Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir gamın her sesinden akor kurduğunda majör tonda sıra her zaman aynı çıkar: birinci, dördüncü ve beşinci majör, ikinci, üçüncü ve altıncı minör, yedinci eksiktir.
Akorlar roma rakamlarıyla adlandırılır ve bu adlandırma şarkının yapısını tondan bağımsız olarak taşır; ton değiştiğinde ses adları değişir, dereceler değişmez.
Yedi akor üç işlev ailesine ayrılır: tonik ev, subdominant çıkış, dominant en yüksek gerilim ve eve dönüş isteğidir; tipik hareket bu sırayı izler.
Dominantın çekme gücü bir gelenek değil, içindeki yeden sesinin toniğe yarım ses uzaklıkta olmasının ve yedili eklendiğinde giren tritonusun doğrudan sonucudur.
Kadans, müzik cümlesinin noktalamasıdır ve dördü de aynı malzemeyle yapılır; farkı yaratan şey akorlar değil, kurulmuş beklentinin nasıl karşılandığıdır.
Açılış sahnesi
Bir sokak müzisyeni gitarını akort ediyor ve yanına biri yaklaşıyor.
"Şu şarkıyı biliyor musun?"
Müzisyen bir saniye düşünüyor. "Bilmiyorum ama söyle, çalarım."
Ve gerçekten çalıyor. Hiç duymadığı bir şarkıya, ikinci dizeden itibaren doğru akorlarla eşlik ediyor.
Bu bir yetenek gösterisi değil. Bir sistem bilgisi.
O müzisyen tek tek akorları tahmin etmiyor. Bir tonun içinde akorların hangi rolleri oynayabileceğini biliyor ve şarkı ilerlerken hangi rolün geldiğini duyuyor.
Yedi akorluk küçük bir kadro ve birkaç tipik dizilim. Popüler müziğin çok büyük bir kısmı bu kadronun içinde geçiyor.
Bu ders o kadroyu ve rollerini kuruyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir tonun kendi akorlarını çıkaracağız; gamın her sesinden bir akor kurmayı. Sonra bu akorları roma rakamlarıyla adlandıracağız ve bu adlandırmanın neden ezberden çok daha güçlü olduğunu göreceğiz. Ardından üç işlev ailesini kuracağız: tonik, subdominant ve dominant. Sonra kadanslara geçeceğiz, yani cümle sonlarına. En sonda minörde işlerin nasıl değiştiğine bakacağız. Ders bittiğinde bir akor dizilimini derece diliyle okuyabiliyor ve bir şarkıyı başka bir tona aktarabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir önceki modülde akorun nasıl kurulduğunu öğrendik: bir gamda bir atlaya bir seçmek.
Şimdi bunu gamın her sesi için yapalım.
Do majör gamında do'dan başlayıp bir atlaya bir seçtik: do, mi, sol. Majör akor.
Şimdi re'den başlayalım. Re, fa, la. Bunu ölç: re'den fa'ya minör üçlü, fa'dan la'ya majör üçlü. Yani minör akor.
Mi'den: mi, sol, si. Minör akor.
Fa'dan: fa, la, do. Majör.
Sol'den: sol, si, re. Majör.
La'dan: la, do, mi. Minör.
Si'den: si, re, fa. İki minör üçlü üst üste; eksik akor.
Şimdi durup listeye bak. Do majör tonunda yedi akor var ve sırası şu: majör, minör, minör, majör, majör, minör, eksik.
Hiç seçim yapmadık. Hiçbir şeyi biz kararlaştırmadık. Bu sıra, gamın kendi aralık deseninden çıktı.
Ve işte dersin ilk büyük fikri: bu sıra bütün majör tonlarda aynıdır. Hangi tondan başlarsan başla, birinci ve dördüncü ve beşinci derece majör, ikinci ve üçüncü ve altıncı minör, yedinci eksiktir.
Mekanizma
Roma rakamları: tondan bağımsız düşünmek
Akorları adlarıyla anmak yerine gamdaki sıra numaralarıyla anarız ve bunun için roma rakamı kullanırız.
Büyük harfli rakam majör akoru, küçük harfli rakam minör akoru gösterir. Eksik akorun yanına küçük bir daire konur.
Do majörde: birinci derece do majör, ikinci re minör, üçüncü mi minör, dördüncü fa majör, beşinci sol majör, altıncı la minör, yedinci si eksik.
Şimdi asıl gücü görelim.
Bir şarkının akorları birinci, dördüncü, beşinci, birinci diye ilerliyorsa, bu bilgi do majörde do, fa, sol, do demektir. Ama aynı şarkıyı sol majörde çalmak istersen sol, do, re, sol olur.
Derece dili sana şarkının YAPISINI verir; ses adları yalnız o andaki halini verir.
Bu yüzden profesyonel müzisyenler kendi aralarında akorları çoğu zaman numarayla konuşur. Solist tonu değiştirdiğinde kimsenin yeniden bir şey öğrenmesi gerekmez.
Üç işlev ailesi
Yedi akor eşit değil. Kulakta üç ayrı role ayrılıyorlar.
Tonik işlev: ev. Birinci derece bunun merkezidir; altıncı ve üçüncü dereceler de ona yakın durur ve benzer bir dinginlik taşır. Bir parça burada başlar ve genellikle burada biter.
Subdominant işlev: evden çıkış. Dördüncü ve ikinci dereceler buradadır. Ne evdesin ne de kapıdasın; hareket başlamıştır ama gerilim henüz düşük.
Dominant işlev: en yüksek gerilim ve eve dönme isteği. Beşinci derece bunun merkezidir; yedinci derece de aynı aileden sayılır. Bu akorlarda tonun yeden sesi bulunur ve o ses toniğe yarım ses uzaklıktan çekilir.
Şimdi bütün klasik armoninin özetini tek cümlede vereyim: tipik hareket tonikten subdominanta, oradan dominanta, oradan tonike döner.
Ev, çıkış, gerilim, dönüş. Bir cümle gibi.
Neden beşinci derece eve çeker
Bunu boş bir kural olarak bırakmayalım.
Beşinci derece akorunun içinde tonun yedinci derecesi vardır ve o ses tonike yarım ses uzaklıktadır. Yedinci modülde bir gamı sondan bir önceki sesle bıraktığımızda hissettiğin o asılı kalma duygusu, tam olarak bu sesin işidir.
Beşinci dereceye bir de yedili eklersen içine bir tritonus girer ve gerilim daha da artar. O akorun çözülme isteği artık neredeyse fiziksel olur.
Yani dominantın gücü bir gelenek değil, iki aralığın doğrudan sonucudur.
Kadans: cümlenin noktalaması
Bir müzik cümlesinin nasıl bittiğine kadans diyoruz. Yazıdaki noktalama işaretlerinin karşılığıdır.
Beşinci dereceden birinciye gidiş en güçlü kapanıştır; noktadır. Cümle bitmiştir, yeni bir şey başlayabilir.
Dördüncü dereceden birinciye gidiş de kapatır ama daha yumuşak, daha törensel duyulur. Kilise müziğindeki amin söyleyişinin kalıbı budur.
Cümleyi beşinci derecede bırakırsan kapanmaz; asılı kalır. Bu, virgüldür. Dinleyici devam edeceğini bilir.
Beşinci dereceden birinciye gitmesi beklenirken altıncıya gidersen dinleyici hazırlandığı yere varamaz. Buna aldatıcı kadans denir ve şarkının bitmesi beklenen yerde bir bölüm daha açmanın klasik yoludur.
Dikkat et: dördü de aynı malzemeyle yapılıyor. Fark, beklentiyi nasıl karşıladığında.
Minörde ne değişir
Minör tonda aynı işlemi yaptığında sıra farklı çıkar; doğal minörde beşinci derece akoru minör olur.
Ve bu bir sorun yaratır. Minör beşinci derece akorunda yeden sesi yoktur; toniğe yarım ses çekme kaybolur ve kapanış zayıflar.
Yedinci modülde armonik minörü tam da bunun için kurmuştuk: yedinci dereceyi yükseltmek.
Yükseltince ne olur? Beşinci derece akoru majöre döner ve çekme geri gelir.
Bu yüzden minör tondaki parçalarda beşinci derece neredeyse her zaman majör kullanılır, donanımda öyle yazmasa bile. Armonik minörün varlık sebebi, kuramsal bir merak değil, bu tek pratik ihtiyaçtır.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Buraya kadarki kısım kadroyu ve rollerini kurdu. Şimdi ince tarafa geçelim.
Birincisi: işlev bir liste değil bir eğilimdir. Altıncı derece çoğu bağlamda tonik işlev taşır ama bazı dizilimlerde subdominant gibi de davranabilir. Bir akorun rolünü belirleyen şey yalnız derecesi değil, öncesinde ve sonrasında ne olduğudur. Kuramın kutuları öğrenmeyi kolaylaştırır; uygulamada sınırlar geçirgen.
İkincisi: akor değişim hızı da bir armoni kararıdır. Aynı dört akorluk döngü, her akoru bir ölçü tutarak ya da her ölçüde iki akor koyarak çalınabilir ve sonuç bambaşka duyulur. Yeni başlayan aranjörler hangi akorların kullanılacağına odaklanır; deneyimliler ne kadar süre kalınacağına da aynı ağırlığı verir.
Üçüncüsü: dominantın çözülmesi bir zorunluluk değil bir alışkanlıktır. Blues'ta dominant yedili akorlar üst üste çözülmeden gelir ve bu bir hata değil, türün kimliğidir. Klasik uygulamada aynı akorun çözülmemesi kural ihlali sayılır. Aynı yapıya iki gelenek iki farklı beklenti yüklemiştir; kuralı öğrenirken hangi geleneğin kuralı olduğunu da öğrenmek gerekir.
Dördüncüsü: iyi armoni bas hattıyla birlikte düşünülür. Bir akor dizilimini yalnız akor adlarıyla planlayıp bas sesi sonra düşünmek, sıçrayan ve tökezleyen bir alt çizgi üretir. Deneyimli yazarlar akor seçimini ve bas hareketini aynı anda kurar; çevrim burada bir süs değil, cümleyi yürüten şeydir.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Akorlar kulağa hoş geldiği için seçilir. Kısmen doğru ama işin küçük kısmı. Akorlar işlevlerine göre seçilir ve "hoş gelme" duygusunun kendisi büyük ölçüde o işlevlerin kurduğu beklentiden doğar. Sistemi bilmeyen biri işe yarayan dizilimleri bulur ama neden işe yaradığını bilmediği için yeni durumda tıkanır.
Yaygın yanlış: Roma rakamları gereksiz bir akademik süstür. Tam tersine, en pratik araçtır. Solist tonu değiştirdiğinde ses adlarıyla düşünen müzisyen her şeyi yeniden hesaplar; derecelerle düşünen hiçbir şey yapmaz. Stüdyolarda kullanılan numara sistemleri bunun mesleki kanıtıdır.
Yaygın yanlış: Beşinci dereceden birinciye gidiş yalnız parçanın sonunda olur. Olmaz; bir parçanın içinde onlarca kez geçebilir ve her seferinde küçük bir kapanış üretir. Bu, cümle yapısını kuran şeydir. Kadansı yalnız final olarak düşünen öğrenci, parçanın iç bölümlenmesini duyamaz.
Yaygın yanlış: Minör tonda beşinci derece minördür. Doğal minöre bakarsan öyle görünür ama uygulamada neredeyse her zaman majör kullanılır, çünkü kapanışın yeden sesine ihtiyacı vardır. Donanımda yazmayan bir yükseltme, icracı tarafından beklenir. Kâğıda bakıp uygulamayı çıkarmaya çalışan öğrencinin en sık yanıldığı yerdir.
Uygulama
Bir klavye ya da gitar al ve do majörde üç akoru bul: do majör, fa majör, sol majör.
Bunları şu sırayla çal ve her akorda dört vuruş bekle: birinci, dördüncü, beşinci, birinci.
Şimdi son akoru çalma. Beşincide dur ve bekle.
Kulağının nasıl asılı kaldığını dinle. İşte dominant işlevi budur ve tarif edilerek değil, ancak böyle öğrenilir.
Son adım: aynı diziyi sol majörde çal. Yani sol, do, re, sol. Aynı hissi verdi mi?
Verdiyse derece dilini gerçekten anlamışsın demektir; çünkü ses adları tamamen değişti ama yapı korundu.
Kilit özet
Bir gamın her sesinden akor kurduğunda majör tonda sıra her zaman aynı çıkar: birinci, dördüncü ve beşinci majör, ikinci, üçüncü ve altıncı minör, yedinci eksiktir.
Akorlar roma rakamlarıyla adlandırılır ve bu adlandırma şarkının yapısını tondan bağımsız olarak taşır; ton değiştiğinde ses adları değişir, dereceler değişmez.
Yedi akor üç işlev ailesine ayrılır: tonik ev, subdominant çıkış, dominant en yüksek gerilim ve eve dönüş isteğidir; tipik hareket bu sırayı izler.
Dominantın çekme gücü bir gelenek değil, içindeki yeden sesinin toniğe yarım ses uzaklıkta olmasının ve yedili eklendiğinde giren tritonusun doğrudan sonucudur.
Kadans, müzik cümlesinin noktalamasıdır ve dördü de aynı malzemeyle yapılır; farkı yaratan şey akorlar değil, kurulmuş beklentinin nasıl karşılandığıdır.
Sonraki derse köprü
Artık akorlara rol verebiliyorsun ve bir dizilimi tondan bağımsız okuyabiliyorsun.
Ama şu ana kadar hep dikey baktık: aynı anda hangi sesler var. Melodinin kendisi hakkında hiçbir şey konuşmadık.
Bir sonraki modülde motife, cümleye ve forma geçiyoruz. Yani müziğin yatay tarafına: bir fikrin nasıl doğduğuna, nasıl tekrarlandığına ve bir parçanın nasıl bölümlere ayrıldığına.