İçeriğe geç

L1.3-03·Değerler ve Karakter

Erdem ve karakter

temel2.892 kelime≈ 19 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Erdem, iyi olanı doğru biçimde ve doğru nedenle yapmaya yönelik kazanılmış bir yatkınlık. Kural dışarıdan söylüyor, erdem içeriden görüyor.

Karakter, bir kişinin ahlaki olarak tartılabilen kalıcı yatkınlıklarının bütünü. Ekip, liderin kişiliğine uyum sağlıyor; karakterine ise ancak kendini koruyarak cevap veriyor.

Erdem bilgiyle başlamıyor, tekrarla ediniliyor. İnsan adil işler yaparak adil oluyor ve büyük sınavı küçük seçimlerin birikimiyle karşılıyor.

Erdem iki kusurun arasında duruyor. Bir uçtan kaçarken öbür uca düşmek kolay; ölçüyü bulmak pratik bilgelik istiyor.

Pratik bilgelik, önündeki durumun kurala uymayan yanını görme yetisi. Kuralı çiğnemiyor, kuralın arkasındaki değeri görüyor.

Durumculuk, davranışın sanıldığından çok daha fazla duruma bağlı olduğunu gösterdi. Karakter var, ama alanlara bölünmüş ve tek bir anda değil, çok sayıda anın dağılımında tanınıyor.

Kendi karakterin üzerinde iki elle çalış. Sol el küçük tekrarlarla yatkınlık kuruyor, sağ el bedelin yüksek olduğu yerde doğru olanı kolaylaştıran yapıyı kuruyor.

Niyet tek başına bir şey değiştirmiyor. Bedelin düşük olduğu anları alıştırma alanı olarak ara; erdem en ucuz biçimde orada ediniliyor.

Açılış sahnesi

Bir süt ürünleri fabrikasında iki vardiya amiri aynı eğitimden geçmiş. İkisi de değer sırasını aynı cümleyle yazmış: gıda güvenliği, üretim hedefinin önünde gelir.

Bir perşembe gecesi, on iki saatlik vardiyanın son saatinde, iki ayrı hatta aynı uyarı yanıyor. Pastörizasyon sıcaklığı birkaç dakikalığına alt sınırın altına inmiş ve yeniden yükselmiş.

Birinci amir uyarıyı görür görmez hattı durduruyor. Ne düşündüğünü sonradan sorduklarında cevap veremiyor; eli düğmeye gitmiş, karar ondan sonra gelmiş.

İkinci amir ekrana bakıyor ve hesap yapmaya başlıyor. Sıcaklık yalnız birkaç dakika düşmüştü, sabah sevkiyatı bekleyen bir müşteri vardı, hattı durdurmak bütün partinin yeniden işlenmesi demekti.

Yirmi dakika düşünüyor. Sonunda o da hattı durduruyor ve partiyi ayırıyor.

Ertesi sabah kalite müdürü iki kaydı okuyor. İki amir de doğru kararı vermiş, iki amir de aynı değer sırasını uygulamış.

Yine de müdür kayıtları okurken ikisine aynı ölçüde güvenemediğini fark ediyor. Birinde sıra bir karar olarak çalışmış, ötekinde bir refleks olarak.

Yirmi dakikalık hesabın bir gece yanlış bitmesi mümkündü. Düğmeye giden elin yanlış bitmesi çok daha zordu.

Bu ders, aynı değerleri taşıyan iki insan arasındaki bu farkın adını koymaya çalışıyor.

Bu derste ne olacak

Önceki ders değerlerin hangi sırayla dizildiğini sordu ve cevabı karar anlarında aradı. Bu ders bakışı karar anından uzun zamana çeviriyor.

Soru şu: bir kişinin değerleri, onun her seferinde yeniden tarttığı şeyler olmaktan çıkıp onun bir parçasına nasıl dönüşüyor?

Önce iki eski kelimeyi yerine oturtacağız. Erdem ve karakter gündelik dilde övgü sözcükleri olarak kullanılıyor ve bu kullanım onların taşıdığı fikri gizliyor.

Sonra erdemin nasıl kazanıldığına dair eski bir iddiayı ele alacağız. İddia basit ve rahatsız edici: insan bir erdemi önce anlayıp sonra uygulamıyor, uygulaya uygulaya ediniyor.

Ardından bu fikre yöneltilen en güçlü itirazı dinleyeceğiz. Bir grup araştırmacı, insanların davranışlarının karakterden çok duruma bağlı olduğunu savunuyor ve elinde ciddi bulgular var.

Modelde iki görüşü birlikte kullanan bir çalışma biçimi kuracağız. Karar noktasında kendi zayıf yanına karşı alışkanlık mı, yapı mı kuracağını seçeceksin.

Buradaki amirler, müdürler ve kurumların hepsi kurgudur. Böyle kurulmalarının sebebi, bir kişinin karakteri hakkında konuşmanın gerçek bir insan üzerinden yapıldığında kolayca bir hükme dönüşmesi.

Sıfır noktası — iki eski kelime

Erdem kelimesi Türkçede biraz eski, biraz törensel duruyor. Bir mezar taşında ya da bir anma konuşmasında daha sık geçiyor.

Bu dersin kullandığı anlam daha gündelik ve daha işlevsel.

Bu tanımın içinde bir iddia saklı. Erdemli insan, doğru olanı yaparken kendini zorlayan insan değil.

Açılıştaki ikinci amir, yirmi dakika boyunca kendini zorladı ve doğru kararı verdi. Takdiri hak ediyor. Ama erdem kavramının anlattığı şey birinci amirde görünüyordu: doğru olan, onun için bir mücadele değil, bir eğilimdi.

İkinci kelime daha geniş.

Bu ayrım liderlikte önemli bir kapı açıyor. Bir ekip, liderinin sakin mi hareketli mi olduğuna uyum sağlayabiliyor. Liderinin dürüst olup olmadığına ise uyum sağlayamıyor, yalnız ona göre korunmaya çalışıyor.

Mekanizma — erdem nasıl ediniliyor

Erdem üzerine en eski ve en çok tartışılan kuramlardan biri Aristoteles'in Nikomakhos'a Etik adlı eserinde duruyor. Kuramın merkezinde bir edinme biçimi var.

Bu iddia iki şeyi birden söylüyor ve ikisi de liderlik açısından verimli.

Önce, erdem bilgiyle başlamıyor. Dürüstlüğün önemini anlatan bir eğitim, kişiyi dürüst yapmıyor; en fazla dürüst olmak istemesini sağlıyor.

Ardından, erdem küçük anlarda ediniliyor. Büyük sınav geldiğinde kişi, o güne kadar biriktirdiği küçük seçimlerle karşılıyor onu.

Açılıştaki birinci amirin eli düğmeye yıllar önce, çok daha küçük bir uyarıda gitmeye başlamıştı. Belki bir etiket hatası, belki bir temizlik kaydındaki eksik bir imza.

Kuramın ikinci parçası erdemin neye benzediğiyle ilgili.

Liderlikte bu fikrin en işe yarar yanı, bir erdemin fazlasının da bir kusur olabileceğini hatırlatması.

Ortayı bulmak bir kural gerektirmiyor, bir yetenek gerektiriyor. Kuramın üçüncü parçası o yetenek.

Karakter gerçekten var mı — durumculuk itirazı

Buraya kadar anlatılan kuram bir varsayıma dayanıyor. İnsanların farklı durumlarda benzer biçimde davranmasını sağlayan kalıcı yatkınlıklar olduğu varsayımına.

Yirminci yüzyıl boyunca bu varsayım ciddi biçimde sınandı.

Bu bulgu liderlik açısından iki yöne birden işaret ediyor.

Bir yandan, dürüstlük bir kişinin her alanına yayılmış tek bir kumaş gibi durmuyor. Aynı kişi bir alanda titizlikle dürüst, başka bir alanda rahatça esnek olabiliyor.

Öbür yandan, tek bir anın gösterdiği şey bir kişinin karakteri hakkında çok az bilgi veriyor.

Durumculuk tartışması bu yüzden kesin bir sonuçla bitmiyor. Karakter var, ama sanıldığından daha çok alana bölünmüş ve durumların etkisine sanıldığından daha açık.

Model — iki elle çalışmak

Model bu iki görüşü birbirine karşı değil, birlikte kullanıyor. Bir liderin kendi karakteri üzerinde çalışmasının iki eli var.

Sol el yatkınlığı kuruyor. Bu, alışkanlıkla edinme fikrinin uygulaması.

Kurmak istediğin erdemi seç ve onun gerektirdiği davranışın en küçük, en sık ortaya çıkan biçimini bul. Cesaret için bu, bir toplantıda bir kez itiraz etmek olabilir; sabır için, bir soruyu cevaplamadan önce bir soru daha sormak.

Bu küçük davranışı düşük bedelli anlarda tekrar et. Amaç büyük sınava hazırlanmak değil, büyük sınav geldiğinde onu bir karar olmaktan çıkarmak.

Sağ el durumu düzenliyor. Bu, durumculuk itirazından çıkan ders.

Karakterinin en zayıf olduğu alanı bul, yani doğru olanı yapmanın senin için en çok çaba istediği yeri. O alanda karakterine güvenmek yerine, doğru olanı kolaylaştıran bir yapı kur.

Yapı bir kontrol listesi, bir tanık, önceden verilmiş bir söz ya da yanlışı zorlaştıran bir düzenleme olabilir. Satışçı için bu, tahmin tablosuna her siparişin yanına müşteriyle konuşulan son tarihi yazma zorunluluğu olurdu.

İki el farklı hızlarda çalışıyor. Yapı hemen etki ediyor ve bir karakterin olgunlaşmasını beklemiyor; yatkınlık yavaş kuruluyor ve yapının öngörmediği durumlarda da işe yarıyor.

İkisi birbirini besliyor. Yapının altında tekrarlanan doğru davranış zamanla bir yatkınlığa dönüşüyor ve bir süre sonra yapı kaldırıldığında bile davranış sürüyor.

Karar noktası — kendi zayıf yanın için ne kuracaksın

Kendini dürüstçe gözden geçirdin ve bir zayıf yan buldun. Belki zor konuşmaları erteliyorsun, belki öfkeni zamanında dizginleyemiyorsun, belki üst yönetimin önünde görüşünü yumuşatıyorsun.

Önünde iki kolay cevap var.

İlki niyet. "Bundan sonra daha cesur olacağım" demek dürüst bir cümle ve neredeyse hiçbir şey değiştirmiyor, çünkü erdem bir karar anında değil tekrarlarda ediniliyor.

Öbürü yalnız yapı. Zor konuşmaları takvime bağlamak, bir kural koymak, bir hatırlatıcı kurmak işe yarıyor ama yalnız yapının kapsadığı durumlarda.

Önerilen yol, zayıf yanın hangi durumlarda ne kadar pahalıya mal olduğuna göre elleri paylaştırmak.

Bedelin yüksek olduğu durumlarda önce yapı kur. Bir çalışanın performansıyla ilgili konuşmayı bir çeyrek boyunca ertelemek pahalıysa, bu konuşmayı önceden belirlenmiş bir tarihe ve bir tanığa bağla; karakterinin olgunlaşmasını bekleme.

Bedelin düşük olduğu durumları ise alıştırma alanı olarak kullan. Bir toplantıda küçük bir anlaşmazlığı dile getirmek, bir tedarikçiye bir gecikmeyi açıkça söylemek, zor konuşmanın küçük biçimleri.

Bu anları bilerek ara. Erdem, kimsenin seni izlemediği ve yanlışın küçük kaldığı yerlerde en ucuz biçimde ediniliyor.

Son adım, hangi elin nerede çalıştığını düzenli olarak kontrol etmek. Bir yapının altında davranış kendiliğinden sürmeye başladıysa, o yapıyı gevşetmeyi dene ve davranışın kalıp kalmadığına bak.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu ders erdemi büyük ölçüde tek bir gelenekten, Aristoteles'in etiğinden anlattı. Ahlak felsefesinde başka güçlü gelenekler var; bazıları doğru eylemi kişinin karakterinden değil, eylemin uyduğu ilkeden ya da doğurduğu sonuçtan hareketle belirliyor. Erdem dili bu geleneklerden birini seçmek anlamına gelmiyor, yalnız bir bakış açısı sunuyor.

Hangi özelliklerin erdem sayıldığı kültürden kültüre, dönemden döneme değişiyor. Bir kurumda cesaret sayılan davranış başka bir kurumda saygısızlık olarak okunabiliyor ve bu ders bir erdem listesi önermiyor.

Durumculuk tartışması kapanmadı. Karakterin ne kadar geniş, ne kadar alana özgü olduğu hâlâ araştırılıyor; bu derste anlatılan ılımlı yorum yaygın, ama herkesin kabul ettiği bir sonuç değil.

Alışkanlıkla edinmenin ne kadar sürdüğü, kaç tekrarın bir yatkınlık kurduğu sorusunun güvenilir bir cevabı yok. Bu yüzden ders bir süre vermiyor; kişiden kişiye ve erdemden erdeme büyük farklar olması muhtemel.

Karakter dilinin bir tehlikesi de var. Başkaları hakkında karakter hükmü vermek, özellikle tek bir olaydan hareketle, kolay ve çoğu zaman haksız. Bu ders karakter kavramını kişinin kendi üzerinde çalışması için kullandı; başkalarını sınıflandırmak için kullanılması ayrı bir dikkat istiyor.

Son olarak, bu ders olağan koşullarda edinilen yatkınlıklara baktı. Ağır baskı, korku ya da tehdit altında karakterin nasıl davrandığı bu modülün son dersinde ayrıca ele alınıyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışErdemin bir bilgi olduğu, doğru olanı öğrenen kişinin onu yapacağı sanılıyor.
Doğrusu

Bilgi isteği doğuruyor; erdem ise tekrarlanan davranışla ediniliyor ve bir eğitim tek başına onu kurmuyor.

Yaygın yanlışKarakterin kişinin her alanına eşit yayıldığı düşünülüyor.
Doğrusu

Bir alanda titizlikle dürüst olan biri, dürüstlüğü hiç sınanmamış ya da alışkanlığa dönüşmemiş başka bir alanda rahatça esneyebiliyor.

Yaygın yanlışBir erdemin çoğunun her zaman daha iyi olduğu varsayılıyor.
Doğrusu

Cesaretin fazlası atılganlığa, dürüstlüğün ölçüsüzü kırıcılığa dönüşebiliyor; erdem bir uca gitmekle değil, ölçüyü bulmakla kazanılıyor.

Yaygın yanlışTek bir olaydan bir kişinin karakteri hakkında hüküm verilebileceği sanılıyor.
Doğrusu

Davranış bir dağılım gösteriyor; tek bir an o dağılımın herhangi bir noktası olabilir.

Yaygın yanlışKontrol ve yapı kurmanın ekibin karakterine güvensizlik anlamına geldiği düşünülüyor.
Doğrusu

Yapı karakteri küçümsemiyor, onu durumların etkisine karşı destekliyor; iyi kurulmuş bir yapının altında karakter de gelişiyor.

Aklında kalsın

Erdem, iyi olanı doğru biçimde ve doğru nedenle yapmaya yönelik kazanılmış bir yatkınlık. Kural dışarıdan söylüyor, erdem içeriden görüyor.

Karakter, bir kişinin ahlaki olarak tartılabilen kalıcı yatkınlıklarının bütünü. Ekip, liderin kişiliğine uyum sağlıyor; karakterine ise ancak kendini koruyarak cevap veriyor.

Erdem bilgiyle başlamıyor, tekrarla ediniliyor. İnsan adil işler yaparak adil oluyor ve büyük sınavı küçük seçimlerin birikimiyle karşılıyor.

Erdem iki kusurun arasında duruyor. Bir uçtan kaçarken öbür uca düşmek kolay; ölçüyü bulmak pratik bilgelik istiyor.

Pratik bilgelik, önündeki durumun kurala uymayan yanını görme yetisi. Kuralı çiğnemiyor, kuralın arkasındaki değeri görüyor.

Durumculuk, davranışın sanıldığından çok daha fazla duruma bağlı olduğunu gösterdi. Karakter var, ama alanlara bölünmüş ve tek bir anda değil, çok sayıda anın dağılımında tanınıyor.

Kendi karakterin üzerinde iki elle çalış. Sol el küçük tekrarlarla yatkınlık kuruyor, sağ el bedelin yüksek olduğu yerde doğru olanı kolaylaştıran yapıyı kuruyor.

Niyet tek başına bir şey değiştirmiyor. Bedelin düşük olduğu anları alıştırma alanı olarak ara; erdem en ucuz biçimde orada ediniliyor.

Sonraki derse köprü

Bu ders karaktere içeriden baktı: bir kişinin kendinde hangi yatkınlığı kurduğuna, hangi tekrarla ve hangi yapının içinde.

Oysa bir liderin karakteri, ekibi için içeriden görünmüyor. Ekip onu yalnız dışarıdan okuyabiliyor: söylenen ile yapılanın ne kadar örtüştüğünden, toplantı odasında gösterilen kişi ile koridorda karşılaşılan kişinin aynı olup olmadığından.

Kasaya dokunmayan satışçının dürüstlüğü, tahmin tablosunun kenarında bitmişti. Ekip için asıl soru o sınırın nerede olduğuydu.

Sonraki ders bu dışarıdan okumayı ele alıyor: bütünlük ve tutarlılık. Orada açılan soru, bir kişinin farklı ortamlarda aynı davranmasının mı, yoksa aynı değerlerden farklı ortamlarda farklı ama birbiriyle uyumlu davranışlar çıkarmasının mı tutarlılık sayılacağı ve söz ile eylem arasındaki mesafenin bir ekibin güvenini nasıl biçimlendirdiği.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.