İçeriğe geç

ARR-201 · Modül 2 · L2 Temel

Tempo, ton ve form

2.816 kelime · 17 örnek · yaklaşık 13 dakika okuma · seslendirme 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Tempo, bir şarkının ne kadar koştuğunu, sözlerin nasıl oturduğunu ve çalgıların ne kadar boşluk doldurması gerektiğini belirliyor. Tek bir çalgıya uygun tempo, kalabalık bir düzenlemede ağırlaşabiliyor. Yarım ve çift zaman hisleri, tempoyu değiştirmeden hissedilen hızı değiştiriyor.

Ton, önce şarkıcının çalışma bölgesine göre seçiliyor: en tiz nota güçlü ama zorlanmadan söylenebilmeli, şarkının çoğu sesin en dolgun bölgesinde geçmeli. Ton, şarkının rengini değiştiriyor ve gitarın açık tellerini, basın pes sınırını, nefeslilerin rahatlığını etkiliyor.

Aranjman formu, şarkı yazarının bölümlerine giriş, aralar, azalmalar, farklılaşan son nakarat ve bitiş gibi bölümler ekliyor. Tempo ve ölçü sayısından her bölümün süresi hesaplanıyor; bir form haritası, bu hesabı brief'teki süre hedefiyle buluşturuyor.

Tempo, ton ve form birbirine bağlı; biri değiştiğinde öteki ikisi yeniden düşünülmeli.

Açılış sahnesi

Bir prova stüdyosu. Dört kişilik bir grup, şarkıcının telefonla kaydettiği demoyu ilk kez birlikte çalıyor. Demo, şarkıcının yalnız başına gitarla söylediği hâliyle ağır ve içe dönük; grup da aynı temponun üstüne davulu, bası ve ikinci gitarı ekliyor.

İlk denemede bir şey yerine oturmuyor. Tek gitarla dokunaklı gelen yavaşlık, dört çalgıyla ağırlaşıyor, sürüklenen bir hâl alıyor. Davulcu, vuruşların arasında boşluk kaldığını, doldurmak için gereksiz notalar çaldığını fark ediyor. Grup temposunu biraz artırıyor; şarkı hemen canlanıyor. Ama bu kez kıtalarda şarkıcı zorlanıyor: sözler sıkışmış, nefes alacak yer kalmamış.

Nakarata gelindiğinde başka bir sorun çıkıyor. Demoda şarkıcının yarı fısıltıyla söylediği en tiz nota, grubun sesi üstünde duyulmak için tam sesle söylenmek zorunda. Şarkıcı üst üste iki nakaratı söyledikten sonra sesinin gerildiğini söylüyor. Aranjör şarkıyı bir tam ses aşağı taşımayı öneriyor; nakarat rahatlıyor. Ama gitaristin demodaki açık tellerle çaldığı giriş figürü, yeni tonda o açık telleri kaybediyor ve bambaşka bir renge bürünüyor.

Prova sonunda grup, şarkının aslında üç kararın aynı anda verilmesini beklediğini görüyor: ne kadar hızlı, hangi tonda ve hangi bölümler hangi sırayla. Üçü de birbirine bağlı; biri değiştiğinde öteki ikisi de yeniden düşünülmek zorunda.

Bu derste ne olacak

Önce tempo kararını ele alacağız: bir şarkının hızının enerjiyi, söz yoğunluğunu ve çalgıların doldurması gereken boşluğu nasıl etkilediğini ve aynı tempoda farklı hisler yaratan yarım ve çift zaman hislerini göreceğiz. Sonra ton kararına geçeceğiz: şarkıcının sesinin en etkili bölgesini bulmayı, bir şarkıyı başka bir tona taşımanın çalgılar üzerindeki etkisini ve tonun şarkının rengini nasıl değiştirdiğini konuşacağız. Ardından aranjman formunu, yani şarkının bölümlerine aranjörün eklediği girişleri, araları, dönüşleri ve bitişleri inceleyeceğiz. En sonda tempodan ve ölçü sayısından sürenin nasıl hesaplandığını görüp kendi şarkın için bir form haritası çıkaracağız.

Sıfır noktası

Kursun ilk dersi soruları sordu ve referansları tablolara döktü. Şarkının hangi yönde giydirileceği sözle tarif edildi, ama hiçbir karar henüz ses olarak alınmadı. Bu ders, o tariften çıkan ilk somut kararları veriyor.

Tempo, ton ve form, bir aranjmanın iskeleti. Çalgıların seçimi, katmanların dağılımı ve bütün ayrıntılar bu iskeletin üstüne kuruluyor. İskelet yanlış kurulduğunda, üstüne eklenen en iyi fikirler bile yerine oturmuyor; açılıştaki grubun davulcusunun gereksiz notalarla boşlukları doldurmaya çalışması gibi.

Şarkı yazarlığı kursunda formu, bölümlerin sırası ve süresi olarak ele almıştık: ilk nakarata ne zaman varıldığı, tekrarların nereden geldiği, toplam sürenin nasıl bölüşüldüğü. Bu derste form, aranjörün gözünden yeniden ele alınıyor. Şarkı yazarının yazdığı bölümlerin arasına ve çevresine aranjör, yalnızca çalgılardan oluşan yeni bölümler ekliyor; bu bölümler, şarkının nasıl açılıp nasıl kapandığını ve bölümler arasında nasıl nefes aldığını belirliyor.

Bu dersin ölçütü şu: bir şarkı için tempoyu, tonu ve aranjman formunu gerekçeleriyle belirleyebiliyor, bu kararların birbirini nasıl etkilediğini açıklayabiliyor ve tempodan ve ölçü sayısından şarkının süresini hesaplayarak bir form haritası çıkarabiliyor musun?

Mekanizma

Tempo: hız, yoğunluk ve boşluk

Tempo, bir şarkının vuruşlarının ne kadar sık geldiği; çoğu zaman dakikadaki vuruş sayısıyla ifade ediliyor. Ama bir aranjör için tempo yalnızca bir sayı değil; şarkının ne kadar koştuğunu, ne kadar dinlendiğini ve çalgıların ne kadar boşluk doldurması gerektiğini belirleyen bir karar.

Aynı şarkı, tek bir gitarla ve bir sesle yavaş bir tempoda dokunaklı duyulabilir. Aynı tempo, bir grupla çalındığında ağırlaşabiliyor; çünkü her vuruş arasında kalan uzun boşluk, dört çalgının eşliğinde doldurulmayı bekleyen bir boşluğa dönüşüyor. Açılıştaki grubun yaşadığı buydu. Tek bir çalgıya uygun tempo, kalabalık bir düzenlemeye her zaman uymuyor.

Tempo, sözlerin oturuşunu da doğrudan etkiliyor. Kıtada her ölçüye çok sayıda hece sığdırılmışsa, tempo arttıkça şarkıcının nefes alacak yeri azalıyor ve sözler anlaşılmaz hâle gelebiliyor. Nakaratta az sayıda uzun hece varsa, tempo düştükçe her hece daha da uzuyor ve şarkıcının nefesini zorlayabiliyor. Bu yüzden tempo kararında en hızlı ve en yavaş bölümün sözleri birlikte düşünülmeli.

Tempoyu belirlemenin pratik bir yolu, şarkıyı birkaç farklı hızda, metronomla ya da basit bir ritim kaydıyla söyletip dinlemek. Küçük farklar bile, bir şarkının koşup koşmadığı ya da sürüklenip sürüklenmediği konusunda belirgin değişiklikler yaratabiliyor.

Aynı tempo, farklı his

Bir şarkının temposu değişmeden, hissedilen hızı değiştirmek mümkün. Bunun en yaygın yolu, davulun vurgularını yeniden yerleştirmek.

Yarım zaman hissinde (half-time feel), trampet her ölçüde iki kez yerine bir kez, ölçünün ortasında vuruluyor. Tempo aynı kalmasına rağmen şarkı iki kat yavaşlamış gibi hissediliyor; genişliyor, ağırlaşıyor, alan açıyor. Çift zaman hissinde (double-time feel) ise tersine, trampet ve hi-hat daha sık vuruluyor ve şarkı hızlanmış gibi duyuluyor.

Bu araçlar, tempoyu değiştirmeden bölümler arasında enerji farkı yaratmaya yarıyor. Bir kıtayı yarım zaman hissiyle çalıp nakaratta normal hisse geçmek, nakarata tempo değişikliği olmadan bir açılma kazandırıyor. Tersine, bir köprüde yarım zaman hissine geçmek, şarkıya bir soluklanma anı veriyor.

Açılıştaki grup için bu bir çözüm önerisi olabilir: kıtada sözlere yer açan biraz daha yavaş bir hisle çalıp nakaratta açılmak, ya da tempoyu sözlerin rahat oturacağı yerde tutup nakaratı çift zaman hissiyle canlandırmak.

Ton: şarkıcının en etkili bölgesi

Bir şarkının tonu, en başta şarkıcının sesine göre seçiliyor. Her şarkıcının sesinin rahat çıkabildiği bir ses aralığı var; ama bu aralığın içinde de, sesin en dolgun, en etkileyici ve en az yorulduğu bir bölge bulunuyor. Bu bölge, şarkıcının çalışma bölgesi (tessitura) olarak anılıyor.

Tonu seçerken iki noktaya bakılıyor: şarkının en tiz notası ve şarkının çoğunun geçtiği bölge. En tiz nota, şarkıcının güçlü ama zorlanmadan çıkabildiği bir yere denk gelmeli; özellikle nakaratta birkaç kez tekrarlanıyorsa. Şarkının çoğunun geçtiği bölge ise şarkıcının çalışma bölgesiyle örtüşmeli. Kıtaların şarkıcının sesinin çok pes ucuna düşmesi, sözlerin boğuk ve güçsüz duyulmasına yol açabiliyor.

Demo ile düzenlenmiş kayıt arasında ton kararı değişebiliyor. Açılıştaki gibi, bir şarkıcı demoda en tiz notayı yarı fısıltıyla söyleyebiliyor; ama bir grubun sesi üstünde duyulmak için aynı notayı tam sesle söylemesi gerektiğinde, o nota zorlayıcı hâle gelebiliyor. Bu yüzden ton, düzenlemenin yoğunluğuyla birlikte düşünülmeli.

Tonu değiştirmek, şarkının rengini de değiştiriyor. Aynı ezgi daha tiz bir tonda daha parlak ve gergin, daha pes bir tonda daha koyu ve sakin duyulabiliyor. Bir şarkıcının sesi de tonuna göre farklı bir karakter kazanıyor; bazen yarım ses bile, sesin bir bölgeden ötekine, örneğin göğüs sesinden daha hafif bir sese geçiş noktasına denk gelip gelmemesini değiştirebiliyor.

Ton ve çalgılar

Bir tonun seçimi, çalgıların neyi kolayca, neyi zorlukla çalabileceğini de belirliyor.

Gitarda bazı tonlar, açık tellerin kullanıldığı parlak ve çınlayan akorlara izin veriyor. Mi, La, Re, Sol ve Do tonları gitarcılar arasında bu yüzden çok yaygın. Açılıştaki giriş figürü de açık tellere dayanıyordu; ton bir tam ses aşağı indiğinde bu teller devreden çıktı. Böyle durumlarda gitaristler çoğu zaman, sapa takılan bir kelepçeyle, yani kapoyla bildikleri akor şekillerini başka bir tona taşıyor; ama bu kez de telin tınısı ve açık tellerin çınlaması değişiyor.

Bas gitarın en pes teli, belirli bir sesin altına inemiyor. Şarkı pes bir tona taşındığında, bas partisinin bazı notaları bu sınırın altına düşebiliyor ve bir oktav yukarı taşınmak zorunda kalıyor. Bu da basın ağırlığını ve rolünü değiştirebiliyor.

Nefesli çalgılar ise çoğu zaman bemollü tonlarda daha rahat çalıyor; trompet ve saksafon gibi çalgıların yazımı ve parmak düzenleri bu tonlara daha yatkın. Piyano ve synth gibi klavyeli çalgılar her tonda çalınabiliyor, ama elin rahatlığı ve kullanılan akor biçimleri tona göre değişiyor.

Bu yüzden ton kararı, önce şarkıcıya göre veriliyor ama çalgıların kolaylıkları ve zorlukları da hesaba katılıyor. Bazen şarkıcının sesi için ideal ton ile çalgılar için ideal ton arasında yarım sesle bir tam ses arasında bir fark oluyor; aranjör, bu farkı şarkının en çok neye ihtiyaç duyduğuna bakarak kapatıyor.

Aranjman formu: bölümlerin arasına eklenenler

Şarkı yazarının yazdığı bölümler, yani kıtalar, nakarat öncesi bölümler, nakaratlar ve köprü, bir şarkının söz taşıyan iskeleti. Aranjör bu iskeletin çevresine ve arasına, çoğu zaman yalnızca çalgılardan oluşan yeni bölümler ekliyor.

Giriş (intro), şarkının ilk birkaç ölçüsü. Dinleyiciyi şarkının dünyasına sokuyor, tempoyu ve tonu kuruyor ve şarkıcının girişine hazırlık yapıyor. Girişler çoğu zaman şarkının kendi malzemesinden kuruluyor: nakaratın ezgisinden bir parça, bir riff ya da kıtanın akor yürüyüşü. Girişin uzunluğu, amaca göre değişiyor; bir radyo yayını ya da kısa videolar için çoğu zaman kısa, bir konser açılışı için daha uzun tutulabiliyor.

Bölümler arasındaki geçişler ve kısa çalgısal aralar, şarkıya soluk aldırıyor. Bir nakaratın ardından gelen birkaç ölçülük çalgısal dönüş, dinleyiciye nakaratı sindirme ve yeni kıtaya hazırlanma zamanı veriyor. Nakaratın ardından ezgisiz ama aynı enerjiyi sürdüren bir bölüm, İngilizce kaynaklarda post-chorus adıyla anılıyor.

Pek çok aranjmanda son nakarattan önce, katmanların büyük kısmının çekildiği bir bölüm bulunuyor. Bu azalma, son nakaratın yeniden büyümesine alan açıyor. Son nakarat da çoğu zaman öncekilerden farklı düzenleniyor: yeni bir katman, bir karşı ezgi, iki kez tekrarlanan bir nakarat ya da bazen bir üst tona geçiş.

Bitiş (outro), şarkının nasıl kapanacağını belirliyor. Şarkı belirli bir akorda kesin olarak bitebilir, giderek sönebilir, girişin malzemesine geri dönebilir ya da çalgıların yavaş yavaş çekilmesiyle sona erebilir. Canlı performanslarda sönerek bitmek pek mümkün olmadığı için, kayıtta sönen bir bitiş sahnede başka bir çözüm gerektiriyor.

Tempodan süreye: form haritası

Bir aranjmanın formunu çalışmanın en pratik aracı, bölümleri ölçü sayılarıyla yazan bir form haritası. Harita, her bölümün adını, ölçü sayısını ve o bölümde yapılacak düzenleme kararlarının kısa notlarını içeriyor.

Ölçü sayıları ve tempo bilindiğinde, her bölümün ve şarkının toplam süresi hesaplanabiliyor. Bir ölçüdeki vuruş sayısı, dakikadaki vuruş sayısına bölündüğünde bir ölçünün dakika cinsinden süresi bulunuyor; bunu saniyeye çevirmek için altmışla çarpmak yeterli. Örneğin dakikada yüz yirmi vuruşluk bir tempoda, dört vuruşlu bir ölçü tam iki saniye sürüyor; sekiz ölçülük bir kıta on altı saniye.

Bu hesap, brief'teki süre hedefiyle karşılaştırıldığında hangi bölümlerin kısaltılması ya da uzatılması gerektiğini gösteriyor. Girişin kaç ölçü süreceği, çalgısal araların nerede ve ne uzunlukta olacağı, son nakaratın kaç kez tekrarlanacağı gibi kararlar, bu hesapla birlikte daha bilinçli veriliyor.

Form haritası, bir ses kayıt yazılımında bölüm işaretleriyle de kurulabiliyor. Tempo yazılıma girildiğinde ölçüler çizgilerle gösteriliyor ve bölümler bu çizgilere göre işaretleniyor. Böylece hem müzisyenler hem aranjör, hangi ölçüde ne olduğunu aynı haritadan izleyebiliyor.

Üç kararın birbirine bağlılığı

Açılıştaki grubun fark ettiği gibi, tempo, ton ve form birbirinden bağımsız değil. Tempoyu artırmak, bir bölümün süresini kısaltıyor ve toplam süreyi değiştiriyor; aynı zamanda sözlerin sıkışmasına ve şarkıcının nefesinin zorlanmasına yol açabiliyor. Tonu değiştirmek, çalgıların partilerini ve renklerini değiştiriyor; bir girişin ya da bir riffin karakterini dönüştürebiliyor. Formu değiştirmek, şarkının enerji eğrisini ve süresini yeniden kuruyor.

Bu yüzden deneyimli aranjörler, bu üç kararı birlikte ve küçük denemelerle veriyor. Bir karar değiştiğinde öteki ikisine yeniden bakılıyor ve en sonunda hepsi, şarkının brief'teki amacına en iyi hizmet eden noktada buluşturuluyor.

Örneklerden okuma

Usta katmanı

Tempo sabit mi olmalı? Pek çok modern kayıt, baştan sona sabit bir tempo ızgarasına göre yapılıyor; bu, katmanların ve düzenlemelerin bilgisayarda kolayca birleştirilmesini sağlıyor. Ama canlı çalınan pek çok şarkı, bölümler arasında çok küçük tempo değişiklikleriyle nefes alıyor; nakaratta tempo hafifçe öne kayıyor, bitişte yavaşlıyor. Bir düzenlemenin sabit bir ızgaraya mı, yoksa çalanların doğal akışına mı dayanacağı, şarkının türüne ve brief'e bağlı bir karar.

Son nakaratta ton yükseltme. Son nakarat öncesinde şarkının yarım ya da bir tam ses yukarı taşınması, uzun süredir kullanılan bir yükseltme aracı. Etkisi güçlü ama çok kullanıldığı için kimi dinleyicilere tahmin edilebilir gelebiliyor. Ayrıca şarkıcının en tiz notasını da yukarı taşıdığı için, ton kararı bu yükselmeyi hesaba katarak verilmeli.

Tonun sözlerle ilişkisi. Bazı şarkıcılar belirli ünlülerde belirli bölgelerde daha rahat, bazılarında daha zorlanıyor. Nakaratın en tiz notasına denk gelen hecenin ünlüsü, ton kararında dikkate alınabilecek bir ayrıntı. Açık ünlüler çoğu zaman tiz notalarda kapalı ünlülerden daha rahat söyleniyor; ama bu kişiden kişiye değişiyor ve şarkıcıyla birlikte denenmeli.

Formun enerji eğrisiyle ilişkisi. Beste kursunda gerilim ve çözülmenin bir enerji eğrisi kurduğunu görmüştük. Aranjman formu bu eğriyi katmanlar, dinamik ve bölüm eklemeleriyle somutlaştırıyor. Bir sonraki ders, bu eğrinin aranjman için bir enerji haritasına nasıl dönüştüğünü ayrıntılı ele alıyor.

Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler

Yaygın yanlış: Demonun temposu düzenlemenin de temposudur. Tek bir çalgıyla uygun gelen tempo, kalabalık bir düzenlemede ağırlaşabiliyor ya da tersine koşturabiliyor. Tempo, düzenlemenin yoğunluğuyla birlikte yeniden denenmeli.

Yaygın yanlış: Şarkıcı bir notaya çıkabiliyorsa ton uygundur. Önemli olan en tiz notanın çıkılabilmesi değil, şarkı boyunca, özellikle tekrarlanan nakaratlarda, zorlanmadan ve etkili biçimde söylenebilmesi. Şarkının çoğunun şarkıcının çalışma bölgesinde geçmesi gerekiyor.

Yaygın yanlış: Ton değiştirmek yalnızca şarkıcıyı etkiler. Ton değişikliği, gitarın açık tellerini, basın pes sınırını ve nefeslilerin rahatlığını da etkiliyor; bir riffin ya da girişin karakterini bütünüyle değiştirebiliyor.

Yaygın yanlış: Hissedilen hızı değiştirmek için tempoyu değiştirmek gerekir. Yarım ve çift zaman hisleri, tempo değişmeden şarkının daha yavaş ya da daha hızlı hissedilmesini sağlıyor.

Yaygın yanlış: Form şarkı yazarının işidir. Şarkı yazarı söz taşıyan bölümleri yazıyor; ama giriş, aralar, dönüşler, azalmalar ve bitiş gibi pek çok bölümü aranjör ekliyor. Şarkının nasıl açılıp kapandığı çoğu zaman aranjmanın kararı.

Uygulama

Bir önceki derste seçtiğin şarkıyı ve hazırladığın brief özetini önüne al. Şarkıyı metronomla ya da basit bir ritim kaydıyla birlikte söyle ya da söylet ve rahat hissettiğin tempoyu bul. Sonra bu tempodan biraz daha hızlı ve biraz daha yavaş iki tempoda daha dene. Her tempoda kıtaların sözlerinin ve nakaratın uzun hecelerinin nasıl oturduğunu, şarkının koşup koşmadığını ya da sürüklenip sürüklenmediğini kısaca yaz.

Ardından tonu belirle. Şarkının en tiz ve en pes notasını bul. Şarkıcının, sen ya da bir başkası, bu notalara rahatça çıkıp çıkamadığını ve şarkının çoğunun sesin en dolgun bölgesinde geçip geçmediğini dinle. Gerekirse şarkıyı yarım ses ya da bir tam ses yukarı veya aşağı taşıyıp nakaratı birkaç kez üst üste söyleyerek dene. Seçtiğin tonun gitar, bas ve diğer olası çalgılar için ne anlama geldiğini not et.

Sonra kullandığın tempo için bir ölçünün kaç saniye sürdüğünü hesapla. Şarkının bölümlerini ölçü sayılarıyla yaz ve her bölümün süresini bul.

Ardından aranjman bölümlerini ekle: bir giriş, bölümler arasında gerekli gördüğün aralar, son nakarattan önce bir azalma ve bir bitiş. Her eklemenin ölçü sayısını ve kısa bir düzenleme notunu yaz. Toplam süreyi brief'teki hedefle karşılaştır ve gerekiyorsa bölümleri kısalt ya da uzat.

Son olarak form haritanı bir ses kayıt yazılımında, tempoyu girip bölüm işaretleriyle kur. Haritanın her bölümüne, o bölümde yarım ya da çift zaman hissi kullanılıp kullanılmayacağını not et. Bu harita, bir sonraki derste şarkının enerji haritasının üzerine çizileceği zemin olacak.

Kilit özet

Tempo, bir şarkının ne kadar koştuğunu, sözlerin nasıl oturduğunu ve çalgıların ne kadar boşluk doldurması gerektiğini belirliyor. Tek bir çalgıya uygun tempo, kalabalık bir düzenlemede ağırlaşabiliyor. Yarım ve çift zaman hisleri, tempoyu değiştirmeden hissedilen hızı değiştiriyor.

Ton, önce şarkıcının çalışma bölgesine göre seçiliyor: en tiz nota güçlü ama zorlanmadan söylenebilmeli, şarkının çoğu sesin en dolgun bölgesinde geçmeli. Ton, şarkının rengini değiştiriyor ve gitarın açık tellerini, basın pes sınırını, nefeslilerin rahatlığını etkiliyor.

Aranjman formu, şarkı yazarının bölümlerine giriş, aralar, azalmalar, farklılaşan son nakarat ve bitiş gibi bölümler ekliyor. Tempo ve ölçü sayısından her bölümün süresi hesaplanıyor; bir form haritası, bu hesabı brief'teki süre hedefiyle buluşturuyor.

Tempo, ton ve form birbirine bağlı; biri değiştiğinde öteki ikisi yeniden düşünülmeli.

Sonraki derse köprü

Bu derste şarkının iskeletini kurduk: ne kadar hızlı, hangi tonda ve hangi bölümler hangi sırayla. Form haritasında her bölümün yerini ve süresini gördük. Ama harita henüz bir zaman çizelgesi; her bölümün ne kadar büyük ya da küçük, ne kadar yoğun ya da boş olacağını söylemiyor.

Sonraki ders, bu çizelgenin üstüne bir eğri çiziyor. Bir şarkının enerjisi bölümden bölüme nasıl yükselir ve düşer? Bir aranjör bu inişleri ve çıkışları hangi araçlarla, katmanla mı, dinamikle mi, ses bölgesiyle mi kurar? Ve en büyük anın gerçekten en büyük duyulması için, ondan önce neyin geri tutulması gerekir?

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.

Animasyon ve seslendirme notları

Animasyon ve seslendirme notları

Açılıştaki prova, üç ayrı ayar düğmesiyle gösterilebilir: tempo, ton ve form. Bir düğme çevrildiğinde öteki ikisinin de hafifçe titremesi, üç kararın birbirine bağlılığını görsel olarak anlatmalı.

Yarım zaman ve çift zaman hisleri, aynı tempoda ilerleyen bir ölçü çizgisi üzerinde trampet ve hi-hat vuruşlarının yerlerinin değişmesiyle gösterilmeli. Aynı döngü üç farklı hisle art arda duyulmalı; tempo göstergesi her üçünde de aynı kalmalı.

Ton ve çalgılar, bir piyano klavyesi, bir gitar sapı ve bir bas gitar sapı üzerinde aynı ezginin iki farklı tondaki yerleriyle gösterilebilir. Gitarın açık tellerinin bir tonda parladığı, ötekinde söndüğü vurgulanmalı; basın en pes teli altında kalan notalar farklı bir renkle işaretlenmeli.

Form haritası, yatay bir zaman çizgisi üzerinde bölümlerin renkli bloklar olarak dizilmesiyle gösterilmeli; aranjörün eklediği bölümler, şarkı yazarının bölümlerinden farklı bir desenle çizilmeli. Seslendirme, süre hesabını tek bir örnekle vermeli ve ekranda hesabı rakamsız, cümle hâlinde yazmalı.

Bu ders hangi kursun parçası

ARR-201 — Aranjman kursunun 10 modülünden 2. modülü. Kurs bugün müfredatta ve kayda kapalıdır; bu metnin okunabilir olması kursun üretiminin tamamlandığı anlamına gelmez.