Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Yazmak ve bitirmek iki ayrı iş, iki ayrı zihinsel duruş. Aynı oturumda tutulmuyor.
Taze metni okuyamazsın, hatırlarsın. Soğuma süresi bu hafızanın silinmesi için gerekiyor ve metne bakmamak koşuluyla işliyor.
Elden geçirme büyükten küçüğe: ne diyor, yapı, sahne, satır, ses, başlık. Başlık en sonda, çünkü şarkının ne olduğunu ancak bittiğinde öğreniyorsun.
Bir satırın gitmesi için beş işaret var: tekrar, uyak borcu, dolgu, açıklama, aidiyetsizlik. Sebebini adlandıramadığın satırı silme.
Bırakma zamanının üç işareti: değişiklikler artık daha iyi değil yalnız farklı, aynı satıra üçüncü dönüş, sesli okurken hiçbir yerde takılmama.
Eş yazarlıkta dört şey baştan kurulur: iş bölümü, hayır deme biçimi, odanın kuralı, pay ve isim. Sonuncusu şarkı yazılmadan önce konuşulur ve yazılı hâle getirilir.
Açılış sahnesi
Biri gece üçte bir şarkıyı bitiriyor.
Baştan sona okuyor ve şimdiye kadar yazdığı en iyi şey olduğunu düşünüyor. Her satır yerinde duruyor. İkinci kıta özellikle iyi.
Bekleyemiyor. Hemen birine gönderiyor.
Üç gün sonra aynı metni açıyor.
Ve ikinci kıtayı anlamıyor.
Metinde hiçbir şey değişmedi. Tek bir kelime bile aynı yerde duruyor.
Değişen şey şu: o gece o satırları okurken, aslında okumuyordu.
Hatırlıyordu.
Kafasında yazarken kurduğu sahne duruyordu ve metindeki eksik parçaları o sahneden tamamlıyordu. Metin yarısını söylüyordu, kendisi diğer yarısını getiriyordu.
Üç gün sonra o sahne solmuş. Şimdi elinde yalnız metin var.
Ve dinleyicinin de elinde yalnız metin olacak.
Bu ders şunun üstüne kurulu: bir şarkıyı bitirmek, yazmaktan ayrı bir iş.
Bu derste ne olacak
Önce yazmak ile bitirmenin neden iki ayrı zihinsel duruş olduğunu göreceğiz. Sonra soğuma süresini ve neden zorunlu olduğunu kuracağız. Ardından elden geçirmenin sırasını çıkaracağız, çünkü yanlış sıra en çok emek harcanan hatalardan biri. Sonra kesmeyi ele alacağız. Bir şarkının ne zaman bırakılacağını konuşacağız. En sonda bu kursta hiç değinmediğimiz bir duruma bakacağız: iki kişinin aynı şarkıyı yazması.
Sıfır noktası
Bir şarkı iki ayrı işten geçiyor.
Birinci iş yazmak. Bu işin gerektirdiği duruş açıklık: aklına geleni kâğıda almak, kötü olabileceğini düşünmeden devam etmek, yargılamayı ertelemek.
İkinci iş elden geçirmek. Bu işin gerektirdiği duruş tam tersi: soğukkanlı bakmak, işe yaramayanı bulmak, sevdiğin şeyi de kesebilmek.
Şimdi asıl mesele: bu iki duruş aynı anda tutulamıyor.
Yazarken yargılarsan yazamıyorsun. Her cümleyi doğar doğmaz eliyorsun ve elinde hiçbir şey kalmıyor.
Elden geçirirken üretmeye devam edersen kesemiyorsun. Her zayıf satırı silmek yerine düzeltmeye çalışıyorsun ve şarkı şişiyor.
Bu yüzden ikisi ayrı oturumlarda yapılıyor.
Aynı gün olabilir. Ama aynı oturumda olmuyor ve arada bir şeyin değişmesi gerekiyor: ya masadan kalkmak, ya bir gün geçmesi.
Kursun bütün teknik bilgisi birinci işe aitti. Bu ders ikincisine ait.
Mekanizma
Soğuma: taze metni okuyamazsın
Açılış sahnesindeki olay bir dikkat sorunu değil, bir hafıza olayı.
Bir metni yeni yazdığında, o metni okurken kafanda hâlâ onu yazdıran şey duruyor. Sahne, kişi, o günkü ruh hâli.
Metin eksik olsa bile sen o eksiği kendin dolduruyorsun ve doldurduğunu fark etmiyorsun.
Yani taze metni okuyamazsın. Hatırlarsın.
Soğuma süresi bu hafızanın silinmesi için gerekiyor.
Ne kadar? En az bir gece. Tercihen birkaç gün. Uzun projelerde bir hafta.
Bu süre boyunca metne hiç bakmamak gerekiyor; bir kez bile açmak sahneyi yeniden canlandırıyor ve sayaç sıfırlanıyor.
Bekleyemiyorsan iki hızlı yöntem var ve ikisi de kısmen işe yarıyor.
Birincisi biçimi değiştirmek. Metni farklı bir yazı tipiyle, farklı bir düzende ya da elle yeniden yazmak. Göz alışkanlığını kırdığı için bazı hatalar görünür oluyor.
İkincisi başkasına okutmak. Kendi hafızası olmayan biri metni gerçekten okuyor. Onun anlamadığı yer, senin doldurduğun yer.
Ama ikisi de gerçek soğumanın yerini tutmuyor. En iyi editör, üç gün önceki kendisini hatırlamayan yazar.
Elden geçirme sırası
Yeni yazanların çoğu yanlış uçtan başlıyor.
Metni açıyorlar ve kelime cilalamaya koyuluyorlar. Daha iyi bir sıfat, daha yerinde bir fiil.
Sorun şu: sildikleri satırların üstünde saatlerce çalışmış oluyorlar.
Doğru sıra büyükten küçüğe.
Birinci bakış: bu şarkı ne diyor? Dördüncü derste konuştuğumuz ana cümle var mı? Yoksa her şeyden önce o eksik ve diğer bakışların hiçbirinin anlamı yok.
İkinci bakış: yapı. Bölümler kendi işlerini yapıyor mu? Dördüncü dersteki soruyu her kıtaya ayrı ayrı sor: burada bir olay mı var, yoksa bir duygu mu tekrarlanıyor? İkinci kıtanın kendine ait bir işi var mı?
Üçüncü bakış: sahne ve klişe. Bir önceki dersteki tahmin testi burada uygulanıyor. Sahne tanıdıksa değişecek olan sahne, satırlar değil.
Dördüncü bakış: satır. Somutluk, taşıyıcı ayrıntı, iptal edilmiş görüntüler. İkinci dersin silme testi burada çalışıyor.
Beşinci bakış: ses. Prozodi, hece bütçesi, uyak zorlaması. Bu bakış mutlaka sesli yapılıyor.
Altıncı ve son bakış: başlık.
Başlığın sona bırakılması bilerek. Beşinci derste konuştuğumuz gibi, şarkının ne olduğunu ancak bittiğinde öğreniyorsun. Başlığı önce sabitlersen, sonradan değişen şarkıya eski adı takılı kalıyor.
Bu sırayı bir kez uyguladığında ne kadar iş tasarrufu olduğunu göreceksin. Birinci bakışta çıkan bir sorun, dördüncü bakıştaki yüz satırın yarısını gereksiz kılabiliyor.
Kesmek
Elden geçirmenin en zor kısmı silmek ve nedeni duygusal: sildiğin şey senin emeğin.
İşe yarayan yaklaşım şu: karar vermeden önce sebebi adlandır.
Bir satırın gitmesi gerektiğini gösteren beş işaret var.
Birincisi tekrar. Satır, bir öncekinin söylediği şeyi başka kelimelerle söylüyor.
İkincisi uyak borcu. Satır orada yalnızca bir sesi karşılamak için duruyor. Altıncı dersteki soruyu sor: zorlama olmasaydı bu satır var olur muydu?
Üçüncüsü dolgu. Satır yalnızca hece doldurmak için orada. Genellikle içinde hiçbir bilgi olmayan bir tekrar ya da bir ünlem oluyor.
Dördüncüsü açıklama. Satır, bir öncekinin ne anlama geldiğini söylüyor. İkinci dersteki iptal olayı bu; görüntüyü verip hükmü de eklemek.
Beşincisi aidiyet. Satır iyi ama bu şarkıya ait değil. Bu en zor olanı, çünkü satır gerçekten iyi.
Beşincisi için bir alışkanlık öneriliyor: sildiğin satırları silme, ayrı bir dosyaya taşı.
Bu psikolojik bir hile ve gerçekten işe yarıyor. Bir satırı kaybetmeyeceğini bildiğinde onu çıkarmak kolaylaşıyor. Ayrıca o dosya zamanla bir malzeme deposuna dönüşüyor; bir satır bir şarkıya ait değildi diye hiçbir şarkıya ait olmayacak demek değil.
Ve bir deneme: şarkının en sevdiğin satırını bir kez çıkar ve metni öyle oku. Çoğu zaman geri koyacaksın. Ama bazen o satırın şarkıyı kendine çektiğini, diğer satırların onun gölgesinde kaldığını göreceksin. Bu deneme bir karar değil, bir görme yöntemi.
Ne zaman bırakılır
Bitmiş bir şarkı diye bir şey yok. Bırakılmış şarkı var.
Bu doğru bir cümle ve tek başına işe yaramıyor, çünkü ne zaman bırakılacağını söylemiyor.
Üç somut işaret var.
Birinci işaret: yaptığın değişiklikler artık daha iyi değil, yalnız farklı. Bir kelimeyi eşanlamlısıyla değiştiriyorsun, sonra geri alıyorsun. İkisi de aynı ağırlıkta.
İkinci işaret: aynı satıra üçüncü kez dönüyorsun ve hep aynı iki seçenek arasında gidip geliyorsun. Üçüncü dönüşte kararı verecek yeni bir bilgi yok; olsaydı ikincide gelirdi.
Üçüncü işaret: şarkıyı baştan sona söylüyorsun ve hiçbir yerde takılmıyorsun. Takılma burada anahtar kelime; bir metnin sorunlu yerleri sesli okurken kendini gösteriyor.
Üçü birden geldiğinde şarkı bırakılır.
Ve şunu bilerek bırak: sonraki şarkıda daha iyisini yapacaksın. Bir şarkıyı mükemmelleştirmeye harcanan üçüncü hafta, yeni bir şarkıya harcanan ilk haftadan daha az öğretiyor.
Eş yazarlık: kurulması gereken dört şey
Şarkılar tek başına yazılıyor, birlikte de yazılıyor. İkincisinin kendi kuralları var ve bunları baştan kurmayanlar aynı sorunları yaşıyor.
Önce neden birlikte yazıldığını söyleyelim.
Bir kişinin kör noktası diğerinin görüş alanında oluyor. İki farklı kelime dağarcığı bir araya geliyor. Ve en pratik olanı: biri yazarken diğeri o an dinleyici olabiliyor, yani soğuma sorununun bir kısmı anında çözülüyor.
Şimdi kurulması gereken dört şey.
Birincisi iş bölümü. Kim söz yazıyor, kim melodi yapıyor, ikisi de her şeye karışacak mı? Belirsiz bırakılan bu soru sonradan gerginlik üretiyor.
İkincisi hayır deme biçimi. Ortak yazımda en çok tökezleten şey, bir fikri reddetme anı. İşleyen yöntem şu: fikri değil, takip edemediğin yeri söyle. "Bu olmadı" kapatıyor. "Buradan sonrasını göremedim" açık bırakıyor ve diğer kişiye bir yön veriyor.
Üçüncüsü odanın kuralı. Bu dersin başındaki ayrım burada iki kişiye uygulanıyor: üretim ile değerlendirme aynı anda olmuyor. Bir oturumda yalnız fikir toplanıyor, hiçbir fikir elenmiyor. Eleme sonraki oturumda yapılıyor. Bu kural konmadığında, iki kişiden biri genellikle konuşmayı bırakıyor.
Dördüncüsü pay ve isim. Bu konuşma baştan yapılıyor ve yazılı hâle getiriliyor.
Burada dikkatli olalım.
Bu kurs hukuki danışmanlık vermez. Oranlar, süreler ve işlemler ülkeye, sözleşmeye ve zamana göre değişir; somut bir karar vereceğin anda güncel kaynaktan ve gerektiğinde bir hukukçudan doğrula.
Bu kursun söyleyebileceği tek şey şu: konuşma şarkı yazılmadan önce yapılıyor. Sonradan yapıldığında artık bir müzakere değil, bir anlaşmazlık oluyor. Yapının kendisini, yani hangi hakların kime ait olduğunu Müzik Endüstrisine Giriş kursunda ayrıntısıyla ele alıyoruz.
Son olarak dürüst bir sınır: bazı şarkılar tek kişinin. Anlatmak istediğin şey çok özel ve sana aitse, bir eş yazar seni çoğu zaman o şeyin genel hâline götürüyor. Bu her zaman böyle olmuyor ama riski bilerek girmek gerekiyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Birincisi: elden geçirme her zaman kısaltmakla bitmiyor. Yaygın öğüt kesmek üzerine kurulu ve çoğu zaman doğru. Ama bazı taslaklar eksik olduğu için çalışmıyor; bir sahne yarım kurulmuş, bir kişi hiç tanıtılmamış, bir geçiş atlanmış oluyor. Teşhisi ayıran soru şu: metni okurken sıkılıyor musun, yoksa kayboluyor musun? Sıkılıyorsan fazlalık var. Kayboluyorsan eksik var. İkisine aynı ilacı vermek, en sık yapılan editörlük hatası.
İkincisi: kendi metnini sesli okumak ile başkasına okutmak farklı iki test ve ikisi farklı şeyler yakalıyor. Kendin okuduğunda ritim, hece ve prozodi sorunlarını buluyorsun, çünkü ağzın takılıyor. Başkası okuduğunda anlam sorunlarını buluyorsun, çünkü onun kafasında senin sahnen yok. Bir taslağı yalnız birinciyle kontrol eden yazar akıcı ama anlaşılmayan bir metin çıkarabiliyor; yalnız ikinciyle kontrol eden ise anlaşılır ama söylenmesi zor bir metin.
Üçüncüsü: eş yazarlıkta en verimli düzen genellikle eşit değil, dengeli olan. İki kişinin her satırda birlikte çalışması yavaş ve yorucu. İşleyen düzen çoğu zaman şu: biri ilk taslağı tek başına çıkarıyor, diğeri onu tek başına elden geçiriyor, sonra ikisi birlikte tartışıyor. Bu düzen, bu dersin ilk bölümündeki ayrımı iki kişiye dağıtıyor; üretimi yapan kişi ile değerlendirmeyi yapan kişi farklı olduğunda, iki duruşu aynı anda tutma sorunu ortadan kalkıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: "Aynı oturumda yazıp düzeltmek verimli." Verimli değil, çünkü iki iş birbirini bozuyor. Yazarken yargılayan üretemiyor, düzeltirken üreten kesemiyor.
Yaygın yanlış: "Metni birkaç kez okursam hatalarını görürüm." Taze metni okumuyorsun, hatırlıyorsun. Kaç kez okuduğunun önemi yok; eksik parçaları her seferinde kendi hafızandan tamamlıyorsun.
Yaygın yanlış: "Elden geçirme kelimelerden başlar." Yanlış uçtan başlamak demek. Ana cümlede ya da yapıda bir sorun varsa, o satırların çoğu zaten gidecek.
Yaygın yanlış: "Elden geçirmek her zaman kısaltmaktır." Bazı taslaklar fazlalıktan değil eksiklikten çalışmıyor. Sıkılmakla kaybolmak farklı iki belirti ve farklı iki müdahale gerektiriyor.
Yaygın yanlış: "Eş yazarlıkta pay konusu sonra konuşulur." Sonra konuşulduğunda müzakere olmaktan çıkıyor. Bu konuşma yazmadan önce yapılıyor ve yazılı hâle getiriliyor.
Uygulama
En son yazdığın şarkıyı al ve önce hiçbir şey yapma. Dosyayı kapat ve takvime üç gün sonrası için bir not düş. Bu üç gün boyunca metni bir kez bile açma; açtığın anda süre baştan başlıyor. Bu alıştırmanın en zor kısmı bu ve en çok işe yarayan kısmı da bu.
Üç gün sonra metni aç ve altı bakışı sırayla uygula. Her bakış için ayrı bir tur yap ve turlar arasında kalem değiştirmiş gibi zihnini değiştir. Birinci turda yalnız şarkının ne dediğine bak ve tek bir kelimeye dokunma. İkinci turda yalnız bölümlere bak. Cazip gelecek ama bir alt basamağa atlama; bir satır sana kötü göründüğünde işaretle ve geç, sırası geldiğinde döneceksin.
Kesme turunda beş işareti kullan ve her sildiğin satırın yanına hangi işaret yüzünden gittiğini yaz. Sebebini adlandıramadığın bir satırı silme; adlandıramıyorsan ya sorun başka yerdedir ya da satır aslında sorunlu değildir. Sildiklerini ayrı bir dosyaya taşı ve o dosyaya bir ad ver; bu dosya bir yıl sonra en çok kullandığın kaynak olacak.
Son olarak bir eş yazarlık denemesi yap. Bir arkadaşınla oturun ve tek kural koyun: birinci saatte hiçbir fikir elenmeyecek. İkinci saate kadar bekleyin ve elemeyi o zaman yapın. Deneme bittiğinde şarkının kalitesine değil, odanın nasıl çalıştığına bakın. Beraber yazmayı sürdürüp sürdürmeyeceğinize karar verecek olan şey çıkan şarkı değil, o iki saatin nasıl geçtiği.
Kilit özet
Yazmak ve bitirmek iki ayrı iş, iki ayrı zihinsel duruş. Aynı oturumda tutulmuyor.
Taze metni okuyamazsın, hatırlarsın. Soğuma süresi bu hafızanın silinmesi için gerekiyor ve metne bakmamak koşuluyla işliyor.
Elden geçirme büyükten küçüğe: ne diyor, yapı, sahne, satır, ses, başlık. Başlık en sonda, çünkü şarkının ne olduğunu ancak bittiğinde öğreniyorsun.
Bir satırın gitmesi için beş işaret var: tekrar, uyak borcu, dolgu, açıklama, aidiyetsizlik. Sebebini adlandıramadığın satırı silme.
Bırakma zamanının üç işareti: değişiklikler artık daha iyi değil yalnız farklı, aynı satıra üçüncü dönüş, sesli okurken hiçbir yerde takılmama.
Eş yazarlıkta dört şey baştan kurulur: iş bölümü, hayır deme biçimi, odanın kuralı, pay ve isim. Sonuncusu şarkı yazılmadan önce konuşulur ve yazılı hâle getirilir.
Sonraki derse köprü
Bu kurs burada bitiyor ve son bir bağlantı kalıyor.
Birinci derste bir soruyla başlamıştık: şarkıda kim konuşuyor, kime konuşuyor?
O dersten beri yaptığımız her şey aslında ikinci yarının, yani dinleyicinin peşindeydi. Somut görüntü onun görebilmesi için. Duyular onun hatırlaması için. Nakarat onun dönebilmesi için. Başlık onun bulabilmesi için. Uyak ve prozodi onun kulağının takılmaması için.
Ve bu son derste öğrendiğin soğuma, o dinleyici olabilmenin tek yolu. Kendi metnini yeterince unuttuğunda, ona ilk kez bakan kişi hâline geliyorsun.
Buradan sonrası tek bir şeye bağlı: sayı. Bir söz yazarını ilerleten şey bir şarkıyı otuz kez düzeltmek değil, otuz şarkı yazmak.
Bundan sonraki adım için iki yön var. Şarkının müzikal tarafını kurmak istiyorsan beste ve melodi kurslarına geçebilirsin; sözün oturacağı yapıyı kendin yapmak, yazdığın satırların neden bazı yerlerde tökezlediğini de açıklıyor. İşin mesleki tarafını merak ediyorsan, bu derste kenarından geçtiğimiz haklar ve pay meselesi Müzik Endüstrisine Giriş kursunun asıl konusu.