İçeriğe geç

L2.16-04·Etkileme ve İkna

Karşılıklılık ve bağlılık

orta2.435 kelime≈ 16 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Gördüğü iyiliğin karşılığını ödemek, insanın derin bir eğilimi.

Samimi bir destek, hesaplanmış bir iyilikten daha güçlü bir karşılık yaratır.

Yaptığın iyiliği hatırlatma; hatırlatılan iyilik bir faturaya dönüşür.

Küçük ve özgürce atılmış bir adım, daha büyük bir bağlılığın kapısını açabilir.

Küçük adımın ardından büyük bir istek geleceğini gizleme.

Karşılık verme eğilimi, kişiden hoşlanmanın bile önüne geçebilir.

Güç farkı olan ilişkilerde, karşılıklılık bir borç ve baskı duygusuna dönüşebilir.

Açılış sahnesi

Bölgenin en uzak şubesi, ortak listeyi en isteksiz kullanan şubeydi. Birim müdürü o şubeyi telefonla ararken elinde ne hazır bir gerekçe vardı ne de anlatacak bir öykü. Telefonu açan şube müdürü, daha birim müdürü konuya gelmeden şunu söyledi: "Kışın personelimiz hastalanınca iki gün temsilcinizi göndermiştiniz. O iki gün olmasa şubeyi açık tutamazdık." Birim müdürü o yardımı neredeyse unutmuştu.

Birim müdürü listeyi anlattığında şube müdürü itiraz etmedi. "O kış yalnız kalmamıştık," dedi. "Şimdi sıra bizde; listeye bizden de tam kayıt gelecek." Ertesi hafta o şubenin temsilcileri listeyi eksiksiz doldurmaya başladı. Birim müdürü, bu kez işe yarayanın ne sayılar ne de duygusal bir anlatı olduğunu fark etti; aylar önce karşılık beklemeden verilmiş bir yardımın hatırlanmasıydı.

Ama birim müdürünü düşündüren bir şey daha vardı. Şube müdürü o yardımın karşılığını ödediğini hissediyordu; peki o yardım bir yatırım gibi, ileride bir şey istemek için yapılmış olsaydı ve şube müdürü bunu bilseydi, aynı karşılığı verir miydi? Birim müdürü, karşılıklılığın gücünün, yardımın samimi olmasına ne kadar bağlı olduğunu merak etti.

Bu derste ne olacak

Modülün önceki derslerinde etkilemenin genel haritasını, mantıksal iknayı ve duygusal etkilemeyi ele aldık. Bu dersin konusu iki sosyal mekanizma: görülen iyiliğin karşılığını ödeme eğilimi ve özgürce atılmış küçük bir adımın zamanla daha geniş bir bağlılığa büyüyebilmesi.

Bu iki mekanizma, insan ilişkilerinin çok eski ve derin parçaları. Bir iyiliğe karşılık vermek, toplulukların birlikte yaşamasını sağlayan bir norm; küçük bir adımı atan kişinin kendini o adımla tutarlı görmek istemesi ise insanların kimliklerini koruma biçiminin bir parçası. Liderler bu mekanizmaları kullanarak güçlü ilişkiler kurabiliyor; ama aynı mekanizmalar, bir baskı ve manipülasyon aracına da dönüşebiliyor.

Seride liderliğin karşılıklı bir ilişki olduğu, lider ile izleyenlerin birbirini şekillendirdiği ayrıca işlenmişti; burada söz konusu olan, daha dar bir anlamda bir iyiliğe karşılık verme eğilimi. Güven modülünde de algılanan destek, yani çalışanların kurumun kendilerine değer verdiğine dair algısı, bağlılıkla ilişkilendirilmişti. Bu ders o fikirleri etkileme açısından ele alıyor.

Dayandığımız iki klasik deney, bu mekanizmaları ölçüyor. Biri, küçük bir iyiliğin, iyiliği yapan kişinin sonraki isteğine uyulmasını nasıl artırdığını. Öbürü, küçük bir isteği kabul eden kişilerin daha sonra daha büyük bir isteği kabul etme olasılığının nasıl arttığını.

Uzak şube, kış aylarındaki yardım ve dersteki öbür olaylar kurgu. Regan'ın ve Freedman ile Fraser'ın deneyleri hakemli sosyal psikoloji dergilerinde yer aldı.

Sıfır noktası — iyilik bir borç duygusu yaratır

Bir iyilik gören kişi, onun karşılığını ödemek zorunda hissediyor. Bu duygu çoğu zaman bilinçli bir hesap değil; bir iyilik alındığında, onu karşılıksız bırakmak rahatsız edici geliyor. Bu norm, toplulukların birbirine güvenmesini ve yardımlaşmasını sağlıyor: bugün yardım eden, yarın yardım alacağını biliyor.

İş yerinde bu norm, ilişkilerin görünmez bir altyapısı. Bir meslektaşa zor bir anında yardım eden, bir birime ihtiyaç duyduğu bir bilgiyi sağlayan, bir ekibin yükünü paylaşan bir lider, çoğu zaman farkında olmadan bir iyilik birikimi yaratıyor. Bu birikim, ileride bir işbirliğine ihtiyaç duyulduğunda, bir argümandan ya da bir emirden daha güçlü bir kapı açabiliyor.

Ama aynı norm bir tuzak da taşıyor. Bir iyilik, karşılık beklemek için yapıldığında ve karşı taraf bunu fark ettiğinde, iyilik bir borç senedine dönüşüyor. Karşı taraf karşılık verebilir, ama isteksizce ve kendini sıkıştırılmış hissederek. Karşılıklılığın bir ilişkiyi güçlendirmesi ile bir baskı aracına dönüşmesi arasındaki fark, iyiliğin samimiyetinde.

Mekanizma — küçük bir iyilik, büyük bir karşılık

Bir iyiliğin, onu yapan kişinin sonraki isteklerine uyulmasını nasıl etkilediği, klasik bir deneyde incelendi.

Mekanizma — küçük adım, büyük bağlılık

İnsanların küçük bir taahhütten sonra daha büyük bir isteği kabul etme eğilimi, bir saha deneyinde ölçüldü.

Model — karşılık beklemeden ver, küçük ve özgür bir adım öner, açık ol

Karşılıklılığı ve bağlılığı, bir baskı aracına dönüştürmeden kullanmak, üç adımda kurulabiliyor.

Karşılık beklemeden ver. Meslektaşlarına, başka birimlere ve ekibine, zor anlarında gerçek bir destek ver. Bu desteği bir yatırım gibi hesaplama; karşılığında bir şey isteme ve ileride onu hatırlatma. Samimi bir iyilik, karşı tarafta hesaplanmış bir iyilikten çok daha güçlü ve kalıcı bir karşılık isteği yaratıyor; hesaplandığı fark edilen bir iyilik ise tersine bir güvensizlik yaratıyor.

Küçük ve özgür bir adım öner. Bir değişikliği benimsetmek istediğinde, karşı taraftan önce küçük ve kolayca geri dönülebilir bir adım iste: bir hafta denemek, bir toplantıya katılmak, bir fikri değerlendirmek. Bu adımın gerçekten özgür olduğundan emin ol; karşı taraf hayır diyebilmeli. Küçük adım, karşı tarafın değişikliği kendi deneyimiyle değerlendirmesini sağlıyor.

Açık ol. Küçük adımın ardından daha büyük bir isteğin geleceğini biliyorsan, bunu gizleme. Karşı tarafa bütün resmi göster: şimdi küçük bir deneme istiyorsun, ama sonunda daha geniş bir değişiklik hedefliyorsun. Açıklık, küçük adımı bir tuzak olmaktan çıkarıyor; kişi bağlılığını, sonradan kandırıldığını düşünmeden büyütebiliyor.

Karar noktası — hatırlatmak mı, beklemek mi

Geçmişte karşılıksız destek vermiş ve şimdi bir ricası olan lider iki yol arasında kalıyor. Geçmişteki desteği hatırlatmak, karşı tarafın karşılık verme isteğini güçlendirebilir; ama aynı zamanda desteğin bir yatırım olduğu izlenimini yaratıyor ve karşı tarafı bir borç ödüyormuş gibi hissettirebiliyor. Hiç hatırlatmamak ise desteğin samimiyetini koruyor; ama karşı taraf desteği unutmuş olabilir ve istek, bir argüman ya da bir ilişki olmadan tek başına kalabilir.

Burada ölçü, karşı tarafın desteği ne kadar hatırladığı ve ilişkinin niteliği. Güçlü ve sürekli bir ilişkide, destek zaten hatırlanıyor ve onu hatırlatmak gereksiz, hatta zararlı. Zayıf ya da seyrek bir ilişkide ise desteğin kendisinden değil, ilişkinin kendisinden söz etmek daha yerinde olabilir: "Geçen yıl birlikte iyi bir iş çıkarmıştık; bu kez de birlikte çalışmak isterim."

Böyle bir durumda kendine şunu sor: bu desteği bugün dile getirirsem, karşı taraf onu bir hatırlatma mı yoksa bir fatura mı olarak duyar? Fatura olarak duyacaksa, dile getirme; isteğini kendi gerekçesiyle sun.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Karşılıklılık ve küçük adım üzerine klasik deneyler, çoğunlukla tek seferlik ve kısa süreli etkileşimlerle, küçük iyilikler ve küçük isteklerle yapıldı. İş yerinde uzun süreli ilişkilerde, bu mekanizmalar ilişkinin geçmişi, güç farkları ve kurum kültürüyle iç içe geçiyor; aynı etkinin aynı biçimde ortaya çıkacağını varsaymamak gerekiyor.

Klasik deneylerin bazıları, katılımcıların belirli bir grubuyla, örneğin yalnız erkek katılımcılarla yapıldı ve sonraki araştırmalar bu etkilerin gücünün koşullara göre değiştiğini tartıştı. Küçük adım etkisinin, kişinin ilk adımı ne kadar özgürce attığına ve iki istek arasındaki ilişkiye bağlı olduğu da ileri sürüldü. Bu yüzden bu mekanizmalar, her durumda işleyen tekniklerden çok, belirli koşullarda güçlenen eğilimler olarak görülmeli.

Karşılıklılık, güç farkı olan ilişkilerde farklı işliyor. Bir yöneticinin bir çalışana yaptığı iyilik, çalışanda bir borç duygusu yaratabilir ve çalışanın itiraz etmesini ya da hayır demesini zorlaştırabilir. Bu yüzden bir liderin ekibine karşılık beklemeden verdiği destek bile, çalışanların özgürce hayır diyebileceği bir ortamda verilmeli.

Son olarak, bu mekanizmaların manipülasyon için kullanılması kolay. Karşılık beklemek için yapılan iyilikler, büyük isteği gizleyen küçük adımlar, ilişkiyi güçlendirmek yerine onu bir hesaba çeviriyor. Bir sınama yolu var: mekanizmanın nasıl işlediğini masanın öbür yanındaki kişiye anlatsan, o kişi yine aynı adımı atar mıydı? Etiğin sınırları, modülün kapanışında ayrıca tartışılacak.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışKarşılık beklemeden yardım etmenin bir kayıp olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Samimi bir destek, ileride işbirliği için güçlü bir zemin oluşturuyor.

Yaygın yanlışYapılan bir iyiliği hatırlatmanın karşılık almayı kolaylaştıracağı düşünülüyor.
Doğrusu

Hatırlatılan iyilik çoğu zaman bir fatura gibi duyuluyor ve karşı tarafta kandırılmışlık duygusu yaratıyor.

Yaygın yanlışKarşılıklılığın bir hoşlanma meselesi olduğu varsayılıyor.
Doğrusu

Karşılık verme eğilimi, kişiden hoşlanmanın etkisinden bağımsız olarak da işleyebiliyor.

Yaygın yanlışKüçük bir adımın her zaman daha büyük bir bağlılığa yol açacağı sanılıyor.
Doğrusu

Etki, adımın özgürce atılmasına ve iki istek arasındaki ilişkiye bağlı; zorla atılan bir adım bağlılık yaratmıyor.

Yaygın yanlışBüyük bir isteği küçük bir denemenin arkasına gizlemenin zararsız olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Gizlenen istek fark edildiğinde, bütün sonraki isteklere karşı bir güvensizlik doğuruyor.

Aklında kalsın

Gördüğü iyiliğin karşılığını ödemek, insanın derin bir eğilimi.

Samimi bir destek, hesaplanmış bir iyilikten daha güçlü bir karşılık yaratır.

Yaptığın iyiliği hatırlatma; hatırlatılan iyilik bir faturaya dönüşür.

Küçük ve özgürce atılmış bir adım, daha büyük bir bağlılığın kapısını açabilir.

Küçük adımın ardından büyük bir istek geleceğini gizleme.

Karşılık verme eğilimi, kişiden hoşlanmanın bile önüne geçebilir.

Güç farkı olan ilişkilerde, karşılıklılık bir borç ve baskı duygusuna dönüşebilir.

Sonraki derse köprü

Ortak liste bütün bölgede kullanılır hâle geldikten sonra, bölge müdürü bir adım daha atmaya karar verdi: kâğıt liste yerine, iade başvurularını adım adım yönlendiren bir dijital form. Birim müdürü bu değişikliği kendi şubesinde başlatmakla görevlendirildi. Ama bu kez direnç, beklemediği bir yerden geldi: listeyi en çok savunan kıdemli temsilci, dijital forma karşı çıktı. "Kâğıt liste çalışıyordu," dedi. "Neden bozuyoruz?"

Birim müdürü, kıdemli temsilcinin direncini anlamakta zorlandı. Temsilci ne yeniliğe kapalı biriydi ne de listeye karşıydı; aksine listenin en büyük savunucusuydu. Direnci anlamak dersi bu duruma bakıyor: insanların bir değişikliğe neden direndiğine, direncin çoğu zaman bir bilgi taşıdığına ve bir liderin direnci bastırmak yerine onu anlamaya ve ondan öğrenmeye nasıl yönelebileceğine.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.