Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bas için yazılan sayfada eksik olan şey perde değil, bir sesin nerede biteceği. Tab nereye basılacağını söylüyor ama bitiş için hiçbir işaret taşımıyor; alfabesi baştan sona saldırılardan kurulu.
Nota yazısı bitişi yalnızca bir yerde açıkça yazıyor: sus işaretinde. Orada sayfa "şimdi sessiz ol" diyor; geri kalan her notada bitiş, çalanın kararına bırakılmış.
Sus bir boşluk değil bir talimat — "sessizlik üret" demek, ve basta sessizlik kendiliğinden gelmediği için o talimatı gerçek kılan şey, bir önceki derste kurulan susturma hareketi.
Bas gitar duyulduğundan bir oktav yukarıda yazılır; aynı sayfa başka bir çalgının sayfasıyla yan yana konduğunda bu sabit fark hesaba katılmazsa konum yanılgısı doğar.
Üçüncü bir sayfa, akor şeması, ne perde ne süre yazar; yalnızca armoniyi verir ve hattı kurma işini tamamen basçıya bırakır.
Açılış sahnesi
Bir öğrenci elindeki iki sayfaya bakıyor. Biri internetten indirdiği bir tab, biri hocasının yazdığı bir nota kâğıdı. İkisi de aynı dört ölçülük satırı taşıyor.
Tabda dört sayı görüyor: üç, sonra sıfır, sonra iki, sonra sıfır. Hangi tele, hangi perdeye basacağını tam olarak biliyor. Çalıyor; dört nota art arda geliyor.
Nota kâğıdında da aynı dört perde var ama bir şey daha var: üçüncü notanın hemen ardında küçük bir işaret, bir sus. O işaret, üçüncü ve dördüncü nota arasında kısa bir sessizlik olması gerektiğini söylüyor.
Öğrenci taba geri dönüyor. Orada susu arıyor. Yok. Sayılar arasında hiçbir boşluk işareti yok, "burada sustur" diyen hiçbir şey yok. Dört sayı, dört saldırı; aralarında ne olduğu tabın hiç konusu değilmiş gibi duruyor.
Bu bir eksiklik gibi görünüyor ama aslında iki sayfanın iki ayrı sözü. Biri nereye basacağını söylüyor, öteki bir yerde susmasını emrediyor. Ve basta — bir önceki derste görüldüğü gibi — sus, kendiliğinden gelen bir şey değil.
Şimdi bu iki sayfanın ne söyleyip ne söylemediğine bakma zamanı: bas için yazılan bir sayfada asıl eksik olan şey perde değil, bir sesin nerede biteceği.
Bu derste ne olacak
Önce basın sayfasının neden aldatıcı biçimde boş göründüğüne bakacağız: az nota, çok sus, bilgi perdede değil zamanda duruyor. Sonra sus işaretinin gerçekte ne emrettiğini göreceğiz — bir şey yapmamak değil, belirli bir şeyi üretmek. Ardından nota yazısının bir sesin bitişini açıkça yazdığı tek yere bakacağız ve geri kalan her yerde bu kararın kime bırakıldığını göreceğiz. Sonra tabın bu konuda hiç konuşmadığı yeri, yalnızca saldırıları taşıdığı gerçeğini kuracağız. Sonra basın kendine özgü bir tuhaflığına bakacağız: sayfada gördüğün perde, kulağının duyduğu perdeden bir oktav yukarıda yazılı. En sonda basçının en çok kullandığı üçüncü bir sayfaya, akor şemasına bakacağız — orada ne perde ne süre yazıyor. Ders bittiğinde üç farklı sayfanın basçıdan üç farklı şey istediğini ve bitişi hiçbirinin senin yerine vermediğini bileceksin.
Sıfır noktası
Bir önceki derste öğrendiğin şey şuydu: basta bir notanın bitişi, tıpkı başlangıcı gibi, çalanın verdiği bir karar — tel kendi başına susmuyor, kararı sen veriyorsun.
Şimdi aynı soruyu kâğıda taşıyalım: o karar sayfada nerede yazıyor?
Cevap rahatsız edici: neredeyse hiçbir yerde.
Tab sana nereye basacağını söylüyor — hangi tel, hangi perde. Bir sesin ne zaman biteceğini hiç söylemiyor; tabın alfabesinde bitiş için ayrılmış bir işaret yok, yalnızca başlangıç için var.
Nota yazısı biraz daha iyi durumda ama yalnızca tek bir noktada: sus işaretinde. Bir sus gördüğünde sayfa sana açıkça "burada ses olmayacak" diyor. Ama bir susun olmadığı her yerde — yani sayfanın büyük kısmında — bir notanın ne zaman susacağını sayfa söylemiyor; yalnızca ne kadar sayılacağını söylüyor, sayı bitince sesin de bitmesini garanti etmiyor.
Bu ayrım küçük görünüyor ama basta özellikle ağır basıyor, çünkü basın teli — bildiğin gibi — bırakıldığında sönmüyor. Başka bir çalgıda bu boşluk fark edilmeyebilir. Basta her boşluk, bir önceki dersin sonunda kurduğun kararı gerektiriyor.
Mekanizma
Sayfanın seyrekliği aldatıcıdır
Bir bas satırını ilk kez gören biri genelde rahatlıyor. Sayfa boş görünüyor: birkaç nota, aralarında geniş boşluklar, bazen bir ölçü boyunca tek bir perde.
Bu rahatlık yanıltıcı. Basta bilgi yoğunluğu perdede değil, zamanda duruyor. Bir gitar satırı altı telde, sık aralıklarla, çoğu zaman akorlarla ilerliyor; göz her an yeni bir şeyle uğraşıyor. Bas satırı ise tek sıra hâlinde akıyor ve o sıra uzun süre aynı perdede kalabiliyor. Az sayıda nota, az iş demek değil; aynı notanın ne kadar süreceği ve nerede gerçekten susacağı kadar iş var, yalnızca görünmüyor.
Bu yüzden bir bas sayfasını "kolay" diye çalıp geçen biri, doğru perdeleri doğru sırayla basmış olsa bile bu dersi geçemiyor. Sayfanın sessiz kısımları — sus işaretleri, uzun tutulan notalar — kendi başına bir çalışma istiyor ve o çalışma perde bulmaktan daha az görünür olduğu için daha kolay atlanıyor.
Sus bir boşluk değil bir talimattır
Yeni başlayan biri bir sus işareti gördüğünde bunu "bir şey yapma" diye okuyor. Elini kaldırıyor, bekliyor, sırada ne olduğuna bakıyor.
Ama sus "bir şey yapma" demiyor. Sus "sessizlik üret" diyor — ve bu ikisi aynı şey değil.
Piyanoda bir tuşu bırakmak neredeyse yetiyor; ses zaten hızla sönüyor. Basta durum farklı: tel bırakıldığında da titreşmeye devam ediyor, bir önceki derste gördüğün gibi. Yani bir sus işaretinin karşısına gelen basçı için "bir şey yapmamak," sessizlik değil, kontrolsüz bir kuyruk üretiyor — tam da susun yasakladığı şey.
Buradan çıkan sonuç net: bir sus, elin durmasını değil, elin bir işi bitirmesini istiyor. O iş bir önceki derste kurulan hareketin ta kendisi — geri çekilen parmağın ya da başparmağın teli karşılaması. Sus işareti, sayfanın o hareketi çağırdığı yer.
Bunu görmeyen biri için sus, sayfanın en kolay kısmı gibi duruyor, çünkü hiçbir şey çalınmıyor. Aslında tam tersi: sus, sayfanın en kesin talimatının olduğu yer, çünkü orada sayfa "şimdi sessiz olsun" diye açıkça söylüyor. Notaların çoğunda sayfa bu kadar net değil.
Bir sesin bitişi yazılı olan tek yer: bir sonraki sus
Şimdi nota yazısına geri dönelim ve şu soruyu net biçimde soralım: bir notanın bittiğini sayfa nerede söylüyor?
Cevap: yalnızca bir sonraki sus işaretinde ya da parçanın son çizgisinde. Başka hiçbir yerde.
Bir dörtlük nota gördüğünde sayfa sana "bunu dört birim say" diyor. Bu bir sayma talimatı — sayımın ne zaman biteceğini söylüyor. Ama sayımın bitmesiyle sesin bitmesi aynı şey değil; biri kâğıt üzerinde bir işlem, öteki telin üzerinde fiziksel bir olay. Sayfa ikisinin aynı anda olacağını varsayıyor ama bunu garanti etmiyor.
Bu yüzden bir notanın gerçek bitişi iki farklı biçimde geliyor. Ya hemen ardından bir sus var ve sayfa açıkça "şimdi sessiz ol" diyor. Ya da ardından yeni bir nota geliyor ve yeni nota kendi sesiyle eskisinin üstünü örtüyor; bu, susturmayı gerektirmiyormuş gibi görünüyor, çünkü kulak iki sesi ayırt etmekte zorlanıyor. Ama bir önceki derste tam olarak bu görünürken kaybolan çakışmayı görmüştün: örtmek susturmak değil.
Yani sayfa bir sesin bittiğini yalnızca susta söylüyor. Geri kalan her notada bitiş, çalanın susturma kararına bırakılmış — sayfa orada susuyor.
Tabın hiç yazmadığı katman: saldırı var, bitiş yok
Taba bakalım. Bir tab satırı sayılardan oluşuyor: her sayı bir tel ve bir perde, yani bir saldırı noktası — parmağın tele indiği an.
Şu soruyu sor: bir tabda "şimdi sustur" diyen bir işaret var mı? Yok. Tabın alfabesi baştan sona saldırılardan kurulu; her karakter bir temas anını işaretliyor. O alfabede bir sesi durdurmak için ayrılmış bir harf yok.
Bu, tabın eksik yazıldığı anlamına gelmiyor; tab zaten yalnızca nereye basılacağını söylemek için var ve bunu yapıyor. Ama sonucu şu: bir tab satırını okuyan biri başlangıç konusunda hiç tereddüt etmiyor, bitiş konusunda sayfadan hiçbir yardım alamıyor — konu orada sayfanın tamamen suskun kaldığı yer.
Basçı için bunun ağırlığı farklı bir çalgıdan farklı. Altı telin bir arada çınladığı bir dokuda susturulmamış bir tel kalabalığın içinde kayboluyordu; basta öyle bir kalabalık yok, sönmeyen her titreşim tek başına duyuluyor. Tabda yazılmayan bitiş, kulakta çok daha çabuk açığa çıkıyor.
Bir oktav yukarıda yazılmak: aynı sayfa, farklı bir konum
Son bir katman, bu sefer bitişle değil sayfanın kendisiyle ilgili.
Bas gitar, kulağa geldiğinden bir oktav yukarıda yazılır. Kâğıtta gördüğün nota, çaldığın sesin bir oktav üstünde duruyor — yazı ile ses arasında sabit ve bilinen bir fark var.
Bunun basta özel bir sonucu var. Bir piyanist ya da bir kemancı sayfasına baktığında yazılı perde ile duyulan perde aynı bölgede duruyor. Basçı aynı sayfayı başka bir çalgının partisiyle yan yana koyduğunda yanılabiliyor: iki sayfa da aynı görsel yükseklikte dursa da, kulakta duyulan iki ses arasında tam bir oktav fark var. Kâğıda bakıp "ikisi de burada" demek, bas için yanlış bir konum çıkarıyor.
Bu yüzden bir bas sayfasını başka bir çalgının sayfasıyla karşılaştırırken şunu bilmen gerekiyor: aynı görünen konum aynı sesi taşımıyor. Bu bir okuma hatası değil, sayfanın kendi kuralı; bilmeyen biri için kafa karıştırıcı, bilen biri için yalnızca hesaba katılması gereken sabit bir fark.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Bas için üç ayrı sayfa var ve şimdiye kadar ikisini gördük: tab yalnız nereye basacağını söylüyor, nota yazısı bir sesin bitişini yalnız susta söylüyor. Üçüncü sayfa ikisinden de farklı bir şey yapıyor: hiçbirini söylemiyor.
Akor şemasında ne perde ne süre yazar. Orada yalnızca armoni durur — hangi akorun ne zaman değiştiği. Re minör, iki ölçü. Sol majör, iki ölçü. Bu kadar.
Basçı için bu, öteki iki sayfadan daha çıplak bir sayfa. Tab en azından hangi perdeye basılacağını söylüyor; nota yazısı en azından susu işaretliyor. Akor şeması ikisini de yapmıyor, yalnızca bir çerçeve veriyor ve o çerçevenin içini basçının kendisi doldursun diye bekliyor.
Bu, ilk bakışta bir eksiklik gibi görünüyor ama basçının en çok kullandığı sayfa tam olarak bu, çünkü basçının işi zaten satırı kurmak. Bir gitarist ya da bir piyanist akor şemasından bir eşlik dokusu kurabiliyor; basçı akor şemasından tek bir çizgi kuruyor ve o çizginin süresine, hangi perdeleri seçeceğine dair bütün kararlar sayfanın dışında kalıyor.
Yani üç sayfa üç farklı şey söylüyor: tab nereye, nota ne kadar say, şema hangi armoni. Bitiş kararı hiçbirinde tam olarak yazmıyor, yalnızca notada ve yalnızca susta kısmen görünüyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Tabda bir sus göremiyorsan, orada gerçekte bir boşluk yoktur. Tabın alfabesinde bitiş için bir işaret olmaması, sesin susmayacağı anlamına gelmez; yalnızca tabın o kararı yazmadığı anlamına gelir. Doğrusu, tabda görünmeyen bitişi kayıttan ya da nota yazısından ayrıca aramak.
Yaygın yanlış: Bir notanın değeri dolduğunda ses de kendiliğinden biter. Değer bir sayma birimidir, telin üzerinde gerçekleşecek bir garanti değil; bas teli bırakıldığında sönmüyor. Doğrusu, sayının bittiği anla sesin bittiği anı ayrı ayrı düşünmek ve ikincisini elle sağlamak.
Yaygın yanlış: Sus işareti "bir şey yapma" demektir. Sus, sessizlik üretmeyi ister ve basta sessizlik kendiliğinden gelmez; elin bir işi tamamlaması gerekir. Doğrusu, susu bir bekleme değil bir hareket olarak okumak.
Yaygın yanlış: Bas notası ile piyano notası aynı sayfada aynı bölgeyi gösterir. Bas, duyulduğundan bir oktav yukarıda yazılır; aynı görsel konum iki çalgıda iki farklı sesi taşır. Doğrusu, bas sayfasını başka bir çalgının sayfasıyla karşılaştırırken bu sabit farkı hesaba katmak.
Yaygın yanlış: Akor şeması, notanın ya da tabın basitleştirilmiş hâlidir. Şema daha basit değil, farklı bir bilgi taşır: yalnızca armoni, ne perde ne süre. Doğrusu, şemayı eksik bir nota değil, hattı kurma işini tamamen basçıya bırakan ayrı bir yazı olarak görmek.
Yaygın yanlış: Bir bas sayfası az nota taşıyorsa çalması da kolaydır. Az nota, az iş demek değil; bilgi yoğunluğu perdede değil zamanda durur ve her uzun tutulan nota kendi bitiş kararını ister. Doğrusu, seyrek görünen bir satırı da tıpkı yoğun bir satır gibi zamanlamasıyla birlikte okumak.
Uygulama
Bas gitarın elinin altındaysa kısa bir satır seç, dört ölçü yeter. Önce onu yalnızca tabdan çal, sayıları olabildiğince doğru basarak. Sonra aynı satırı bir nota kâğıdından oku, varsa susları işaretleyerek. İki okumayı art arda dinle ve neyin değiştiğini fark etmeye çalış: hangi yerde bir boşluk beklemiyordun ama nota sana bekletti.
Şimdi elindeki taba kendi kalemin varsa kısa bir işaret koy. Her notanın gerçekte ne zaman susması gerektiğini düşün ve bir sonraki notanın hemen öncesine küçük bir çizgi çiz. Bu çizgi resmi bir sus işareti değil, yalnızca kendi kararını kâğıda taşıman için bir hatırlatıcı. Aynı satırı bu işaretlerle bir daha çal ve öncekinden farklı duyup duymadığını dinle.
Bir sonraki adımda bas partisiyle bir piyano ya da gitar partisini aynı masaya aç, internetten bulduğun herhangi bir örnek yeterli. İkisinde aynı görsel yükseklikte duran notaları bul ve gerçekte hangi sesleri taşıdıklarını düşün; biri diğerinden bir oktav aşağıda mı duyuluyor? Bu karşılaştırmayı birkaç örnekle tekrarlamak, sayfadaki konumla kulaktaki sesi ayrı ayrı tutmayı alışkanlığa çevirir.
Son olarak basit bir akor şeması al, iki ya da üç akorluk kısa bir döngü yeter. Hiçbir perde ya da süre yazmadan, yalnızca akor isimlerine bakarak kendi kök seslerinle kısa bir çizgi kur; her akorda bir nota çal ve akor değişene kadar tut. Ne kadar tutacağına, ne zaman susturacağına kendin karar ver. Bu küçük alıştırma bir sonraki dersin ilk adımı; şimdiden onu bir kez denemiş olman, oraya boş elle gitmemeni sağlıyor.
Kilit özet
Bas için yazılan sayfada eksik olan şey perde değil, bir sesin nerede biteceği. Tab nereye basılacağını söylüyor ama bitiş için hiçbir işaret taşımıyor; alfabesi baştan sona saldırılardan kurulu.
Nota yazısı bitişi yalnızca bir yerde açıkça yazıyor: sus işaretinde. Orada sayfa "şimdi sessiz ol" diyor; geri kalan her notada bitiş, çalanın kararına bırakılmış.
Sus bir boşluk değil bir talimat — "sessizlik üret" demek, ve basta sessizlik kendiliğinden gelmediği için o talimatı gerçek kılan şey, bir önceki derste kurulan susturma hareketi.
Bas gitar duyulduğundan bir oktav yukarıda yazılır; aynı sayfa başka bir çalgının sayfasıyla yan yana konduğunda bu sabit fark hesaba katılmazsa konum yanılgısı doğar.
Üçüncü bir sayfa, akor şeması, ne perde ne süre yazar; yalnızca armoniyi verir ve hattı kurma işini tamamen basçıya bırakır.
Sonraki derse köprü
Akor şeması armoniyi yazıyor, hattı yazmıyor. Re minör ya da sol majör gördüğünde şema sana bir çerçeve veriyor ama hangi perdeyi ne zaman çalacağını söylemiyor; bunu her seferinde sen kuruyorsun.
En basit ve en temel cevap, o armoninin adını taşıyan sesin kendisi: akorun kök sesi. Re minör yazıyorsa re, sol majör yazıyorsa sol. Bir sonraki ders bu cevabın bir satırı nasıl taşıdığını, kök sesin bir eşliği nasıl ayakta tuttuğunu kuruyor.