Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.
Misyon ve vizyon iki ayrı iş yapıyor. Misyon eleme yapıyor ve neyi yapmadığımızı söylüyor; vizyon sıralama yapıyor ve hangisinin önce geldiğini söylüyor.
Bir yön cümlesinin bilgi taşıdığını gösteren sınama tek: tersini yaz ve savunan bir kurum olabilir mi diye sor. Olamıyorsa cümle bir temenni.
Bilinirlik işlediğine kanıt olmuyor. Bir cümle eksiksiz hatırlanıp hiçbir kararda kullanılmayabiliyor.
Kanıt iki listede duruyor. Misyon için bu cümle yüzünden alınmayan işler, vizyon için sonraya bırakılanlar; iki liste de boşsa cümlenin bir bedeli olmamış demektir.
Bir yön bir seçim bildiriyorsa bir bedeli var. Bedeli olmayan bir yön yönlendirmiyor; yalnızca tarif ediyor.
Paylaşılan bir yön duyuruyla kurulmuyor. Duyuru bir kez yapılıyor ve çeviri kişi sayısı kadar yapılıyor; çeviri yapılmadığında cümle biliniyor ve kullanılmıyor.
Aynı vizyon aynı kurumda farklı adım sayısıyla duruyor. Uzaklık bir ilgi farkı göstermiyor ve çevrilmemiş halkaları gösteriyor.
Kendi mesafeni saymak elinde olan iş. Vizyondan kendi işine kadar her adımı bir etki cümlesiyle yaz ve kaç halka olduğunu gör.
Çevirinin tuttuğunu gösteren sınama da rahatsız edici olanı: bu cümle yüzünden bu hafta bir işi farklı yapacak mıyım?
Açılış sahnesi
İki rakip şirketin misyon cümleleri yan yana konuyor.
Birincisi şöyle: müşterilerimize yenilikçi çözümler sunarak sektörde fark yaratmak.
İkincisi şöyle: yenilikçi yaklaşımlarla müşterilerimiz için değer üretmek ve sektöre öncülük etmek.
İki cümle iki ayrı kurumun yıllarca üzerinde çalıştığı metinler. Yan yana durduklarında ayırt edilemiyorlar.
Şimdi bir deneme yapalım ve cümlelerin tersini kuralım.
Müşterilerimize eskimiş çözümler sunarak sektörde geride kalmak.
Bu cümleyi hiçbir kurum yazmaz. Hiçbir kurum yazmıyorsa, ilk cümle bir seçim bildirmiyor.
Aynı şirkette bir toplantı yapılıyor ve iki iş arasında karar veriliyor. Kimse misyon cümlesine bakmıyor.
Bakmamaları bir ihmal değil. Cümle iki işi ayırt edemiyor, çünkü ikisine de uyuyor.
Bu ders yön cümlelerinin neden kullanılmadığını ve kullanılabilir hâlinin nasıl ölçüldüğünü ele alıyor.
Bu derste ne olacak
Önceki iki ders bireyin kendi bakışından çalıştı. Kişisel amaç kendi katkı izinden çıkarıldı, anlamlı çalışma kendi görevinin o ize ne kadar yakın durduğuyla ölçüldü.
Bu ders aynı soruyu bir gruba taşıyor ve grupta yeni bir sorun çıkıyor: bir yön paylaşıldığında herkes onu aynı ölçüde kendi işine bağlayamıyor.
İlk iş iki cümleyi ayırmak. Misyon ile vizyon aynı şeyin iki adı değil ve yaptıkları işler farklı.
Sonra bir sınama kuracağız. Bir yön cümlesinin bilgi taşıdığını gösteren tek şey, tersinin de savunulabilir olması.
Ardından cümlenin işlediğini nasıl ölçeceğimize bakacağız. Ölçü cümlede değil, cümlenin götürdüğü şeyde duruyor.
Sonra bireysel tarafa döneceğiz. Aynı vizyon aynı kurumda farklı kişiler için farklı uzaklıkta durur ve bu, ilgi farkı sanılıyor.
Karar anında kendi durumun var: kurumun yönü senin katkı izinle örtüşmüyor.
Sonda bu dersin neyi vermediğini yazacağız, çünkü yönü belirleme yöntemi bu modülün ilerleyen bir dersine ait.
Aşağıdaki şirketler, cümleler ve toplantılar kurgudur. Kurguya ihtiyaç var, çünkü gerçek bir kurumun misyon metnini örnek almak o kurumu tartışmaya açıyor ve tartışılacak olan şey metnin kendisi değil.
Sıfır noktası — iki cümle, iki ayrı iş
Misyon ve vizyon çoğu yerde birlikte anılıyor ve aralarındaki fark bir tanım tartışması gibi görünüyor.
Fark bir tanım tartışması olmuyor. İki cümle iki ayrı iş yapıyor ve biri ötekinin yerine geçmiyor.
İki işlev ayrıldığında pratikte ne değiştiği görülüyor.
Misyon "bu iş bize ait değil" dedirtiyor. Vizyon "bu iş önce gelir" dedirtiyor.
Bir kurumda ikisi birbirine karıştığında iki soru da cevapsız kalıyor. Her iş kabul ediliyor ve hiçbir sıra kurulamıyor.
Şimdi açılış sahnesindeki soruna dönelim.
Sınaması tek bir adım. Cümlenin tersini yaz ve sor: bunu savunan bir kurum olabilir mi?
Olabiliyorsa cümle bir seçim bildiriyor. Olamıyorsa cümle bir temenni.
Mekanizma — cümle biliniyor ve kullanılmıyor
Bir yön cümlesinin ayırt edici olması yetmiyor. Ayırt edici bir cümle de kullanılmadan durabiliyor.
Duvar cümlesinin oluşma biçimi tek bir eksiklikten geliyor ve o eksiklik iletişimde değil.
Bir cümle duyurulduğunda herkes onu öğreniyor. Öğrenmek, kendi işiyle arasındaki bağı kurmak anlamına gelmiyor.
Bu, önceki derste bireysel tarafta kurulan bağın grup hâli. Orada ölçülen şey bir görevin, kişinin kendi katkısına ne kadar yakın durduğuydu; burada aynı yakınlık kurumun yönü ile kişinin işi arasında ölçülüyor.
Mekanizmanın ikinci parçası bireysel tarafta ve dersin en çok işe yarayan ölçüsü burada.
Bu okuma yanlış ve pahalı. Vizyonu uzak duran bir kişi ilgisiz olmuyor; arada çevirisi yapılmamış birkaç adım bulunuyor.
Model — yön cümlesinin kayıp kaydı
Bir yön cümlesinin işlediğini gösteren şey cümlenin kendisinde bulunmuyor. Götürdüğü şeyde bulunuyor.
Bu ölçü seride bir kez kurulmuştu. Bir sınırın gerçek olup olmadığı, o sınır yüzünden neyin kaybedildiğinden okunuyordu.
Aynı ölçü yön cümleleri için iki ayrı listeye dönüşüyor ve iki liste iki farklı cümleyi sınıyor.
Birinci liste misyonu sınıyor: son bir yılda, bu cümle yüzünden almadığımız işler hangileri?
Liste boşsa misyon eleme yapmıyor. Cümle duruyor ve hiçbir işi dışarıda bırakmamış oluyor.
İkinci liste vizyonu sınıyor: son bir yılda, bu cümle yüzünden sonraya bıraktığımız işler hangileri?
Liste boşsa vizyon sıralama yapmıyor. Öncelikler başka bir şeye göre kurulmuş oluyor ve cümle o kararların dışında kalmış.
Modelin asıl iddiası iki listenin boş olamayacağı üzerine kurulu.
Bir yön bir seçim bildiriyorsa bir bedeli var. Bedeli olmayan bir yön, yön değil bir tarif.
Modelin son parçası bireysel tarafta ve ölçüsü bir sayı.
Kendi yön mesafeni saymak için kurumun vizyonundan başlıyorsun ve kendi işine kadar kaç adım olduğunu yazıyorsun. Her adım bir "şuna etki eder" cümlesi oluyor.
Bir ya da iki adımda kendi işine varabiliyorsan vizyon senin için kullanılabilir durumda. Dört adım ve üstü çıkıyorsa cümle senin kararlarına dokunmuyor ve bunun bir tutum meselesi olmadığını bilmek işe yarıyor.
Karar noktası — kurumun yönü kendi izinle örtüşmüyor
Bu, bu dersin bireysel tarafta en sık yaşanan anı.
Kurumun vizyonunu biliyorsun. Kendi katkı izini de önceki derslerde çıkardın. İkisi yan yana geldiğinde bir örtüşme görmüyorsun.
İki hızlı karşılık var ve ikisi de erken.
Birincisi kendini ikna etmek. Cümleyi benimsemeye çalışmak ve heyecan duymayı beklemek; önceki derste bunun adı konmuştu ve ödünç bir heyecan uzun sürmüyor.
İkincisi ayrılmak. Bazen doğru karar ve çoğu zaman bu noktada erken, çünkü elinde bir ölçüm yok.
Yapılacak iş bir ayrım. Örtüşme gerçekten yok mu, yoksa çevirisi yapılmamış mı?
İkisini ayıran şey senin de yapabileceğin bir deneme. Vizyondan kendi işine giden adımları yazmayı dene ve arada kaç halka olduğunu gör.
Adımlar yazılabiliyorsa örtüşme var ve çeviri eksikti; bu çeviriyi yapacak kişi yöneticin olabilir ve senin de yapmanı engelleyen bir şey yok.
Adımlar yazılamıyorsa elinde bir bilgi var ve bu bilgi bir karar değil, bir veri. Bir dönem daha bakmayı ve aynı sonucu ikinci kez almayı hak ediyor.
Çevirinin tuttuğunu gösteren tek bir sınama var ve rahatsız edici.
Çeviri cümlesini yazdıktan sonra sor: bu cümle yüzünden bu hafta bir işi farklı yapacak mıyım?
Cevap hayırsa yazdığın şey bir çeviri olmuyor; bir kendini ikna cümlesi oluyor.
Sınırlılıklar ve eleştiri
Bu ders yönü nasıl belirleyeceğini söylemiyor. Hangi ufka bakılacağı, senaryoların nasıl kurulacağı ve yönün ne sıklıkta gözden geçirileceği bu modülün ilerleyen bir dersine ait; burada yapılan iş, var olan bir yönün işleyip işlemediğini ölçmek.
İlerleme eşiği de bu dersin dışında. Bir yön sıra kuruyor ve "yeterince ilerledik mi" sorusuna cevap vermiyor; o soru başarı tanımını gerektiriyor ve ayrı bir ders olarak geliyor.
Bir eşitsizlik de var ve üstü kapatılmamalı. Yön mesafesini ölçmek herkesin elinde; cümleyi değiştirmek çoğu kişinin elinde değil. Bu ders ölçmeyi öğretiyor ve ölçümün sonucunu uygulama gücü kurumdaki konuma göre değişiyor.
Kayıp kaydı da her kurumda tutulmuyor. Reddedilen işler ve ertelenen kararlar yazılı bir yerde durmuyorsa bu ölçüm geriye dönük yapılamıyor; o durumda yapılabilecek şey bugünden tutmaya başlamak ve bir dönem sonra bakmak.
Bir de misyon dilinin iki farklı işi birden gördüğü durumlar var. Aynı cümle hem bir kısıt hem bir pazarlama metni olabiliyor ve ikisini dışarıdan ayırt etmek zor; ayıran şey yine kayıp kaydı oluyor, çünkü pazarlama metni hiçbir işi reddettirmiyor.
Son olarak kısa mesafenin her zaman iyi olmadığını yazmak gerekiyor. Derste bir karşı örnekle geçti; işi vizyonla birebir örtüşen bir kişi kendini yönün taşıyıcısı sayabiliyor ve bu, uzak duran birimleri gereksiz görmeye kadar gidiyor.
Yaygın hatalar
Yaygın yanlışMisyon ile vizyonun aynı şeyin iki adı olduğu sanılıyor.
İki cümle iki ayrı iş yapıyor; misyon eleme yapıyor ve bir işin bize ait olup olmadığını söylüyor, vizyon sıralama yapıyor ve hangisinin önce geldiğini söylüyor.
Yaygın yanlışBir yön cümlesinin iyi yazılmış olmasının onu kullanılabilir yaptığı düşünülüyor.
Cümlenin bilgi taşıdığını gösteren şey yazım kalitesi olmuyor; tersinin de savunulabilir olması oluyor ve tersi yazılamayan cümle bir seçim bildirmiyor.
Yaygın yanlışCümlenin bilinmesi işlediğine kanıt sayılıyor.
Kişiler bir cümleyi eksiksiz hatırlayıp hiçbir kararda kullanmayabiliyor; kanıt hatırlamada değil, o cümle yüzünden reddedilmiş ya da ertelenmiş işlerde bulunuyor.
Yaygın yanlışVizyonu uzak bulan kişinin ilgisiz olduğu varsayılıyor.
Aynı vizyon aynı kurumda farklı adım sayısıyla duruyor; uzaklık bir tutum göstermiyor ve aradaki halkaların çevrilmemiş olduğunu gösteriyor.
Yaygın yanlışBenimsenmeyen bir cümlenin yeniden yazılarak düzeltileceği sanılıyor.
Yeniden yazım metni değiştiriyor ve eksik olan şey metin olmuyor; eksik olan, kişi başına yapılması gereken çeviri.
Aklında kalsın
Misyon ve vizyon iki ayrı iş yapıyor. Misyon eleme yapıyor ve neyi yapmadığımızı söylüyor; vizyon sıralama yapıyor ve hangisinin önce geldiğini söylüyor.
Bir yön cümlesinin bilgi taşıdığını gösteren sınama tek: tersini yaz ve savunan bir kurum olabilir mi diye sor. Olamıyorsa cümle bir temenni.
Bilinirlik işlediğine kanıt olmuyor. Bir cümle eksiksiz hatırlanıp hiçbir kararda kullanılmayabiliyor.
Kanıt iki listede duruyor. Misyon için bu cümle yüzünden alınmayan işler, vizyon için sonraya bırakılanlar; iki liste de boşsa cümlenin bir bedeli olmamış demektir.
Bir yön bir seçim bildiriyorsa bir bedeli var. Bedeli olmayan bir yön yönlendirmiyor; yalnızca tarif ediyor.
Paylaşılan bir yön duyuruyla kurulmuyor. Duyuru bir kez yapılıyor ve çeviri kişi sayısı kadar yapılıyor; çeviri yapılmadığında cümle biliniyor ve kullanılmıyor.
Aynı vizyon aynı kurumda farklı adım sayısıyla duruyor. Uzaklık bir ilgi farkı göstermiyor ve çevrilmemiş halkaları gösteriyor.
Kendi mesafeni saymak elinde olan iş. Vizyondan kendi işine kadar her adımı bir etki cümlesiyle yaz ve kaç halka olduğunu gör.
Çevirinin tuttuğunu gösteren sınama da rahatsız edici olanı: bu cümle yüzünden bu hafta bir işi farklı yapacak mıyım?
Sonraki derse köprü
Bu ders bir yönün işleyip işlemediğini iki listeyle ölçtü ve listelerin ikisi de kayıp kaydı tutuyordu.
İki liste bir şeyi söylemiyor. Doğru yöne gidip gitmediğini söylüyor ve yeterince gidip gitmediğini söylemiyor.
Vizyon bir sıra kuruyor. Sıranın neresinde durduğumuzu, ne kadar ilerlediğimizi ve nerede duracağımızı söylemiyor.
Sonraki ders o eksiği ele alıyor: başarı tanımının oluşturulması.
Orada asıl zorluk tanımın içeriğinde değil, kimin tanımı olduğunda duracak. Bir kişi kendi başarı eşiğini yazmadığında o eşik boş kalmıyor; başkasının eşiği oraya yerleşiyor ve bu çoğu zaman fark edilmiyor.
Bugünkü kayıp kaydı oraya da gidiyor. Bir eşiğin kendine ait olup olmadığını gösteren şey, o eşiğe ulaşmak için neyden vazgeçtiğin olacak.