Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Duymak dinlemek değil; dinleme dikkatin nereye yöneldiğine göre farklı derinliklerde gerçekleşiyor.
Onaylayıcı dinlemede yalnızca bildiğini duyarsın; olgusal dinlemede beklentine uymayanı da fark edersin; empatik dinlemede karşındakinin dünyasını görürsün.
İş yerinde iyi dinlenmek, performans, güven ve iyi olma hâli gibi birçok sonuçla ilişkili.
İyi dinleyen kişiler çoğu zaman daha etkili bulunuyor; dinleme etkinin bir parçası.
Konuşmanın ortasında seviyeni fark et ve dikkatini bir adım derine taşı.
Her konuşma en derin dinlemeyi istemiyor; seviyeyi karşındakinin bu konuşmadan ne istediğine göre seç.
Açılış
Açılış sahnesi
Genel müdürle ikinci görüşmeden çıkan destek lideri, koridorda yürürken görüşmeyi kafasında baştan oynatıyor.
İlk dakikalarda genel müdür riski kendi sözleriyle anlatırken lider aslında dinlemiyordu. Kafasında bir sonraki cümlesini kuruyordu: "Hayır, öyle demedim; risk düşüktü." Genel müdürün her cümlesi, liderin zihninde zaten hazır duran bir düzeltmeyi tetikliyordu.
Sonra bir an geldi, lider kendini durdurdu ve yalnızca dinledi. Genel müdürün sesindeki gerginliği fark etti. "Kurul bu çeyrek herkesten risk azaltma planı istiyor" cümlesini duydu. Bu cümle, liderin mesajıyla hiç ilgili değildi. Genel müdürün kendi dünyasıyla, kendi kaygısıyla ilgiliydi.
Aynı on beş dakika içinde lider iki farklı biçimde dinlemişti. İlkinde yalnızca kendi düzelteceği şeyi duymuştu. İkincisinde karşısındakinin gerçekten neyle uğraştığını.
Yol haritası
Bu derste ne olacak
İletişimin temellerini ele alan modülde mesajı gönderen tarafa baktık. Bu modül öteki yarıya geçiyor: dinlemeye. İlk ders, dinlemenin tek bir beceri değil, farklı derinliklerde gerçekleşen bir etkinlik olduğunu göstermeye çalışıyor.
Dinlemeyi dört seviyede tarif eden bir çerçeveyle başlayacağız. Ardından iş yerinde dinlemenin nelerle ilişkili olduğunu toplayan geniş bir derlemeye ve iyi dinleyen çalışanların çevrelerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu inceleyen bir çalışmaya bakacağız.
Seride savunmaya geçmeden dinlemek, eleştiri karşısında kendini koruma refleksini fark etmek olarak ele alınmıştı. Bu modül dinlemeyi daha geniş bir alana taşıyor: gündelik iş konuşmalarında, bir çalışanla, bir müşteriyle, bir yöneticiyle. Söz kesmeden dinlemek, yansıtma ve özetleme, duyguyu dinlemek ve varsayımı askıya almak modülün sonraki derslerinde ayrı ayrı işleniyor.
Koridordaki yürüyüş ve dersteki öteki sahneler kurgudur.
Sıfır noktası — duymak dinlemek değil
Bir toplantıda herkes birbirini duyuyor. Sözcükler odada dolaşıyor, kulaklara ulaşıyor. Ama duymak, sesin algılanması; dinlemek ise bu sesin anlamına yönelmek, onu karşı tarafın niyetiyle, kaygısıyla, bağlamıyla birlikte almaya çalışmak.
Dinlemenin ne kadar derin olduğu, dinleyenin dikkatinin nereye yöneldiğine bağlı. Dikkat kendi cevabına yönelmişse, karşıdakinin sözleri yalnızca bir cevabı tetikleyen işaretler oluyor. Dikkat karşıdakinin söylediği olgulara yönelmişse, bilgi alınıyor ama kişinin kendisi gözden kaçabiliyor. Dikkat karşıdakinin bakış açısına yönelmişse, kişinin dünyası görünür hâle geliyor.
Mekanizma — dört seviye
Dinlemenin derinliklerini tarif eden en bilinen çerçevelerden biri, örgütsel öğrenme üzerine çalışan bir yazardan geliyor.
Bu çerçeve dört seviyeyi ayrı adlarla anıyor. Burada ilk üçünü günlük liderlik diliyle tanımlıyoruz; dördüncüsü, iki tarafın birlikte yeni bir fikre ulaştığı anlar olarak daha nadir yaşanıyor.
Açılıştaki görüşmenin ilk dakikaları onaylayıcı dinlemeydi: lider yalnızca düzelteceği yanlışı duyuyordu. Kendini durdurduğu an, olgusal dinlemeye geçti. Genel müdürün sesindeki gerginliği ve kurulun baskısını fark ettiği anda ise empatik dinlemeye yaklaştı.
İş yerinde dinlemenin karşılığı
Dinleme çoğu zaman bir nezaket olarak düşünülüyor. Araştırmalar onun iş sonuçlarıyla da ilişkili olduğunu gösteriyor.
Model — kendi seviyeni fark etmek
Dinleme seviyelerini bilmenin asıl yararı, bir konuşmanın ortasında hangi seviyede olduğunu fark edebilmek. Bu, dört basit işaretle yapılabiliyor.
Kafanda cevap kuruyorsan, onaylayıcı dinleme seviyesindesin. Karşındaki henüz sözünü bitirmemişken zihninde "evet ama" cümlesi hazırlanıyorsa, dikkatin kendi cevabında.
Karşındakinin söylediği bir olgu seni şaşırttıysa, olgusal dinlemeye geçmişsin. Beklentine uymayan bir bilgi fark etmek, dinlemenin derinleştiğinin ilk işareti.
Karşındakinin neden bunu önemsediğini merak ediyorsan, empatik dinlemeye yaklaşıyorsun. "Bu konu onun için neden bu kadar önemli?" sorusu zihninde belirmişse, dikkatin kişiye yönelmiş demektir.
Konuşmanın sonunda iki tarafın da başlangıçta aklında olmayan bir fikir ortaya çıktıysa, dördüncü seviyeye dokunmuşsun.
Seviyeyi fark ettikten sonra yapılacak şey basit: dikkati bir adım derine taşı. Cevabını kurduğunu fark ettiğinde, bir sonraki cümlede yalnızca bir olguya odaklan. Olguları duyduğunda, bir soru sor: "Bu seni en çok hangi açıdan zorluyor?"
Karar noktası — hangi seviye yeterli
Her konuşma aynı derinlikte dinleme istemiyor. Bir bilgi sorusu olgusal dinlemeyle yeterince karşılanabilir. Bir kaygı, bir çatışma, ağır sonuçları olan bir seçim ise daha derin bir dinleme gerektirir.
Ayırt edici soru, karşındaki bu konuşmadan ne istiyor? Bir bilgi mi, bir karar mı, yoksa anlaşılmak mı? Bilgi istiyorsa, olguları doğru al ve hızlı cevap ver. Karar istiyorsa, kararın arkasındaki kaygıları duy. Anlaşılmak istiyorsa, cevap vermeden önce bakış açısını gerçekten anladığını göster.
Önerilen yol, konuşmanın ilk dakikasında bu soruyu kendine sormak. Emin değilsen, doğrudan sor: "Bunu konuşurken senin için en önemli şey ne olur: hızlı bir cevap mı, yoksa birlikte düşünmek mi?"
İleri katman
Sınırlılıklar ve eleştiri
Dinleme seviyeleri çerçevesi sezgisel olarak ikna edici, fakat deneysel olarak sınanmış bir model değil. Seviyelerin birbirinden ne kadar net ayrıştığı ve bir kişinin hangi seviyede dinlediğinin nasıl ölçüleceği açık bir soru.
İş yerinde dinleme araştırmalarının önemli bir kısmı dinlemeyi konuşanın algısıyla ölçüyor. Bu, dinleyenin gerçekte ne yaptığını değil, konuşanın nasıl hissettiğini gösteriyor. İyi dinlendiğini hisseden biri, her zaman gerçekten anlaşılmış olmayabilir.
Dinlemenin kültürel biçimleri de farklı. Bazı ortamlarda göz teması ve sık onay sesleri dikkatin işareti sayılırken, başka ortamlarda sessizlik ve bakışı kaçırmak saygı ifadesi olabiliyor. Dinleme davranışlarını tek bir kalıba sokmak yanıltıcı olabilir.
Son olarak, derin dinleme zaman ve enerji istiyor. Bir liderin her konuşmada en derin seviyede dinlemesi hem mümkün değil hem de gerekli değil. Asıl beceri, hangi konuşmanın hangi derinliği gerektirdiğini ayırt edebilmek.
Yanılgılar
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışDuymanın dinlemek olduğu sanılıyor.
Doğrusu
Sözcükleri algılamak, karşı tarafın ne demek istediğini anlamakla aynı şey değil.
Yaygın yanlışDinleme bir aç kapa düğmesi gibi düşünülüyor.
Doğrusu
Dinleme, dikkatin nereye yöneldiğine göre farklı derinliklerde gerçekleşiyor.
Yaygın yanlışDinlemenin pasif bir etkinlik olduğu ve etkiyi azalttığı varsayılıyor.
Doğrusu
İyi dinleyen kişiler çoğu zaman daha etkili bulunuyor.
Yaygın yanlışHer konuşmanın en derin seviyede dinlenmesi gerektiği düşünülüyor.
Doğrusu
Bazı konuşmalar yalnızca doğru ve hızlı bir olgu bekliyor.
Yaygın yanlışDinleme davranışlarını göstermenin dinlemek için yeterli olduğu sanılıyor.
Doğrusu
Dinlemenin asıl kanıtı, söylenenin bir şeyi değiştirmesi.
Özet
Aklında kalsın
Duymak dinlemek değil; dinleme dikkatin nereye yöneldiğine göre farklı derinliklerde gerçekleşiyor.
Onaylayıcı dinlemede yalnızca bildiğini duyarsın; olgusal dinlemede beklentine uymayanı da fark edersin; empatik dinlemede karşındakinin dünyasını görürsün.
İş yerinde iyi dinlenmek, performans, güven ve iyi olma hâli gibi birçok sonuçla ilişkili.
İyi dinleyen kişiler çoğu zaman daha etkili bulunuyor; dinleme etkinin bir parçası.
Konuşmanın ortasında seviyeni fark et ve dikkatini bir adım derine taşı.
Her konuşma en derin dinlemeyi istemiyor; seviyeyi karşındakinin bu konuşmadan ne istediğine göre seç.
Sıradaki ders
Sonraki derse köprü
Dinleme notlarını tutmaya başladıktan bir hafta sonra lider, notlarında tekrar eden bir işaret fark etti. Görüşmelerin çoğunda, karşısındaki kişi bir cümlenin ortasındayken söze giriyordu. Bazen bir soruyla, bazen bir cevapla, bazen de yalnızca "evet, evet, anlıyorum" diyerek.
Bu araya girişlerin hiçbiri kötü niyetli değildi. Çoğu zaman yardım etmek, konuşmayı hızlandırmak ya da ilgilendiğini göstermek istiyordu. Ama notlar, söze girdiği her seferde karşısındakinin konuyu değiştirdiğini ya da cümlesini hiç bitirmediğini gösteriyordu.
Dinleme seviyesini fark etmek bir adımdı. Daha basit ama daha zor olan adım, karşındakinin sözünü bitirmesine izin vermekti.
Söz kesmeden dinlemek dersi bu adıma bakıyor. Söz kesmenin neden bu kadar yaygın olduğu, farklı söz kesme biçimlerinin konuşmada neyi değiştirdiği ve bir liderin kendi araya girme alışkanlığını nasıl fark edip azaltabileceği orada ele alınıyor.
Anlamadığın bir yer mi var?
Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.