İçeriğe geç

GTR-000 · Modül 7 · L0 Keşif

Oturarak ve ayakta duruş

2.434 kelime · 17 örnek · yaklaşık 11 dakika okuma · seslendirme 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Gitarı gerçekten taşıyan şey eller değil, bedenin doğru yerleştirilmesi; eller taşıma işine ayrıldığında asıl işlerini, yani çalmayı, aynı anda iyi yapamıyorlar.

Denge sınaması bu farkı anında gösteriyor: iki eli birden gitardan çekince gitar duruyorsa duruş kurulmuş, kayıyorsa eller hâlâ taşıma görevinde demektir.

Otururken gitarı bacak, göğüs ve kola binen ağırlık birlikte taşıyor; bu üç nokta doğru yerleştiğinde eller serbest kalıyor.

İki oturma biçimi de geçerli: biri sapı yukarı kaldırıp sol ele kısa yol açıyor, öbürü daha rahat ama sapı aşağıda bırakıp ele daha çok iş yüklüyor.

Ayakta taşıma işini tamamen askı üstleniyor; askının otururkenkiyle aynı yükseklikte durması, kazanılan alışkanlığın iki duruş arasında taşınabilmesi için şart.

Eli görmek için öne eğilmek yaygın bir hata; çözüm başı indirmek değil, enstrümanı yukarı almak.

Hedef anlık rahatlık değil sürdürülebilirlik; beklenenden erken gelen bir yorgunluk, duruşun bir yerinde sorun olduğunun erken işareti.

Açılış sahnesi

Biri kucağındaki gitarla iki sesi birbirine bağlamaya çalışıyor. Bir sesten çıkıp öbürüne geçecek, basit bir hareket.

Ama geçişin ortasında gitar öne kayıyor, sapı aşağı doğru düşmek istiyor. Elini kaldırıp sapı yakalıyor, gövdeyi yeniden kucağına oturtuyor, sonra kaldığı yerden devam etmeye çalışıyor. Birkaç geçiş sonra fark ediyor ki asıl uğraştığı şey sesler değil, gitarın kendisi.

Bir elin işi enstrümanı düşürmemek olmuş, öbür elinse hem o işi hem asıl işi yetiştirmeye çalışıyor. İkisi birden olmuyor; biri kazanınca öbürü geç kalıyor.

Odaya giren biri durumu izliyor, hiçbir şey söylemeden gitara uzanıyor ve gövdeyi birkaç santim kaydırıyor, ağırlığın bindiği yeri değiştiriyor. Sonra ellerini tamamen çekiyor ve gitarı boşlukta bırakıyor.

Gitar yerinde kalıyor.

Genç şaşırıyor. Az önce iki eliyle bile zor tuttuğu şey, şimdi hiçbir elin dokunmadığı hâlde duruyor. Demek ki mesele elin gücü değilmiş; gitarın nereye oturduğuymuş.

Bu derste ne olacak

Önce bu dersin merkezinde duran tek soruyu netleştireceğiz: gitarı gerçekten eller mi tutuyor, yoksa beden mi taşıyor. Bunu anlamanın en hızlı yolunu, yani iki eli birden gitardan çekme sınamasını tanıtacağız ve bu sınamanın neden her oturuşta tekrarlanabildiğini göreceğiz. Sonra oturarak çalarken gitarı gerçekte neyin taşıdığına, hangi birkaç temas noktasının bu işi üstlendiğine bakacağız. Ardından iki farklı oturma biçimini karşılaştıracağız; ikisi de geçerli ama ikisi de farklı bir şey kazandırıyor. Devamında ayakta duruşa geçeceğiz ve orada taşıma işini kimin üstlendiğine, bir tek ayarın neden bu kadar belirleyici olduğuna bakacağız. Acemilerin en sık düştüğü, eli görme isteğinden doğan bir hataya değinip çözümünün nerede aranması gerektiğini göreceğiz. En sonda rahatlık ile sürdürülebilirlik arasındaki farkı kuracağız. Ders bittiğinde gitarını eline her aldığında, ellerini gerçekten serbest bırakıp bırakmadığını kendi başına sınayabiliyor olacaksın.

Sıfır noktası

Bir gitar iki şekilde durabilir. Ya bedenin üzerinde, birkaç sabit temas noktasıyla kendi ağırlığıyla oturur. Ya da ellerin sürekli müdahalesiyle, her an düşmemek için tutulan bir yük hâlinde kalır.

Bu iki hâl kulağa benzer geliyor ama sonuçları çok farklı. Birincisinde eller boşta; istedikleri notaya, istedikleri hızda gidebiliyorlar. İkincisinde ellerin bir kısmı, çoğu zaman fark edilmeden, enstrümanı taşıma görevine ayrılmış durumda. O el aynı anda hem gitarı tutmaya hem doğru yere gitmeye çalışıyor ve iki işi birden iyi yapamıyor.

Acemi göz bu farkı seçemiyor, çünkü ikinci hâl de bir şekilde "çalışıyor" gibi görünüyor. Ses çıkıyor, gitar düşmüyor, ders devam ediyor. Ama gizli bir bedel birikiyor: geçişler yavaşlıyor, eller beklenenden çabuk yoruluyor, ilerleme durmuş gibi hissediliyor. Sebep beceri eksikliği değil; enstrümanın taşınma biçimi.

Bu dersin konusu tam olarak bu: elleri taşıma görevinden kurtarıp bu görevi bedene devretmek. Gitar çalmayı öğrenmenin geri kalanı, ellerin serbest olduğu varsayımı üzerine kuruluyor; o varsayım burada, daha ilk hafta içinde kurulmazsa geri kalan her şey bu eksik zemin üzerine inşa ediliyor.

Mekanizma

Denge sınaması: elini çek, sonucu izle

Bu dersin tek ve en kullanışlı aracı şu: gitarı her zamanki gibi otur ya da tak, sonra iki elini de aynı anda enstrümandan çek. Hiçbir şeyi tutma, hiçbir yere yaslanma. Sadece bırak.

Gitar orada duruyorsa duruş kurulmuş demektir; ağırlık doğru yere dağılmış, eller yalnızca çalmak için orada, tutmak için değil. Gitar kayıyor, dönüyor ya da düşmeye başlıyorsa, demek ki az önce onu eller tutuyordu ve sen bunun farkında bile değildin.

Bu sınamanın gücü basitliğinde. Hiçbir alet istemiyor, hiçbir ölçü istemiyor, kimseye ihtiyaç duymadan her oturuşta, her tekrar alışta yapılabiliyor. Bir oturuşun kurulup kurulmadığını anlamanın başka hiçbir yolu bu kadar hızlı sonuç vermiyor.

Sınamayı bir kere yapıp geçmemek gerekiyor. Duruş değiştikçe, yani ayağını kaldırdığında, öne eğildiğinde ya da farklı bir koltuğa oturduğunda denge de değişiyor. Bu yüzden sınama tek seferlik bir onay değil, her yeni oturuşta yeniden sorulan bir soru.

Oturarak: birkaç temas noktasının taşıdığı ağırlık

Otururken gitarı tutan şey tek bir nokta değil, birkaç noktanın birlikte üstlendiği bir denge. Gövdenin oturduğu bacak ana taşıyıcı; gitarın alt kenarı orada durur ve ağırlığın büyük kısmı oraya iner. Göğüs ikinci bir dayanak sağlar, gövdenin arkaya doğru devrilmesini engeller. Sapa uzanan kolun ağırlığı da üçüncü bir baskı olarak gövdenin üstüne biner ve gitarı yerinde tutmaya katkıda bulunur.

Bu üç noktanın hiçbiri tek başına yeterli değil. Yalnızca bacağa bırakılan bir gitar öne devrilmeye çalışır. Yalnızca göğse yaslanan bir gitar aşağı kayar. Üçü birlikte çalıştığında ise gitar başka hiçbir desteğe ihtiyaç duymadan sabit kalır.

Buradaki en önemli fark şu: bu üç nokta yerleştikten sonra eller hiçbir şey taşımıyor. Onların tek işi tellere ve perdelere gitmek. Denge sınamasının otururken bu kadar öğretici olmasının sebebi de bu; eller çekildiğinde geriye kalan yalnızca bacak, göğüs ve kol ağırlığı oluyor ve bunlar yeterliyse gitar kalıyor.

İki oturma biçimi, iki farklı kazanç

Otururken kullanılabilecek iki farklı biçim var ve ikisi de geçerli; hiçbiri öbüründen "doğru" değil, ikisi de farklı bir şey kazandırıyor ve karşılığında başka bir şeyden vazgeçiriyor.

Birinci biçimde gövde, sap tarafındaki bacağa alınır. Bu, gitarın sapını yukarı doğru kaldırır. Sap yukarıdayken sol elin klavyeye uzanması kolaylaşır, çünkü kol aşağı doğru sarkmak yerine daha doğal bir açıyla ileri uzanır. Bu biçim çoğu zaman daha dik bir oturuş ister ve ilk denemede biraz alışılmadık gelebilir.

İkinci biçimde gövde öbür bacağa alınır. Bu daha gevşek, daha alışıldık bir oturuş; çoğu insan bir sandalyeye oturduğunda kendiliğinden buna yakın bir şekle geliyor. Ama bu rahatlığın bir bedeli var: sap aşağıda kalıyor ve sol elin klavyeye ulaşması için elin daha çok iş yapması gerekiyor.

Hangi biçimi seçtiğin neyi öğreneceğine bağlı olabilir, ama bugün için asıl mesele hangisinin "doğru" olduğu değil. İkisini de dene, ikisinde de denge sınamasını yap ve hangisinde gitarın elin yardımı olmadan daha kolay durduğunu kendi bedeninle gör.

Ayakta: taşıma işini üstlenen askı

Ayakta çalarken bacak, göğüs ve kol ağırlığının kurduğu denge ortadan kalkıyor; artık gitarı tutan tek şey askı. Otururken birkaç noktaya dağılan iş, ayaktayken tek bir parçanın üstüne biniyor.

Bu yüzden ayakta duruşta yapılacak tek ve en önemli ayar şu: askıyı, gitar otururkenkiyle aynı yükseklikte duracak biçimde ayarlamak. Otururken sap belli bir açıda, teller belli bir yükseklikte duruyorsa, ayakta da aynı açı ve aynı yükseklik korunmalı.

Bu ayar atlandığında şu oluyor: kişi otururken bir enstrüman öğreniyor, ayaktayken başka bir enstrüman öğreniyor gibi bir duruma düşüyor. Otururken kazanılan alışkanlık, yani elin klavyede hangi mesafeyi kat ettiği, hangi açıyla geldiği, ayaktaki farklı yükseklikte işe yaramıyor. Kişi sanki baştan öğreniyormuş gibi bir yavaşlama yaşıyor ve bunu kendi becerisizliğine yoruyor, oysa suç kendisinde değil, iki duruş arasındaki uyumsuz yükseklikte.

Doğru ayarlanmış bir askı, oturarak kazanılan her şeyi ayakta da geçerli kılıyor. Bu tek ayar, sonraki bütün çalışmanın iki duruş arasında taşınabilir olmasını sağlıyor.

Öne eğilme hatası ve neden çözüm yükseklikte

Yeni başlayanların neredeyse tamamında görülen bir refleks var: sol elin nereye gittiğini görebilmek için öne, gitara doğru eğilmek. Göz klavyeyi net görmek istiyor, sırt da onun peşinden gidiyor.

Bu eğilme birkaç sorunu birden getiriyor. Sırt zamanla bu bükülmeye alışıyor ve doğal duruş bu bükülü hâl hâline geliyor. Göz de her seferinde ele bakmayı bir alışkanlık olarak öğreniyor, oysa ileride hiç bakmadan çalmak gerekecek. Üstelik öne eğilen bir gövde, az önce kurulan bacak ve göğüs dengesini de bozuyor; sınama tekrar yapıldığında gitar artık öyle kolay durmuyor.

Doğru çözüm başı indirmek değil, enstrümanı yukarı almak. Gitar göze doğru biraz yükseltildiğinde, sırt dik kalırken de klavye rahatça görülebiliyor. Bu küçük fark, "eğilip görmek" ile "dik durup görmek" arasındaki bütün mesafeyi kapatıyor.

Bu ayarlamanın yapılıp yapılmadığını anlamanın yolu da yine aynı sınamadan geçiyor. Öne eğilmiş bir gövdeyle denge sınaması yapıldığında gitar genellikle daha az kararlı duruyor; gövde dikleştiğinde aynı sınama daha iyi bir sonuç veriyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Dört nokta.

Birincisi: denge sınaması yalnız başlangıç için değil. Yıllarca çalan biri bile zaman zaman kendine bu soruyu sormalı: eller şu an neyi taşıyor, neyi çalıyor. Bir alışkanlık yerleştikten sonra da bedenin sessizce eski bir tutma biçimine geri dönmesi mümkün.

İkincisi: iki oturma biçimi arasında geçiş yapabilmek ayrı bir kazanç. Biriyle rahat olmak yetiyor gibi görünse de, öbür biçimi de zaman zaman denemek, hangi durumda hangisinin işine yaradığını görmeni sağlıyor; ileride farklı ortamlarda, farklı koltuklarda oturman gerektiğinde bu esneklik işe yarıyor.

Üçüncüsü: askı ayarı kalıcı bir ayar değil. Gitar değiştiğinde, askı değiştiğinde ya da giysiler kalınlaştığında yükseklik de kayabiliyor; bu yüzden ayakta çalmaya her geçişte kısa bir kontrol faydalı oluyor.

Dördüncüsü: gövdenin farkında olmak, kulağın farkında olmak kadar değerli. Yeni başlayanın dikkati hep sese ve parmaklara gidiyor, ama duruşun kendisi de her an geri bildirim veren bir kaynak; onu dinlemeyi öğrenmek, ileride ortaya çıkacak birçok sorunu daha oluşmadan görmeyi sağlıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: gitarı elle sıkıca tutmanın güvenli olduğunu düşünmek. Gitarı elle bastırarak sabitlemek geçici bir çözüm gibi görünüyor ama asıl işi yapması gereken eli meşgul ediyor ve kalıcı bir duruşun kurulmasını erteliyor.

Yaygın yanlış: her oturuşun aynı sonucu vereceğini varsaymak. Bir koltukta kurulan denge başka bir koltukta ya da farklı bir bacak konumunda aynı şekilde durmayabiliyor; sınama her yeni oturuşta yeniden yapılmalı.

Yaygın yanlış: ayakta ve oturarak duruşu birbirinden bağımsız iki mesele saymak. Askı yüksekliği otururkenkiyle örtüşmediğinde kazanılan bütün alışkanlıklar bir duruştan öbürüne taşınamıyor ve kişi baştan öğreniyormuş gibi bir yavaşlama yaşıyor.

Yaygın yanlış: eli görebilmek için öne eğilmeyi zararsız bir alışkanlık saymak. Bu eğilme yalnızca anlık bir rahatsızlık değil; zamanla kalıcı bir duruşa dönüşüyor ve aynı zamanda daha önce kurulmuş dengeyi de bozuyor.

Yaygın yanlış: rahat hissetmeyi yeterli bir ölçüt saymak. Bir oturuş ilk anda rahat gelebilir ama sonradan beklenenden erken bir yorgunluğa yol açabilir; asıl ölçüt anlık his değil, uzun süre sorunsuz kalabilme.

Uygulama

Gitarı olan biri şu sırayla ilerleyebilir. Önce her zamanki gibi otur, gitarı her zamanki gibi kucağına al. Sonra iki elini birden gitardan çek ve hiçbir şeye dokunmadan birkaç saniye bekle. Gitar yerinde duruyorsa, hangi noktaların onu tuttuğunu hissetmeye çalış; bacağının nereye bastığını, göğsünün nereye değdiğini fark et. Gitar kayıyorsa, gövdeni hafifçe kaydır, bacağının konumunu değiştir ve sınamayı tekrarla; bu küçük denemeler birkaç tekrar içinde genellikle bir sonuç veriyor.

Ardından öbür oturma biçimini dene. Gövdeni öteki bacağına al, aynı sınamayı orada da yap ve iki biçim arasındaki farkı, hem rahatlık hem sol elin klavyeye ulaşma kolaylığı açısından karşılaştır. Bu karşılaştırmayı yaparken hiçbir biçimi baştan "doğru" ya da "yanlış" sayma; ikisini de birkaç kez dene ve bedeninin verdiği tepkiyi izle.

Askın varsa ayağa kalk ve gitarı otururkenkiyle aynı yükseklikte, aynı açıda durup durmadığını gözünle kontrol et. Gerekirse askıyı ayarla, sonra ayaktayken de aynı denge sınamasını tekrarla; bu sefer ellerini çektiğinde askının gitarı ne kadar sağlam tuttuğunu hissedeceksin. Bu adımı atlamak, otururken kurduğun her şeyi ayakta yeniden baştan kurmak zorunda kalmak demek.

Elinde gitar yoksa bu çalışma yine de yapılabiliyor. Bir sandalyeye otur, kucağında bir gitar varmış gibi bacaklarını ve gövdeni yerleştir, sırtını dik tut ve gözünü hayali bir klavyeye değil karşına doğru sabitle. Bu duruşu birkaç kez tekrarlayıp rahat hissettiğin bir yerleşim bulman, eline gerçek bir gitar aldığında aynı yerleşimi çok daha hızlı kurmanı sağlıyor. Son olarak, mümkünse bir ayna ya da bir kamera önünde otur ve kendi duruşuna dışarıdan bak; hissettiğin şeyle gördüğün şey arasında bir fark varsa, bu fark sana kendi kendine fark edemeyeceğin bir bilgi veriyor.

Kilit özet

Gitarı gerçekten taşıyan şey eller değil, bedenin doğru yerleştirilmesi; eller taşıma işine ayrıldığında asıl işlerini, yani çalmayı, aynı anda iyi yapamıyorlar.

Denge sınaması bu farkı anında gösteriyor: iki eli birden gitardan çekince gitar duruyorsa duruş kurulmuş, kayıyorsa eller hâlâ taşıma görevinde demektir.

Otururken gitarı bacak, göğüs ve kola binen ağırlık birlikte taşıyor; bu üç nokta doğru yerleştiğinde eller serbest kalıyor.

İki oturma biçimi de geçerli: biri sapı yukarı kaldırıp sol ele kısa yol açıyor, öbürü daha rahat ama sapı aşağıda bırakıp ele daha çok iş yüklüyor.

Ayakta taşıma işini tamamen askı üstleniyor; askının otururkenkiyle aynı yükseklikte durması, kazanılan alışkanlığın iki duruş arasında taşınabilmesi için şart.

Eli görmek için öne eğilmek yaygın bir hata; çözüm başı indirmek değil, enstrümanı yukarı almak.

Hedef anlık rahatlık değil sürdürülebilirlik; beklenenden erken gelen bir yorgunluk, duruşun bir yerinde sorun olduğunun erken işareti.

Sonraki derse köprü

Gitar artık seçildi, tanındı, akortlandı ve şimdi de doğru duruyor; eller onu tutmak zorunda kalmadan tellere gidebiliyor.

Geriye tek bir şey kaldı: bu duran, akortlu gitardan ilk sesi çıkarmak. Kursun son modülü "İlk ritim ve ilk riff" başlığıyla tam bunu ele alacak.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Oturan bir gitaristin gövdesi ve gitarı yandan çerçevelenmeli, eller kısa süreliğine ikinci planda kalmalı ki izleyici önce dengeye baksın. İki elin birden gitardan çekildiği an net bir duraklamayla verilmeli; gitar yerinde kalıyorsa bu sessizlikte hissedilmeli, kayıyorsa hareket abartılmadan olduğu gibi gösterilmeli. Oturarak ve ayakta aynı gitaristin art arda görüldüğü bir geçişte, sapın ve tellerin yüksekliği bir çizgiyle işaretlenip iki duruşta da aynı yerde kaldığı görülmeli. Öne eğilme bölümünde önce yanlış, sonra doğru duruş art arda gösterilmeli; aradaki fark yalnızca gitarın yüksekliğiyle açıklanmalı, başka hiçbir değişiklik yapılmamalı. Anlatıcı sesi, "gitar orada duruyor" cümlesinde kısa bir sessizlik bırakmalı, çünkü izleyicinin bu şaşkınlığı kendi başına fark etmesi gerekiyor.

Bu ders hangi kursun parçası

GTR-000 — Gitar Seçimi ve İlk Hafta kursunun 8 modülünden 7. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.