Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir şarkıda iki ayrı iş var. Kıta ayrıntı topluyor, nakarat ana cümleyi söylüyor. İkisi birbirinin yerine kullanılamıyor.
Kıta ilerliyor, nakarat duruyor. Nakaratta zamanın akmaması onun kusuru değil, tanımı.
Nakaratın genel olabilmesinin nedeni kıtaların özgül olması. Karşılığı ödenmemiş genel cümle boş kalıyor.
Tekrar bir kusur değil. Aynı cümle üçüncü kez geldiğinde altındaki malzeme değiştiği için başka bir cümle oluyor.
İkinci kıtanın kendine ait bir işi olmalı: zamanı ilerletmek, yaklaşmak, bilgi eklemek ya da ölçek değiştirmek.
Köprü şarkının bir kez gittiği yer ve zorunlu değil. Ölçütü, olmadığında bir şey kaybedilip kaybedilmediği.
Açılış sahnesi
Biri bir şarkı yazıyor ve on altı satır çıkarıyor.
On altısı da iyi. Her biri somut, her birinde bir görüntü var, hiçbirinde soyut bir kelime yok. Üç dersin öğrettiği her şey uygulanmış.
Şarkıyı okuyor ve bir şey eksik geliyor.
Ne eksik olduğunu bulamıyor, çünkü tek tek baktığında hiçbir satırda sorun yok.
Sonunda birine gösteriyor. O kişi okuyor ve şunu soruyor: "Peki bu şarkı ne diyor?"
Yazan kişi cevap vermeye başlıyor ve durup kalıyor.
Çünkü cevabı şarkının içinde bulamıyor. On altı satırın hiçbiri o cevabı söylemiyor.
Şarkı bir sahne kurmuş, bir insan yerleştirmiş, ayrıntıları toplamış. Ama hiçbir yerde durup "bütün bunlar şu demek" dememiş.
Sorun satırlarda değil.
Sorun şu: on altı satırın hepsi aynı işi yapıyor.
Bir şarkıda iki ayrı iş var ve bu ders o iki işi ayırmakla ilgili.
Bu derste ne olacak
Önce bir şarkının neden iki farklı bölüm türüne ihtiyaç duyduğunu göreceğiz. Sonra kıtanın ve nakaratın iş tanımlarını ayrı ayrı yazacağız. Ardından ikisi arasındaki en somut farkı ele alacağız: kıta ilerliyor, nakarat duruyor. Sonra nakaratın tekrarlanmasının neden bir kusur değil bir işlev olduğunu konuşacağız. Kıtaların birbirinden nasıl farklılaşması gerektiğini kuracağız. En sonda üçüncü bir bölüm türüne, köprüye bakacağız.
Sıfır noktası
Bir şarkının bölümleri müzikal olarak ayrılıyor ama sözde de ayrı işler yapıyor.
İki temel bölüm var.
Kıta, ayrıntının biriktiği yer. Sahne burada kuruluyor, olay burada anlatılıyor, zaman burada ilerliyor.
Nakarat, ana cümlenin durduğu yer. Şarkının ne olduğu burada söyleniyor ve her seferinde aynı sözlerle söyleniyor.
Aralarındaki ilişki bir dengeye değil, bir iş bölümüne dayanıyor.
Kıta delili topluyor. Nakarat hükmü veriyor.
İkinci derste bir cümle kurmuştuk: delil önce gelirse ad taşıyor. O cümle satır ölçeğinde doğruydu; şarkı ölçeğinde de doğru ve adı şu: kıtalar somut çalışırsa nakarat soyut olabiliyor.
Nakaratın karşılığı kıtalar tarafından ödeniyor.
Bir şarkının yapısını anlamak, bu iki bölümü birbirinin yerine kullanmamayı öğrenmek demek.
Mekanizma
Kıtanın iş tanımı
Kıta üç şey yapıyor ve üçünü de nakarat yapamıyor.
Birincisi, sahneyi kuruyor. Nerede, ne zaman, kim. Üçüncü derste konuştuğumuz duyusal malzeme buraya giriyor.
İkincisi, zamanı ilerletiyor. Birinci kıtada olan bir şey var, ikinci kıtada başka bir şey oluyor. Aradaki fark şarkının hareketi.
Üçüncüsü, özgüllüğü taşıyor. Sana ait olan, senden başkasının yazamayacağı ayrıntılar kıtada duruyor.
Kıtanın sözleri her seferinde değişiyor ve bu değişim onun işi.
Yazarken kıtaya bakılacak soru şu: bu kıta bir şey ANLATIYOR mu, yoksa bir duyguyu tekrar mı ediyor?
Duyguyu tekrar eden kıta, nakaratın işini çalmış demektir ve şarkı yerinde saymaya başlıyor.
Nakaratın iş tanımı
Nakarat iki şey yapıyor.
Birincisi, şarkının ne olduğunu söylüyor. Tek cümlede. Biri sana "bu şarkı ne diyor" diye sorduğunda cevabın nakaratın içinde olması gerekiyor.
İkincisi, dinleyicinin döndüğü yer oluyor. Şarkının sabit noktası burası.
Nakaratın sözleri değişmiyor ve bu değişmezlik onun işi.
Şimdi yeni yazanların en çok zorlandığı noktaya gelelim: nakarat kıtadan daha genel olmalı.
Bu, üçüncü dersin bütün öğüdüne ters geliyor gibi duruyor ve gelmiyor.
Kıta özgül olduğu için nakarat genel olabiliyor. Genel olan cümle, altındaki özgül malzeme tarafından doldurulmuş oluyor.
Nakarat çok özgül olursa dinleyici oraya kendini koyamıyor. Nakarat hiçbir özgüllük taşımazsa da hiçbir şey söylemiyor.
Aradaki denge şurada duruyor: nakarat bir cümle söylüyor, bir sahne kurmuyor.
Kıta ilerliyor, nakarat duruyor
İkisi arasındaki en kullanışlı fark bu ve yazarken doğrudan sınanabiliyor.
Kıtada zaman akıyor. Bir şey oluyor, sonra başka bir şey oluyor.
Nakaratta zaman duruyor. Nakarat bir olay anlatmıyor; bir durumu ilan ediyor.
Bunun sesle de ilgisi var. Nakarat müzikal olarak da genellikle açılıyor, yükseliyor, genişliyor. Sözün orada durması müziğin orada durmasıyla aynı şey.
Bir kontrol yöntemi: nakaratını al ve içinde "sonra" kelimesinin geçebileceği bir yer var mı diye bak.
Varsa o nakarat aslında bir kıta.
Aynı kontrolün tersi de çalışıyor. Kıtanda hiç fiil hareketi yoksa, yani hiçbir şey olmuyorsa, o kıta aslında bir nakarat taslağı.
Tekrar bir kusur değil
Yeni yazanlarda ortak bir utanç var: nakaratı üç kez yazmak tembellik gibi geliyor.
Değil. Tekrar nakaratın işlevinin kendisi.
Bunun iki nedeni var ve ikisi de dinleyicide.
Birincisi, tanıma. Dinleyici bir şarkıyı ikinci kez duyduğunda ilk tanıdığı yer nakarat. Tanınan şey rahatlatıyor ve rahatlayan dinleyici kalıyor.
İkincisi, birikim. Aynı cümle üçüncü kez geldiğinde artık aynı cümle değil, çünkü arada iki kıta geçti. Kelimeler değişmedi ama altlarındaki malzeme değişti.
Bu ikincisi yazarken kullanılabilir bir araç. Nakaratını yazarken kendine sor: bu cümle, ikinci kıtadan sonra farklı bir anlam kazanabilir mi?
Kazanabiliyorsa şarkının bir derinliği var. Kazanamıyorsa nakarat üç kez aynı şeyi söylüyor ve üçüncüde dinleyici çoktan çıkmış oluyor.
Kıtalar birbirinden farklı olmalı
İki kıtası olan bir şarkıda en sık görülen kusur şu: ikinci kıta birinci kıtanın başka kelimelerle yazılmış hâli.
Aynı sahne, aynı duygu, farklı eşanlamlılar.
Dinleyici bunu şöyle yaşıyor: ikinci kıtada dikkati düşüyor ve nakaratı beklemeye başlıyor.
İkinci kıtanın bir işi olmalı. Dört olasılık var ve hepsi kullanılıyor.
Zaman ilerleyebilir: birinci kıta o akşamı, ikinci kıta ertesi sabahı anlatır.
Bakış açısı yaklaşabilir: birinci kıta uzaktan, ikinci kıta içeriden bakar.
Bilgi eklenebilir: ikinci kıta birinci kıtada anlaşılmayan bir şeyi açıklar ve dinleyici geri dönüp birinci kıtayı yeniden anlar.
Ya da ölçek değişebilir: birinci kıta bir odayı, ikinci kıta bütün bir yılı anlatır.
Dördünden birini seç. Seçmeden yazılan ikinci kıta, neredeyse her zaman birincinin gölgesi oluyor.
Köprü: üçüncü bölüm
Bir de köprü var ve adı yaptığı işi anlatıyor.
Köprü, şarkının bir kez gittiği yer. İkinci nakarattan sonra geliyor, bir kez söyleniyor ve geri dönmüyor.
İşi şu: şarkıya kadar biriken şeyi kırmak.
Bunu üç yolla yapıyor. Ya yeni bir bilgi veriyor, ya konumu değiştiriyor, ya da o ana kadar söylenmemiş olan şeyi söylüyor.
Köprüsü olmayan şarkı eksik değil. Ama üçüncü nakarata gelindiğinde dinleyicinin dikkati düşmüşse köprü o dikkati geri getiren şey.
Yazarken köprüye bakılacak tek soru şu: bu bölüm olmasaydı şarkı bir şey kaybeder miydi?
Kaybetmiyorsa köprü bir dolgu ve şarkıyı uzatmaktan başka iş yapmıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: nakaratı önce yaz. Yeni yazanların çoğu baştan başlıyor ve kıtaları yazdıktan sonra nakarat arıyor. Sonuç genellikle kıtaların özeti olan bir nakarat oluyor, yani yeni bir şey söylemeyen bir bölüm. Tersi çalışıyor: ana cümleyi bulduğunda kıtaların ne toplaması gerektiğini de biliyorsun. Nakarat şarkının hedefi; hedefi bilmeden yazılan kıtalar rastgele bir yere gidiyor.
İkincisi: nakarat ile kıta arasındaki dil düzeyi de farklı olmalı. Kıtada uzun cümleler, yan cümleler ve ayrıntı taşıyabiliyorsun. Nakaratta cümleler kısalıyor, kelimeler yalınlaşıyor ve sözdizimi basitleşiyor. Bunun nedeni edebi değil fizyolojik: nakarat genellikle daha yüksek perdeden ve daha uzun sürelerle söyleniyor, karmaşık sözdizimi orada anlaşılmıyor. Sözü müziğe göre yazmayı dokuzuncu derste ayrıca ele alacağız; şimdilik bilinmesi gereken, iki bölümün aynı dille yazılmadığı.
Üçüncüsü: son nakaratı değiştirmek güçlü ama pahalı bir hamle. Şarkının sonunda nakaratın tek kelimesini değiştirmek — bir zamanı, bir zamiri, bir olumsuzluk ekini — bütün şarkıyı yeniden anlamlandırabiliyor. Etkili olmasının sebebi tekrar beklentisinin kurulmuş olması; beklenen cümle gelmediğinde dinleyici irkiliyor. Pahalı olmasının sebebi ise şu: değişiklik yeterince anlamlı değilse dinleyici bunu hata sanıyor. Bu hamle ya şarkının anlamını çevirmeli ya hiç yapılmamalı.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Nakaratı tekrarlamak tembellik." Tekrar nakaratın işlevi. Dinleyici ikinci dinleyişte ilk oraya tutunuyor ve aynı cümle her geçişte altındaki birikim değiştiği için farklı bir şey söylüyor.
Yaygın yanlış: "Her bölüm eşit derecede somut olmalı." Olmamalı. Kıta somut, nakarat daha genel çalışıyor ve bu bir tutarsızlık değil, iş bölümü. Nakaratı kıta kadar özgül yazmak dinleyiciyi dışarıda bırakıyor.
Yaygın yanlış: "İkinci kıta birinciyi pekiştirmeli." Pekiştirme tekrar demek. İkinci kıtanın kendine ait bir işi olmalı: zamanı ilerletmek, yaklaşmak, bilgi eklemek ya da ölçek değiştirmek.
Yaygın yanlış: "Köprü her şarkıda olmalı." Olması gerekmiyor. Köprü bir dikkat aracı ve ihtiyaç yoksa eklenen bölüm şarkıyı uzatmaktan başka bir şey yapmıyor.
Yaygın yanlış: "Şarkı baştan sona yazılır." En sık kullanılan sıra bu ve en verimli olan bu değil. Nakaratı bulmadan yazılan kıtalar bir hedefe gitmiyor; sonradan bulunan nakarat da genellikle onların özeti oluyor.
Uygulama
Elindeki herhangi bir taslağı al ve satırlarını iki kâğıda ayır. Bir kâğıda bir şeyin olduğu satırları yaz; birinin bir şey yaptığı, bir yere gittiği, bir şeyi bıraktığı satırlar. Diğer kâğıda bir durumu söyleyen satırları yaz. Ayırma bittiğinde iki kâğıttan biri neredeyse boşsa şarkının neden eksik hissettirdiğini bulmuş olursun.
Şimdi ikinci kâğıttan bir cümle seç ve onu ana cümle adayı olarak kenara koy. Bu cümlenin tek başına ayakta durup durmadığını sına: birine yalnız o cümleyi söylediğinde ne anlattığı belli oluyor mu? Belli olmuyorsa ya çok özgül ya çok boş demektir ve iki yönden hangisine kaydığını görmek genellikle kolay.
Üçüncü adımda ikinci kıtanı sıfırdan yaz ve yazmadan önce dört işten hangisini yaptığına karar ver. Zamanı mı ilerletiyor, yaklaşıyor mu, bilgi mi ekliyor, ölçek mi değiştiriyor. Kararı kâğıdın üstüne tek kelimeyle yaz ve kıtayı ondan sonra yaz. Bu tek kelime, ikinci kıtaların birinci kıtaların gölgesine düşmesini büyük ölçüde engelliyor.
Son olarak nakaratını al ve iki kıtanın arasına koyarak sesli oku. Birinci kıtadan sonra bir kez, ikinci kıtadan sonra bir kez. İkinci okumada aynı cümleyi farklı duyup duymadığına dikkat et. Fark duymuyorsan kıtalar nakaratın altını doldurmuyor demektir ve düzeltme nakaratta değil, kıtalarda yapılıyor.
Kilit özet
Bir şarkıda iki ayrı iş var. Kıta ayrıntı topluyor, nakarat ana cümleyi söylüyor. İkisi birbirinin yerine kullanılamıyor.
Kıta ilerliyor, nakarat duruyor. Nakaratta zamanın akmaması onun kusuru değil, tanımı.
Nakaratın genel olabilmesinin nedeni kıtaların özgül olması. Karşılığı ödenmemiş genel cümle boş kalıyor.
Tekrar bir kusur değil. Aynı cümle üçüncü kez geldiğinde altındaki malzeme değiştiği için başka bir cümle oluyor.
İkinci kıtanın kendine ait bir işi olmalı: zamanı ilerletmek, yaklaşmak, bilgi eklemek ya da ölçek değiştirmek.
Köprü şarkının bir kez gittiği yer ve zorunlu değil. Ölçütü, olmadığında bir şey kaybedilip kaybedilmediği.
Sonraki derse köprü
Bu derste nakaratın ana cümleyi taşıdığını söyledik. Ama o ana cümlenin içinde de bir merkez var.
Bir şarkıyı hatırlarken çoğu insan tek bir cümleyi hatırlıyor. Çoğu zaman şarkının adı da o cümle oluyor.
Bu cümle rastgele seçilmiyor ve bulunduğu yer de rastgele değil. Nakaratın neresinde durduğu, ne kadar sürdüğü ve kaç kelimeden oluştuğu doğrudan akılda kalıp kalmamasını belirliyor.
Sonraki derste başlığı ve akılda kalan cümleyi ele alacağız: nereden geldiğini, nakaratın hangi köşesinde durduğunu ve neden bazılarının bir dinleyişte yerleşip bazılarının hiç tutunmadığını.