Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Öne çıkmak ile yüksek olmak farklı şeyler. Öne çıkmak dört şeye bağlı: seviye, çevredeki boşluk, yakınlık işaretleri ve dinleyicinin beklentisi.
Orta bölgede sahiplik dağıtılamıyor. Örgütlenme frekansta değil zamanda: aynı bölgeyi paylaşan iki kaynak aynı anda öne çıkmıyorsa sorun yok.
Vokali yükseltmek rakibini kısmaktan çok daha fazla duyuluyor. Rakip genellikle bir ya da iki kanal ve susturarak bulunuyor.
Sabit müdahale her yere dokunuyor, olaya bağlı müdahale yalnız soruna dokunuyor. Bu fikir alt bölgede, orta bölgede ve tizli seslerde aynı biçimde çalışıyor.
Anlaşılırlık gövdeden değil ünsüzlerden geliyor. Sözler anlaşılmıyorsa neyin yüksek değil, neyin parlak olduğuna bakılıyor.
Genişlik farktan geliyor. İki ayrı alma genişletiyor, özdeş bir kopya yalnız yükseltiyor.
Açılış sahnesi
Biri vokali bir türlü yerine oturtamıyor.
Yükseltiyor. Vokal öne çıkmıyor, bağırmaya başlıyor. Parçanın üstünde ayrı duran, yapıştırılmış gibi bir şeye dönüşüyor.
Kısıyor. Bu kez içeri gömülüyor ve sözler kayboluyor.
Fader'ı milimetrelerle oynatıyor ve iki durum arasında çalışan bir yer bulamıyor. Ya bağırıyor ya kayboluyor.
Sonunda bir şey deniyor: gitarları tamamen susturuyor.
Ve vokal, az önceki seviyesinden daha DÜŞÜK bir yerdeyken hem net hem parçanın içinde duruyor.
Yani vokal hiçbir zaman sessiz değildi.
Yeri doluydu.
Buradan bu dersin iki cümlesi çıkıyor.
Birincisi: öne çıkmak ile yüksek olmak aynı şey değil.
İkincisi: bir şeyi öne çıkarmanın yolu genellikle onu yükseltmek değil, çevresini düzenlemek.
Fader tek başına kullanıldığında elinde yalnız bir araç var ve o araç bağırtmaktan başka bir şey yapmıyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir mikste bir şeyin neden öne çıktığını kuracağız; seviye bunun yalnız dörtte biri. Sonra orta bölgede on kaynağın nasıl paylaştığını göreceğiz, çünkü orada sahiplik dağıtılamıyor. Ardından vokale yer açmayı ele alacağız. Vokalin dinamiğini ve tizli seslerin özel durumunu konuşacağız. Sözlerin anlaşılırlığını hangi bölgenin taşıdığını göreceğiz. En sonda katmanlamayı, genişliği ve vokalin mekânını ele alacağız.
Sıfır noktası
Bir mikste bir kaynağın öne çıkması dört şeye bağlı ve seviye bunlardan yalnız biri.
Birincisi seviye. Daha yüksek olan daha çok duyuluyor. En bilinen ve en çok abartılan araç bu.
İkincisi çevresindeki boşluk. Bir kaynağın kendi bölgesinde ve kendi anında rakibi yoksa, düşük seviyede bile net duyuluyor.
Üçüncüsü yakınlık işaretleri. Kuru olmak, transient'i net olmak ve üst bölgede ayrıntı taşımak; bunların hepsi kulakta yakınlık anlamına geliyor. Altıncı derste mesafeyi kuran şeyin oran olduğunu konuşmuştuk; burası onun ters yönü.
Dördüncüsü beklenti. Dinleyici bir şarkıda vokali zaten arıyor. Onu bulmasına izin verdiğinde fazladan bir şey yapmana gerek kalmıyor.
Şimdi açılış sahnesinin cevabı görünüyor.
O kişi dört araçtan yalnız birini kullanıyordu ve o araç sınıra dayanmıştı.
Bağırmak, seviyeyi diğer üçü olmadan kullanmanın adı.
Öne çıkarmak ise dördünü birlikte kullanmak.
Mekanizma
On kaynak, tek bölge: sıra kimde
Bir önceki derste alt bölgede iki kaynak vardı ve bir sahiplik kararı verilmişti.
Orta bölgede on kaynak var ve on sahip olamıyor.
Yani burada örgütlenme ilkesi değişiyor. Soru "bu bölge kimin" değil; "şu anda olay kim".
Şöyle işliyor. Bir şarkının herhangi bir anında dinleyicinin dikkatini hak eden tek bir şey var. Geri kalan her şey bağlam.
Ve o tek şey zaman içinde değişiyor. Kıtada vokal, aradaki boşlukta gitar cevabı, nakaratta yine vokal.
Buradan çıkan ilke şu: iki kaynak aynı frekans bölgesini paylaşabiliyor, yeter ki aynı anda öne çıkmasınlar.
Beşinci derste zamanda maskelemeyi konuşmuştuk. Bu, aynı fikrin düzenleme ölçeğindeki hâli.
Pratikte yapılacak iş şu: parçayı bölüm bölüm dinle ve her bölümde "burada olay kim" diye sor. Cevabı tek kelimeyle yaz.
Sonra o bölümde başka bir şey olayla aynı anda dikkat çekiyorsa, ikisinden biri geri çekilecek.
Ve dürüst bir sınır: iyi bir düzenleme bu işi zaten yapmış oluyor. Kaynaklar sırayla konuşuyor, boşluklar bırakılmış oluyor. Her şeyin sürekli çaldığı bir düzenlemede hiçbir miks tekniği bu sırayı kuramıyor; orada yapılacak şey miks değil, susturmak.
Vokal için yer açmak
Vokal, kulağın en duyarlı olduğu yerde yaşıyor. Üçüncü derste bunu konuşmuştuk ve burada doğrudan bir sonucu var.
O bölgede yapılan her hareket, başka bölgelerde yapılandan daha çok duyuluyor.
Bunun pratik karşılığı önemli: vokali yükseltmek, rakibini kısmaktan daha çok fark ediliyor.
Vokali yükselttiğinde miksin bütün dengesi kayıyor; her şey vokale göre yeniden ölçülüyor. Rakibini kıstığında ise tek bir şey değişiyor.
Yani yer açmak, yükseltmekten hem daha ucuz hem daha az duyuluyor.
Peki rakip kim?
Genellikle bir ya da iki kaynak ve genellikle dar bir bölgede. Bütün miks değil.
Bulma yöntemi açılış sahnesindeki hamlenin kendisi: kanalları tek tek sustur ve vokalin hangi kanal sustuğunda rahatladığına bak. Bu, birkaç dakika süren ve neredeyse her zaman bir cevap veren bir arama.
Bulduğunda iki seçenek var.
Birincisi sabit bir kesme: o kaynakta vokalin bölgesinden bir miktar almak.
İkincisi ve genellikle daha iyisi: kesmeyi yalnız vokal söylerken yaptırmak.
Sekizinci derste basın kick'e bakmasını konuşmuştuk. Aynı mekanizma burada gitarın vokale bakması olarak çalışıyor. Vokal girdiğinde gitar o bölgede bir miktar geri çekiliyor, vokal sustuğunda geri geliyor.
Sonuç şu: gitar hiçbir şey kaybetmiyor, çünkü yalnız vokalin olduğu anlarda geri çekiliyor. Ve vokal hiç yükseltilmeden öne geliyor.
Vokalin dinamiği ve tizli sesler
Vokal, mikste dinamik aralığı en geniş kanal.
Fısıltıyla söylenen bir hece ile tam güçle söylenen bir nota arasındaki mesafe, hiçbir enstrümanda bu kadar büyük değil.
Üstelik vokalde her an önemli. Bir davulda kaçırılan bir vuruş fark edilmiyor; bir vokalde kaçırılan bir kelime anlamı bozuyor.
Bu ikisi birleşince vokal, en çok dinamik kontrol gerektiren ve aynı zamanda kompresyonun kusurlarını en çok gösteren kanal oluyor.
İşleyen sıra beşinci derste kurduğumuzun aynısı.
Önce elle düzelt. Fazla yüksek kelimeleri tek tek kıs, kaybolan kelimeleri tek tek aç. Bu iş uzun sürüyor ve karşılığını kompresörün çok daha az çalışmasıyla ödüyor.
Sonra hafif kompresyon. Elle düzeltilmiş bir vokalde kompresörün önünde tek tük aşırılık kalıyor; iş, genel dengeyi korumaya iniyor.
Gerekirse ikiye böl. Beşinci derste söylediğimiz gibi, aynı toplam kısmayı iki araca paylaştırmak tek araca yaptırmaktan daha sessiz kalıyor.
Bir de vokale özgü bir sorun var: tizli sesler.
Bazı ünsüzler çok kısa sürüyor, çok yüksek seviyeye çıkıyor ve dar bir tiz bölgede yoğunlaşıyor. Bir cümlede birden fazla geçtiğinde rahatsız edici hâle geliyorlar.
Sabit bir kesme burada yanlış araç. O bölgeyi sürekli kestiğinde vokalin parlaklığını ve havasını da alıyorsun; oysa sorun yalnız birkaç hecede.
Doğru araç, yalnız o sesler geldiğinde devreye giren bir kesme.
Bu, dersin üçüncü kez karşımıza çıkan mekanizması. Sabit bir müdahale her yere dokunuyor; olaya bağlı bir müdahale yalnız soruna dokunuyor.
Alt bölgede kick basa baktırıyordu. Orta bölgede vokal gitara baktırıyor. Tiz bölgede tizli sesler kendi kesmelerini tetikliyor.
Üçü aynı fikrin üç yerdeki hâli ve bu fikri bir kez anladığında mikste çok sayıda sorun aynı kapıya çıkıyor.
Anlaşılırlık hangi bölgede yaşıyor
Sözler anlaşılmıyorsa ilk refleks vokali yükseltmek oluyor ve genellikle işe yaramıyor.
Sebebi şu: anlaşılırlık vokalin gövdesinden gelmiyor.
Bir hecenin ne olduğunu ünsüzler söylüyor ve ünsüzler üst orta bölgede yaşıyor. Üçüncü derste bu bölgeyi atağın ve anlaşılırlığın yeri olarak tanımlamıştık.
Yani vokalin alt gövdesini açmak onu kalınlaştırıyor ve bir kelime bile daha anlaşılır kılmıyor.
Buradan çok kullanışlı bir teşhis çıkıyor.
Sözler anlaşılmıyorsa, mikste neyin yüksek olduğuna değil, neyin PARLAK olduğuna bak.
Rakip genellikle vokale benzemeyen şeyler oluyor: ziller, bozulmuş gitarlar, parlak sentez katmanları, bazı perküsyon sesleri.
Bunlar vokalle aynı gövdeyi paylaşmıyor, ama ünsüzlerin yaşadığı yeri paylaşıyor.
Bir de kayıt tarafı var ve dürüst olmak gerekiyor: ünsüzleri zayıf söylenmiş bir performans mikste tam olarak kurtarılmıyor. O bölgeyi yükseltmek ünsüzü getirmiyor, yalnız gürültüyü ve tizli sesleri getiriyor.
Katmanlama ve genişlik
Aynı partiyi çalan birden fazla kaynak, mikste yaygın bir araç. Ama bir koşulu var.
Katmanlar bir şeyde birbirinden farklı olmalı: kayıt zamanı, tını ya da bölge.
Farklı değillerse yalnız daha yüksek ve daha bulanık oluyorlar.
Buradan sık yapılan bir hata çıkıyor.
İki ayrı almayı iki yana açtığında genişlik oluşuyor, çünkü iki alma birbirinin aynısı değil; küçük zamanlama ve tını farkları kulakta genişlik olarak okunuyor.
Tek bir almanın kopyasını iki yana açtığında ise hiçbir şey olmuyor. İki özdeş sinyal toplandığında ortada duruyor; genişlemiyor, yalnız yükseliyor.
Genişlik farktan geliyor, kopyadan değil.
Dolgu görevi gören kaynaklar için ise ayrı bir yaklaşım var. Klavye katmanları, ped sesleri ve oda mikrofonları genellikle bir şey anlatmak için değil, boşluğu doldurmak için orada.
Bunlar mikste yer verilirken ilk vazgeçilen kanallar oluyor. Alttan ve üstten belirgin biçimde filtrelemek, onları görevlerinden etmeden diğerlerine yer açıyor.
Bir dolgu kanalını tamamen kapattığında bir şey kaybolmuyorsa, o kanal zaten yer kaplıyordu.
Vokalin mekânı ve bölümler arası değişim
Vokalin mekânı iki taleple aynı anda uğraşıyor.
Bir yandan diğer her şeyden daha önde olması isteniyor, yani kuru kalması gerekiyor.
Öte yandan tamamen kuru bir vokal parçanın üstüne yapıştırılmış gibi duruyor, yani bir mekâna ihtiyacı var.
Altıncı derste bu ikisini uzlaştıran iki aracı kurmuştuk. Pre-delay, doğrudan sesi temiz geçirip mekânı arkaya alıyor. Delay ise yalnız cümle aralarında duyulduğu için sözlerin üstüne binmiyor.
Yoğun bölümlerde delay, seyrek bölümlerde reverb yaygın bir düzen ve sebebi netlik.
Bu derste eklenecek yeni şey ise bölümler arası değişim.
Vokalin mekânı şarkı boyunca aynı kalmak zorunda değil.
Kıtada daha kuru, nakaratta daha ıslak bir vokal, hiçbir seviye değişikliği olmadan nakaratın açıldığı hissini veriyor.
Bunun sebebi bir önceki dersteki karşıtlık ilkesiyle aynı: mesafe karşılaştırmayla algılanıyor. Kıta kuru olduğu için nakaratın mekânı büyük duyuluyor.
Ve bu, seviye artırmadan enerji artırmanın yollarından biri; kalabalıklaşmadan büyümek anlamına geliyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: bir vokali öne çıkarmanın en az kullanılan yolu, çevresindeki kaynakların mekânını artırmak. Yer açmak denince akla ton ve seviye geliyor; oysa derinlik düzlemi de kullanılabiliyor. Gitarları biraz ıslatmak, vokale hiç dokunmadan onu öne getiriyor, çünkü altıncı derste konuştuğumuz oran değişiyor: vokal göreli olarak daha kuru kalıyor ve kuru olan yakın duyuluyor. Bu hamlenin avantajı, frekans dengesine hiç dokunmaması; miksin tonunu bozmadan mesafe kazandırıyor.
İkincisi: vokalin yerini bulmanın en hızlı yolu, onu bulunması gereken en zor bölümde ayarlamak. Çoğu kişi nakaratta ayar yapıyor, çünkü orada vokal zaten öne geliyor. Oysa vokalin gerçekten zorlandığı yer genellikle ikinci kıta ya da köprü; oralarda düzenleme kalabalıklaşmış ve vokal yorulmuş oluyor. Orada oturan bir ayar diğer her yerde de oturuyor. Tersi doğru değil ve bu, sekizinci dersteki kalabalık bölümde karar verme ilkesinin vokale uygulanmış hâli.
Üçüncüsü: arka vokaller ana vokalin rakibi değil, mekânı olarak düşünüldüğünde çok daha kolay yerleşiyor. Arka vokaller ana vokalle aynı bölgede aynı sözleri söylüyor; doğrudan rakip konumundalar. Ama işlevleri ana vokali desteklemek. Bu yüzden onları ana vokalle aynı mesafede tutmak yerine belirgin biçimde geriye ve yanlara almak, çakışmayı ortadan kaldırıyor. Genellikle üst bölgelerini de kısmak gerekiyor; anlaşılır olmaları gerekmiyor, çünkü söyledikleri şey zaten ana vokalde anlaşılıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Vokal duyulmuyorsa yükseltilir." Öne çıkmak dört bileşenden yalnız birine bağlı. Yalnız seviyeyle çalışıldığında vokal ya bağırıyor ya kayboluyor; ara konum bulunamıyor.
Yaygın yanlış: "Orta bölgede de her kaynak için bir bölge ayrılır." On kaynağa on bölge ayrılamıyor. Orta bölge frekansta değil, zamanda örgütleniyor: aynı bölgeyi paylaşan iki kaynak aynı anda öne çıkmıyorsa sorun çıkmıyor.
Yaygın yanlış: "Sözler anlaşılmıyorsa vokalin gövdesi açılır." Heceyi ünsüzler söylüyor ve ünsüzler üst orta bölgede yaşıyor. Gövdeyi açmak vokali kalınlaştırıyor, anlaşılır kılmıyor.
Yaygın yanlış: "Tizli sesler sabit bir kesmeyle çözülür." Sabit kesme birkaç hecelik bir sorun için bütün şarkının parlaklığını alıyor. Doğru araç yalnız o sesler geldiğinde devreye giren bir kesme.
Yaygın yanlış: "Bir kanalı kopyalayıp iki yana açmak genişlik verir." Özdeş iki sinyal toplandığında ortada duruyor. Genişlik farktan geliyor; iki ayrı alma genişletiyor, bir kopya yalnız yükseltiyor.
Uygulama
Parçayı bölümlere ayır ve her bölüm için tek bir soru cevapla: burada olay kim? Cevabı tek kelimeyle yaz. Sonra o bölümü çal ve yazdığın şeyin gerçekten öne çıkıp çıkmadığına bak. Çıkmıyorsa fader'a gitmeden önce ikinci bir soru sor: onunla aynı anda dikkat çeken başka ne var?
İkinci turda rakip avı yap. Vokali çal ve kanalları tek tek sustur. Vokalin belirgin biçimde rahatladığı anı yakala ve o kanalı not et. Genellikle bir ya da iki kanal çıkıyor. Bulduklarında önce sabit bir kesme dene, sonra aynı kesmeyi yalnız vokal söylerken devreye girecek biçimde kur ve ikisini karşılaştır. İkincisinin gitarı hiç kaybetmeden aynı işi yaptığını duyacaksın.
Üçüncü turda vokalin dinamiğini elle çalış. Kompresöre hiç dokunmadan, fazla yüksek kelimeleri tek tek kıs ve kaybolan kelimeleri tek tek aç. Bitirdiğinde kompresörü devreye al ve göstergesinin ne kadar seyrek indiğini gör. Bu tur uzun sürüyor ve vokal miksinde en çok fark yaratan tek iş bu.
Son olarak bölümler arası mekân değişimi dene. Kıtada vokalin ıslaklığını belirgin biçimde azalt, nakaratta artır ve iki bölümü arka arkaya dinle. Hiçbir fader'a dokunmadığın hâlde nakaratın açıldığını duyacaksın. Bu, seviyeye başvurmadan enerji üretmenin en ucuz yolu ve bir kez duyduğunda bir daha unutulmuyor.
Kilit özet
Öne çıkmak ile yüksek olmak farklı şeyler. Öne çıkmak dört şeye bağlı: seviye, çevredeki boşluk, yakınlık işaretleri ve dinleyicinin beklentisi.
Orta bölgede sahiplik dağıtılamıyor. Örgütlenme frekansta değil zamanda: aynı bölgeyi paylaşan iki kaynak aynı anda öne çıkmıyorsa sorun yok.
Vokali yükseltmek rakibini kısmaktan çok daha fazla duyuluyor. Rakip genellikle bir ya da iki kanal ve susturarak bulunuyor.
Sabit müdahale her yere dokunuyor, olaya bağlı müdahale yalnız soruna dokunuyor. Bu fikir alt bölgede, orta bölgede ve tizli seslerde aynı biçimde çalışıyor.
Anlaşılırlık gövdeden değil ünsüzlerden geliyor. Sözler anlaşılmıyorsa neyin yüksek değil, neyin parlak olduğuna bakılıyor.
Genişlik farktan geliyor. İki ayrı alma genişletiyor, özdeş bir kopya yalnız yükseltiyor.
Sonraki derse köprü
Bu noktada miks büyük ölçüde kurulmuş durumda. Denge var, ton var, dinamik var, mekân var.
Ama hâlâ tek bir şey eksik ve adı ikinci derste geçmişti.
Static mix demiştik: bütün ayarların şarkı boyunca sabit kaldığı denge.
Bir şarkı ise sabit değil. Kıta ile nakarat farklı yoğunlukta, ikinci kıtada yeni şeyler giriyor, köprüde her şey değişiyor.
Tek bir sabit ayarın bütün bölümlerde doğru olması pek mümkün değil.
Peki bir mikste hangi şeyler hareket etmeli, hangileri sabit kalmalı?
Ve bir miks bittiğinde bunu nereden anlıyorsun; bittiğini söyleyen bir ölçüt var mı, yoksa yalnız yorulmak mı var?
Kursun son dersi bu iki soruyla ilgili.