İçeriğe geç

L1.6-05·Duygusal Zekâ

Sosyal farkındalık

temel2.846 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Odanın hâli kişilerin hâllerinin toplamı değil. Sahibi bulunmayan bir ölçüt işliyor ve herkes ona göre davranıyor.

Düzenlilik bir kural bildirmiyor. Tekrar bir kolaylıktan da gelebiliyor ve kuralı gösteren şey tekrarın bozulduğu andaki karşılık.

Kural yalnız sapmada görünüyor. Uyulduğu sürece görünmez kalıyor ve bu yüzden okuma penceresi dar.

Sapma üretilmiyor, aranıyor. Bilerek sapmak senin odadaki konumunu ölçüm aracına çeviriyor ve ölçülen şey kural olmaktan çıkıyor.

Karşılıksız sapma da bir kayıt. En çok işe yarayan kayıt o ve en az yazılanı da o.

Düzeltmenin kaynağı ayrılıyor. Yetkisini kullanan biri talimat veriyor; birden fazla kişiden yetkisiz gelen karşılık taşıyıcısız bir kural bildiriyor.

Karşılık toplantıda gelmeyebiliyor. Koridorda, telefonda ve ara verildiğinde geliyor ve sayılmazsa okuma eksik kalıyor.

Kural cümlesinin üç parçası var. Ne yapılmıyor, kim yaptığında karşılık geliyor ve kim yaptığında gelmiyor.

Üçüncü parça kapsamı çiziyor. Yazılmadığında elde bir kural değil, odanın tarifi kalıyor.

Muafiyetin ortak yanı unvan olmak zorunda değil. İlk akla gelen unvansa bir kez daha bakılıyor, çünkü yanlış ortak yan cümleyi baştan bozuyor.

Odadakilere sormak okuma vermiyor. Kural konmadığı için kimsenin elinde bir cümle yok ve verilen cevap kendi gerekçesini taşıyor.

Bir kişinin bilinen tercihi odadan gelmiş gibi görünebiliyor. Ayrım o kişinin yokluğundan okunuyor ve yokluk yön gösteriyor, kanıt yerine geçmiyor.

Kuralı okumak onu değiştirmiyor. Kapsamını kullanmak bilgiyi odaya sokuyor, kural yerinde kalıyor ve bedeli ödeyen taraf değişmiyor.

Açılış sahnesi

Bir beton santralinde haftalık planlama toplantısı sürüyor ve masada yeni bir kişi var.

Planlama mühendisi iki hafta önce işe başladı ve ofiste çalışıyor. Toplantının akışını izliyor ve bir şey dikkatini çekiyor.

Herkes gecikmeleri bildiriyor. Kimse gecikmenin sebebini bildirmiyor.

Üçüncü toplantıda mühendis bir cümle kuruyor. Salı günkü dökümün geç başlamasının sebebi agrega tedarikçisinin saat yedide değil dokuzda gelmesi.

Oda bir an duruyor. Ardından pompa sorumlusu başka bir konuya geçiyor ve toplantı akıyor.

Toplantıdan sonra iki ayrı kişi mühendise ayrı ayrı bir şey söylüyor. Biri koridorda, öteki aynı gün telefonda; ikisi de o konuyu burada böyle açmamasını söylüyor.

İkisinin de mühendis üzerinde bir yetkisi yok. İkisi de gerekçe vermiyor.

Mühendis bundan bir sonuç çıkarıyor. Bu odada tedarikçiler eleştirilmiyor, çünkü sözleşmeleri santral müdürü imzalıyor.

İki hafta sonra aynı toplantıda santral müdürü aynı tedarikçinin adını anıyor ve geç geldiğini söylüyor. Hiçbir şey olmuyor.

Mühendis bir kez daha deniyor ve bu kez düzeltme yine geliyor.

Aynı cümle iki kişiden çıkıyor ve iki ayrı karşılık alıyor.

Soru şu: bu odada işleyen kural, mühendisin yazdığı cümle olamaz. Peki ne?

Bu derste ne olacak

Önceki ders tek bir kişinin defterini okudu ve o defterin bir sahibi vardı.

Burada okunacak şeyin sahibi yok. Odada kimsenin koymadığı ve kimsenin söylemediği bir ölçüt işliyor, herkes ona göre davranıyor ve tek başına onu taşıyan kimse bulunmuyor.

Dersin ekseni bu kuralın nasıl okunacağı. Havayı hissetmek bir okuma vermiyor, çünkü his bir cümle üretmiyor ve üretmeyen bir şey yanlış da çıkamıyor.

Okumanın tek bir penceresi var ve dar. Bir kural, ona uyulduğu sürece görünmüyor; yalnız biri ona uymadığında ortaya çıkıyor.

Bu yüzden ders bir gözlem alışkanlığı yerine bir kayıt işi öğretiyor. Kaydedilecek şey sapmalar ve sapmalardan sonra olanlar.

Ardından düzeltmenin nereden geldiğine bakacağız. Bir kişinin yetkisinden gelen düzeltme bir talimat bildiriyor ve odadan gelen düzeltme başka bir şey.

Sonra kuralın en çok bilgi taşıyan parçasına geleceğiz. Aynı şeyi yapıp düzeltilmeyen kişi, kuralın neyi koruduğunu ötekilerin hepsinden daha çok gösteriyor.

Karar noktasında kuralı okumuş olacaksın ve kuralın bir maliyeti bulunacak; elinde onu değiştirecek bir yetki olmayacak.

Bu derste anlatılan işletmeler kurgu ve sınama onların üstünde çalışmıyor. Ölçülen şey kendi odanda bir sapmadan sonra ne olduğu.

Sıfır noktası — herkesin aynı şeyi yapması bir kural değil

Bir odaya girildiğinde ilk görünen şey tekrar oluyor.

Toplantı aynı kişiyle başlıyor, aynı sıra izleniyor, aynı konular aynı biçimde kapanıyor. Bunların hepsi görülebiliyor ve hiçbiri tek başına bir kural bildirmiyor.

Ayrımı yapan şey bozulmanın ardından geleni.

Seride bu gözlemin bir tarafı zaten söylenmişti. Konuşulmadan yerleşen bir iş bölümünün ilk kez ihlal edildiğinde fark edildiği bir kez anlatılmıştı.

Burada aynı gözlem bir yönteme çevriliyor. İhlalin fark ettirdiği şey bir duygu değil, okunabilir bir cümle.

Mühendis bir kuralın varlığını görmüştü. Cümlesi yanlıştı ve yanlış olduğunu ancak düzeltilmeyen sapmalara bakarak anladı.

Mekanizma — kural konmuyor, birikiyor

Böyle bir kuralın nasıl kurulduğu sorulduğunda odada kimse bir tarih veremiyor.

Sebebi şu: kural bir anda konmuyor. Belirli bir davranış birkaç kez karşılıksız kalıyor ya da birkaç kez bir bedel üretiyor ve odadakiler bunu ayrıca öğrenmeden öğreniyor.

Bu, kuralın rastgele olduğu anlamına gelmiyor. Biriken şey bir zamanlar gerçek olan bir sebebin kalıntısı olabiliyor ve sebep ortadan kalktığında kural yerinde kalıyor.

Seride bunun kurumsal karşılığı adlandırılmıştı. Bir kurumda kararları gerçekte belirleyen ölçütün beyan edilen ilkeden ayrı durabildiği kurulmuştu.

Odadaki kural o ölçütün küçük ve gündelik hâli. Bir karar değil, bir masa; ve o masada neyin söylenebileceğini belirliyor.

Model — üç satır ve bir cümle

Okuma üç satırla yazılıyor ve üçü de bir olaya bağlı.

Sapma aranmıyor ve kurulmuyor. Bir odada bir kuralı sınamak için bilerek sapmak, o odadaki konumunu ölçüm aracına çeviriyor ve okuduğun şeyi de değiştiriyor.

Aranacak şey zaten olmuş sapmalar. Yeni gelen biri, dalgın biri, konuyu bilmeyen biri ya da acelesi olan biri her odada bunları üretiyor.

Üçüncü satır en az yazılanı ve en çok bilgi taşıyanı.

Üç satır yazıldığında kural cümlesi kuruluyor ve cümlenin üç parçası var.

Ne yapılmıyor, kim yaptığında karşılık geliyor ve kim yaptığında gelmiyor. Üçüncü parça yazılmadan cümle bir kural bildirmiyor, odanın bir tarifini bildiriyor.

Açılış sahnesindeki cümle böyle kurulduğunda şuna dönüyor. Bu odada sahada bulunmamış biri sahadaki bir gecikmenin sebebini adlandırmıyor; sahada çalışmış olan adlandırdığında bir karşılık gelmiyor.

Cümle artık bir yaptırım bildiriyor ve bir kapsam çiziyor. Mühendis de neden düzeltildiğini biliyor.

Kural cümlesi yazıldıktan sonra eleniyor ve eleme üç sorudan oluşuyor. Her sorunun karşılığı evet ya da hayır; evet gelen soru cümleyi düşürüyor.

Birinci soru şu: bu cümleyi hiçbir sapma görmeden mi yazdın? Evet çıkıyorsa elinde bir kural yok, bir düzenlilik var.

İkinci soru şu: düzeltme, düzeltenin yetkisini kullanmasıyla mı geldi? Evet çıkıyorsa yazdığın şey bir talimat ve odanın kuralı değil.

Üçüncü soru şu: cümlen odadaki herkese aynı biçimde mi uygulanıyor? Evet çıkıyorsa elinde bir kapsam yok ve kapsamsız bir cümle odanın tarifi oluyor.

Karar noktası — kuralı okudun ve kural bir şeye mal oluyor

Bir kuralı okumak onu değiştirme yetkisi vermiyor ve bu ders o yetkiyi de vermiyor.

Açılış sahnesindeki kuralın bir maliyeti var. Gecikmelerin sebebi odaya girmiyor, dolayısıyla planlama sebebe göre değil sonuca göre yapılıyor.

Burada üç yol duruyor ve üçünün de bedeli farklı.

Birincisi kurala uymak. Bilgi odaya girmiyor ve senin bir maliyetin olmuyor; maliyeti odanın kendisi ödüyor ve ödediğini görmüyor.

İkincisi kuralı adıyla söylemek. Seride bir düzeneği ekibe duyurmanın konuyu getirecek kişiye nasıl bir yük bindirdiği anlatılmıştı; burada bunun üstüne bir katman biniyor, çünkü kuralı adlandıran kişi onu koymuş olanları da adlandırmış oluyor ve kimse onu koymamış durumda.

Üçüncüsü kuralın kapsamını kullanmak. Kural neyi yasaklıyorsa onun dışında kalan bir yolla aynı bilgiyi odaya sokuyorsun.

Bu yolun bedeli açık yazılmalı. Kural yerinde duruyor ve bir sonraki yeni kişi aynı yerde düzeltilecek.

İkinci bedeli de var. Bilgiyi odaya sokmak için her seferinde muaf birinin ağzına ihtiyaç duyuyorsun ve o kişi bulunmadığında bilgi yine girmiyor.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Okuma zaten olmuş sapmaları bekliyor ve bazı odalarda sapma seyrek oluyor. Uzun süre sapma çıkmadığında elde bir kural bulunmuyor ve bulunmaması bir kural olmadığını da göstermiyor; ölçüt orada susuyor.

Düzeltilmeyen sapmanın sebebi muafiyet olmayabiliyor. Kişi o hafta ayrılıyor olabiliyor, odada kimse onu duymamış olabiliyor ya da konu başka bir şeyle örtüşmüş olabiliyor; tek bir düzeltilmeyen sapma bir kapsam çizmiyor ve iki ayrı olay isteniyor.

Bir kişinin bilinen tercihi odadan gelen karşılık gibi görünebiliyor. Ayrımı yapmanın yolu o kişinin bulunmadığı bir andan geçiyor ve seride bu karşılaştırmanın neden kanıt üretmediği zaten kurulmuştu; yokluk, davranışla birlikte konumu da ortadan kaldırıyor.

Kuralı okumak onun haklı ya da haksız olduğunu söylemiyor. Biriken kuralların bir kısmı bir zamanlar gerçek bir sebeple kurulmuş oluyor ve bir kısmı hâlâ bir işe yarıyor; bu ders o değerlendirmeyi yapmıyor.

Kapsamı kullanmak bir çözüm olarak sunulmuyor. Bilgi odaya giriyor, kural yerinde kalıyor ve maliyeti ödeyen taraf değişmiyor; bunun bir kazanç sayılması, ödenmeye devam eden bedeli görünmez kılıyor.

Bu ders bir odayı ele alıyor ve bir kurumu ele almıyor. Aynı kişinin iki ayrı toplantıda iki ayrı kuralla karşılaşması olağan ve bir odadan okunan cümle öteki odaya taşınmıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışOdanın hâlinin hissedilerek okunacağı sanılıyor.
Doğrusu

His bir cümle üretmiyor ve üretmeyen bir şey yanlış da çıkamıyor; okunabilen şey bir sapmadan sonra ne olduğu.

Yaygın yanlışHerkesin aynı şeyi yapması bir kural sayılıyor.
Doğrusu

Tekrar bir kolaylıktan, bir kısıttan ya da bir tesadüften de gelebiliyor; kuralı gösteren şey tekrarın bozulduğu andaki karşılık.

Yaygın yanlışKural odadakilere sorularak öğrenilmeye çalışılıyor.
Doğrusu

Verilen cevap kuralı değil, kişinin kendi gerekçesini taşıyor ve kural konmadığı için kimsenin elinde bir cümle bulunmuyor.

Yaygın yanlışBir kişiden gelen düzeltme oda kuralı sayılıyor.
Doğrusu

Yetkisini kullanan biri bir talimat bildiriyor ve birden fazla kişiden yetkisiz gelen karşılık başka bir şey; ikisi karıştırıldığında kural bir kişinin tercihi sanılıyor.

Yaygın yanlışKural cümlesi kapsamsız yazılıyor.
Doğrusu

Kimin yaptığında karşılık gelmediği yazılmadan cümle bir yaptırım bildirmiyor ve odanın tarifi olarak kalıyor.

Yaygın yanlışMuafiyetin unvandan geldiği varsayılıyor.
Doğrusu

Düzeltilmeyen sapmalar sayıldığında ortak yan unvan olmayabiliyor ve yanlış ortak yan, kural cümlesini baştan yanlış yazdırıyor.

Aklında kalsın

Odanın hâli kişilerin hâllerinin toplamı değil. Sahibi bulunmayan bir ölçüt işliyor ve herkes ona göre davranıyor.

Düzenlilik bir kural bildirmiyor. Tekrar bir kolaylıktan da gelebiliyor ve kuralı gösteren şey tekrarın bozulduğu andaki karşılık.

Kural yalnız sapmada görünüyor. Uyulduğu sürece görünmez kalıyor ve bu yüzden okuma penceresi dar.

Sapma üretilmiyor, aranıyor. Bilerek sapmak senin odadaki konumunu ölçüm aracına çeviriyor ve ölçülen şey kural olmaktan çıkıyor.

Karşılıksız sapma da bir kayıt. En çok işe yarayan kayıt o ve en az yazılanı da o.

Düzeltmenin kaynağı ayrılıyor. Yetkisini kullanan biri talimat veriyor; birden fazla kişiden yetkisiz gelen karşılık taşıyıcısız bir kural bildiriyor.

Karşılık toplantıda gelmeyebiliyor. Koridorda, telefonda ve ara verildiğinde geliyor ve sayılmazsa okuma eksik kalıyor.

Kural cümlesinin üç parçası var. Ne yapılmıyor, kim yaptığında karşılık geliyor ve kim yaptığında gelmiyor.

Üçüncü parça kapsamı çiziyor. Yazılmadığında elde bir kural değil, odanın tarifi kalıyor.

Muafiyetin ortak yanı unvan olmak zorunda değil. İlk akla gelen unvansa bir kez daha bakılıyor, çünkü yanlış ortak yan cümleyi baştan bozuyor.

Odadakilere sormak okuma vermiyor. Kural konmadığı için kimsenin elinde bir cümle yok ve verilen cevap kendi gerekçesini taşıyor.

Bir kişinin bilinen tercihi odadan gelmiş gibi görünebiliyor. Ayrım o kişinin yokluğundan okunuyor ve yokluk yön gösteriyor, kanıt yerine geçmiyor.

Kuralı okumak onu değiştirmiyor. Kapsamını kullanmak bilgiyi odaya sokuyor, kural yerinde kalıyor ve bedeli ödeyen taraf değişmiyor.

Sonraki derse köprü

Bu ders bir kuralı okudu ve ona dokunmadı. Elde bir cümle var, bir maliyet var ve o maliyeti değiştirecek bir yetki yok.

Önceki derste de benzer bir şey açık kalmıştı. Bir kişinin konumunu doğru okumak, o okumanın ona söylenip söylenmeyeceğine dair hiçbir şey söylemiyordu.

İkisi aynı yere gidiyor. Nasıl işlediğini bilmek, onunla ne yapılacağını belirlemiyor.

Modülün altıncı dersi ilişki yönetimi ve orada ilk iş bir ayrımı koymak. Bir ilişkiyi sürdürmek başka, onun koşullarını yeniden konuşmak başka; ikincisi her seferinde bir bedel istiyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.