İçeriğe geç

HLT-101 · Modül 8 · L1 Başlangıç

Ses ve nefes yükü

2.257 kelime · 17 örnek · yaklaşık 10 dakika okuma · seslendirme 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Şarkıcı ve üflemeli çalgıcı için çalgının bir parçası bedenin kendisi: ses telleri, dudaklar ve nefes. Bu yapılar yerine takılamıyor; kendilerini yenileyebiliyor, ama bunun için zaman gerekiyor.

Ses tellerinin yükü süreden, gürlükten ve perdeden oluşuyor ve sahnenin dışındaki konuşma da bu yüke ekleniyor. Kuru ortamlar ve yetersiz su sesi daha çabuk yoruyor; zorlanarak yapılan fısıltı dinlenme sayılmıyor.

Üflemeli çalgılarda dudak kasları hızla yorulabiliyor. Yorgunluğu ağızlığa daha sıkı bastırarak kapatmak dokuyu zorluyor; mikro molalar ve dinlenme ise kasların toparlanmasına izin veriyor. Nefesin yanlış kullanımı da boğaz, boyun ve yüzde gereksiz bir gerginlik yaratıyor.

Hastalıkta sesi ya da nefesi zorlamak yükü büyütüyor. Uzayan ya da nedensiz kısıklık, ani ses kaybı, ses çıkarırken ağrı ve dudaklarda süren sorunlar muayene gerektiriyor.

Açılış sahnesi

Bir düğün orkestrasının solisti hem şarkı söylüyor hem saksafon çalıyor. Bir hafta sonu art arda üç gece sahneye çıkıyor. Her gece saatlerce süren programın aralarında konuklarla gürültülü salonlarda sohbet ediyor, müziğin üstünden sesini duyurmaya çalışıyor. Klimalı salonlarda boğazı kuruyor ama su şişesini çoğu zaman sahnenin arkasında unutuyor.

Üçüncü gecenin sonunda sesi pürüzlü. Pazartesi sabahı uyandığında konuşurken sesi kısık, şarkılarının tiz notalarına hiç ulaşamıyor. Saksafonu eline aldığında dudaklarının kenarında bir ağrı ve bir güçsüzlük var; uzun notaları tutarken ağızlığın köşelerinden hava kaçıyor.

Solist bunu bir yorgunluk olarak görüyor ve salı günü bir sonraki etkinlik için provaya giriyor. Sesini açmak için daha çok bastırıyor, dudaklarının güçsüzlüğünü ağızlığa daha sıkı bastırarak kapatmaya çalışıyor.

Bir hafta sonra ses kısıklığı hâlâ geçmemiş. Solist ilk kez, sesinin ve dudaklarının bir çalgının parçası değil, bedeninin parçası olduğunu düşünüyor: onları bir teli değiştirir gibi değiştiremeyeceğini.

Bu derste ne olacak

Önce şarkı söyleyenin ve üflemeli çalgı çalanın yükünü öteki çalgıcılarınkinden ayıran şeye bakacağız: çalgının bedenin kendisi olmasına. Sonra ses tellerinin yükünü, yani süreyi, gürlüğü ve perdeyi konuşacağız ve sahnenin dışındaki konuşmanın bu yüke nasıl eklendiğini göreceğiz. Ardından ortamın, nemin ve suyun rolüne geçeceğiz. Üflemeli çalgılarda dudak ve ağızlık yüküne, ayrıca nefesin kendisinin yarattığı yüke bakacağız. En sonda hastalıkta söylemenin ve çalmanın risklerini ve bir uzmana başvurmayı gerektiren işaretleri ele alacağız.

Sıfır noktası

Şarkıcının çalgısı kendi sesi, üflemeli çalgıcının çalgısının bir parçası da kendi dudakları ve nefesi. Bu müzisyenler için çalgıyı dinlendirmek, bedenin bir bölümünü dinlendirmek demek; çalgıyı onarmak da bedeni onarmak.

Önceki derslerde kaslar, tendonlar ve eklemlerden konuştuk. Bu derste daha küçük ve daha hassas yapılar söz konusu: ses telleri, dudaklar ve yüzün küçük kasları. Bu yapıların yükü görünmüyor, ama ilk dersteki yük ve toparlanma fikirleri onlar için de aynen geçerli.

Burada anlatılanlar hastalık adı koymuyor ve iyileştirme yolu önermiyor. Süren bir ses kısıklığı, ses kaybı ya da dudaklarda süren bir sorun, bir kulak burun boğaz uzmanının ve gerektiğinde bir ses terapistinin işi.

Bu dersin sınavı şu: yoğun bir hafta sonu programına bakıp sesinin ya da dudaklarının yükünü sahnedeki ve sahne dışındaki kullanımıyla birlikte değerlendirebiliyor ve hangi belirtinin seni bir uzmana götürmesi gerektiğini söyleyebiliyor musun?

Mekanizma

Çalgı bedenin kendisi

Bir gitarcının teli koptuğunda yenisini takıyor. Bir piyanistin tuşu bozulduğunda bir teknisyen çağrılıyor. Şarkıcının ve üflemeli çalgıcının durumu farklı: ses telleri ve dudaklar yerine takılabilecek parçalar değil.

Bu fark, bu müzisyenlerin yükü daha dikkatli yönetmesi gerektiği anlamına geliyor. Ses telleri ve dudaklar kendilerini yenileyebiliyor, ama bunun için zaman gerekiyor. Aşırı yüklenmiş bir ses ya da yorgun dudaklar, açılıştaki solistin yaptığı gibi daha çok güçle zorlandığında toparlanmak yerine daha da zorlanıyor.

Bu müzisyenlerin bir de görünmezlik sorunu var. Bir el ya da omuz belirtisi çoğu zaman yeri gösterilebilen bir his veriyor. Ses tellerinin yorgunluğu ise çoğu zaman yalnızca sesin kendisinde duyuluyor: pürüz, kısıklık, tiz notalara ulaşamamak, sesin daha çabuk tükenmesi.

Ses tellerinin yükü

Ses telleri, ses çıkarıldığında çok hızlı titreşen küçük dokular. Konuşurken ve şarkı söylerken bu titreşim sürekli tekrarlanıyor. Ses tellerinin yükü, ilk derste gördüğümüz yük gibi birkaç öğeden oluşuyor.

Süre bunlardan biri: ne kadar uzun süre ses çıkarıldığı. Gürlük bir başkası: yüksek sesle söylemek ya da konuşmak, ses tellerinin daha güçlü titreşmesini ve birbirine daha sert çarpmasını gerektiriyor. Perde de etkili: sesin rahat bölgesinin çok üstünde ya da altında uzun süre kalmak, ses tellerini zorlayabiliyor.

Açılıştaki solistin hafta sonu, bu öğelerin hepsini birden artırmıştı. Üç gece boyunca uzun süre, yüksek sesle ve çoğu zaman sesinin tiz bölgesinde söylemişti.

Bu yükün önemli bir kısmı sahnenin dışından geliyor. Açılıştaki solist programın aralarında gürültülü salonlarda, müziğin üstünden konuşmuştu. Gürültüde konuşmak, insanı farkında olmadan sesini yükseltmeye itiyor. Bir şarkıcının günlük yükü, şarkılarının yanında telefon görüşmelerini, derslerini, toplantılarını ve kalabalık ortamlardaki sohbetlerini de içeriyor.

Fısıltının bir ses dinlenmesi olduğu da sık duyulan bir düşünce. Ama zorlanarak ve gergin bir boğazla yapılan fısıltı, sesin dinlenmesine yardım etmeyebiliyor. Sesi dinlendirmenin en güvenilir yolu, gerçekten az konuşmak ve konuşurken de rahat, orta bir güçte kalmak.

Ortam, nem ve su

Ses telleri, üzerlerini kaplayan ince bir nem tabakasıyla çalışıyor. Bu tabaka, titreşimin rahat gerçekleşmesine yardım ediyor. Kuru bir ortam ya da yeterince su içmemek, bu tabakayı inceltebiliyor ve sesi daha çabuk yorabiliyor.

Açılıştaki solistin klimalı salonları ve sahnenin arkasında unuttuğu su şişesi, bu yüzden önemsiz ayrıntılar değildi. Kuru hava; uçak yolculukları, ısıtılmış ya da klimalı mekânlar ve kış ayları, sesin yükünü doğrudan etkiliyor.

Suyun ses tellerine ulaşması iki yoldan oluyor. İçilen su bedenin genel nemini koruyor ve zamanla ses tellerini de etkiliyor. Nemli havanın solunması ise yüzeyi daha doğrudan etkiliyor; bu yüzden bazı şarkıcılar kuru ortamlarda buhar solumak ya da ortamı nemlendirmek gibi yollara başvuruyor.

Ortamın başka yükleri de var. Duman, toz ve bazı kimyasal kokular boğazı tahriş edebiliyor. Mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçması gibi bazı durumlar da sesi etkileyebiliyor; bu tür durumların değerlendirilmesi ise bir uzmanın işi.

Dudak ve ağızlık

Üflemeli çalgı çalanlar için dudaklar ve çevresindeki küçük kaslar, sesin oluştuğu yerin bir parçası. Bu kasların çalgı çalarken aldığı biçime ağızlık tutuşu deniyor ve bu küçük kaslar, uzun ve yoğun çalışmalarda hızla yorulabiliyor.

Açılıştaki solistin dudak köşelerinden kaçan hava, yorulmuş dudak kaslarının bir işaretiydi. Kaslar yoruldukça ağızlık çevresindeki kapanma zayıflıyor ve hava kaçmaya başlıyor. Uzun notalar kısalıyor, tiz notalar zorlaşıyor, ses daha az denetimli çıkıyor.

Bu yorgunluğa karşı sık görülen bir tepki, çalgıyı ağıza daha sıkı bastırmak. Özellikle bakır üflemeli çalgılarda, ağızlığı dudaklara bastırmak kısa süre için tiz notalara ulaşmayı kolaylaştırıyormuş gibi görünüyor. Ama bu baskı dudaklardaki dokuyu sıkıştırıyor ve kan akışını azaltıyor; yorgun kasları dinlendirmek yerine daha da zorluyor.

Üflemeli çalgıcılar arasında sık dile getirilen bir öğüt, çalışmanın içinde çalmak kadar dinlenmeye de yer açmak. Beşinci derste gördüğümüz mikro molalar, bu çalgılarda özellikle önemli: kısa bir cümlenin ardından çalgıyı dudaklardan ayırmak, dudakları gevşetmek, kasların kısa da olsa toparlanmasına fırsat veriyor.

Nefesin kendi yükü

Nefes, şarkıcı ve üflemeli çalgıcı için hem yakıt hem de bir yük kaynağı. Yanlış kullanılan bir nefes, bedenin başka yerlerine iş yüklüyor.

Gereğinden fazla basınçla üflemek ya da söylemek, boğazda, boyunda ve yüzde gereksiz bir kasılma yaratabiliyor. Önceki derste omuzların nefesle birlikte nasıl yükseldiğini görmüştük; nefesi göğsün üst kısmına sıkıştırmak, omuzları ve boynu da kasıyor.

Nefesi uzun süre tutmak, özellikle uzun cümlelerin sonunda son havayı zorlamak, gövdede ve boğazda bir gerginlik bırakıyor. Tersine, çok sık ve çok derin nefes almak da bazı müzisyenlerde baş dönmesine ya da hafif bir sersemliğe yol açabiliyor. Nefesin miktarını ihtiyaca göre ayarlamak, bu iki ucu da önlüyor.

Nefes tekniğinin ayrıntıları, çalgı ve şan kurslarının konusu. Bu dersin sağlık açısından söylediği şey şu: nefes kullanımından kaynaklanan boğaz, boyun ya da yüz gerginliği, sesin ve dudakların yükünü büyütüyor ve bir öğretmenle birlikte ele alınması gerekiyor.

Hastalıkta söylemek ve çalmak

Soğuk algınlığı, grip ya da boğaz enfeksiyonu, ses tellerini ve solunum yollarını zaten tahriş etmiş oluyor. Bu durumda söylemek ya da uzun süre üflemek, hasta dokuya bir de performansın işini ekliyor.

Hastalıkta sesi zorlamanın bir tehlikesi, hastalığın getirdiği kısıklığı daha çok güçle aşmaya çalışmak. Açılıştaki solist sesini "açmak" için daha çok bastırmıştı. Kısık bir sesi zorlamak, ses tellerine hastalıkla zaten gelen yükün üstüne yeni bir yük ekliyor.

Bu yüzden hastalık dönemlerinde sesi ve nefesi dinlendirmek, çalışmayı hafifletmek ya da ertelemek, çoğu zaman en koruyucu seçim. Bir sahne ya da kayıt kaçınılmazsa, programı hafifletmek, en zorlayıcı bölümleri sadeleştirmek ve ardından yeterli bir dinlenme planlamak yükü sınırlıyor.

Bazı işaretler ise evde beklenecek türden değil. Birkaç haftayı aşan ya da bilinen bir soğuk algınlığıyla açıklanamayan bir ses kısıklığı. Zorlu bir kullanımın ardından birdenbire ortaya çıkan ses kaybı. Ses çıkarırken hissedilen ağrı. Ses aralığında belirgin ve süren bir daralma, sesin sürekli hırıltılı ya da havalı çıkması. Dudaklarda süren ağrı, şişlik ya da güç kaybı. Bu işaretler, bir kulak burun boğaz uzmanına ve gerektiğinde bir ses terapistine gitmeyi gerektiriyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Ses günlüğü. Deneyimli şarkıcılar çalışma günlüklerine sesin kendine özgü satırlarını ekliyor: günün toplam konuşma ve söyleme süresi, en gürültülü ortamlar, sabah sesin nasıl uyandığı, hangi notalara rahat ulaşılabildiği. Bu satırlar, bir yoğun dönemin sesi nasıl etkilediğini ve toparlanmanın ne kadar sürdüğünü gösteriyor.

Sahne düzeni sesi korur. Sahnede kendi sesini ve çalgısını iyi duyamayan bir müzisyen, farkında olmadan daha yüksek söylüyor ya da daha güçlü üflüyor. Yeterli bir sahne dönüşü ya da kulak içi dinleme sistemi, bu zorlamanın önüne geçebiliyor. Sahne düzeninin işitmeyle ilişkisi bir sonraki dersin konusu.

Program sesin yükünü de hesaba katar. Deneyimli şarkıcılar ve üflemeli çalgıcılar, bir konser programını kurarken en zorlayıcı parçaları art arda koymuyor; tiz ve güçlü bölümlerin arasına daha rahat parçalar yerleştiriyor. Birkaç günlük yoğun bir dönemde, zorlayıcı parçaları günlere yayıyorlar.

Ses terapisti bir yardımcı. Ses terapistleri, sesin sağlıklı kullanımı üzerine çalışan uzmanlar. Bir ses sorunu yaşandığında, kulak burun boğaz uzmanının değerlendirmesinin ardından bir ses terapistiyle çalışmak, sesi yeniden kurmanın ve sorunun tekrarlanmasını önlemenin bir yolu olabiliyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: Sesimin yükü yalnızca şarkı söylediğim zamandır. Konuşmak, özellikle gürültülü ortamlarda, ses tellerine aynı yükü bindiriyor. Bir şarkıcının günlük yükü, sahnenin dışındaki bütün ses kullanımını içeriyor.

Yaygın yanlış: Kısık bir sesi biraz zorlarsam açılır. Kısık bir sesi daha çok güçle açmaya çalışmak, ses tellerine yeni bir yük ekliyor. Kısıklık çoğu zaman dinlenmeyi gerektiriyor.

Yaygın yanlış: Sesi dinlendirmek için fısıldamalıyım. Zorlanarak yapılan bir fısıltı boğazda gerginlik yaratabiliyor. Sesi dinlendirmenin güvenilir yolu, az ve rahat konuşmak.

Yaygın yanlış: Dudaklarım yorulunca çalgıyı daha sıkı bastırırım. Baskı, dudağı yorgunluğundan kurtarmıyor; üstüne bir de ezilme ekliyor. Yorgun dudaklar baskı değil, dinlenme istiyor.

Yaygın yanlış: Ses kısıklığı kendiliğinden geçer, beklemek yeter. Uzayan kısıklık, ani ses kaybı ve ses çıkarırken duyulan ağrı, beklemekle değil muayeneyle çözülen işaretler.

Uygulama

Çalışma günlüğüne sesin ya da dudakların için ayrı bir bölüm aç. Şarkı söylüyorsan, bir hafta boyunca her gün şu satırları doldur: günün toplam söyleme süresi, konuşmayla geçen yaklaşık süre, günün en gürültülü ortamı, sabah sesinin nasıl uyandığı.

Üflemeli bir çalgı çalıyorsan, her çalışmanın sonunda dudaklarının durumunu yaz: uzun notalar hâlâ tutuluyor mu, hava kaçıyor mu, dudaklarda bir ağrı ya da güçsüzlük var mı? Çalışmanın içinde mikro molalar verdin mi?

Ardından ortamını gözden geçir. Çalıştığın, söylediğin ya da çaldığın yerler kuru mu? Yanında yeterli su oluyor mu? Kuru bir ortamda nemi artırmak için yapabileceğin bir şey var mı?

Sonra önündeki yoğun bir programa bak: bir hafta sonu, bir konser dizisi, bir kayıt. Bu programın sahne dışındaki ses yükünü de tahmin et ve nasıl hafifletebileceğini yaz: aralarda konuşmayı sınırlamak, su bulundurmak, zorlayıcı parçaları yaymak.

Son olarak kendin için bir uzman eşiği yaz. Hangi belirti ortaya çıktığında ya da ne kadar sürdüğünde bir kulak burun boğaz uzmanına gideceksin? Bu eşiği önceden belirlemek, bir sorun ortaya çıktığında karar vermeyi kolaylaştırıyor.

Kilit özet

Şarkıcı ve üflemeli çalgıcı için çalgının bir parçası bedenin kendisi: ses telleri, dudaklar ve nefes. Bu yapılar yerine takılamıyor; kendilerini yenileyebiliyor, ama bunun için zaman gerekiyor.

Ses tellerinin yükü süreden, gürlükten ve perdeden oluşuyor ve sahnenin dışındaki konuşma da bu yüke ekleniyor. Kuru ortamlar ve yetersiz su sesi daha çabuk yoruyor; zorlanarak yapılan fısıltı dinlenme sayılmıyor.

Üflemeli çalgılarda dudak kasları hızla yorulabiliyor. Yorgunluğu ağızlığa daha sıkı bastırarak kapatmak dokuyu zorluyor; mikro molalar ve dinlenme ise kasların toparlanmasına izin veriyor. Nefesin yanlış kullanımı da boğaz, boyun ve yüzde gereksiz bir gerginlik yaratıyor.

Hastalıkta sesi ya da nefesi zorlamak yükü büyütüyor. Uzayan ya da nedensiz kısıklık, ani ses kaybı, ses çıkarırken ağrı ve dudaklarda süren sorunlar muayene gerektiriyor.

Sonraki derse köprü

Açılıştaki solist, müziğin üstünden konuşmak için sesini yükseltiyordu. Aynı müzik, bütün gece onun kulaklarına da ulaşıyordu.

Müzisyenin en değerli ve en az korunan aracı kulağı. İşitme nasıl çalışır, sesin ne kadar yüksek ve ne kadar uzun sürdüğü kulağı nasıl etkiler, ve bir müzisyen sahnede, provada ve kulaklıkla çalışırken kulaklarını nasıl korur?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılıştaki hafta sonu, üç gecelik bir zaman şeridiyle gösterilmeli: her gecede sahne bölümleri, aralarda gürültülü sohbetler ve klimalı salon simgeleri. Şeridin altında solistin sesini temsil eden bir çizgi, geceler ilerledikçe incelmeli ve pazartesi sabahına gelindiğinde pürüzlü bir çizgiye dönüşmeli.

Ses tellerinin yükü, süre, gürlük ve perde için üç ayrı kadranla anlatılabilir. Her kadran yükseldikçe, ortadaki ses telleri simgesinin çevresinde bir renk yoğunlaşmalı. Tanı çağrıştıran anatomik çizimlerden ve gerçek görüntülerden kaçınılmalı.

Dudak ve ağızlık bölümü, sade bir yan profil çizimiyle gösterilmeli: rahat bir ağızlık tutuşu ile ağızlığın dudaklara bastırıldığı hâl yan yana. Bastırılan hâlde dudak çevresindeki renk koyulaşmalı.

Hastalık ve belirtiler bölümü telaş uyandırmadan, düz bir tonla seslendirilmeli. Kulak burun boğaz uzmanına ya da ses terapistine gitmek, sesini koruyan müzisyenlerin olağan bir alışkanlığı olarak anlatılmalı.

Bu ders hangi kursun parçası

HLT-101 — Müzisyen Sağlığı kursunun 10 modülünden 8. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.