Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir vuruş kalıbı ezberlenecek bir dizi değil, sürekli sallanan bir elin hangi anlarda tele değdiğidir; bu tanımla ezberlenecek kalıp sayısı sıfıra iner.
Atlanan bir vuruşta el durmaz, yalnız tellerin biraz uzağından geçer. Duran bir el hem yeniden başlarken zaman kaybeder hem bir sonraki hareketin yönünü belirsizleştirir.
Yön bir tercih değildir: aşağı vuruşlar vuruşlara, yukarı vuruşlar aralara denk gelir. Sayarken sayılar aşağı, "ve"ler yukarıdır.
Aşağı vuruş kalın telleri, yukarı vuruş ince telleri öne çıkarır; bu fark fiziğin kendisinden gelir. Yukarı vuruşların bütün telleri yakalaması gerekmez ve deneyimli uygulama zaten böyledir.
Bir kalıbın karakteri hangi vuruşların yapıldığından değil, hangilerinin vurgulandığından gelir; vurgu daha hızlı vurarak ya da daha çok tele değerek yapılır ve çoğu zaman vurgusuzları alçaltmak daha temiz sonuç verir.
Açılış sahnesi
İki gitarist yan yana oturuyor.
Birincisi bir vuruş kalıbı ezberlemiş. Aşağı, aşağı-yukarı, yukarı-aşağı-yukarı. Harfleri sırayla söyleyebiliyor.
Çalıyor. Ve ritim tutmuyor. Bir yerde tökezliyor, bir yerde erken geliyor. Kendi kalıbını doğru çaldığından emin ama sonuç yanlış duyuluyor.
İkincisi hiç kalıp bilmiyor. "Ben öyle ezberlemedim" diyor.
Ve önüne konan her şarkıya eşlik ediyor.
Şimdi aradaki farka bakalım, çünkü göründüğü gibi değil.
İkinci gitaristin eli hiç durmuyor. Sürekli aşağı-yukarı sallanıyor ve o yalnız hangi anlarda tele değeceğine karar veriyor.
Birinci gitarist ise atladığı her vuruşta elini durduruyor. Duran bir el yeniden başlarken zaman kaybediyor ve her atlanan vuruş ritimden bir parça çalıyor.
Yani birinci gitarist kalıbı biliyor ama nabzı kaybediyor. İkincisi kalıbı bilmiyor ama nabzı hiç bırakmıyor.
Bu ders, ikinci gitaristin yaptığı şeyi anlaşılır hâle getiriyor. Ve bir kez anlaşıldığında, kalıp ezberlemek gereksiz hâle geliyor.
Bu derste ne olacak
Önce vuruş kalıbının ne olduğunu yeniden tanımlayacağız; bu tanım ezber yükünü ortadan kaldırıyor. Sonra elin neden hiç durmaması gerektiğini ve yön kararının aslında sana ait olmadığını göreceğiz. Ardından aşağı ile yukarı vuruşun neden zaten farklı ses verdiğini konuşacağız. Sonra bu modülün asıl konusuna geleceğiz: vurgu. En sonda bileğin işini ve susturulmuş vuruşu ele alacağız. Ders bittiğinde bir kalıbı ezberlemeden çalabiliyor olacaksın.
Sıfır noktası
Bir vuruş kalıbı, ezberlenecek bir dizi değildir.
Sürekli sallanan bir elin hangi anlarda tele değdiğidir.
Bu tanım her şeyi değiştiriyor ve şöyle çalışıyor.
Bir ölçüyü sekizlik düzeyde böl. Dört vuruş var ve her vuruşun bir de arası var. Toplam sekiz an.
Şimdi elini bu sekiz anın hepsinde hareket ettir: aşağı, yukarı, aşağı, yukarı, aşağı, yukarı, aşağı, yukarı.
El hiç durmuyor. Bir metronom gibi sallanıyor.
Şimdi bir kalıp seç. Herhangi biri.
O kalıp, bu sekiz hareketten hangilerinin tele değeceğini söylüyor. Başka hiçbir şey söylemiyor.
Yani kalıp öğrenmek yeni bir hareket öğrenmek değil. Var olan sekiz hareketten bazılarını süzmek.
Bunu bir kez kavradığında ezberlenecek kalıp sayısı sıfıra iniyor. Elin zaten her şeyi yapıyor; sen yalnız hangi anlarda temas edeceğini seçiyorsun.
Mekanizma
El durmaz, yalnız tele değmez
Şimdi açılış sahnesindeki asıl hataya geliyoruz.
Bir vuruşu atlamak, elini durdurmak demek değil.
Elin o hareketi yine yapıyor. Yalnız tellerin biraz uzağından geçiyor.
Bu ayrım küçük görünüyor ama sonucu büyük. Çünkü duran bir el iki maliyet üretiyor.
Birinci maliyet: yeniden başlama süresi. Duran bir kolun yeniden hızlanması zaman alıyor ve o zaman ritimden çalınıyor.
İkinci maliyet: yön kaybı. El durduğunda bir sonraki hareketin aşağı mı yukarı mı olacağı belirsizleşiyor. Öğrenci düşünüyor ve düşünmek geç kalmak demek.
Sürekli hareket eden bir elde ikisi de yok. Kol zaten hareket hâlinde ve yön zaten belli.
Bunu ilk kez deneyen öğrenciler tuhaf hissediyor: el boşta sallanırken kendini aptal gibi hissetmek yaygın. Birkaç gün sonra geçiyor ve geçtiğinde ritim kendiliğinden düzeliyor.
Yön saate bağlıdır, sana değil
Buradan çok kullanışlı bir kural çıkıyor.
Aşağı vuruşlar vuruşlara denk gelir. Yukarı vuruşlar aralara denk gelir.
Ve bu hiç değişmiyor.
Yani bir notanın hangi yönle çalınacağı bir tercih değil. Zamandaki yerine bakılarak bulunuyor.
Vuruşun üstünde mi? Aşağı. Arasında mı? Yukarı.
Bu kuralın getirisi şu: bir kalıba baktığında hangi yönü kullanacağını düşünmene gerek kalmıyor. Zaten belli.
Ve bir kalıbı okumak da kolaylaşıyor. "Bir, iki-ve, üç, dört-ve" diye sayarken sayılar aşağı, "ve"ler yukarı.
Öğrencilerin buradaki yaygın hatası, bir yukarı vuruşu kolaylık olsun diye aşağı yapmak. Kısa vadede rahat geliyor ama nabzı bozuyor, çünkü elin gidiş-geliş düzeni kırılıyor.
Aşağı ile yukarı zaten farklı ses verir
Şimdi az bilinen ama çok işe yarayan bir gerçek.
Bir aşağı vuruşta pena önce kalın tellere değiyor, sonra ince tellere. Bir yukarı vuruşta tam tersi.
Bunun sonucu: aşağı vuruşta kalın teller öne çıkıyor, yukarı vuruşta ince teller.
Yani aynı akorda aşağı ve yukarı vuruşlar farklı renkte duyuluyor ve sen bunun için hiçbir şey yapmıyorsun. Fiziğin kendisi yapıyor.
Buradan pratik bir sonuç çıkıyor: yukarı vuruşların bütün telleri yakalamak zorunda değil.
Yeni başlayanlar yukarı vuruşta altı teli birden yakalamaya çalışıyor ve beceremeyince kendini yetersiz sanıyor.
Oysa deneyimli gitaristlerin yukarı vuruşları çoğunlukla yalnız ince telleri alıyor. Bu bir kusur değil, standart uygulama. Hem daha kolay hem daha iyi duyuluyor — çünkü akorun zemini zaten aşağı vuruşta verilmiş oluyor.
Bu tek bilgi, öğrencilerin çoğunda vuruş kalitesini bir günde düzeltiyor.
Vurgu: kalıbın karakteri buradadır
Şimdi bu modülün asıl konusuna geliyoruz.
İki gitarist aynı kalıbı çaldığında neden farklı duyuluyor?
Cevap: hangi vuruşların daha yüksek olduğunda.
Bir kalıp, hangi anlarda temas edileceğini söylüyor. Ama her temasın aynı gürlükte olacağını söylemiyor.
Ve müziğin karakteri büyük ölçüde burada oluşuyor.
Eşit gürlükte çalınan bir kalıp düz ve mekanik duyuluyor. Bazı vuruşları öne çıkardığında kalıp bir kimlik kazanıyor.
İki temel vurgu yerleşimi var ve ikisi de çok yaygın.
Birincisi: vuruşları vurgulamak. Sayılan yerler öne çıkıyor, aralar geride kalıyor. Bu, sağlam ve yürüyen bir his veriyor.
İkincisi: ikinci ve dördüncü vuruşları vurgulamak. Ritim Temelleri kursunda çalıştığın karşı vuruş. Popüler müziğin büyük bölümünde bu var ve gitarda çok belirgin duyuluyor.
Vurgu nasıl yapılıyor? İki yolla.
Bir: daha hızlı vurarak. Penanın telleri geçme hızı arttığında ses büyüyor.
İki: daha çok tel yakalayarak. Vurgulu vuruşta altı tele, vurgusuz vuruşta üç tele değmek belirgin bir fark üretiyor.
İkincisi başlangıç seviyesinde daha kolay ve daha güvenilir.
Ve şu önemli: vurgu, gürültü demek değil. Vurgulu vuruşu yükseltmek yerine vurgusuzları alçaltmak çoğu zaman daha iyi sonuç veriyor. Kulak farkı duyar; hangi yönden geldiğini umursamaz.
Bilekten, koldan değil
Kısa bir teknik bölüm.
Vuruş hareketi ağırlıklı olarak bilekten gelir. Kol büyük ölçüde sabit kalır ve bilek bir menteşe gibi döner.
Bütün kolu sallayarak vuran bir gitarist iki sorun yaşıyor: hareket ağır olduğu için hızlanamıyor ve kontrolü zayıf olduğu için gürlük ayarı yapamıyor.
Yüksek ve güçlü çalarken kol da katılıyor, bu doğru. Ama temel hareket bilekte.
Sınama basit: dirseğini gövdene yaklaştır ve kolun üst kısmını neredeyse hiç hareket ettirmeden bir kalıp çal. Yapabiliyorsan bilekten çalıyorsun demektir.
Ve gerginlik uyarısı burada da geçerli: sıkı tutulan bir bilek dönemiyor. Bileğin gevşek olmalı.
Pena açısı ve süpürme
Bir ayrıntı daha ve vuruş kalitesini doğrudan etkiliyor.
Pena tellere tam dik gelirse her tele ayrı ayrı takılıyor. Ses sert ve dağınık çıkıyor, bazen pena tellerin arasında sıkışıyor.
Hafif açılı geldiğinde pena teller boyunca kayıyor. Ses daha pürüzsüz ve akıcı oluyor.
Bunun pratik hâli şu: penayı tellerin üstünden süpürür gibi geçir, tellere çarpar gibi değil.
Ve altı telin hepsi aynı anda değil, çok kısa bir süre içinde arka arkaya sesleniyor. Bu gecikme akorun "yayılmış" duyulmasını sağlıyor ve gitarın karakteristik sesinin bir parçası.
Bu gecikmeyi bilinçli olarak uzatıp kısaltabiliyorsun. Yavaş bir süpürme akoru açıyor, hızlı bir süpürme onu tek bir vuruş gibi duyuruyor.
Susturulmuş vuruş
Son olarak bir kapı açalım.
Sağ elinin avuç kenarını tellerin üstüne koyup vurduğunda, akor sesi çıkmıyor; onun yerine perdesiz bir tıkırtı duyuluyor.
Buna susturulmuş vuruş deniyor ve gitarın davul tarafı burada.
Bir kalıbın içine susturulmuş vuruşlar yerleştirdiğinde, gitar hem armoniyi hem ritmi taşımaya başlıyor. Özellikle tek başına çalarken bu, sesi belirgin biçimde doldurur.
Bu modülde derinleşmiyoruz ama şunu bil: ikinci modülde kurduğun susturma becerisi, burada ritmik bir araca dönüşüyor. Susturmayı öğrenmenin ikinci ve daha görünür getirisi bu.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Dört nokta.
Birincisi: kalıp ezberlemek uzun vadede sınırlayıcı. Ezberlenen bir kalıp yalnız öğrenildiği şarkıda çalışıyor. Sürekli hareket eden bir el ise her şarkıya uyum sağlıyor, çünkü öğrenilen şey bir dizi değil bir sistem. Bu, gitarda kendi kendine ilerleyebilen öğrencilerle takılıp kalanları ayıran en belirgin farklardan biri.
İkincisi: vurgu, tür bilgisidir. Farklı türler vurguyu farklı yerlere koyar ve bir türü tanımanın en hızlı yolu vurgunun nereye düştüğünü duymaktır. Bir şarkıya eşlik ederken kalıbı taklit etmeye çalışmak yerine vurgu yerleşimini bulmak, çok daha hızlı sonuç veriyor.
Üçüncüsü: dinamik aralık, çalınabilen en yüksek ses değil. Yeni başlayanlar tek bir gürlükte çalıyor ve genellikle yüksek. Oysa bir kalıbın etkisi, en yüksek ile en alçak vuruş arasındaki farktan geliyor. Sessiz çalabilmek, yüksek çalabilmek kadar önemli bir beceri.
Dördüncüsü: bu modül yedinci modülün tamamını taşıyor. Beş başlangıç şarkısında akorlar zaten elinde olacak; şarkıyı şarkı yapan şey sağ elin. Buradaki eksik orada doğrudan görünüyor ve genellikle "akorları biliyorum ama şarkı gibi olmuyor" diye ifade ediliyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Vuruş kalıpları ezberlenir. Kalıp, sürekli sallanan bir elin hangi anlarda tele değdiğidir. Ezberlenen bir dizi yalnız bir şarkıda çalışırken, sürekli hareket eden bir el her şarkıya uyum sağlar.
Yaygın yanlış: Atlanan vuruşta el durur. El hareketine devam eder, yalnız tele değmez. Duran bir el hem yeniden başlarken zaman kaybeder hem bir sonraki vuruşun yönünü belirsizleştirir.
Yaygın yanlış: Yön bir tercihtir. Aşağı vuruşlar vuruşlara, yukarı vuruşlar aralara denk gelir ve bu değişmez. Kolaylık olsun diye bir yukarı vuruşu aşağı yapmak elin düzenini kırar.
Yaygın yanlış: Yukarı vuruşta bütün teller yakalanmalı. Yakalanmaz ve yakalanması gerekmez. Deneyimli gitaristlerin yukarı vuruşları çoğunlukla yalnız ince telleri alır; akorun zemini zaten aşağı vuruşta verilmiştir.
Yaygın yanlış: Vurgu yapmak sesi yükseltmektir. Vurgusuz vuruşları alçaltmak çoğu zaman daha temiz sonuç verir. Ayrıca vurgu yalnız gürlükle değil, kaç tele değildiğiyle de yapılabilir.
Uygulama
Dört parçalı çalışma, toplam yirmi dakika.
Birinci parça: boş sallanma. Gitara dokunma. Sağ elini sekizlik düzeyde, metronomla, sürekli aşağı-yukarı salla. İki dakika.
Tuhaf hissedeceksin. Amaç tam olarak o tuhaflığın geçmesi.
İkinci parça: süzme. Bir akor bas. Elini sekiz an boyunca sallamayı sürdür ama yalnız birinci, üçüncü ve beşinci hareketlerde tele değ. Diğerlerinde el geçsin, değmesin.
Sonra farklı bir seçim yap: yalnız ikinci, dördüncü ve yedinci hareketlerde değ.
Bunlar kalıp değil, seçim. Beş dakika boyunca farklı seçimler dene.
Üçüncü parça: vurgu. Sekiz hareketin hepsinde tele değ ama yalnız ikinci ve dördüncü vuruşlarda daha çok tele değ ve biraz daha hızlı vur.
Kaydet ve dinle. Kalıp aynı, karakter başka.
Dördüncü parça: yukarı vuruş dürüstlüğü. Bir akor bas ve yalnız yukarı vuruşları çal. Bilerek yalnız ince tellere değ.
Sesin nasıl olduğunu dinle. Eksik değil, farklı. Bunu duymak bu modülün en pratik kazanımı.
Kilit özet
Bir vuruş kalıbı ezberlenecek bir dizi değil, sürekli sallanan bir elin hangi anlarda tele değdiğidir; bu tanımla ezberlenecek kalıp sayısı sıfıra iner.
Atlanan bir vuruşta el durmaz, yalnız tellerin biraz uzağından geçer. Duran bir el hem yeniden başlarken zaman kaybeder hem bir sonraki hareketin yönünü belirsizleştirir.
Yön bir tercih değildir: aşağı vuruşlar vuruşlara, yukarı vuruşlar aralara denk gelir. Sayarken sayılar aşağı, "ve"ler yukarıdır.
Aşağı vuruş kalın telleri, yukarı vuruş ince telleri öne çıkarır; bu fark fiziğin kendisinden gelir. Yukarı vuruşların bütün telleri yakalaması gerekmez ve deneyimli uygulama zaten böyledir.
Bir kalıbın karakteri hangi vuruşların yapıldığından değil, hangilerinin vurgulandığından gelir; vurgu daha hızlı vurarak ya da daha çok tele değerek yapılır ve çoğu zaman vurgusuzları alçaltmak daha temiz sonuç verir.
Sonraki derse köprü
Akorları ve sağ eli kurduk. Sırada ikisinin buluştuğu yer var.
Bir sonraki modülde beş başlangıç şarkısı çalışacağız. Yeni bir teknik gelmiyor; bugüne kadar kurduğun her şey gerçek müzik üzerinde birleşiyor.
Ve orada karşılaşacağın asıl zorluk akorlar değil, akor değişiminin nabzı bozmaması olacak. Sağ elin sallanmaya devam ederken sol elinin akor değiştirmesi gerekiyor ve bu, bu kursun en çok tekrar isteyen becerisi.
Bir uyarı: birinci uygulama parçasını sürdür. Gitara dokunmadan yapılan iki dakikalık boş sallanma, akor değişimlerinde nabzı ayakta tutan şey. Ve tam da gitarsız yapılabildiği için her yerde çalışılabiliyor.