İçeriğe geç

L2.10-02·Hikâye Anlatıcılığı

Hikâye yapısı

orta2.082 kelime≈ 14 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Her hikâyenin iki sırası var: olayların sırası ve anlatımın sırası.

Anlatım sırası, dinleyicinin neyi merak edeceğini belirliyor.

Sonucu saklamak gerilim, sonucu önce söyleyip nasılı saklamak merak uyandırıyor.

Yapısı belirgin bir hikâye daha iyi anlaşılıyor ve hatırlanıyor.

Kısa bir iş hikâyesi için: an, sorun, kırılma, değişim, ders.

Kırılma anını yavaşlat, dersi kısa tut.

Yapının güzelliği için olayların doğruluğundan ödün verme.

Açılış sahnesi

Üç toplantının ardından destek lideri, aynı hikâyenin üç anlatımını yan yana yazdı. Salonu susturan ilk anlatım gece on birde, bir temsilcinin iade ekranında "onayla" düğmesine bastığı anla başlıyordu. Dinleyiciler neyin ters gideceğini bilmiyor, ama bir şeylerin ters gideceğini hissediyordu.

İkinci anlatım sabahki toplantıyla, geri alınmaya çalışılan iadelerle başlamıştı. Dinleyiciler kötü bir şey olduğunu baştan öğrenmişti ve merak ettikleri şey, bunun nasıl olduğuydu; o anlatım da işlemişti, ama farklı bir yoldan. Üçüncü anlatım ise karar kaydının sonucuyla açılmıştı: "İadelerdeki hata oranı sıfıra indi." Ardından gelen gece, çoktan çözülmüş bir sorunun geçmişine dönüşmüş, dinleyicide ne gerilim ne merak bırakmıştı.

Lider bir sonraki anlatım için kısa bir iskelet çıkardı: bir an, bir sorun, bir kırılma, bir değişim, bir ders. Hikâyeyi bu sırayla ve yüz elli kelimeye sığacak biçimde yeniden yazdı. Aynı hafta başka bir birimin toplantısında anlattığında dinleyiciler, bir sonraki cümleyi beklerken öne eğildi.

Bu derste ne olacak

Önceki ders bir liderlik hikâyesinin ne olduğunu, hangi hikâyelerin seçilebileceğini ve dinleyiciyi neden etkilediğini ele aldı. Bu ders hikâyenin iskeletine bakıyor: olayların hangi sırayla anlatıldığı ve bu sıranın dinleyicide ne uyandırdığı.

Seride kişisel yaşam hikâyesi işlenirken, bir yaşamın dönüm noktalarının ve olayları bağlayan ipliğin önemi görülmüştü. Burada aynı fikri kısa bir iş hikâyesine taşıyoruz: dakikalar içinde anlatılan bir hikâyenin başı, gerilimi, kırılması ve sonu nasıl kurulur?

Kanıt bir kuramla bir dizi deneyden geliyor. Kuram, olayların anlatılma sırasının dinleyicide gerilim, merak ya da şaşkınlık uyandırdığını öne sürüyor. Deneyler ise yapısı sağlam hikâyelerin, yapısı bozulmuş olanlardan daha iyi anlaşıldığını ve hatırlandığını gösteriyor.

Destek liderinin anlatımları ve aşağıdaki kurum örnekleri kurgu; Brewer ile Thorndyke'ın çalışmaları ise yayımlanmış araştırmalar.

Sıfır noktası — olayların sırası ile anlatımın sırası

Her hikâyenin iki sırası var. Olayların gerçekte yaşandığı sıra: önce bu oldu, sonra şu, en son bu. Bir de anlatımın sırası: anlatıcı dinleyiciye neyi önce, neyi sonra söylüyor. Bu iki sıra aynı olmak zorunda değil. Bir anlatıcı sonuçla başlayıp geriye dönebilir, ortadan başlayabilir ya da en önemli bilgiyi sona saklayabilir.

Anlatım sırası, dinleyicinin neyi bildiğini ve neyi merak ettiğini belirliyor. Sonucu bilmeyen dinleyici ne olacağını merak ediyor; sonucu bilen dinleyici bunun nasıl olduğunu merak ediyor; sonucu da nasılı da bilen dinleyici ise hiçbir şey merak etmiyor. Liderlerin iş hikâyelerinde en sık yaptığı hata, bir sunum alışkanlığıyla sonucu başa koymak ve hikâyeyi bir açıklamaya dönüştürmek.

Mekanizma — sıra, duyguyu belirliyor

Hikâyelerin neden sürükleyici olduğunu açıklamaya çalışan bir kuram, anlatım sırasını dinleyicide uyanan duygularla ilişkilendiriyor.

Hikâye yapısının yalnız duyguyu değil, hatırlamayı da etkilediğini gösteren deneyler var.

Model — an, sorun, kırılma, değişim, ders

Bir iş ortamında anlatılan kısa bir hikâye, beş parçalı bir iskeletle kurulabilir. Her parça birkaç cümleden oluşabilir ve bütün hikâye iki üç dakikayı geçmeyebilir.

An. Hikâye belirli bir zamanda ve yerde başlar; saat, oda ve orada bulunan kişi söylenir. Bu açılış dinleyiciyi hikâyenin içine alır ve onun bir açıklama değil, yaşanmış bir olay olduğunu söyler.

Sorun. Kahramanın karşısına bir engel, bir tehdit ya da bir seçim çıkar. Sorun, hikâyenin gerilim noktasıdır; dinleyici burada neyin tehlikede olduğunu anlar ve ne olacağını merak eder.

Kırılma. Kahraman bir şey yapar ya da bir şey fark eder ve olayların yönü değişir. Kırılma hikâyenin kalbidir; bir karar, bir hata, bir sezgi, bir cesaret anı olabilir.

Değişim. Kırılmanın sonucu anlatılır: ne değişti, kim etkilendi, hangi yeni durum ortaya çıktı? Bu kısım kısa tutulur; sonuç, gerilimin çözülmesidir.

Ders. Hikâye, dinleyicinin yarın nerede işine yarayacağını gösteren tek cümleyle kapanır. Ders hikâyenin kendisinden kısadır ve onu bugüne bağlar.

Bu iskelet bir kural değil, bir başlangıç noktası. Anlatıcı, merak uyandırmak için değişimle başlayıp geriye dönebilir; ama bunu bilinçli bir seçim olarak yapmalı, sunum alışkanlığıyla değil.

Karar noktası — kronolojik mi, kurgulanmış mı

Hikâyeyi olayların yaşandığı sırayla mı anlatmalı, yoksa bir etki yaratmak için sırayı değiştirmeli mi? Kronolojik anlatım anlaşılır ve dürüst görünüyor; dinleyici olayları doğal akışıyla izliyor. Ama sıradan bir kronoloji, dinleyiciyi gerilim noktasına geç ulaştırabiliyor ve önemli olmayan ayrıntılarla oyalıyor.

Kurgulanmış bir anlatım, örneğin gerilim noktasıyla başlayıp geriye dönmek ya da sonucu önce söyleyip nasılını anlatmak, dinleyicinin dikkatini baştan yakalıyor. Ama bu anlatım, olayların nedenselliğini karıştırabilir ve dinleyicinin kafasında bir zaman karmaşası yaratabilir.

Seçim, dinleyicinin neye ihtiyaç duyduğuna bakarak yapılabilir. Dinleyici olayları ilk kez duyuyorsa ve nedenselliği anlaması önemliyse, kronolojiye yakın kal ama başlangıcı gerilim noktasına yaklaştır. Dinleyici sonucu zaten biliyorsa, örneğin herkesin duyduğu bir kriz ya da bir başarı, sonuçla başlayıp "ama bunun nasıl olduğunu çok azımız biliyor" diyerek merakı kullan.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Hikâye yapısı üzerine yapılan araştırmaların çoğu, eğlence amaçlı kısa öykülerle ve laboratuvar ortamında yapıldı. İş ortamında, bir liderin ekibine anlattığı kısa ve gerçek hikâyelerde anlatım sırasının etkisi doğrudan ölçülmüş değil; bu ders, genel bulguları iş hikâyelerine bir çıkarımla taşıyor.

Hikâye yapıları kültürden kültüre değişiyor. Bu derste önerilen iskelet, bir kahramanın bir sorunla karşılaşıp onu aştığı, dönüm noktası belirgin bir yapıya dayanıyor. Bazı anlatı gelenekleri ise döngüsel, çok sesli ya da çözümsüz biten hikâyeleri tercih ediyor. Farklı kültürlerden gelen ekiplerle çalışan liderler, tek bir yapının evrensel olduğunu varsaymamalı.

Yapının kendisi de bir tuzak olabilir. Bir olayı iyi bir hikâye yapısına oturtma isteği, anlatıcıyı olayları basitleştirmeye, bazı ayrıntıları atlamaya ya da bir kırılma anını olduğundan daha belirgin göstermeye itebilir. Gerçek olaylar çoğu zaman bir hikâye kadar düzgün değil; anlatıcı, yapının güzelliği için olayın doğruluğundan vazgeçmemeli.

Son olarak, hikâye yapısını öğrenen liderler zaman zaman her iletişimi bir hikâyeye dönüştürmeye çalışıyor. Bazı mesajlar, örneğin bir süreç değişikliği ya da bir teknik talimat, hikâyeden çok açık ve düz bir anlatımı hak ediyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışBir hikâyeyi olayların yaşandığı sırayla anlatmanın her zaman en iyisi olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Anlatım sırası, dinleyicinin neyi merak edeceğini belirliyor ve bilinçli seçilmeli.

Yaygın yanlışSonucu başa koymanın hikâyeyi daha anlaşılır yaptığı düşünülüyor.
Doğrusu

Sonuç başa konup nasılı merak uyandırmıyorsa, gerilim de merak da kayboluyor.

Yaygın yanlışUzun ve ayrıntılı bir hikâyenin daha etkili olduğu varsayılıyor.
Doğrusu

Kırılma anını gölgeleyen ayrıntılar dinleyicinin dikkatini dağıtıyor.

Yaygın yanlışDersin hikâyeden uzun anlatılmasının onu daha iyi yerleştirdiği sanılıyor.
Doğrusu

Uzun bir ders hikâyeyi gölgede bırakıyor ve dinleyici ikisini de unutuyor.

Yaygın yanlışGerilim yaratmak için olayları biraz abartmanın zararsız olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Olayları yaşamış olanlar abartıyı fark ediyor ve güven zedeleniyor.

Aklında kalsın

Her hikâyenin iki sırası var: olayların sırası ve anlatımın sırası.

Anlatım sırası, dinleyicinin neyi merak edeceğini belirliyor.

Sonucu saklamak gerilim, sonucu önce söyleyip nasılı saklamak merak uyandırıyor.

Yapısı belirgin bir hikâye daha iyi anlaşılıyor ve hatırlanıyor.

Kısa bir iş hikâyesi için: an, sorun, kırılma, değişim, ders.

Kırılma anını yavaşlat, dersi kısa tut.

Yapının güzelliği için olayların doğruluğundan ödün verme.

Sonraki derse köprü

Hikâyenin yeni anlatımı iyi karşılandı, ama bir toplantıda finans biriminden bir yönetici sorusunu açıkça sordu: "Güzel bir hikâye, ama bu tek bir gece. Karar kaydının gerçekten işe yaradığını nereden biliyoruz? Rakamlar ne diyor?" Lider rakamları biliyordu: iade hatalarındaki düşüş, geri alınan işlemlerin sayısı, müşteri şikâyetlerindeki değişim. Ama bunları hikâyeye nasıl katacağını bilmiyordu; sayılar gelince hikâye dağılıyor, hikâye gelince sayılar kayboluyordu.

Veri ile hikâye dersi bu gerilimi ele alıyor: tek bir hikâyenin ne zaman bir örnek, ne zaman bir istisna olduğuna, sayıların bir hikâyeye nasıl anlam katabileceğine, bir hikâyenin sayıları nasıl akılda kalır kılabileceğine ve ikisini birbirini gölgelemeden nasıl bir araya getirebileceğimize.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.