Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Metafor bir süs değil, bir köprü. Görülemeyen bir şeyi görülebilen bir şeyin üstünden geçiriyorsun.
Benzetme mesafe koruyor, metafor mesafeyi kaldırıyor. İkincisi daha güçlü ve daha riskli.
Tek kural: kaynak hedeften daha somut olmalı. Görülemeyen bir kaynak hiçbir şey kazandırmıyor.
Ölçek eşleşmeli. Küçük bir duyguyu büyük bir kaynakla anlatmak şişiriyor; büyük bir duyguyu küçük bir kaynakla anlatmak genellikle işe yarıyor.
Ölü metafor anlaşılıyor ama görünmüyor. Gerçekmiş gibi devam ettirildiğinde yeniden canlanıyor.
Alan bir cümle boyunca sabit kalmalı. Ve en güçlü satır çoğu zaman metaforsuz olanı; metafor bir adım mesafe koyuyor ve en yoğun anda o adım fazla geliyor.
Açılış sahnesi
Biri çok belirli bir şeyi yazmak istiyor.
Yaşadığı şey şu: bir mesaj bekliyor ve mesaj gelmiyor. Telefonu eline alıyor, bakıyor, hiçbir şey yok, bırakıyor. Kırk saniye sonra tekrar alıyor.
Oturuyor ve şu satırı yazıyor: "Yüreğim bir çölde susuz kaldı."
Satır büyük. Şairane. Kulağa şarkı gibi geliyor.
Ve yaşadığı şeyi hiç anlatmıyor.
Çünkü o an bir çöl değildi. Küçük bir odaydı. Bir susuzluk değildi; kırk saniyede bir tekrarlanan aynı hareketti.
Metafor duyguyu büyüttü ve büyüttüğü için de yanlış yaptı.
Şimdi asıl mesele geliyor.
Çözüm metaforu atmak değil.
Çözüm, ölçeği tutan bir metafor bulmak.
"Telefonum, çalmayan bir kapı zili."
Bu da bir metafor. Ama küçük bir şeyi küçük bir şeyle anlatıyor ve bu yüzden çalışıyor.
Metaforun işi süslemek değil, göstermek.
Ve göstermek, doğru boyu bulmakla başlıyor.
Bu derste ne olacak
Önce benzetme ile metafor arasındaki farkı ve o farkın ne yaptığını göreceğiz. Sonra metaforun tek kuralını kuracağız: kaynağın hedeften daha somut olması. Ardından ölü metaforu tanımayı ve gerektiğinde diriltmeyi öğreneceğiz. Sonra karışık metaforu ve alan tutarlılığını ele alacağız. Şarkı boyunca tek bir alanda kalmayı konuşacağız. En sonda metaforun kullanılmadığı yeri göreceğiz, çünkü bir şarkının en güçlü satırı çoğu zaman metaforsuz olanı.
Sıfır noktası
Metafor, bir şeyi başka bir şey üzerinden anlatmak.
İki parçası var.
Hedef, anlatmak istediğin şey. Genellikle soyut: bir duygu, bir durum, bir ilişki.
Kaynak, onu anlatmak için kullandığın şey. Genellikle somut: bir nesne, bir yer, bir olay.
"Kalbim taş" cümlesinde hedef kalp, kaynak taş.
Şimdi neden var olduğuna bakalım.
İkinci derste soyut kelimelerin neden çalışmadığını konuşmuştuk: görülemiyorlar. Bazen çözüm sahnenin içinden somut bir ayrıntı almaktı.
Ama bazen sahnede öyle bir ayrıntı yok. Duygu var, gösterecek bir şey yok.
İşte metafor tam burada devreye giriyor. Sahnende olmayan bir şeyi başka bir yerden ödünç alıyorsun.
Yani metafor bir süs değil, bir köprü. Görülemeyen bir şeyi, görülebilen bir şeyin üstünden geçiriyorsun.
Bu tanım aynı zamanda dersin tek kuralını doğuruyor ve o kural biraz sonra geliyor.
Mekanizma
Benzetme ile metafor: "gibi" ne yapıyor
İki yapı var ve aralarındaki fark tek kelime.
Benzetmede "gibi" var: "Kalbim taş gibi."
Metaforda yok: "Kalbim taş."
Bu tek kelimenin ne yaptığına bakalım, çünkü fark tanımdan büyük.
Benzetme iki şeyi yan yana koyuyor ve ayrı tutuyor. Kalp kalp olarak duruyor, taş taş olarak. Aralarında bir benzerlik olduğu söyleniyor.
Metafor ise ayrımı kaldırıyor. Kalp taş oluyor. Bir iddia bu, bir karşılaştırma değil.
Sonuçları şöyle.
Benzetme daha güvenli. Dinleyici ne demek istediğini anlıyor ve itiraz etmiyor.
Metafor daha güçlü ve daha riskli. Tuttuğunda dinleyicinin kafasında iki şey birleşiyor. Tutmadığında ise saçma duruyor, çünkü ortada bir açıklama yok.
Şarkıda ikisi de kullanılıyor. Ama bir eğilim var ve bilinmesi işe yarıyor: "gibi" kelimesi bir hece harcıyor ve cümleye bir mesafe koyuyor. Nakaratta bu mesafe genellikle istenmiyor.
Yani nakaratta metafor, kıtalarda benzetme daha sık oturuyor.
Kaynak hedeften somut olmalı
Bu dersin tek kuralı burada ve ihlali çok yaygın.
Metaforun kaynağı, hedeften daha somut olmak zorunda.
Neden? Çünkü metaforun işi görünür kılmak. Kaynak da görünmüyorsa hiçbir şey kazanmadın; iki soyut şeyi yan yana koydun.
"Ruhum bir okyanus" cümlesine bak. Hedef ruh, soyut. Kaynak okyanus, sözde somut ama aslında bir insanın gözünde canlanan bir şey değil. Okyanus da bir fikir; ölçeği o kadar büyük ki resim olmuyor.
Sonuç: cümle şairane duruyor ve hiçbir şey göstermiyor.
"Ruhum kapatılmamış bir musluk" cümlesine bak. Kaynak küçük, tanıdık ve görülebilir. Damlayan bir şey var, durmuyor, kimse kapatmıyor.
Şimdi bir şey görüyorsun.
Buradan iki alt kural çıkıyor.
Birincisi ölçek eşleşmesi. Küçük bir duyguyu büyük bir kaynakla anlatmak çalışmıyor, açılış sahnesindeki gibi. Büyük bir duyguyu küçük bir kaynakla anlatmak ise çoğu zaman çalışıyor ve etkili oluyor.
İkincisi tanıdıklık. Kaynak dinleyicinin gerçekten bildiği bir şey olmalı. Bilmediği bir şeyle anlatılan bir duygu, iki kat uzak kalıyor.
Ölü metafor ve diriltme
Bazı metaforlar o kadar çok kullanılmış ki artık metafor olarak çalışmıyorlar.
"Kalbim kırıldı." "Yollarımız ayrıldı." "Aşk ateşi."
Bunları duyduğunda gözünde bir şey beliriyor mu? Belirmiyor. Kırılan bir şey görmüyorsun, ayrılan bir yol görmüyorsun.
Bu ifadeler artık birer kelime. Anlamları var, görüntüleri yok.
Adları da bu: ölü metafor.
Kullanmak yasak değil. Ama bilmek gerekiyor ki hiçbir şey kazandırmıyorlar. Bir satırın işini onlara yıkarsan satır boş kalıyor.
Şimdi asıl kullanışlı kısım: ölü metafor diriltilebiliyor.
Yöntem şu. Ölü metaforu al ve onu gerçekmiş gibi devam ettir.
"Kalbim kırıldı" ölü.
"Kalbim kırıldı ve parçalarını hâlâ evin içinde buluyorum" diri.
Ne oldu? İkinci yarı, birinci yarıyı kelime olmaktan çıkarıp nesne hâline getirdi. Kırılan bir şeyin parçaları olur, o parçalar bir yerlere dağılır, insan onlara sonradan basar.
Metafor bir anda görünür oldu.
Bu teknik çok işe yarıyor, çünkü ölü metaforlar zaten tanıdık ve tanıdık bir şeyi diriltmek, sıfırdan yeni bir metafor kurmaktan kolay.
Tek koşulu var: devam ettirdiğin şey mantıklı olmalı. Kırılan bir şey dağılır; kırılan bir şey erimez.
Karışık metafor ve alan tutarlılığı
Bir metafor bir alandan geliyor ve o alanın kuralları geçerli kalıyor.
Karışık metafor, iki ayrı alanın tek cümlede birbirine karışması.
"Aşkımız bir tohumdu, sonra battı."
Tohum bitki alanına ait: büyür, kurur, çürür. Batmak deniz alanına ait. İki alan çarpışıyor ve dinleyicinin kafasında hiçbir resim oluşmuyor.
Bu hata yeni yazanlarda çok görülüyor ve nedeni şu: her iki ifade de tek başına tanıdık geliyor, birlikte düşünülmüyor.
Kontrol yöntemi kolay. Cümledeki metaforu tek başına yaz ve devam ettirmeye çalış. Devam ettiremiyorsan alanlar çakışıyor demektir.
Bir de meşru olanı var.
Alan değiştirmek yasak değil; nerede değiştirdiğin önemli.
Bölüm sınırında alan değiştirmek fark edilmiyor. Birinci kıta bir evde geçer, ikinci kıta bir yolculuğa geçer ve kimse rahatsız olmaz.
Cümlenin ortasında alan değiştirmek ise dağıtıyor.
Yani kural şu: alan bir cümle boyunca sabit kalsın, bölüm boyunca tercihen sabit kalsın, şarkı boyunca değişebilsin.
Genişletilmiş metafor: şarkı boyunca tek alan
Bir adım ilerisi var ve güçlü bir yapı kuruyor.
Bütün şarkıyı tek bir alanın içinde yazmak.
Şarkı bir ev üzerinden gidiyor: odalar, kapılar, taşınma, kilit değiştirme. Ya da bir hava durumu üzerinden: basınç, sis, açma, don.
Bunun avantajı şu: her yeni satır bir öncekinin üstüne biniyor ve açıklama gerektirmiyor. Alan bir kez kurulduktan sonra dinleyici oraya yerleşiyor.
Şarkı da bu sayede bir bütün gibi duruyor, satır yığını gibi değil.
Ama bir riski var ve bu risk gerçek.
Genişletilmiş metafor bir bulmacaya dönüşebiliyor. Yazan kişi alanı sürdürmeye çalışırken duyguyu eğmeye başlıyor. Satırlar zekice oluyor ve soğuyor.
Ayırt etmenin ölçütü şu: metafor duyguya mı hizmet ediyor, yoksa duygu metaforu sürdürmek için mi büküldü?
Şüphelendiğinde bir satırı çıkar ve şarkıyı okumaya devam et. Çıkardığın satır yalnızca alanı sürdürmek için oradaysa, şarkı onsuz daha iyi duruyor.
Metaforun kullanılmadığı yer
Şimdi bu dersin en çok atlanan kısmı.
Bir şarkının en güçlü satırı çoğu zaman hiçbir metafor içermiyor.
Nedeni yapısal. Metafor bir mesafe koyuyor. "Bu, şu gibidir" demek, "bu" demekten bir adım uzak.
Duygunun en yoğun olduğu anlarda o bir adım fazla geliyor.
En doğrudan cümle, hiçbir şeye benzetilmeden söylenen cümle.
"Gitme."
Bunun metaforu yok ve olmasına gerek de yok.
Pratik sonucu şu: bir şarkıyı metaforla kurabilirsin, ama en kritik anında metaforu bırakman gerekebilir. Kıtalar bir alanın içinde ilerler ve nakarat düz konuşur.
Bu bir yoksunluk değil, bir hazırlıktır. Metaforlarla kurulmuş bir zeminin üstünde söylenen düz bir cümle, düz bir şarkıdaki aynı cümleden çok daha ağır düşüyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: metaforun yönü tersine çevrilebiliyor ve bu az kullanılan bir hamle. Alışılmış kullanım soyutu somutla anlatmak. Tersi de mümkün: somut bir şeyi soyut bir şeyle anlatmak. Bir eşyadan söz ederken ona bir duygu adı vermek, o eşyayı bir anda tuhaflaştırıyor ve dikkat çekiyor. Bunu şarkı boyunca yapamazsın; bir kez yaptığında dinleyici durur ve o durma senin seçtiğin yerde olur.
İkincisi: en iyi metaforlar çoğu zaman yazarın kendi hayatındaki uzmanlıktan geliyor. Bir insanın gerçekten bildiği alan varsa, oradan gelen görüntüler hem taze hem doğru oluyor. Bir işi yapmış olmak, bir yerde yaşamış olmak, bir aletle uğraşmış olmak; hepsi kimsenin şarkıda kullanmadığı bir kaynak deposu. Herkesin ulaştığı ortak alanlardan çekilen metaforlar tanıdık olduğu için ölü olma riski taşıyor. Kendi alanından çekilen bir metafor daha ilk seferinde canlı.
Üçüncüsü: bir metaforun ne kadar açıklanacağı bir ayar ve iki yönde de bozuluyor. Hiç açıklamazsan dinleyici bağlantıyı kuramayabilir. Fazla açıklarsan ikinci derste konuştuğumuz iptal olayı gerçekleşiyor: metaforu verip ardından anlamını söylemek metaforu siliyor. Doğru ayar genellikle şu: metaforu kur ve bir sonraki satırda onu açıklama, onun içinde kal. Alanın içinde kalmak, açıklamanın yerini tutuyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Metafor ne kadar büyükse o kadar etkilidir." Ölçek tutmadığında büyük metafor duyguyu şişiriyor ve inandırıcılığı düşürüyor. Büyük bir duyguyu küçük bir kaynakla anlatmak neredeyse her zaman daha iyi sonuç veriyor.
Yaygın yanlış: "Benzetme ile metafor aynı şeydir." Aynı değil. Benzetme mesafe koruyor ve güvenli; metafor mesafeyi kaldırıyor, daha güçlü ve daha riskli. Hangisini kullandığını bilerek seçmek gerekiyor.
Yaygın yanlış: "Bilinen ifadeler kullanışlıdır çünkü herkes anlar." Ölü metaforlar anlaşılıyor ama görünmüyor. Anlamayla görmek aynı şey değil ve şarkının ihtiyacı olan ikincisi.
Yaygın yanlış: "Şarkı boyunca aynı metaforu sürdürmek her zaman iyidir." Sürdürme kendi başına bir değer değil. Duygu metaforu sürdürmek için eğilmeye başladıysa yapı kazanıyor, şarkı kaybediyor.
Yaygın yanlış: "İyi bir söz yazarı her satırı metaforla yazar." En güçlü satır çoğu zaman metaforsuz olanı. Metafor bir adım mesafe koyuyor ve en yoğun anda o adım fazla geliyor.
Uygulama
Bir duygu seç ve onu bir cümleyle yaz. Şimdi o cümlenin altına beş metafor yaz; hepsi farklı bir alandan gelsin. Biri mutfaktan, biri havadan, biri bir aletten, biri bir mekândan, biri de kendi işinden ya da uğraşından. Beşini yazarken kalitesini düşünme; şu an yaptığın iş seçmek değil, üretmek.
Beşini yazdıktan sonra her birinin kaynağına bak ve tek soruyu sor: bu kaynak gerçekten görülebilir bir şey mi? Görülemeyenleri çiz. Genellikle beşten ikisi ya da üçü bu turda eleniyor ve elenenler çoğunlukla en şairane duranlar oluyor.
Kalanlardan birini seç ve ölçek denemesi yap. Duygunun büyüklüğüyle kaynağın büyüklüğünü yan yana koy. Kaynak daha büyükse küçültmeyi dene: okyanus yerine bir bardak, şehir yerine bir oda, yıl yerine bir akşam. Küçültülmüş hâlini yaz ve iki cümleyi sesli oku; hangisinin daha çok şey gösterdiğini duyacaksın.
Son olarak diriltme çalış. Bildiğin ölü bir metafor al ve ona bir devam cümlesi yaz. Devam, kaynak alanın mantığına uysun; kırılan dağılsın, yanan kül bıraksın, donan çözülsün. Bu alıştırma tek başına bir şarkı vermiyor ama bir alışkanlık kuruyor: bundan sonra tanıdık bir ifade yazdığında elin kendiliğinden onu bir adım ileri götürmeyi deneyecek.
Kilit özet
Metafor bir süs değil, bir köprü. Görülemeyen bir şeyi görülebilen bir şeyin üstünden geçiriyorsun.
Benzetme mesafe koruyor, metafor mesafeyi kaldırıyor. İkincisi daha güçlü ve daha riskli.
Tek kural: kaynak hedeften daha somut olmalı. Görülemeyen bir kaynak hiçbir şey kazandırmıyor.
Ölçek eşleşmeli. Küçük bir duyguyu büyük bir kaynakla anlatmak şişiriyor; büyük bir duyguyu küçük bir kaynakla anlatmak genellikle işe yarıyor.
Ölü metafor anlaşılıyor ama görünmüyor. Gerçekmiş gibi devam ettirildiğinde yeniden canlanıyor.
Alan bir cümle boyunca sabit kalmalı. Ve en güçlü satır çoğu zaman metaforsuz olanı; metafor bir adım mesafe koyuyor ve en yoğun anda o adım fazla geliyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste ölü metaforlardan söz ettik: çok kullanıldığı için görüntüsünü kaybetmiş ifadeler.
Ama ölü metafor daha büyük bir ailenin yalnız bir üyesi.
Şarkı sözünde çok kullanılmış olan yalnız benzetmeler değil. Cümle kalıpları, sahne kurulumları, duygu ifade etme biçimleri, hatta şarkının bütün kurgusu da tanıdık olabiliyor.
Ve burada kolay bir yargıya varmamak gerekiyor. Tanıdık olan her şey kötü değil; bazı kalıplar tam da tanıdık oldukları için çalışıyor.
Sonraki derste klişeyi ele alacağız: onu tanımayı, ne zaman zararlı ne zaman kullanışlı olduğunu ve en önemlisi bir klişeyi atmak yerine dönüştürmenin yollarını.