyaz tuşlar arasındaki mesafeler eşit değildir ve sırası tam, tam, yarım, tam, tam, tam, yarımdır; mi ile fa ve si ile do arasında siyah tuş bulunmamasının sebebi budur.
Bir sekizli on iki yarım sese bölünmüştür ama elimizde yedi ad vardır; kalan beş ses komşularından ödünç adla, diyez ve bemol işaretleriyle çağrılır.
Bir notanın önüne konan değiştirici işaret yalnız o ölçü boyunca geçerlidir; parça boyunca geçerli olan tek şey anahtarın yanındaki donanımdır.
Sekizlinin on iki eşit parçaya bölünmesi bir doğa yasası değil bir mühendislik uzlaşmasıdır; her tondan çalabilmeyi mümkün kılmış, karşılığında bütün aralıkları biraz bozmuştur.
Sonraki derse köprü
Artık iki ses arasındaki mesafeyi yarım ses cinsinden sayabiliyorsun. Bu, elindeki en güçlü araç.
Şimdi o aracı kullanmaya başlıyoruz. Bir sonraki modülde aralıkları kuracağız: iki ses arasındaki mesafeyi yalnız saymakla kalmayıp adlandırmayı ve duymayı öğreneceğiz. Çünkü melodinin de armoninin de tamamı aralıklardan yapılır.