İçeriğe geç

L2.6-01·Sözlü İletişim

Mesajı yapılandırmak

orta2.226 kelime≈ 15 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Dinleyici geri dönüp okuyamıyor; konuşmanın yapısını ancak senin verdiğin işaretlerden anlayabiliyor.

Konuyu ve sonucu başta söyle; konuyu sonradan öğrenen dinleyici ayrıntıları bağlayacak yer bulamıyor.

Uzun bir konuşmanın ortası, bilginin en kolay kaybolduğu yer; en önemli şeyi başta söyle, sonda tekrar et.

Gövdeyi kendi yaşadığın sırayla değil, dinleyicinin soruları sırasıyla kur.

Geçişleri yüksek sesle söyle; sözlü işaretler, konuşmanın başlıkları.

Zor bir kararı saklama; çerçevede hem kararı hem de bağlamın geleceğini söyle.

Yapı içeriğin yerine geçmiyor; doğru bir içeriğin dinleyiciye ulaşmasını kolaylaştırıyor.

Açılış sahnesi

"Tam olarak ne yapacağız?" sorusundan sonra destek lideri bir an durdu. Elindeki notlara baktı: kuralın nasıl doğduğu, kimlerle görüşüldüğü, insan kaynaklarının hangi maddeyi değiştirdiği. Hepsi doğruydu ve hepsi, dinleyenlerin asıl merak ettiği şeyin önündeydi.

Notları bıraktı ve baştan başladı: "Kısaca söyleyeyim. Bugünden itibaren hakaret eden bir müşteriyi bir kez uyarıp çağrıyı kapatabilirsiniz. Kapattıktan sonra çağrıyı sistemde işaretliyorsunuz; o müşterinin bir sonraki araması kıdemli bir arkadaşa gidiyor. Şimdi bunun nasıl işlediğine bakalım, sonra sorularınızı alırım."

Ardından uyarı cümlesinin nasıl kurulacağını, işaretlemenin hangi ekranda yapıldığını ve kıdemli temsilcilerin nöbet listesini anlattı. Her bölüme geçerken "şimdi işaretlemeye geçiyorum" gibi kısa bir cümle kurdu. En sonda kuralı bir cümleyle tekrar etti.

Toplantının sonunda kimse "tam olarak ne yapacağız?" diye sormadı. Sorular artık ayrıntılarla ilgiliydi: "Uyarı cümlesini kendi sözlerimizle söyleyebilir miyiz?", "Nöbet listesi hafta sonu da geçerli mi?"

Bu derste ne olacak

Yazılı iletişim modülünde okuyucuya sonucu ilk satırda veren düzen, ana fikir önde terimiyle işlenmişti; bir mesajın farklı kitlelere göre değişmeyen özü de mesaj çekirdeği olarak tanımlanmıştı. Bu ders aynı ilkeleri sözlü iletişime taşıyor ve sözlü iletişimin yazılıdan farklı olan yanına odaklanıyor.

Okuyucu bir metinde geri dönebiliyor, başlıklara göz atabiliyor, bir paragrafı atlayabiliyor. Dinleyici ise bunların hiçbirini yapamıyor. Konuşma bir kez akıyor; dinleyici neyin önemli olduğunu, nerede olduğunu ve konuşmanın nereye gittiğini yalnızca konuşanın verdiği işaretlerden anlayabiliyor.

Önce, bir metnin konusunu önceden bilmenin onu anlamayı ve hatırlamayı nasıl değiştirdiğini gösteren klasik bir deneye bakacağız. İkinci durak, bir listenin başının ve sonunun ortasından iyi akılda kaldığını gösteren bir çalışma. Üçüncüsü, anlatıma serpiştirilen yönlendirici sözcüklerin öğrenmeye katkısını ölçen bir deney.

Toplantıdaki kural anlatımı ve dersin öbür örnekleri kurgudur.

Sıfır noktası — konuşan hikâyeyi yaşadığı sırayla anlatıyor

Bir konuyu uzun süre üzerinde çalışmış biri, onu çoğu zaman yaşadığı sırayla anlatıyor: önce sorunun nasıl fark edildiği, sonra kimlerle konuşulduğu, sonra hangi seçeneklerin değerlendirildiği, en sonda da kararın ne olduğu. Bu sıra, konuşan için doğal; çünkü o konuyu bu sırayla öğrendi.

Dinleyici için ise bu sıra ters. Dinleyici konuşmanın başında neyi dinlediğini bilmiyor; her ayrıntıyı neye bağlayacağını, neyin önemli olduğunu kestiremiyor. Kararı en sonda duyduğunda ise, ayrıntıların çoğu çoktan unutulmuş oluyor.

Mekanizma — dinleyici neyi hatırlıyor

Bir mesajın konusunu önceden bilmenin, onu anlama ve hatırlama üzerindeki etkisini gösteren en bilinen deneylerden biri, kasıtlı olarak belirsiz yazılmış bir metinle yapıldı.

Açılıştaki liderin ilk anlatımı, bu deneydeki konuyu sonradan öğrenen gruba benziyordu. Kuralın nasıl doğduğuna dair her ayrıntı, dinleyiciler için bağlanacağı bir yer bulamadan geçip gitmişti.

Konuşmanın hangi noktasında söylenen bilginin daha iyi hatırlandığı da önemli.

Model — çerçeve, gövde, işaret, kapanış

Sözlü bir mesaj, dinleyicinin kaybolmadan izleyebileceği bir iskeletle kurulabiliyor.

Çerçeveyle başla. İlk bir iki cümlede konuyu, varılan sonucu ya da istenen şeyi ve konuşmanın nasıl ilerleyeceğini söyle. Açılıştaki liderin ikinci anlatımı, kuralı ilk cümlede verdi ve ardından neyin anlatılacağını bildirdi.

Gövdeyi dinleyicinin sorularına göre sırala. Ayrıntıları kendi yaşadığın sırayla değil, dinleyicinin sorması muhtemel sorular sırasıyla anlat: "Ne yapacağım?", "Nasıl yapacağım?", "Ne zaman?", "Bana ne olacak?" Geçmişin hikâyesi, ancak dinleyicinin kararı anlaması için gerekiyorsa ve kararın ardından geliyorsa yer alsın.

Geçişleri söyle. Bir bölümden ötekine geçerken bunu açıkça belirt: "Şimdi işaretlemeye geçiyorum", "Son olarak nöbet listesine bakalım". Bu cümleler, okuyucunun başlıklarda gördüğünü dinleyiciye kulaktan veriyor.

Kapanışta tekrar et. Konuşmanın sonunda en önemli şeyi bir cümleyle yeniden söyle. Yazıda tekrar gereksiz görünebilir; konuşmada, ortada kaybolan dinleyiciyi yeniden yakalamanın yolu.

Karar noktası — hikâyeyle mi, sonuçla mı başlamalı

Sonucu başa almak her zaman en iyi yol mu? Bazı durumlarda dinleyicinin önce bağlamı duyması gerekiyor. Beklenmedik ya da kabul edilmesi zor bir kararı, hiçbir hazırlık yapmadan ilk cümlede söylemek, dinleyicinin geri kalan her şeyi o kararın gölgesinde duymasına yol açabiliyor.

Önerilen yol, çerçevenin içine hem sonucu hem de bağlamın varlığını koymak. "Bugün size zor bir karar anlatacağım: bölümümüz önümüzdeki yıl iki ekibe ayrılıyor. Önce bu karara nasıl varıldığını anlatacağım, sonra sizin için ne değişeceğini" gibi bir açılış, sonucu saklamıyor ama dinleyiciye bağlamın geleceğini söylüyor.

Karar şu ölçütlere bakıyor: dinleyicinin en çok neyi merak ettiği, kararın ne kadar beklenmedik olduğu ve dinleyicinin bağlam olmadan kararı yanlış anlama olasılığı. Merak edilen şey bir karar ya da bir istekse, o başa gelmeli. Bağlam kararı anlamak için gerekliyse, varlığı çerçevede söylenmeli ve kararın hemen ardından verilmeli.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu dersteki bulguların çoğu, sözcük listeleri, yapay metinler ya da kısa bilimsel anlatımlarla laboratuvarda elde edildi. Gerçek bir toplantıda dinleyicilerin konuya ilgisi, konuşanla ilişkileri ve kendi kaygıları da neyin hatırlanacağını etkiliyor.

Sonucu başa alma ilkesi her kültürde ve her ilişkide aynı biçimde karşılanmıyor. Seride yüksek bağlamlı iletişimde doğrudan bir açılışın kaba ya da aceleci bulunabileceği ele alınmıştı. Böyle bir ortamda çerçeve daha yumuşak kurulabilir, ama dinleyicinin neyi dinlediğini bilme ihtiyacı ortadan kalkmıyor.

Yapı bir araç, bir amaç değil. Her konuşmayı aynı dört parçalı iskeletle kurmak, konuşmaları mekanik ve öngörülebilir hâle getirebiliyor. Kısa bir haber, bir teşekkür ya da bir tebrik, bu iskeletin tamamını gerektirmiyor.

Son olarak, iyi yapılandırılmış bir mesaj, eksik ya da yanlış bir içeriği kurtarmıyor. Yapı, zaten doğru olan bir içeriğin dinleyiciye ulaşmasını kolaylaştırıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir konuyu yaşandığı sırayla anlatmanın, onu anlaşılır kıldığı sanılıyor.
Doğrusu

Bu sıra konuşan için doğal, dinleyici için ise çoğu zaman ters.

Yaygın yanlışSonucun konuşmanın sonunda söylenmesinin merakı canlı tutacağı düşünülüyor.
Doğrusu

Konuyu sonradan öğrenen dinleyici, ayrıntıların çoğunu bağlanacak bir yer bulamadan kaybediyor.

Yaygın yanlışKonuşmada tekrarın gereksiz olduğu varsayılıyor.
Doğrusu

Dinleyici geri dönüp okuyamadığı için, en önemli noktanın sonda yeniden söylenmesi onu yeniden yakalamanın yolu.

Yaygın yanlışAna fikri öne almanın her şeyi başa sığdırmak olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Açılış tek bir sonuç ve bir yol haritası taşımalı; ayrıntılar gövdeye ait.

Yaygın yanlışGeçiş cümlelerinin tek başına bir yapı kurduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Sözlü işaretler ancak arkalarında dinleyicinin ihtiyacına göre sıralanmış bir içerik olduğunda işe yarıyor.

Aklında kalsın

Dinleyici geri dönüp okuyamıyor; konuşmanın yapısını ancak senin verdiğin işaretlerden anlayabiliyor.

Konuyu ve sonucu başta söyle; konuyu sonradan öğrenen dinleyici ayrıntıları bağlayacak yer bulamıyor.

Uzun bir konuşmanın ortası, bilginin en kolay kaybolduğu yer; en önemli şeyi başta söyle, sonda tekrar et.

Gövdeyi kendi yaşadığın sırayla değil, dinleyicinin soruları sırasıyla kur.

Geçişleri yüksek sesle söyle; sözlü işaretler, konuşmanın başlıkları.

Zor bir kararı saklama; çerçevede hem kararı hem de bağlamın geleceğini söyle.

Yapı içeriğin yerine geçmiyor; doğru bir içeriğin dinleyiciye ulaşmasını kolaylaştırıyor.

Sonraki derse köprü

Toplantıdan sonra lider kıdemli bir temsilciye anlatımın nasıl olduğunu sordu. Temsilci yapının iyi olduğunu söyledi: ne yapılacağını hemen anlamışlardı. Ama bir şey daha ekledi: "İlk iki dakikada her şeyi anladık. Sonraki on dakika, aynı şeyi farklı cümlelerle tekrar ettin."

Lider konuşmasının kaydını dinlediğinde, temsilcinin haklı olduğunu gördü. Her maddeyi iki üç kez, her seferinde biraz farklı sözcüklerle anlatmış, uzun ve iç içe geçmiş cümleler kurmuş, "aslında", "yani", "bir şekilde" gibi sözcüklerle cümlelerini doldurmuştu. Yapı doğruydu, ama yapının içi kalabalıktı.

Kısa ve açık konuşmak dersi bu kalabalığa bakıyor: sözlü bir mesajdan neyin çıkarılabileceğine, konuşurken cümleleri nasıl kısa tutabileceğimize ve açık konuşmanın neden bir yetenekten çok bir kesme işi olduğuna.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.