Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Pad ve synth katmanları, gitar ve piyanonun aksine sesi istenen süre boyunca aynı güçte tutabiliyor. Bu özellik onlara bir düzenlemenin boşluklarını doldurma gücü veriyor; ama aynı güç, bir şarkının nefeslerini, sessizliklerini ve yakınlığını da örtebiliyor. Enerji haritasına göre pad'in gelip gitmesi, bölümler arasındaki farkı büyütmenin etkili bir yolu.
Bir synth sesinin karakterini başlangıcı ve sönüşü, parlaklığı ve stereo genişliği belirliyor. Yavaş başlayan bir ses akor değişimlerini bir renk değişimi olarak ulaştırıyor; parlaklığı alınmış bir ses vokalin alanından çekiliyor; bölge seçimi ise gitar ve piyanodaki diziliş mantığıyla aynı biçimde çalışıyor.
Hareket, uzun bir sesi canlı tutuyor: yavaşça açılıp kapanan bir filtre, kick ile pompalama ya da bir arpej. Akustik ve elektronik katmanlar farklı işler, ortak bir sanal oda ve bilinçli katlamalarla aynı düzenlemede birleşebiliyor.
Bir düzenlemedeki katmanların bazıları duyulmak, bazıları hissedilmek için var. Hissedilen bir katmanın değeri susturulduğunda ne eksildiğiyle, bedeli ise açıldığında neyin örtüldüğüyle ölçülüyor.
Açılış sahnesi
Bir şarkı yazarı, yalnızca sesi ve akustik gitarıyla kaydettiği yavaş bir baladı bir yapımcıya getiriyor. Kayıt çıplak ve yakın; nefesler, parmakların tellerde kayışı, sözlerin arasındaki sessizlikler duyuluyor. Yapımcı şarkıyı sevdiğini söylüyor ama daha büyük bir ses istiyor. Bir synth açıp şarkının akorlarını uzun, yumuşak ve geniş bir tınıyla baştan sona çalıyor.
Sonuç ilk anda etkileyici. Şarkı birden büyümüş, görkemli bir havaya bürünmüş. Ama birkaç kez dinledikten sonra şarkı yazarı bir şeyin kaybolduğunu söylüyor. Nefesler artık duyulmuyor, gitarın parmak sesleri bir sisin içinde eriyor ve sözlerin arasındaki sessizlikler dolmuş. Şarkının en güçlü yanı olan yakınlık, geniş bir ses bulutunun altında kalmış.
Yapımcı synth partisini baştan ele alıyor. Kıtalarda synth tamamen susuyor. Nakaratta geri geliyor, ama çok daha kısık, parlaklığı alınmış, yalnızca akorun birkaç sesini ve gitarın çalmadığı bir bölgeyi tutuyor. Son nakaratta synth, akor değişimlerinde yavaşça açılıp kapanan bir hareket kazanıyor.
İkinci sürümde synth'i ayrıca fark eden neredeyse yok. Ama yapımcı nakaratta synth'i kapattığında, şarkı yazarı hemen itiraz ediyor: nakarat bir anda boş ve küçük duyuluyor. Synth artık dinlenen bir katman değil, hissedilen bir katman olmuştu.
Bu derste ne olacak
Önce uzun tutulan sentetik katmanların bir düzenlemede ne işe yaradığını ve neden bu kadar kolay fazla gelebildiklerini kuracağız. Sonra bir synth sesinin karakterini belirleyen birkaç temel özelliği, yani sesin nasıl başladığını, nasıl söndüğünü, ne kadar parlak olduğunu ve stereo alanda ne kadar yer kapladığını aranjör gözüyle ele alacağız. Ardından bu katmanların hareketsiz bir örtü olmaktan çıkıp nasıl nefes aldığını göreceğiz. Elektronik katmanların akustik çalgılarla aynı düzenlemede nasıl bir arada yaşadığını konuşacağız. Dersi, duyulan bir katman ile hissedilen bir katman arasındaki farkı bilinçli olarak kurarak kapatacağız.
Sıfır noktası
Sıfırdan Müzik Prodüksiyonu kursunda armoni katmanlarını üç işe ayırmıştık: armoniyi söyleyen, dokuyan ve boyayan katmanlar. Uzun tutulan akorlardan oluşan yastık katmanını orada söyleyen katmanın bir örneği olarak görmüş, bir katmanın işe yarayıp yaramadığını anlamak için onu susturup ne eksildiğine bakmayı öğrenmiştik. Bu ders o yastığın özellikle sentetik seslerle kurulduğu hâlini, aranjörün kararları açısından derinleştiriyor.
Bu kursun önceki derslerinde de zemin kuruldu. Enerji haritası dersinde bir bölümün büyüklüğünü tek bir sayıya değil, birkaç ayrı ölçüye bölerek okumayı öğrendik. Ritim bölümü dersinde çalgıları ses bölgesi, zaman ve süre eksenlerinde ayırdık. Bir önceki derste de gitar ve piyanonun dizilişlerini kurduk.
Pad ve synth katmanları bu eksenlerin özellikle birinde, sürede, uç bir yer tutuyor. Gitar ve piyanonun sesi vurulduğu anda başlayıp yavaş yavaş sönüyor; bir synth pad'i ise istenen süre boyunca aynı güçte kalabiliyor ve istenen yavaşlıkta başlayıp bitebiliyor. Bu özellik, onlara bir düzenlemenin boşluklarını doldurma gücü veriyor. Açılıştaki ilk sürüm, bu gücün her boşluğu doldurduğunda ne olduğunu gösteriyordu.
Bu dersin sonunda sınanacak beceri şu: bir pad ya da synth katmanının düzenlemedeki işini tanımlayabiliyor, sesin başlangıcını, sönüşünü, parlaklığını ve genişliğini bu işe göre seçebiliyor, katmana hareket kazandırabiliyor ve onu akustik çalgılarla çakışmadan, gerektiğinde fark edilmeden çalışacak biçimde yerleştirebiliyor musun?
Mekanizma
Boşluğu dolduran katman
Bir düzenlemedeki çalgıların çoğunun sesi zamanla sönüyor. Bir gitar akoru, bir piyano vuruşu ya da bir davul darbesi, vurulduğu an en güçlü ve sonra giderek kısılıyor. Bu sönüşler arasında küçük boşluklar oluşuyor ve bu boşluklar bir düzenlemenin nefesini oluşturuyor.
Pad olarak adlandırılan uzun ve yumuşak sentetik katmanlar, bu boşlukları doldurma yeteneğine sahip. Akorun seslerini aynı güçte tutarak düzenlemeye bir süreklilik, bir zemin ve bir sıcaklık katıyorlar. Bu yüzden pek çok güncel düzenlemede, özellikle nakaratlarda ve geniş bölümlerde, bir düzenlemenin büyük duyulmasının bir nedeni bu tür bir katman.
Ama boşlukları doldurma yeteneği, aynı zamanda en büyük tehlikesi. Açılıştaki ilk sürümde synth, şarkının kıtalarındaki nefesleri, sözlerin arasındaki sessizlikleri ve gitarın doğal sönüşünü de doldurmuştu. Yakın ve kırılgan bir şarkının gücü o boşluklardaydı. Bir pad'in ne kattığını sormak kadar, neyi örttüğünü sormak da gerekiyor.
Enerji haritasına bakarak bu katmanın nerede gerektiğine karar vermek, işin başlangıcı. Pad'in gelip gitmesi, bir bölümden ötekine geçişte enerjiyi değiştirmenin en etkili yollarından biri. Kıtada susup nakaratta gelen bir pad, nakarata bir genişleme hissi katıyor; baştan sona çalan bir pad ise bu karşıtlığı yok ediyor.
Bir sesin başlangıcı ve sönüşü
Bir synth sesinin karakterini belirleyen ilk özellik, sesin nasıl başlayıp nasıl bittiği. Synth'lerde bu, sesin zarfı (envelope) denen ayarlarla belirleniyor: sesin tuşa basıldıktan sonra ne kadar hızlı en yüksek düzeyine çıktığı, orada nasıl kaldığı ve tuş bırakıldıktan sonra ne kadar sürede söndüğü.
Sesin yavaş başlaması, yani atağın (attack) yumuşak olması, pad'e belirgin bir başlangıcı olmayan, kendiliğinden beliren bir karakter veriyor. Bu tür bir ses, akor değişimlerini kulağa bir vuruş olarak değil, bir renk değişimi olarak ulaştırıyor. Gitar ve piyano gibi keskin başlangıçlı çalgılarla birlikte kullanıldığında, onların vuruşlarıyla yarışmadan arkalarında bir zemin oluşturuyor.
Sesin tuş bırakıldıktan sonra ne kadar sürede sönmesi, yani salınımın (release) uzunluğu, akorlar arasındaki geçişi belirliyor. Uzun bir salınım, bir akorun kuyruğunu bir sonraki akorun içine taşıyor ve geçişleri yumuşatıyor. Ama akorlar hızlı değiştiğinde bu kuyruklar üst üste binip bir bulanıklık yaratabiliyor; aynı sorun, bir önceki derste piyanonun pedalında da karşımıza çıkmıştı.
Aranjör açısından bu ayarlar teknik bir ayrıntı değil, bir çalış tekniği kararı. Bir gitaristin telleri kısarak ya da serbest bırakarak çalması nasıl bir parti kararıysa, bir pad'in yavaş mı hızlı mı başlayacağı da bir parti kararı.
Parlaklık ve genişlik
Bir synth sesinin ikinci önemli özelliği, parlaklığı. Aynı akor, tiz bileşenleri bol olan parlak bir tınıyla da, tiz bileşenleri kısılmış yumuşak ve karanlık bir tınıyla da çalınabiliyor. Synth'lerde bu, çoğu zaman bir filtre (filter) ile ayarlanıyor: filtre, sesin belirli bir yükseklikten sonraki bileşenlerini azaltarak sesi yumuşatıyor.
Parlak bir pad, düzenlemenin tiz bölgesinde yer kaplıyor ve orada vokalle, ziller gibi tiz çalgılarla ve gitarın üst telleriyle yarışıyor. Yumuşatılmış bir pad ise tiz bölgeyi boşaltıyor ve düzenlemenin orta ve alt orta bölgesinde sıcak bir zemin oluşturuyor. Açılıştaki ikinci sürümde yapımcının synth'in parlaklığını alması, onu vokalin ve gitarın alanından çekmenin bir yoluydu.
Üçüncü özellik, genişlik. Synth sesleri, stereo alanda sol ve sağa yayılarak çok geniş bir yer kaplayabiliyor. Geniş bir pad, dinleyiciyi saran bir ses alanı kuruyor. Ama bu genişlik, merkezde duran vokalin ve basın etrafında bir duvar da örebiliyor. Bir pad'in genişliği, düzenlemedeki öteki çalgıların stereo alandaki yerleriyle birlikte düşünülmeli.
Ses bölgesi, burada da en temel eksen. Bir pad'in akor seslerini nasıl dizdiği, bir önceki dersteki dizilişlerle aynı mantıkla çalışıyor. Akoru baştan uca serpiştirmek yerine, düzenlemede boş kalan bir bölgeyi seçip pad'i oraya yerleştirmek, çoğu zaman en temiz sonucu veriyor. Açılışta pad'in yalnızca gitarın çalmadığı bölgeyi tutması, tam bu seçimdi.
Nefes alan katman
Uzun tutulan bir katman, hiç değişmediğinde, zamanla kulakta kayboluyor ya da yorucu bir örtüye dönüşüyor. Bir pad'i canlı tutan, içindeki küçük ve sürekli hareket.
Bu hareketin bir yolu, sesin parlaklığının ya da yüksekliğinin zaman içinde yavaşça değişmesi. Filtre yavaşça açılıp kapandığında, pad sanki nefes alıyormuş gibi duyuluyor. Açılıştaki son nakaratta synth'in akor değişimlerinde açılıp kapanması, bu tür bir hareketti ve nakaratın son kez yükselmesine katkıda bulunuyordu.
Bir başka yol, pad'in ritimle ilişki kurması. Pek çok elektronik ve güncel pop düzenlemede, pad'in sesi her kick vuruşunda kısa bir an kısılıyor ve ardından geri geliyor. Yan zincirli sıkıştırma (sidechain compression) denen bu teknik, pad'e kick'in temposuyla nefes alan, pompalayan bir karakter kazandırıyor. Bu hareket, uzun bir sesi düzenlemenin ritmik ızgarasına bağlıyor ve bas ile kick dersinde kurduğumuz ortak ızgaraya sentetik bir katman ekliyor.
Arpej de bir hareket biçimi. Bir önceki derste gitar ve piyanoda gördüğümüz, akor seslerinin sırayla çalınması, synth'lerde çoğu zaman bir arpejiatörle (arpeggiator) otomatik olarak yapılıyor. Synth arpejleri, düzenlemeye sürekli bir kıpırtı, bir akış hissi katıyor; ama pad'in aksine artık bir zemin değil, dikkat çeken bir katman oluyorlar.
Aranjör açısından hareket, enerji haritasıyla birlikte düşünülmeli. Kıtada hareketsiz ya da çok az hareketli bir pad, nakaratta nefes alan ya da pompalayan bir pad, bölümler arasındaki enerji farkını ses seviyesini değiştirmeden büyütebiliyor.
Akustik ile elektronik aynı odada
Pek çok güncel düzenleme, akustik çalgıları ve elektronik katmanları bir arada kullanıyor. Bu birliktelik iyi kurulduğunda iki dünyanın en iyi yanlarını birleştiriyor; kötü kurulduğunda ise iki ayrı düzenlemenin üst üste konmuş gibi duyulmasına yol açıyor.
Bu iki dünyayı birleştirmenin en doğrudan yolu, onlara farklı işler vermek. Akustik çalgılar çoğu zaman düzenlemenin insan dokunuşunu, ritmik kıpırtısını ve ön plandaki kimliğini taşıyor; elektronik katmanlar ise zemini, genişliği ve rengi. Açılıştaki ikinci sürümde gitar ön planda ve yakın kaldı; synth arkada ve uzakta, bir zemin olarak çalıştı.
Onlara ortak bir alan vermek de işe yarıyor. Akustik bir çalgı gerçek bir odada kaydedilmiş, o odanın izini taşıyor; bir synth ise hiçbir odada değil. Aynı yankı ya da aynı oda etkisi, iki dünyayı aynı sanal mekâna yerleştirip birbirine yaklaştırıyor. Bu, miksle ilgili bir ayrıntı gibi görünse de, aranjörün baştan düşünmesi gereken bir karar: bu iki katman aynı odada mı duruyor, yoksa bilinçli olarak farklı dünyalarda mı?
Akustik bir sesi synth ile katlamak da sık başvurulan bir çözüm. Bir piyano akorunun altına aynı akoru çalan yumuşak bir pad eklemek, piyanonun sönen sesine bir kuyruk ve bir sıcaklık katıyor. Bir akustik gitarın üst tellerinin üstüne parlak ve kısa bir synth eklemek, gitara bir ışıltı kazandırıyor. Bu katlamalar çoğu zaman ayrı bir çalgı olarak duyulmuyor; akustik sesin bir parçası gibi algılanıyor.
Tür, bu dengenin nereye kurulacağını büyük ölçüde belirliyor. Bazı türlerde elektronik katmanlar ön planda ve düzenlemenin kimliğini taşırken, bazılarında akustik çalgılar esas ve elektronik katmanlar neredeyse görünmez. Bu dengenin türden türe nasıl değiştiğine kursun son dersinde döneceğiz.
Duyulan katman, hissedilen katman
Bir düzenlemedeki bazı katmanlar dinleyicinin dikkatini çekiyor: bir ezgi, bir riff, bir vokal. Bazı katmanlar ise dikkat çekmeden çalışıyor; dinleyici onları ayrıca fark etmiyor ama yokluklarını hemen hissediyor. Açılıştaki ikinci sürümdeki synth, bu ikinci türdendi.
Hissedilen bir katmanın üç özelliği var. Seviyesi, öteki katmanlarla karşılaştırıldığında düşük: tek başına dinlendiğinde duyuluyor ama düzenlemenin içinde, dikkat edilmedikçe ayırt edilmiyor. Tınısı ve bölgesi, düzenlemenin boş kalan bir yerini dolduruyor ve öteki çalgıların alanına girmiyor. Ve işlevi belirli: bir bölümü büyütmek, iki çalgıyı birbirine bağlamak ya da bir geçişi yumuşatmak.
Bir katmanın hissedilir mi duyulur mu olacağı, bir aranjman kararı. Bir düzenlemede her katmanın duyulmaya çalışması, açılıştaki ilk sürümdeki kalabalığı yaratıyor. Hangi katmanın öne çıkacağını ve hangisinin geri planda çalışacağını baştan belirlemek, bir düzenlemenin netliğinin temeli.
Hissedilen bir katmanın varlığını sınamak için, üretim kursunda öğrendiğimiz susturma yöntemi burada da geçerli. Katman kapatıldığında düzenleme küçülüyor, boşalıyor ya da bir bağ kopuyorsa, katman işini yapıyor. Hiçbir şey değişmiyorsa, katmanın bir işi yok. Ama bu sınamanın öbür yüzü de var: katman açıldığında bir şey örtülüyorsa, yani bir nefes, bir sessizlik ya da bir çalgının kıpırtısı kayboluyorsa, katmanın bedeli kattığından fazla olabilir.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Pad'in akorlarını sadeleştirmek. Bir pad'in akorun bütün seslerini çalması gerekmiyor. Bir önceki derste piyanonun akorun yalnızca tanımlayıcı seslerini çalabileceğini gördük; pad için bu daha da geçerli. Kökü basa, üçlüyü piyanoya bırakıp pad'e yalnızca beşliyi ve bir renk sesini vermek, pad'in hem daha az yer kaplamasını hem de akorun rengini zenginleştirmesini sağlıyor.
Tek bir uzun ses. Bazen bir pad'in akor çalması bile gerekmiyor. Şarkı boyunca, ya da bir bölüm boyunca, tek bir sesin, çoğu zaman tonun kök sesinin ya da beşlisinin uzun tutulması, akorlar değişirken sabit kalan bir zemin kuruyor. Bu sabit ses, üstündeki akorlarla bazen uyumlu bazen gerilimli bir ilişki kurarak düzenlemeye derinlik katıyor.
Tınıyı referanstan okumak. Brief ve referans analizi dersinde referans parçaları dinlemeyi öğrenmiştik. Pad ve synth katmanları için de referans dinlemek, yalnızca hangi synth sesinin kullanıldığını değil, o sesin nerede başlayıp bittiğini, ne kadar kısık olduğunu, hangi bölgeyi tuttuğunu ve ne zaman hareket ettiğini fark etmeyi gerektiriyor. Bir referansta synth'i ilk dinleyişte duymamak, çoğu zaman onun hissedilen bir katman olduğunun işareti.
Elektronik katmanın insan elinden geçmesi. Bir synth partisini tamamen düz, her notası aynı güçte ve ızgaraya tam oturmuş biçimde programlamak, özellikle akustik çalgılarla birlikte kullanıldığında onu yabancı bir katmana dönüştürebiliyor. Partiyi bir klavyede elle çalmak, küçük güç farkları ve küçük zaman kaymaları bırakmak, sentetik bir katmanı akustik çalgıların insan dokunuşuna yaklaştırıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Bir pad her zaman düzenlemeyi büyütür. Açılıştaki ilk sürüm, bir pad'in büyütürken aynı zamanda bir şarkının yakınlığını, nefeslerini ve sessizliklerini de örtebileceğini gösterdi. Bir pad'in ne kattığı kadar neyi örttüğü de sorulmalı.
Yaygın yanlış: Synth sesi seçildiğinde iş biter. Sesin nasıl başladığı, nasıl söndüğü, ne kadar parlak olduğu ve ne kadar geniş yer kapladığı, sesin adından çok daha belirleyici. Aynı synth, bu ayarlarla bir zeminden bir öncü sese dönüşebiliyor.
Yaygın yanlış: Duyulmayan bir katman gereksizdir. Hissedilen katmanlar tam olarak ayrıca duyulmadıkları için işe yarıyor. Bir katmanın değeri, susturulduğunda ne eksildiğiyle ölçülüyor.
Yaygın yanlış: Akustik ve elektronik katmanlar ayrı dünyalardır. Farklı işler, ortak bir sanal oda ve bilinçli katlamalarla iki dünya tek bir düzenlemenin parçası olarak birleşebiliyor.
Yaygın yanlış: Uzun tutulan bir ses hareketsiz olmalıdır. Hiç değişmeyen bir pad zamanla ya kulakta kayboluyor ya da yoruyor; filtre hareketi, ritimle pompalama ve arpej, uzun bir sesi canlı tutuyor.
Uygulama
Üzerinde çalıştığın şarkının bir kıtasını ve bir nakaratını seç. Elinde bir synth ya da bir yazılım synth'i varsa onunla, yoksa bir klavyenin yaylı ya da org tınısıyla çalış.
Önce şarkıyı pad'siz dinle ve düzenlemedeki boşlukları not et. Kıtada hangi sessizlikler, hangi nefesler ve hangi sönüşler şarkının karakterinin bir parçası? Nakaratta hangi bölge boş kalıyor, hangi bölge zaten kalabalık? Bu notları enerji haritanın yanına yaz.
Ardından nakarat için bir pad partisi kur. Önce yavaş başlayan ve uzun sönen bir ses seç. Akorların bütün seslerini çalmak yerine, düzenlemenin boş kalan bölgesinde iki ya da üç ses tut. Sesin parlaklığını azaltarak onu vokalin ve öteki çalgıların alanından çek. Pad'i düzenlemenin içinde, ayrıca fark edilmeyecek ama tek başına dinlendiğinde duyulacak bir seviyeye getir.
Sonra pad'i susturarak nakaratı dinle ve ne eksildiğini yaz. Aynı işlemi kıta için de dene: pad'i kıtada da çaldığında ne örtülüyor? Kıtada pad'in susması mı, yoksa çok daha kısık bir hâlde kalması mı şarkıya daha çok yakışıyor?
Son olarak son nakarat için pad'e bir hareket kazandır. Parlaklığın akor değişimlerinde yavaşça açılıp kapanmasını ya da mümkünse pad'in kick ile birlikte kısa bir an kısılmasını dene. Bu hareketin nakaratın enerjisini ses seviyesini artırmadan nasıl değiştirdiğini not et. Kararlarını, katman haritana ve saklı kaynaklar listene kısa notlar olarak ekle.
Kilit özet
Pad ve synth katmanları, gitar ve piyanonun aksine sesi istenen süre boyunca aynı güçte tutabiliyor. Bu özellik onlara bir düzenlemenin boşluklarını doldurma gücü veriyor; ama aynı güç, bir şarkının nefeslerini, sessizliklerini ve yakınlığını da örtebiliyor. Enerji haritasına göre pad'in gelip gitmesi, bölümler arasındaki farkı büyütmenin etkili bir yolu.
Bir synth sesinin karakterini başlangıcı ve sönüşü, parlaklığı ve stereo genişliği belirliyor. Yavaş başlayan bir ses akor değişimlerini bir renk değişimi olarak ulaştırıyor; parlaklığı alınmış bir ses vokalin alanından çekiliyor; bölge seçimi ise gitar ve piyanodaki diziliş mantığıyla aynı biçimde çalışıyor.
Hareket, uzun bir sesi canlı tutuyor: yavaşça açılıp kapanan bir filtre, kick ile pompalama ya da bir arpej. Akustik ve elektronik katmanlar farklı işler, ortak bir sanal oda ve bilinçli katlamalarla aynı düzenlemede birleşebiliyor.
Bir düzenlemedeki katmanların bazıları duyulmak, bazıları hissedilmek için var. Hissedilen bir katmanın değeri susturulduğunda ne eksildiğiyle, bedeli ise açıldığında neyin örtüldüğüyle ölçülüyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste bir düzenlemenin zeminini ve rengini taşıyan sentetik katmanları ele aldık. Ama bir şarkının ana ezgisinin etrafında, ona eşlik eden başka sesler de var: ana vokalin arkasında onu destekleyen seslerden, ana ezgiye cevap veren ya da onunla birlikte yürüyen ikinci bir ezgi çizgisine kadar.
Sonraki ders bu insan seslerine ve ezgi çizgilerine geçiyor. Arka vokaller ana sesi ne zaman güçlendirir, ne zaman onunla yarışır? Ana ezginin boşluklarında ona eşlik eden bir çizgi nasıl yazılır ve bu çizgi ana ezgiyle nasıl bir ilişki kurar?