Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir sorunu duymakla yerini adlandırmak iki ayrı beceri. İkincisi öğrenilebiliyor ve tanışıklıkla geliyor.
Kullanılan sıfat bir yön gösteriyor, adres vermiyor. Çamurun kaynağı genellikle alt orta, sertliğin kaynağı genellikle üst orta bölge.
Sorunlar tek kanalda olmayabiliyor. Birden fazla kanalın aynı bölgedeki orta düzey enerjisi, toplamda tek bir kanalın yapamayacağı bir sorun üretiyor. Teşhis toplamda yapılıyor.
Kulak bölgeleri eşit duymuyor ve bu denge dinleme seviyesine göre değişiyor. Kararlar iki farklı seviyede sınanıyor.
Tarama bir arama aracı, tedavi değil. Bulunan yer kısılıyor ve sorunun gittiği doğrulanıyor. Dar bir yükseltme spektrumun her yerini kötü gösteriyor.
Filtre bir ucu kesiyor. Yüksek geçiren filtre bilgi taşımayan enerjiyi alıyor ama refleks hâline geldiğinde gövde kaybettiriyor; kararı soloda değil toplamda veriliyor.
Açılış sahnesi
Biri miksini dinliyor ve tek kelimeyle tarif ediyor: çamurlu.
Doğru bir tarif. Miks gerçekten bulanık.
Sonra mantıklı görünen bir şey yapıyor. Çamur alçak seslerle ilgili, öyleyse basa bakalım diyor.
Basa bir eşitleyici açıyor ve alt bölgeden kısıyor.
Çamur duruyor.
Biraz daha kısıyor. Çamur hâlâ duruyor, ama artık bas da zayıf.
Kick'e geçiyor, oradan da kısıyor. Aynı sonuç.
Sonunda bir şey deniyor: basla kick'i tamamen kapatıyor.
Ve çamur hâlâ orada.
Şimdi asıl mesele görünüyor. Çamur bastan gelmiyordu.
İki gitardan, bir klavyeden, bir oda mikrofonundan ve arka vokallerden geliyordu. Bu kanalların hiçbiri tek başına çamurlu değil. Her biri tek başına dinlendiğinde gayet iyi.
Ama beşi de aynı bölgede enerji taşıyor ve o enerji üst üste biniyor.
Bu dersin iki işi var.
Birincisi: duyduğun sorunun nerede olduğunu adlandırmayı öğrenmek.
İkincisi ve daha zoru: sorunun adının, sorunun yerini söylemediğini bilmek.
Bu derste ne olacak
Önce bir sorunu duymakla yerini adlandırmanın neden iki ayrı beceri olduğunu göreceğiz. Sonra ses spektrumunun bölgelerini ve her bölgede neyin yaşadığını kuracağız. Ardından kulağın bütün bölgeleri eşit duymadığını ele alacağız; bu, mikste alınan birçok yanlış kararın kaynağı. Sonra bir sorunun yerini bulmak için kullanılan tarama yöntemini ve o yöntemin tuzağını çalışacağız. Yüksek geçiren filtrenin neden ilk araç olduğunu ve neden bir refleks hâline gelmemesi gerektiğini konuşacağız. En sonda alçak geçiren filtreyi ve eğim kavramını göreceğiz.
Sıfır noktası
Her ses, farklı yüksekliklerdeki titreşimlerin toplamı.
Bir enstrümanı tanımanı sağlayan şey, o toplamın nasıl dağıldığı. Aynı notayı çalan bir gitarla bir piyano farklı duyuluyor, çünkü enerjiyi farklı bölgelere yayıyorlar.
Frekans, o titreşimin saniyedeki tekrar sayısı. Sayı yükseldikçe ses tizleşiyor.
Şimdi mikste işine yarayacak olan bakışa geçelim.
Bir mikste her kanal, spektrumun belirli bölgelerinde yer kaplıyor.
Ve spektrum sınırlı bir alan.
İki kanal aynı bölgede güçlü enerji taşıyorsa birbirlerinin üstüne biniyorlar. Bu binmenin adı maskeleme.
Maskelenen kanal kaybolmuyor; duyulması zorlaşıyor. Yükselttiğinde geliyor, ama bu kez diğerini o maskeliyor.
İşte mikste "yükselttim ama olmadı" hissinin altında genellikle bu var.
Çözüm yükseltmek değil, bölgeleri paylaştırmak.
Bunu yapabilmek için önce bölgeleri tanımak gerekiyor.
Mekanizma
Duymak ile adlandırmak
Yeni başlayan biri bir sorunu neredeyse her zaman duyuyor.
"Bir tuhaflık var" diyebiliyor. "Sert geliyor" diyebiliyor. "Bulanık" diyebiliyor.
Duyamadığı şey sorunun nerede olduğu.
Bu iki beceri ayrı ve ikincisi öğrenilebilir bir şey; yetenek meselesi değil, tanışıklık meselesi.
Ve bir uyarı, açılış sahnesinin dersi: kullanılan kelime çoğu zaman yanıltıyor.
"Çamurlu" kelimesi alçak sesleri düşündürüyor ve çamurun kaynağı genellikle en alt bölge değil, orta ile bas arasındaki geçiş bölgesi.
"Sert" kelimesi tizi düşündürüyor ve sertliğin kaynağı genellikle en tiz bölge değil, üst ortalar.
Yani duyduğun sıfat bir yön göstergesi, bir adres değil.
Bir de şu var ve açılış sahnesindeki asıl bulgu bu: sorunlar tek bir kanalda olmayabilir.
Beş kanal aynı bölgede orta düzeyde enerji taşıdığında, toplamları tek bir kanalın yapabileceğinden daha büyük bir sorun üretiyor. Kanalları tek tek dinlediğinde hiçbirinde sorun bulamıyorsun.
Bu yüzden teşhis her zaman toplamda yapılıyor, tek kanalda değil.
Bölgeler ve orada ne yaşıyor
Spektrumu bölgelere ayırmak öğrenmeyi kolaylaştırıyor. Ama bölgeler arasında duvar yok; sınırlar bulanık ve kaynaklar birden fazla bölgede birden var oluyor.
Aşağıdaki ayrım bir harita, bir ölçüm değil.
En alt bölge duyulmaktan çok hissediliyor. Burada bilgi az, enerji çok. Kontrol edilmediğinde miksin gücünü yiyor ve küçük hoparlörlerde hiç duyulmadığı için fark edilmiyor.
Bas bölgesi ağırlığın kurulduğu yer. Bas gitarın ve kick'in temel enerjisi burada. Bir miksin sağlam durup durmaması büyük ölçüde bu bölgenin düzenli olmasına bağlı.
Alt orta bölge en çekişmeli yer. Neredeyse her kaynak burada bir şeye sahip: gitarın gövdesi, davulun tokluğu, vokalin sıcaklığı. Bu yüzden hem sıcaklık burada hem çamur burada. Bir mikste en çok temizlik gerektiren bölge genellikle bu.
Orta bölge tanımanın bölgesi. Bir enstrümanın ne olduğunu buradan anlıyorsun ve konuşma da büyük ölçüde burada yaşıyor.
Üst orta bölge atağın ve anlaşılırlığın yeri. Sözlerin ünsüzleri, telin tırnakla teması, davulun vuruş anı buradan geliyor. Sertlik ve yorgunluk da aynı yerden.
Tiz bölge hava ve parlaklık. Ziller, nefesler, oda havası. Az miktarda çok iş yapıyor.
Bu haritayı ezberlemek gerekmiyor. Gereken şey, bir sorunu duyduğunda "bu hangi bölgeden geliyor olabilir" diye sorabilmek.
Kulak bölgeleri eşit duymuyor
Şimdi mikste alınan birçok yanlış kararın kaynağına geliyoruz.
İnsan kulağı bütün frekansları aynı hassasiyette duymuyor.
En hassas olduğu yer orta ve üst orta bölge. Konuşmanın yaşadığı bölge, yani bir insanı fark etmemizi sağlayan bölge.
En az hassas olduğu yerler ise iki uç: en alt ve en üst.
Bunun mikste iki karşılığı var.
Birincisi: orta bölgeye yapılan küçük bir müdahale, uçlara yapılan büyük bir müdahaleden daha çok duyuluyor. Ortada az çalış.
İkincisi ve daha kritik olanı: bu hassasiyet dengesi, dinleme seviyesine göre değişiyor.
Düşük seviyede dinlerken uçları daha az duyuyorsun. Yükselttiğinde alt ve üst bölgeler orantısız biçimde açılıyor.
Bu yüzden yüksek sesle miks yapan biri genellikle uçları yetersiz bırakıyor, çünkü yüksekte zaten fazlasıyla duyuyor.
Ve tersi: çok kısık dinleyen biri uçları abartıyor.
Çözüm sabit bir seviye değil, seviye değiştirerek kontrol etmek. Aynı kararı iki farklı seviyede dinleyip ikisinde de ayakta duruyor mu diye bakmak.
Tarama yöntemi ve tuzağı
Bir sorunun yerini bulmanın yaygın bir yöntemi var.
Kanala bir eşitleyici aç, dar bir bant seç, o bandı belirgin biçimde yükselt ve spektrum boyunca yavaşça gezdir.
Rahatsız edici bölgeye geldiğinde sorun büyüyor ve kendini gösteriyor.
Yer bulundu. Şimdi asıl kısım.
Bulduğun yeri yükseltmiyorsun. Kısıyorsun.
Tarama bir arama aracı, bir tedavi değil. Yeni başlayanların en sık yaptığı çevirme hatası bu: aradıkları yeri buldukları ayarda bırakmak.
Yöntemin bir de tuzağı var ve bilinmediğinde saatler kaybettiriyor.
Dar bir yükseltme spektrumun HER yerini kötü gösteriyor.
Yeterince dar ve yeterince yüksek bir bantla gezdiğinde, her bölge sırayla rahatsız edici duyuluyor. Yani tarama sana "en kötü bölge" demiyor; "yükseltildiğinde en kötü duyulan bölge" diyor. İkisi aynı şey değil.
Doğrulaması şöyle yapılıyor: aday bölgeyi bul, taramayı bırak, o bölgeyi kıs ve sorunun gerçekten gidip gitmediğine bak.
Gitmediyse yanlış yerdesin ve kısmayı geri al.
Tarama dışında iki yol daha var; ikisi de en az onun kadar işe yarıyor.
Birincisi karşılaştırma: sevdiğin bir kayıtla kendi miksini arka arkaya dinlemek. Fark, sıfattan çok daha net konum bilgisi veriyor.
İkincisi bilerek bozmak: bir kanalı bir bölgeden abartılı biçimde yükselt, o sesi tanı, sonra geri al. Bu bir alıştırma ve kulak eğitiminin en hızlı yolu; bir bölgeyi ancak abartılmış hâlini duyduktan sonra tanıyorsun.
Yüksek geçiren filtre
Filtre, eşitleyicinin en basit hâli. Şekillendirmiyor; bir ucu kesiyor.
Yüksek geçiren filtre, adının söylediği işi yapıyor: yüksek frekansları geçiriyor, alçakları kesiyor.
Neden ilk araç olduğunu söyleyelim.
Neredeyse her kaynak, kendi kullanışlı aralığının altında bir şeyler taşıyor. Mikrofon standından gelen titreşim, odanın uğultusu, elin gövdeye teması, nefes, klimadan gelen alçak gürültü.
Bu içeriğin ortak özelliği şu: enerji taşıyor, bilgi taşımıyor.
Ve küçük hoparlörlerde duyulmuyor. Yani fark etmeden mikste birikiyor.
Otuz kanalın her birinde biraz olan bu içerik, toplandığında miksin alt bölgesini dolduruyor ve orada gerçekten yaşaması gereken şeylere yer bırakmıyor.
Şimdi dengeleyici tarafı, çünkü bu araç aşırı kullanılıyor.
Her kanala refleks olarak filtre açmak iyi bir alışkanlık değil.
Üç sebebi var.
Birincisi gövde kaybı. Filtreyi gereğinden yukarı koyduğunda kaynağın ağırlığını da alıyorsun ve bu, tek kanalda fark edilmeyip toplamda miksi inceltiyor.
İkincisi soloda karar vermek. Bir kanalı tek başına dinlerken filtre neredeyse her zaman iyi geliyor, çünkü kanal netleşiyor. Aynı filtre miks içinde o kanalı kaybedebiliyor. Filtre kararı mikste verilir, soloda değil.
Üçüncüsü toplam etki. Kırk kanalın hepsini biraz filtrelemek, tek tek fark edilmeyen ama toplamda duyulan bir değişim üretiyor.
Yani kural şöyle: filtreyi bir sebep varsa aç ve kararı toplamda doğrula.
Alçak geçiren filtre ve eğim
Alçak geçiren filtre tersini yapıyor: alçakları geçiriyor, tizleri kesiyor.
Bu araç çok daha az kullanılıyor ve sebebi bir önyargı: parlaklık iyi bir şey gibi görünüyor, dolayısıyla tizi kesmek kayıp gibi geliyor.
Oysa tiz bölge de sınırlı bir alan ve orada da kalabalık oluyor.
Tizde gerçekten iş yapması gereken kaynaklar var: ziller, vokalin havası, belki bir enstrümanın parlaklığı. Diğer her şeyin oraya bir şey koyması gerekmiyor.
Tiz taşıması gerekmeyen kaynakların üstünü almak, taşıması gerekenlere yer açıyor. Bu, pan'ın yer açma işinin frekans düzlemindeki karşılığı.
Son olarak eğim.
Filtrenin eğimi, kesmenin ne kadar sert olduğu. Yumuşak bir eğim yavaş iniyor ve doğal duyuluyor. Dik bir eğim keskin kesiyor ve daha cerrahi.
Aralarında bir bedel var. Dik eğim, kesme noktasının çevresinde sinyalin zaman ilişkilerini daha çok karıştırıyor. Yumuşak eğim daha az karıştırıyor ama istemediğin kadar yukarıya dokunuyor.
Hangisinin doğru olduğu duruma bağlı. Gürültüyü temizlerken dik, karakteri korumak isterken yumuşak yaygın bir tercih.
Bu bir kural değil, bir takas ve takası bilerek yapmak yeterli.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: bir kanalın frekans sorunu, çoğu zaman o kanalın değil komşusunun sorunu. Bir gitarın vokali boğduğu durumda iki müdahale mümkün: gitarda o bölgeyi kısmak ya da vokalde o bölgeyi açmak. İkisi de aynı ilişkiyi düzeltiyor ama sonuçları farklı. Kısmak toplam enerjiyi düşürüyor ve genellikle daha temiz kalıyor; açmak ise vokali öne çıkarırken onun karakterini de değiştiriyor. Yaygın tercih kısmak yönünde ve sebebi estetik değil aritmetik: bir mikste kırk kanal var ve her sorunda bir şey eklemek toplamı sürekli büyütüyor.
İkincisi: filtrenin kesme noktası, kaynağın en alçak notasına göre değil, o kaynağın mikste taşıdığı işe göre seçiliyor. Bir enstrümanın fiziksel olarak ürettiği en alçak ses, o kanalın mikste ihtiyaç duyduğu en alçak ses değil. Aynı gitar, tek başına çalan bir parçada gövdesine ihtiyaç duyuyor; kalabalık bir düzenlemede aynı gövde yalnızca bası boğuyor. Yani doğru kesme noktası kaynağın kendisinde yazılı değil; düzenlemede yazılı. Bu, aynı enstrümanı iki farklı şarkıda çok farklı filtrelemenin sebebi.
Üçüncüsü: frekans duyumunu geliştirmenin en verimli yolu miks yapmak değil, tek bir kaynakla oynamak. Karmaşık bir mikste bir bölgeyi değiştirdiğinde çok şey aynı anda değişiyor ve neyin ne yaptığını ayırmak zor. Tek bir kaynak alıp aynı bölgeyi defalarca açıp kapatmak ise net bir eşleşme kuruyor. Haftada birkaç kez, on dakikalık ve tamamen sıkıcı bir çalışma; buna ayıran kişiyle ayırmayan kişi arasındaki fark altı ayda açık biçimde duyuluyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Çamur alçak seslerden gelir, öyleyse basa bakılır." Çamurun kaynağı genellikle en alt bölge değil, alt orta bölge; ve genellikle tek bir kanal değil, birden fazla kanalın toplamı. Teşhis toplamda yapılıyor.
Yaygın yanlış: "Sorunu bulmak için tarama yaparım, bulduğum yeri öyle bırakırım." Tarama bir arama aracı. Bulunan yer yükseltilmiş hâlde bırakılmıyor; kısılıyor ve sorunun gerçekten gittiği doğrulanıyor.
Yaygın yanlış: "Kulağım her bölgeyi eşit duyar." Duymuyor. En hassas bölge orta ve üst orta; ayrıca hassasiyet dengesi dinleme seviyesine göre değişiyor. Aynı karar iki farklı seviyede sınanıyor.
Yaygın yanlış: "Her kanala yüksek geçiren filtre açmak iyi bir alışkanlıktır." Refleks filtre gövde kaybettiriyor ve kırk kanalda toplandığında miksi inceltiyor. Filtre bir sebep varsa açılıyor ve kararı soloda değil toplamda veriliyor.
Yaygın yanlış: "Tizi kesmek kayıptır." Tiz bölge de sınırlı bir alan. Tiz taşıması gerekmeyen kaynakların üstünü almak, taşıması gerekenlere yer açıyor.
Uygulama
Bir kaynak seç ve onu tek başına döngüye al. Bir eşitleyici aç, dar bir bant kur ve o bandı belirgin biçimde yükselt. Şimdi bandı en alttan en üste doğru yavaşça gezdir ve her bölgede ne duyduğunu bir kâğıda yaz. Kelimeler senin olsun; kitaptaki adlar değil, sana ne çağrıştırdığı önemli. Bu liste senin kişisel haritan olacak ve bir başkasınınkinden daha işe yarayacak.
İkinci turda aynı kaynakta bir bölgeyi abartılı biçimde yükselt ve otuz saniye öyle dinle. Sonra kapat. Sonra tekrar aç. Bunu üç bölge için yap. Amaç bir ayar bulmak değil; o bölgenin sesini tanımak. Bir bölgeyi tanıdığında, mikste onu duyduğun anda adını koyabiliyorsun ve bu dersin bütün amacı bu.
Üçüncü turda mikse dön ve açılış sahnesindeki teşhisi kendi işinde yap. Bulanık hissettiğin bir yer bul, sonra kanalları teker teker kapatarak bulanıklığın nereden geldiğini ara. Tek bir kanalda çıkmazsa şaşırma; büyük olasılıkla üç dört kanalın toplamıdır. Bulduğun kanalları not et, bu turda hiçbirine müdahale etme.
Son olarak filtre turu yap ve tek bir kurala uy: her filtreyi mikste dinleyerek ayarla, hiçbirini soloda bırakma. Bir kanalda filtreyi açtıktan sonra tamamen kapat ve mikste fark duyup duymadığına bak. Fark duymuyorsan o filtre orada bir iş yapmıyor demektir ve kapalı kalabilir. Turun sonunda kaç filtrenin gerçekten gerekli olduğunu görmek, çoğu kişi için şaşırtıcı oluyor.
Kilit özet
Bir sorunu duymakla yerini adlandırmak iki ayrı beceri. İkincisi öğrenilebiliyor ve tanışıklıkla geliyor.
Kullanılan sıfat bir yön gösteriyor, adres vermiyor. Çamurun kaynağı genellikle alt orta, sertliğin kaynağı genellikle üst orta bölge.
Sorunlar tek kanalda olmayabiliyor. Birden fazla kanalın aynı bölgedeki orta düzey enerjisi, toplamda tek bir kanalın yapamayacağı bir sorun üretiyor. Teşhis toplamda yapılıyor.
Kulak bölgeleri eşit duymuyor ve bu denge dinleme seviyesine göre değişiyor. Kararlar iki farklı seviyede sınanıyor.
Tarama bir arama aracı, tedavi değil. Bulunan yer kısılıyor ve sorunun gittiği doğrulanıyor. Dar bir yükseltme spektrumun her yerini kötü gösteriyor.
Filtre bir ucu kesiyor. Yüksek geçiren filtre bilgi taşımayan enerjiyi alıyor ama refleks hâline geldiğinde gövde kaybettiriyor; kararı soloda değil toplamda veriliyor.
Sonraki derse köprü
Filtre bir ucu kesiyor ve bu, tek başına çok iş görüyor.
Ama bir sesin ortasında bir sorun varsa filtre işe yaramıyor. Bir bölgeyi alıp diğerlerini bırakmak gerekiyor ve bunun aracı eşitleyici.
Eşitleyicinin birbirinden ayrı iki kullanımı var; karıştırıldıklarında miks bozuluyor.
Birincisi bir sorunu ortadan kaldırmak: rahatsız eden bir bölgeyi kısmak, bir çınlamayı temizlemek, iki kanalın çakışmasını çözmek.
İkincisi bir sesi istediğin karaktere getirmek: daha sıcak, daha parlak, daha yakın.
İlkinde bir doğru cevap var ve ölçülebiliyor. İkincisinde yok; orası tercih alanı.
Sonraki derste eşitleyiciyi bu iki iş üzerinden kuracağız: düzeltici kullanımın nasıl yapıldığını, tonal kullanımın nereden başladığını ve ikisini aynı işlemde karıştırmanın neden en yaygın hata olduğunu.