İçeriğe geç

L1.4-01·Öz Farkındalık

Düşünce, duygu ve davranış farkındalığı

temel2.713 kelime≈ 18 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Tek cümlelik bir anlatı üzerinde çalışılamıyor. Sinirlendim ve bağırdım cümlesi anlaşılıyor ve hangi parçanın elinde olduğunu göstermiyor.

Ayrışmanın işareti kâğıtta duruyor. Üçü ayrı satırlarda yazılabiliyorsa an ayrışmış; tek cümlede eriyorsa ayrışmamış.

Tıkanan satır ortadaki. Duygu adları az, hüküm cümleleri sınırsız ve kolay olan seçiliyor.

Kaçağı yakalayan işlem tek adımlık. Cümleye "olduğunu" sokabiliyorsan elindeki şey bir düşünce ve yeri düşünce satırı.

Satırların dolu olması yetmiyor. Her satırın bir de reddi var: düşünce satırı soruyu, duygu satırı hükmü, davranış satırı değerlendirmeyi geri çeviriyor.

Davranış satırının ölçüsü dışarıdaki kişi. Aynı odadaki biri satırı okuduğunda ne yaptığını aynı biçimde anlatabilmeli.

Duygu satırı dışarıdan denetlenemiyor ve bu saklanmıyor. O satır kuralını bir dışlamayla kuruyor, çünkü elinde dayanacağı bir dış ölçü yok.

Üçlünün nedensel sırası bu derste iddia edilmiyor. Kayıttan okunabilen şey hangisinin önce fark edildiği ve bu kişiden kişiye değişiyor.

Müdahale yeri doğruluk sırasına göre değil, elde tutulabilirliğe göre seçiliyor. İlk fark edilen parça, üstünde çalışılabilecek ilk parça.

Bu araç bir gözlem aracı ve bir çözüm aracı değil. Kusursuz tutulan bir kayıt da gerginlikleri olduğu yerde bırakabiliyor.

Açılış sahnesi

Bir süt işleme tesisinde haftalık üretim toplantısı sürüyor.

Kalite sorumlusu masanın ucunda oturuyor. Üretim müdürü konuşurken bir cümle kuruyor: geçen haftaki parti, kalite onayı beklenmeden sevk edildi ve kimse bir sorun yaşamadı.

Odada altı kişi var. Kalite sorumlusu cevap vermiyor, toplantı akıyor ve gündem değişiyor.

Toplantıdan iki gün sonra birisi ona soruyor: o gün ne oldu?

Verdiği cevap tek bir cümle. Haksızlığa uğradım ve sustum.

Cümle doğru görünüyor ve üzerinde çalışılamıyor. İçinde üç ayrı şey var ve üçü birbirine yapışmış.

Haksızlık bir hüküm, yani doğru ya da yanlış olabilecek bir iddia. Sustum bir davranış, yani odadaki altı kişinin de gördüğü şey. Aradaki duygu ise hiç adlandırılmamış.

Bu üçü tek cümlede durduğu sürece hiçbiri üstünde çalışılamıyor. Hükmü sınayamıyorsun, davranışı değiştiremiyorsun ve adı konmamış olanı zaten göremiyorsun.

Bu ders o cümleyi açmayı ele alıyor.

Bu derste ne olacak

Önceki modül dışarıya bakan işler yaptırdı. Yazılan her şey bir başkasının eline verilebilecek biçimde kuruldu.

Bu modül içeriye dönüyor ve aynı sıkılığı koruyor. İçeriden gelen bir bildirim de bir kayıt ve kaydın kendi kuralları var.

İlk iş bir yanlış anlamayı kaldırmak. Üçlünün işi sınıflandırma değil ayrıştırma; bir anı doğru kutulara yerleştirmek değil, birbirine yapışmış üç şeyi birbirinden ayırmak.

Ayrıştırmanın ölçülebilir bir işareti var ve dersin merkezinde duruyor. Üçü ayrı ayrı yazılabiliyorsa ayrışmıştır; tek cümlede eriyorsa henüz ayrışmamıştır.

Sonra üç satırın her birinin kabul kuralını kuracağız. Her satırın bir de reddi olacak, yoksa sınama hiçbir cümleyi geri çevirmez.

Ardından sıraya bakacağız. Üçlü, düşünceden duyguya ve oradan davranışa giden bir dizi olarak anlatılabiliyor; bu ders o dizinin doğruluğunu iddia etmiyor.

İddia edilemeyecek şeyi iddia etmemek burada bir yöntem meselesi. Gözlenebilen şey nedensel sıra değil, hangisinin önce fark edildiği; ders o gözlenebilir şeyin üstünde duruyor.

Karar noktasında müdahale yerini seçeceğiz. Sonda bu dersin sınırlarını sayacağız ve sınırlardan biri sert: burada bir terapi yöntemi öğretilmiyor.

Metindeki tesis, atölye ve toplantılar kurgu. Gerçek bir kişinin iç bildirimi örnek olarak alınamaz, çünkü o bildirimin doğruluğunu dışarıdan hiç kimse denetleyemez ve denetlenemeyen bir örnek ders malzemesi olmaz.

Sıfır noktası — erimiş an

Bir olayı anlatırken kurulan cümleler kısa oluyor ve kısalık bir kolaylık sanılıyor.

Erimiş anın tanıdık bir biçimi iki parçayı tek bağlaçla birleştiriyor. Sinirlendim ve bağırdım, kırıldım ve geri çekildim, anlaşıldığımı görmedim ve vazgeçtim.

Bu cümleler yanlış değil. Eksik olan şey doğruluk değil çözünürlük.

Buradan çıkan iş bir kavram öğrenmek değil. Bir cümleyi üçe bölmek.

Ölçünün buraya konmasının bir sebebi var. Farkındalık düzeyi dışarıdan görülemiyor ve kâğıttaki satır sayısı görülebiliyor.

Mekanizma — ayrışma nerede tıkanıyor

Üç satırdan ikisi kolay yazılıyor. Tıkanma ortadaki satırda çıkıyor ve sebebi dilin kendisinde.

Davranış satırı kolay, çünkü dışarıda geçiyor. Düşünce satırı da yazılabiliyor, çünkü bir iddia biçiminde kurulabiliyor.

Duygu satırı ise dilde hazır bir kalıp buluyor ve o kalıp bir tuzak taşıyor.

Kaçağı yakalayan basit bir işlem var. Cümleye "olduğunu" sokabiliyorsan o bir düşünce.

Önemsenmediğimi hissettim, önemsenmediğimi düşündüm biçimine giriyor ve anlamı değişmiyor. Yorgunum cümlesi bu işlemi kaldırmıyor ve bu yüzden duygu tarafında duruyor.

Bu, dikkatsizlikten gelmiyor. Duygu adları az sayıda ve hüküm cümleleri sınırsız; kolay olanın seçilmesi beklenir bir şey.

Model — üç satır ve üç ret

Model üç satırdan oluşuyor ve asıl iş kabul kurallarında değil ret kurallarında. Yalnız kabul kuralı yazılan bir sınama her cümleyi geçiriyor.

Düşünce satırı bir iddia taşıyor. Kabul koşulu şu: cümle doğru ya da yanlış çıkabilecek biçimde kurulmuş olmalı.

Bu satır şu durumda geri çevriliyor: cümle bir soru, bir temenni ya da bir duygu adı taşıyorsa. "Neden hep ben" bir düşünce satırı değil ve yerine konabilecek olan şudur: bu işin bana verilmesinin sebebi başkalarının yükünün fazla olması.

Duygu satırı tek bir ad taşıyor. Kabul koşulu kısa: bir kelime ya da birkaç kelime, hüküm içermeden.

Bu satır şu durumda geri çevriliyor: cümleye "olduğunu" sokulabiliyorsa. Kaçak yakalandığında satır silinmiyor, düşünce satırına taşınıyor ve duygu satırı yeniden yazılıyor.

Davranış satırı o an yapılanı taşıyor. Kabul koşulu dışarıdan bakan biriyle ilgili: aynı odada duran bir kişi, senin satırını okuduğunda ne yaptığını aynı biçimde anlatabilmeli.

Bu satır şu durumda geri çevriliyor: cümle bir değerlendirme taşıyorsa. Doğru olanı yaptım, sakin kaldım ve gereken tepkiyi verdim birer değerlendirme; sustum, odadan çıktım, cevabı ertesi güne bıraktım birer davranış.

Üç kuralın hepsi tek bir işi yapıyor ve bunu söylemek gerekiyor, çünkü ortadaki kural ötekilere benzemiyor.

Düşünce satırı doğrulanabilir olmayı istiyor, davranış satırı bir başkasınca görülebilir olmayı istiyor. Duygu satırı ise dışarıdan denetlenemiyor ve bunu saklamak yanlış olur.

Aradaki fark biçimde; yaptıkları iş aynı. Üç kural da satıra ait olmayan malzemenin içeri girmesini engelliyor ve duygu satırı bunu dışarıdan bir ölçüyle değil, bir dışlamayla yapıyor.

Karar noktası — hangisinden başlanacak

Üç satır ortaya çıktığında bir soru geliyor. Hangisinin üstünde çalışılacak?

Buraya hazır bir cevap yerleştirmek kolay olurdu. Düşünceyi düzelt, duygu geçer ve davranış değişir.

Bu ders o cevabı vermiyor ve sebebi doğrulama sıkıntısı. Bir anın içinde hangisinin ötekini başlattığı, sonradan hatırlayan kişinin anlatımına dayanıyor ve o anlatım sonucu bilerek kuruluyor.

Gözlenebilir olan şey daha dar ve bu ders o dar şeyin üstünde duruyor.

Fark sırasının işe yaradığı yer şurası. İlk fark edilen parça, o kişinin o an eline geçebilen ilk tutamak oluyor.

Bu, öteki ikisinin önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Sıralama bir öncelik bildiriyor ve bir değer bildirmiyor.

Kararı somutlaştıran bir soru var. Bu anı yeniden yaşasan, üç satırdan hangisini yazarken duraklardın?

Duraklanan yer bir bilgi taşıyor. Orası, o an için elinde en çok malzeme bulunan satır.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu ders bir terapi yöntemi öğretmiyor. Burada bir duygu düzenleme tekniği yok, bir tanı çerçevesi yok ve şu hissediliyorsa şu vardır biçiminde hiçbir eşleme yok; yazılan şey bir gözlem kaydı ve gözlem kaydı bir değerlendirme değil. Bir kişinin kaydında süreklilik gösteren bir zorlanma varsa gidilecek yer bir ders metni değil, o alanda yetkili bir uzman.

İkinci sınır aracın vaadinde. Ayrıştırma bir şeyi görünür kılıyor ve hiçbir şeyi çözmüyor; karşı örnekte bir kişi altı ay kusursuz kayıt tuttu ve gerginlikleri aynı kaldı. Neyin değiştirileceği bu modülün ilerleyen derslerine ve başka modüllere ait.

Üçüncü sınır kaydın kendisinde. Bir an geriye dönülerek yazılıyor ve geriye dönük yazılan her kayıt bugünün bilgisini taşıyor; seride bu eğilime bir kez değinilmişti: sonucu öğrenen kişi, geçmişteki hâlini o sonuca göre düzeltip anlatıyor. Bu aracın buna karşı tek savunması kaydın erken tutulması, yani anın üstünden gün geçmeden.

Dördüncü sınır dilde. Duygu adları herkeste aynı ölçüde hazır bulunmuyor ve bir kişinin duygu satırını kısa yazması, o kişinin daha az hissettiğini göstermiyor; kelime dağarcığı ile iç yaşantı aynı şey değil ve bu araç ikisini ayırt edemiyor.

Beşinci sınır ise aracın nerede işe yaramadığı. Sakin geçen bir an için üç satır yazmak bir şey üretmiyor; sınama gerginlik taşıyan anlar için kurulu ve her ana uygulandığında kayıt şişiyor, şişen kayıt da okunmuyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışÜçlünün bir sınıflandırma alıştırması olduğu sanılıyor.
Doğrusu

Kutulara yerleştirmek bir kavram tekrarı üretiyor; buradaki iş birbirine yapışmış üç şeyi ayırmak ve ayrışmanın işareti üçünün ayrı satırlarda durabilmesi.

Yaygın yanlışHissettim kelimesiyle kurulan her cümlenin duygu bildirdiği düşünülüyor.
Doğrusu

Cümleye "olduğunu" sokulabiliyorsa taşınan şey bir hüküm; önemsenmediğimi hissettim cümlesi düşünce satırına ait ve duygu satırı bu fark edilmezse boş kalıyor.

Yaygın yanlışÜç satırın dolu olmasının ayrışma sayıldığı varsayılıyor.
Doğrusu

Biçim doldurulabiliyor ve içerik yerinde olmayabiliyor; her satırın kendi reddi ayrıca uygulanmadıkça dolu bir kayıt yanıltıyor.

Yaygın yanlışDavranış satırına ne yapıldığı yerine nasıl davranıldığı yazılıyor.
Doğrusu

Sakin kaldım bir değerlendirme ve odadaki bir başkası bunu aynı biçimde anlatamaz; sustum, odadan çıktım, cevabı erteledim ise görülebilir şeyler.

Yaygın yanlışDüşüncenin duyguyu, duygunun davranışı doğurduğu bir dizi olarak anlatılıyor.
Doğrusu

Bir anın içinde hangisinin ötekini başlattığı sonradan doğrulanamıyor; kayıttan okunabilen şey yalnız hangisinin önce fark edildiği ve bu, kişiden kişiye değişiyor.

Aklında kalsın

Tek cümlelik bir anlatı üzerinde çalışılamıyor. Sinirlendim ve bağırdım cümlesi anlaşılıyor ve hangi parçanın elinde olduğunu göstermiyor.

Ayrışmanın işareti kâğıtta duruyor. Üçü ayrı satırlarda yazılabiliyorsa an ayrışmış; tek cümlede eriyorsa ayrışmamış.

Tıkanan satır ortadaki. Duygu adları az, hüküm cümleleri sınırsız ve kolay olan seçiliyor.

Kaçağı yakalayan işlem tek adımlık. Cümleye "olduğunu" sokabiliyorsan elindeki şey bir düşünce ve yeri düşünce satırı.

Satırların dolu olması yetmiyor. Her satırın bir de reddi var: düşünce satırı soruyu, duygu satırı hükmü, davranış satırı değerlendirmeyi geri çeviriyor.

Davranış satırının ölçüsü dışarıdaki kişi. Aynı odadaki biri satırı okuduğunda ne yaptığını aynı biçimde anlatabilmeli.

Duygu satırı dışarıdan denetlenemiyor ve bu saklanmıyor. O satır kuralını bir dışlamayla kuruyor, çünkü elinde dayanacağı bir dış ölçü yok.

Üçlünün nedensel sırası bu derste iddia edilmiyor. Kayıttan okunabilen şey hangisinin önce fark edildiği ve bu kişiden kişiye değişiyor.

Müdahale yeri doğruluk sırasına göre değil, elde tutulabilirliğe göre seçiliyor. İlk fark edilen parça, üstünde çalışılabilecek ilk parça.

Bu araç bir gözlem aracı ve bir çözüm aracı değil. Kusursuz tutulan bir kayıt da gerginlikleri olduğu yerde bırakabiliyor.

Sonraki derse köprü

Bu ders tek bir anı üç satıra böldü. Elde tek tek anların kayıtları var ve hepsi ayrı duruyor.

Tek bir an bir şey söylemiyor. Bir anın kaydı o anın malzemesini veriyor ve senin hakkında bir şey bildirmiyor.

Kayıtlar biriktiğinde başka bir soru açılıyor. Aynı satır tekrar tekrar aynı biçimde doluyorsa bu bir tesadüf mü, yoksa senin taşıdığın bir şey mi?

Sonraki ders o soruya giriyor: güçlü ve zayıf yönler.

Orada zorluk bir liste çıkarmakta olmayacak. Bir yönün gerçekten seninki olduğunu söylemek, onu farklı koşullarda birden çok kez göstermeyi gerektiriyor ve tek bir başarı da tek bir başarısızlık da bunu vermiyor.

Bu haftanın işaretleri orada sayılacak bir malzemeye dönüşüyor. Tek bir kayıt bir anı anlatıyor; aynı işaretin tekrarı ise bir örüntünün ilk ucunu veriyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.