Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Benzetmeyle akıl yürütmek, yeni bir sorunu bilinen bir soruna benzeterek çözmek. Hızlı ve çoğu durumda yeterli, ama yüzeysel benzerlikler yanlış çözümleri doğru gibi gösterebiliyor.
Birinci ilkelerle düşünmek, bir sorunu temel gerçeklerine ayırıp çözümü onlardan yeniden kurmak. Yavaş ve zahmetli, ama benzetmenin atladığı şeyi görebiliyor.
Birinci ilkelerle düşünmenin en değerli adımı, gerçek kısıtları alışkanlık kısıtlarından ayırmak. Bir kısıtın neden var olduğunu ve kaldırılırsa ne olacağını sor.
Her kısıtı sorgula, ama nedenini anlamadan kaldırma. Kimsenin hatırlamadığı bir kural, gerçek bir sorunun izini taşıyor olabilir.
Tek bir tanıdık benzetmeye yaslanma. Benzer durumlardan oluşan geniş bir referans sınıfı, tek bir örnekten daha güvenilir sonuçlar veriyor.
İyi benzetmeler kendiliğinden akla gelmiyor. Onları bilinçli olarak ara, özellikle de uzak alanlarda.
İki düşünme biçimini birlikte kullan. Benzetmeden ve temel parçalardan gelen çözümler aynı yere çıkıyorsa güven artıyor, farklı yerlere çıkıyorsa aradaki fark kararın en önemli bilgisi.
Açılış sahnesi
Bir ilçe devlet hastanesinin otoparkı her sabah dolup taşıyor. Hastalar park yeri bulamadığı için randevularına geç kalıyor, ambulans girişi zaman zaman kapanıyor.
Hastane yönetimi toplantıya oturuyor ve çözüm neredeyse hemen ortaya çıkıyor. Şehrin öbür ucundaki eğitim hastanesi iki yıl önce çok katlı bir otopark yaptırmış ve sorunu çözmüştü. Aynısı burada da yapılabilirdi.
Bir fizibilite raporu hazırlanıyor. Otoparkın maliyeti hastanenin iki yıllık yatırım bütçesine denk.
Toplantıda hastanenin yeni başhekim yardımcısı bir soru soruyor: otoparkta sorun tam olarak ne zaman oluyor?
Veriler çıkarılıyor. Otopark gün boyunca değil, sabah sekiz ile on arasında doluyordu; öğleden sonra yarısı boş duruyordu.
Neden sabah? Poliklinik randevularının neredeyse tamamı sabah saatlerine yığılmıştı, çünkü randevu sistemi yıllar önce öyle kurulmuş ve hiç değiştirilmemişti.
Başhekim yardımcısı soruyu bir adım daha ileri götürüyor. Aslında ihtiyaç otopark mı, yoksa hastaların zamanında muayene olması mı?
Randevular gün içine yayılıyor. Sabah yığılması azalıyor, otopark sorunu büyük ölçüde çözülüyor. Maliyet, birkaç haftalık bir yazılım ayarı ve poliklinik saatlerinin yeniden düzenlenmesi.
Yönetim ilk toplantıda bir benzetmeyle düşünmüştü: başka bir hastane otopark sorununu otoparkla çözmüştü. Başhekim yardımcısı ise sorunu parçalarına ayırmıştı: kaç araç, hangi saatte, neden?
Konumuz bu iki düşünme biçimi: benzeterek düşünmek ve sorunu temel parçalarından yeniden kurmak. Hangisinin ne zaman işe yaradığı ve bir liderin ikisi arasında nasıl geçiş yapabileceği.
Bu derste ne olacak
Önceki derste bilişsel önyargılar ele alındı ve birçoğunun ortak bir kaynağı olduğu görüldü: yeni bir durumu geçmişte karşılaşılan bir duruma benzetmek.
Bu ders benzetmenin yerine konabilecek bir düşünme biçimine bakıyor. Ama benzetmeyi bir hata olarak değil, güçlü ve çoğu zaman vazgeçilmez bir araç olarak ele alıyor.
Önce iki düşünme biçimini tanımlayacağız. Sonra birinci ilkelerle düşünmenin en önemli adımına, gerçek kısıtları alışkanlıktan doğan kısıtlardan ayırmaya odaklanacağız.
Ardından benzetmenin nasıl daha iyi kullanılabileceğine bakacağız. Araştırmalar, tek bir benzetmeye yaslanmanın tehlikeli olduğunu ama birçok benzetmeyi birlikte kullanmanın iyi sonuç verebildiğini gösteriyor.
Model, iki düşünme biçimini birlikte kullanan bir yöntem öneriyor. Karar noktasında, yeni atanan bir liderin devraldığı uygulamaları ne zaman baştan kurması, ne zaman olduğu gibi bırakması gerektiğini soracağız.
Hastaneler, fabrikalar ve kişiler bu dersin anlatısında kurgusal olarak yer alıyor. Bir kurumun uzun süredir sürdürdüğü bir uygulamanın gereksiz olduğunu tanınabilir bir kuruma yakıştırmak, o kurumun çalışanlarını haksız bir eleştirinin hedefi yapabilirdi.
Sıfır noktası — iki düşünme biçimi
Yeni bir sorunla karşılaşan biri iki yoldan birini seçebiliyor.
Açılıştaki yönetim, kendi otopark sorununu başka bir hastanenin otopark sorununa benzetmişti. Benzetme yüzeyde doğruydu: iki hastane, iki otopark, iki kalabalık. Ama iki sorunun nedeni aynı değildi.
Başhekim yardımcısının soruları birinci ilkelere doğru iniyordu. Kaç araç geliyor? Ne zaman geliyor? Neden o saatte geliyor? Asıl ihtiyaç ne?
Bu sorular benzetmenin atladığı şeyi ortaya çıkardı: sorun araç sayısında değil, araçların aynı saate yığılmasındaydı.
İki düşünme biçimi birbirine rakip değil. Benzetme hızlı, ucuz ve çoğu durumda yeterli. Birinci ilkelerle düşünmek yavaş, zahmetli ve her durumda gerekli değil.
Soru, hangisinin hangi durumda daha iyi sonuç verdiği.
Mekanizma — gerçek kısıt ile alışkanlık kısıtı
Birinci ilkelerle düşünmenin en güç ve en değerli adımı, bir sorunun etrafındaki kısıtları ayırmak. Her sorun, çözümü sınırlayan bir dizi koşulla birlikte geliyor. Bu koşulların bir kısmı gerçekten değiştirilemez; bir kısmı ise yalnızca her zaman öyle yapıldığı için değişmez sanılıyor.
Açılıştaki hastanede randevuların sabaha yığılması bir alışkanlık kısıtıydı. Kimse bunu bir kısıt olarak görmüyordu; hastanenin doğal işleyişi sanılıyordu.
Bir kısıtın hangi türden olduğunu anlamanın yolu basit bir soru: bu kısıt neden var ve kaldırılırsa ne olur?
Benzetmeyi daha iyi kullanmak
Birinci ilkelerle düşünmek güçlü, ama zahmetli. Çoğu karar için benzetme hâlâ en pratik araç. Soru, benzetmenin nasıl daha iyi kullanılacağı.
İlk sorun, iyi bir benzetmenin kendiliğinden akla gelmemesi.
İkinci sorun, akla gelen tek bir benzetmeye fazla yaslanmak. Açılıştaki yönetim, akla gelen ilk ve en tanıdık benzetmeyi kullanmıştı; başka bir hastanenin otoparkı.
Model — iki yönlü sınama
Model, önemli bir kararda iki düşünme biçimini birlikte kullanmayı öneriyor.
İlk adımda benzetmeni açıkça yaz. Bu durum neye benziyor? Hangi geçmiş durumdan hangi çözümü taşıyorum?
İkinci adımda benzetmeyi genişlet. Tek bir tanıdık örnek yerine, benzer durumlardan oluşan bir referans sınıfı kur. Bu durumların genel sonuçları ne?
Üçüncü adımda sorunu temel parçalarına ayır. Asıl ihtiyaç ne? Sorun tam olarak nerede, ne zaman ve neden oluyor? Hangi sayılar ve hangi olgular gerçekten biliniyor?
Dördüncü adımda kısıtları sırala ve her biri için sor: bu kısıt neden var ve kaldırılırsa ne olur? Gerçek kısıtları çerçeve olarak tut, alışkanlık kısıtlarını sorgula.
Beşinci adımda iki yoldan gelen çözümleri karşılaştır. Benzetmeden gelen çözüm ile temel parçalardan kurulan çözüm aynı yere çıkıyorsa, güven artıyor. Farklı yerlere çıkıyorsa, bu farkın nedeni kararın en önemli bilgisi.
Model her karar için değil. Küçük, sık ve geri dönülebilir kararlarda benzetme çoğu zaman yeterli; birinci ilkelere inmek, büyük, pahalı ve uzun süreli kararlar için ayrılmalı.
Karar noktası — devralınan uygulamalar
Yeni bir birimin yöneticisi olarak atandın. İlk haftalarda birimin işleyişinde birçok garip uygulama görüyorsun: gereksiz görünen onaylar, amacı belirsiz raporlar, açıklaması olmayan kurallar.
Birinci ilkelerle düşünmek sana bunların çoğunun alışkanlık kısıtı olduğunu söylüyor. Hepsini kaldırmak için güçlü bir istek duyuyorsun.
Ama her şeyi baştan kuran yeni müdürün hikâyesini de biliyorsun.
Önerilen yol, her uygulama için üç adım.
Önce nedenini sor. Bu uygulama ne zaman ve neden kondu? Birimde bunu bilen biri var mı?
Sonra kaldırılırsa ne olacağını düşün. Bu uygulama hangi riski önlüyor ya da önlemeye çalışıyordu? O risk hâlâ var mı?
En sonda, nedenini bulamadığın ve riskini değerlendiremediğin uygulamaları hemen kaldırma. Onları bir süre izle, ekibine sor ve anlamaya çalış. Nedenini bulduğun ve gereksiz olduğuna karar verdiğin uygulamaları ise cesaretle kaldır.
Bu yol yavaş görünebilir. Ama devralınan uygulamaların bir kısmı, kimsenin hatırlamadığı ama gerçek bir sorunun izini taşıyor. Birinci ilkelerle düşünmek, bu izi bulmayı da içeriyor.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Birinci ilkelerle düşünmek popüler iş yazınında sık sık abartılı biçimde anlatılıyor. Bir sorunu temel parçalarına ayırmak güçlü bir yöntem, ama temel parçaların hangileri olduğu her zaman açık değil ve farklı insanlar aynı sorunu farklı parçalara ayırabiliyor.
Birinci ilkelerle düşünmek zaman ve bilgi gerektiriyor. Bir alanın temel gerçeklerini bilmeyen biri, o alandaki sorunları temel parçalarına doğru biçimde ayıramıyor. Bu yüzden bu yöntem, alan bilgisinin yerini tutmuyor; onu gerektiriyor.
Benzetme ve birinci ilkeler arasındaki ayrım pratikte keskin değil. Temel parçalara ayırma sırasında bile, hangi parçaların önemli olduğuna karar verirken geçmiş deneyimlerden, yani benzetmelerden yararlanılıyor.
Referans sınıfı kurmak her zaman mümkün değil. Gerçekten yeni durumlarda, yeterli sayıda benzer örnek bulunmayabilir; bu durumda birinci ilkelere dayanmaktan başka seçenek kalmayabiliyor.
Bu ders iki düşünme biçimini tanıttı, ama hangisinin ne zaman kullanılacağına karar vermek ayrı bir beceri. Bu beceri, insanın kendi düşünmesini dışarıdan izleyebilmesini gerektiriyor ve modülün son dersinde ele alınıyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBenzetmeyle düşünmenin her zaman bir hata olduğu sanılıyor.
Benzetme hızlı, ucuz ve çoğu durumda yeterli; sorun benzetmenin kendisi değil, tek ve tanıdık bir benzetmeye fazla yaslanmak.
Yaygın yanlışBirinci ilkelerle düşünmenin her kısıtı kaldırmak olduğu düşünülüyor.
Birinci ilkelerle düşünmek her kısıtı sorgulamak demek; ama gerçek kısıtları çerçeve olarak tutmak ve alışkanlık kısıtlarını nedenlerini anlamadan kaldırmamak da bunun parçası.
Yaygın yanlışİyi bir benzetmenin kendiliğinden akla geleceği varsayılıyor.
Araştırmalar, insanların uygun bir benzetmeyi ellerinin altında olsa bile çoğu zaman fark etmediğini gösteriyor; benzetmeleri bilinçli olarak aramak gerekiyor.
Yaygın yanlışHer kararın birinci ilkelerle ele alınması gerektiği sanılıyor.
Bu yöntem zahmetli; büyük, pahalı ve uzun süreli kararlar için ayrılmalı, küçük ve geri dönülebilir kararlarda benzetme çoğu zaman yeterli.
Yaygın yanlışBir uygulamanın nedeninin bilinmemesinin, onun gereksiz olduğunu gösterdiği düşünülüyor.
Kimsenin hatırlamadığı bir uygulama, geçmişte yaşanmış gerçek bir sorunun izini taşıyor olabilir.
Aklında kalsın
Benzetmeyle akıl yürütmek, yeni bir sorunu bilinen bir soruna benzeterek çözmek. Hızlı ve çoğu durumda yeterli, ama yüzeysel benzerlikler yanlış çözümleri doğru gibi gösterebiliyor.
Birinci ilkelerle düşünmek, bir sorunu temel gerçeklerine ayırıp çözümü onlardan yeniden kurmak. Yavaş ve zahmetli, ama benzetmenin atladığı şeyi görebiliyor.
Birinci ilkelerle düşünmenin en değerli adımı, gerçek kısıtları alışkanlık kısıtlarından ayırmak. Bir kısıtın neden var olduğunu ve kaldırılırsa ne olacağını sor.
Her kısıtı sorgula, ama nedenini anlamadan kaldırma. Kimsenin hatırlamadığı bir kural, gerçek bir sorunun izini taşıyor olabilir.
Tek bir tanıdık benzetmeye yaslanma. Benzer durumlardan oluşan geniş bir referans sınıfı, tek bir örnekten daha güvenilir sonuçlar veriyor.
İyi benzetmeler kendiliğinden akla gelmiyor. Onları bilinçli olarak ara, özellikle de uzak alanlarda.
İki düşünme biçimini birlikte kullan. Benzetmeden ve temel parçalardan gelen çözümler aynı yere çıkıyorsa güven artıyor, farklı yerlere çıkıyorsa aradaki fark kararın en önemli bilgisi.
Sonraki derse köprü
Bu modül boyunca zihnin birçok çalışma biçimi ele alındı: zihinsel modeller, varsayımlar, çarpıtmalar, önyargılar, benzetmeler ve birinci ilkeler.
Her derste bir soru tekrar tekrar karşımıza çıktı, ama doğrudan sorulmadı: bir insan, kendi düşüncesinin hangi biçimde çalıştığını o anda nasıl fark edebilir?
Açılıştaki başhekim yardımcısı, toplantıda herkesin bir benzetmeyle düşündüğünü fark edip başka bir soru sormuştu. Bu fark ediş, bir sorunu çözmekten önce gelen bir adımdı: düşünmenin kendisine bakmak.
Bu adım, bu modülde anlatılan bütün araçları bir araya getiren beceri. Bir modelin, bir varsayımın ya da bir önyargının devrede olduğunu fark etmeden, hiçbir aracı kullanmak mümkün değil.
Sonraki ders modülü bu beceriyle kapatıyor: üstbiliş ve düşünce üzerine düşünmek. Orada sorulan şey, insanın kendi düşünme sürecini nasıl gözlemleyebileceği, ne bildiğini ve ne bilmediğini nasıl ayırt edebileceği ve bu becerinin nasıl geliştirilebileceği.