Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kompresör bir kısıcı. Eşiğin üstüne çıkanı bastırıyor, altına dokunmuyor. Yükseltmek ayrı bir adım ve onu sen yapıyorsun.
Eşik ve oran birlikte çalışıyor. Aynı kısma miktarı iki bambaşka yoldan elde ediliyor ve gösterge ikisini ayırmıyor, kulak ayırıyor.
Hızlı atak vuruşu eziyor, yavaş atak geçiriyor. Bir davulu vurucu yapmak için atak yavaşlatılıyor.
Transient duyulan yüksekliğe katkı vermiyor ama tanımayı ve zamanda yerleşmeyi tek başına belirliyor. Ezildiğinde ses yükseliyor ve zayıflıyor.
Kısma göstergesi hareket etmiyorsa hiçbir şey yapılmıyor, hiç geri çıkmıyorsa araç bir duvara dönüşmüş. Doğru miktar bir sayı değil.
Kompresörden önce elle düzeltme geliyor. Elle düzeltilmiş bir kanalda kompresör az çalışıyor ve doğal duruyor.
Açılış sahnesi
Biri trampete kompresör açıyor.
Gerekçesi hazır: davullar sıkıştırılır.
Güçlü bir oran seçiyor. Atağı en hızlı konuma alıyor, çünkü kompresörün işini iyi yapmasını istiyor.
Sonucu tek başına dinliyor ve memnun. Trampet daha yüksek, daha dolu, daha kalın.
Miksi açıyor.
Ve davul yumuşamış.
Az önce miksin içinden çıkıp gelen trampet, artık diğer şeylerin arasında kaybolmuş durumda. Yükseltiyor, ama yükselttikçe kalabalıklaşıyor; öne gelmiyor.
Kompresörü kapatıyor ve eski hâline dönüyor: daha sessiz ve daha vurucu.
Burada tek bir şey oldu.
Hızlı atak, vuruşun ilk anını ezdi.
Bir trampeti duyulur kılan şey ortalama yüksekliği değil, ilk birkaç milisaniyesi. O ilk an kesildiğinde ses ortalamada yükseliyor ve etkide zayıflıyor.
Yani daha yüksek oldu ve daha az duyuldu.
Bu ikisi aynı şey değil. Bu dersin tamamı bu farkın üstüne kurulu.
Bu derste ne olacak
Önce kompresörün gerçekte ne yaptığını kuracağız, çünkü aracın ünü yaptığı işi yanlış anlatıyor. Sonra eşik ve oranın birlikte nasıl çalıştığını göreceğiz. Ardından atak ve bırakmayı ele alacağız; bu ikisi sesin şeklini değiştiren ayarlar. Sonra transient'in ne olduğunu ve mikste neden bu kadar belirleyici olduğunu konuşacağız. Ne kadar kısmanın doğru olduğunu ve bunu neyden okuyacağını göreceğiz. En sonda kompresörden önce denenmesi gereken şeyleri sayacağız.
Sıfır noktası
Kompresör bir kısıcı.
Yaptığı iş tek: belirlediğin bir seviyenin üstüne çıkan sesi kısıyor. Altında kalan hiçbir şeye dokunmuyor.
Bu kadar.
Peki neden herkes onu bir yükseltici gibi anlatıyor?
Çünkü kısma işleminden sonra ikinci bir adım geliyor: sesin tamamını yükseltmek.
En yüksek anlar kısıldığı için artık tavana yer kaldı. O yeri kullanarak her şeyi birden yükseltebiliyorsun. Sonuçta ortalama yükseklik artıyor.
Ama dikkat: bu ikinci adım kompresörün değil senin işin.
Kompresör kısıyor. Yükseltmeyi sen yapıyorsun.
Bu ayrımı kaçıran herkes kompresörü sihirli bir kalınlaştırıcı sanıyor ve ne zaman kullanacağını bilemiyor.
Kompresörün asıl işi şu: bir sesin en yüksek anıyla en sessiz anı arasındaki mesafeyi daraltmak.
Bu mesafenin adı dinamik aralık.
Bir kompresör açtığında sorman gereken soru şu: bu sesin dinamik aralığında bir sorun var mı?
Yoksa açman için başka bir gerekçe olması gerekiyor ve o gerekçeleri bu derste sayacağız.
Mekanizma
Eşik ve oran
İki temel ayar var ve birlikte çalışıyorlar.
Eşik, müdahalenin başladığı seviye. Sesin bu seviyenin üstüne çıkan kısmı yakalanıyor, altı serbest geçiyor.
Eşiği aşağı indirdikçe sesin daha büyük bir kısmı yakalanıyor.
Oran, yakalanan kısmın ne kadar kısılacağı. Düşük bir oran hafifçe bastırıyor, yüksek bir oran neredeyse duvar gibi davranıyor.
Şimdi ikisinin birlikte nasıl çalıştığına gelelim, çünkü burada anlaşılması yıllar alan bir şey var.
Aynı miktarda kısma, iki bambaşka yoldan elde edilebiliyor.
Birinci yol: eşiği aşağı indir ve oranı yumuşak tut. Bu durumda sesin büyük kısmına az miktarda dokunuluyor. Sonuç yumuşak ve sürekli; ses genel olarak bir arada duruyor.
İkinci yol: eşiği yukarıda bırak ve oranı sert seç. Bu durumda yalnız en yüksek tepelere, çok sert biçimde dokunuluyor. Sonuç seçici ve belirgin; sesin çoğu hiç dokunulmamış kalıyor ama tepeleri kırpılmış oluyor.
Gösterge ikisinde de benzer bir kısma gösterebiliyor. Kulak ise ikisini asla karıştırmıyor.
Yani "ne kadar kıstın" sorusunun cevabı, "nasıl kıstın" sorusunun cevabını vermiyor.
Yeni başlayanlar genellikle ikinci yolu seçiyor, çünkü sert oran daha çok iş yapıyormuş gibi görünüyor. Oysa çoğu durumda birinci yol daha doğal duruyor.
Atak ve bırakma
Bu iki ayar sesin şeklini değiştiriyor ve dersin en önemli kısmı burası.
Atak, ses eşiği geçtikten sonra kompresörün ne kadar çabuk devreye gireceği.
Bırakma, ses eşiğin altına indikten sonra ne kadar çabuk bırakacağı.
Şimdi yeni başlayanların neredeyse tamamının ters bildiği şeye geliyoruz.
Hızlı atak, sesi daha vurucu yapmıyor. Tam tersini yapıyor.
Bir vuruşun ilk anı hem son derece kısa hem son derece güçlü. Kompresör hızlı devreye girdiğinde tam o ana yetişiyor ve onu bastırıyor.
Geriye kalan şey vuruşun gövdesi. Gövde daha uzun sürüyor, daha çok enerji taşıyor ve kısılmadığı için orantısal olarak öne çıkıyor.
Sonuç: kalın, dolu ve vurucu olmayan bir ses.
Yavaş atak ise ilk anı geçiriyor. Kompresör ancak vuruş başladıktan sonra devreye giriyor ve gövdeyi kısıyor.
Sonuç: ilk an olduğu gibi duruyor, gövde geriliyor ve vuruş öne çıkıyor.
Yani bir davulu daha vurucu yapmak istiyorsan atağı YAVAŞLATIYORSUN.
Bu cümle sezgiye ters geliyor ve doğru.
Bırakma tarafında ise başka bir denge var.
Çok hızlı bırakma, kompresörün sürekli girip çıkmasına yol açıyor ve bu hareket duyulabiliyor. Sesin nefes alması ya da pompalaması denen şey bu.
Çok yavaş bırakma ise kompresörün hiç toparlanamamasına yol açıyor. Bir yüksek an sonrasında kompresör aşağıda kalıyor ve ondan sonraki sessiz kısımlar da kısılmış oluyor.
Kullanışlı bir yaklaşım şu: bırakmayı, parçanın temposuyla ilişkili bir yerde tut. Kompresör bir sonraki vuruş gelmeden toparlanıyorsa hareket müzikle uyumlu duyuluyor. Toparlanamıyorsa rastgele duyuluyor.
Bu bir formül değil, bir dinleme yönü.
Transient ve neden korunuyor
Transient, bir sesin en başındaki, süresi çok kısa ama enerjisi çok yoğun bölüm.
Bagetin deriye çarptığı an. Pena telin üstünden geçtiği an. Bir hecenin ünsüzü. Piyanonun çekiç sesi.
Çok kısa sürüyor, yani duyulan yüksekliğe neredeyse hiç katkısı yok. Bir önceki derslerde konuştuğumuz gibi kulak ortalama enerjiye tepki veriyor ve transient ortalamayı değiştirmiyor.
Ama iki şeyi tek başına belirliyor.
Birincisi tanıma. Bir enstrümanı ne olduğunu anlamamızı sağlayan şey büyük ölçüde başlangıç anı. Transient'i alınmış bir enstrümanı tanımak zorlaşıyor.
İkincisi zamanda yerleşme. Bir sesin ritmin neresinde olduğunu transient söylüyor. Transient'i yumuşamış bir davul, ritmi belirsizleştiriyor.
Buradan açılış sahnesinin cevabı çıkıyor: transient'i ezmek sesi ortalamada yükseltiyor ve etkide zayıflatıyor.
Bir de mikse dair önemli bir sonuç var.
Üçüncü derste maskelemeyi konuşmuştuk: aynı bölgede enerji taşıyan iki kaynağın birbirini örtmesi.
Ama maskeleme yalnız frekansta olmuyor; zamanda da oluyor.
İki kaynağın transient'leri aynı ana düşüyorsa birbirlerini örtüyorlar. Farklı anlara düşüyorlarsa aynı frekans bölgesini paylaşsalar bile ikisi de duyuluyor.
Yani bir mikste ayrım yalnız frekansla değil, zamanla da kuruluyor. Ve transient'leri koruyan bir kompresyon, o zamansal ayrımı da koruyor.
Ne kadar kısıyorsun
Kompresörde bakılacak tek gösterge kısma göstergesi. Ne kadar kısıldığını yalnız o söylüyor.
Yeni başlayanlar iki uçta hata yapıyor.
Birinci uç: gösterge neredeyse hiç hareket etmiyor. Kompresör açık, ayarlar yapılmış, ama eşik yeterince inmediği için hiçbir şeye dokunulmuyor. Ses değişmiyor ve kişi kompresörün işe yaramadığını düşünüyor.
İkinci uç: gösterge sürekli dipte duruyor ve hiç geri çıkmıyor. Bu durumda kompresör bir kompresör gibi değil, bir duvar gibi çalışıyor. Sesin bütün hareketi gitmiş oluyor.
Sağlıklı bir kullanımda gösterge hareket ediyor: yüksek anlarda iniyor, sonra geri çıkıyor.
O hareketin kendisi, kompresörün müzikle birlikte nefes aldığının işareti.
Doğru kısma miktarı diye bir sayı yok ve olmadığını söylemek bu dersin sorumluluğu. Aynı miktarda kısma bir kaynakta doğal, başka bir kaynakta boğucu duyuluyor.
Ama iki soru her zaman geçerli: gösterge hiç hareket ediyor mu, ve geri çıkabiliyor mu?
Bir de karşılaştırma kuralı, bir önceki dersten devam ediyor: kompresör açıkken ses daha yüksek oluyor. Karşılaştırmadan önce çıkışı geri alıp seviyeleri eşitle. Bu yapılmadığında kompresör her zaman iyi geliyor.
Neden açıyorsun: dört ayrı sebep
Kompresör refleks olarak açılan bir araç ve bu, en çok zarar veren alışkanlıklardan biri.
Açmadan önce hangi sebeple açtığını bilmen gerekiyor, çünkü ayarlar sebebe göre değişiyor.
Birinci sebep dinamik aralığı daraltmak. Bir vokal kıtada kayboluyor, nakaratta öne fırlıyorsa aradaki mesafeyi kapatmak istiyorsun. Burada yumuşak oran, düşük eşik ve orta hızda ayarlar yaygın.
İkinci sebep sesin şeklini değiştirmek. Vuruşu öne çıkarmak ya da geri almak istiyorsun. Burada belirleyici olan atak ve bırakma; oran ikincil.
Üçüncü sebep birden fazla kaynağı bir arada tutmak. Bu, tek kanalda değil grupta yapılan bir iş ve yedinci derste ayrıca ele alacağız.
Dördüncü sebep renk. Bazı kompresörler kısarken sese kendi karakterlerini de katıyor. Bu durumda kısma miktarı önemli olmayabiliyor; aracı zaten karakteri için açmış oluyorsun.
Bu dört sebep farklı ayarlar istiyor ve karıştırıldıklarında hiçbiri iyi yapılamıyor.
Yani kompresörü açmadan önce cümleyi kur: bunu şunun için açıyorum.
Cümleyi kuramıyorsan kompresörü açma.
Kompresörden önce yapılacaklar
Son bölüm ve pratikte en çok zaman kazandıran kısım.
Kompresyonla çözülmeye çalışılan sorunların önemli bir kısmı, kompresörsüz ve daha iyi çözülüyor.
Birinci alternatif elle seviye düzeltmek. Bir vokalde yalnız üç kelime fazla yüksekse, o üç kelimeyi elle kısmak bütün kanalı sıkıştırmaktan çok daha temiz. Kompresör her yere dokunuyor; senin elin yalnız soruna dokunuyor.
Bu iş genellikle iki yerde yapılıyor: ya kaydın kendi kazancını bölge bölge değiştirerek, ya da seviye otomasyonu yazarak. İkincisini dokuzuncu derste ele alacağız.
İkinci alternatif almayı düzeltmek. Bazı dinamik sorunlar performanstan geliyor ve tekrar kaydedilebiliyorsa en iyi çözüm bu.
Üçüncü alternatif düzenleme. Bir kaynak bazı bölümlerde sorun çıkarıyorsa, o bölümlerde çalmaması bir seçenek.
Ve şu sıralamayı alışkanlık hâline getirmek işe yarıyor: önce elle düzelt, sonra kompresöre gerek var mı diye bak.
Elle düzeltilmiş bir kanalda kompresör çok daha az çalışıyor, çok daha az kısıyor ve çok daha doğal duruyor. Çünkü artık üç aşırı anı kovalamıyor; yalnız genel dengeyi tutuyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: kompresyonu ikiye bölmek, tek seferde çok kısmaktan neredeyse her durumda daha iyi. Bir kanalda altı birim kısma gerekiyorsa, tek bir araçla altı birim kısmak yerine iki aracın her birine üçer birim yaptırmak daha az fark ediliyor. Sebebi şu: her araç kendi hareketini üretiyor ve o hareket miktarla birlikte büyüyor. Bölünmüş bir müdahale, tek parça hâlindeki aynı miktardan daha az dikkat çekiyor. Bu, dördüncü derste karşılıklı eşitleme için söylenen şeyin dinamik tarafındaki karşılığı ve ikisi aynı ilkeden geliyor.
İkincisi: bir kompresörün ne dinlediğini değiştirebiliyorsun ve bu, en çok işe yarayan ileri tekniklerden biri. Kompresörün kısma kararını verdiği sinyal, çıkışa giden sinyalle aynı olmak zorunda değil. Kompresöre giden kopyayı filtreleyip alçak frekansları azalttığında, araç artık bas vuruşlara aşırı tepki vermiyor ve yalnız gerçekten gerektiğinde çalışıyor. Bu özellikle bas ve davul kanallarında büyük fark yaratıyor, çünkü oradaki enerji dağılımı kompresörü sürekli yanlış yönlendiriyor.
Üçüncüsü: kompresörle transient şekillendirmek arasında bir sınır var ve ikisini karıştırmak yaygın. Bir kompresör eşiğe bağlı çalışıyor; yalnız belirli bir seviyenin üstüne çıkan sesler için devreye giriyor. Transient şekillendiren araçlar ise seviyeye değil, sesin değişim hızına bakıyor ve sessiz bir vuruşa da yüksek bir vuruşa da aynı biçimde davranıyor. Vuruşu öne çıkarmak istiyorsan ve kaynağın seviyesi çok değişkense, kompresörle uğraşmak yerine doğrudan şekillendiriciye gitmek daha az uğraş istiyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Kompresör sesi yükseltir." Kompresör kısıyor. Yükselme, kısmadan sonra yapılan ayrı bir adımdan geliyor ve o adımı sen yapıyorsun.
Yaygın yanlış: "Vuruşu güçlendirmek için hızlı atak kullanılır." Tersi. Hızlı atak ilk anı bastırıyor ve geriye gövde kalıyor. Vuruşu öne çıkarmak için atak yavaşlatılıyor.
Yaygın yanlış: "Ne kadar çok kısarsan o kadar iyi olur." Gösterge sürekli dipte kalıyorsa araç bir duvara dönüşmüş demektir. Sağlıklı kullanımda gösterge iniyor ve geri çıkıyor.
Yaygın yanlış: "Doğru kısma miktarı diye bir sayı vardır." Yok. Aynı miktar bir kaynakta doğal, başka bir kaynakta boğucu duyuluyor. Sabit olan şey ölçüt değil, sorular.
Yaygın yanlış: "Dinamik sorunları kompresörle çözülür." Önemli bir kısmı elle seviye düzeltmeyle daha temiz çözülüyor. Elle düzeltilmiş bir kanalda kompresör çok daha az çalışıyor ve çok daha doğal duruyor.
Uygulama
Vurmalı bir kaynak seç ve üstüne bir kompresör aç. Oranı orta bir yere getir ve eşiği göstergede belirgin bir hareket görene kadar indir. Şimdi başka hiçbir şeye dokunmadan yalnız atağı en hızlı konumdan en yavaş konuma doğru gezdir ve dinle. Vuruşun nasıl önce kaybolup sonra geri geldiğini duyacaksın; bu tek alıştırma bu dersin en önemli cümlesini kulağına yazıyor.
İkinci turda aynı kaynakta bırakmayı çalış. Atağı orta bir yerde sabitle ve bırakmayı en hızlıdan en yavaşa gezdir. En hızlı uçta pompalamayı, en yavaş uçta hiç toparlanamamayı duy. Sonra parçayı çalarken bırakmayı, kompresör bir sonraki vuruştan önce toparlanacak biçimde ayarla ve ne kadar değiştiğini not et.
Üçüncü turda iki yol denemesi yap. Aynı kaynağa önce düşük eşik ve yumuşak oranla yaklaş, göstergede belirli bir kısma miktarı hedefle. Sonra ayarları sıfırla ve aynı kısma miktarını yüksek eşik ve sert oranla elde et. İki sonucu seviyeleri eşitleyerek karşılaştır. Gösterge aynı şeyi gösterirken kulağın iki farklı ses duyduğunu göreceksin.
Son olarak bir vokal al ve önce kompresörsüz çalış. Fazla yüksek olan kelimeleri tek tek bul ve elle kıs. Zaman alıyor ve hiç eğlenceli değil. Bitirdiğinde kompresörü aç ve ne kadar az kısma gerektiğine bak. Bu karşılaştırma, kompresörden önce yapılacak işin neden atlanmaması gerektiğini tek seferde anlatıyor.
Kilit özet
Kompresör bir kısıcı. Eşiğin üstüne çıkanı bastırıyor, altına dokunmuyor. Yükseltmek ayrı bir adım ve onu sen yapıyorsun.
Eşik ve oran birlikte çalışıyor. Aynı kısma miktarı iki bambaşka yoldan elde ediliyor ve gösterge ikisini ayırmıyor, kulak ayırıyor.
Hızlı atak vuruşu eziyor, yavaş atak geçiriyor. Bir davulu vurucu yapmak için atak yavaşlatılıyor.
Transient duyulan yüksekliğe katkı vermiyor ama tanımayı ve zamanda yerleşmeyi tek başına belirliyor. Ezildiğinde ses yükseliyor ve zayıflıyor.
Kısma göstergesi hareket etmiyorsa hiçbir şey yapılmıyor, hiç geri çıkmıyorsa araç bir duvara dönüşmüş. Doğru miktar bir sayı değil.
Kompresörden önce elle düzeltme geliyor. Elle düzeltilmiş bir kanalda kompresör az çalışıyor ve doğal duruyor.
Sonraki derse köprü
Buraya kadar yaptığımız her şey kaynakların kendisiyle ilgiliydi. Seviyesi, konumu, tonu, dinamiği.
Ama miksin hâlâ eksik bir boyutu var ve fark edilmesi kolay: her şey aynı mesafede duruyor.
Bir mikste kaynaklar yalnız sağda ve solda değil, önde ve arkada da bulunuyor.
Bir sesin uzakta olduğunu nereden anlıyoruz? Sesi kısmak onu uzaklaştırmıyor, yalnız sessizleştiriyor. Uzaklık başka bir şeyden geliyor.
Sonraki derste o şeyi ele alacağız: bir odanın sesi taşıma biçimini, geciken yansımaların mesafe bilgisini nasıl kurduğunu ve aynı araçlarla bir kaynağı öne mi arkaya mı koyduğunu.