Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Kaynak sustuğunda odadaki yansımalar hemen yok olmuyor, her çarpışmada enerji kaybederek düzenli bir hızla sönüyor. Çınlama süresi, bu sönümde seviyenin altmış desibel düşmesi için geçen süre. Pratikte sönümün bir bölümü ölçülüp tamamına uzatılıyor.
Süre, odanın hacmi büyüdükçe uzuyor, toplam yutuculuk arttıkça kısalıyor. Sabine'in bu ilişkiyi özetleyen formülü iyi bir başlangıç ama sesin düzgün dağılmadığı durumlarda, küçük odaların pes bölgesinde ve yutuculuğun tek yerde toplandığı odalarda sapabiliyor.
Yüzeylerin ses tutma oranı frekansa bağlı olduğundan, çınlama süresi frekans bantlarına göre okunuyor. Yalnızca ince ve yumuşak malzemeyle düzenlenen odalar tizlerde kuruyup peslerde uğuldayabiliyor.
Doğru süre mekânın amacına göre değişiyor: konuşma için kısa, senfonik müzik için uzun, dinleme odası için kısa ve dengeli. Küçük odalarda pes bölgede tek bir süre değeri odanın davranışını tam anlatmıyor.
Açılış sahnesi
Bir müzik kursu, yeni kiraladığı katta boş bir odayı ders odası olarak açıyor. Duvarlar yeni boyanmış, zemin seramik, pencereler geniş. İlk derste öğretmen konuşmaya başlıyor ve arka sıradaki öğrenciler birbirlerine bakıyor. Öğretmenin cümleleri birbirine karışıyor; bir kelime bitmeden bir öncekinin kuyruğu hâlâ havada.
Ders arasında öğretmen odanın ortasında bir kez ellerini çırpıyor ve içinden saymaya başlıyor. Çırpmanın sesi, odayı uzun bir süre dolaşıp ancak yavaş yavaş sönüyor. Sayı, bir koridorda ya da boş bir spor salonunda beklenecek kadar uzun.
Bir hafta sonra odaya kalın bir halı, birkaç kitaplık, bir kanepe ve ağır perdeler getiriliyor. Öğretmen aynı noktada yeniden çırpıyor. Bu kez ses çok daha çabuk sönüyor. Derste arka sıradakiler cümleleri rahatça seçiyor.
Ama piyano çalınmaya başladığında yeni bir şikâyet çıkıyor. Tizler neredeyse hemen sönüyor, piyanonun alt oktavları ise hâlâ odada uzun uzun uğulduyor. Öğretmen yeniden çırpıyor ve bu kez kuyruğun sesinin artık tiz ve parlak değil, pes ve boğuk olduğunu fark ediyor.
Bu derste ne olacak
Önce bir sesin kesildikten sonra odada neden hemen kaybolmadığını, yansımaların nasıl bir sönüm bulutu oluşturduğunu kuracağız. Sonra bu sönümün süresini ölçülebilir kılan tanımı, altmış desibellik düşüş fikrini ve bu sürenin pratikte nasıl kestirildiğini göreceğiz. Ardından sürenin odanın hacmine ve içindeki yutuculuğa nasıl bağlı olduğunu, bu ilişkiyi ilk kez formüle döken araştırmayı ve formülün sınırlarını konuşacağız. Çınlama süresinin frekansa göre neden değiştiğini, açılıştaki boğuk kuyruğun nereden geldiğini açıklayacağız. En sonda farklı mekânların amacına göre süre hedeflerini tartışıp kendi odanın süresini kaba bir yöntemle kestireceğiz.
Sıfır noktası
Yansıma dersinde her çarpışmanın sesin enerjisinden bir pay aldığını, kalanın yoluna devam ettiğini gördük. Oda modları dersinde pes bölgede belirli frekansların duvarlar arasında gidip gelerek uzadığını, tarak filtre dersinde ise tek bir yansımanın doğrudan sesle nasıl toplandığını inceledik.
Bu derste tek tek yansımaların yerine, onların hepsinin birlikte yarattığı bir özelliğe bakıyoruz: sesin odada ne kadar süre yaşadığı. Temel Miks kursundaki yankı dersinde bir odada duyulan sesin üç aşamaya bölündüğünü, en sonda da tek tek seçilemeyen bir kuyruğun geldiğini konuşmuştuk. O ders kuyruğu bir miksaj aracı olarak ele alıyordu; bu ders ise gerçek bir odanın kuyruğunu fiziksel bir ölçü olarak tanımlıyor.
Çınlama süresi, bir odanın akustiğini tek bir sayıyla özetlemeye yönelik en eski ve en yaygın ölçü. Bir konser salonu tasarlanırken de, bir ev stüdyosu düzenlenirken de ilk sorulan sorulardan biri, bu sürenin ne kadar olduğu ve bütün frekanslarda dengeli olup olmadığı.
Bu dersi bitirdiğinde sınanacak beceri şu: çınlama süresinin nasıl tanımlandığını açıklayabiliyor, bir odanın süresini hacmi ve yüzeylerinden kabaca tahmin edebiliyor, açılıştaki halılı odanın neden pes bölgede hâlâ uğuldadığını söyleyebiliyor ve bir el çırpması kaydından sürenin kaba bir kestirimini yapabiliyor musun?
Mekanizma
Sesin odada yaşaması
Bir hoparlör odada sürekli bir ses çaldığında, ses her yüzeye çarpıp geri dönüyor ve dönen ses de başka yüzeylere çarpıyor. Kısa bir süre içinde odanın havası, her yönden gelen, iç içe geçmiş sayısız yansımayla doluyor. Kaynak çalmayı sürdürdükçe, bu yansımalar hem besleniyor hem de her çarpışmada bir miktar enerji kaybediyor. Bir süre sonra beslenme ile kayıp dengeleniyor ve odadaki ses seviyesi sabitleniyor.
Kaynak sustuğunda beslenme duruyor ama yansımalar hemen yok olmuyor. Her biri yolunu sürdürüyor, her çarpışmada biraz daha zayıflıyor. Odadaki ses, bir anda değil, düzenli bir hızla sönüyor. Bu sönüme çınlama (reverberation) deniyor.
Sönümün hızı, her çarpışmada ne kadar enerjinin kaybolduğuna ve sesin saniyede kaç kez bir yüzeye çarptığına bağlı. Yüzeyler sesi çok yansıtıyorsa, her çarpışmada kayıp küçük ve sönüm yavaş. Yüzeyler sesi çok tutuyorsa, kayıp büyük ve sönüm hızlı. Oda büyükse ses iki çarpışma arasında daha uzun yol alıyor, saniyede daha az çarpışıyor ve sönüm yine yavaşlıyor.
Altmış desibellik düşüş
Bir sönümün ne kadar sürdüğünü söylemek için, nereden nereye kadar ölçüleceğine karar vermek gerekiyor. Akustikte kabul edilen tanım şu: kaynak sustuktan sonra ses seviyesinin altmış desibel düşmesi için geçen süre. İngilizce kaynaklarda bu tanım, reverberation time sözcüklerinin baş harfleri ve altmış sayısından oluşan bir kısaltmayla anılıyor.
Altmış desibellik bir düşüş, ses enerjisinin milyonda birine inmesi anlamına geliyor. Ses Biliminin Temelleri kursundaki desibel dersinde gördüğün gibi, desibel ölçeği bir oran ölçeği ve bu kadar büyük bir düşüş, gürültülü bir ortamdaki bir sesin neredeyse duyulmaz hâle gelmesine karşılık geliyor.
Pratikte bir odada altmış desibellik temiz bir düşüşü ölçmek çoğu zaman zor. Kaynak yeterince güçlü değilse ya da odanın arka plan gürültüsü yüksekse, sönüm altmış desibele varmadan gürültünün içinde kayboluyor. Bu yüzden ölçümlerde çoğu zaman sönümün yalnızca bir parçası, örneğin ilk yirmi ya da otuz desibellik bölümü ölçülüyor ve aynı hızla sürdüğü varsayılarak altmış desibele uzatılıyor. Ölçüm yazılımları bu değerleri, ölçülen parçanın kaç desibellik olduğunu belirten ayrı adlarla gösteriyor.
Bu yöntem, sönümün düzenli bir hızla, yani desibel ölçeğinde düz bir çizgi hâlinde gittiğini varsayıyor. Büyük ve yansımaların iyi karıştığı odalarda bu varsayım çoğu zaman tutuyor. Küçük odalarda, özellikle pes bölgede, sönüm çoğu zaman düzensiz; oda modları dersinde gördüğümüz gibi bazı frekanslar ötekilerden çok daha uzun süre asılı kalıyor.
Hacim ve yutuculuk
On dokuzuncu yüzyılın sonunda Harvard Üniversitesi'nde çalışan fizikçi Wallace Clement Sabine, sorunlu bir dersliğin akustiğini düzeltmekle görevlendirildi. Çalışmaları sırasında çınlama süresinin iki şeye bağlı olduğunu gösterdi: odanın hacmine ve odadaki toplam yutuculuğa. Bugün onun adıyla anılan Sabine formülü, bu ilişkiyi basit bir biçimde ifade ediyor.
Formülün özü şu: çınlama süresi, odanın hacmiyle doğru, odadaki toplam yutuculukla ters orantılı. Hacim iki katına çıkıp yutuculuk aynı kalırsa süre de iki katına çıkıyor; yutuculuk iki katına çıkıp hacim aynı kalırsa süre yarıya iniyor. Toplam yutuculuk ise her yüzeyin alanının, o yüzeyin malzemesinin ne kadar ses tuttuğunu gösteren bir katsayıyla çarpılıp toplanmasıyla bulunuyor.
Bu ilişki, açılıştaki odada neler olduğunu açıklıyor. Boş odanın hacmi değişmedi, ama halı, kitaplık, kanepe ve perdelerle yutuculuk belirgin biçimde arttı ve süre kısaldı. Aynı hesap bir odayı düzenlemeden önce ne kadar yutuculuk eklenmesi gerektiğini kabaca tahmin etmeye de yarıyor.
Sabine formülünün sınırları var. Formül, sesin odada her yöne eşit dağıldığını ve yutuculuğun yüzeylere düzgün yayıldığını varsayıyor. Çok yutucu odalarda, yutuculuğun tek bir yüzeyde toplandığı odalarda ve küçük odaların pes bölgesinde sonuçları gerçek ölçümden belirgin biçimde sapabiliyor. Bu durumlar için Eyring gibi başka araştırmacıların önerdiği düzeltilmiş formüller de kullanılıyor. Hesap, iyi bir başlangıç; son söz ölçümün.
Frekansa göre çınlama
Bir yüzeyin ses tutma oranı her frekansta aynı değil. Yansıma dersinde yumuşak ve gözenekli malzemelerin özellikle tiz bölgede etkili olduğunu gördük. Bu yüzden çınlama süresi de frekansa göre değişiyor ve tek bir sayı yerine, frekans bantlarına ayrılmış bir dizi sayıyla veriliyor.
Açılıştaki ikinci şikâyet tam buradan doğuyor. Halı, perde ve kanepe tiz bölgede çok ses tuttu ve tizlerin çınlama süresi hızla kısaldı. Ama bu malzemeler pes bölgede çok daha az etkili. Pes bölgedeki çınlama süresi neredeyse eskisi gibi kaldı. Sonuç, tizlerin çabucak söndüğü, peslerin uzun uzun uğuldadığı dengesiz bir oda. El çırpmasının kuyruğunun boğuk duyulması, bu dengesizliğin işareti.
Bu, küçük odaların düzenlenmesinde en sık yapılan hatalardan biri: ince ve yumuşak malzemelerle yalnızca tiz bölgeyi kurutup pes bölgeyi olduğu gibi bırakmak. Çınlama süresini frekanslara göre dengeli tutmak, bir odanın doğal ve dengeli duyulmasının ilk koşullarından biri.
Mekânın amacı ve süre hedefi
Çınlama süresinin tek bir doğru değeri yok; doğru değer, mekânın amacına bağlı.
Konuşma için tasarlanan mekânlarda kısa süreler tercih ediliyor. Uzun bir kuyruk, bir hecenin sönümünü bir sonraki hecenin üstüne bindiriyor ve anlaşılırlığı düşürüyor. Açılıştaki ders odası, bunun gündelik bir örneğiydi.
Senfonik müzik için tasarlanan büyük salonlarda ise çok daha uzun süreler tercih ediliyor; kaynaklarda bu tür salonlar için çoğu zaman iki saniye civarında değerlerden söz ediliyor. Uzun bir kuyruk, çalgıların sesini birbirine bağlıyor, doluluk ve sarılma hissi veriyor. Aynı süre bir konuşma salonunda ise sözleri bulanıklaştırıyor.
Kayıt ve dinleme odalarında hedef, çoğu zaman kısa ve frekanslar boyunca dengeli bir süre. Bir dinleme odasının kendi kuyruğu kısa olduğunda, kayıttaki mekân bilgisi, yani kayıt odasının ya da eklenmiş yankının sesi, dinleyiciye daha az karışmadan ulaşıyor. Kayıt odalarında ise kaydedilen çalgıya ve istenen sese göre daha canlı ya da daha kuru odalar tercih edilebiliyor. Bu, estetik bir karar; kural değil.
Küçük odada çınlama süresinin sınırı
Çınlama süresi kavramı, sesin odada her yöne eşit biçimde dağıldığı ve yansımaların iyi karıştığı durumlar için tanımlandı. Oda modları dersinde gördüğümüz geçiş frekansının üstünde bu koşul çoğu zaman sağlanıyor. Geçiş frekansının altında, özellikle küçük odalarda, sönüm tek tek modların davranışına bağlı ve tek bir çınlama süresi değeri odanın gerçek davranışını tam anlatmıyor.
Bu yüzden küçük bir stüdyonun pes bölgesinde çınlama süresi ölçümü, dikkatle okunması gereken bir sayı. Pes bölgede odanın bir yerinde ölçülen süre, başka bir yerinde ölçülenden belirgin biçimde farklı çıkabiliyor. Kursun oda ölçümü modülü, pes bölgenin sönümünü frekansa ve zamana göre birlikte gösteren araçlarla bu sorunu ele alıyor.
Örneklerden okuma
Usta katmanı
Erken sönüm ve algı. Kulağın bir odayı ne kadar yankılı algıladığı, sönümün tamamından çok ilk bölümüne bağlı olabiliyor. Bu yüzden ölçümlerde sönümün ilk on desibellik bölümünden hesaplanan ve erken sönüm süresi (early decay time) adıyla anılan bir değer de kullanılıyor. Bazı odalarda ilk bölüm hızlı, sonraki bölüm yavaş sönüyor; böyle bir oda, çınlama süresinin söylediğinden daha kuru ya da daha yankılı duyulabiliyor.
Hacim tek başına kader değil. Aynı hacimdeki iki oda, yüzeylerine göre çok farklı sürelere sahip olabiliyor. Boş ve sert yüzeyli küçük bir banyo, bol mobilyalı büyük bir oturma odasından daha uzun bir kuyruk bırakabiliyor. Hacim, sürenin yalnızca bir yarısı.
Hava da ses tutuyor. Çok büyük mekânlarda, ses iki çarpışma arasında uzun yollar aldığı için, havanın kendisinin tiz bölgede tuttuğu enerji de hesaba giriyor. Küçük odalarda bu etki genellikle ihmal edilebilecek kadar küçük.
Ölçüm yazılımları. Çınlama süresi günümüzde çoğu zaman bir ölçüm mikrofonu, bir test sinyali ve ölçüm yazılımıyla ölçülüyor. Room EQ Wizard gibi ücretsiz yazılımlar, bir frekans taramasından çınlama süresini frekans bantlarına göre hesaplayabiliyor. Bu ölçüm düzeneği kursun ölçüm modülünde kurulacak; burada kullanılan el çırpması, ona giden yolda bir ara durak.
Yaygın hatalar ve yanlış bilinenler
Yaygın yanlış: Çınlama süresi ne kadar kısaysa oda o kadar iyidir. Doğru süre mekânın amacına bağlı. Aşırı kurutulmuş bir oda, içinde bulunanlara boğuk ve yorucu gelebiliyor; müzik çalmak için gereken canlılığı da kaybedebiliyor.
Yaygın yanlış: Tek bir sayı odanın çınlamasını anlatır. Çınlama süresi frekansa göre değişiyor ve frekans bantlarına göre okunmalı. Ortalama bir değer, açılıştaki gibi tizleri kurumuş ama pesleri uğuldayan bir odayı iyi gösterebilir.
Yaygın yanlış: Yumuşak malzeme eklemek çınlamayı her frekansta kısaltır. İnce ve yumuşak malzemeler çoğunlukla tiz bölgede etkili; pes bölgedeki süreyi pek değiştirmiyorlar ve odayı dengesiz bırakabiliyorlar.
Yaygın yanlış: Sabine formülü her odada doğru sonucu verir. Formül, sesin odada düzgün dağıldığı ve yutuculuğun yüzeylere yayıldığı durumlar için geliştirildi. Küçük odaların pes bölgesinde ve yutuculuğun tek bir yerde toplandığı odalarda belirgin biçimde sapabiliyor.
Yaygın yanlış: Çınlama ile yankı aynı şeydir. Yankı, ayrı duyulan tek bir tekrar; çınlama ise tek tek ayırt edilemeyen yansımaların birlikte oluşturduğu düzenli sönüm. Bir oda yankısız olup yine de uzun bir çınlamaya sahip olabiliyor.
Uygulama
Oda modları dersinde aldığın üç ölçüyü yeniden kullan. Bu ölçülerden odanın hacmini hesapla. Sonra odanın yüzeylerini tek tek listele: çıplak duvarlar, cam, halı ya da sert zemin, perde, kitaplık, yatak ya da kanepe. Her biri için sesi çok mu yansıttığını, çok mu tuttuğunu kabaca işaretle.
Ardından kaba bir ölçüm yap. Telefonu ya da mikrofonu odanın ortasına yakın bir yere sabitle ve kaydı başlat. Odanın başka bir noktasında bir kez ellerini sertçe çırp ve sesin sönmesini bekle. Aynı işlemi iki üç farklı noktada tekrarla. Çırpmanın gücünü kulağını zorlamayacak düzeyde tut.
Kaydı yazılıma aktar ve dalga biçimini, mümkünse desibel ölçeğinde göster. Çırpmanın tepe noktasından sonra kuyruğun, arka plan gürültüsünün seviyesine inene kadar ne kadar sürdüğüne bak. Tepe ile gürültü arasındaki fark çoğu zaman altmış desibelden az olacak. Kuyruğun, örneğin otuz desibel düşmesi için geçen süreyi okuyup ikiyle çarparak altmış desibellik süreye kaba bir tahmin yürüt.
Sonra aynı kaydı kulakla dinle. Kuyruğun rengine dikkat et: parlak mı, boğuk mu? Kuyruk boğuksa odanın pes bölgesi tizlerinden daha uzun çınlıyor olabilir. Yazılımında bir filtre varsa, kaydın yalnızca tiz ve yalnızca pes bölgelerini ayrı ayrı dinleyip hangisinin daha uzun sürdüğünü karşılaştır.
Son olarak geçici bir değişiklik yap. Odaya birkaç kalın battaniye ya da yorgan as, ya da bir yatağın yastıklarını odanın ortasına topla ve ölçümü tekrarla. Önceki ve sonraki kaydı karşılaştırıp sürenin nasıl değiştiğini ve kuyruğun renginin daha mı dengeli, daha mı boğuk olduğunu not et. Bu notlar, bitirme raporunda odanın başlangıç durumu olarak kullanılacak.
Kilit özet
Kaynak sustuğunda odadaki yansımalar hemen yok olmuyor, her çarpışmada enerji kaybederek düzenli bir hızla sönüyor. Çınlama süresi, bu sönümde seviyenin altmış desibel düşmesi için geçen süre. Pratikte sönümün bir bölümü ölçülüp tamamına uzatılıyor.
Süre, odanın hacmi büyüdükçe uzuyor, toplam yutuculuk arttıkça kısalıyor. Sabine'in bu ilişkiyi özetleyen formülü iyi bir başlangıç ama sesin düzgün dağılmadığı durumlarda, küçük odaların pes bölgesinde ve yutuculuğun tek yerde toplandığı odalarda sapabiliyor.
Yüzeylerin ses tutma oranı frekansa bağlı olduğundan, çınlama süresi frekans bantlarına göre okunuyor. Yalnızca ince ve yumuşak malzemeyle düzenlenen odalar tizlerde kuruyup peslerde uğuldayabiliyor.
Doğru süre mekânın amacına göre değişiyor: konuşma için kısa, senfonik müzik için uzun, dinleme odası için kısa ve dengeli. Küçük odalarda pes bölgede tek bir süre değeri odanın davranışını tam anlatmıyor.
Sonraki derse köprü
Bu derste çınlama süresinin, odadaki toplam yutuculuğa bağlı olduğunu ve yutuculuğun frekansa göre değiştiğini gördük. Açılıştaki halı ve perdeler tizleri kolayca tuttu, pesleri ise neredeyse hiç etkilemedi.
Sonraki ders, yutuculuğun kendisine yöneliyor. Bir malzeme sesi nasıl olur da ısıya çevirip tutar? Bir malzemenin ses tutma katsayısı ne anlama gelir ve hangi frekanslarda hangi değerleri alır? Aynı malzemenin kalınlığı ya da duvardan uzaklığı değiştiğinde neden bambaşka bir frekans bölgesinde çalışmaya başlar?