Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Başlık, dinleyicinin şarkıyı yeniden bulmak için tuttuğu yer. İçinde geçmeyen bir ad, erişilemeyen bir şarkı demek.
Hook nakaratın dört yerinde durabiliyor ve dördü farklı iş yapıyor. Ortada duran hook genellikle fark edilmiyor.
Akılda kalmanın ölçülebilir dört özelliği var: üç ile yedi kelime arası uzunluk, kendi başına tamamlanma, ses tekrarı ve içerideki küçük sürtünme.
Kapalı cümle tutunmuyor, açık cümle asılı kalıyor. Sürtünme büyük olmak zorunda değil.
Türkçe fiille bittiği için düz cümlenin sonunda bir ek duruyor. Devrik yapı, sona bir ek yerine bir şey koymanın yolu.
Başlık aranmıyor, toplanandan seçiliyor ve çoğu zaman şarkı bittikten sonra bulunuyor. Verdiği sözü de tutması gerekiyor.
Açılış sahnesi
Biri bir yerde bir şarkı duyuyor ve çok seviyor.
O an adına bakmıyor. Zaten aklında kalacağını düşünüyor.
Üç gün sonra o şarkıyı tekrar dinlemek istiyor.
Melodinin bir parçası aklında. Nasıl bir his bıraktığını hatırlıyor. Hatta hangi kelimenin geçtiğini bile hatırlıyor gibi.
Aramaya başlıyor. Hatırladığını sandığı cümleyi yazıyor, hiçbir şey çıkmıyor. Başka bir cümle deniyor, o da değil.
Bir süre uğraşıp bırakıyor.
Şarkı duruyor. Bir yerde, tam olduğu hâliyle duruyor. Ve o kişi için kaybolmuş durumda.
Şimdi aynı olaya diğer taraftan bakalım.
O şarkıyı yazan kişi, yazarken bu sahneyi hiç düşünmedi. Kendi şarkısını aramak zorunda olmadığı için, aranırken ne olacağını da hesaba katmadı.
Oysa bir şarkının bir tutamağı olması gerekiyor.
Tutamak, dinleyicinin şarkıyı yeniden bulmak için tuttuğu yer.
Bu ders o tutamağın nasıl yapıldığıyla ilgili.
Bu derste ne olacak
Önce başlığın şarkı içinde neden geçmesi gerektiğini göreceğiz ve bunun bir gelenek değil bir işlev olduğunu kuracağız. Sonra hook'un nakaratın neresinde durabileceğini ve her konumun ne yaptığını ele alacağız. Ardından bir cümlenin neden akılda kaldığını açacağız; burada mistik bir şey yok, sayılabilir özellikler var. Sonra Türkçeye özgü bir sorunu ve onun bilinen çözümünü konuşacağız. Başlığın nereden geldiğini göreceğiz. En sonda başlığın verdiği sözü ele alacağız.
Sıfır noktası
İki terim var ve çoğu zaman aynı şeye işaret ediyorlar.
Hook, şarkının en çok akılda kalan kısa cümlesi. Kelime anlamı kanca ve yaptığı iş de bu: dinleyiciye takılıyor.
Başlık ise şarkının adı.
Popüler şarkıların büyük çoğunluğunda ikisi aynı cümle. Bu bir gelenek değil, bir zorunluluk.
Nedeni açılış sahnesinde duruyor.
Bir dinleyici bir şarkıyı yeniden bulmak istediğinde, hatırladığı şeyi yazıyor. Hatırladığı şey de en çok tekrarlanan ve en kolay tutulan cümle oluyor.
Eğer şarkının adı o cümle değilse, dinleyici doğru şeyi hatırlasa bile yanlış yere bakıyor.
Şarkının adı, şarkının içinde geçmiyorsa, o şarkı istenmesi zor bir şarkı.
Buradan çıkan kural yalın: başlık nakaratın içinde bir satır olsun.
İstisnası var ve azdır. İstisnayı kullanmak için önce kuralı işletmiş olmak gerekiyor.
Mekanizma
Hook nakaratın neresinde durur
Nakaratın içinde hook'un durabileceği dört yer var ve dördü dört ayrı etki yapıyor.
Birinci yer, nakaratın ilk satırı. Dinleyici daha en baştan şarkının ne olduğunu öğreniyor. Nakaratın geri kalanı o cümleyi açıklıyor. Bu konum en hızlı tanınan konum.
İkinci yer, nakaratın son satırı. Nakarat o cümleye doğru gidiyor ve orada duruyor. Bir varış hissi oluşuyor. Bu konum en çok tatmin veren konum, ama tanınması daha geç.
Üçüncü yer, hem ilk hem son satır. Cümle nakaratı çerçeveliyor. En yaygın kullanılan düzen bu ve iki konumun avantajını birleştiriyor. Bedeli, nakaratın diğer satırları için kalan yerin azalması.
Dördüncü yer, nakaratın ortası. Bu en zayıf konum. Cümle diğer satırların arasına gömülüyor ve dinleyici onun özel olduğunu anlamıyor.
Bir hook ortada duruyorsa ve orada durması gerekiyorsa, çevresindeki satırların ona yer açması gerekiyor: daha kısa olmaları, ya da öncesinde bir duraklama bulunması.
Yazarken yapılacak iş basit. Nakaratını yaz, hook adayını belirle ve konumunu bilerek seç. Kendiliğinden nereye düşerse orada bırakma.
Bir cümle neden akılda kalıyor
Akılda kalmak bir yetenek meselesi değil. Ölçülebilir özellikleri var.
Birincisi uzunluk. Tutunan cümleler genellikle üç ile yedi kelime arasında. Daha uzun bir cümle akılda cümle olarak değil, fikir olarak kalıyor ve fikir aranamıyor.
İkincisi bütünlük. Cümle kendi başına tamamlanıyor mu? Bir sonraki satıra sarkan, yarım kalan bir cümle tek başına çıkarılamıyor. Hook, şarkıdan koparılıp söylenebilen bir parça olmalı.
Üçüncüsü ses. Aynı sesin dönmesi cümleyi bir arada tutuyor. Bu, bir sonraki dersin konusu ve orada ayrıntısıyla çalışacağız.
Dördüncüsü, ve en az bilineni: sürtünme.
Kapalı bir cümle akılda kalmıyor. "Seni seviyorum" tam, doğru ve kapalı. İçinde çözülecek bir şey yok.
Açık bir cümle takılıyor. İçinde küçük bir çelişki, bir soru ya da beklenmedik bir yan yana gelme olan cümle zihinde asılı kalıyor.
"İyiyim" kapalı bir cümle. "İyiyim, sorma" açık, çünkü ikinci yarısı birincisini yalanlıyor ve dinleyici o boşluğu doldurmaya çalışıyor.
Sürtünme büyük olmak zorunda değil. İki kelimenin normalde yan yana gelmemesi yetiyor.
Türkçenin sonu: ekle biten hook sorunu
Şimdi Türkçe yazan birinin karşılaştığı ve çoğu zaman adını koyamadığı bir soruna geliyoruz.
Türkçe fiille biten bir dil. Düz bir cümle kurduğunda sonda fiil duruyor ve fiilin sonunda da çekim eki.
Bunun hook için iki sonucu var.
Birincisi, satır sonları birbirine benzemeye başlıyor. "Özledim", "bekledim", "sevdim", "gördüm". Aynı ek dönüyor ve kulak bunu uyak olarak değil, tekdüzelik olarak duyuyor.
İkincisi, cümlenin en ağır kelimesi sona gelmiyor. Söylemek istediğin şey kim, ne ya da nerede ise, o kelime cümlenin ortasında kalıyor ve sonda yalnızca bir ek duruyor.
Türkçe şarkı sözünün bu soruna bulduğu çözüm devrik cümle.
"Seni çok özledim" cümlesi bir ekle bitiyor.
"Özledim seni" cümlesi bir insanla bitiyor.
İkisi aynı şeyi söylüyor ve ikincisinin sonunda duran şey çok daha ağır.
Devrik cümlenin şarkıda bu kadar yaygın olması bir üslup tercihi değil. Sondaki kelimenin melodinin en uzun notasına düşmesi ve kulakta en son o kelimenin kalmasıyla ilgili.
Masada uygulanacak kontrol tek: hook'unun son kelimesi bir ek mi, yoksa bir şey mi?
Ek ise cümleyi çevir ve iki hâlini yüksek sesle söyle.
Bu tek hamle, bir hook'u çoğu zaman ortalamanın üstüne çıkarıyor.
Başlık nereden gelir
Başlık aranarak bulunmuyor. Toplanan malzemenin içinden seçiliyor.
Boş bir kâğıda oturup başlık düşünen biri neredeyse her zaman tanıdık bir cümleye varıyor. Çünkü akla ilk gelen şey, en çok duyulmuş olan şey.
Üç kaynak var ve üçü de yazma masasının dışında.
Birinci kaynak konuşma. Gerçek konuşmalarda söylenen cümleler. Birinin telefonda söylediği bir şey, bir tartışmanın ortasında çıkan bir cümle, birinin sana söylediği ve aklında kalan bir söz. Bu cümleler zaten insan ağzından çıktığı için söylenebilir oluyor.
İkinci kaynak çelişki. Normalde yan yana durmayan iki kelimeyi yan yana koymak. Sürtünme buradan geliyor ve bu yöntem masada da işletilebiliyor.
Üçüncü kaynak ayrıntı. İkinci derste konuştuğumuz somut nesnenin başlığa yükselmesi. Şarkının içindeki bir eşya, bir yer ya da bir hareket başlık olduğunda, başlık şarkının kendisinden gelmiş oluyor.
Ve bir alışkanlık önerisi: duyduğun ilginç cümleleri bir yere yaz. Şarkı yazarken değil, her zaman. Yazan insanların çoğunda böyle bir liste var ve başlıkların büyük kısmı oradan çıkıyor.
Başlığın verdiği söz
Bir başlık bir söz veriyor ve şarkı o sözü tutmak zorunda.
Başlık bir soruysa, dinleyici bir cevap ya da cevap vermeyi reddetme bekliyor. İkisi de olur; hiçbiri olmazsa şarkı eksik hissettiriyor.
Başlık bir iddia ise, şarkının o iddiayı desteklemesi ya da çürütmesi gerekiyor.
Başlık bir nesne ise, o nesnenin şarkıda gerçekten bulunması gerekiyor.
En sık yapılan hata, kulağa güzel geldiği için seçilen ve şarkıyla ilgisi kurulmayan başlık. Kulağa güzel gelmek bir başlangıç, yeterli değil.
Bir kontrol var: başlığını birine söyle ve bu şarkının neyle ilgili olduğunu tahmin etmesini iste. Tahmini şarkının konusuna yakınsa başlık iş yapıyor. Çok uzaksa ya başlık ya şarkı değişecek.
Uzak tahmin her zaman kötü değil. Bilerek yanıltan bir başlık da bir teknik. Ama o yanılmanın şarkı bitince açıklanması gerekiyor; açıklanmıyorsa yanılma değil, karışıklık oluyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: hook'un tekrarı bir sayı meselesi değil, bir yer meselesi. Aynı cümleyi bir nakaratta iki kez söylemek bazen güçlendiriyor, bazen ucuzlatıyor. Fark, aradaki mesafede. Peş peşe gelen iki tekrar bir vurgu; araya iki satır girdikten sonra gelen tekrar bir dönüş. Vurgu enerji katıyor, dönüş anlam katıyor. Hangisini istediğini bilerek yerleştirmek, tekrar sayısını tartışmaktan çok daha verimli.
İkincisi: en iyi başlıklar çoğu zaman şarkı bitmeden bulunmuyor. Yazma sürecinde başlık genellikle geçici bir etiket olarak duruyor ve gerçek başlık, şarkı tamamlandıktan sonra metnin içinden çıkıyor. Bunun nedeni şu: bir şarkının ne hakkında olduğunu ancak yazıp bitirdiğinde öğreniyorsun. Baştan konan başlık, o zaman ne yazmak istediğini sandığının adı oluyor; sondan seçilen başlık ise gerçekte ne yazdığının adı.
Üçüncüsü: başlık şarkının dışında da çalışmak zorunda. Nakaratın içinde melodiyle, tempoyla ve seslendirmeyle destekleniyor. Bir liste içinde, bir afişte, bir mesajda ise yapayalnız duruyor. Bu ikinci durumda hâlâ ilgi çekiyor mu? Bazı cümleler yalnız müzikle birlikte iyi; onlar hook olabilir ama başlık olmaya uygun değil. Şarkı bittikten sonra başlığı düz bir yazıyla kâğıda yaz ve öyle bak; melodisi olmayan hâlini görmek şart.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Başlık özgün olmalı, daha önce kullanılmamış olmalı." Şarkı adları telifli değil ve çok kullanılmış bir ifade, iyi yazıldığında yeniden çalışıyor. Asıl mesele özgün olmak değil, o başlığın altındaki şarkının başka bir şey söylemesi.
Yaygın yanlış: "Hook nakaratta nerede olursa olsun fark etmez." Ediyor. Aynı cümle nakaratın başında, sonunda ya da ortasında farklı işler yapıyor ve ortada durduğunda çoğu zaman fark edilmiyor.
Yaygın yanlış: "Akılda kalan cümle ilham işidir." Sayılabilir özellikleri var: uzunluk, kendi başına tamamlanma, ses tekrarı ve içindeki küçük sürtünme. Bunların hiçbiri ilhamla ilgili değil ve dördü de yazarken kontrol edilebiliyor.
Yaygın yanlış: "Devrik cümle kullanmak eskimiş bir tarz." Türkçenin fiille bitmesi yapısal bir olgu ve devrik yapı bunun çözümü. Sondaki kelimenin bir ek değil bir şey olması, kulakta kalan şeyi doğrudan belirliyor.
Yaygın yanlış: "Başlığı en başta bulmalısın." Baştan konan başlık genellikle ne yazacağını sandığın şeyin adı oluyor. Şarkı bittikten sonra metnin içinden seçilen başlık, gerçekte yazdığın şeyin adı.
Uygulama
Elindeki bitmiş ya da yarım bir şarkıyı al ve içinden beş cümle çıkar. Seçim ölçütün tek olsun: bu cümle tek başına söylenebiliyor mu? Sarkan, yarım kalan, öncesini gerektiren cümleleri alma. Beş cümleyi alt alta yaz ve kelime sayılarını yanlarına not et; üç ile yedi arasında olmayanları işaretle ama silme.
Şimdi beş cümleyi sürtünme açısından oku. Her cümle için sor: içinde çözülecek bir şey var mı? Kapalı olanların yanına kapalı yaz, içinde bir çelişki ya da beklenmedik eşleşme olanların yanına açık yaz. Genellikle beşten biri ya da ikisi açık çıkıyor ve başlık adayların onlar oluyor.
Üçüncü adımda devriklik denemesi yap. Seçtiğin adayın son kelimesine bak. Bir çekim ekiyle bitiyorsa cümleyi çevir ve yeni hâlini yaz. İki hâli de yüksek sesle söyle ve son kelimeyi uzatarak söyle, çünkü şarkıda o kelime uzayacak. Hangisinin uzamaya dayandığını kulağın söyleyecek; ekler uzamaya dayanmıyor.
Son olarak tahmin testini uygula. Başlık adayını bir kişiye yalnızca söyle, şarkıdan hiç söz etme ve bu adı taşıyan bir şarkının neyle ilgili olabileceğini sormanı iste. Verdiği cevabı yaz. Cevap senin şarkına yakınsa başlık taşıyor. Uzaksa iki seçeneğin var ve ikisi de meşru: ya başlığı değiştirirsin, ya da o uzaklığı şarkının içinde bilerek kullanıp açıklarsın.
Kilit özet
Başlık, dinleyicinin şarkıyı yeniden bulmak için tuttuğu yer. İçinde geçmeyen bir ad, erişilemeyen bir şarkı demek.
Hook nakaratın dört yerinde durabiliyor ve dördü farklı iş yapıyor. Ortada duran hook genellikle fark edilmiyor.
Akılda kalmanın ölçülebilir dört özelliği var: üç ile yedi kelime arası uzunluk, kendi başına tamamlanma, ses tekrarı ve içerideki küçük sürtünme.
Kapalı cümle tutunmuyor, açık cümle asılı kalıyor. Sürtünme büyük olmak zorunda değil.
Türkçe fiille bittiği için düz cümlenin sonunda bir ek duruyor. Devrik yapı, sona bir ek yerine bir şey koymanın yolu.
Başlık aranmıyor, toplanandan seçiliyor ve çoğu zaman şarkı bittikten sonra bulunuyor. Verdiği sözü de tutması gerekiyor.
Sonraki derse köprü
Akılda kalmanın dört özelliğinden birini bu derste açmadan bıraktık: ses tekrarı.
Bir cümlenin içinde aynı sesin dönmesi onu bir arada tutuyor. Bunun en bilinen hâli satır sonlarında duyduğumuz benzerlik.
Ama uyak hakkında bilinenlerin çoğu şiirden geliyor ve şarkıda farklı çalışıyor. Şarkıda uyak bir süs değil; kulağa satırın bittiğini haber veren bir işaret ve bir sonraki satırı bekletme aracı.
Sonraki derste uyağın gerçekte ne işe yaradığını, tam benzerliğin neden çoğu zaman zayıf düştüğünü ve Türkçede eklerle kurulan kolay uyağın neden bir tuzak olduğunu ele alacağız.