Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Cue, bir kanalın sesini salona hiç göndermeden yalnız kulaklığa yollamanın adı. Bu tek özellik DJ'liği mümkün kılıyor: bütün hazırlık görünmez oluyor ve salon yalnız hazır olanı duyuyor.
İki sesi aynı anda ayrı tutmak öğrenilebilen bir beceri ve tahmin edilebilir bir sıra izliyor: önce karışıyorlar, sonra biri seçilebiliyor ama öbürü kayboluyor, en sonda ikisi birlikte tutulabiliyor. Bölünmüş dinleme ve tek kulak yöntemi bu süreci kısaltıyor.
Kulaklıkta yapılan üç iş var: giriş noktasını bulmak, gain'i ayarlamak, tempoyu uydurmak. Üçü bitmeden parça açılmıyor ve acele etmenin sebebi genellikle geç başlamak.
Kural tek cümle: bir parçayı açtığın an bir sonrakini hazırlamaya başla. Yan faydası, uymayan bir parçayı fark ettiğinde değiştirecek vaktin olması.
Bir parçanın başlangıcı tek bir yer değil — dosyanın başı, ritmin girişi ve ana bölüm ayrı noktalar — ve hangisinin kullanılacağı geçişin türüne bağlı. Kulaklık seviyesi ise bir kez söylenmesi gereken konu: etki birikimli, işitme kaybı geri dönmüyor, ve önlemler basit.
Açılış sahnesi
Bir kişi ilk kez kulaklığı takıyor.
Bir kulağında salonda çalan parça var. Öbür kulağında hazırlamaya çalıştığı parça.
İkisi aynı anda çalıyor ve beyni ikisini birbirinden ayıramıyor. Ortaya karmakarışık bir şey çıkıyor; hangi vuruşun hangisine ait olduğunu bile söyleyemiyor.
Kulaklığı çıkarıyor. Tekrar takıyor. Yine olmuyor.
O anda aklından geçen cümle şu: "Ben bunu yapamayacağım."
Bu cümle bu kursta en çok kurulan cümle ve neredeyse her zaman yanlış.
Çünkü olan şey bir yeteneksizlik değil, bir alışma süreci. Beyin iki ses akışını ayrı tutmayı öğreniyor ve bu öğrenme birkaç gün ile birkaç hafta arasında sürüyor.
Sonra bir gün ayrılıyorlar.
Tarif etmesi zor bir an: dün karmakarışık gelen şey, bugün iki ayrı parça olarak duyuluyor. Hiçbir şey değişmedi; kulağın öğrendi.
Bu ders o süreci kısaltmakla ve o sırada ne yapılacağını bilmekle ilgili.
Bu derste ne olacak
Önce cue'nun ne olduğunu ve bir önceki modüldeki hangi hattı kullandığını göreceğiz. Sonra iki sesi ayırma becerisini ele alacağız; bunun nasıl öğrenildiğini ve süreci kısaltan yolları konuşacağız. Ardından kulaklıkta yapılan üç işi sayacağız — hazırlık dediğimiz şey tam olarak o üçü. Sonra bir parçanın gerçekte nereden başladığını bulmayı göreceğiz. En sonda kulaklık seviyesini ve işitmeni konuşacağız, çünkü bu kursta bir kez söylenmesi gereken bir şey var.
Sıfır noktası
Geçen modülde sinyalin salona giden yolunu kurmuş ve yanına ikinci bir hat çizmiştik: kulaklık hattı.
Cue, o hattı kullanmanın adı.
Bir kanalın cue düğmesine bastığında, o kanalın sesi kulaklığına gidiyor. Salona gitmiyor. Kanal sürgüsü kapalı olsa bile kulaklıkta duyuyorsun.
Bu tek özellik, DJ'liği mümkün kılan şey.
Onsuz ne olurdu? Bir sonraki parçayı hazırlamak için onu salona açman gerekirdi. Yani hazırlığını herkese duyurarak yapardın: yanlış yerden başlayan, tempo tutmayan bir parça.
Cue sayesinde bütün hazırlık görünmez oluyor. Salon yalnız hazır olanı duyuyor.
Ve buradan işin tuhaf kısmı doğuyor: kulağına iki ayrı müzik geliyor, ikisini birbirinden ayrı tutuyor ve aralarındaki ilişkiye bakarak karar veriyorsun.
Mekanizma
İki sesi ayırmak
Bu beceri öğrenilebiliyor ve öğrenme süreci tahmin edilebilir bir sıra izliyor.
İlk aşamada ikisi karışıyor. Tek bir gürültü duyuluyor.
İkinci aşamada birini seçip odaklanabiliyorsun ama öbürü kayboluyor. Kulaklıktakine odaklanınca salondaki gidiyor, salondakine odaklanınca kulaklıktaki gidiyor.
Üçüncü aşamada ikisini aynı anda tutabiliyorsun ve aralarındaki farkı duyabiliyorsun. Asıl beceri bu.
Süreci kısaltan üç şey var.
Birincisi ayrı dinleme. Çoğu mikserde kulaklığa neyin gideceğini ayarlayan bir düzen var: yalnız hazırladığın parçayı, yalnız salona gideni ya da ikisini birlikte duyabiliyorsun. Başlangıçta ikisi arasında gidip gelerek çalışmak, ikisini birden duymaya çalışmaktan kolay.
İkincisi bölünmüş dinleme. Bazı mikserlerde bir kulağa hazırladığın parça, öbür kulağa salondaki gider. İki ses fiziksel olarak ayrıldığı için beyin işi daha kolay yapıyor. Bu düzen varsa başlangıçta çok işine yarıyor.
Üçüncüsü tek kulak yöntemi. Kulaklığın bir tarafını kulağına takıp öbür tarafını dışarıda bırakmak. Bir kulak kulaklığı, öbür kulak salonu duyuyor. Pek çok DJ'nin sahnede yaptığı şey bu ve sebebi tam olarak burada.
Hangisi sana uyarsa onunla başla. Üçüncü aşamaya vardığında bunların hiçbirine ihtiyacın kalmayacak — ama oraya varana kadar bunlar süreyi kısaltıyor.
Kulaklıkta yapılan üç iş
"Hazırlık" dediğimiz şey somut olarak üç işten oluşuyor.
Birincisi giriş noktasını bulmak. Parçanın nereden başlatılacağına karar vermek ve oraya bir işaret koymak.
İkincisi gain'i ayarlamak. Bir önceki modülün konusu ve yeri burası: parça salona girmeden önce, kulaklıkta dinlerken.
Üçüncüsü tempoyu uydurmak. Hazırladığın parçanın hızını çalanla eşitlemek. Bu, kursun ilerleyen modüllerinin konusu ve şimdilik yalnız yerini biliyorsun.
Üçü de salon hiçbir şey duymadan yapılıyor. Ve üçü de bitmeden parça açılmıyor.
Yeni başlayanlarda en çok görülen davranış, üçü bitmeden geçişe girmek. Acele etmenin sebebi genellikle şu: çalan parçanın bitmesine az kaldığını fark etmek ve panik yapmak.
Çözümü teknik değil zamansal — ve bir sonraki bölümün konusu.
Ne zaman hazırlanılır
Bir parçanın hazırlanması zaman alıyor. O zamanı nereden bulacaksın?
Cevap: çalan parça daha yeni başlamışken.
Yani bir parçayı salona açtıktan hemen sonra, bir sonrakini hazırlamaya başlıyorsun. Elinde birkaç dakika var ve o dakikalar rahat çalışmak için fazlasıyla yeterli.
Yeni başlayanların yaptığı ise tersi: parça bitmeye yaklaşınca hazırlığa başlamak. O anda hem az zamanın var hem de aynı anda geçişi düşünüyorsun. İki iş üst üste biniyor ve ikisi de kötü yapılıyor.
Bu, hiçbir teknik beceri gerektirmeyen ve en çok fark yaratan alışkanlıklardan biri.
Kural tek cümle: bir parçayı açtığın an, bir sonrakini hazırlamaya başla.
Bunun bir yan faydası daha var. Erken hazırladığında, o parçanın uymadığını fark edersen değiştirecek vaktin oluyor. Geç hazırlayan kişi, uymayan parçayı çalmak zorunda kalıyor çünkü başka seçeneği kalmamış oluyor.
Bir parça gerçekte nereden başlar
Giriş noktası konusu ilk bakışta önemsiz görünüyor ve değil.
Bir ses dosyası, parçanın gerçekten başladığı yerden başlamıyor olabilir. Başında sessizlik olabilir, çok kısa bir nefes ya da gürültü olabilir.
Dosyanın başından çalmaya başlarsan, o sessizlik salona gidiyor ve geçişin bir anlık boşluğa düşüyor.
Bu yüzden parçanın gerçek başlangıcına bir işaret koyuyorsun. Buna cue noktası deniyor.
Ama asıl mesele daha derinde. Bir parçanın "başlangıcı" tek bir yer değil.
Dosyanın başı bir yer. Ritmin girdiği yer başka bir yer. Ana bölümün başladığı yer bir başka yer.
Hangisini seçeceğin, o parçayı nasıl kullanacağına bağlı. Uzun bir geçiş yapacaksan ritmin girdiği yerden başlatmak işine yarıyor. Hızlı bir geçiş yapacaksan doğrudan ana bölüme atlamak.
Deneyimli DJ'ler bir parçaya birden çok işaret koyuyor ve o an hangisine ihtiyaç duyarsa onu kullanıyor.
Bu, kütüphane hazırlığının parçası ve bir sonraki modüllerde ona döneceğiz.
Kulaklık seviyesi
Kapanışta, bu kursta bir kez söylenmesi gereken şey.
Kulaklıkta hazırlık yaparken, salon sesiyle yarışman gerekiyor. Salon ne kadar yüksekse, kulaklığı o kadar açıyorsun.
Ve bir gecede saatlerce böyle çalışıyorsun.
Bunun işitme üzerinde birikimli bir etkisi var. Tek bir gece fark edilmiyor; yıllar içinde ediliyor.
İşitme kaybı geri dönmüyor. Bir müzisyen ya da DJ için bu, mesleğin kendisini kaybetmek anlamına geliyor.
Alınabilecek önlemler basit ve maliyetsiz.
Kulaklığı gereğinden fazla açma. Hazırlık için duymaya yetecek kadar yeterli; parçayı sevmek için değil çalışmak için dinliyorsun.
Tek kulak yöntemini kullan. Hem işi kolaylaştırıyor hem iki kulağı birden yormuyor.
Aralarda kulaklığı çıkar. Sürekli takılı kalmasının teknik bir gerekçesi yok.
Ve uzun vadede en önemlisi: bir mekânda çalışıyorsan, kulak tıkacı kullanmayı öğren. Müzisyenler için tasarlanmış olanlar sesi boğmuyor, yalnız düşürüyor — yani duyduğun şey kısılmış hâliyle aynı ses oluyor.
Bunu bir uyarı olarak değil bir meslek bilgisi olarak al. Uzun çalışan herkes bunu bir noktada öğreniyor; erken öğrenen daha çok yıl çalışıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Dört nokta.
Birincisi: kulaklıkta duyduğun şey salonda duyulanla aynı değil ve bu bir sorun değil. Kulaklık genellikle daha net, daha yakın ve alt frekanslarda farklı duyuluyor. Kulaklıkta mükemmel duran bir geçiş salonda başka gelebiliyor. Bu yüzden hazırlığı kulaklıkta yapıp kararı salonu da duyarak vermek gerekiyor.
İkincisi: cue düğmesini açık unutmak yaygın ve can sıkıcı. Geçişi tamamladıktan sonra artık salonda çalan bir parçayı kulaklıkta dinlemeye devam ediyorsun ve yeni parçayı hazırlarken ikisi karışıyor. Geçiş biter bitmez eski kanalın cue'sunu kapatmak, alışkanlık hâline geldiğinde görünmez bir kolaylık sağlıyor.
Üçüncüsü: giriş noktası koymak zamandan çok karar tasarrufu. Asıl kazanç saniye değil dikkat: o an nereden başlatacağını düşünmüyorsun, çünkü kararı önceden vermişsin. Sahnede dikkat en kıt kaynak ve önceden verilmiş her karar onu serbest bırakıyor.
Dördüncüsü: bazı parçalar hazırlanmaya diğerlerinden çok daha uzun sürüyor. Belirsiz başlayan, tempo değiştiren ya da uzun bir girişi olan parçalar daha fazla hazırlık istiyor. Bunu bilmek set sırası kurarken işe yarıyor: yoğun bir anda böyle bir parçaya geçmek, kendine zor bir iş çıkarmak oluyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: İki sesi ayıramıyorsam bu iş bana göre değil. Bu bir alışma süreci ve öğrenme sırası tahmin edilebilir. Bölünmüş dinleme ve tek kulak yöntemi süreci belirgin biçimde kısaltıyor.
Yaygın yanlış: Hazırlığa parça bitmeye yakın başlanır. O anda hem az zaman kalıyor hem geçiş düşünülüyor; iki iş üst üste biniyor. Kural tersi: bir parçayı açtığın an bir sonrakini hazırlamaya başla.
Yaygın yanlış: Dosyanın başından çalarım, olur. Dosyanın başında sessizlik ya da kısa bir gürültü olabiliyor ve o, geçişi boşluğa düşürüyor. Parçanın gerçek başlangıcına işaret koymak gerekiyor.
Yaygın yanlış: Bir parçanın tek bir başlangıcı vardır. Dosyanın başı, ritmin girişi ve ana bölüm üç ayrı nokta; hangisinin kullanılacağı geçişin türüne bağlı. Bu yüzden birden çok işaret konuluyor.
Yaygın yanlış: Kulaklığı yüksek açmak zorundayım. Duymaya yetecek kadarı yeterli ve fazlası birikimli bir zarar veriyor. Tek kulak yöntemi ve müzisyenler için tasarlanmış tıkaçlar bu zorunluluğu ortadan kaldırıyor.
Uygulama
Bu çalışma üç güne yayılıyor ve her gün on beş dakika sürüyor. Tek seferde yapılmıyor, çünkü öğrenilen şey bir alışkanlık.
Birinci gün ayrım çalışması yap. Bir parçayı salona çal ve başka bir parçayı kulaklıkta aç. Hiçbir şey yapmaya çalışma; yalnız dinle. İki ayrı vuruş duyabiliyor musun, yoksa tek bir karışıklık mı geliyor?
Bugünkü cevabın ne olursa olsun onu yaz. Üç gün sonra aynı soruyu yeniden soracaksın.
İkinci gün kolaylaştırıcıları dene. Cihazında bölünmüş dinleme var mı bak; varsa aç ve aynı çalışmayı tekrarla. Sonra tek kulak yöntemini dene. Hangisinin sana daha iyi geldiğini not et.
Üçüncü gün üç işi sırayla yap. Bir parça çalarken, kulaklıkta bir sonrakini aç. Giriş noktasını bul ve işaretle. Gain'i ayarla — geçen modülün çalışması burada işine yarıyor. Tempoyu şimdilik bırak.
Sonra ilk sorunu tekrar sor: iki ayrı vuruş duyabiliyor musun? Üç gün önceki cevabınla karşılaştır.
Son olarak bir alışkanlık kur. Bundan sonraki her çalışmanda, bir parçayı açtığın an bir sonrakini hazırlamaya başla. Bu tek alışkanlık, ilerideki modüllerin hepsini kolaylaştıracak.
Kilit özet
Cue, bir kanalın sesini salona hiç göndermeden yalnız kulaklığa yollamanın adı. Bu tek özellik DJ'liği mümkün kılıyor: bütün hazırlık görünmez oluyor ve salon yalnız hazır olanı duyuyor.
İki sesi aynı anda ayrı tutmak öğrenilebilen bir beceri ve tahmin edilebilir bir sıra izliyor: önce karışıyorlar, sonra biri seçilebiliyor ama öbürü kayboluyor, en sonda ikisi birlikte tutulabiliyor. Bölünmüş dinleme ve tek kulak yöntemi bu süreci kısaltıyor.
Kulaklıkta yapılan üç iş var: giriş noktasını bulmak, gain'i ayarlamak, tempoyu uydurmak. Üçü bitmeden parça açılmıyor ve acele etmenin sebebi genellikle geç başlamak.
Kural tek cümle: bir parçayı açtığın an bir sonrakini hazırlamaya başla. Yan faydası, uymayan bir parçayı fark ettiğinde değiştirecek vaktin olması.
Bir parçanın başlangıcı tek bir yer değil — dosyanın başı, ritmin girişi ve ana bölüm ayrı noktalar — ve hangisinin kullanılacağı geçişin türüne bağlı. Kulaklık seviyesi ise bir kez söylenmesi gereken konu: etki birikimli, işitme kaybı geri dönmüyor, ve önlemler basit.
Sonraki derse köprü
Hazırlığı öğrendik. Şimdi hazırlanacak şeye bakıyoruz: müziğin kendisine.
Bir sonraki modülde müzik formatını ve kütüphane düzenini ele alacağız. Konu kulağa idari geliyor ve sahnedeki performansını doğrudan etkiliyor.
Orada şu soruların cevabı olacak: hangi dosya biçimiyle çalışmalı, parçalar nasıl adlandırılmalı, ve bir kütüphane nasıl aranabilir hâle getirilir.
Bugün konuştuğumuz giriş noktaları da orada işine yarayacak, çünkü onlar kütüphanenin bir parçası — bir parçayı bir kez hazırlayıp o hazırlığı kalıcı kılmak, kütüphane düzeninin ne işe yaradığının en somut örneği.
Üç günlük çalışmanın notlarını sakla; ilerleyişini görmenin en dürüst yolu o notlar.