Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Bir başarı tanımı seçilmiş gibi hissedilebiliyor ve devralınmış olabiliyor. Kopyalanmış olması onu yanlış yapmıyor, sınanmamış olması onu kör yapıyor.
Devralınmış tanımın belirtisi tek ve elle tutulur. Gerekçesi sorulduğunda cevap bir başkasının beklentisine çıkıyor.
Gerekçe zincirinin kabul edilir ucu elde tutulan bir şey oluyor: verilmiş bir karar, ödenmiş bir bedel, bırakılmış bir iş. Bir duygu adı ya da bir değer adı zinciri kapatmıyor.
Yalnız olumlu ucu tarif eden bir tanım hiçbir şeyi elemiyor. Karar anında ayıran şey başarısızlık kenarı, yani hangi sonucun tutmamış sayılacağı.
Bir tanımın eleme yaptığının kanıtı bir kategori değil. Adı, tarihi ve sahibi belli tek bir teklif, görev ya da davet olmak zorunda.
Sınanabilir eşik, bir yıl sonra okuyan birinin bir kayda bakarak tuttu mu diyebileceği eşik. Yanında gösterilecek bir defter, liste ya da sayı yoksa yazılan şey bir temenni.
Üç sınama da tek bir yöne bakıyor. Sahiplik bir bedel arıyor, eleme bir ret arıyor, bakılabilirlik yanılabilme ihtimali arıyor.
Kendi tanımını rafa kaldırmak bir bekleme değil. Raftaki tanım unutuluyor ve yerine rolün ölçütü yerleşiyor.
Kendi tanımınla rolünün tanımı çatıştığında ilk iş iki ret listesi yazmak. Kesişmiyorlarsa çatışma gerçek, kısmen örtüşüyorlarsa bir dönem daha ölçülmeyi hak ediyor.
Açılış sahnesi
Bir sigorta acentesinde çalışan bir kişi, iki yıl önce kendi el yazısıyla yazdığı bir notu açıyor.
Notta tek bir cümle duruyor: bölgede sayılan bir isim olmak.
Aradan geçen iki yılda portföyü genişledi, yanında çalışan sayısı arttı ve geliri yükseldi. Not elinde duruyor ve basit görünen bir soruya cevap veremiyor.
Soru şu: bu cümle tuttu mu?
Cümle kendi kendine cevap vermiyor, çünkü tutmuş sayılacağı bir eşik yazılmamış. Sayılan bir isim olmak hiçbir kayda, listeye ya da sayıya bağlanmıyor.
Kişi ikinci bir soruyu kendine soruyor ve bu soru daha rahatsız edici. Bu cümleyi neden yazdığını hatırlamaya çalışıyor.
Hatırladığı şey bir bölge toplantısı. Orada konuşan biri, bu işte ayakta kalmanın yolunun bölgede sayılan bir isim olmaktan geçtiğini söylemişti.
Cümle iki yıl boyunca kendi cümlesi gibi taşındı. Gerekçesi sorulduğunda bir başkasının ağzına çıkıyor.
Bu ders bu iki sorunu birlikte ele alıyor: bir başarı tanımının kime ait olduğu ve karar anında kullanılıp kullanılamadığı.
Bu derste ne olacak
Geçen derste bir yön cümlesinin çalışıp çalışmadığı iki kayıp listesinden okunuyordu. O listeler doğru yöne gidilip gidilmediğini söylüyor, yeterince gidilip gidilmediği sorusunu ise açık bırakıyordu.
Bu ders o eksiği alıyor. Bir yönün üstüne konan eşik, yani başarı tanımı, kendi başına bir iş yapıyor ve o iş sıralama değil karar verdirme.
İlk iş bir yanılsamayı açmak. Kişi kendi ölçütünü yazdığını sanırken rolün, sektörün ya da çevresinin ölçütünü kopyalayabiliyor ve bunun elle tutulur bir belirtisi var.
Sonra tanımın neden karar anında kullanılamadığına bakacağız. Yalnız olumlu ucu tarif eden bir tanım hiçbir şeyi elemiyor ve elemeyen tanım bir karar aracı olmuyor.
Ardından üç sınamadan oluşan bir model kuracağız. Üç sınama da aynı soruyu soruyor: bu tanımın bir bedeli var mı?
Karar noktasında kendi tanımınla rolünün tanımının çatıştığı an duruyor ve orada iki erken hamle var.
Kapanışta dersin sınırlarını tek tek sayacağız; uzun vadeli yönün nasıl kurulacağı bir sonraki derse bırakılıyor.
Aşağıdaki kurumlar, notlar ve toplantılar kurgudur. Kurgu burada bir kolaylık değil bir zorunluluk: gerçek bir kişinin başarı tanımını örnek almak, o kişinin hayatını tartışmaya açardı ve tartışılacak olan şey tanımın yapısı.
Sıfır noktası — devralınmış tanım ve belirtisi
Bir başarı tanımı yazmak zor bir iş gibi görünmüyor. Kişi oturuyor, ne istediğini yazıyor ve iş bitmiş sayılıyor.
Zorluk yazmakta değil, yazılanın nereden geldiğinde. Bir tanım hiçbir direnç göstermeden zihne yerleşebiliyor ve yerleştikten sonra kendi seçimimiz gibi hissediliyor.
Devralınmış bir ölçütün dışarıdan görünen bir işareti yok. İçeriden görünen bir işareti var ve tek bir soruyla ortaya çıkıyor.
Ayırt edici işaret burada duruyor ve keskin. Devralınmış bir tanımın belirtisi, gerekçesi sorulduğunda cevabın başka birinin beklentisine çıkmasıdır.
Cevabın bir duygu ya da bir sıfat olması yetmiyor. "Bu bana iyi hissettiriyor" cümlesi zinciri bitirmiyor, çünkü iyi hissettiren şeyin nereden geldiği hâlâ açık değil.
Bir tanımın devralınmış çıkması onu atmayı gerektirmiyor. Gerektirdiği şey onu bir kez sınamak ve sınamadan sonra kalırsa artık kişinin kendi tanımı sayılmak.
Mekanizma — tanım neden karar anında kullanılamıyor
İkinci sorun sahiplikten bağımsız ve daha sinsi. Kendine ait bir tanım da karar anında işe yaramayabiliyor.
Bir tanım karar anında ancak seçenekleri ayırabiliyorsa işe yarıyor. Ayırmak ise bazı seçenekleri dışarıda bırakmayı gerektiriyor.
Elemeyen bir tanımın nasıl oluştuğu görülebilir. Kişi ne istediğini yazıyor ve neyi istemediğini yazmıyor.
Kenar yazıldığında tanım aniden pahalı bir şeye dönüşüyor. Pahalı olması bir kusur değil, çalışmasının koşulu.
Mekanizmanın üçüncü parçası zamanla ilgili ve kimsenin dikkatini çekmiyor.
Bir tanım bugün yazılıyor ve sonuç iki yıl sonra okunuyor. Arada bir şey oluyor: kişi tanımı hatırladığını sanıyor ve aslında yeniden kuruyor.
Bu ölçü seride yeni değil. Başlangıç seviyesinde kanıt disiplini kurulurken aynı sertlik konmuştu: bir iddianın karşılığı bir beyan değil, elde tutulan bir şey olmak zorundaydı.
Model — üç sınama ve tek yön
Üç sınama var ve üçü de aynı yöne bakıyor. Yönü açıkça yazmak gerekiyor: her sınama, bu tanımın bir bedeli olup olmadığını soruyor.
Birinci sınama sahipliği soruyor. Tanımını yaz, sonra üç kez "neden bu" diye sor ve zincirin ucuna bak.
Cevabın burada bir sertliği var. Zincirin ucu kabul edilir sayılmak için elde tutulan bir şeye çıkmak zorunda: verdiğin bir karar, ödediğin bir bedel, bıraktığın bir iş.
Bir duygu adı, bir değer adı ya da bir rol adı zinciri kapatmıyor. "Başarı benim için özgürlük" cümlesi bir cevap değil, sorunun kendisinin tekrarı.
İkinci sınama elemeyi soruyor. Son bir yıl içinde bu tanımın reddettireceği somut bir fırsat adı söyle.
Burada da daraltma gerekiyor. Cevap bir kategori adı olamaz; adı, tarihi ve kime ait olduğu belli tek bir teklif, tek bir görev ya da tek bir davet olmak zorunda.
Böyle bir örnek bulunamıyorsa tanım eleme yapmıyor. Eleme yapmayan bir tanımın karar anındaki katkısı sıfır.
Üçüncü sınama bakılabilirliği soruyor. Bu satırı bir yıl sonra okuyan biri, elindeki bir kayda bakarak tuttu mu tutmadı mı diyebilir mi?
Diyebilmesi için tanımın yanında bir yer göstermesi gerekiyor: hangi defter, hangi liste, hangi sayı. Yer gösterilmiyorsa eşik yazılmamış demektir.
Üç sınamanın ortak yönü şurada görülüyor. Sahiplik bir bedel arıyor, eleme bir ret arıyor, bakılabilirlik yanılabilme ihtimali arıyor.
Bedeli olmayan, reddettirmeyen ve yanılamayan bir tanım kolay yazılıyor ve hiçbir şeye dokunmuyor.
Karar noktası — kendi tanımın ile rolünün tanımı çatışıyor
Bu dersin bireysel tarafta sıkıştırdığı an burada duruyor.
Üç sınamayı yaptın ve elinde kendine ait, eleyen, bakılabilir bir tanım var. Aynı anda bulunduğun rolün sana verdiği bir başarı tanımı da var ve ikisi aynı şeyi söylemiyor.
Bu anda akla ilk gelen iki hamle var. İkisi de sırasından önce geliyor.
Birincisi kendi tanımını sessizce rafa kaldırmak. Rolün ölçütüne göre çalışmaya devam ediyorsun ve kendi tanımını bir gün sırası gelecek bir şey olarak saklıyorsun.
Bu hamlenin bir maliyeti var ve gecikmeli görünüyor. Raftaki tanım zamanla unutuluyor ve yerine rolün ölçütü yerleşiyor; bir süre sonra kişi onu kendi tanımı sanıyor.
İkincisi rolü hemen bırakmak. Bu bazen doğru karar oluyor ve bu noktada elinde bir ölçüm olmadan verildiğinde erken kalıyor.
Yapılacak iş bir ayrım. Çatışma tanımların kendisinde mi, yoksa yalnız zamanlamasında mı?
Ayrımı yapan sınama şöyle çalışıyor. İki tanımı yan yana koy ve her birinin son bir yılda neyi reddettireceğini yaz.
İki liste hiç kesişmiyorsa çatışma gerçek ve bir seçim gerekiyor. Listeler kısmen örtüşüyorsa çatışma sıra meselesi olabilir ve bir dönem daha ölçülmeyi hak ediyor.
Bir üçüncü ihtimal daha var ve atlanıyor. Rolün tanımı senin tanımını içeriyor olabilir ve arada yalnız bir çeviri eksik; önceki derste bu mesafe ölçülmüştü.
Karar verirken bir şeyi yazılı tutmak gerekiyor. Hangi tanıma göre gittiğini ve bu kararın hangi tarihte verildiğini not et.
Not gelecekteki bir tartışma için değil. Bir yıl sonra kendi hatırlamana karşı elinde duracak tek şey o satır.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Bu ders bir başarı tanımının nasıl sınanacağını veriyor ve hangi tanımın doğru olduğunu söylemiyor. Neyin başarı sayılacağı bir değer seçimi ve bu akademi o seçimi kişinin yerine yapmıyor; yaptığı iş, seçimin kime ait olduğunu ve kullanılabilir olup olmadığını ölçmek.
Üç sınamanın ikisi geriye dönük kayıt istiyor ve bu her koşulda mümkün değil. Yeni bir role yeni başlayan bir kişinin son bir yılda reddettireceği bir fırsat listesi olmayabiliyor. O durumda listeyi bugün açmak ve bir dönem geçtikten sonra dönüp okumak kalıyor; sınamayı boş bir listeyle geçmiş saymak yanlış olur.
Bakılabilirlik sınamasının da bir bedeli var. Her eşik sayılabilir bir şeye bağlanamıyor ve zorlandığında eşik sayıya benzeyen bir şeye indirgeniyor. Bir ilişkinin ya da bir mesleki gelişimin karşılığını sayıya çevirmek, ölçülebilen tarafı ölçülemeyen tarafın önüne geçiriyor; kanıt kutusunda bu yan etki zaten bildiriliyordu.
Bir de sınamaların zamana bakmadığını yazmak gerekiyor. Üç sınama bir tanımı yazıldığı anda ölçüyor ve o tanımın kendi eşiğine kadar bekletildiğini göstermiyor; kenar tutmayacak gibi olduğunda yeniden yazılan bir tanım her seferinde sınamaları geçer. Bunu yakalayan tek şey tanımın kaç kez değiştiğini ve her değişimin hangi tarihte yapıldığını yazmak.
Bir eşitsizlik de var. Kendi başarı tanımını yazmak herkesin elinde; o tanıma göre karar verebilmek bulunduğun role ve elindeki seçeneklere göre değişiyor. Tek bir işi olan ve o işi bırakamayan bir kişi için bu ders bir karar aracı değil, bir farkındalık aracı olarak kalıyor ve bunun böyle olduğunu söylemek gerekiyor.
Son olarak sahiplik sınamasının kötüye kullanılabileceğini yazmak gerekiyor. Bir ölçütün dışarıdan geldiğini görmek onu atmak için gerekçe sayılırsa, kişi kendisine zor gelen her ölçütü devralınmış ilan edip bırakabiliyor. Bu tuzak yukarıda bir karşı örnekte görülmüştü; ayıran şey ölçütün nereden geldiği değil, yıllar içinde sınanıp sınanmadığı.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışBaşarı tanımı yazmanın bir hedef koyma işi olduğu sanılıyor.
Hedef koyma nereye gidileceğini söylüyor; başarı tanımı hangi sonucun tutmuş, hangisinin tutmamış sayılacağını söylüyor ve bu ikincisi olmadan hedefin kendisi sınanamıyor.
Yaygın yanlışKişinin kendi yazdığı bir tanımın kendine ait olduğu varsayılıyor.
Yazmak sahiplik göstermiyor; sahipliği gösteren şey gerekçe zincirinin ucu ve o uç bir başkasının beklentisine çıkıyorsa tanım henüz sınanmamış.
Yaygın yanlışTanımın yalnız olumlu ucunu yazmanın yettiği düşünülüyor.
Olumlu uç nereye gidileceğini bildiriyor ve hiçbir seçeneği dışarıda bırakmıyor; karar anında ayırt eden şey başarısızlık kenarı oluyor.
Yaygın yanlışDışarıdan gelen her ölçütün bırakılması gerektiği sanılıyor.
Bir ölçütün kaynağı onu geçersiz yapmıyor; yıllarca kendi kararlarında sınanmış bir ölçüt, kaynağı ne olursa olsun kişinin kendi ölçütü sayılıyor.
Yaygın yanlışBir tanımın tutup tutmadığının sonradan hatırlanabileceği düşünülüyor.
Sonucu bilen kişi geçmiş eşiğini bugünkü sonuca yaklaştırarak hatırlıyor; bu yüzden eşik, bir yıl sonra bir kayda bakılarak okunabilecek biçimde yazılmak zorunda.
Aklında kalsın
Bir başarı tanımı seçilmiş gibi hissedilebiliyor ve devralınmış olabiliyor. Kopyalanmış olması onu yanlış yapmıyor, sınanmamış olması onu kör yapıyor.
Devralınmış tanımın belirtisi tek ve elle tutulur. Gerekçesi sorulduğunda cevap bir başkasının beklentisine çıkıyor.
Gerekçe zincirinin kabul edilir ucu elde tutulan bir şey oluyor: verilmiş bir karar, ödenmiş bir bedel, bırakılmış bir iş. Bir duygu adı ya da bir değer adı zinciri kapatmıyor.
Yalnız olumlu ucu tarif eden bir tanım hiçbir şeyi elemiyor. Karar anında ayıran şey başarısızlık kenarı, yani hangi sonucun tutmamış sayılacağı.
Bir tanımın eleme yaptığının kanıtı bir kategori değil. Adı, tarihi ve sahibi belli tek bir teklif, görev ya da davet olmak zorunda.
Sınanabilir eşik, bir yıl sonra okuyan birinin bir kayda bakarak tuttu mu diyebileceği eşik. Yanında gösterilecek bir defter, liste ya da sayı yoksa yazılan şey bir temenni.
Üç sınama da tek bir yöne bakıyor. Sahiplik bir bedel arıyor, eleme bir ret arıyor, bakılabilirlik yanılabilme ihtimali arıyor.
Kendi tanımını rafa kaldırmak bir bekleme değil. Raftaki tanım unutuluyor ve yerine rolün ölçütü yerleşiyor.
Kendi tanımınla rolünün tanımı çatıştığında ilk iş iki ret listesi yazmak. Kesişmiyorlarsa çatışma gerçek, kısmen örtüşüyorlarsa bir dönem daha ölçülmeyi hak ediyor.
Sonraki derse köprü
Bu ders bir eşiğin kime ait olduğunu ve kullanılabilir olup olmadığını sınadı. Üç sınama da bir yıllık bir pencereye bakıyordu.
Bir yıl bilinçli bir seçimdi. Üç sınama da elde kayıt bulunmasını istiyor ve bir yıllık aralıkta kayıt hâlâ açılıp okunabiliyor.
Aynı pencere bir sınır da getiriyor. Bir yıllık eşik bugünkü rolün içinde kalıyor ve rolün kendisinin değişeceği bir ufku ölçemiyor.
Sonraki ders o ufku ele alıyor: uzun vadeli yön belirleme.
Orada asıl zorluk uzak bir hedef seçmekte olmayacak. Zorluk, bugünkü kayıtla sınanamayacak kadar uzak bir aralıkta yönün nasıl tutulacağında duracak.
Bugünkü ölçü oraya da gidiyor ve biçim değiştiriyor. Uzun vadeli bir yönün gerçek olup olmadığını, o yön yüzünden bugün hangi kapıyı kapalı tuttuğun gösterecek.