Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
İlk yansımalar, yan duvarlardan, tavandan ve masadan gelen en erken ve çoğu zaman en güçlü yansımalar. Sesin rengini oyuyorlar ve stereo görüntüyü bozuyorlar; iki yandan farklı güçte geldiklerinde ortadaki sesleri bir yana kaydırıyorlar. Yerleri ayna kaynak fikriyle, pratikte de bir aynayla bulunuyor ve bu noktalara yutucu paneller konuyor.
Masadan gelen yansıma, hoparlörleri ayaklıklara almak, masanın ön kenarına yaklaştırmak ya da eğmekle yönetiliyor.
Hoparlörün arkasındaki duvardan dönen pes ses, önden çıkan sesle birbirini götürerek dinleme noktasında bir oyuk açıyor. Oyuğun frekansı, ses hızının hoparlörün duvara uzaklığının dört katına bölünmesiyle bulunuyor. Mesafeyi çok kısaltmak ya da çok uzatmak, kalın yutucu kullanmak ya da hoparlörü duvara gömmek bu oyuğu yönetiyor.
İki hoparlör ile dinleyicinin başı eşkenar bir üçgen kurmalı, tizler kulaklara çevrilmeli ve oda iki yanda simetrik davranmalı. Dinleme noktası, odanın tam ortası ile arka duvarın dibi arasında aranmalı; en iyi yer dinleyerek ve ölçerek bulunuyor.
Açılış sahnesi
Bir kayıt mühendisi, kiraladığı yeni stüdyo odasına ekipmanını taşıyor. Masayı odanın uzun duvarının ortasına yerleştiriyor, hoparlörleri masanın iki ucuna, duvara neredeyse yapışık biçimde koyuyor. Sol hoparlörün yanında bir pencere, sağ hoparlörün yanında ise bir dolap var.
İlk gün çok bildiği bir kaydı çalıyor ve bir şeylerin yanlış olduğunu hissediyor. Şarkıcının sesi ortada durması gerekirken hafifçe sola kaymış. Sağ taraftaki gitar bir an net, bir an bulanık. Bas gitarın belli bir bölgesi ise, hoparlörler ne kadar yükseltilirse yükseltilsin, dinleme noktasında bir türlü dolmuyor.
Ertesi gün masayı odanın kısa duvarına taşıyor, odanın tam ortası boyunca simetrik olacak biçimde yerleştiriyor. Hoparlörleri duvardan bir miktar uzaklaştırıp ayaklıklara koyuyor, ikisini de kulaklarına doğru çeviriyor. Sonra bir arkadaşından yardım istiyor: kendisi dinleme koltuğunda otururken arkadaşı, elinde küçük bir aynayla yan duvar boyunca yavaşça yürüyor.
"Dur," diyor mühendis bir noktada. "Aynada hoparlörün tizini görüyorum." Arkadaşı o noktayı bir bantla işaretliyor. Aynı işlem öbür duvarda ve tavanda tekrarlanıyor. İşaretlenen noktalara birer yutucu panel asıldığında, şarkıcının sesi ortaya oturuyor ve gitar artık bulanıklaşmıyor.
Bu derste ne olacak
Önce dinleyiciye doğrudan sesten hemen sonra ulaşan ilk yansımaların neden bu kadar önemli olduğunu ve stereo görüntüyü nasıl bozduğunu kuracağız. Sonra bu yansımaların odanın neresinden geldiğini bulmanın pratik yolunu, aynayla ve ölçüyle göreceğiz. Ardından hoparlörün kendi arkasındaki duvarla kurduğu ilişkiye, bu ilişkinin pes bölgede açtığı oyuğa ve bu oyuğun frekansını hoparlörün duvara uzaklığından hesaplamaya geçeceğiz. İki hoparlör ile dinleyici arasındaki geometriyi, simetriyi ve dinleme noktasının odanın boyu boyunca nereye konacağını konuşacağız. En sonda kendi odan için bir yerleşim planı çıkaracağız.
Sıfır noktası
Yansıma dersinde her yansımanın yolunu, duvarın öte yanına yerleştirilen hayali bir kaynakla çizmeyi öğrendik. Tarak filtre dersinde tek bir güçlü yansımanın doğrudan sesle toplanarak sesin rengini oyduğunu, oda modları dersinde ise dinleme noktasının bir modun düğümüne ya da karınına denk gelmesinin pes bölgeyi nasıl değiştirdiğini konuştuk. Bas tuzakları dersi de derin düğümlerin çoğu zaman konumla yönetilmesi gerektiğini hatırlattı.
Bu ders, bütün bu bilgileri tek bir soruda topluyor: hoparlörler ve dinleyici odanın neresinde durmalı? Bu soru, bir odayı düzenlerken verilecek en ucuz ama en etkili kararların başında geliyor. Bir yutucu panel ya da bir bas tuzağı para istiyor; bir hoparlörü birkaç on santimetre kaydırmak istemiyor.
Sıfırdan Müzik Prodüksiyonu kursunun ev stüdyosu dersinde hoparlörler ile başın bir üçgen kurması ve yerleşimin simetrik olması gerektiği kısaca söylenmişti. Bu ders o kuralların arkasındaki akustiği açıyor ve onlara sayısal bir zemin kazandırıyor.
Bu dersin sonunda şunu yapabilmelisin: kendi odanda yan duvarlardaki, tavandaki ve masadaki ilk yansıma noktalarını bulabiliyor, hoparlörün arkasındaki duvara uzaklığından pes bölgede açılacak oyuğun frekansını kabaca hesaplayabiliyor ve iki hoparlör ile dinleme noktası için gerekçeli bir yerleşim önerebiliyor musun?
Mekanizma
İlk yansımalar neden ayrıca önemli
Bir hoparlörden çıkan ses dinleyiciye önce doğrudan, dümdüz bir yoldan ulaşıyor. Hemen ardından, en yakın yüzeylerden sekip gelen yansımalar geliyor: iki yan duvar, tavan, masa ya da konsol yüzeyi ve bazen zemin. Bu ilk yansımalar (first reflections), odadaki bütün yansımaların içinde en erken ve çoğu zaman en güçlü olanları.
Erken ve güçlü oldukları için, tarak filtre dersinde gördüğümüz derin çentikleri en belirgin biçimde onlar bırakıyor. Ama ilk yansımaların bir etkisi daha var: stereo görüntüyü bozuyorlar. İki hoparlör arasındaki bir sesin yeri, kulağın iki hoparlörden gelen sesleri karşılaştırmasıyla belirleniyor. Yan duvardan gelen güçlü bir yansıma, bu karşılaştırmaya yanlış yönden gelen bir ses ekliyor. Yansıma iki yanda eşit değilse, ortadaki ses bir yana kayıyor; eşit olsa bile, sesin konumu bulanıklaşıyor.
Açılıştaki ilk yerleşimde sol hoparlörün yanındaki pencere sesi güçlü biçimde geri gönderirken, sağdaki dolap sesi daha dağınık yansıtıyordu. İki yanın farklı davranması, şarkıcının sesini sola kaydırdı.
Yansıma noktalarını bulmak
Bir ilk yansımanın duvarın neresinden geldiği, yansıma dersindeki ayna kaynak fikriyle bulunabiliyor. Hayali kaynaktan dinleyicinin kulağına uzanan düz çizgi, duvarı tam yansıma noktasında kesiyor.
Bu çizimi pratikte yapmanın en kolay yolu, açılıştaki ayna yöntemi. Dinleyici dinleme noktasında oturuyor, bir yardımcı küçük bir aynayı yan duvara düz tutarak duvar boyunca kaydırıyor. Dinleyici aynada hoparlörün tizini, yani en küçük hoparlör birimini gördüğü anda, o nokta o hoparlörün o duvardaki ilk yansıma noktası. Her hoparlör için her yüzeyde ayrı bir nokta var: sol hoparlörün sol duvarda, sol hoparlörün sağ duvarda, sağ hoparlörün iki duvarda ve her ikisinin tavanda birer noktası.
Bu noktalara yerleştirilen yutucu paneller, en erken ve en güçlü yansımaları zayıflatıyor. Panellerin nokta çevresinde yeterince geniş olması gerekiyor; çünkü dinleyicinin başı hareket ettikçe nokta da biraz kayıyor ve bir tizin yanında daha büyük hoparlör birimlerinin de yansıma noktaları var. Tavandaki noktalara çoğu zaman yatay asılan paneller yerleştiriliyor; bunlar İngilizce kaynaklarda bulut (cloud) adıyla da anılıyor.
Yutucu tek seçenek değil. Ses yayma dersinde gördüğümüz yayıcılar da bu noktalarda kullanılabiliyor; ama ilk yansıma noktaları dinleyiciye çoğu zaman yakın olduğu için, yayıcıların gerektirdiği mesafe küçük odalarda sağlanamayabiliyor.
Masa ve konsol yüzeyi
Dinleyicinin önündeki masa, hoparlörle kulak arasında duran büyük ve sert bir yüzey. Hoparlör masanın üstüne, masanın arka kenarına yakın konduğunda, sesin bir kısmı masaya çarpıp kulağa kısa bir gecikmeyle ulaşıyor. Bu kadar kısa yol farkıyla gelen yansımalar çentiklerini tam orta bölgeye bırakıyor.
Bu yansımayı azaltmanın yolları konumla ilgili. Hoparlörleri masanın üstünden alıp masanın arkasındaki ayaklıklara koymak, hoparlörleri masanın ön kenarına yaklaştırmak ya da tizin kulağa doğru hafifçe aşağı bakacağı biçimde eğmek, masadan gelen yansımanın yolunu değiştiriyor. Masanın yüzeyi değiştirilemiyorsa, hoparlörün altına konan ve onu masadan yükselten sağlam bir altlık da işe yarayabiliyor.
Hoparlörün arkasındaki duvar
Hoparlörler yalnızca önlerine ses göndermiyor. Pes bölgede, dalga boyları hoparlörün gövdesinden çok daha uzun olduğu için, ses hoparlörün çevresine ve arkasına da yayılıyor. Hoparlörün arkasındaki duvara çarpan pes ses geri dönüp hoparlörün önünden çıkan sesle toplanıyor.
Bu toplama, tarak filtre dersindeki mekanizmanın pes bölgedeki bir örneği. Duvardan dönen ses, hoparlörden duvara gidip geri gelmek zorunda olduğu için, hoparlörün duvara uzaklığının iki katı kadar fazladan yol katediyor. Bu fazladan yol bir dalga boyunun yarısına eşit olduğunda, iki ses birbirini götürüyor ve dinleme noktasında bir oyuk açılıyor. Bu olay İngilizce kaynaklarda hoparlör sınır girişimi (speaker boundary interference) adıyla anılıyor.
Oyuğun frekansını hesaplamak kolay: ses hızını, hoparlörün duvara uzaklığının dört katına böl. Yansıma dersindeki yuvarlak ses hızıyla, duvardan bir metre uzakta duran bir hoparlör için bu oyuk kabaca seksen altı hertz civarına düşüyor; tam bas gitarın ve kick davulun gövdesinin bulunduğu bölge. Açılıştaki ilk yerleşimde hoparlörler duvara neredeyse yapışıktı; ama dinleme noktasının arkasındaki uzun duvar ve yan duvarlar da benzer oyuklar açabiliyor. Bas bölgesinin bir türlü dolmaması, bu tür bir oyuğun tipik işareti.
Oyuğu yönetmek
Hoparlörün arkasındaki duvarın açtığı oyuğu yönetmenin birkaç yolu var ve hepsi ya mesafeyle ya da duvardan dönen sesin gücüyle ilgili.
Hoparlörü duvara çok yaklaştırmak, fazladan yolu kısaltıp oyuğu daha tiz bir bölgeye itiyor; o bölgede hoparlörün kendisi daha yönlü olduğu için arkaya giden ses azalıyor ve oyuk sığlaşıyor. Hoparlörü duvardan epey uzaklaştırmak ise oyuğu daha pes bir bölgeye indiriyor ve duvardan dönen ses daha uzun yol aldığı için zayıflıyor. En sorunlu mesafeler, oyuğun bas gitar ve kick davulun gövdesine denk geldiği ara mesafeler.
Hoparlörün arkasındaki duvara kalın bir yutucu koymak, duvardan dönen pes sesin gücünü azaltıyor ve oyuğu sığlaştırıyor. Ama ses yutma dersinde gördüğümüz gibi, bu bölgede etkili olmak için yutucunun çok kalın olması gerekiyor. Bazı profesyonel stüdyolarda hoparlörler doğrudan duvarın içine gömülüyor; bu durumda arkada bir yansıma yolu kalmadığı için bu oyuk ortadan kalkıyor.
İki hoparlör ve dinleyici
Stereo dinlemenin temel geometrisi, iki hoparlör ile dinleyicinin başının bir eşkenar üçgenin köşelerinde durması. İki hoparlör arasındaki mesafe, her hoparlörün dinleyicinin başına olan mesafesine eşit tutuluyor. Hoparlörler, tizleri dinleyicinin kulaklarına doğru bakacak biçimde içe çevriliyor ve tizler kulak yüksekliğine getiriliyor.
Bu geometrinin amacı, iki hoparlörden gelen seslerin kulağa aynı anda ve aynı güçte ulaşması. Bir hoparlör ötekinden daha yakınsa, onun sesi önce geliyor ve ortadaki sesler o tarafa kayıyor. Bu kayma, tarak filtre dersinde birden fazla hoparlörün yarattığı etkiye de yol açıyor.
Geometri kadar önemli olan, odanın iki yanının birbirine benzemesi. Açılıştaki ikinci yerleşimde masanın odanın orta ekseni boyunca yerleştirilmesi bu yüzdendi: iki hoparlörün yan duvarlara uzaklığı eşit olduğunda, iki yandan gelen ilk yansımalar da birbirine benziyor ve stereo görüntü ortada kalıyor. Bir yanda pencere, öbür yanda dolap gibi farklı yüzeyler varsa, onları benzer hâle getirmek için ilk yansıma noktalarına benzer paneller koymak gerekiyor.
Pek çok küçük oda için sık verilen bir öneri, hoparlörleri odanın kısa duvarına bakacak biçimde, yani ses odanın uzun ekseni boyunca yayılacak şekilde yerleştirmek. Bu, yan duvarları dinleyiciden uzak tutuyor ve odanın arkasında sesin sönmesi için daha çok yer bırakıyor. Ama her oda farklı; ölçüm, genel önerinin önüne geçiyor.
Dinleme noktası odanın neresinde
Dinleme noktasının odanın boyu boyunca nereye konacağı, oda modları dersindeki bilgilere dayanıyor. Odanın tam ortası, boyuna uzanan ilk modun sessiz noktasına denk geliyor; orada o frekans neredeyse kayboluyor. Arka duvara çok yakın bir nokta ise bütün uzunluk modlarının karınına giriyor ve pes bölgeyi abartıyor.
Bu yüzden dinleme noktası çoğu zaman bu iki uç arasında bir yere konuyor. Kaynaklar bunun için odanın uzunluğunun belirli bir oranına denk gelen noktalar gibi kaba kurallar öneriyor. Bu kurallar başlangıç noktası olarak işe yarıyor; ama gerçek odada en iyi nokta, oda modları dersindeki gibi test sesleriyle ve bir sonraki dersin konusu olan ölçümle bulunuyor.
Hoparlörlerin ve dinleme noktasının konumları birbirine bağlı. Birini kaydırdığında öbürünün en iyi yeri de değişebiliyor. Bu yüzden yerleşim, bir kez yapılıp bırakılan bir iş değil; küçük adımlarla denenen, dinlenen ve ölçülen bir süreç.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Yansımasız bölge. Bazı stüdyo tasarımları, dinleme noktasının çevresinde ilk yansımaların belirli bir süre boyunca belirgin biçimde zayıf kaldığı bir bölge kurmayı hedefliyor. Bu yaklaşım İngilizce kaynaklarda yansımasız bölge (reflection-free zone) adıyla anılıyor. Bu bölge, yüzeylerin eğilmesiyle ya da yoğun yutucu kullanımıyla oluşturuluyor; amaç, kulağın doğrudan sesi, odanın geç gelen yansımalarından önce temiz biçimde duyabilmesi.
Kulak yüksekliği ve tizin yönü. Hoparlörlerin tizleri kulak yüksekliğinin çok altında ya da üstünde kaldığında, tiz bölgede hoparlörün kendi yönlülüğü devreye giriyor ve dinleyici tizleri daha zayıf duyabiliyor. Bu yüzden yükseklik ayarı, yalnızca yansımalar için değil, hoparlörün kendi dengesi için de önemli.
Yakın alan hoparlörleri. Küçük odalarda dinleyiciye yakın konan yakın alan (nearfield) hoparlörleri, doğrudan sesin yansımalara oranını artırarak odanın etkisini bir miktar azaltıyor. Ama pes bölgedeki mod ve sınır girişimi sorunları, bu hoparlörlerle de sürüyor; yakınlık yalnızca yansımaların payını azaltıyor, odanın pes bölgesini ortadan kaldırmıyor.
Alt bas hoparlörünün yeri. Ayrı bir alt bas hoparlörü kullanılıyorsa, onun yeri de pes bölgeyi belirgin biçimde etkiliyor. Pek çok mühendis, alt bas hoparlörünü önce dinleme noktasına koyup odada gezinerek bası en düzgün duyduğu yeri buluyor, sonra hoparlörü o yere taşıyor. Oda modları dersinde kaynağın ve dinleyicinin modlara aynı kuralla bağlı olduğunu görmüştük; bu yöntem o bilgiye dayanıyor.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Hoparlörü duvara ne kadar yakın koyarsan o kadar çok bas alırsın. Duvara yakınlık bazı bölgelerde bası güçlendiriyor ama belirli bir mesafe, arkadaki duvardan dönen sesle bir oyuk açıyor. Bas bölgesi hem abartılı hem eksik duyulabiliyor.
Yaygın yanlış: İlk yansımalar yalnızca sesin rengini etkiler. İlk yansımalar stereo görüntüyü de bozuyor; iki yandan farklı güçte gelen yansımalar ortadaki sesleri bir yana kaydırıyor ve konumları bulanıklaştırıyor.
Yaygın yanlış: Simetri yalnızca hoparlörlerin konumuyla sağlanır. İki hoparlör dinleyiciye eşit uzaklıkta olsa bile, iki yandaki yüzeyler farklıysa yansımalar da farklı oluyor. Simetri, yüzeylerin davranışını da kapsıyor.
Yaygın yanlış: Odanın tam ortası en dengeli dinleme noktasıdır. Tam orta, oda boyunca kurulan ilk modun basınç sıfırına oturuyor ve orada o frekans neredeyse kayboluyor.
Yaygın yanlış: Yerleşim bir kez yapılır ve biter. Hoparlör ve dinleme noktası konumları birbirine bağlı; birini değiştirmek öbürünün en iyi yerini de değiştirebiliyor. Yerleşim, dinleyerek ve ölçerek küçük adımlarla ilerleyen bir süreç.
Uygulama
Önce odanın bir planını çiz: duvarlar, pencere, kapı, dolaplar ve masanın şu anki yeri. Hoparlörlerin ve dinleme koltuğunun konumlarını işaretle. Her hoparlörün arkasındaki duvara ve yan duvarlara uzaklığını şerit metreyle ölç ve plana yaz.
Sonra geometriyi kontrol et. İki hoparlör arasındaki mesafeyi ve her birinin dinleme noktasındaki başına olan mesafesini ölç; üçü birbirine ne kadar yakın? Hoparlörlerin tizleri kulak yüksekliğinde mi, kulaklara doğru çevrilmiş mi? İki yan duvara uzaklıklar eşit mi? Farklılıkları not et ve mümkün olanları düzelt.
Ardından ayna yöntemini uygula. Dinleme koltuğunda otur ve bir yardımcıdan küçük bir aynayı önce sol, sonra sağ duvar boyunca, sonra tavanda kaydırmasını iste. Her hoparlörün tizini aynada gördüğün noktaları bir bantla işaretle. Her noktayı plana ekle. Yardımcın yoksa, aynayı duvara bantla sabitleyip koltuğa dönerek kontrol edebilir, noktayı adım adım bulabilirsin.
Sonra hoparlörün arkasındaki duvarın açabileceği oyuğun frekansını hesapla: yuvarlak ses hızını, hoparlörün arka duvara uzaklığının dört katına böl. Bulduğun frekansta bir sinüs sesi çalıp dinleme noktasında bas bölgesinin zayıflayıp zayıflamadığını dinle. Hoparlörü on beş, yirmi santimetre öne ya da arkaya kaydırıp aynı testi tekrarla.
Bütün bu ölçümlerle bir yerleşim önerisi yaz: hoparlörlerin ve dinleme noktasının nerede olacağı, ilk yansıma noktalarına ne konacağı, masa yansımasının nasıl azaltılacağı ve arka duvarla ilgili ne yapılacağı. Kararların her birinin gerekçesini bir satırla yaz. Bu öneri, bitirme raporunun yerleşim bölümüne girecek ve bir sonraki derste ölçümle sınanacak.
Kilit özet
İlk yansımalar, yan duvarlardan, tavandan ve masadan gelen en erken ve çoğu zaman en güçlü yansımalar. Sesin rengini oyuyorlar ve stereo görüntüyü bozuyorlar; iki yandan farklı güçte geldiklerinde ortadaki sesleri bir yana kaydırıyorlar. Yerleri ayna kaynak fikriyle, pratikte de bir aynayla bulunuyor ve bu noktalara yutucu paneller konuyor.
Masadan gelen yansıma, hoparlörleri ayaklıklara almak, masanın ön kenarına yaklaştırmak ya da eğmekle yönetiliyor.
Hoparlörün arkasındaki duvardan dönen pes ses, önden çıkan sesle birbirini götürerek dinleme noktasında bir oyuk açıyor. Oyuğun frekansı, ses hızının hoparlörün duvara uzaklığının dört katına bölünmesiyle bulunuyor. Mesafeyi çok kısaltmak ya da çok uzatmak, kalın yutucu kullanmak ya da hoparlörü duvara gömmek bu oyuğu yönetiyor.
İki hoparlör ile dinleyicinin başı eşkenar bir üçgen kurmalı, tizler kulaklara çevrilmeli ve oda iki yanda simetrik davranmalı. Dinleme noktası, odanın tam ortası ile arka duvarın dibi arasında aranmalı; en iyi yer dinleyerek ve ölçerek bulunuyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste kararlarımızın büyük kısmını kulağa ve kaba hesaplara dayandırdık: aynada görülen bir nokta, bir sinüs sesiyle dinlenen bir oyuk. Oda modları ve çınlama süresi derslerinde de ölçümün, bu kararların son sözünü söylediğini birkaç kez vurguladık.
Sonraki ders, o son sözün nasıl söyleneceğini öğretiyor. Bir odayı ölçmek için hangi mikrofon ve hangi test sinyali kullanılır, ölçüm yazılımı neyi nasıl hesaplar? Frekans tepkisi grafiği, sönüm grafikleri ve çınlama süresi değerleri nasıl okunur? Ve tek bir noktada alınan bir ölçüm, odanın bütünü hakkında ne söyleyebilir, ne söyleyemez?