İçeriğe geç

L1.2-01·Amaç, Anlam ve Yön

Kişisel amaç

temel2.015 kelime≈ 13 dk

Önce özete göz atDersin sonundaki özet, okumaya başlamadan önce yol haritası olarak.

Kişisel amaç, tek bir role bağlı olmayan ve olası benlikler arasında seçim yapmayı sağlayan bir yön ifadesi.

Amaç icat edilmiyor, geçmiş anlardaki katkı izinden çıkarılıyor: kime, ne tür bir soruna, hangi davranışla katkı sağlandığı.

Bir amaç ifadesi ancak gerçek bir kararda sınandığında doğrulanmış sayılıyor; sadece iyi yazılmış olması sahte netlik taşıyabiliyor.

Türetilmiş amaç, başkasından alınıp hiç sınanmamış bir ifade; geriye dönük gerekçe ise zaten verilmiş bir kararı süslemek için sonradan üretilen dil.

Bu araç herkes için aynı ölçüde kullanılabilir değil: bazı işlerde sınanacak gerçek bir seçenek yok, bazı ortamlarda amaç dili başkasının çıkarı için kullanılıyor, ve bulunan iz zamanla değişebildiği için aralıklarla yeniden sınanması gerekiyor.

Açılış sahnesi

Bir sivil toplum kuruluşunda iki proje koordinatörü, aynı hafta düzenlenen bir "amaç atölyesi"ne katılıyor.

Biri atölyede istenen ödevi eksiksiz yapıyor: on beş dakika düşünüyor, tek cümlelik bir amaç yazıyor — "insanlara umut taşımak" — ve bu cümleyi masasının üstüne asıyor.

Öteki atölyede aynı cümleyi yazmıyor. Bunun yerine geçmiş beş yılından en enerjik hissettiği üç anı çıkarıyor ve üçünde de ortak olan tek şeyi arıyor: hangi tür sorunla uğraşırken, kimin için, ne yaparken.

Bir yıl sonra masasındaki cümle hâlâ orada duruyor ama koordinatörün günlük işi hiç değişmemiş. Öteki koordinatör ise bir teklifi, ortak izin bulduğu yönle örtüşmediği için geri çevirmiş ve farklı bir projeye geçmiş.

Bu derste ne olacak

Geçen dersin köprüsü bir soruyu açık bırakmıştı: birden fazla olası benlik varsa, hangisinin peşinden gitmeye değdiğine kim karar verecek?

Bu ders o soruya bir cevap kuruyor: kişisel amaç, olası benlikler arasında seçim yapmayı sağlayan, tek bir role bağlı olmayan bir yön.

Önce amacı bulmanın iki yanlış yolunu eleyeceğiz. Sonra amacın neyden çıktığını göreceğiz. Modelde bunu üç adımda kurmayı deneyeceğiz. Karar noktasında bir amacın gerçekten yönlendirici mi yoksa sadece süslü bir gerekçe mi olduğunu ayırt edeceğiz.

Sonda bu aracın kimi zaman hiç sınanamadığını yazacağız.

Sivil toplum kuruluşu ve iki koordinatör kurgu; anlatılmak istenen belirli bir kurum değil, aynı atölyenin iki farklı sonuca nasıl vardığı.

Sıfır noktası — amacı yanlış yerde arama

Kişisel amacın nasıl bulunacağı sorulduğunda iki hazır cevap dolaşıyor, ikisi de yanıltıcı.

Birinci hazır cevap: amaç bir aydınlanma anında, aniden ve bütün hâlinde gelir. Kişi "ne yapmak istediğini" bir gün fark eder ve o andan sonra artık bilir.

Bu beklenti çoğu insanı bekleyişe hapsediyor: o an gelmediği için amacın olmadığı sonucuna varılıyor, oysa aranan şey zaten yaşanmış anların içinde, sadece fark edilmemiş.

İkinci hazır cevap açılış sahnesindeki ilk koordinatörün düştüğü hata: amacı kâğıda güzel ve ilham verici bir cümleyle yazmak, onu bulmuş olmak anlamına gelir. Cümle ne kadar etkileyiciyse o kadar doğru sayılır.

Mekanizma — amaç nereden çıkar

Kişisel amaç icat edilmiyor; geçmişte zaten yaşanmış anlardan çıkarılıyor.

Açılış sahnesindeki ikinci koordinatör tam bunu yaptı: üç ayrı anı yan yana koyup ortak olanı aradı. Roller farklıydı — bir kez saha koordinasyonu, bir kez eğitim tasarımı, bir kez kriz iletişimi — ama üçünde de ortak nokta aynıydı: dağınık bilgiyi karar verebilecek insanlara ulaştırmak.

Bir katkı izi bulunduktan sonra onu sınamanın bir yolu var, ve bu yol hayal etmek değil.

Bazı amaç ifadeleri hiç kendi katkı izinden çıkmıyor, başka birinden ödünç alınıyor.

Türetilmiş amaç genellikle sahte netlikle aynı yerde duruyor, çünkü ikisi de aynı belirtiyi veriyor: kişi amacını "bildiğini" söylüyor ama hiçbir gerçek kararda bu bilgiyi kullanmıyor. Aradaki fark kaynakta: sahte netlik kişinin kendi cümlesinden çıkıyor ve sınanmamış, türetilmiş amaç ise hiç kendi cümlesi olmamış, baştan başkasının kelimeleriyle ödünç alınmış.

Bu ayrımı görmek önemli, çünkü ikisinin çözümü farklı. Sahte netliği çözmek için mevcut cümleyi bir kararla sınamak yeterli. Türetilmiş amacı çözmek için önce cümleyi bir kenara bırakıp katkı izini sıfırdan aramak gerekiyor; ödünç alınan cümle üzerinde ne kadar çalışılırsa çalışılsın, altında kişinin kendi anıları yoksa sınama da anlamsız kalıyor.

Model — kişisel amacı çıkarmak

Kişisel amacı çıkarmanın üç adımı var.

Önce, geçmişten en enerjik ya da en anlamlı hissedilen üç ila beş anı yaz. Bu anların hepsinin liderlikle ilgili olması gerekmiyor; iş dışı bir an da olabilir. Önemli olan, o anda gerçekten dolu hissetmiş olmak.

Sonra, bu anları yan yana koyup ortak olanı ara: kime katkı sağlandı, ne tür bir sorunla uğraşıldı, hangi davranış tekrar etti. Bu adım genellikle birden fazla denemeyle netleşiyor; ilk listede ortak nokta bulanık çıkabiliyor.

Son olarak, bulunan ortak izi bir cümleye dönüştür ve önündeki gerçek bir kararda sına. Karar, ifadeyi doğrulamıyorsa ifade yanlış değil, henüz olgunlaşmamış demektir; yeniden yazılıp tekrar sınanabilir.

Bu üç adım da bir kerede bitmiyor; katkı izi genellikle ilk denemede kaba çıkıyor ve birkaç kez sınandıktan sonra netleşiyor. Bunun nedeni basit: üç veya beş anlık bir örneklem küçük, ve ilk bakışta ortak sanılan şey bazen sadece yüzeysel bir benzerlik oluyor — aynı sektör, aynı unvan gibi — gerçek ortak nokta daha derinde kalabiliyor.

Bu yüzden ilk turdan çıkan cümleyi kesin bir sonuç değil, bir sonraki turun hammaddesi saymak gerekiyor.

Karar noktası — amaç mı, sonradan bulunan gerekçe mi

Bir kişi bir kararı zaten verdikten sonra, o kararı açıklamak için amaç dilini kullanabiliyor. Bu, amaç sınamasıyla karıştırılmamalı.

Pratik ayrım şu: amaç ifadesi, karar verilmeden ÖNCE mi söyleniyordu, yoksa karar verildikten SONRA mı ortaya çıktı?

Gerçek bir amaç, kararın önüne geçiyor ve bazen beklenmedik, hatta çıkarına aykırı görünen bir seçime yol açıyor. Geriye dönük bir gerekçe ise her zaman zaten alınmış kararı haklı çıkarıyor ve hiçbir zaman onu zorlaştırmıyor.

Bu ayrım küçük bir teknik ayrıntı değil; hangi cümlenin gerçek amaç sayılacağını, hangisinin sadece süs olduğunu belirliyor. Bir kişi on tane amaç cümlesi söylemiş olabilir ama bunlardan sadece kararı zorlaştıranlar amaç sınamasından geçiyor, geri kalanı ne kadar samimi görünürse görünsün geriye dönük gerekçe kategorisinde kalıyor. Bu yüzden kaç tane amaç cümlesi söylendiği değil, kaçının gerçekten bir bedeli olduğu önemli.

Bu ayrımı kendi kararlarında görmek zor, çünkü hafıza kararı yeniden yazıyor ve amaç dilini geriye doğru serpiştirebiliyor. Burada da kimlik defteri işe yarıyor: bir amaç cümlesi kararla aynı anda değil, kararın öncesinde bir tarihle yazılmışsa, geriye dönük gerekçe olma ihtimali düşüyor. Tarihsiz tutulan bir amaç cümlesi ise bu ayrımı hiç yapılamaz hâle getiriyor, çünkü önce mi sonra mı geldiği artık kanıtlanamıyor.

Sınırlılıklar ve eleştiri

Bu araç herkes için aynı ölçüde kullanılabilir değil.

Bazı işlerde amaç sınaması yapılamıyor, çünkü kişinin önünde gerçek bir seçenek yok; iş koşulları, ekonomik zorunluluk ya da yapısal kısıtlar seçimi zaten belirliyor.

İkinci risk ters yönde: amaç dili bazen kişileri değil kurumları haklı çıkarmak için kullanılıyor.

Bu iki karşı örnek farklı yönlerden aynı uyarıyı taşıyor: amaç dili hem kişinin kendi elinden alınabiliyor hem de başkasının elinde bir araca dönüşebiliyor. İkisinde de ortak olan, amacın kişinin kendi sınadığı bir yön olmaktan çıkıp dışarıdan dayatılan bir çerçeveye dönüşmesi.

Üçüncü bir sınır: katkı izi zamanla değişebiliyor. On yıl önce bulunmuş bir iz, bugünkü yaşamla artık örtüşmeyebiliyor ve bunu sabit bir gerçek sanmak, kişiyi artık doğru olmayan bir yöne bağlı tutabiliyor.

Bu üç sınır birlikte şunu söylüyor: kişisel amaç bulununca bir daha bakılmayacak bir belge değil. Hem yapısal engelleri hem de zamanla değişme ihtimalini hesaba katarak, aralıklarla yeniden sınanması gereken bir araç.

Bu yeniden sınama, ilk bulma sürecinden daha az emek istiyor; çünkü artık sıfırdan başlanmıyor, mevcut ifade elde tutulup yalnızca güncel kararlarla karşılaştırılıyor. Uyuşmuyorsa iz yeniden aranıyor, uyuşuyorsa ifade bir süre daha güvenle kullanılabiliyor.

Yaygın hatalar

Yaygın yanlışAmacın bir aydınlanma anında bütün hâlinde geleceği düşünülüyor.
Doğrusu

Çoğu zaman zaten yaşanmış anların içinde, sadece fark edilmemiş durumda.

Yaygın yanlışİlham verici bir cümle yazmanın amacı bulmuş olmak anlamına geldiği sanılıyor.
Doğrusu

Cümle gerçek bir kararı değiştirmiyorsa sahte netlik taşıyor olabilir.

Yaygın yanlışBaşkasından alınan bir amaç ifadesinin kendi katkı izinden çıkanla aynı işlevi göreceği varsayılıyor.
Doğrusu

Sınanmamış, ödünç alınan bir amaç genellikle ilk gerçek zorlukta terk ediliyor.

Yaygın yanlışBir kararı açıkladıktan sonra söylenen amaç dilinin, kararı yönlendiren gerçek amaçla aynı şey olduğu düşünülüyor.
Doğrusu

Karardan sonra gelen amaç dili çoğu zaman bir gerekçe, bir yön değil.

Aklında kalsın

Kişisel amaç, tek bir role bağlı olmayan ve olası benlikler arasında seçim yapmayı sağlayan bir yön ifadesi.

Amaç icat edilmiyor, geçmiş anlardaki katkı izinden çıkarılıyor: kime, ne tür bir soruna, hangi davranışla katkı sağlandığı.

Bir amaç ifadesi ancak gerçek bir kararda sınandığında doğrulanmış sayılıyor; sadece iyi yazılmış olması sahte netlik taşıyabiliyor.

Türetilmiş amaç, başkasından alınıp hiç sınanmamış bir ifade; geriye dönük gerekçe ise zaten verilmiş bir kararı süslemek için sonradan üretilen dil.

Bu araç herkes için aynı ölçüde kullanılabilir değil: bazı işlerde sınanacak gerçek bir seçenek yok, bazı ortamlarda amaç dili başkasının çıkarı için kullanılıyor, ve bulunan iz zamanla değişebildiği için aralıklarla yeniden sınanması gerekiyor.

Sonraki derse köprü

Bu ders kişisel amacın nereden çıktığını ve nasıl sınandığını kurdu.

Ama amaç bir yön; günün büyük kısmı yönle değil, o yönün içindeki tek tek işlerle geçiyor.

Bir sonraki ders bu boşluğu ele alıyor: anlamlı çalışma. Bir işin, büyük amacı henüz tam olarak gerçekleştirmese bile, o amaca doğru bir adım olarak nasıl anlamlı hissettirdiği.

Bugünkü katkı izi aracı orada da kullanılacak; çünkü bir günün anlamlı hissedip hissetmediğini anlamanın yolu da o günün, bulunan izle ne kadar örtüştüğüne bakmaktan geçiyor. Aynı ölçüt, büyük yönün küçük parçalarını değerlendirmek için yeniden kullanılabilir bir araca dönüşüyor.

Anlamadığın bir yer mi var?

Mentor yalnız bu dersin metnine dayanarak cevap verir. Metinde geçmeyen bir şey sorarsan uydurmaz, geçmediğini söyler.