Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Müzik üç katmanlı: vuruşlar ölçüyü, ölçüler cümleyi kuruyor. Bir parçanın bölümleri cümle sınırlarında başlayıp bitiyor — yani müzikte bir şey olacaksa belirli noktalarda oluyor.
Vuruşları hizalamak ile cümleleri hizalamak iki ayrı iş. Birincisi tutup ikincisi tutmadığında ortaya, dinleyicinin tarif edemediği bir boşluk çıkıyor.
Dans müziğinde cümleler genellikle sekiz ölçü ve bu düzenlilik yapıyı tahmin edilebilir kılıyor. Ama bir kural değil bir eğilim; bazı parçalar düzeni bilerek kırıyor ve o anlar en çarpıcı yerleri oluyor.
Cümle sınırı duyulabilir bir şey: bir öğe giriyor, çıkıyor ya da bir dolgu geliyor. Parmak kaldırma alıştırması bu beceriyi hızla kuruyor, çünkü kulak zaten biliyor. Saymak da işe yarıyor ve zamanla otomatikleşiyor; sayaç ise kulağı doğrulamak için, yerine geçmek için değil.
Geçişin kuralı tek cümle: yeni parça cümle sınırında girer, ikisi aynı anda yeni bir sayfaya geçer. Ve bir parçayı bilmek onu sevmek değil, yapısını biliyor olmak.
Açılış sahnesi
Bir geçiş yapılıyor ve teknik olarak her şey doğru.
Tempolar eşit. Grid'ler kontrol edilmiş. Vuruşlar üst üste oturuyor, hiç kaymıyor. Seviyeler dengeli.
Ama geçiş bittiğinde salonda bir şey oluyor.
Dans eden insanların bir kısmı duruyor. Bir an ne yapacaklarını bilemiyorlar. Sonra yeniden yakalıyorlar ama araya bir boşluk girdi.
Kimse "geçiş kötüydü" demiyor. Kimse ne olduğunu tarif edemiyor bile.
Olan şey şu: yeni parçanın en yoğun bölümü, eski parçanın ortasında bir yere düştü. İki parça vuruş olarak uyuyordu ama CÜMLE olarak uymuyordu.
Müziğin de cümle yapısı var. Bir yerde başlayan, bir yerde biten bölümleri var.
Vuruşları hizalamak, iki cümleyi aynı hizaya getirmiyor. İkisi ayrı işler ve ikincisi olmadan birincisi yetmiyor.
Bu ders, o tarif edilemeyen boşluğun nereden çıktığıyla ilgili.
Bu derste ne olacak
Önce müziğin katmanlarını sıralayacağız: vuruştan ölçüye, ölçüden cümleye. Sonra dans müziğinde cümlelerin neden bu kadar düzenli olduğunu göreceğiz. Ardından cümle sınırını duymayı ele alacağız — bu, öğrenilebilen bir dinleme becerisi. Sonra saymayı konuşacağız ve pratik bir kestirme vereceğiz. Ardından geçişin nereye konacağını kuracağız. En sonda bir parçanın yapısını okumayı göreceğiz.
Sıfır noktası
Müzik üç katmanlı bir düzen taşıyor.
En altta vuruş var. Ayağını yere vurduğun şey. Bir önceki modülün konusu buydu.
Vuruşlar gruplanıp ölçüyü oluşturuyor. Dans müziğinin büyük kısmında bir ölçü dört vuruş.
Ölçüler de gruplanıp cümleyi oluşturuyor. Buna phrase deniyor.
Şimdi kritik olan kısım: bir parçanın bölümleri — girişi, yükselişi, en yoğun anı, kırılması — cümle sınırlarında başlayıp bitiyor.
Yani müzikte bir şey olacaksa, rastgele bir yerde olmuyor. Belirli noktalarda oluyor.
O noktaları bildiğinde iki şey kazanıyorsun.
Birincisi tahmin. Bir parçanın ne zaman değişeceğini önceden biliyorsun.
İkincisi hizalama. Geçişini o noktalara denk getirebiliyorsun.
Açılış sahnesindeki DJ vuruşları hizalamıştı ama bu ikinci hizalamayı yapmamıştı.
Mekanizma
Neden sekiz, on altı, otuz iki
Dans müziğinde cümleler genellikle sekiz ölçü uzunluğunda. Sekizlik cümleler ikişerli birleşip on altılık, on altılıklar da otuz ikilik daha büyük bölümler kuruyor.
Bu düzenlilik tesadüf değil ve iki sebebi var.
Birincisi dans. Bedenin bir düzene girmesi ve o düzeni tahmin edebilmesi gerekiyor. Beklenmedik uzunluktaki bir bölüm, dans edeni şaşırtıyor.
İkincisi üretim geleneği. Bu müziğin üretildiği araçlar ve alışkanlıklar bu uzunlukları kolaylaştırıyor ve zamanla bir ortak dil hâline gelmiş durumda.
Sonucu senin için çok değerli: dans müziğinde yapı tahmin edilebilir.
Hiç duymadığın bir parçayı ilk kez dinlerken bile, bir şeyin ne zaman değişeceğini yaklaşık olarak bilebiliyorsun. Bu, başka pek çok müzik türünde geçerli olmayan bir kolaylık.
Ama bir uyarı: bu bir kural değil bir eğilim. Bazı parçalar bu düzeni bilerek kırıyor ve o kırılmalar genellikle o parçanın en çarpıcı anları. Sayarak ilerlerken kulağını kapatmamak gerekiyor.
Cümle sınırını duymak
Bu, öğrenilebilen bir dinleme becerisi ve göründüğünden kolay.
Bir cümle sınırında müzikte bir şey oluyor. Neyin olduğu parçaya göre değişiyor ama her zaman bir işaret var.
Bazen bir öğe giriyor. Yeni bir ses, yeni bir katman ekleniyor.
Bazen bir öğe çıkıyor. Ritim kesiliyor ya da bas düşüyor.
Bazen bir dolgu duyuluyor. Cümlenin son ölçüsünde, bir sonrakine hazırlayan kısa bir hareket. Bu, en güvenilir işaretlerden biri.
Ve bazen hiçbir şey olmuyor ama bir "yeniden başlama" hissi geliyor. Bunu tarif etmek zor, duymak kolay.
Şu alıştırma bu beceriyi hızla kuruyor: bir parça dinlerken, bir şeyin değişeceğini hissettiğin anda parmağını kaldır. Sonra geri sar ve o noktaların düzenli aralıklarla geldiğini gör.
Neredeyse her zaman düzenli geliyorlar. Kulağın zaten biliyor; sen henüz adlandırmamışsın.
Saymak
Cümle sınırını bulmanın diğer yolu saymak.
Yöntem şu: dörde kadar say, sonra baştan başla ve kaçıncı dörtlüde olduğunu takip et.
Bir, iki, üç, dört. İki, iki, üç, dört. Üç, iki, üç, dört. Ve sekize kadar.
Sekize vardığında bir cümle bitmiş oluyor.
Bu, başlangıçta yorucu ve dikkat yiyor. Zamanla otomatikleşiyor ve bir noktadan sonra hiç saymadan nerede olduğunu biliyorsun.
Pratik bir kestirme var ve çok işe yarıyor: her zaman en baştan sayma. Bir parçanın belirgin bir noktasını referans al — genellikle ana bölümün girdiği yer — ve oradan say.
Bir kestirme daha: programların çoğu bir sayaç gösteriyor. Bu iyi bir yardımcı ama bir tehlike taşıyor. Yalnız ekrana bakarak sayan biri, kulağını çalıştırmıyor ve ekranın olmadığı bir cihaza geçtiğinde çaresiz kalıyor.
Sayacı destek olarak kullan, kaynak olarak değil. Kulağını doğrulamak için bak, kulağının yerine değil.
Geçiş nereye konur
Şimdi bütün bunların işe yaradığı yer.
Kural şu: yeni parça, cümle sınırında girer.
Yani eski parçanın bir cümlesi biterken, yeni parçanın bir cümlesi başlar. İkisi aynı anda yeni bir sayfaya geçer.
Bunu yaptığında dinleyici geçişi bir kesinti olarak duymuyor. Müzik akmaya devam ediyor; yalnız içeriği değişiyor.
Yapmadığında açılış sahnesi oluyor. Yeni parçanın önemli bir anı, eski parçanın ortasında bir yere düşüyor ve iki yapı birbiriyle çakışıyor.
Buradan çıkan pratik alışkanlık şu: geçişi hazırlarken yalnız "vuruşlar uyuyor mu" diye bakma. "Cümleler aynı hizada mı" diye de bak.
Ve bunun somut sınaması var: yeni parçayı, eski parçanın bir cümlesi başladığı anda başlat. İkisini birlikte dinle ve dolguların aynı yere düşüp düşmediğine bak. Düşüyorsa hizalısın.
Bir parçanın yapısını okumak
Kapanışta daha büyük bir ölçek.
Bir parça yalnız cümlelerden değil, cümlelerin kurduğu BÖLÜMLERden oluşuyor.
Tipik bir dans parçasında şunlar var: bir giriş, bir yapı kurma bölümü, bir gerilim bölümü, en yoğun bölüm, bir kırılma, ve bir çıkış.
Girişler ve çıkışlar özellikle önemli, çünkü DJ için tasarlanmışlar. Pek çok dans parçasının başında ve sonunda, yalnız ritmin olduğu ve üzerine bir şey konabilecek bölümler var.
O bölümler bir armağan: geçişini orada yapmak, iki parçanın en az çakıştığı anı seçmek demek.
Yeni bir parçayı kütüphaneye alırken yapman gereken şey de bu: bir kez baştan sona dinle ve bölümlerin nerede başlayıp bittiğini işaretle. Bir önceki modüllerde konuştuğumuz giriş noktaları, tam olarak bu işaretler.
Bir parçayı bilmek, onu sevmek değil; yapısını biliyor olmak.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Dört nokta.
Birincisi: cümle sınırı ile en yoğun anın girişi aynı şey değil. Bir parçanın en yoğun bölümü genellikle bir cümle sınırında başlıyor ama her cümle sınırında yoğun bir bölüm başlamıyor. Geçişi hangi sınıra koyacağın ayrı bir karar ve o karar müzikal: yeni parçayı sakin bir yerden mi yoksa yoğun bir yerden mi açacaksın?
İkincisi: bazı türlerde cümle uzunluğu farklı. Sekiz ölçülük düzen dans müziğinin geniş bir bölümünde geçerli ama evrensel değil. Farklı bir türle çalışıyorsan, o türün kendi uzunluklarını dinleyerek öğrenmen gerekiyor — ve öğrenme yöntemi aynı: parmak kaldırma alıştırması her türde çalışıyor.
Üçüncüsü: iki parçanın cümleleri hizalıyken bile yapıları çakışabiliyor. İkisinin de aynı anda en yoğun bölümüne girmesi hizalama açısından kusursuz, kulakta ise kalabalık bir sonuç veriyor. Genellikle biri yükselirken öbürünün çekilmesi daha iyi çalışıyor ve bu, bir sonraki modüllerin konusu.
Dördüncüsü: sayma alışkanlığı sahnede dikkat harcıyor ve bu geçici. Başlangıçta saymak dikkatinin büyük kısmını alıyor; birkaç ay sonra sayısız hâle geliyor. Bu geçiş dönemi normal ve kısa. O dönemde yapılabilecek en iyi şey, tanıdığın parçalarla çalışmak — yapısını bildiğin bir parçada saymak zorunda kalmıyorsun.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Vuruşlar hizalıysa geçiş doğrudur. Vuruş hizalaması ve cümle hizalaması iki ayrı iş. Vuruşları tutan ama cümleleri çakışan bir geçiş, sebebi tarif edilemeyen bir boşluk üretiyor.
Yaygın yanlış: Cümle sınırlarını duymak için müzik bilgisi gerekir. Öğrenilebilen bir dinleme becerisi ve kulak zaten biliyor. Parmak kaldırma alıştırması, o bilgiyi adlandırmayı birkaç oturumda sağlıyor.
Yaygın yanlış: Sayaç varken saymayı öğrenmeye gerek yok. Yalnız ekrana bakan kişi kulağını çalıştırmıyor ve ekransız bir cihaza geçtiğinde dayanağı kalmıyor. Sayaç doğrulama aracı, kaynak değil.
Yaygın yanlış: Sekiz ölçü her zaman geçerli. Bu bir eğilim, kural değil. Bazı parçalar düzeni bilerek kırıyor ve o anlar genellikle parçanın en çarpıcı yerleri; sayarken kulağı açık tutmak gerekiyor.
Yaygın yanlış: Bir parçayı çok dinlediysem biliyorum demektir. Bir parçayı sevmek ile yapısını bilmek ayrı şeyler. Bölümlerinin nerede başlayıp bittiğini işaretlemediysen, sahnede o parçayı tahmin edemiyorsun.
Uygulama
Bu çalışma iki oturuma yayılıyor ve ikisi de dinlemeye dayanıyor; ekipman gerekmiyor.
Birinci oturumda parmak kaldırma alıştırmasını yap. Bir parça seç ve baştan sona dinle. Bir şeyin değişeceğini hissettiğin her anda parmağını kaldır — düşünme, hisset.
Sonra geri sar ve aynı parçayı ikinci kez dinle, bu kez sayarak. Kaldırdığın parmakların sayı sınırlarına denk gelip gelmediğine bak.
Çoğu kişide büyük ölçüde denk geliyor ve bu, kulağın zaten çalıştığının kanıtı.
İkinci oturumda yapı çıkar. Üç parça seç ve her biri için bölümlerini yaz: giriş nerede bitiyor, ana bölüm nerede başlıyor, kırılma nerede, çıkış nereden başlıyor. Süreleri değil, sırayı yaz.
Bu üç yapı yan yana geldiğinde bir şey fark edeceksin: birbirlerine çok benziyorlar. Dans müziğinin ortak dili tam olarak bu.
Ardından bir hizalama denemesi yap. İki parçayı, cümleleri aynı hizada olacak biçimde birlikte başlat ve dolgularının çakışıp çakışmadığını dinle. Sonra bilerek bir buçuk cümle kaydırıp yeniden dinle. İkinci durumun neden rahatsız ettiğini kendi kulağınla duy.
Son olarak bir işaretleme yap. Bu üç parçanın bölüm başlangıçlarına giriş noktası koy ve kaydet. Kütüphanen artık yalnız parçaları değil, o parçaların haritasını da taşıyor.
Kilit özet
Müzik üç katmanlı: vuruşlar ölçüyü, ölçüler cümleyi kuruyor. Bir parçanın bölümleri cümle sınırlarında başlayıp bitiyor — yani müzikte bir şey olacaksa belirli noktalarda oluyor.
Vuruşları hizalamak ile cümleleri hizalamak iki ayrı iş. Birincisi tutup ikincisi tutmadığında ortaya, dinleyicinin tarif edemediği bir boşluk çıkıyor.
Dans müziğinde cümleler genellikle sekiz ölçü ve bu düzenlilik yapıyı tahmin edilebilir kılıyor. Ama bir kural değil bir eğilim; bazı parçalar düzeni bilerek kırıyor ve o anlar en çarpıcı yerleri oluyor.
Cümle sınırı duyulabilir bir şey: bir öğe giriyor, çıkıyor ya da bir dolgu geliyor. Parmak kaldırma alıştırması bu beceriyi hızla kuruyor, çünkü kulak zaten biliyor. Saymak da işe yarıyor ve zamanla otomatikleşiyor; sayaç ise kulağı doğrulamak için, yerine geçmek için değil.
Geçişin kuralı tek cümle: yeni parça cümle sınırında girer, ikisi aynı anda yeni bir sayfaya geçer. Ve bir parçayı bilmek onu sevmek değil, yapısını biliyor olmak.
Sonraki derse köprü
Cümleleri hizaladık. Şimdi vuruşları elle hizalamaya geliyoruz.
Bir sonraki modülde beatmatching'i ele alacağız: iki parçanın hızını kulakla eşitlemek ve öyle tutmak.
Bu, DJ'liğin en çok konuşulan becerisi ve bugün pek çok cihaz bunu otomatik yapabiliyor. Yine de öğrenilmesi gerekiyor ve nedenini orada konuşacağız — sebep gelenek değil, çok daha pratik bir şey.
Orada bugün kurduğun cümle bilgisi doğrudan işine yarayacak, çünkü beatmatching'i cümle sınırlarında kontrol ediyorsun.
Bugün işaretlediğin üç parçayı sakla; bir sonraki modülde onlarla çalışacağız.